Dönemin gerçekliğini anlatan, olayları hakikatiyle okura sunan Ömer Seyfettin, hikayelerini Genç Kalemler, Mecmua, Diken gibi çeşitli dergilerde yayınladığı hikayelerden oluşan bir eserdir. İçerisinde beş farklı hikaye yer almaktadır. Bunlardan son dördü o dönemin halkıyla ara ara diyolaglara yer verilen hikayeler vardır. Fakat birinci başlığı "Bomba" hikaye beni hala şuan bile etkisinde bıraktığını söyleyebilirim.
O dönemin fazlasıyla gerçekçi kişiliği sizi çok etkileyebilir. Çok acı dolu bir hikayedir. Akıcılığı hatsafhada olan "Bomba" sonunda gerçekten bomba etkisi yaratacak bir özelliğe sahip. Okumanızı tavsiye ederim fakat sizi fazla etkileyebilir.
-okuduğunuz için teşekkürler.-
Tatlı ve güzel bir kurgu, akıcı bir anlatım. Okurken yüze yayılan gülümseme ve kimi yerde de hüzün. Buda demek oluyor ki yazar işini gayet iyi yapmış :). Öykü denildiği taktirde zaten akla gelen ilk isim. İsminin ağırlığını da hak ediyor...
Bomba olduğu varsayılan bir kutudan kopuk bir baş çıkması ne kadar dehşet uyandırıcı bir olay. Ömer Seyfettin harika kurgu yeteneğine sahip bir yazar. Olayları adım adım okurken ani bir şoka giriyorsunuz. Ben bu kitabı okurken birden bağırmışım çevremdekiler kitabı çok merak ettiler onun için. Heyecan ve duygu yüklü bir hikaye zevkle ve heyecanla okudum.
BombaÖmer Seyfettin · Karbon Kitaplar · 20182,716 okunma
Ömer Seyfettin ile ilgili en büyük yanılgılardan biridir "çocuklara yönelik kitaplar yaziyor" söylemi. Zira kitapları genel itibariyle travmatik, ağır olaylar içeren niteliktedir.
Bu kitapta da çetelerin zulümleri ile kendilerine yeni bir hayat kurmayı amaç edinen bir ailenin umutlarını nasıl yok ettiklerini görmekteyiz. Etkileyici bir anlatım, kullanılan dil dönemi baz alarak ciddi manada yetkin. Zaten Ömer Seyfettin 'in en büyük özelliği bu. Dili kullanmadaki becerisi. Bu kitap da okuyanı derinden etkileyecek, insana hep bir yarım kalmışlık hüznünü gark edecek nitelikte.
BombaÖmer Seyfettin · Karbon Kitaplar · 20182,716 okunma
Kitabın içine girmekte ne kadar zorlanmış olsamda bir süre sonra keyifle okudum. İşlerimin yoğunluğu nedeniyle kitap elimde resmen süründü ve çok şükür bitirmenin mutluluğunu yaşıyorum. Ömer Seyfettin büyük üstat Türklüğün gücünü o kadar güzel anlatmışki ne mutlu Türk'üm diyene demeden edemiyorsunuz.
Ömer Seyfettin' in hayatına baktığımızda Balkan Savaşlar' nda subay olarak görev yapan Ömer Seyfettin vatan aşığı, zeki ve ateşli fikirlere sahip bir kişiliktir. Çok genç yaşta aramızdan ayrılsa da bize miras olarak birbirinden eşsiz hikâyeler bıraktı. Askerlik mesleğini bırakarak yazın hayatına atılan Ömer Seyfettin' in "Yeni Lisan" makalesiyle Türk edebiyatında çığır açmıştır. Özellikle Ziya Gökalp ile tanıştıktan sonra "Kızılelma Neresi?" Sorusu hikâyelerinde askerler tarafından atılan naralar ile kendini gösterir. Ömer Seyfettin' in hikâyelerini böyle değerli kılan efsunlu dili ve kıvrak zekâsıdır. Hikâyelerinde oluşturduğu kahramanların basit hikayeleri onun kalemiyle adeta bir efsaneye dönüşür. Keyifli Okumalar Dilerim. Sağlıkla Kalın.
