Ermişin BahçesiHalil Cibran

·
Okunma
·
Beğeni
·
2.927
Gösterim
Adı:
Ermişin Bahçesi
Baskı tarihi:
Kasım 2016
Sayfa sayısı:
56
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053328926
Orijinal adı:
Le Jardin du Prophéte
Çeviri:
Kenan Sarıalioğlu
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İş Bankası Kültür Yayınları
Baskılar:
Ermişin Bahçesi
Ermişin Bahçesi
Altmışlı ve yetmişli yıllarda Batı Avrupa ve ABD gençliği arasında en yaygın okunan ve tartışılan yazarlardan biridir. Halil Cibran ve 1974'de "Ermiş"in, Aytunç Altındal tarafından Türkçe'ye kazandırılmasıyla ülkemizde de tanınmaya başladı ve ilgi gördü. Yaşadığı günlerde kitaplara egemenlerce, tehlikeli, ihtilalci ve gençliği zehirleyici bulunarak meydanlarda yakılmış, kendisi de Maonit Katolik Kilisesi'nce afaroz edilmiştir. Fakat Cibran, inançlarından ödün vermez ve şöyle der: 

"Bunlar ve diğer öğretilenlerden söz edişim nedeniyledir ki cezaya çarptırılıp, sürgüne gönderildim ve kilise tarafından afaroz edildim... Geçirdiğim yıllarda hiçbir pişmanlığa kapılmış değilim. Gerçeği arayıp da acı çekmeye mahkumdur." 
Ermiş'in Bahçesi, Cibran'ın ölümünden sonra yayımlanmıştır. Ermiş'in devamı sayılıyor. Bilge, "Ermiş"te Orphalese kentinden bindiği gemiden, yolculuğunu tamamlayarak bu kitapta iner. 
(Tanıtım Bülteninden)

Cibran'ın en sevilen yapıtı Ermiş'in devamı olan Ermişin Bahçesi, yazarın ölümünden sonra, 1933'te yayımlandı. Ermiş'in sonunda on iki yılını geçirdiği Orphalese kentinden ayrılarak denize açılan El Mustafa, doğduğu adaya, annesiyle babasının ebedi uykularına daldıkları bahçeye döner. Uzun bir aradan sonra müritleriyle yeniden bir araya gelmiştir. Onlara ayrılıktan, yalnızlıktan, zamandan, insanla insanı, insanla doğayı birleştiren bağlardan söz eder. Sözlerinde mutlu ve aydınlık bir hayatın sırları gizlidir yine.
Antalya'dan Denizli'ye doğru yolumuz düştü bir gün. Yolda biraz da oyalanıp uzattıkça uzattık yolu. Karnımız da acıktı haliyle, varmış olmamız gereken saatte hâlâ yoldayız sonuçta. Birkaç restoranvari yerde durakladık fakat kamyonlardan girilecek gibi değil. Nasıl yapsak diye düşünürken yol kenarında durmuş eliyle durun işareti yapan bir adam gördük. Hemen durduk, bakalım derdi neymiş diye. Meğer hayır yemeği veriyorlarmış da bizi de yemeğe çağırmak içinmiş o çırpınmalar. Yediğimiz yemeğin lezzetini siz düşünün artık. Adam o kadar işaret ettiği halde duranların sayısı öyle azdı ki. Durmayanlara nasıl da kızdığını hatırlıyorum yemek sahibinin. Yardım isteyen biri olduğunu düşünüp durunca biz, resmen iyilik bahçesi ile karşılaşmıştık. Durmayanlar yardım etmekten mi korkuyordu, bilmem.

