Gönderi

Kronolojik Kitap Potpurisi-2 (1 Yıllık Okumanın En Absürt Hikayesi-2)
#191045458 devamı... 2023 yılının ilk günlerinde Martıları Seven Adam ‘ı uyku tutmamış, yatağında dönüp duruyordu. Çünkü onu martılardan daha mutlu eden tek bir şey vardı, o da Fransız Teğmenin Kadını Patrice’ydı ve onu düşlerken gözüne uyku girmiyordu. Hava aydınlanırken Güzel Yazı Defteri ‘ni eline aldı. Sayfaları şöyle bir karıştırdı. Başlıklardan birisi dikkati çekmişti. Başlık, ‘ Nasıl Ölünür ‘ kırmızı kalemle ve büyük puntolar ile yazılmış ama aslında dikkatini çeken şey başlığın son iki harfinin küçük bir su damlasıyla dağılmasıydı. Dün gibi hatırlıyordu o başlığı atarken ağladığını. Kendini teskin edip gözünün önündeki kara bulutları dağıttı. Palto ‘sunu omuzlarına aldığı gibi yola koyuldu. Kapıdan adımını atmıştı ki karşısına Zacharius Usta çıktı. Yanından hızlıca geçerken usta arkasından ‘Hey! Martı Adam’ diye seslendi. Gerçek ismini mahallede hatırlayan yoktu. Tüm mahalle, onu Martı Adam diye çağırırdı. Martı Adam, ustanın seslenişini duymadı bile. Aklında sadece Fransız Teğmenin Kadını vardı. Buluşacakları restoranda bir an önce varmak istiyordu. Martı Adam restoranda girdiğinde Patrice eski yerlerinde onu bekliyordu. Patrice, solgun gözüküyordu. Yalnız Sıkıcı İnsanlar Kahvaltıda Parıldar . Neyse ki Patrice, o kadınlardan değildi. Karşısına geçip sessizce oturdu. Patrice Suçluyorum diye sayıklıyordu. Martı Adam ile göz göze gelince küçük de olsa tebessüm etti. Aklı hala o kızdaydı. Birden başını kaldırdı ve ‘ Ecce Homo ‘yu bilir misin? ‘ diye sordu. Martı Adam’ın yüzündeki şaşkınlıktan bilmediğini anlayınca açıklamaya koyuldu. ‘Ecce Homo (Latince: "İşte (bakın) İnsan") dövülmüş, bağlanmış ve dikenlerle taçlandırılmış İsa'yı öfkeli ve nefretli kalabalığa sunan Pontius Pilatus tarafından İsa'yı kastederek söylenmiş vurgulu cümledir. Geçen gün kent meydanında asılan Uysal Kız için de toplanan kalabalık buna benzer şeyler söylüyordu.’ dedi. Kızcağızın Yaz Düşleri Düş Kışları oldu. Onunla kısa da olsa konuştuğunu hatırlıyordu. Bir Kuzey Macerası ‘na çıkmayı planlıyordu. Ta ki Kara Keşiş onu gözüne kestirene kadar... Kara keşişi etrafına ahaliyi toplamış Benjamin Button'ın Tuhaf Hikayesi ‘ni anlatacaktı. Bu herkesin bildiği bir hikaye değildi. Olay Vişne Bahçesi ‘nde geçiyordu. Feniçka ‘nın uzun uğraşlar sonucunda açtığı Gurebahane-i Laklakan (düşkün leylek evi)‘nın bitişiğindeki bahçede. Bahçedeki vişneler kırmızıdan kızıla dönmeye başlamıştı. Temmuz ayı, vişnelerin olgunlaşma zamandır. Kara keşiş tam hikâyeye başlamıştı ki aylardan temmuz olasına rağmen Yaprak Fırtınası nın habercisi olan bulutlar şehrin ufuklarından gözükmeye başladı. Hikâyenin zamanı belirsiz olduğunda Kara Keşiş her zaman sözlerine Muallakta, Araf'ta ve Düşlerde diye başlardı. Muallakta, arafta ve düşlerde Benjamin, Yahuda İskariot ‘un saklandığı vişne bahçesine girmiş dediği anda Kasırga koptu. Yaprak fırtınasının öncüsü sandıkları bulutlar aslında kopacak kasırganın habercisiymiş. Kasırga, Büyülü Dağ ‘ın ardından kente hücum ettiği için ahali bu