·
Okunma
·
Beğeni
·
19,3bin
Gösterim
Adı:
Zacharius Usta
Baskı tarihi:
8 Şubat 2018
Sayfa sayısı:
56
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052953204
Orijinal adı:
Maître Zacharius
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Baskılar:
Zacharius Usta
Zacharius Usta
Zacharius Usta
Zacharius Usta ve Olağanüstü Öyküler
Zacharius Usta olağanüstü ince bir işçilikle ürettiği kusursuz saatlerle Cenevre şehrinin gururudur. Ünü İsviçre sınırlarını aşıp Fransa ve Almanya’ya kadar uzanmıştır. Saatçiliğin ilerleyen bilime ayak uydurmasıyla, Zacharius Usta da “saat maşası”nı icat eder. Bu icadının ardından kibir başını döndürür. Öyle ya, Tanrı sonsuzluğu yarattıysa, kendisi de zamanı yaratmıştır. Ancak günün birinde imal edip sattığı bütün saatlerin ortada görünür bir sebep olmaksızın birden durmasıyla, öfkeli müşteriler evinin kapısını aşındırmaya başlar.

Bilimle manevi değerler arasındaki çatışma Jules Verne’in 1854 yılında yayımladığı bu fantastik öykünün ana temasıdır. Kibrine yenilip ölümsüzlüğün peşine düşen ve ruhunu kaybeden Zacharius Usta için çöküş kaçınılmazdır.

JULES VERNE (1828-1905): Nantes kentinde dünyaya gelen yazar, Paris’te hukuk öğrenimi gördü, ancak zamanla edebiyata yöneldi. Önce tiyatro yapıtları ve opera librettoları yazdı. 1863’te Le Magasin d’Education et de Récréation’da, Voyages extraordinaire (Olağanüstü Yolculuklar) adlı dizinin ilk yapıtı olarak yayımladığı Cinq semaines en ballon (1863; Balonla Beş Hafta) büyük ilgi gördü. Bunun üzerine fantastik serüvenler yazmaya devam etti. Voyage au centre de la Terre (1864; Dünyanın Merkezine Yolculuk), Vingt mille lieues sous les mers (1870; Deniz Altında Yirmi Bin Fersah) ve L’Île mystérieuse (1874; Esrarlı Ada) bunlardan bazılarıdır. Pek çok yapıtı arasında en çok ilgi çeken romanı Le Tour du monde en quatre-vingts jours (1873; Seksen Günde Dünya Gezisi ) bugüne dek popülaritesini korumuştur.

Romanları çok sayıda dile çevrilen ve sinemaya uyarlanan Verne, 1892’de Légion d’honneur nişanıyla ödüllendirilmiştir.
56 syf.
·Puan vermedi
Spoiler İçerir
Merhabalar yazarın Doktor Ox'un Deneyi kitabından sonra okuduğum eseri olan Zacharius Usta.Üslup olarak Jules Verna’nın diğer kitapları gibi akıcı ve sürükleyici bir şekilde kaleme alınmıştır.Konu olarak ise Zacharius Usta dünyaca ünlü bir saat ustasıdır Usta kendine özgüveni yüksek olan biri olduğundan da kendini zamanın tanrısı ilan eder.Fakat zamanla yaptığı saatler birer birer bozulmaya başlar ve alıcılar satıcıdan gelip ücretlerini almak isterler ve alırlar.Zacharius Usta bu duruma çok üzülerek yataklara düşer.Bir gün yaptığı tek bir saatin çalıştığını öğrenir ve onun peşine düşer.Buna rağmen usta hiç bir zaman kibirinden ve bencilliğinden ödünmez.Kitabın ana fikrine gelecek okursak ; Bilim ve maneviyat içinde bocalayan bir ustanın hırsı,kibir,bencilliği ve ölümsüzlük hissi Üzerine yazılmış bir solukta okunabilecek bir eser.
Keyifli Okumalar Dilerim
56 syf.
·1 günde·7/10 puan
Sonsuzluğa hiçbiriniz sahip olamazsınız, ona göre yaşayın!

