Sezgi'nin Kapak Resmi

Başka tiyatro eseri var mı bilmiyorum ama bu vasat (orta) düzeyde bir eserdi. Tiyatro eseri okumak istiyorsanız tercih edeceğiniz o kadar insan var ki! Ve bunların arasında Halil Cibran sonuncu falan olurdu.

Bir tane konu seçiyor ahlaki ya da topluma dayanan onun üzerine kısa bir şeyler yazıyor ve biz de bunu okuyoruz. Mükemmel :D Gerçekten bomboş buluyorum bu tarz şeyleri. Çünkü bugüne kadar türlü filozoflar, ilim insanları ya da edebiyatçılar bu konularda fikir belirttiler ve tabii böyle basitçe değildi. Onlardan biraz alıp, içine tasavvuf benzeri bir hale getirmek için Tanrı’yla alakalı bir şeyler serpiştirmek çok büyük etki yaratmıyor bende.

Doğrusunu söylemek gerekirse Ermiş’ten sonra yazarın hep bu tarz yazacağını aklıma getirmemiştim. Kim kendini tekrar etmek ister ki? Üsluptan bahsetmiyorum konu seçimleri, işlenişleri hep aynı. Dinle veya dine inananlarla ne türde bir sorunu var bilmiyorum ama Halil Cibran sürekli aynı şeyleri tekrar edip duran birisi. Ve bu baya sıkıcı.

Sezgi, Deli'yi inceledi.
10 Şub 03:10

Haberci’nin aynısı. Konu seçiyor onunla ilgili kısa bir şeyler yazıyor. Gerçekten o dönemde Halil Cibran’ı kim pohpohladıysa iyi yapmış bu işi. Yılmadan tekrar tekrar aynı şeyi yaptığına göre baya destek görmüş olmalı.

Konusu itibariyle güzel bir hikâye. Yine de basit yanları mevcut ve Halil Cibran ve adalet, iyilik, sevgi vs gibi kelimeleri yan yana görmekten kusacağım.

İsminden de tahmin edeceğiniz üzere İsa’dan ve onun etrafındakilerden bahsediyor. Herhalde yazarın en ele avuca gelir hikâyesi bu. Yalnız dinsiz bir Tanrı anlayışını savunan birisine göre çok fazla Hristiyan öge işliyor gibi geldi. ^^

Ermiş’in devamı ama neredeyse birebir aynısı olan Halil Cibran eseri. Ermiş’i okuyup Ermişin Bahçesi’ni okumazsanız hiçbir şey kaybetmezsiniz. Kişisel gelişim kitabı okumak daha mantıklı gelebilir. ^^

Özlü sözler ve bilgece düşünceler kitabı yapmaya çalışmış galiba. Yani aslında yaptığı şu: Dünyadan gelip geçmiş her felsefeciden ya da her iyilik timsali insandan bir şeyler alıp karma yapıp yazmak. Bunu da özgün bir şeymiş gibi pazarlamak. Evet, tüm Halil Cibran kitaplarının özeti bu. Hırsız, tecavüzcü, katil ya da lanet bir insan değilseniz onun size anlattığı şeyleri zaten günlük hayatınızda uyguluyor olmalısınız. Katacağı bir şey olmuyor anlayacağınız. ^^

Gerçekten içinde inanılmaz basit hikâyeler var. Bunları genelde takvim yaprakları arkasında falan görürüz ama yazar çok büyük bir marifetmiş gibi satmaya çalışmış. Üzgünüm, piyasa böyle hikâyelerle kaynıyor. Eminim Halil Cibran zamanında da böyle şeyler anlatılıyordu. Yani Karadeniz Fıkrası üzerine program yapan kanal 7 gibi düşünün. ^^

Sait Faik’i geç tanıdım ve bundan biraz utanıyorum. İlk okuduğum kitabı oldu Alemdağ’da Var Bir Yılan. Eşe dosta ‘’ya bu Panco kim?’’ diye diye bitirdim kitabı. Her hikayesi kendi içinde açılıp kapanacak kapıları barındırıyordu bence. O yüzden arkadaşlarım farkı farklı yorumlar söylediler hikâyelerle ilgili. Çok sevdim ben de. Medarı Maişet Motoru’yla Sait Faik turuma devam edeceğim.^^

Sezgi tekrar paylaştı. 31 Oca 20:15
Hilmi Tezcan, bir alıntı ekledi.
31 Oca 18:55 · Kitabı okudu · Puan vermedi

"..öteki misafirlerin arasında bir kurmay göze çarpıyordu. Sarışın, sert ve bakınırken gözlerine takılmamak imkansız! ..Hacı Adil'e bu zatın kim olduğunu sordum.
- Mustafa Kemal Bey, dedi.
Sonra biraz şaşıca gözlerini manalaştırarak, ilave etti:
- Yamandır!"