BombaÖmer Seyfettin · Turkuvaz Kitap · 20192,716 okunma
Rumeli Türkleri nin çektiği sıkıntıları dönemin şartlarında anlatan bir kitap. Ömer Seyfettinin kitaplarında milliyetçilik çoğu zaman ağır basar. Çocuk kitabı kategorisinde olabilecek bir kitap olarak düşünmüyorum. Türklüğü iliklerinize kadar hissedeceksiniz.
Ömer Seyfettin'in kitaplarının çocuk kitabı diye ilkokul çocuklarına okutulmasına anlam veremiyorum. Bir kitap 50 sayfa olduğunu için çocuk kitabı olmaz. Sırf sayfa sayısı az diye çocuklara bu kitapları okutmak büyük bir hata. Öykülerde geçen şiddet (kafa kesmeler, kopan kol bacaklar), cinsellik (karı koca arasındaki yakınlaşmalar) hiç kimsenin dikkatini çekmiyor mu? İlkokul çağındaki çocukların yaşayacağı psikolojik travmaları varın siz düşünün. Özetle bir kitap sayfa sayısı az diye çocuk kitabı olmaz.
Okuduğum ilk kitaplardan biridir BOMBA ... o kadar küçük yaşta bu kitabı okuma sanırım bende travma etkisi yaptı . Hâlâ unutamam eve gelen o süslü hediye paketini...
Sınav için özetine bakmak amacıyla internetten açtığım ve bir anda kendisini okurken bulduğum bu kitap beni derinden sarsmıştı.
Birbirini çok seven ve çokça hayali olan bir karı-kocaya Bulgar komitacılar tarafından yapılan zulüm ile dönemin karışıklığı gözler önüne seriliyor.
Bu zulümden kurtulmak için kaçma planları yaptıkları bir gece ansızın komitacılar tarafından esir alınan kocasının serbest bırakılmasını bekliyoruz karısıyla beraber. Onca acıya katlanırken "Tamam şimdi istediklerini aldılar ve gidecekler, kocasını serbest bırakacaklar, gelecek" diye diye avunuyoruz. Nitekim geliyor da...
Sonunu asla beklemediğimden, boşluğuma gelmişti ve bir anda hıçkırıklara boğulmuştum. Kitabı kesinlikle çocuk kitabı diye çocuğunuza okutmayın, travma etkisi oluşturabilir. Ömer Seyfettin öyle vurucu bir biçimde dönemi yansıtmış ve sonunu yine aynı öyle bitirmiş ki akılda kalmaması mümkün değil.
Ömer Seyfettin (d. 11 Mart 1884 Gönen Balıkesir, – ö. 6 Mart 1920 İstanbul), Türk edebiyatının önde gelen hikâye yazarlarındandır. Asker, şair ve güçlü bir edebi yeteneği olan bir öğretmendir. Türk kısa hikâyeciliğinin kurucu ismidir. Ayrıca edebiyatta Türkçülük akımının kurucularındandır. Türkçede sadeleşmenin savunucusudur. Kısa ömrüne pek çok sayıda eser sığdırmıştır.
1884 yılında Gönen'de (Balıkesir) doğdu. Yüzbaşı Ömer Şevki Beyle, Fatma Hanımın ikisi küçük yaşlarda ölen dört çocuğundan birisidir. Öğrenimine Gönen'de bir mahalle mektebinde başladı. Ömer Şevki Beyin görevinin nakli dolayısıyla Gönen'den ayrılan aile İnebolu ve Ayancık'tan sonra İstanbul'a geldi. Ömer Seyfettin, önce Mekteb-i Osmanîye, 1893 ders yılı başında da Askerî Baytar Rüştiyesine kaydedildi. Bu okulu 1896'da tamamlayarak Edirne Askerî İdadîsine devam etti. 1900'de İdadî'yi bitirerek İstanbul'a döndü. Burada Mekteb-i Harbiye-i Şahâne'ye başladı. 1903 yılında Makedonya'da çıkan karışıklık üzerine "Sınıf-ı müstacele" denilen bir hakla imtihansız mezun oldu.
