Yazım tarzı ve anlatım şekliyle oldukça etkileyici bir eserdi. Roman desem değil, hikaye desem değil, farklı bir konuşma ve anlatma tarzı var Halil Cibran’ın ve bu tarz da okudukça etkiliyor beni.
Hz. İsa ve onun dönemiyle alakalı, çok farklı bir anlatım dilinde yazılmış kitap. Yani nasıl anlatsam bilemiyorum ama roman gibi değil bu yazım türü daha başka. İlahi falan diyip dinden de çıkmak istemiyorum tabi ama acayip farklı işte.
İsa’nın ailesi, dostları, düşmanları yani herkesin bir sözü var bu kitapta, bunu görüyoruz. Tabi yine felsefik birçok düşünce de mevcut ve okudukça gene alıntı eklememek adına çabalarım oldu.
Hepimize iyi okumalar dilerim..
Halil Cibran, Hz. İsa'yı bir insan olarak, çevresindeki insanların gözüyle anlatıyor. Tabiki Cibran'ın şiirsel anlatımı ve felsefi yorumuyla okuyoruz kitabı ve bu durum okumaktan daha fazla keyif almamızı sağlıyor.
Halil Cibran'a sadece yazar demek bence büyük bir haksızlık olur. Şair, yazar, ressam, düşünür... Her kitabında sahip olduğu yetenekleri okurun önüne sermeyi başarıyor. Bu yüzden sadece bu kitabını değil bütün kitaplarını okumanızı tavsiye ederim.
Hz. İsa'yı çevresindeki insanların gözüyle anlatan bir kitap. Bazen ondan nefret eden bir adam çıkıyor karşımıza bazen onunla aynı yolda yürüyen bir yoldaş, bazen bir anne şevkati beliriyor satırlarda bazen ihanetin vermiş olduğu pişmanlık... Kısacası 208 sayfada bir çok duyguyu yaşatıyor kitap okuyucuya.Belkide en önemlisi bütün peygamberin ortak noktasını farkediyorsunuz.
Halil Cibran'dan okuduğum ilk kitap oldu İnsanoğlu İsa. Eser, Hz İsa'nın doğumundan ölümüne kadar uzanıyor. Ailesinin, sevenlerinin, düşmanlarının dilinden Hz. İsa anlatılıyor. Erdemin, doğruluğun, bilgeliğin ifadesiydi diyebilirim bu eser için. Hz. İsa ile fahişe arasında geçen konuşma en etkilendiğim kısımdı, hep aklımda olacak. İlahi kitaplardaki üslupla yazılmış olması ve etkileyici, düşündürücü birçok cümle içermesi okuyucuyu içine çekiyor fakat yine de sürükleyiciliği yüksek bir eser değildi benim için. Sanırım Halil Cibran'dan ötürü beklentim yüksek olduğundan, biraz hayal kırıklığına uğradım. Genel olaraksa eminim çok şey katmıştır ve yaşarken hatırlatır kendini. Okumayı düşünenlere şimdiden keyifli okumalar diliyorum.
İsminden de tahmin edeceğiniz üzere İsa’dan ve onun etrafındakilerden bahsediyor. Herhalde yazarın en ele avuca gelir hikâyesi bu. Yalnız dinsiz bir Tanrı anlayışını savunan birisine göre çok fazla Hristiyan öge işliyor gibi geldi. ^^
Halil Cibran a ait ilk okuduğum eser oldu. Elif Şafak ın Şehrin Aynaları adlı kitabında birkaç kez denk geldiğim alıntılarından merak ederek okumak istedim. İsa’nın doğumundan ölümüne dek onunla karşılaşmış dostundan düşmanına, hırsızından hayat kadınına kadar birçok insanın anlatıları yer alıyor. Tabi bunların hepsi övgüler üzerine değil; kitapta onu sevmeyenlerin,lanetleyenlerin, ihanet edip pişman olanların, onu çarmıha götürenlerin de anlattıklarını okuyoruz. İnsanoğlu İsa
Kitabı okurken Halil Cibran eline mikrofonu almış miladi takvimin başına gitmiş Hz. İsa hakkında sokak röportajı yapmaya başlamış gibi hissettim.
Kimisi kendisiyle kimisi annesi ve babasıyla kimisi de kaynıyla Hz. İsa arasında yaşanan olayları ortaya dökmüş. Kızanlar- sevenler, öldürmek isteyenler- uğruna ölmek isteyenler, yüzünü görmekten tiksinenden- yüzündeki bir tek kirpiğe bile hayran olanına kadar hepsi bu kitapta mevcut. Bir ara kitaptan 'cebindeki telefonu çıkar' diye bağıran dayılar çıkacak diye korkmadım değil. Allah'tan o zamanlar telefon icat edilmediği için derin bir nefes alabildim.
