Erkan Küçük

Erkan Küçük

ÇevirmenEditör
8.1/10
444 Kişi
·
177
Okunma
·
0
Beğeni
·
76
Gösterim
Adı:
Erkan Küçük
Unvan:
Çevirmen
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
256 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10 puan
Giriş Not: Çocukları lütfen kendi yetenek ve istekleriniz üzerine yönlendirmeyin. Yetenek ve isteklerine göre yönlendirin.

“Çocuklar boyama kitabı değildir, 
onları en sevdiğin renge boyayamazsın."

{ Uçurtma avcısı - Khaled Hosseini }


Ailesi Nikola Tesla'yı papaz olma yolunda zorlamışlar. Devamlı baskı oluşturmuşlar. Bunu aldırış etmeyen Nikola Tesla tanıdığımız mucit yolunda ilerlemiş. İyiki ilerlemiş.

Niko Tesla'nın babasının doğuştan filozof, şair, yazar tarzı biri olması Nikola Tesla'yı etkilemiş, geliştirmiş, düşündürmüş katkı sağlamıştır.

Annesi köklü bir aileden gelmiştir. Annesinin babası hem de büyük babası tarım alanında geliştirici araç gereç mucitler ortaya koymuştur.

Nikola Tesla çocukluktan gelen hastalık mı denir? özel güç mü denir? Bilmiyorum ama doktora gitmiş psikolojik desdek almış fakat hepsi sonuçsuz kalmış çare bulunamamıştır. Nikola Tesla kafasında herhangi bir şey düşündüğünde soyut olan düşünceler somut olarak gözler önüne geldiğini yazmıştır. Hayatı boyunca bundan kötü yönde etkilenmiştir.

17 yaşına kadar kafasında seyahatler ettiğini. Yeni yerler, şehirler ve ülkeleri aklındaki düşünceleriyle gezdiğini söylüyor. Çok ilginç gerçekten.

Hayatı boyunca bu olaydan kötü etkilenmiş olabilir fakat Nikola Tesla bunu iyi yönde kullanmıştır. Mucit olma yolunda kafasında oluşturduğu fikirleri fazla deneyler yapmadan hatta tek bir düşünme ile hiç bir şeye dokunmadan geliştirip mükemmelleştirmiştir. Tek seferde somut haline geçirmiş ve olumlu sonuçlar almıştır.

Nikola Tesla bizler gibi okuduğu kitaplardan etkilendiği yazarlar olmuş ve bu yazarlardan özgüven almıştır. Korktuğu kaçındığı noktaları okuduğu yazarlar sayesinde etkilenip korkularının üstüne üstüne gitmiştir.

Genç yaşta 2 defa boğulmaktan kendi bilimsel görüşü soyut düşünceyi somuta aktarmasıyla kurtulmuştur.

Covid-19 gibi o yüzyıllarda ki virüs hastalığı çıkmıştır. Nikola Tesla'ya bulaşan virüs Nikola Tesla'yı 1.5 yıl kötü etkilemiştir. Deneylerden geri ve uzak durmasına sebep olmuştur.

İleride düşünceleri ve fikirlerini somuta tamamen bilime dayalı olarak aktarmış icatlar, buluşlar gerçekleştirmiştir.

Nikola Tesla'nın kulakları normal insanlara göre 13 kat daha iyi duyabildiğini ve bu sebepten dolayı 50 km uzaklıktan geçen trenin sesini duyduğunu söylüyor. Kendi komşuları veya 1-2 sokak aşağısında gerçekleşen küçük seslerini duyabiliyormuş. Çok iyi bir şey diyeceksiniz biliyorum ama Nikola Tesla genellikle geceler boyu uyuyamadığı işkenceler içinde uyuya kaldığını söylüyor.

Nikola Tesla belli zaman geçtikten sonra kendini kanıtlamaya ve insanların dikkatimi çekmeye başlar başlamaz belli şirketlerle anlaşmıştır. Şirketlerle anlaşmasının sebebi Nikola Tesla'nın kendini geliştirmek için bireysel imkânı olmamasıdır. Parası olmadığı için alamadığı, bulamadığı imkanı, tesisatı şirket sayesinde elde etmiştir.

Edison'la tanışmıştır. Edison, Nikola Tesla'ya bu zamana kadar çalıştığım en iyi asistansın övgülerinde bulunmuştur.

