·
Okunma
·
Beğeni
·
11374
Gösterim
Adı:
Zacharius Usta
Baskı tarihi:
8 Şubat 2018
Sayfa sayısı:
56
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052953204
Orijinal adı:
Maître Zacharius
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Baskılar:
Zacharius Usta
Zacharius Usta
Zacharius Usta olağanüstü ince bir işçilikle ürettiği kusursuz saatlerle Cenevre şehrinin gururudur. Ünü İsviçre sınırlarını aşıp Fransa ve Almanya’ya kadar uzanmıştır. Saatçiliğin ilerleyen bilime ayak uydurmasıyla, Zacharius Usta da “saat maşası”nı icat eder. Bu icadının ardından kibir başını döndürür. Öyle ya, Tanrı sonsuzluğu yarattıysa, kendisi de zamanı yaratmıştır. Ancak günün birinde imal edip sattığı bütün saatlerin ortada görünür bir sebep olmaksızın birden durmasıyla, öfkeli müşteriler evinin kapısını aşındırmaya başlar.

Bilimle manevi değerler arasındaki çatışma Jules Verne’in 1854 yılında yayımladığı bu fantastik öykünün ana temasıdır. Kibrine yenilip ölümsüzlüğün peşine düşen ve ruhunu kaybeden Zacharius Usta için çöküş kaçınılmazdır.

JULES VERNE (1828-1905): Nantes kentinde dünyaya gelen yazar, Paris’te hukuk öğrenimi gördü, ancak zamanla edebiyata yöneldi. Önce tiyatro yapıtları ve opera librettoları yazdı. 1863’te Le Magasin d’Education et de Récréation’da, Voyages extraordinaire (Olağanüstü Yolculuklar) adlı dizinin ilk yapıtı olarak yayımladığı Cinq semaines en ballon (1863; Balonla Beş Hafta) büyük ilgi gördü. Bunun üzerine fantastik serüvenler yazmaya devam etti. Voyage au centre de la Terre (1864; Dünyanın Merkezine Yolculuk), Vingt mille lieues sous les mers (1870; Deniz Altında Yirmi Bin Fersah) ve L’Île mystérieuse (1874; Esrarlı Ada) bunlardan bazılarıdır. Pek çok yapıtı arasında en çok ilgi çeken romanı Le Tour du monde en quatre-vingts jours (1873; Seksen Günde Dünya Gezisi ) bugüne dek popülaritesini korumuştur.

Romanları çok sayıda dile çevrilen ve sinemaya uyarlanan Verne, 1892’de Légion d’honneur nişanıyla ödüllendirilmiştir.
56 syf.
·Beğendi·9/10
Jules Verne
Zacharıus usta olağanüstü bir işçilikle kusursuz saatler yapan Cenevre şehrinin gururu. Ünü İsviçre yi aşıp Almanya ve Fransa’ya kadar ulaşıyor.
Fakat birgün yaptığı tüm saatler ortada hiç bir neden yokken teker teker durmaya başlıyor. Kibrin pençesine düşmüş bu saat ustamız kendisini Tanrıyla bir tutuyor.
“Tanrı sonsuzluğu yarattıysa bende zamanı yarattım. “ diye düşünüyor.

Kibir ve bencillikle ilgili çok şey anlatan kısa hikayede alınacak dersler var.
56 syf.
·1 günde·7/10
Zacharıus Usta, ünü Cenevre şehrini aşmış kusursuz bir saat üreticisidir. Yaptığı saatlerin kusursuzluğunu insan bedeni ve ruhu arasındaki muazzam uyumla açıklamaya çalışır.
Günün birinde yaptığı bütün saatler hiç bir neden yokken durur ve öfkeli müşteriler kapısına dayanır.
Kendini Tanrı ile bir tutmasının hazin sonu ile çok güzel bir öykü.
Kibrin insanı nasıl yıprattığı bu kadar güzel öyküyle dile getirilebilirdi.
Kısa, akıcı merak dolu bir eserdi.
56 syf.
·1 günde·7/10
Sonsuzluğa hiçbiriniz sahip olamazsınız, ona göre yaşayın!