Yaptığı saatlerle dillere destan bir üne kavuşmuş, yaşını sorsalar kimsenin bilemeyeceği kadar ihtiyar saatçi Zacharius Usta; kızı Gerande, çırağı Aubert ve ihtiyar hizmetçisi Scholastique ile birlikte üflesen yıkılacak mı desem, yel alıp götürecek mi desem, kendisi gibi görünüşü de garip bir evde yaşıyorlardı. Bir akşam yemeğinde sol tarafında başlayan sızıdan (hayır aşk acısı değil) şikayetçi olarak büyük dermanını aramaya adım attı. Günden güne büyüyen şikayetlerin ve artçı depremler gibi gelen sızıların ardı arkası kesilmiyor. Bunlar kendisi için de ünü için de hiçte olumlu şeyler değil. Ne yapıp edip bir çaresini bulmalı ama nasıl?

Ölümsüzlük, zamanın tek çaresi. Gel gelelim bizim Usta'da bunun peşinde. Ölümsüzlük aşkına Mecnun olup çöllere, rezil olup dillere düşe kalka çare arıyor arıyor ama bir türlü bulamıyor. Sonunda çare gelip onu buluyor ve çözümü kulağına fısıldıyor. Başta çok saçma geliyor böyle bir şey nasıl olabilir ki? Mümkün değil. Ölümsüzlüğün anahtarını ellerinizde tutsaydınız siz ne yapardınız? Ya da neyin karşılığında o anahtarla sahip olabilirdiniz? Onun için neleri feda ederdiniz? Her şeyi. Zacharius Usta her şeyini feda etmeye hazır, kibrinden gözleri dağlanmış her yeri kapkara gören biri gibi hareket ediyor.

"Varlığımı dünyaya dağıttığıma göre yaşayacak ne kadar ömrüm kaldı artık! Çünkü ben, Zacharius Usta, imal ettiğim bütün bu saatlerin yaratıcısıyım! Bu demir, gümüş ya da altın kutuların her birine ruhumun bir parçasını hapsettim. O lanet olası saatlerden biri ne zaman dursa, kalbimin durduğunu hissediyorum, zira saatler kalp atışlarıma göre ayarladım!"

Sözlerinden de anlaşılacağı gibi, tek derdi kendi vadesinin dolmaması, saatlerine kattığı ruhlarının tik-tak, tik-tak'larının sonsuza kadar sürmesi. Bundan habersiz kızı, çırağı, hizmetçisi ustaya çare bulabilmek için her yolu deniyor, her düşüncenin arkasına bakıyor ve bir umut sağlığına kavuşması için çabalıyorlar. Daha önce de dedimya, kör olmuş ve hiçbir yardımı görmüyor. Zaman daraldıkça yaşama hırsı içini yiyip bitiriyor. Bu amacına ulaşabildiği mi derseniz, kibirle hareket ederseniz neye ulaşacaksınız, Zacharius Usta da ona ulaşıyor.
Hayatımızda değerli olan pek çok şey var. Onlara sarılmamız gerek, boş beleş şeylere değil. Kendi egolarımızı, çıkarlarımızı, bencilliğimizi bir kenara bırakmalıyız Zacharius Usta'lar. Unutmayın! Sonsuzluğa hiçbiriniz sahip olamazsınız. Ona göre yaşayın.

İnceleme biterken son bir uyarı!!!

Toprak altında çürüyüp gidecek bedenlerinizin içinde kibire yer vermeyin, vermeyin ki; yaşarken de, ölürken de pişman olmayın.
56 syf.
·1 günde·7/10 puan
Zacharıus Usta, ünü Cenevre şehrini aşmış kusursuz bir saat üreticisidir. Yaptığı saatlerin kusursuzluğunu insan bedeni ve ruhu arasındaki muazzam uyumla açıklamaya çalışır.
Günün birinde yaptığı bütün saatler hiç bir neden yokken durur ve öfkeli müşteriler kapısına dayanır.
Kendini Tanrı ile bir tutmasının hazin sonu ile çok güzel bir öykü.
Kibrin insanı nasıl yıprattığı bu kadar güzel öyküyle dile getirilebilirdi.
Kısa, akıcı merak dolu bir eserdi.
56 syf.
KİBİR, RUHUN KANSERİDİR.

