Kaşağı her kardeşin okuduğunda kalbini yaralayacak,kahramanın yerinde olmadığı için şükrettirecek türden bir hikaye.
Ufakcık bir çocukken bu hikayeyi okumak ve şüphesiz etkilenmek ne büyük bahtsızlık.
Ömer Seyfettin, olay öykülerinde kahramanları günlük hayattan hepimizin bildiği ,aşina olduğu karakterlerden seçiyor ve oldukça yalın bir Türkçe ile yazıyor.
Genelde öykülerini çocuk yaşta okumaya başlarız.Kolay okunması bunun bir sebebi belki,ama çocukluk çağı bu hikâyeler için biraz erken.
Gerek seçtiği konular,gerekse toplumsal aksayışlara yaptığı vurgular sebebiyle eserlerini yetişkin kategorisi içinde değerlendirmek gerekiyor .
KaşağıÖmer Seyfettin · Timaş Çocuk · 201719,8bin okunma
ders alınması gereken bir ömer seyfettin klasiği. öğretmenimiz kitap dağıttığında arkadaşlarım sinderellaya pamuk prensese ben ise ömer seyfettinin kitaplarına koşardım.içinde çok güzel hikayeler var okumadıysanız ne duruyorsunuz okuyun derim.
İki kardeş, Hasan ve kahraman anlatıcı, bir çiftlik (olasılıkla Gönen yakınlarındaki Karalar Çiftliği'nde) evinde ailesiyle birlikte yaşar.Baba son derece otoriter bir adam,anne ise aralıklarla
Şimdi siz Frenk mürebbiyeler elinde büyüyor, kendi lisanınızın güzelliklerini tanımıyor, başka memleketlerin, başka şeylerini öğreniyorsunuz. Onlara benzemek istedikçe, kendi benliğinizden uzaklaşıyor, etrafınızdan nefret ediyor, hakikaten sevinçten, saadetten mahrum kalıyorsunuz.
KaşağıÖmer Seyfettin · Timaş Çocuk · 201719,8bin okunma
Ömer Seyfettin’in “Kaşağı” adlı öyküsü herkesin okuması gereken, enfes öykülerden biri.. Hikayenin kahramanı bir gün, atlara bakan Dadaruh’un gözü gibi baktığı kaşağıyı; ahır’a giderek atlarda denemek ister fakat istediği sonucu alamaz ve sinirlenip kaşağı kırar. Kahramanın babası kırılmış kaşağı görünce önce Dadaruh’u çağırır. Bu durumdan haberi olmayan zavallı adam, bilmediğini söyler. Kahraman korkar ve suçu kardeşi Hasan’ın üstüne atar.. Hasan’nın yalan söylediğini düşünen babası ona bir tokat atar ve evden çıkmaması için ceza verir. Aylarca Hasan, kardeşine yani hikayenin kahramanına iftiracı der durur. Bir gün Hasan kuşpalazı hastalığına yakalanır. Hikayenin kahramanı kardeşinin öleceğini bakıcısı Pervinden öğrenir öğrenmez, o da ağlamaya başlar ve kardeşine yani Hasan’ a attığı iftirayı, babasına itiraf etmek için o gece vakti odasına gitmek ister. Bakıcısı onu durdurur yarın söylersin der.. Fakat yarın her şey için çok geçtir. KaşağıÖmer Seyfettin
Her yaşa hitap eden akıcı güzel bir kaleme sahip olan yazar ile geldim. Her kitabı gerçekten ayrı güzel öğretici, empati kurmamızı sağlayan güzel öyküleri var. Her kütüphane de bulunması gereken istisna kitaplardan biri diyebilirim.