Yaptığı saatlerle dillere destan bir üne kavuşmuş, yaşını sorsalar kimsenin bilemeyeceği kadar ihtiyar saatçi Zacharius Usta; kızı Gerande, çırağı Aubert ve ihtiyar hizmetçisi Scholastique ile birlikte üflesen yıkılacak mı desem, yel alıp götürecek mi desem, kendisi gibi görünüşü de garip bir evde yaşıyorlardı. Bir akşam yemeğinde sol tarafında başlayan sızıdan (hayır aşk acısı değil) şikayetçi olarak büyük dermanını aramaya adım attı. Günden güne büyüyen şikayetlerin ve artçı depremler gibi gelen sızıların ardı arkası kesilmiyor. Bunlar kendisi için de ünü için de hiçte olumlu şeyler değil. Ne yapıp edip bir çaresini bulmalı ama nasıl?

Ölümsüzlük, zamanın tek çaresi. Gel gelelim bizim Usta'da bunun peşinde. Ölümsüzlük aşkına Mecnun olup çöllere, rezil olup dillere düşe kalka çare arıyor arıyor ama bir türlü bulamıyor. Sonunda çare gelip onu buluyor ve çözümü kulağına fısıldıyor. Başta çok saçma geliyor böyle bir şey nasıl olabilir ki? Mümkün değil. Ölümsüzlüğün anahtarını ellerinizde tutsaydınız siz ne yapardınız? Ya da neyin karşılığında o anahtarla sahip olabilirdiniz? Onun için neleri feda ederdiniz? Her şeyi. Zacharius Usta her şeyini feda etmeye hazır, kibrinden gözleri dağlanmış her yeri kapkara gören biri gibi hareket ediyor.

"Varlığımı dünyaya dağıttığıma göre yaşayacak ne kadar ömrüm kaldı artık! Çünkü ben, Zacharius Usta, imal ettiğim bütün bu saatlerin yaratıcısıyım! Bu demir, gümüş ya da altın kutuların her birine ruhumun bir parçasını hapsettim. O lanet olası saatlerden biri ne zaman dursa, kalbimin durduğunu hissediyorum, zira saatler kalp atışlarıma göre ayarladım!"

Sözlerinden de anlaşılacağı gibi, tek derdi kendi vadesinin dolmaması, saatlerine kattığı ruhlarının tik-tak, tik-tak'larının sonsuza kadar sürmesi. Bundan habersiz kızı, çırağı, hizmetçisi ustaya çare bulabilmek için her yolu deniyor, her düşüncenin arkasına bakıyor ve bir umut sağlığına kavuşması için çabalıyorlar. Daha önce de dedimya, kör olmuş ve hiçbir yardımı görmüyor. Zaman daraldıkça yaşama hırsı içini yiyip bitiriyor. Bu amacına ulaşabildiği mi derseniz, kibirle hareket ederseniz neye ulaşacaksınız, Zacharius Usta da ona ulaşıyor.
Hayatımızda değerli olan pek çok şey var. Onlara sarılmamız gerek, boş beleş şeylere değil. Kendi egolarımızı, çıkarlarımızı, bencilliğimizi bir kenara bırakmalıyız Zacharius Usta'lar. Unutmayın! Sonsuzluğa hiçbiriniz sahip olamazsınız. Ona göre yaşayın.

İnceleme biterken son bir uyarı!!!

Toprak altında çürüyüp gidecek bedenlerinizin içinde kibire yer vermeyin, vermeyin ki; yaşarken de, ölürken de pişman olmayın.
56 syf.
KİBİR, RUHUN KANSERİDİR.

Jules Verne, benim çocukluğumu temsil eder. Onunla sevdim ben kitap okumayı. Seksen günde devri alem ise ilk okuduğum kitaptı. Sonra Rus edebiyatı esir alsa da beni Jules Verne'in yeri her zaman özel kaldı.

--SPOİ SPOİ SPOİ--
Master Zacharius, İsviçre'nin Cenevre'sinde nam salmış dünyaca bilinen bir saat ustasıdır. İlgilenenler bilir İsviçre saat denilince ilk akla gelen ülkedir. Romanın gerçekçiliğini araştırmadım ancak Cenevre - Saat ikilisi göz önüne gelince de düşünmüyor değil insan.