ihtimali hiç düşünmemişti. Yaprak fırtınası sanmışlardı. Hazırlıksız yakalandılar. Yakınlarda açık olan Hoşgör Köftecisi ‘ne sığındılar. Köfteci buna hazırlıklıydı. Kent konseyinin yıllar yıllar önce hazırladığı Toplum Sözleşmesi ‘nde bu açıkça belirtilmişti. Kent, Zeytindağı tarafından gelen yaprak fırtınalara her zaman hazırlıklıydılar. Çünkü kent konseyi sözleşmede bunu özellikle belirtmişti. Sözleşmedeki o madde ‘Bütün esnaflar, fırtına ve kasırgalara karşı hazırlıklı olacak ve dükkânına sığınan herkesin can güvenliğinden sorumlu olacaktır.’ şeklindeydi. Hikâyesi yarım kalan Kara Keşiş, kendisi gibi kara bulutları görünce içinden Şimdi Sevişme Vakti diye düşündü. Kendini birden köfteciden dışarıya attı. Köfteci, arkasından bağırsa da Kara Keşiş hiç oralı olmadı. Yolda kasırga iyice şiddetlendi. Kara keşiş kasırganın azgın rüzgârlarıyla adeta sevişiyordu. Dışarıdan gören onun dans ettiğini düşünürdü. O ise aklında yarım kalan hikâyesi, Bir Delinin Hatıra Defteri (Palto ve Burun Öyküleriyle) bir de Doktor Jekyll ve Bay Hyde’in Tuhaf Hikayesi ‘yle Kendine Ait Bir Oda ‘nın hayalini kuruyordu. Küçücük köftecide sıkışıp kalmak, hiç ona göre değildi. Kara keşiş köşeyi döndüğünde kentin en gözde arabasını görmüştü. Onu bu kadar kötü yapan şeylerden birisi de Araba Sevdası ydı. Kendini bildi bileli bir arabası olmamıştı. İçinde kalan bir arabaya sahip olamamanın hıncı, kötülük yapma dürtüsünü daha da alevlendirmişti. Kasırga ile sevda ateşi birleşince Kara Keşiş’i tamamen saran Küre şeklinde vişneçürüğü renginde hayali bir kalkan olduğunu düşledi. Vişneçürüğü, Kara Keşişin en sevdiği renkti. Araba sevdasının ateşiyle yanıp kavrulan Kara Keşiş’in başka renk sevmesi hayal bile edilemezdi. Kent meydanında De Profundis (derinliklerden)’den gelen Hz. Muhammed (sav) için Bülbülün Kırk Şarkısı duyulmaya başlandı. Bu vişneçürüğü küre Kızıl Elma - Oğulla Buluşma sını andırıyordu. Ecce Homo denecek bir İnsanoğlu İsa yani bir kurban lazımdı. Kent meydanında bir evsiz vardı. Adı Hamlet ‘ti. Kent meydanı, günün her saatinde mutlaka güneş görecek bir şekilde tasarlanmıştı. Hamlet, gün boyu gölgeyle yakalamaca oynardı. Güneş döndükçe o da gölgeden kaçardı. Fırtına her geldiğinde kurbanını almadan gitmezdi. Tüm ahali bu sefer ki kurbanın Hamlet olacağından emindi. Bu kararı veren her zaman Kara Keşiş’ti. Ahalinin aklına gelmeyen bir şey vardı. Kara Keşiş hiçbir zaman ahali ile aynı kişiyi seçmezdi. Bu seferki kurban, uysal bir kız olmalıydı. Kara Keşiş’in gözüne Camdaki Kız takıldı. Kasırganın ortasında sessizce Benim Hüzünlü Orospularım diye fısıldadı. Bir anda aklına güzel bir plan geldi. Neredesin Arkadaşım bunu tek başına yapamam mutlaka yanımda güvendiğim biri olmalı diye düşündü. Cahil bir topluluğu galeyana getirmenin en kolay yolu savunmasız bir kızı hafif meşreplikle hatta orospuluk yapmakla suçlamaktır. Putların Alacakaranlığı ya da Çekiçle Felsefe Yapmanın Yolları nı arayacağına planını devreye sok diye kendi kendine söylendi. Neyse ki kasırga fazla uzun sürmeden sonlandı. Kara Keşiş, Üç Kız Kardeş ten en uysal