Jules Verne, benim çocukluğumu temsil eder. Onunla sevdim ben kitap okumayı. Seksen günde devri alem ise ilk okuduğum kitaptı. Sonra Rus edebiyatı esir alsa da beni Jules Verne'in yeri her zaman özel kaldı.

--SPOİ SPOİ SPOİ--
Master Zacharius, İsviçre'nin Cenevre'sinde nam salmış dünyaca bilinen bir saat ustasıdır. İlgilenenler bilir İsviçre saat denilince ilk akla gelen ülkedir. Romanın gerçekçiliğini araştırmadım ancak Cenevre - Saat ikilisi göz önüne gelince de düşünmüyor değil insan.

--ANLAMSIZ ALAN--
Hiç hayatınızı sorguladınız mı? Ya da durup düşündünüz mü? Şu hayatta yaptığım en iyi şey nedir diye. Çoğumuz sevmediğimiz meslekleri icra ediyoruz. Sevmediğimiz şehirlerde yaşıyoruz. Nefes alıp verirken bile lanetler, küfürler, isyanlar sıralıyoruz. Bir amacımız yoksa hele cehenneme teslim ediyoruz ruhumuzu. Dün ''Loving Vincent'' filmini seyrettim. 800'den fazla tablo yapmış Van Gogh ve sadece birisi satılmış. Sevdiği iş olan ressamlığı yapıp bir yandan da aşık olduğu kadının muhitinde bulunuyor oluşu onu mutlu eder diye düşünüyorum düz mantık. İntihar ettiği gerçeği ile çalkalanıyorum sonra. Kulağını kestiği yetmezmiş gibi. Yani dünya öyle garip bir yer ki, bazen değil çoğu zaman ne yaparsan yap mutluluğu yakalayamıyorsun. Yani yakalasan da bir yere kadar. Gece yükselen yıldız gibi sabahına teslim ediyor ruhunu güneşe. ''Dünyada hiçbir şey hiçlik kadar büyük bir baskı yapmaz insan ruhunda'' sözü geliyor Zweig'in sonra. Beni uzun uzun düşüncelere sevk ediyor bunlar. Resmen varoluşumuz bir hiçliği temsil ediyor. Hayatın bug'ını bulanları kıskanıyorum. En azından uzun bir süre mutlu ya da en önemlisi huzurlu olmayı diliyorum içten içe. İçimde yaşıyoruz ya zaten her şeyi. Artık derdimizin, sıkıntımızın da dostlarımızda bir ederinin olmadığı da aşikar. Neyse.
Bütün bunların kitapla ne alakası var diyenler varsa kitabı okuyunca anlayacak. Master Zacharius yaptığı işte dünyanın en iyisi konumunda. Gün geliyor saatler duruyor. Sattığı onlarca saatle beraber alıcılar aşındırıyor kapıyı. İsyan ediyorlar.

Dünyanın en iyi saatçisinin yaptığı saati alıyorsunuz ve bozuk çıkıyor. Haklılar isyanlarında bir yandan. Usta, saatlerine aşık. Onlarla resmen tinsel bir yakınlık kuruyor. Saatleri bozuldukça sıhhati de sekteye uğruyor. Yataklara düşüyor. Ancak acıdır ki, kibri tutuyor ayakta. İnat edişi hep kibrinden. Öyle bir noktaya geliyor ki Zacharius Usta, ''İnsanoğlu, tanrının dengindendir'' savını savuruyor.

Koskoca ustanın dünya üzerinde tek bir saati kalıyor ayakta. Ruhunu, ününü, kibrini kurtarmanın yolunu ise gidip bu saati almakta buluyor.

Minnacık bir kitaptan değerli dersler çıkardım. Sizin de okumanızı isterim elbet. İyi okumalar...
https://www.youtube.com/watch?v=EFJ7kDva7JE
(Chopin'in bu eseri tam da saat yaparken dinlenilmezmi?) :D
56 syf.
·Puan vermedi
Bir solukta okunup bitirilebilecek Jules Verne kitabı. Akıcı bir üslupla kaleme alınan eserde Zacharius Usta çok iyi bir saat ustası, şöhreti kibre dönüşüyor ve o kibir Zacharius Ustayı yok ediyor.