Ben genel noktalarına değindim ve anlattım. Nikola Tesla " İnsan enerjisini arttırmanın üç yolu" adlı çalışmasını kitapta yazmıştır. Düşünceleri o kadar güzel ki beni çok etkiledi. 1800 yıllarının sonlarında yaptığı çalışmaları, görüşleri abartısız harikulade. O yıllara göre bakış açısı ve azimle sürekli bazı ülkeler arası gezmesi ve sürekli öğrendiklerini bildiklerini somut hale getirmesi gözler önüne sermesi bu gün onun buluşlarının temelleri ile gelişime açılmıştır.

Kitap bilimsel bilgi olarak içeriği yorucu olarak asla düşünmeyin. Nikola Tesla bilimsel bakış açısını ve buluşlarını kelimelerle çok sürükleyici bir dille anlatmıştır.

Ben genellikle kişisel gelişim odaklı kitapları, bakış açısı kazandıracak kitapları daha çok seviyorum. Sizlerin de bu kitabı okumasını tavsiye ederim.

Kitabı A101'den 4 TL aldım.
Kitabı 4 günde okudum.
Kitap belki 400 bakış açısı kazandırdı..
Kısa günün kârı :)
368 syf.
·5 günde
Stefan Zweig'in 30'lu yıllarda kaleme alıp yaşamının son 10 yılında üzerinde çalıştığı ama yayınlatamadığı bir eser olarak bilinen Postacı Kız[Rausch der Verwandlung/The Post Office Girl] romanı okuyucuya 1. Dünya savaşının sonunda verilen yaşam mücadelesini âdeta hissettirecektir. Öyküleriyle tanıdığımız Zweig Romanlarıyla da büyülemeye devam etmektedir. Kitapta geçen ana karakter olan Christine hasta annesiyle verdiği kıt kanaat yaşam mücadelesi. Bir gün kendisine gelen bir telgraf hayatını tamamen değiştirmiştir. Yoksulluktan zenginliğe geçen ancak kısa süren bir macera eski yaşamına dönmesiyle son bulmuştur. Ama eski hayatını artık yaşamak istememektedir. Yolları bir gün Ferdinand la keşişmektedir ikisininde düşünceleri birbirini tamamlamaktadir artık yoksul olarak yaşamaktansa ölmeyi tercih etmeye karar vermislerdir. Taa ki ikisininde ortak kararıyla Christine çalıştığı kurumu soyma düşüncesi gelene kadar. Harika bir plan hazırlanmış olup yakalanana kadar çaldıklari paralarla lüks içinde yaşama düşüncesine kapılıp yakalanma anında intihar etmeyi dahi göze almışlardır.. Yoksulluk, Zenginlik, Vatan sevgisi, Devlet düşmanlığının olduğu zıt duygularıyla harika bir roman izleri alıp sürüklemeye yetecektir herkese Keyifli okumalar dilerim..
240 syf.
·5 günde·6/10 puan
Sevgili Zweig'ın yarım kalmış romanı...
Ama bana öyle geliyor ki Zweig intihar etmemiş olsaydı bu romanı tamamlamakla kalmaz muhakkak ki romanına çekidüzen verirdi. Çünkü kitap tam bir taslak. Zweig'ın kalitesine yakıştıramıyorum. Eseri Martı Yayınları'ndan okumuş olmanın ızdırabını yaşadım, çok fazla yazım yanlışı vardı. Çeviri yapan şahıs da sanki üstünkörü bir şekilde çevirmiş gibi. Umarım diğer yayınlarda böyle değildir. Martı Yayınları'ndan okumamalısınız.
64 syf.
·1 günde·9/10 puan
Zweig okumayı seven herkes bu kitabı da sevecektir. Akıcı aynı zamanda da düşündüren bir kitap. İşlediği bir cinayet ve ardından yaşadığı pişmanlıkla yaşamını tamamen değiştirmeye başlayan bir adamın öyküsü.
Tek eksik gördüğüm şey kitabın kısa oluşu. Çünkü Zweig kitaplarının hep daha uzun olmasını istemişimdir.Tavsiyedir efendim.
464 syf.
·11 günde·Beğendi·8/10 puan
Biraz araştırırken şöyle bir anlatım buldum.(link vermek yasak diye biliyorum o yüzden link vermedim)

Madam Bovary Sendromu 19. yüzyılda edebi bir akım olan romantizm etkisinde yazılan romanlarla beraber ortaya çıkmış bir davranış bozukluğudur.

