Kitabı okurken Halil Cibran eline mikrofonu almış miladi takvimin başına gitmiş Hz. İsa hakkında sokak röportajı yapmaya başlamış gibi hissettim.
Kimisi kendisiyle kimisi annesi ve babasıyla kimisi de kaynıyla Hz. İsa arasında yaşanan olayları ortaya dökmüş. Kızanlar- sevenler, öldürmek isteyenler- uğruna ölmek isteyenler, yüzünü görmekten tiksinenden- yüzündeki bir tek kirpiğe bile hayran olanına kadar hepsi bu kitapta mevcut. Bir ara kitaptan 'cebindeki telefonu çıkar' diye bağıran dayılar çıkacak diye korkmadım değil. Allah'tan o zamanlar telefon icat edilmediği için derin bir nefes alabildim.
Yatırım tavsiyesidir.
Bu kitabı Nevzat Tarhan‘ın Mesnevi Terapi kitabı ile benzer zamanlarda okudum. İkisi de dini konulara değindiği halde diğerine kıyasla bu kitabın çok sığ ve yavan kaldığını fark ettim. Kitap genelde kısa bölümlerden oluşuyor ve her bölümde farklı kişiler Hazreti İsa hakkında olumlu ya da olumsuz fikirlerini, anılarını (ilk gördükleri ya da şahit oldukları,duydukları hallerini) anlatıyor. Bazısı göklere çıkarmış bazısı şeytanla eşleştirmiş, kimi Tanrı demiş kimi insan.
Kitabı çöpün kenarından ıslak bir şekilde buldum. Temizleyip, kurutup okumak istedim. Alıntılar yapıyor olsamda yazarın dilini anlamak bana zor geldi. Kitabı çöpten kurtarıp, okuyup ve sonrasında kütüphaneye bağışlamanın güzel hisler hissettirdiğini itiraf edebilirim.
İnsanoğlu İsaHalil Cibran
Hz. İsa'yı onu tanıyanların ağzında kısa kısa bölümler halinde anlatmış. Seveni de var, düşmanı da, onu bir sahtekar olarak gören de var, kurtarıcı olarak da. Farklı ama bir o kadar da bilgilendirici bir kitap. Doğumundan, ölümüne kadar ve ölüm anıyla sonrası da anlatılmış kitapta.
"110 sayfalık kitabı;bir günde bitirecekken günlerce bitmemesi için yavaş yavaş okuyup,sayfaları tekrarlıyorsanız muhtemelen yazar Halil Cibran'dır:)"
Okuyun,okutturun:)
Okurken, sayfalar ilerledikçe beni hayrete düşürmüştü Halil Cibran, çünkü bambaşka insanların ağzından, farklı farklı görüşlerin nasıl ustaca, bilgece ve inandırıcı bir şekilde çıktığını görüyorsunuz ve bu kadar farklı bakış açılarını barındırmasına şaşırabiliyorsunuz. Üstelik Cibranın diğer bir çok kitabında olduğu gibi, kısa, öz ve düşündürücü cümlelerle, sıkıcı olmaktan çok uzak, her çeşit insanı kucaklayan üslupla yazılmış; okunması, tavsiye edilmesi gereken bir kitap...
Celileli Nasıralı İsa peygamberin döneminde yaşayan onu gören insanların anıları ile yazılmış bir kitap Halil cibran yine kelimeri kalıpların dışına çıkararak kitaba daha büyük bir estetik güzellik katmış. Biraz hepimiz İsa'nın günahını çekiyoruz aslında ve bu İsa Mesih yeryüzüne dönene kadar devam edecek gibi.
Halil Cibran
Yazım tarzı ve anlatım şekliyle oldukça etkileyici bir eserdi. Roman desem değil, hikaye desem değil, farklı bir konuşma ve anlatma tarzı var Halil Cibran’ın ve bu tarz da okudukça etkiliyor beni.
Hz. İsa ve onun dönemiyle alakalı, çok farklı bir anlatım dilinde yazılmış kitap. Yani nasıl anlatsam bilemiyorum ama roman gibi değil bu yazım türü daha başka. İlahi falan diyip dinden de çıkmak istemiyorum tabi ama acayip farklı işte.