Kitaptan hoş bir alıntı: Bütün kötülüklerin anası olan kibre hiçbir mantıkla karşı konulamaz; çünkü kibirli insan, tabiatı gereği, o mantıklı sözlere kulak tıkar.
56 syf.
·Beğendi·7/10 puan
Din mi Bilim mi? İşte bütün mesele bu...
Bilime, mantıka inanan insanların bir yerden sonra dine, inanışa soğuk ve katılaşmış bir hal aldığı biriydi Zacharius usta.

Kulakları tıkanmış, gözleri körolmuş ama bunlar hastalıkla değil 'Kibir' le gerçekleşmiş. Alıntılarımda da bir çok kez bu konu ön plana çıkmaktadır.

Kader ve dinin önüne geçilmeyeceği- Biliminde tanrı tarafından mağlup edildiğini söyleyebiliriz.

Hayatta hep biz haklı değilizdir ve herşeyde doğru düşünemeyiz. Kendi kendinize her yaptığınız davranışı onaylayıp ya da birine onaylattırma ihtiyacı duymaya başladıysanız. Kibir sizi ele geçirmeye başlamış olabilir aman dikkat. Çevreye gerçekten kulak verip ben de sadece bir insanım demek gerek bazen.

İyi Okumalar
56 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10 puan
Oh be! Günler sonra adam akıllı bir kitap okuyabildim.

İnceleme Videosu: https://www.youtube.com/watch?v=2shNkY8pEj4

Jules Verne'den okuduğum 2. kitap. Daha önce de Doktor Ox'un Deneyi'ni okuyup çok gülmüştüm ve çok sevmiştim.

Peki bu kitabı güzel kılan nedir,kısaca anlatayım :)

Zacharius Usta, saat ustasıdır. Olağanüstü incelikle yaptığı saatler Cenevre şehrinin gururudur. Kendisi o kadar ünlenmiştir ki kendisi Fransa ve Almanya'da bile tanınır.

Tabii böyle bir üne dayanamayan Zacharius Usta bir süre sonra kibirlenmeye başlar.

Tanrı sonsuzluğu yarattıysa ben de zamanı yarattım der. Bak bak bak :D

Bu kadar da artislenirsen görürsün babayı :D Bir gün ustamızın saatler bozulmaya başlar, millet hep bozuk saatleri getirir ve "bunlar ne?" der.

Zacharius Usta anlam veremez ki tuhaf bir şekilde her bir saat bozulurken de o acıyı yüreğinde hisseder.

Kitabın güzel yani çok akıcı ve heyecanlı olmasıdır. 60 sayfa ama 2-3 dakika sürdü sanki okumam :D

Çok güzel bir kitaptı bu kitabı da en sevdiklerim listesine koyacağım.

Okumak isteyen herkese iyi okumalar dilerim :)
56 syf.
·8/10 puan
Hiç çok iyi yaptığınız bir şey yüzünden kalbiniz kibir ile doldu mu? Hikayemizin ana kahramanı Zacharius, o kadar büyük bir saat ustasıdır ki, 'saat maşası' nı icat etmesi ile birlikte kalbini kibir ele geçirir. Öyle bir seviyeye ulaşır ki kendini 'Tanrıya denk' olarak görmeye başlar.
Su gibi akıp giden bu 50 sayfalık kitaba kütüphanenizde yer açmanızı öneririm.
Keyifli okumalar dilerim...
49 syf.
·1 günde·Beğendi·7/10 puan
Kitabın ana kahramanı Zacharius Usta, Cenevre şehrinin ünlü saat ustasıdır. Bir gün bu ustanın yaptığı saatler sebepsiz yere durmaya başlayınca Zacharius Usta kibri ve hırsından ne yapacağını şaşırır ve bozulmadan kalan tek bir saat uğruna her şeyi görmezden gelir çünkü; onun için önemli olan tek şey, sonsuzluktur. Tek bir solukta okunan ve bittiği anda "keşke bitmeseydi" diyeceğiniz bu kitabı herkesin okumasını tavsiye ederim. O zaman ne duruyorsunuz... (:
56 syf.
·8/10 puan
- Usta be?
- Söyle evladım…
- Sen zamanı durdurabilir misin?
- Çok konuşma da şuradan penseyi ver.

