semina idil

Dünya içinde dünya: Pellucidar
10/10
·162 syf.··
Beğendi
·
2023 17. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 22 Mayıs 2023 12:22
k24kitap.org/kitaplar/pelluc... İnsanlık uzun zamandır ayaklarımızın altında başka bir yaşamın varlığı, hatta Ölüler Diyarı veya cehennemin yeraltında olduğu fikriyle büyülendi. 17. yüzyılın sonlarından başlayarak, Dünya’nın içinde başka bir Dünya bulunan, yalnızca birkaç yüz mil kalınlığında bir kabuk olabileceğine dair teoriler vardı. 19. yüzyılın başlarında ise Dünya’nın yalnızca içi boş olmadığı, aynı zamanda iç kısmına girişlerin kutuplardan bulunabileceği ileri sürülmüştü. Ünlü kuyrukluyıldıza adını veren astronom Edmund Halley’in de savunduğu Oyuk Dünya Teorisi biliminsanları tarafından çürütülmüş olsa da, yüzyıllardır folklora, efsanelere ve mitolojiye ilham vermiş bir fikirdir. Nitekim Dünya altında yedi tabaka olduğu hemen hemen her yerleşik dinde olan bir inanıştır. Edebiyatta çoğumuzun bildiği Jules Verne’in Dünya’nın Merkezine Yolculuk maceraları da bu minvalde kaleme alınmıştır. Oyuk Dünya Teorisi daha pek çok edebi esere ilham kaynağı olurken, bunlar arasında bilimkurgu ve fantezi türündeki eserleriyle öne çıkan Edgar Rice Burroughs’un Türkçeye ilk defa Fihrist Kitap tarafından çevrilen Pellucidar’ı üzerinde durmak istiyorum. Uzay yolculuğuna gerek duymadan keşfedilecek yeni bir dünya imkânı sunan Burroughs’un yedi kitaplık dizisinin ilki olan Pellucidar, her an aydınlığın hüküm sürdüğü, gece ve gündüz döngüsünün olmadığı, ayrıca zaman kavramından da bağımsız bir yeraltı dünyası olarak karşımıza çıkıyor. “Pellucidar”ın etimolojisine baktığımızda da saydam, şeffaf, berrak (ışığın geçişine izin veren) gibi anlamlara gelen “pellucid” kelimesiyle karşılaşıyoruz. Yazarın sonsuz öğle güneşinin hüküm sürdüğü İç Dünya için iyi düşünülmüş bir isim seçtiği bariz. Ufku olmayan ve yüzeyin yukarı doğru kıvrıldığı bu yerde
Edebiyat
Pellucidar IEdgar Rice Burroughs · Fihrist Kitap · 029 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
5/10
·127 syf.··
2023 3. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 21 Ocak 2023 16:39
virginia woolf, bu eserinde kadının toplumdaki varlığını sorgulayıcı bir tutumla ele alırken, dönemin erkek egemen toplum yapısı hakkında da fikirlerini açıkça belirtmiş. dönemin ingiltere’sini de eleştiren woolf; kadın ve erkeklerin eğitim aldığı koşullar, kadın yazarların serbest bir şekilde edebi yazı üretme özgürlüğünden mahrum bırakılması ve cinsiyetçi yaklaşımların diplomalar üzerindeki etkisi gibi toplumsal sorunlara vurgu yaparak içinde bulunduğu çağa ve akışa meydan okumaya çalışmış. bu bağlamda da ekonomik özgürlüğe ve “kendine ait bir oda” ya yani kendi alanına sahip olan kadının ister yazı hayatında ister gerçek hayatta üretken ve güçlü olacağını vurgulamış. bu sebeple eserin yazıldığı dönemin koşullarını düşünürsek woolf’un kadınlar için verdiği mücadele gerçekten çok değerli. ve zaten günümüzde de özellikle kadın hakları savunucularının elinden düşürmediği bir eser olup değerini hâlâ koruyor. fakat ben tüm bunlardan bağımsız bu kitabın incelemesinde pek değinilmeyen başka bir kısma değinmek istiyorum: mesele şu ki içerik bakımından ne kadar değerli olursa olsun ben gerçekten kitabı okurken çok sıkıldım. bunun sebebi bir düşünce metni olmasından ziyade gerçekten yazarın kalemindeki tutukluktan kaynaklandığını düşünüyorum. sadece bu sebepten de kaynaklanmıyor elbette. bir diğer etken de kitapta geçen yoğun yabancı yazar isimleri, örnekleri.. ve benim de dönemin ingiltere’sinin yazarlarına çok hâkim olmayışım... eminim kitabı okuyup da benimle bu konuda aynı düşünenler vardır.. kısacası kitap gerçekten özellikle yazıldığı tarih itibarıyla büyük bir cesaret örneği. ve yazarın “kendine ait bir oda”sını yani o güçlü duruşunu ve kendine haslığını her sayfada hissettim. ama okurken akıcılık konusunda sıkıntılar yaşadım. yine de okumanızı tavsiye ediyorum.