O zamandan beri aşkın idealleştirilmesi binlerce insanı (özellikle de kadınları) sürekli sinir bozukluğu ve hayal kırıklığı duygusuna itmiştir. “Mükemmel aşk” arayışı, daima ilişkinin gerçekçi algısıyla çarpışmaktadır.

Madam Bovary sendromu, ilk olarak filozof Jules de Gaultier tarafından tanımlandı. Madame Bovary kitabı üzerine yazdığı makalesinde Gaultier, romanın ana karakteri olan Emma’dan söz eder. Ona göre Emma, “kronik affektif tatminsizlik” yaşayan bir kişinin mükemmel bir örneğidir.

Emma Bovary edebi bir karakterdir. 1857 senesine ait romanında Gustave Flaubert’in kurguladığı bir kişidir. Romanda Emma’nın Charles Bovary ile olan evliliğinden söz edilmektedir.

Chrles Bovary, karısını seven bir köy doktorudur fakat karısı ona karşı aynı hisleri duymamaktadır. Bunun bir sebebi Emma’nın o dönemin romantik romanlarına bayılıyor olması ve bu romanlardan aşırı şekilde etkilenmiş olmasıdır. Genç kızlığından beri bu kitapları büyük bir iştahla okumaktadır.

Kitaplarda gördüğü tutkulu, takıntılı ilişkiler kadında korkunç ve sürekli bir tatminsizlik hâli yaratmaktadır.

Depresyonla boğuştuktan sonra Charles, küçük bir şehre taşınmaya karar verir. Karısıyla beraber yeni bir hayata başlayacaktır. Burada yeni insanlarla tanışacaklardır.

Emma, bu kişilerden ikisinin onu ayartmasına izin verir. Bunlardan iki genç bir öğrenci diğeri ise Rodolphe adında bir Kazanova’dır. Her iki adamla olan ilişkisi sahiplenici, kıskanç ve son derece bağımlıdır. Her iki sevgilisi tarafından da terk edilince arsenik içerek intihar eder.

Madam Bovary, Anna Karenina gibi edebi karakterlere benzemektedir. Bunlar sözde ideal aşk peşinde koşmak için kendi ailelerini ve eş olarak rollerini reddeden kişilerdir.

Bir taraftan bu durum iyi bir şeymiş gibi gözükebilir. Ama diğer yandan, aşkı idealleştirmenin eleştirisi yapılmaktadır bu romanda. Emma, kendi arzularını tatmin etmeyi öyle bir takıntı hâline getirmiştir ki ailesini borca soktuğu, kızını ihmal ettiği ya da etrafındaki insanlara zarar verdiği için hiç endişe duymamaktadır. Kendi arzularından başka bir şeyi düşünemez hâle gelmiştir.

“Üzüntüye dikkat edin kötü bir huydur çünkü.”

– Gustave Flaubert
68 syf.
·Puan vermedi
Yalnızca seninle konuşacağım. Bütün ömrümü, sana adandığından haberin olmayan bu ömrü, sana anlatacağım. Sırrımı ancak artk hayatta olmadığım zaman bileceksin, bana bir cevap borçlu olmak zorunda kalmadığın zaman, soğuk terler dökmeme sebep olan şey sona erdiğinde.
Ürperdi. Birdenbire kapı, görünmeksizin ardına kadar açılmış ve başka bir alemden gelen soğuk bir esinti, sessiz odasına dolmuştu. Ölümün varlığını ve ölümsüz aşkı hissetti. İçinden bir şeyler kopup gitti ve adam tinsel, arzu dolu ve ölümsüz kadını uzaklardaki bir müziği duyarcasına, tutkuyla düşündü..
240 syf.
·Beğendi·9/10 puan
Kitaba çok önyargılı bakmıştım. O yüzden en son okumaya karar vermiştim. Ama okumaya başlayinca bırakasım gelmedi. Hep okumak istedim. Olaylar sürükleyici. Aslında sıkıcı gibi gözükse bile Clarissa'nın yaşadığı şeyler insani bağlıyor. Bazo konularda Clarissa'ya kızsam da aşkına bağli olmayi seçti takii bir yere kadar. Ben olsam bunu yapardım ya da bunu yapmazdım derken kitap bitti. Bittiği için üzüldügüm ama Clarissa ile tanistigim icin de mutlu oldugum bir kitap.
64 syf.
·10/10 puan
Bu nasıl bir kitapsın sen? Ağzıma **çtın, dert-keder sahibi ettin beni.
Utanmasam ağlayacaktım inanır mısınız?