olanını seçti. Diğer ikisi çok aptal olduğu için onlarla uğraşmak boşuna zaman kaybıydı. Planın en önemli aktrisi ve ona kötülükler yapmasında yardımcı olan kişi Başkasının Karısı ydı. Bu kadın herkese her iftirayı atabilecek karakterdeydi. Bakışlarından şer akıyordu. Plan şöyleydi: Üç kız kardeş yakın zamanda Erzurum Yolculuğu ndan dönmüşlerdi. Kent Konseyi, kent halkını dışarıdan gelebilecek bulaşıcı hastalıklardan korumak için kent dışına çıkan kişiler döndüklerinde karantinaya alınıyordu. Şehrin hemen dışına kurulan bir handa karantina sürelerini tamamlıyorlardı. Üç kız kardeş bu handa bir aya yakın kalmışlardı. Ayrıca han, savaşta tutsak edilen yüksek rütbeli komutanlar ve devlet erkânı gibi Esirler için toplama kampıydı. İsmi esir kampı olsa da önemli kişilerin bütün konforu düşünülmüş. Şair Evlenmesi adı altında parayla kadınlarla birlikte bile olabiliyorlardı. Uysal Kız ve diğer İki Hödüğün Seyahati bitip de handa karantina girince Uysal Kız esir düşen devlet erkânı ile birlikte olduğu dedikodusu yayılacaktı. Böyle bir komplonun Uğur Mumcu nun suikastını bile gölgede bırakacağını düşüyordu. Uysal Kız, https://1000kitap.com/kitap/kirmizi-bisiklet--345329 ine binip şehir merkezinde dolaşmaya çıkmıştı. Başkasının Karısı, Uysal Kızı görünce içindeki bütün şerleri akıtıp bağırmaya başladı. ‘ Denizler Altında 20.000 Fersah gidip dönüşte de esirler kampındaki herkesle yatıp kent meydanında böyle nasıl rahat rahat gezebilirsin!’ diye durmadan tekrarlayarak bağırıyordu. Meyhanede Kadınlar bile bu bağırışları duymuşlardı. Birbirlerine dönüp bu sefer Kızılderili Masalları ndan değil sanırım. Çünkü Kara Keşiş, ne zaman doğal bir afet olsa özellikle de fırtına, doğanın kurban istediğini söyleyip binbir entrika ile birinin canını yakardı. Üç Yıl önceki fırtına da bunlardan biriydi. Kara Keşiş, Kızılderililerin doğa ile bütünleşmesini sürekli kullanır ve senaryolarını ona göre tasarlardı. Kara Keşiş, bu senaryoyu içinde Dede Korkut Hikayeleri nin bile bulunmadığı Doktor Moreau’nun Adası ndaki Gece Yarısı Kütüphanesi nde adanın yerel şairinin Bütün Şiirleri nin bulunduğu rafı karıştırırken bulduğu eski bir kitapta okumuştu. Adadaki bütün çocuklar bu kütüphaneyi nedense çok seviyorlardı. O gün de kütüphane kafa kafaya vermiş yüzlerce çocukla doluydu. Kendi çocukluğu aklına geldi. Kara Keşiş’ten başka kentteki kütüphanenin yerini bilen bir tane bile çocuk yoktu. Şimdiki Çocuklar Harika diye düşündü. Bu sinirlenmesine yetecek bir sebepti. İyi olan hiçbir şeyi sevemiyordu. Eski kitaptaki hikâyeyi okuyup kütüphaneden çıkmıştı. Tabii çıkmadan önce kütüphane binasını taşıyan ana kolonuna Bomba yerleştirmeyi unutmamıştı. Bombanın ekranı 00.00 gösterdiğinde önce adadan gökyüzüne Altın Işık lar saçılmış sonrasında kulakları sağır eden patlama sesi duyulmuştu. Fakat Kara Keşiş, Efruz Bey in kaptanlığında gri bir gemiyle adadan uzaklaşırken ne arkasına bakmış ne de kulaklarını tıkamıştı. Meyhanedeki kadınlar, Kadın Pençesi adını taktıkları Yüksek Ökçeler i olan ayakkabılarıyla kent meydanına ağır aksak yürüyerek varmışlar. Meydana