Sezgi'nin Kapak Resmi

Hiyelkârlarımız bizi muhteşem bir yolculuğa çıkarırken çizimler de ufkumuzu genişletiyor. Emek emek işlenmiş bir kitap, aşırı sevdim. Bir de bizi III.Selim’den II.Abdülhamid’e kadar olan zamandan geçirdi yazar. Zaten kitaba başladım ve bitirene kadar bırakamadım. Yazarın anlatımına hayran olmamak elde değil. Yeni baskı kitabın tek sevmediğim yanı yazılar çok fazla dip dibe sayfa sayısını mı azaltmaya çalıştılar başka bir şey mi bilmiyorum ama biraz göz yorucu geldi. :/

Bin Muhteşem Güneş ve Uçurtma Avcısı tam bizim lise döneminde popüler olmuştu ve her okuyan arkadaşım çok etkilendiği için ben 3 gün ağlarım diye okumamıştım. Uçurtma avcısı için hâlâ aynı düşünüyorum ama bu kitapta ağlamaktan ziyade güç buldum ben. Birincisi kitap akıyor, olaylar karışık değil takip ediyorsunuz. İkincisi iki farklı kadın söz konusu olduğu için iki farklı hayatı okuyorsunuz onların kesişmesine şahit oluyorsunuz bu da güzeldi. Bu insanların Taliban’dan Sovyetler’den ve türlü iç savaş tetikleyicilerinden neler çektiğini anlamamız mümkün değil o kadar zor ki. Bunu kızların okula gitmesini dillendirdiği için Taliban tarafından öldürülmeye çalışan Malala’nın hayat hikâyesini okuyup/belgeselini izleyince daha iyi anlamıştım. Tek bir detay rahatsız ediyor insanı Sovyetler çok kötü vs doğru değerlendirmeler yapıyor olaylar üzerinden ama Amerika için tek kelime yok. Sanıyorum ki yazarın orada yaşaması eski Amerika başkanından tebrik alması vs fazlasıyla etkilemiş onu. Güzel bir dili var ama sarsılmaz bir fikri var mı şüpheliyim. Kitapta Meryem ve Leyla’nın mücadelesi ve fedakarlıkları o kadar güzeldi ki bu detaya takılmadan beş puanı verdim.

Bağışlanma Günü ve Bir Kadının Kurtuluşu hikâyeleri cidden harikaydı diğer iki hikâye ise kitabı uzatma sebebim. O kadar sıkıldım ve okumak istemedim ki o bölümleri kitabı bitirmem baya zaman aldı. Le Guin’in konu bulmada sıkıntı yaşamadığını Uçuştan Uçuşa’yı okurken fark etmiştim ama bu kitapta biraz hayal kırıklığı yaşadım. Yine de sevdiğim iki hikâye o kadar iyiydi ki diğerlerini yok saymama yetti de arttı bile. Bir Kadının Kurtuluşu’nda olayların gelişimi ve sonuç hikâye değil de roman olarak yazılsa harika olurdu çünkü Kurtuluş Savaşı’nın detaylarını okuyabilirdik. Mücadelenin nasıl başarıya ulaştığı biraz yavan kalmış. Belki yazar bilerek buraya bir merak unsuru bırakmıştır bilemiyorum.