Sezgi'nin Kapak Resmi
Sezgi, bir alıntı ekledi.
10 Haz 15:53 · İnceledi

‘’Gel dertleşelim, diyordu; söylediğimi unut; kararım kati olduğu için çok bedbaht değilim. Turgut’un dahi bundan sonra çocukları doğacakmış; fakat benimkiler doğmuştur. Benim çocuklarım, yüzlerce, binlerce, milyonlarca…
Handan eliyle Anadolu tarafını işaret ediyor bana memleketi dolduran çocuklarını gösteriyordu. Küçük bir hüzün fakat büyük bir zaferle.’’

Leylak Mevsimi, Safiye ErolLeylak Mevsimi, Safiye Erol
Sezgi, bir alıntı ekledi.
10 Haz 15:53 · İnceledi

‘’Artık dinlen çok yoruldun, ey gönül! Bak mavi deniz nasıl yükseliyor, bak nemli topraktan yığın yığın kasımpatı fışkırmış ne güzel. İstersen biraz da coşkunluk yap, garib gönül, bende sana müsaade! Dedi ki:

Gelir mi bir hadi aguşa canan? İki ömrün olur mu ihtimali?

Sana teselli çok. Yalnız otur, etrafı dinle, kendini dinle. Dinle ki yaz geçti! Müsterih ol.’’

Leylak Mevsimi, Safiye ErolLeylak Mevsimi, Safiye Erol
Sezgi, bir alıntı ekledi.
10 Haz 15:52 · İnceledi

‘’Ben aşka susamışım, çünkü ben ancak hemayarım olan kadınları sevebiliyorum.’’

Leylak Mevsimi, Safiye ErolLeylak Mevsimi, Safiye Erol

En sevdiğim kitap olan Ciğerdelen'in yazarı Safiye Erol yine döktürmüş diyebilirim. Gerçekten okurken onun dünyasının içine girip, yaşananları adeta ordaymış gibi hissediyorsunuz. Leylak Mevsimi, ufak hikayelerden oluşuyor; psikolojik çözümlemeler, kadın erkek ilişkisi, idealler gibi temalara sahip. Türk Edebiyatı için gerçek bir hazine olan Safiye Erol yaşarken şöhretten çekiniyormuş ama onu popüler kültür şöhreti yerine hakkı olan koltuğa oturtmaktan biz, Türkçe sevdalıları çekinmemeliyiz.

Sezgi tekrar paylaştı. 08 Haz 02:43
Ömer Efeoğlu, bir alıntı ekledi.
04 Haz 15:15 · Kitabı okudu · İnceledi · 7/10 puan

Bahattin Şakir ve arkadaşları Erzurum’a gelirlerken, yol kavşaklarına “Turan’a buradan gidilir!” diye işaret levhaları koyuyorlardı.

Dr. Bahattin Şakir, Hikmet ÇiçekDr. Bahattin Şakir, Hikmet Çiçek
Sezgi tekrar paylaştı. 08 Haz 02:42
Ömer Efeoğlu, bir alıntı ekledi.
06 Haz 13:47 · Kitabı okudu · İnceledi · 9/10 puan

Biz Türküz, Macarlarla dinimiz ayrı olmakla beraber, ırkımız birdir. Bir babanın oğullarıyız. Biz Macarları Avusturya'nın zulmünden kurtardık. Avusturyalılara boyun eğeceklerine kendi ırktaşlarına boyun eğiyorlar.

Malkoçoğlu, Abdullah Ziya KozanoğluMalkoçoğlu, Abdullah Ziya Kozanoğlu
Sezgi tekrar paylaştı. 03 Haz 22:34

''Şehitlerden selam geldi, savaşan tüm sağlara.''
Şehit Tümgeneral Aydoğan Aydın'ın 1992 yılında Üsteğmen olarak görev yaptığı yıllarda yazdığı 'Hanke'ye ağıt' isimli şiiri:

Doksan kişiydik biz o gün. Aç, susuz, uykusuz.
Nasır tutmuş ayaklarla, yürüyorduk kaygusuz.
Sis, çamur, kanla, terle, üzerindeydik bulutların.
Ayrım Hanke Yaylası'nda, yeşerirken umutlarım.