Nedendir bilmem, Ermişin Bahçesi bu anımı aklıma getirdi. İnsanın özüne dair öyle güzel dokundurmaları var ki, insan durup özünü düşünmeden edemiyor doğrusu. Nerede yanlış yapıyoruz dedirtiyor insana. Ermiş kadar değil belki ama Ermişin Bahçesi de ziyaret edilebilecek ne güzel bir bahçe. Iyilik ve güzellik çok uzakta değil. Bazen dünya koşuşturması içinde unutuveriyoruz. Kendi derdimize dalıp yol kenarında yardım bekleyenleri es geçiyoruz. Oysa iyilik yapmak, bir başkasına nazik olmak kendi sorunlarının da başlıca çözümü. Yol kenarlarından gözümüzü ayırmayalım dostlar. Kim bilir belki bir gün El Mustafa'nın bahçesine denk geliveririz. Öyle ya, hayat bu.
On iki yıl boyunca kaldığı Orphalese şehrinden ayrılarak ve doğduğu yere dönen El Mustafa, bu defa özlendiği yerde, kendi topraklarında insanları aydınlatmaya devam ediyor.
http://www.bumesele.com/...ahcesi-halil-cibran/
Kitabın Ermişi El Mustafa'nın 12 yıllık memleketinden ayrı kalması sonrası anne ve babasının mezarlarının bulunduğu bahçesine dönüşü ve etrafına toplanan müridleriyle yaşantısını anlatıyor. Müridleri soruyor, o şahane bilge sözleriyle cevaplıyor El Mustafa. Kitapta o kadar özlü ve derinlemesine etkileyen cümleler var ki tekrar tekrar okunması gereklidir diye düşünüyorum. Herkese iyi okumalar.
Doğup büyüdüğü yerden ayrılan bilgemiz 12 yıl sonunda memleketine geri dönüyor. Ermiş'teki veda öğütleri çok güzeldi o yüzden büyük merak ve heyecanla aldım bu kitabı. Onun kadar hayatın her alanına değinmese de yine güzel şeyler kattı bana. Özellikle sıkıntılı anlarla başa çıkabilme konusundaki düşünceleri çoğu kişiye farklı bir bakış açısı kazandıracaktır bence. Herkese öneriyorum.
Ermiş kitabının devamı niteliğinde yazılan Ermiş'in Bahçesi Ermiş kadar etkileyici değildi ya da ben onda aradığım hemen her şeyi bulduğum için bu kitaba burun kıvırdım.

El Mustafa'nın bu kitapta cevapladığı sorular ve verdiği öğütler -benim için-diğer kitaptaki kadar hayati değildi yine de okunmasını tavsiye edebileceğim zaman almayıp hemencecik okunabilecek bir kitap.

Keyifli okumalar. :)
Halil cibran- Ermiş kitabının devamı niteliğindedir. El Mustafa ilk kitapta doğduğu yerden ayrılır bu kitapta ise 12 yıl sonra geri, annesinin babasının gömülü olduğu bahçeye döner. Orada 9 müridi ile sohbet halinde soyut - somut konulardan konuşur. Kısa bir kitap zaman almıyor ama Ermiş kadar sevdiğim söylenemez.
Oldukça derin bir anlatıma sahip. Okuyacaksanız şayet kesinlikle kafanızın dingin olmasını tavsiye ederim. Zira bu denli bir 'öz' ile yakın zamanda karşılaşmamıştım. El Mustafa siz oluyorsunuz bazen, yine de çoğunlukla ulaşmak istediğiniz ütopik kişilik oluyor. Kitap elimdeyken bir yandan kendimle çekişiyor bir yandan da hesap soruyordum kendime. Ütopyama ulaşabilmek ve ütopyalarınıza ulaşabilmeniz dileklerimle... Okuyun, okutun!
Yine belirteyim ben İndigo yayınevinden okudum dilini beğendiğim için bir çok yayına baktım fakat bu daha çok çekti. Ermişin bahçesi açıkcası ermiş kadar akıcı gelmedi bana sevmedim diyemem fakat okurken eksik hissettim kendimi tamamlanmamış cümle gibi. Yine de okumaya değerdi tabii. “Tanrı hakkında çık sık şarkı söylüyorsunuz, lakin gerçekte o şarkıyı duymuyorsunuz.”
Ermiş kadar olmasa da yine derin tespit ve huzur veren cümlelerle dolu bir başka Halil Cibran kitabı. Ermiş'in devamı niteliğinde. El Mustafa'nın tılsımlı cümlelerine sessiz kalmak mümkün değil...