Düşünce
Kendine Ait Bir OdaVirginia Woolf · İletişim Kitabevi · 202148,3bin okunma
10/10
·76 syf.··
Beğendi
·
2022 15. kitabı
·
7 saatte okudu
·
Okunma: 04 Eylül 2022 05:25
hepimiz bir güzellik fikrine sahibiz, aslında yeryüzünde de onu arıyoruz. bu arayış bazen bir aşk, bazen bir müzik, bazen okuduğumuz bir kitap ile tezahür ediyor. işte tüm bu arayışların kamçısı da bizi tam olmaya meyleden o “güzel.” bu sefer de Ömer Alkan’ın kaleminin arayışı güzelliğe götürüyor bizi. kutsala ulaşmaya çabalayıştaki her ilham zerresi kelimelere ahenkle işleniyor, yeri geliyor bu ahenge şiirler eşlik ediyor, söylemvari üslupta bile ahenk kendini gösteriyor. okur da bu atmosfer ile birlikte güzel olana kavuşuyor. doğrusu klişeleşmiş aşk ve güzellik uğruna yazılan kitaplardan diyemeyeceğim bu kitap için. her güzele âşık gibi romantik yansımalar barındırsa da emin olun bundan çok daha ötesi var.. güzelliğin felsefini, sanatsal boyutunu da barındırıyor. güzellik kavramının varlığımızla örtüşen bir kavram olup olmadığını, güzeli güzel kılanın aslında âşığın gözleri olabileceğini, sahipleneni-ait olanı, kaçanı-kovalayanı, belki de güzelin bu zıtlıklar arasındaki uyumdan doğduğunu okura “güzellikle” ifade ediyor. bu ifade ediş ile de okurundaki güzellik anlayışını yeniden yaratıyor yazar ya da okurun hep içinde olanı onun yüzüne vuruyor; ve siz, tüm yaşanmış aşk hikâyeleriniz, o hikâyelerin kahramanları ile sayfalara çarpıyorsunuz. görselliğe gelecek olursam da Fihrist Kitap artık gerçekten kitap tasarımı konusunda favori yayınevim. sayfaların arasına louis théophile hingre ve alfons mucha’nın resmettiği güzelleri serpiştirmekle kalmamışlar, kitabın kapağına da botticelli'nin venüs’ünü koymuşlar. daha ne diyeyim, al kahveni, kitabın kapağıyla instagram’a hikâye at yani, öyle güzel.. kısa, öz, sade ama bir o kadar da ihtişamlı bir kitap güzel, ismi gibi, öyle işte güzel...