geldiklerinde Uysal Kızı gören kadınların ağzı açık kalmıştı. Göktürk Kitabeleri ni yazan Yollug Tigin, Uysal Kız’ı görseydi bütün işini gücünü bırakıp sadece Uysal Kızı betimlerdi. Çünkü bu kız, Babil Prensesi olan Gülnihal ‘den bile güzeldi. Kara Keşiş, tüm kent ahalisine kendi gibi iyi olan her şeyden nefret etmeyi aşılamıştı. Aslında Uysal Kız’ın güzelliği ahaliye onu öldürmek için geçerli bir sebep veriyordu. Bir de üstüne orospuluk yaftası da eklenince ahalinin ekmeğine yağ sürülmüş oldu. Kızı daha ne olduğunu anlamasına fırsat vermeden orada asıvermişlerdi. Uysal Kız’ın güzelliği Değirmen taşında öğütülmüş buğday tanesi gibi birden yok oluvermişti. Kızın güzelliği artık Bir Alkoliğin Anıları gibi belli belirsiz akıllarda kalmıştı. Patrice, kan çanağına dönmüş gözleriyle Martı Adam’a baktı. Duyulur duyulmaz bir sesle ‘Uysal Kız çok Candide biriydi’ dedi . Martı Adam tekrar anlamaz gözlerle bakınca ‘Candide farsça temiz yürekli demektir’ diye açıklama ihtiyacı hisseti. Martı Adam’ın Kızıl Elma gibi yanaklarından gözyaşları süzülüyordu. Martı Adam başı yerde ‘Ama benim Kalbimin Suçu ne ki? Bu cahil ahali İrade Terbiyesi ni tamamlayamamış. Böyle Ezbere Yaşayanlar - Vazgeçemediğimiz Alışkanlıklarımızın Kökenleri ni araştırmayanlar yüzünden beni suçluyorsun’ dedi. Patrice’nın gözlerinden alevler çıkıyordu. Sesini yükselterek ve meydanda dolaşan ahaliyi göstererek ‘ Böyle eğitimsiz Babalar ve Oğullar (Cep Boy) yüzünden bir kadın asıldı burada! anlamıyor musun? Ayrıca Senin Cahilliğin Benim Yaşamımı Etkiliyor bunu da unutma!’ diye bağırdı. ‘Şimdi söyle bana Var mısın? ? Uysal Kız’ı asanları engellemeye çalışan Sakıncalı Piyade yi bulup onunla birlik olalım. Sonra da her birimiz bu yolunu kaybetmiş cahil halka yol gösteren birer Deniz Feneri olalım.’ diye ekledi. Martı Adam inançsız bir şekilde ‘Olur’ dedi. Başını hafifçe kaldırıp yaramazlık yapan suçlu bir çocuk gibi Patrice’ye bakarak ‘Kara Keşiş olmasa cahil halk, dalgalı bir deniz değil Gölet bile olamaz. Yönetmesi de baş etmesi de çok kolay olur.’ dediği anda Patrice çantasını aldığı gibi uzaklaştı Martı Adam’ın yanından…
Edebiyat
··
18 +1'leme
·
44,9bin Gösterim
19 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Hocam her sene daha iyi oluyor bu hikayeler 😍 👏🏻👏🏻 yine dolu dolu bir okuma listesi 🌸 Keyifli okumalar diliyorum yeni yılda da ✨
YT
Gönderi Sahibi
Çok teşekkür ederimmm😊😊
Gerçekten çok güzel bir anlatımınız var tam anlamıyla bir sürü roman karakterini ve kitapları bir yazıda buluşturmuşsunuz, hayranlıkla okudum umarım seneye daha çok kitap okuyup ve daha çok hikaye yazma fırsatı bulusunuz .Ve bundan daha uzun olması dileği ile
YT
Gönderi Sahibi
Çok teşekkür ederim 😊 çok incesiniz 😊 umarım bu fırsatı bulabilirim 😊😊
Çok hoş olmuş 👏🏻
YT
Gönderi Sahibi
Çok teşekkür ederimm😊
Emeğinize sağlık çok güzel bir çalışma
YT
Gönderi Sahibi
Teşekkür ederim 😊😊
Tebrikler:) Keyifli okumalarınız olsun.
YT
Gönderi Sahibi
Teşekkür ederim 😊
Reklam
Yaptıkları karşısında Keşiş bile şaşkın😅 Ellerine sağlık 🫡😆
YT
Gönderi Sahibi
Mary mallon şşştt çaktırma 🤫