--ANLAMSIZ ALAN--
Hiç hayatınızı sorguladınız mı? Ya da durup düşündünüz mü? Şu hayatta yaptığım en iyi şey nedir diye. Çoğumuz sevmediğimiz meslekleri icra ediyoruz. Sevmediğimiz şehirlerde yaşıyoruz. Nefes alıp verirken bile lanetler, küfürler, isyanlar sıralıyoruz. Bir amacımız yoksa hele cehenneme teslim ediyoruz ruhumuzu. Dün ''Loving Vincent'' filmini seyrettim. 800'den fazla tablo yapmış Van Gogh ve sadece birisi satılmış. Sevdiği iş olan ressamlığı yapıp bir yandan da aşık olduğu kadının muhitinde bulunuyor oluşu onu mutlu eder diye düşünüyorum düz mantık. İntihar ettiği gerçeği ile çalkalanıyorum sonra. Kulağını kestiği yetmezmiş gibi. Yani dünya öyle garip bir yer ki, bazen değil çoğu zaman ne yaparsan yap mutluluğu yakalayamıyorsun. Yani yakalasan da bir yere kadar. Gece yükselen yıldız gibi sabahına teslim ediyor ruhunu güneşe. ''Dünyada hiçbir şey hiçlik kadar büyük bir baskı yapmaz insan ruhunda'' sözü geliyor Zweig'in sonra. Beni uzun uzun düşüncelere sevk ediyor bunlar. Resmen varoluşumuz bir hiçliği temsil ediyor. Hayatın bug'ını bulanları kıskanıyorum. En azından uzun bir süre mutlu ya da en önemlisi huzurlu olmayı diliyorum içten içe. İçimde yaşıyoruz ya zaten her şeyi. Artık derdimizin, sıkıntımızın da dostlarımızda bir ederinin olmadığı da aşikar. Neyse.
Bütün bunların kitapla ne alakası var diyenler varsa kitabı okuyunca anlayacak. Master Zacharius yaptığı işte dünyanın en iyisi konumunda. Gün geliyor saatler duruyor. Sattığı onlarca saatle beraber alıcılar aşındırıyor kapıyı. İsyan ediyorlar.

Dünyanın en iyi saatçisinin yaptığı saati alıyorsunuz ve bozuk çıkıyor. Haklılar isyanlarında bir yandan. Usta, saatlerine aşık. Onlarla resmen tinsel bir yakınlık kuruyor. Saatleri bozuldukça sıhhati de sekteye uğruyor. Yataklara düşüyor. Ancak acıdır ki, kibri tutuyor ayakta. İnat edişi hep kibrinden. Öyle bir noktaya geliyor ki Zacharius Usta, ''İnsanoğlu, tanrının dengindendir'' savını savuruyor.

Koskoca ustanın dünya üzerinde tek bir saati kalıyor ayakta. Ruhunu, ününü, kibrini kurtarmanın yolunu ise gidip bu saati almakta buluyor.

Minnacık bir kitaptan değerli dersler çıkardım. Sizin de okumanızı isterim elbet. İyi okumalar...
https://www.youtube.com/watch?v=EFJ7kDva7JE
(Chopin'in bu eseri tam da saat yaparken dinlenilmezmi?) :D
56 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Oh be! Günler sonra adam akıllı bir kitap okuyabildim.

İnceleme Videosu: https://www.youtube.com/watch?v=2shNkY8pEj4

Jules Verne'den okuduğum 2. kitap. Daha önce de Doktor Ox'un Deneyi'ni okuyup çok gülmüştüm ve çok sevmiştim.

Peki bu kitabı güzel kılan nedir,kısaca anlatayım :)

Zacharius Usta, saat ustasıdır. Olağanüstü incelikle yaptığı saatler Cenevre şehrinin gururudur. Kendisi o kadar ünlenmiştir ki kendisi Fransa ve Almanya'da bile tanınır.

Tabii böyle bir üne dayanamayan Zacharius Usta bir süre sonra kibirlenmeye başlar.

Tanrı sonsuzluğu yarattıysa ben de zamanı yarattım der. Bak bak bak :D

Bu kadar da artislenirsen görürsün babayı :D Bir gün ustamızın saatler bozulmaya başlar, millet hep bozuk saatleri getirir ve "bunlar ne?" der.

Zacharius Usta anlam veremez ki tuhaf bir şekilde her bir saat bozulurken de o acıyı yüreğinde hisseder.

Kitabın güzel yani çok akıcı ve heyecanlı olmasıdır. 60 sayfa ama 2-3 dakika sürdü sanki okumam :D

Çok güzel bir kitaptı bu kitabı da en sevdiklerim listesine koyacağım.

Okumak isteyen herkese iyi okumalar dilerim :)
56 syf.
·8/10
- Usta be?
- Söyle evladım…
- Sen zamanı durdurabilir misin?
- Çok konuşma da şuradan penseyi ver.