Yatırım tavsiyesidir.
Güzel bir kitap daha. Halil Cibran bizi bu sefer de yaratılışımız ve özümüz üzerine düşünmeye davet ediyor. Ruhumuza sesleniyor. İyi okumalar. Varolun.
Bu kitabı Nevzat Tarhan‘ın Mesnevi Terapi kitabı ile benzer zamanlarda okudum. İkisi de dini konulara değindiği halde diğerine kıyasla bu kitabın çok sığ ve yavan kaldığını fark ettim. Kitap genelde kısa bölümlerden oluşuyor ve her bölümde farklı kişiler Hazreti İsa hakkında olumlu ya da olumsuz fikirlerini, anılarını (ilk gördükleri ya da şahit oldukları,duydukları hallerini) anlatıyor. Bazısı göklere çıkarmış bazısı şeytanla eşleştirmiş, kimi Tanrı demiş kimi insan.
İsa’nın hayatında yer edinmiş önemli karakterlerin gözünden İsa..
Elbette İncil’in pek çok çevirisinden faydalanarak bu derlemeyi bizlere sunabildi.
Bir peygamber olarak pek sevilen pek karakterli pek eşsiz bir insan muhakkak ve okuduklarım Hz İsa da dahil tüm peygamberlerin yüce gönüllerine bir kez daha saygı duyulması gerektiği hatırlattı bana.
Bir Cuma günü öldüğüne inanıldığı için “kara cuma” derlermiş, biz Müslümanların mübarek cumasına hakaret olsun diye değil, bunu da öğrenmiş oldum.
Cibran, 1883 yılında Osmanlı İmparatorluğu kontrolündeki Cebel-i Lübnan Mutasarrıflığı'nda Maruni bir ailenin çocuğu olarak doğdu. Ailesi ve kardeşleriyle 1895'de ABD'ye göç etti. Annesi terzi olarak çalışırken Boston şehrinde bir okula başladı. Cibran'ın yaratıcılığını fark eden öğretmeni Cibran'ı fotoğrafçı ve yayıncı F. Holland Day'le tanıştırdı. Gibran, Beyrut'taki Collège de la Sagesse'e kaydolmak için on beş yaşında ailesi tarafından memleketine geri gönderildi.
1904'te, Cibran'ın çizimleri ilk kez Boston'daki Day's stüdyosunda sergilendi ve Arapça ilk kitabı 1905'te New York'ta yayımlandı. Cibran, yeni tanıştığı hayırsever Mary Haskell'in mali yardımıyla 1908'den 1910'a kadar Paris'te sanat okudu. Oradayken, Jön Türk Devrimi'nden sonra Osmanlı İmparatorluğu'nda isyanı destekleyen Suriyeli siyasi düşünürlerle tanıştı; Gibran'ın aynı fikirleri ve aynı zamanda antiklerikalizmi dile getiren bazı yazıları, sonunda Osmanlı yetkilileri tarafından yasaklanacaktı.
Eserleri ve düşünceleri dünya üzerinde geniş yankı uyandırdı. Şiirleri yirmiden fazla dile çevrilmiş olan Cibran aynı zamanda başarılı bir ressam idi. Resimlerinin bazıları günümüzde dünyanın birçok şehrinde sergilenmektedir.
Yaşamının yaklaşık son yirmi yılını ABD'de geçiren yazar, ölümüne kadar kaldığı bu ülkede eserlerini İngilizce yazmıştır.
Halil Cibran'ın en ünlü eserlerinden biri olan ve ilk kez 1923 yılında basılan Nebi adlı eseri, toplam 26 adet şiirden oluşan bir karma şiir denemeleri kitabıdır. El Mustafa adındaki bir kahinin 12 sene kaldığı Orphalese şehrinden ayrılıp evine gitmek üzereyken bir grup halk tarafından durdurulması ve ana kahraman ile halk arasında insanlık ve hayatın genel durumu hakkında geçen konuşmalar kitabın kendisini oluşturmaktadır. Cibran'ın bu kitapta El Mustafa isimli şahsa verdiği bu isimle peygamber Hz. Muhammed'i işaret ettiğini iddia edenler vardır. Fakat kitaptaki metinler çoğunlukla Matta'ya göre İncil'in 5. bölümünde yer alan İsa'nın Dağdaki Vaaz'ıyla içerik ve üslup açısından benzerlik ve paralellik gösterir. Yazarın İnsanoğlu İsa adlı kitabındaki çalışmalar da dikkate alınırsa El Mustafa'nın Meryemoğlu İsa Mesih olabileceği iddiaları daha da güç kazanmaktadır. Ermişin Bahçesi Halil Cibran'ın Ermiş kitabının devamı niteliğindedir. Türkçeye çevirisi R.Tanju Sirmen tarafından yapılmıştır. Yayın yılı 1999.