Zeytindağı, Falih Rıfkı Atay (Sayfa 34 - pozitif)Zeytindağı, Falih Rıfkı Atay (Sayfa 34 - pozitif)
Sezgi, Othello'yu inceledi.
29 Oca 23:45

Othello benim okuduğum Shakespeare eserleri içerisinde biraz sönük kalıyor. Yine de güçlü bir tasvir var burada. Othello beta bir adam bunu anlıyoruz zaten. Zayıf ve saçma bir kıskançlığa düşecek kadar güvensiz. Neden? Belki de Shakespeare'in Türklere karşı gösterdiği itici tutumu sevdiği kadının babası da ona gösteriyor diyedir. Bilemiyorum :)

Kitabının girişinde Türkçe olarak hikaye anlatılıyor ama bunu sona ekleseler daha mantıklı olurdu. Çünkü ön kısımda zaten hikayeyi öğrendiğimiz için bayıyor biraz. Yersiz ihtirasların kurbanı olan Othello bunu hak etti mi derseniz evet, Othello bunu hak etti. Sevgilisine güvenmeyen yallah kiliseye papaz olmaya :D

Sezgi, bir alıntı ekledi.
29 Oca 20:46 · İnceledi

''Kendisine, “Gönlümüzde göz yanığı, giderim ha giderim” sözü hatırlatılarak, aşk hakkında; hünerin Leyla’da mı, Zahide’de mi, yoksa Neşet’te mi olduğu hakkında; Arif Sağ’ı, Orhan Gencebay’ı ve Neşet Ertaş’ı etkileyen Bayram Aracı hakkında; usta çırak ilişkisi, halk şiiri ve türkülerin oluşumu hakkında çeşitli sorular soruldu sonra. Sorulan yanıtlarken, çarpıcı hikâyeler anlattı Neşet Ertaş. Bunlardan biri babasına ait bir görüntü: Muharrem Ertaş evin içinde çalıp söylemeye başlar, sonra da o coşkuyla hiç farkına varmadan kucağındaki bağlamasıyla birlikte kıçının üstünde sıçraya sıçraya avluya kadar gidermiş. Aklımda kalan ikinci hikâye de babasına ait ve ben onu şuracığa yazmazsam çat diye çatlarım: Kırşehir’e Muharrem Ertaş’ın heykeli dikildiğinde, Kırşehirli’nin biri bir gün heykelin karşısına geçip uzun uzun bakmış ve; “Hey kurban olduğum, vatanı kurtardığını, düşmanı yendiğini, bize evimizi barkımızı verdiğini biliyodum da, bağlama çaldığını bilmiyodum!” demiş.''

Harfler ve Notalar, Hasan Ali ToptaşHarfler ve Notalar, Hasan Ali Toptaş
Sezgi, bir alıntı ekledi.
29 Oca 20:45 · İnceledi

''O anda neler düşündü bilemiyorum ama, benim kısaca özetleyiverdiğim bu konuşmaları başını yere eğerek büyük bir sessizlikle dinledi Neşet Ertaş. Sonra, bağlamasını dizlerinin üstüne yatırdı ve; “Aslında ben şairler toplantısı var dediler de geldim. Ben şair değilim, şair denince, okuyup yazmış adama şair derler diye bilirim. Sağ olun, bu kadar ilgi göreceğimi bilmiyordum,” dedi.''

Harfler ve Notalar, Hasan Ali ToptaşHarfler ve Notalar, Hasan Ali Toptaş
Sezgi, bir alıntı ekledi.
29 Oca 20:44 · İnceledi

''Okuduğum onca hikâyeye rağmen, benim hikâyelerim de neredeyse yirmi yıldan bu yana hiç değişmedi. Bu konuda bana bir soru sorulduğunda ya da cesaret edip eş dost meclisinde kendiliğimden konuşmaya başladığımda hep aynı hikâyelerin adını saydım: Gabriel Garcia Marquez’den, “Boğularak Ölenlerin En Yakışıklısı”; Borges’ten “Yollan Çatallanan Bahçe”; Carlos Fuentes’ten “Aura”; Kafka’dan “Kanun Önünde”, “İmparatorun Haberi”, “Ceza Sömürgesi”, “Kovalı Süvari”, “Çiftlik Kapısına Vuruş” ve ille de “Avcı Gracchus”...''

Harfler ve Notalar, Hasan Ali ToptaşHarfler ve Notalar, Hasan Ali Toptaş