İsa’nın ailesi, dostları, düşmanları yani herkesin bir sözü var bu kitapta, bunu görüyoruz. Tabi yine felsefik birçok düşünce de mevcut ve okudukça gene alıntı eklememek adına çabalarım oldu.
Hepimize iyi okumalar dilerim..
Güzel bir kitap daha. Halil Cibran bizi bu sefer de yaratılışımız ve özümüz üzerine düşünmeye davet ediyor. Ruhumuza sesleniyor. İyi okumalar. Varolun.
Halil Cibran, Hz. İsa'yı bir insan olarak, çevresindeki insanların gözüyle anlatıyor. Tabiki Cibran'ın şiirsel anlatımı ve felsefi yorumuyla okuyoruz kitabı ve bu durum okumaktan daha fazla keyif almamızı sağlıyor.
Halil Cibran'a sadece yazar demek bence büyük bir haksızlık olur. Şair, yazar, ressam, düşünür... Her kitabında sahip olduğu yetenekleri okurun önüne sermeyi başarıyor. Bu yüzden sadece bu kitabını değil bütün kitaplarını okumanızı tavsiye ederim.
Cibran, 1883 yılında Osmanlı İmparatorluğu kontrolündeki Cebel-i Lübnan Mutasarrıflığı'nda Maruni bir ailenin çocuğu olarak doğdu. Ailesi ve kardeşleriyle 1895'de ABD'ye göç etti. Annesi terzi olarak çalışırken Boston şehrinde bir okula başladı. Cibran'ın yaratıcılığını fark eden öğretmeni Cibran'ı fotoğrafçı ve yayıncı F. Holland Day'le tanıştırdı. Gibran, Beyrut'taki Collège de la Sagesse'e kaydolmak için on beş yaşında ailesi tarafından memleketine geri gönderildi.
1904'te, Cibran'ın çizimleri ilk kez Boston'daki Day's stüdyosunda sergilendi ve Arapça ilk kitabı 1905'te New York'ta yayımlandı. Cibran, yeni tanıştığı hayırsever Mary Haskell'in mali yardımıyla 1908'den 1910'a kadar Paris'te sanat okudu. Oradayken, Jön Türk Devrimi'nden sonra Osmanlı İmparatorluğu'nda isyanı destekleyen Suriyeli siyasi düşünürlerle tanıştı; Gibran'ın aynı fikirleri ve aynı zamanda antiklerikalizmi dile getiren bazı yazıları, sonunda Osmanlı yetkilileri tarafından yasaklanacaktı.
Eserleri ve düşünceleri dünya üzerinde geniş yankı uyandırdı. Şiirleri yirmiden fazla dile çevrilmiş olan Cibran aynı zamanda başarılı bir ressam idi. Resimlerinin bazıları günümüzde dünyanın birçok şehrinde sergilenmektedir.
Yaşamının yaklaşık son yirmi yılını ABD'de geçiren yazar, ölümüne kadar kaldığı bu ülkede eserlerini İngilizce yazmıştır.
Halil Cibran'ın en ünlü eserlerinden biri olan ve ilk kez 1923 yılında basılan Nebi adlı eseri, toplam 26 adet şiirden oluşan bir karma şiir denemeleri kitabıdır. El Mustafa adındaki bir kahinin 12 sene kaldığı Orphalese şehrinden ayrılıp evine gitmek üzereyken bir grup halk tarafından durdurulması ve ana kahraman ile halk arasında insanlık ve hayatın genel durumu hakkında geçen konuşmalar kitabın kendisini oluşturmaktadır. Cibran'ın bu kitapta El Mustafa isimli şahsa verdiği bu isimle peygamber Hz. Muhammed'i işaret ettiğini iddia edenler vardır. Fakat kitaptaki metinler çoğunlukla Matta'ya göre İncil'in 5. bölümünde yer alan İsa'nın Dağdaki Vaaz'ıyla içerik ve üslup açısından benzerlik ve paralellik gösterir. Yazarın İnsanoğlu İsa adlı kitabındaki çalışmalar da dikkate alınırsa El Mustafa'nın Meryemoğlu İsa Mesih olabileceği iddiaları daha da güç kazanmaktadır. Ermişin Bahçesi Halil Cibran'ın Ermiş kitabının devamı niteliğindedir. Türkçeye çevirisi R.Tanju Sirmen tarafından yapılmıştır. Yayın yılı 1999.