Keyifli Okumalar
Ermişi okurken ki tattığım lezzet ne yazık ki bunda yoktu.. Pek sevdim diyemem orta hallice.. O yüzden yorum olarak ne yazsam onu bile bilemedim açıkçası..
Ermiş kitabının devamı ama yalnız bi kıyaslama yapilmamali beklenti olmadan okunmalı yok ilk kitabı daha iyi gibi düşünülmeden bu kitapta kendinizi ve çevrenizi yeniden farketmeniz, yeni yorumlara ve bakış açılarına kavuşmanız bilerek okumanızı isterim. Benlik kavramından çıkarak biz olmayı kâinatın tümünün canlı birer varlık olduğunu hatırlatan bir kitap özellikle kitabın içerisindeki şu söz Günümüzde birbirimizi hatta aile içerisi şiddetti, eşler arasındaki şiddetti ilaç olabilir. "Denizcilerim, dostlarım, anlayamadığımız Tanrı'dan daha az söz etmeniz anlayabileceğimiz birbirimizden daha çok söz etmemiz daha akıllıca olurdu."
Ermiş kitabının devamı olan Ermişin Bahçesi'ni Ermiş'i beğendiğim kadar beğenmedim.Ermiş'i okurken aldığım lezzet malesef bu kitapta yoktu.Okumayı arzu ediyorsanız öncelikle Ermiş'i sonrasında bu kitabı okumanızı tavsiye ederim.Hepimize keyifli okumalar dilerim.
Eğer çirkinlik diye bir şey varsa, o da, gözlerimizdeki önyargılı ölçekler ve kulaklarımız tıkayan balmumunun ta kendisidir.
Çoğu zaman, biz Hayatı acılı adlarla nitelendiririz, ama yalnızca biz kendimiz acılı ve karamsar olduğumuzda yaparız bunu. Boş ve yararsız gelir bize Hayat, ama yalnızca ruhumuz yıkıntılar arasında başıboş dolaşıp durduğunda ve kalbimiz benliğimize karşı aşırı bir ilgiden sarhoş olduğunda.
Havarilerden biri dedi ki: ’‘Ben yalnızım, Efendim. Ve saatlerin darbeleri göğsümde ağır bir şekilde duyuluyor."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Ermişin Bahçesi
Baskı tarihi:
Kasım 2016
Sayfa sayısı:
56
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053328926
Orijinal adı:
Le Jardin du Prophéte
Çeviri:
Kenan Sarıalioğlu
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İş Bankası Kültür Yayınları
Baskılar:
Ermişin Bahçesi
Ermişin Bahçesi
Altmışlı ve yetmişli yıllarda Batı Avrupa ve ABD gençliği arasında en yaygın okunan ve tartışılan yazarlardan biridir. Halil Cibran ve 1974'de "Ermiş"in, Aytunç Altındal tarafından Türkçe'ye kazandırılmasıyla ülkemizde de tanınmaya başladı ve ilgi gördü. Yaşadığı günlerde kitaplara egemenlerce, tehlikeli, ihtilalci ve gençliği zehirleyici bulunarak meydanlarda yakılmış, kendisi de Maonit Katolik Kilisesi'nce afaroz edilmiştir. Fakat Cibran, inançlarından ödün vermez ve şöyle der: 

"Bunlar ve diğer öğretilenlerden söz edişim nedeniyledir ki cezaya çarptırılıp, sürgüne gönderildim ve kilise tarafından afaroz edildim... Geçirdiğim yıllarda hiçbir pişmanlığa kapılmış değilim. Gerçeği arayıp da acı çekmeye mahkumdur." 
Ermiş'in Bahçesi, Cibran'ın ölümünden sonra yayımlanmıştır. Ermiş'in devamı sayılıyor. Bilge, "Ermiş"te Orphalese kentinden bindiği gemiden, yolculuğunu tamamlayarak bu kitapta iner. 
(Tanıtım Bülteninden)

Cibran'ın en sevilen yapıtı Ermiş'in devamı olan Ermişin Bahçesi, yazarın ölümünden sonra, 1933'te yayımlandı. Ermiş'in sonunda on iki yılını geçirdiği Orphalese kentinden ayrılarak denize açılan El Mustafa, doğduğu adaya, annesiyle babasının ebedi uykularına daldıkları bahçeye döner. Uzun bir aradan sonra müritleriyle yeniden bir araya gelmiştir. Onlara ayrılıktan, yalnızlıktan, zamandan, insanla insanı, insanla doğayı birleştiren bağlardan söz eder. Sözlerinde mutlu ve aydınlık bir hayatın sırları gizlidir yine.

Kitabı okuyanlar 498 okur

  • Kübra Taşdelen
  • nevriye duran
  • Süm
  • Aleyna
  • fatma dinçer
  • Selin Uysal
  • Yusuf ELİK
  • La sagrada familia
  • Dilara Kenan
  • Filiz Gül

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%5.1
14-17 Yaş
%7.4
18-24 Yaş
%31.8
25-34 Yaş
%30.1
35-44 Yaş
%18.8
45-54 Yaş
%5.7
55-64 Yaş
%1.1
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%70.2
Erkek
%29.8

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%15.5 (32)
9
%15 (31)
8
%25.1 (52)
7
%21.7 (45)
6
%14 (29)
5
%4.3 (9)
4
%1.9 (4)
3
%1.4 (3)
2
%0.5 (1)
1
%0

Kitabın sıralamaları