Tepede kalan Galata’yı ardına alıp ıssızlaşan yoldan yokuş aşağı salındığında, birbirine bitişik yapılardan badanası dökülmüş olanının giriş katında Salim Usta’nın saatçi dükkânı vardır. Saatlerin tıkırtıları sokağa değin taşmaktadır. Öğleyin çırağı Necati, dükkânın biraz ötesinde kalan fırına giderken yalnızca külahı gözüken Galata’ya bir süre bakakalır. Ah der, bir öğrenebilsem şu saat yapma olayını, bir öğrenebilsem… Koskocaman bir saat yapıp Galata’ya astırmazsam ben de ne olayım der. Sonrasında boynu bükük, koltuğunun altında gazeteye sarılmış ve hala dumanı tütmekte olan ekmekle dükkândan içeri girer.

Salim Usta, hanımının sabahtan hazır ettiği çıkınını açar, Necati’nin getirdiği ekmeği ikiye böler ardından da soğanı tepesinden patlatır. Peyniri soğanla yerler. Ortada zengin bir sofra yoktur fakat yenenlerin de lezzetine diyecek yoktur. Necati’nin boynu büküktür hala. Bunu fark eden Salim Usta üzülme der, bir gün sen de öğreneceksin ancak sabretmen gerek der, teselli etmeğe çalışır oğlanı.

Bir gün Salim Usta, yakın gözlüğünü takmış, ilmek ilmek yeni saatinin iç organlarını işlerken, Necati çok garip bir sual eder. Salim Usta önce bir durur, gözlüğünü arkadan boynuna takılı olan iplere bırakarak Necati’ye döner. Sen, nereden duydun Zacharius Usta’yı de bakim der. O da, ben öyle birini duymadım, Zach Usta’yı duydum der. Tamam, işte aynı kişi onlar? Fırıncının çırağı Ferhat dedi, bir kitap almış babası, saatçiymiş bu Usta da ama garip bir hikâyesi varmış; Saatleri hep bozuluyormuş! Ya benim yapacağım saatler de bozulursa diye dehşete düşer çocuk. Bu andan sonra Salim Usta tek bir söz eder çırağına;