Soğuk namlular elimizde, yürüyorken dağlara.
Şehitlerden selam geldi, savaşan tüm sağlara.
Uzaklarım yakınlaştı, inancımla, davamla.
Uyan Hanke geliyorum, heybetimle, havamla.

Ayarsız'ın 2 sayısını okuma imkanım oldu ama ikisini de çok sevdim.Sürekli aynı şeyleri konu edip evire çevire aynı insanları gözümüze tıkan dergilerin üstüne bir huzur esintisi gibi geldi diyebilirim. Bilmedikleri alanlarda ahkam kesmeyen mütevazı insanların oluşturduğu (Simone ve Sartre'ın sadece abartılı ilişki düzenlerini anlatmayı mühim sayanlara karşılık Kafka üzerine sağlam yazılar yazabilen insanların bulunduğu diyelim) güzel bir dergi. Özellikle bu sayıda ''Böyle Eylem mi Olur Lan?'' yazısıyla beni epey güldüren Ayarsız ekibine teşekkürler.^^

Marx'ın damadı olarak ünlenen Lafargue fikir değişimlerinden sonra son durak olarak burayı bulmuştur. Tembellik! Kapitalizmin insan emeğini nasıl sömürdüğünü ve bu sömürünün çeşitli kollarını eleştiriyor. Üstüne bir de filozofların çalışmamakla alakalı sözlerini verip akıl çelmeye çalışıyor. Comte, Bismarck gibi isimlere sallamaktan da geri durmuyor.

Hikmet Kıvılcımlı ismini çok duymuştum fakat okumak nasip olmamıştı. En son Cemil Meriç'in de ona salladığını görünce demek ki doğru düzgün birisi dedim ve aldım. Diyalektik Materyalizm konusunda birkaç kişinin anlatımını sade ve güzel buluyorum. Kıvılcımlı güzel anlatmış fakat bazen yoruyor. Sanırım olayı kesin çizgilerle verme çabasından terimlerden uzaklaşamıyor. Onun dışında gayet iyi bir kitap.^^

İçinde yer alan 4 farklı öyküden sadece İlk Acı ve Açlık Sanatçısı'nı beğendim. Diğer ikisi sarmadı diyebilirim. Fakat Kafka'nın yaşadığı dönemin kısıtlı dünyasına rağmen çok geniş bir konu yelpazesi var. Bunu takdir etmeden geçmeyelim. Açlık Sanatçısı bir sancı öyküsü diyebiliriz.Sanatın zorla tutunmaya çalıştığı bir toplum gelebilir aklınıza. ^^

Genel hatlarıyla beğendiğim bir kitap. Ortalardan sonra hem yazının küçüklüğü hem de konunun bir türlü bitmemesiyle ara verip sonra tekrar başladım. Bu konulara ilgisi olanlar için özellikle Türkmenler okuyabilirler. ^^

Normalde öğüt veren kitaplar sıkıcı olur ama bu tam tersi. Sanki karşımızda Ali Fuad Hoca varmış da sohbet ediyormuşuz gibi. İnce ama tesirli bir kitap. ^^

Sezgi, Regina'yı inceledi.
23 May 22:21

Cengiz Dağcı'nın eşinin ölümünden sonra yazdığı güzel kitap. Öyle duygulu, öyle içten ki! Ve aşklarının asla ölmediğini haykıran bir eser bırakmış. Dağcı çok zor dönemlerinde -özellikle ruhen kötü olduğu zamanlarda- yanında olan karısına minnetini belirtirken naifliğini de gösteriyor bir yandan. Regina'nın çok güzel bir kadın olduğunu söylemeden geçemem. ''Senin milletin ölmez'' diyen Regina Hanımefendi'yi bu vesileyle tekrar anıp rahmet dileyeyim. ^^

Bir Çöküşün Öyküsü'nde Zweig yine Freudvari bir karakteri ele alıyor. Hırslı, istediğini elde edemeyince deliren, dikkat çekmeye çalışan, ilgi hastası bir kadının kendini tüketişi diyebiliriz. Gerçi bunlar kısaca tanıtımında vardır. Gerçek bir yaşam öyküsü olduğu için oldukça çarpıcı geliyor fakat bunun gerçek değil kurmaca bir olay olduğunu düşünerek okursanız alışılmış bir Zweig öyküsü gibi gelebilir.