İngilizce MS beşinci yüzyılda ortaya çıkmasına rağmen bugün Dünya dili, Fransızca MS dokuzuncu yüzyılda ortaya çıkmasına rağmen bugün hemen hemen Dünya dili. Yaklaşık sekiz bin yıllık geçmişe sahip olan Türkçe ise maalesef Dünya dili olma ölçütlerinden çok uzakta. Bunun sorumlusu ise Türkçe değil, Türkçenin sahibi olan Türkler.
Türklerin İslamiyet’e geçmesi ile birlikte Türkçenin geri plana atılması o günlerden günümüze kadar uzanan stratejik bir hata olmuştur. Bugün Arapçanın ilk lügat sözlüğü olan Divanü’l Edep’i Ferab’da yetişen bir Türk olan İshak İbrahim yazmıştır. Ayrıca Tacü’l Luga ve Sıhahu’l Arabiyye adında Arapçanın beş ciltlik lügatını yazan Ferganeli Türk Hammad el Cevheri’dir. Türkler Arapçada o kadar ileriye gitti ki sözlük ve dil öğretme konusunda Araplardan bile usta oldular. Hatta Zemahşeri Ebu Kubeys Tepesi’nde “Ey Araplar geliniz, dilinizi Türklerden öğreniniz!” diye bağırıyordu. Kısacası Araplardan çok Arapçaya hâkim olan -bunu da maharet sayan- o dönemin aydınları vardı. Arapça ile Araplara çaka satıyorduk. Bu durum Türkçenin köylü dili, yavan dil vs. gibi uydurma sözlerle dışlanmasından kaynaklanmıştır. En kötüsü de Ebu Saidül Vaaz yazdığı Kenz’ül Menam adlı rüya tabirinde Arapça konuşmayı şerefe; Farsça konuşmayı devlet adamlarından akıl almaya; İbranice konuşmayı mala, zenginliğe; Türkçe konuşmayı ise kötü haber almaya, sıkıntıya düşmeye yorumluyordu. (Google’a rüyada Türkçe konuşmak yazarsanız, bu rüya tabiri çıkacak, denemesi size kalmış.) Amaç, insanları rüyasında bile Türkçeden soğutmak, Araplaştırmaktı.
Maalesef atalarımız Arap millîyetçiliğini İslam sanmış, Arap millîyetçiliğine çok eser bahşetmişlerdir. Dediğim gibi kendi dillerine acınası gözlerle bakıp Arapçaya hayranlık derecesinde sarılmış, Arapça ile Araplara çaka satmıştır.
20.