“beni bırakan insanlar, gelen ve giden kadınlar oldu, her defasında odada oturmuş camın dışındaki yağmuru seyreden biri gibi hissettim kendimi; doğrudan yakınımda olan şeylerle bile aramda camdan bir duvar vardı ve kendi irademle onu yıkacak gücü bulamıyordum.”
“o dönemde bazı yarı farkındalık anlarında bilincine tam varmadan içimde özlemini çektiğim şey arzulardan ziyade, arzulama arzusuydu; daha güçlü, daha bağımsız, daha tutkulu, daha doyumsuz istek duyma, daha yoğun yaşama, belki de acı çekme ihtiyacıydı.”
“daha önce kâğıda dökerek bu olayla hesaplaşmak istediğimi söylemem son derece yanlış, gerçeğe uymayan bir şey; aksine, istediğim çok hızlı yaşanmış bu deneyimi daha da canlı bir hale getirmek, onu defalarca ve defalarca kucaklayabilmek için yanımda sıcak ve soluk alır halde tutmak.”
“ne var ki bu satırları sadece kendim için yazacaktım ve kendime bile tam açıklayamadığım bir şeyleri başkaları için anlaşılır kılmak gibi bir niyetim hiç yoktu.”