Onun kadar yetenekli olabilir misin çocuk bilmiyorum ama öyle bir kibre kapılacağını da zannetmiyorum, sen sıkma canını senin saatlerin bozulmayacak! der ve saatini işlemeye devam eder.
49 syf.
·2 günde·Beğendi·6/10
Merhabalar.
.
Zacharius Usta'yı uzun zamandır merak ediyordum, okudum merakımı dindirdim. Gayet akıcı bir dili vardı, çevirisi güzeldi. Hemen okuyup bitirebileceğiniz tarzda, ara sıcak niyetine bir kitap. 49 sayfacık.
.
.
Kurguyu ve karakterlerin özgünlüğünü sevdim. Kibrin pençesine düşmüş bir saat ustasının kendine ve ailesine yaşattığı dramatik bir dönemi konu ediniyor eser. Kibri öyle çok büyüyor ki ustanın, kendini yaradanla kıyaslayabilecek noktaya geliyor. Kitabın arka yüzünde de yazıldığı üzere; çöküş kaçınılmaz oluyor.
.
.
Keyifle okuyabileceğinizi düşünüyorum, ağır ve uzun kitaplardan sonra muhakkak araya ya çocuk kitabı ya da böyle 50-60 sayfalık çerez niyetine kitaplar sıkıştırırım ben. Benim gibi yapmayı sevenler varsa Zacharius Usta'ya muhakkak yer verin derim.
.
Kitaplarla kalın...
56 syf.
·Beğendi·6/10
Saat zamanı değil vakti gösterir. Saatin vakte etki etmek gibi bir hususiyeti yoktur. O sadece ân'ı gösterir. Ki durum itibariyle de saatin zamana hüküm sürmesini düşünmek ahmaklık olur. Zacharius Usta bu konuda yanılgıya düşüyor. Saat yapma konusunda usta olan kahraman bu ustalıkla meşhurlaşınca kendisini zamanın hakimi olarak görüp yaratıcı ile ortaklık payesine erdiriyor kendini. Dinsel açıdan bakılacak olursa ne büyük kayıp. Hem kibir hem de şirk. Zaten kitapta da saatçilik üzerinden bilim ile din arasında başlayan çatışmaya işaret ediyor kitap. Yazılış tarihi 19. yüzyıl olunca akla aydınlanma çağının devamı ve bilmin yükselişi ve buna karşılık olarak da din kurumunun bilim karşısında zayıflaması ve Kilisenin sözünün toplum karşısında güçsüzlüğe uğraması akla geliyor. Bilim geliştikçe ve Kilise geri planda kaldıkça özellikle buluşlarda bulunan bilim insanlarının bazıları toplum ve kendi şahısları nezdinde ayrıcalıklı olduklarını hissettiler. İşte bu kanıda kibir ön plana çıkıyor. Zacharius Usta kitabı bunu ele alıyor. Ancak Zachurius Usta bu durumu kibir olarak değil kendi hakkı olarak kabul ediyor ve kendince bir zaman felsefesi oluşturuyor. Yazar da bilim din çatışmasında din tarafını seçiyor ve görüşünü en etkili bilim, düşünce aracı olan zaman ile yapıyor. Saat yapımı ustasının zamana hükmedebileceğini düşündürmesi ile tüm bilim dallarına görüşünce dinin üstünde bir iş olmadığını, saat yapmakla zamana hükmedilmeyeceğini ifade ediyor. Hem de masalsı bir sekilde. Bilim din karşıtlığı haricinde bir çıkarımda daha bulunulabilir: Zacharius Usta işini kalpten yapıyor. Her şeyini vererek hazırlıyor saatlerini. O saatlere fısıldayan adam. Belki de saat adam. Çünkü herhangi bir saat sebepsizce durunca onun da kalbinde sebepsizce bir tekleme oluyor.
Yazıldığı dönem için önemli bir eser. Tatmin etmeyebilir ancak okunmalı. Özellikle gizli kibri olan ve bunun farkına varanların alacağı önemli dersler olabilir.
56 syf.
·1 günde·8/10
jules verne, kıyasının yapılmaması gereken iki olguyu öznel bir şekilde inceliyor. deneylerle kanıtlanabilen ve yanlışlanabilen bilim karşısında insan inancının, asla değişmez ve doğruluğu asla tartışılmaz katı din anlayışının mukayasesi yapılıyor. jules verne gibi bilim kurgunun öncüsü bir yazar şaşılacak şekilde kader ve din tarafında yer alarak bilimin çaresizliğini vurguluyor. yıllarca avrupanın gelişiminde en büyük engel olarak görülen skolastik düşünceyi, hikayede yarattığı scholastique isimli karakterle masumlaştırmaya, meşrulaştırmaya çalışıyor. şuan yaşadığım yüzyılla alakalı olarak jules verne’in bilim eleştirisi benim fikirlerimi değiştirmeyecek olsa da, hikayenin yazıldığı yüzyılda aydın beyinleri karartmakta yahut kuşkuya düşürüp zaman kaybettirmekte etkili bir hikaye olabileceğini düşünüyorum.
49 syf.
·1 günde·6/10
Jules Verne'in okuduğum ikinci kitabı oldu Zacharius Usta, aynı zamanda Mart ayında okuduğum son kitaptı.

İşlediği konu ve verdiği mesaj itibariyle güzel bir eser; ama daha sürükleyici, okuru daha bağlayıcı bir şekilde anlatılabilirdi diye düşünüyorum. Kitabın teması kibir bu arada, kibrin insan hayatında nelere mâl olduğunu anlatmış yazar.

Jules Verne'in Aya Yolculuk kitabı da aşağı yukarı aynı tattaydı benim için, fazla sürükleyiciliği, heyecanı yoktu. Bu kitapta belki farklılık olur dedim; ama üslup ve işleniş açısından pek fark göremedim.

Ama tabi yine de insana bir şeyler katıyor. Tavsiye eder miyim diye sorarsanız, pek etmem.
56 syf.
·7/10
Evet bir kitabın daha sonuna geldik.Bu kitabı çok merak ediyordum ve okuma fırsatım oldu.49 sayfacık olan bu kitap aslında bize birçok şeyi anlatıyor tabi anlayana.Kibrin insanı ne hallere soktuğunu,kendini bu kadar büyük görmenin sonuçlarını bu kitapla birlikte okumuş oluyoruz.

Kendini Tanrıyla eşit gören Zacharius Usta bir saatçidir.Bir gün yaptığı bütün saatler bozulmaya başlar ve ihtiyar adam buna anlam veremez.Saatlerinin bozulmasıyla birlikte ihtiyar adam da hastalanır ve saatlerinin bozulmasının nedeninin hastalığı olduğunu düşünür.
Karşısına çıkan korkunç adam ona elinde bir anahtar olduğunu ve bu anahtarı aldığında ölümsüz olacağını söyler.Pek tabi ihtiyar ilk başta inanmaz ama daha da hastalanınca korkusundan inanır ve anahtarı alır tabi korkunç adam anahtarı bir şartla verir.Bakalım ihtiyar adam ölümsüz olmuş mudur yoksa kibritle birlikte yok mu olmuştur.