Tepede kalan Galata’yı ardına alıp ıssızlaşan yoldan yokuş aşağı salındığında, birbirine bitişik yapılardan badanası dökülmüş olanının giriş katında Salim Usta’nın saatçi dükkânı vardır. Saatlerin tıkırtıları sokağa değin taşmaktadır. Öğleyin çırağı Necati, dükkânın biraz ötesinde kalan fırına giderken yalnızca külahı gözüken Galata’ya bir süre bakakalır. Ah der, bir öğrenebilsem şu saat yapma olayını, bir öğrenebilsem… Koskocaman bir saat yapıp Galata’ya astırmazsam ben de ne olayım der. Sonrasında boynu bükük, koltuğunun altında gazeteye sarılmış ve hala dumanı tütmekte olan ekmekle dükkândan içeri girer.

Salim Usta, hanımının sabahtan hazır ettiği çıkınını açar, Necati’nin getirdiği ekmeği ikiye böler ardından da soğanı tepesinden patlatır. Peyniri soğanla yerler. Ortada zengin bir sofra yoktur fakat yenenlerin de lezzetine diyecek yoktur. Necati’nin boynu büküktür hala. Bunu fark eden Salim Usta üzülme der, bir gün sen de öğreneceksin ancak sabretmen gerek der, teselli etmeğe çalışır oğlanı.

Bir gün Salim Usta, yakın gözlüğünü takmış, ilmek ilmek yeni saatinin iç organlarını işlerken, Necati çok garip bir sual eder. Salim Usta önce bir durur, gözlüğünü arkadan boynuna takılı olan iplere bırakarak Necati’ye döner. Sen, nereden duydun Zacharius Usta’yı de bakim der. O da, ben öyle birini duymadım, Zach Usta’yı duydum der. Tamam, işte aynı kişi onlar? Fırıncının çırağı Ferhat dedi, bir kitap almış babası, saatçiymiş bu Usta da ama garip bir hikâyesi varmış; Saatleri hep bozuluyormuş! Ya benim yapacağım saatler de bozulursa diye dehşete düşer çocuk. Bu andan sonra Salim Usta tek bir söz eder çırağına;

Onun kadar yetenekli olabilir misin çocuk bilmiyorum ama öyle bir kibre kapılacağını da zannetmiyorum, sen sıkma canını senin saatlerin bozulmayacak! der ve saatini işlemeye devam eder.
49 syf.
·2 günde·Beğendi·6/10 puan
Merhabalar.
.
Zacharius Usta'yı uzun zamandır merak ediyordum, okudum merakımı dindirdim. Gayet akıcı bir dili vardı, çevirisi güzeldi. Hemen okuyup bitirebileceğiniz tarzda, ara sıcak niyetine bir kitap. 49 sayfacık.
.
.
Kurguyu ve karakterlerin özgünlüğünü sevdim. Kibrin pençesine düşmüş bir saat ustasının kendine ve ailesine yaşattığı dramatik bir dönemi konu ediniyor eser. Kibri öyle çok büyüyor ki ustanın, kendini yaradanla kıyaslayabilecek noktaya geliyor. Kitabın arka yüzünde de yazıldığı üzere; çöküş kaçınılmaz oluyor.
.
.
Keyifle okuyabileceğinizi düşünüyorum, ağır ve uzun kitaplardan sonra muhakkak araya ya çocuk kitabı ya da böyle 50-60 sayfalık çerez niyetine kitaplar sıkıştırırım ben. Benim gibi yapmayı sevenler varsa Zacharius Usta'ya muhakkak yer verin derim.
.
Kitaplarla kalın...
56 syf.
·2 günde·7/10 puan
Yazarı tanımakla yola çıktığım ilk kitabı, kitaplığımda yazara ait toplam 4 kitabı var. Yazar duygular arası ve bağlantıları çok sağlam değil havada asılı kalan duygular olduğunu hissettiriyor. Özellikle diyaloglar az olmasına rağmen kimin hangi sözü söylediğini dikkatli okuyarak anlayabiliyorsunuz. Buna rağmen sürükleyici bir kitap oldu benim için. Fantastik bir öykü, ruhunu saatlere işleyen ve olağanüstü yetenekli saatçi Zacharius usta baş kahraman. Yeteneği dilden dile söz edildikçe, kibri büyümeye başlar, kibri büyüdükçe dinsiz bir adam olarak konu işlenmiş. Kısaca ölümsüz olmak için, ruhunu satıyor.
Yeryüzünde her şeyin ömrü sınırlıdır, ilelebet var olacak bir şey insan elinden çıkamaz.
Jules Verne
Sayfa 6 - İş Bankası Kültür Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Zacharius Usta
Baskı tarihi:
8 Şubat 2018
Sayfa sayısı:
56
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052953204
Orijinal adı:
Maître Zacharius
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Baskılar:
Zacharius Usta
Zacharius Usta
Zacharius Usta
Zacharius Usta ve Olağanüstü Öyküler
Zacharius Usta olağanüstü ince bir işçilikle ürettiği kusursuz saatlerle Cenevre şehrinin gururudur. Ünü İsviçre sınırlarını aşıp Fransa ve Almanya’ya kadar uzanmıştır. Saatçiliğin ilerleyen bilime ayak uydurmasıyla, Zacharius Usta da “saat maşası”nı icat eder. Bu icadının ardından kibir başını döndürür. Öyle ya, Tanrı sonsuzluğu yarattıysa, kendisi de zamanı yaratmıştır. Ancak günün birinde imal edip sattığı bütün saatlerin ortada görünür bir sebep olmaksızın birden durmasıyla, öfkeli müşteriler evinin kapısını aşındırmaya başlar.