"Erkek olunca öylece çıkıp gidebiliyorlardı işte, hiçbir şey olmamış gibi yepyeni bir hayata başlayabiliyorlardı. Yolda yürürken kimse onların bir kadını hamile bırakıp terk ettiğini anlamıyordu tabii ki, ne büyük rahatlık bu." diyordu Selahattin Demirtaş Leylan isimli kitabında. . Gerçekten kadın olmak zor zanaat. Ne yapsan yaranamazsın.

Yıllarca gizli-saklı beslenen bir aşk, sadakat, saflık. . sevilmenin böylesi nasıl hissedilmez, bu sevgi karşısında insan nasıl diz çökmez? Çok güzel bir kitap Sayın kitapseverler. Okumayan muhakkak okusun.

Son sözü sevenlerin kitaptaki sesi söylesin:

"O sırada bakışları önünde, yazı masasının üstünde duran mavi vazoya takıldı. Vazo boştu, yıllardan beri bir yaş gününde ilk defa boştu.

Korktu: sanki birdenbire bir kapı görünmeksizin açılmıştı ve başka bir dünyadan gelen soğuk bir esinti, sakin odasına akıyordu. R., bir ölümü ve ölümsüz aşkı hisseti: ruhunda sanki bir kabuk kırıldı ve adam görünmeyeni, uzaklardaki bir müziği hatırlarcasına, cisimsellikten yoksun ve tutkuyla düşündü."
SON
Gül Öztürk
Gül Öztürk Virata Ya Da Ölümsüz Bir Kardeşin Gözleri'ni inceledi.
64 syf.
Virata....Savaşçı,cesur,bilge,adaletli ve merhametli adam. Zweig’in bu kısa ama muhteşem eseri olağanüstü güzel betimlemeleriyle okuyucuyu adeta romanın içine çekiyor. Bir çırpıda okunan eserlerden biri. Virata’nın sıradan bir köylüyken sıradışı bir savaşçı , adalet dağıtıcı, akıl danışmanlığı gibi yüksek mevkilerde yer alması ve sonrasında kendi iç alemine dönmesini iç çatışmalarını ve en önemlisi vicdanının sesini dinlemesiyle eser son buluyor. Aslında mevki ve makamın insanı mutlu etmediğini asıl mutluluğun iç huzuru yakalamakta olduğunu anlatıyor yazar. Kitap aynı zamanda empati duygusunun ne kadar önemli bir meziyet olduğunu da bir kez daha vurguluyor bizlere. Zindan sahnesinden oldukça etkilendim ben. Keyifli okumalar dilerim ve mutlaka okumanızı tavsiye ederim
64 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10 puan
Kitap Mutlu Prens, Bülbül ve Gül, Bencil Dev, Sadık arkadaş ve Gösterişli Roket isimli 5 hikayeden oluşuyor. Çocuklar, gençler ve yetişkinler için hikayelerden pek çok ders çıkarılacak bir kitap. Ben en çok Sadık Arkadaş ve Mutlu Prens hikayelerinden etkilendim.
Sadık Arkadaşı okurken Değirmenciye de bir hayli öfkelendim. Yaptıklarının cömertlik olduğunu sanıp arkadaşını sürekli kendi işleriyle meşgul etmesi, sonunda arkadaşının onun yüzünden ölmesini bile yine kendi cömertliğine yorması oldukça bencilceydi.
Mutlu Prens hikayesinde ise insanlara yardım etmek için kendinden vazgeçen bir prens ile Kırlangıç kuşunun iyiliğin, yardımseverliğin ve sevginin önemini anlattıkları ve pek çok iyi kavramı barındıran öyküsü oldukça anlamlıydı.

Yazarın biyografisi

Adı:
Erkan Küçük
Unvan:
Çevirmen

Yazar istatistikleri

  • 177 okur okudu.
  • 6 okur okuyor.
  • 113 okur okuyacak.
  • 4 okur yarım bıraktı.