Edebiyat
GüzelÖmer Alkan · Fihrist Kitap · 202148 okunma
10/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2022 14. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 01 Eylül 2022 00:00
sohbete eşlik eden kahveden sonra içilen en güzel kahve şüphesiz bir kitaba eşlik eden kahvedir. hatta o kitabın adı “kahve arası sanat konuşmaları” ise kitabın da kahvenin de tadından yenmez. öyle tatlı diyaloglar şeklinde ilerliyor ki bu kitap, okur olarak kitabın içine girip Ömer Alkan ve selman’ın sohbetine eşlik edesi geliyor insanın. sanat üzerine yazılmış bir kitabın diyaloglar şeklinde samimi bir üslup ile oluşturulması buna sebebiyet veriyor aslında. fikir fikri çağırıyor ve o fikir okura “sen de gel, sohbetimize katıl!” dercesine içtenlikle davetiyesini bırakıyor. teorik ve felsefi kısımların anlaşılır bir dil ile şekillendirilmesi kitabı oldukça keyifli kılmakla beraber; sanat ana başlığı altında yapay zekâ, altın oran, metafizik, mizah, fayda, yaratıcılık vb. gibi alt başlıklara girilmesi de adeta “ders kitabı olarak okutulsa yeridir!” dedirtecek şekilde bu keyifli üsluba eşlik ediyor. Fihrist Kitap farkıyla yine estetik zevkten ödün verilmeyip sayfaların arasına kahve görsellerinin serpiştirilmesini de “kahvenden bir yudum al, öyle devam et okumaya..” şeklinde tatlı mesajlar olarak yorumladım. :) sadece taze öğütülmüş kahve çekirdeği kokusu eksik kitapta, kalan her şey tam.. benim diyeceklerim bu kadar. şimdiden kahve, sanat ve kitap bağımlılarına iyi okumalar dilerim. :) “süt ile kahvenin buluşmasında çokça metaforik imge buluyorum, gereğinden fazla. kahvenin zihinsel bir aydınlığa ulaştıran o ‘kirli’ siyahı ile saf ve masum, yine de doğurgan ve hatta cinsel olarak çekici sütün buluşması... tam olarak bu buluşma açılımlara zemin oluşturuyor. sanatın ilhamına müthiş bir imge ile seyir zevki sunuyor.” Ömer Alkan
Sanat
Kahve Arası Sanat KonuşmalarıÖmer Alkan · Fihrist Kitap · 202017 okunma
10/10
·136 syf.··
Beğendi
·
2022 13. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 28 Ağustos 2022 22:40
Fihrist Kitap’tan ve Ömer Alkan’dan okuduğum ilk kitap. biliyoruz ki dil, iletişim aracından öte kullanım sebebi ve eylem oluşturması ile ayrıca bir “güç” aracıdır. dilin bu amaçla kullanılması da söylemi meydana getirir. ömer alkan da kelimelerin bu “söylem”vari gücünden kitabında oldukça yararlanmış ve değindiği konular itibariyla da her zerresine işlemiş. yazarın önsöylem başlığı altında da belirttiği gibi kitabı tek bir kategoriye yerleştirmek zor. hikaye, deneme, nesir, şiir, monolog, düşünce yazısı gibi başlıkların hepsine yerleştirilebilir. tüm bu başlıklara dahil edilişi de aslında söylemin ayrıklıktan doğan bütünselliğine vurgu yapıyor ve bütünsellik noktasında yazarın kitap boyunca aradığı “hakikat” kavramı merkeze alınıyor. bu hakikat arayışı da söz ve üsluptan çok daha ötede işleniyor. yazarın dedikleri, demedikleri, kelimelerin birbirleri arasındaki ve onları oluşturan harfler arasındaki ilişki, adeta bir çeyiz sandığı hazırlarcasına “arayış” kitapta oldukça derinlere indirilmiş. bu yüzden söylemin derinliğinden kaynaklanan kısmen anlaşılması zor üslubu, aslında muhtemelen okurun çeyiz sandığının dibini kurcalamak istemeyişinden de kaynaklanıyor olabilir. ne de olsa yazar sözünü bitirdiğinde söz, alıcı ile yer değiştirir. konuşan dinlemeye, dinleyen konuşmaya geçer ve söylem üretimi bu işbirliğinde devam eder. o yüzden siz de bu kitabın bir parçasısınız, derinlere dalmaktan korkmayarak okuyunuz bu kitabı. :) (not: kitap, başlıklara ayrılmış bölümlerden oluşuyor. her bölümün ambiyansına uyan cinsten hoş bir fon müziği ile yüksek sesle okursanız sanki shakespeare’ın sonelerini okuyormuşsunuz gibi bir havaya giriyorsunuz. sizi bilmem, ben bu havaya girdim. insan ruhunun çoklu ve karmaşık boyutlarını yansıtan o “sone”vari güç var bu söylemlerde. :) eh, sadece öneri
Düşünce
SöylemÖmer Alkan · Fihrist Kitap Yayınları · 20188 okunma