Bilimle manevi değerler arasındaki çatışma Jules Verne’in 1854 yılında yayımladığı bu fantastik öykünün ana temasıdır. Kibrine yenilip ölümsüzlüğün peşine düşen ve ruhunu kaybeden Zacharius Usta için çöküş kaçınılmazdır.

JULES VERNE (1828-1905): Nantes kentinde dünyaya gelen yazar, Paris’te hukuk öğrenimi gördü, ancak zamanla edebiyata yöneldi. Önce tiyatro yapıtları ve opera librettoları yazdı. 1863’te Le Magasin d’Education et de Récréation’da, Voyages extraordinaire (Olağanüstü Yolculuklar) adlı dizinin ilk yapıtı olarak yayımladığı Cinq semaines en ballon (1863; Balonla Beş Hafta) büyük ilgi gördü. Bunun üzerine fantastik serüvenler yazmaya devam etti. Voyage au centre de la Terre (1864; Dünyanın Merkezine Yolculuk), Vingt mille lieues sous les mers (1870; Deniz Altında Yirmi Bin Fersah) ve L’Île mystérieuse (1874; Esrarlı Ada) bunlardan bazılarıdır. Pek çok yapıtı arasında en çok ilgi çeken romanı Le Tour du monde en quatre-vingts jours (1873; Seksen Günde Dünya Gezisi ) bugüne dek popülaritesini korumuştur.

Romanları çok sayıda dile çevrilen ve sinemaya uyarlanan Verne, 1892’de Légion d’honneur nişanıyla ödüllendirilmiştir.

Kitabı okuyanlar 5,9bin okur

  • Ayşe Sarıtop
  • Dilan SALA
  • Entelektüel Kiviler
  • Zeynep
  • Gamze Budak
  • Hasan Hüseyin AYDIN
  • Elif camcı
  • Rafet Onat Tatar
  • Ağaçkakan Woody
  • Özlem Arslan

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-12 Yaş
%11.3
13-17 Yaş
%3.8
18-24 Yaş
%26.4
25-34 Yaş
%32.1
35-44 Yaş
%17
45-54 Yaş
%7.5
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%1.9

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%56.3
Erkek
%43.7

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%10 (218)
9
%13 (285)
8
%25.6 (560)
7
%26.9 (588)
6
%12.6 (275)
5
%5.4 (118)
4
%1.8 (39)
3
%0.8 (18)
2
%0.6 (13)
1
%0.3 (6)

Kitabın sıralamaları