Ömer Seyfettin Türk tarihinin, Türk Edebiyatının en mümtaz şahsiyetlerinden biri.. Kitapları her ne kadar Çocuklar için yazılmış algısına kurban gitmiş olsa da yetişkinler (aklı başında olan şuurlu) tarafından da "tekrar güzeldir velevki 180 kez olsun" perspektifi ile tekrar tekrar okunmaktadır. Kaliteli okurlar doğru kitabı çok okurlar size tavsiyem her hikâyesini asgari 3 kez okuyun. Henüz hiç okumadıysanız bi an evvel kaza edin bence :)
İlkokulda aldığım ve okuma fırsatı bulduğum, içerisinde pek çok öykücük bulunduran hikaye kitabı... Yazar, yalın bir yazı dili kullanmış. Dürüstlük, cesaret, dayanışma, vatanseverlik gibi pek çok konuyu ana tema olarak işlemiş. Ömer Seyfettin'in bu en bilinir kitabında, Maupassant tarzı hikayeciliğini nasıl başarılı bir şekilde uyguladığını daha iyi analiz ettim bir kez daha okuyunca... Her çocuğun ve içinde kötülük çiçeklerinin tohumu ekili olan yetişkinlerin okuması gereken bir kitap!
"Kaşağı" her yaşta okunabilecek bir öyküdür. Küçükken okuduğumuz bazı hikayeler akılda kalmayabilir ama nasıl etkilediyse beni karakter isimleri dışında her noktası aklımdaydı. Geçenlerde yine geçti elime yine okudum. Hatırladım ki kaşağının ve kuşpalazının ne demek olduğunu bu kitapla öğrenmiştim. Hatta belki de atları tımar etmeyi de buradan öğrenmiş olabilirim. Ne bileyim belki de atları bize bu kitap sevdirmiştir, bilemem. Umarım çocuklar hastalanmaz, umarım kimsenin kardeşi ölmez...
Kitap çok güzel ve heyecanlı ve yazarımız sonu pişmanlık ve ölümle bitirmiş çok üzücü fakat ders verici doğruluğun sonunda acı verici de olsa söylenmesi gerektiğini anlatmış.
herkese tavsiye ederim.
KaşağıÖmer Seyfettin · Timaş Çocuk · 201719,8bin okunma
Ömer Seyfettin (d. 11 Mart 1884 Gönen Balıkesir, – ö. 6 Mart 1920 İstanbul), Türk edebiyatının önde gelen hikâye yazarlarındandır. Asker, şair ve güçlü bir edebi yeteneği olan bir öğretmendir. Türk kısa hikâyeciliğinin kurucu ismidir. Ayrıca edebiyatta Türkçülük akımının kurucularındandır. Türkçede sadeleşmenin savunucusudur. Kısa ömrüne pek çok sayıda eser sığdırmıştır.
1884 yılında Gönen'de (Balıkesir) doğdu. Yüzbaşı Ömer Şevki Beyle, Fatma Hanımın ikisi küçük yaşlarda ölen dört çocuğundan birisidir. Öğrenimine Gönen'de bir mahalle mektebinde başladı. Ömer Şevki Beyin görevinin nakli dolayısıyla Gönen'den ayrılan aile İnebolu ve Ayancık'tan sonra İstanbul'a geldi. Ömer Seyfettin, önce Mekteb-i Osmanîye, 1893 ders yılı başında da Askerî Baytar Rüştiyesine kaydedildi. Bu okulu 1896'da tamamlayarak Edirne Askerî İdadîsine devam etti. 1900'de İdadî'yi bitirerek İstanbul'a döndü. Burada Mekteb-i Harbiye-i Şahâne'ye başladı. 1903 yılında Makedonya'da çıkan karışıklık üzerine "Sınıf-ı müstacele" denilen bir hakla imtihansız mezun oldu.
