Yine bir Halil Cibran kitabı ile sizlerleyim birbiyle alakası olmayan tamamen bağımsız ve kopuk 7 hikayeden oluşuyor kitap.
1.Şeytan
2.Tarih ve Ulus
3.Yeni Hudutlar
4.Size İnanıyorum
5.Senin Lübnan'ın Başka Benimki Başka
6.Senin Fikrin ve Benimki
7. Ölüler Benim Halkım
Halil Cibran'ı tam olarak beğendim mi beğenmedim mi bilemiyorum. Deli kitabını okuduğumda çok beğenmiştim ama genel olarak okuduğum diğer kitapları ve buna Ermiş(en popüler kitabıdır) de dahil beğenemedim. Sanırım yazar bana hitap etmedi. Ama elimde bir kitabı daha var onu da okuduktan sonra bu yazarı okumanın pişmanlığını kamçılayıp tekrar yorumumu yazacağım. Ben beğenmedim ama belki size hitap eder. Çerezlik bir kitap okumak istiyorum diyorsanız eğer aradığınız yazar ve kitapları. Şimdiden iyi okumalar
İnsanlar Peder Samanı sprituel ve dini konularda liderleri gibi görüyorlardı. Çünkü kendisi bir uzmandı. Bağışlana bilir ve ölümcül günahlar konusunda derin bilgileri olan , cennet , cehennem ve arafın sırlarına vakıf biriydi.
***
Ben Şeytanım !
***
Zamanın başlanğıcının ilk saatinde insan oğlu güneşe baktı ve kolları açarak ilk defa gök yüzünün ardında çok ulu , sevgi dolu ve iyilik sever bir Tanrı var dedi. İnsan oğlu büyük ışık küresine arkasını döndü ve toprak üzerindeki gölgesini gördü ve yer yüzünün derinliklerinde kötülüğü seven karanlık bir iblis var dedi.
***
Lavisin nağılı
Lavis muzip şekilde onaylayarak : İnsan Tanrısının rüyalarımda bana ilettiği her şeyi uyandığımda size ileticem ve sadece onun dediklerini aktarıcağımdan emin ola bilirsiniz - dedi.
***
Bahtarın üsyanı
... o an Tanrıların tanrısı cennetin derinliklerindeki tahtından kalktı ve kılıcını çekti. Güneşi kendine kalkan olarak aldı ve sonsuzluğu her köşesiyle sallayan sesi ile bağırdı : Ey kötü isyancı ! Karanlığın ve acının var olduğu kasvetli dünyaya in ! Güneş küllerinde sönene ve yıldızlarda un ufak olana kadar orda sürgünde kalıcaksın !
O anda Bahtar üst dünyadan tüm kötü ruhların bulunduğu alt dünyaya indi. Ondan sonra da babasını ve kardeşlerini seven her ruhu tuzağa düşürücegine hayatının sırları üzerine yemin etti.
O zaman kötü Tanrının adı Bahtar mı?
Lavis cevap verdi : Adı üst dünyadayken Bahtardı ama alt dünyaya geldikde sırası ile şu isimleri aldı : Balzabl , Satanail , Balya , Zamiel , Ahriman , Mara , Abdon , İblis ve sonunda da meşhur olan Şeytan !
***
Neden Şeytan Tanrılardan nefret ettiği kadar İnsanlardan da nefret ediyor ki?
Lavis hemen cevap verdi : İnsanlardan kardeşlerinin soyundan olduğu için nefret ediyor.
***
Şeytanın nağılı
Edebiyatta birçok kez tanrı sorgulaması yapılmıştır, bazen de şeytan sorgulaması... Bu kitapsa insanın hangi tarafta olduğuna dair bir sorgulama metnidir. Bu tarz bir sorgulama metni olduğu halde taraf tutmaz ve hikaye merkezinden insanı düşürmez. İnsanın, henüz yapmamış olduğu ve yapacak olduğu hatalarına ve yanlışlarına sebep uydurma ve giydirme becersini okuyucuya sunar. Bunu yaparken de merkeze şeytanın söylediklerini koyar ki okuyucu okuduklarının yalan mı yoksa gerçek mi olduğunu bilemesin. Hatta ve hatta, okur şeytan karakterinin aslında şeytan olup olmadığını bilemesin ki bu da kitabın verdiği ana mesajın ta kendisidir.
Bu kitabın bende bıraktığı mesaj ise kendimizi sorgulamadan önce bize bağlanan herhangi bir noktaya dair yaptığımız sorgulamaların, iki yüzlü ve mantık dışı olduğudur.
Halil Cibran harika bir yazar ve buna şimdiye dek okuduğum iki kitabıyla karar verdim.
Sahi gerçekten tüm kötülüklerin başı şeytan mı yoksa bizim işlediğimiz suçlarımızdan kurtulmamızın bahanesi mi şeytan Kim bilebilir ki ? Okuyunca bir alt üst oluyorsunuz. Sonra kendinizle yaka paça olurken yakalanıveriyorsunuz hakikate.
Var olun.
Hurafelere korkuyu ekleyip dinle harmanladıktan sonra aklını ve iradesini kullanmayı beceremeyen insanların, din adamı kılığındaki düzenbazlar tarafından maddi ve manevi olarak nasıl kullanıldıklarını bundan daha iyi anlatan bir hikaye okumamıştım.
Lübnanlı yazar Halil Cibran'ın Şeytan adlı eserinde, Peder Samaan köyden köye dolaşarak insanları Şeytan'dan korumak için dua etmekte, onları ruhani hastalıklarından korumaktadır. Bir sonbahar gecesi Peder Samaan yol kenarındaki hendekte bir çığlık duyar. Yaralı adam çaresizce yardım ister fakat Peder yardım etmekte kararsızdır, karşısındaki kişi Şeytan'ın ta kendisidir.