Keyifli okumalar
“Kibir, iyilik için yaratılmış bir meleği yok etti. İnsanoğlunun kaderinin tosladığı engeldir o. “
Jules Verne
Sayfa 40 - İş Bankası Kültür Yayınları
Kutuların her birine ruhumun bir parçasını hapsettim ! O lanet olası saatlerden biri ne zaman dursa , kalbimin durduğunu hissediyorum , zira saatleri kalp atışlarıma göre ayarladım !
Halbuki şimdi uyumak ve güzel rüyalarda biraz neşe bulmak zamanı! Yaşadığımız şu lanetli çağda kim mutlu gün yüzü görüyor ki?
...Her birine ruhumun bir parçasını hapsettim! O lanet olası saatlerden biri ne zaman dursa, kalbimin durduğunu hissediyorum, zira saatleri kalp atışlarıma göre ayarladım.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Zacharius Usta
Baskı tarihi:
8 Şubat 2018
Sayfa sayısı:
56
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052953204
Orijinal adı:
Maître Zacharius
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Baskılar:
Zacharius Usta
Zacharius Usta
Zacharius Usta olağanüstü ince bir işçilikle ürettiği kusursuz saatlerle Cenevre şehrinin gururudur. Ünü İsviçre sınırlarını aşıp Fransa ve Almanya’ya kadar uzanmıştır. Saatçiliğin ilerleyen bilime ayak uydurmasıyla, Zacharius Usta da “saat maşası”nı icat eder. Bu icadının ardından kibir başını döndürür. Öyle ya, Tanrı sonsuzluğu yarattıysa, kendisi de zamanı yaratmıştır. Ancak günün birinde imal edip sattığı bütün saatlerin ortada görünür bir sebep olmaksızın birden durmasıyla, öfkeli müşteriler evinin kapısını aşındırmaya başlar.

Bilimle manevi değerler arasındaki çatışma Jules Verne’in 1854 yılında yayımladığı bu fantastik öykünün ana temasıdır. Kibrine yenilip ölümsüzlüğün peşine düşen ve ruhunu kaybeden Zacharius Usta için çöküş kaçınılmazdır.

JULES VERNE (1828-1905): Nantes kentinde dünyaya gelen yazar, Paris’te hukuk öğrenimi gördü, ancak zamanla edebiyata yöneldi. Önce tiyatro yapıtları ve opera librettoları yazdı. 1863’te Le Magasin d’Education et de Récréation’da, Voyages extraordinaire (Olağanüstü Yolculuklar) adlı dizinin ilk yapıtı olarak yayımladığı Cinq semaines en ballon (1863; Balonla Beş Hafta) büyük ilgi gördü. Bunun üzerine fantastik serüvenler yazmaya devam etti. Voyage au centre de la Terre (1864; Dünyanın Merkezine Yolculuk), Vingt mille lieues sous les mers (1870; Deniz Altında Yirmi Bin Fersah) ve L’Île mystérieuse (1874; Esrarlı Ada) bunlardan bazılarıdır. Pek çok yapıtı arasında en çok ilgi çeken romanı Le Tour du monde en quatre-vingts jours (1873; Seksen Günde Dünya Gezisi ) bugüne dek popülaritesini korumuştur.

Romanları çok sayıda dile çevrilen ve sinemaya uyarlanan Verne, 1892’de Légion d’honneur nişanıyla ödüllendirilmiştir.

Kitabı okuyanlar 3.096 okur

  • Samet Orhan
  • Dolunay
  • Alpaslan Sırma
  • Zeynep Helin
  • Özgürlük Kurdu
  • Caner
  • BETÜL GKDMR
  • Rumysu
  • a.
  • Potterhead Eda

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%11.3
14-17 Yaş
%3.8
18-24 Yaş
%26.4
25-34 Yaş
%32.1
35-44 Yaş
%17
45-54 Yaş
%7.5
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%1.9

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%56.3
Erkek
%43.7

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%10.5 (125)
9
%13.2 (158)
8
%25.4 (304)
7
%27.5 (329)
6
%12.9 (154)
5
%4.5 (54)
4
%1.9 (23)
3
%0.8 (9)
2
%0.7 (8)
1
%0.3 (4)

Kitabın sıralamaları