Ömer Seyfettin, mezuniyetten sonra piyade asteğmeni rütbesiyle, merkezi Selanik'te bulunan Üçüncü Ordunun İzmir Redif Tümenine bağlı Kuşadası Redif Taburuna tayin edildi. 1906'da İzmir Jandarma Okuluna öğretmen olarak atandı. Bu, Ömer Seyfettin için önemlidir; zira bu vesileyle İzmir'deki fikrî ve edebî faaliyetleri takip edecek ve bunlar içerisinde yer alan gençlerle tanışacaktır. Nitekim batı kültürünü tanıyan Baha Tevfik'ten Fransızca bilgisini artırmak için teşvik gördü; Necip Türkçüden ise sade Türkçe ve millî bir dille yapılan millî edebiyat konusunda önemli fikirler aldı.
Ömer Seyfettin Ocak 1909'da Selanik Üçüncü Orduda görevlendirildi. Selanik'te çıkmakta olan Hüsün ve Şiir dergisinin ismi Akil Koyuncunun istek ve ısrarı üzerine Genç Kalemlere çevrildikten sonra 11 Nisan 1911'de Ömer Seyfettin'in Yeni Lisan isimli ilk başyazısı imzasız olarak yayımlandı. Genç Kalemler yazı heyetini oluşturanlar Balkan Savaşının başlaması üzerine dağılmak zorunda kaldı. Ömer Seyfettin yeniden orduya çağrıldı, Yanya Kuşatmasında esir düştü. Nafliyon'da geçen 1 yıllık esareti sırasında sürekli okumuştu. "Mehdi", "Hürriyet Bayrakları" gibi hikâyelerini bu dönemde yazdı. Hikâyeleri Türk Yurdunda yayımlandı. Esareti süresince gerek okuyarak, gerekse yaşayarak yazarlık hayatı için önemli olacak tecrübeler kazandı.
Ömer Seyfettin 1913'te esareti bitince İstanbul'a döndü. 23 Ocak 1913'te Enver Paşanın organize ettiği Babıali Baskınına katıldı. Daha sonra askerlikten ayrıldı, yazarlık ve öğretmenlikle hayatını kazanmaya başladı. Türk Sözü dergisinin başyazarlığına getirildi ve burada Türkçü düşüncenin sözcülüğünü yapan yazılar yazdı. 1914 yılında Kabataş Sultanisinde öğretmenlik görevine başladı ve bu görevini ölümüne kadar sürdürdü.
1915'te İttihat ve Terakki Fırkası ileri gelenlerinden Doktor Besim Ethem Beyin kızı Calibe Hanımla evlenmiştir. Bu evlilik Güner isimli bir kız çocuğuna rağmen bozulunca tekrar yalnızlığına döndü. 1917'den ölüm tarihi olan 6 Mart 1920'ye kadar geçen zaman birçok acı ve sıkıntıya rağmen verimli bir hikâyecilik dönemini içine alır. Bu dönemde 10 kitap dolduran 125 hikâye yazdı. Hikâye ve makaleleri Yeni Mecmua, Şair, Donanma, Büyük Mecmua, Yeni Dünya, Diken, Türk Kadını gibi dergilerle Vakit, Zaman ve İfham gazetelerinde yayımlandı. Bir yandan öğretmenlik yapmayı sürdürdü.
Hastalığı 25 Şubat 1920'de artınca yazar, 4 Martta hastahaneye kaldırıldı. 6 Mart 1920'de hayata gözlerini yumdu. Önce Kadıköy Kuşdili Mahmut Baba Mezarlığına defnedilir. Daha sonra mezarı buradan yol geçeceği veya araba garajı yapılacağı gerekçesiyle 23 Ağustos 1939'da Zincirlikuyu Mezarlığına nakledildi.
En yakın arkadaşı Ali Canip Yöntem, onun hayatını ve mizacını anlatan, en kuvvetli hikâyelerini içeren Ömer Seyfettin ve Hayatı adlı bir kitap yazdı ve bu kitap 1935 yılında yayımlandı. Kısa bir süre sonra da bütün hikâyeleri bir kitap serisi halinde basılmıştır ve bu hikâyeler günümüzde de okunmaktadır.
Detaylı bilgi ve kaynak: tr.wikipedia.org/wiki/Ömer_Seyf...