Güzel bir kitap ..
Yaşam bir denge ve zıtlıklar üzerine kurgulanmış güzel bir kitap ...İyinin varlığı- kötü ile doğrunun- yanlış üzerine varlığının değerli olduğunu anlamamıza katkı sunuyor...
Halil Cibran ile ilk tanışmam bu kitapla başlamış oldu ama devam edeceğine eminim. Bu kitapta özellikle 1. Bölümü çok sevdim. Din ve din adamlarına farklı bir bakış açısı getiriyor. Kendisi, Lübnanlı maruni ve maronit katolik kilisesinden aforoz edilmiş. Bu bilgiyi sonradan edinmeme rağmen kitabı okuduktan sonra kesin taşlanmıştır dedim. Aforoz edilmesine kendi yorumu ise şu şekilde:
" Gerçeği arayıp da onu insanlara açıklamaya çalışan herkes, acı çekmeye mahkumdur."
kitap da farklı bir görüş acısı var,bir papazın yolda şeytanı yaralı halde bulmadından bahsediyor, sonra şeytan papazdan yardım istiyor, gerisini kitaptan okuyun güzel fena bir kitap degil okuna bilir
Kitap 7 bölümden oluşuyor.
1.Şeytan
2.Tarih ve Ulus
3.Yeni Hudutlar
4.Size İnanıyorum
5.Senin Lübnan'ın Başka Benimki Başka
6.Senin Fikrin ve Benimki
7. Ölüler Benim Halkım
Konular arasinda baglanti yok.
Her bir bölüm ayri bir kafa.
Burdaki bölümler edebi açıdan deneme niteliği tasiyor. Öyle 8 puan etmez en fazla 4 puan.
Öyle okudum ufkum açıldı bu neymiş diyenlere inanmayın.1. Bölümde şeytan ile ilgili yazilan ve anlatılan hikaye şimdiye kadar O kadar fazla dünyaca ünlü yazarlar( Tolstoy vs.) tarafından (islam felsefecileri, alimler, Mevlana vs) tarafindan anlatıldı ve yazıldı ki sasarsiniz. Anlicaniz öyle ahım şahım bişey yok.
Sonuç olarak cok tavsiye etmem. Ancak okuyun her kitap bir bilgi katar.
Cibran, 1883 yılında Osmanlı İmparatorluğu kontrolündeki Cebel-i Lübnan Mutasarrıflığı'nda Maruni bir ailenin çocuğu olarak doğdu. Ailesi ve kardeşleriyle 1895'de ABD'ye göç etti. Annesi terzi olarak çalışırken Boston şehrinde bir okula başladı. Cibran'ın yaratıcılığını fark eden öğretmeni Cibran'ı fotoğrafçı ve yayıncı F. Holland Day'le tanıştırdı. Gibran, Beyrut'taki Collège de la Sagesse'e kaydolmak için on beş yaşında ailesi tarafından memleketine geri gönderildi.
1904'te, Cibran'ın çizimleri ilk kez Boston'daki Day's stüdyosunda sergilendi ve Arapça ilk kitabı 1905'te New York'ta yayımlandı. Cibran, yeni tanıştığı hayırsever Mary Haskell'in mali yardımıyla 1908'den 1910'a kadar Paris'te sanat okudu. Oradayken, Jön Türk Devrimi'nden sonra Osmanlı İmparatorluğu'nda isyanı destekleyen Suriyeli siyasi düşünürlerle tanıştı; Gibran'ın aynı fikirleri ve aynı zamanda antiklerikalizmi dile getiren bazı yazıları, sonunda Osmanlı yetkilileri tarafından yasaklanacaktı.
Eserleri ve düşünceleri dünya üzerinde geniş yankı uyandırdı. Şiirleri yirmiden fazla dile çevrilmiş olan Cibran aynı zamanda başarılı bir ressam idi. Resimlerinin bazıları günümüzde dünyanın birçok şehrinde sergilenmektedir.
Yaşamının yaklaşık son yirmi yılını ABD'de geçiren yazar, ölümüne kadar kaldığı bu ülkede eserlerini İngilizce yazmıştır.
Halil Cibran'ın en ünlü eserlerinden biri olan ve ilk kez 1923 yılında basılan Nebi adlı eseri, toplam 26 adet şiirden oluşan bir karma şiir denemeleri kitabıdır. El Mustafa adındaki bir kahinin 12 sene kaldığı Orphalese şehrinden ayrılıp evine gitmek üzereyken bir grup halk tarafından durdurulması ve ana kahraman ile halk arasında insanlık ve hayatın genel durumu hakkında geçen konuşmalar kitabın kendisini oluşturmaktadır. Cibran'ın bu kitapta El Mustafa isimli şahsa verdiği bu isimle peygamber Hz. Muhammed'i işaret ettiğini iddia edenler vardır. Fakat kitaptaki metinler çoğunlukla Matta'ya göre İncil'in 5. bölümünde yer alan İsa'nın Dağdaki Vaaz'ıyla içerik ve üslup açısından benzerlik ve paralellik gösterir. Yazarın İnsanoğlu İsa adlı kitabındaki çalışmalar da dikkate alınırsa El Mustafa'nın Meryemoğlu İsa Mesih olabileceği iddiaları daha da güç kazanmaktadır. Ermişin Bahçesi Halil Cibran'ın Ermiş kitabının devamı niteliğindedir. Türkçeye çevirisi R.Tanju Sirmen tarafından yapılmıştır. Yayın yılı 1999.