Ömer Seyfettin, mezuniyetten sonra piyade asteğmeni rütbesiyle, merkezi Selanik'te bulunan Üçüncü Ordunun İzmir Redif Tümenine bağlı Kuşadası Redif Taburuna tayin edildi. 1906'da İzmir Jandarma Okuluna öğretmen olarak atandı. Bu, Ömer Seyfettin için önemlidir; zira bu vesileyle İzmir'deki fikrî ve edebî faaliyetleri takip edecek ve bunlar içerisinde yer alan gençlerle tanışacaktır. Nitekim batı kültürünü tanıyan Baha Tevfik'ten Fransızca bilgisini artırmak için teşvik gördü; Necip Türkçüden ise sade Türkçe ve millî bir dille yapılan millî edebiyat konusunda önemli fikirler aldı.
Ömer Seyfettin Ocak 1909'da Selanik Üçüncü Orduda görevlendirildi. Selanik'te çıkmakta olan Hüsün ve Şiir dergisinin ismi Akil Koyuncunun istek ve ısrarı üzerine Genç Kalemlere çevrildikten sonra 11 Nisan 1911'de Ömer Seyfettin'in Yeni Lisan isimli ilk başyazısı imzasız olarak yayımlandı. Genç Kalemler yazı heyetini oluşturanlar Balkan Savaşının başlaması üzerine dağılmak zorunda kaldı. Ömer Seyfettin yeniden orduya çağrıldı, Yanya Kuşatmasında esir düştü. Nafliyon'da geçen 1 yıllık esareti sırasında sürekli okumuştu. "Mehdi", "Hürriyet Bayrakları" gibi hikâyelerini bu dönemde yazdı. Hikâyeleri Türk Yurdunda yayımlandı. Esareti süresince gerek okuyarak, gerekse yaşayarak yazarlık hayatı için önemli olacak tecrübeler kazandı.
Ömer Seyfettin 1913'te esareti bitince İstanbul'a döndü. 23 Ocak 1913'te Enver Paşanın organize ettiği Babıali Baskınına katıldı. Daha sonra askerlikten ayrıldı, yazarlık ve öğretmenlikle hayatını kazanmaya başladı. Türk Sözü dergisinin başyazarlığına getirildi ve burada Türkçü düşüncenin sözcülüğünü yapan yazılar yazdı. 1914 yılında Kabataş Sultanisinde öğretmenlik görevine başladı ve bu görevini ölümüne kadar sürdürdü.
1915'te İttihat ve Terakki Fırkası ileri gelenlerinden Doktor Besim Ethem Beyin kızı Calibe Hanımla evlenmiştir. Bu evlilik Güner isimli bir kız çocuğuna rağmen bozulunca tekrar yalnızlığına döndü. 1917'den ölüm tarihi olan 6 Mart 1920'ye kadar geçen zaman birçok acı ve sıkıntıya rağmen verimli bir hikâyecilik dönemini içine alır. Bu dönemde 10 kitap dolduran 125 hikâye yazdı. Hikâye ve makaleleri Yeni Mecmua, Şair, Donanma, Büyük Mecmua, Yeni Dünya, Diken, Türk Kadını gibi dergilerle Vakit, Zaman ve İfham gazetelerinde yayımlandı. Bir yandan öğretmenlik yapmayı sürdürdü.
Hastalığı 25 Şubat 1920'de artınca yazar, 4 Martta hastahaneye kaldırıldı. 6 Mart 1920'de hayata gözlerini yumdu. Önce Kadıköy Kuşdili Mahmut Baba Mezarlığına defnedilir. Daha sonra mezarı buradan yol geçeceği veya araba garajı yapılacağı gerekçesiyle 23 Ağustos 1939'da Zincirlikuyu Mezarlığına nakledildi.
En yakın arkadaşı Ali Canip Yöntem, onun hayatını ve mizacını anlatan, en kuvvetli hikâyelerini içeren Ömer Seyfettin ve Hayatı adlı bir kitap yazdı ve bu kitap 1935 yılında yayımlandı. Kısa bir süre sonra da bütün hikâyeleri bir kitap serisi halinde basılmıştır ve bu hikâyeler günümüzde de okunmaktadır.
Detaylı bilgi ve kaynak: tr.wikipedia.org/wiki/Ömer_Seyf...