Adı:
Kaşağı
Baskı tarihi:
Ağustos 2003
Sayfa sayısı:
96
ISBN:
9789753628648
Yayınevi:
Timaş Çocuk
Ömer ve kardeşi Hasan, çocukluklarını büyük bir çiftlikte geçirmişlerdi. Küçük Ömer ve Hasan, en çok atlarla oynamayı, özellikle de onları tımar etmeyi seviyorlardı. Bunun için İstanbul’dan özel getirtilen KAŞAĞI’yı kullanıyorlardı. Ama bir gün Küçük Ömer, çocukluk heyecanıyla KAŞAĞI’yı kırar ve suçu kardeşi Hasan’a atar. Babası bu olaydan sonra Hasan’a çok kızar ve ona:
-Yalancı, der…
Hasan, bu olaydan sonra içine kapanır ve bir gün hastalanır. İşte o zaman Ömer için zor günler başlar.
Kitapta ayrıca ‘HÜRRİYET BAYRAKLARI, NÂDÂN, ÇAKMAK, KÜTÜK, ‘KIZIL ELMA’ “NERESİ?” adlı öykülerde yer almaktadır.
Bu kitap çocukluğumda okuduğum ve beni çok etkileyen bir kitaptı. Ama ben ilk okul sonda okumuştum. Galiba biraz ağır gelmişti bana. Yaşımdan da olabilir, belki de bünyeme fazladır bilemiyorum. Yine de unutulmaz bir kitaptı.
ders alınması gereken bir ömer seyfettin klasiği. öğretmenimiz kitap dağıttığında arkadaşlarım sinderellaya pamuk prensese ben ise ömer seyfettinin kitaplarına koşardım.içinde çok güzel hikayeler var okumadıysanız ne duruyorsunuz okuyun derim.

Benzer kitaplar

İki kardeş, Hasan ve kahraman anlatıcı, bir çiftlik (olasılıkla Gönen yakın­larındaki Karalar Çiftliği'nde) evinde ailesiyle birlikte yaşar.Baba son derece otoriter bir adam,anne ise aralıklarla İstanbul'a(özellikle yaz aylarında) giden biridir...Çiftlikte seyislik görevini sürdüren Dadaruh aynı zamanda çocukların dostu ve gün boyunca çocuklarla bir arada olan bir adamdır.Bir de evde hizmetçilik görevini gören Pervin adında bir kız vardır.Öyküde çocuk­ların günlük yaşamları ayrıntılı olarak çizilmez,ancak buna karşın atların Dadaruh tarafından tımar edilmeleri çocukların en çok keyif aldıkları şey olarak defalarca anlatılır.Kahraman anlatıcı bir gün kimsenin olmadığı bir vakitte o çok keyif aldığı tımar işini yapmak için ahıra girer.Kaşağıyı arar bulamaz,bulamadığı kaşağıyı Dadaruh’un odasında arar orada da bulamaz.Odadaki sandık gözüne çarpar, onu açar ve annesinin İstanbul’dan gönderdiği “fakfon kaşağıyı” bulur.Kaşağı ile atların tımarını gerçekleştirmeye çalışır, ne var ki kaşağının dişleri çok sivri olduğu için atlar rahat durmaz.Kaşağının dişlerini duvara sürterek dişlerini köreltmeye çalışır ; ancak sonuç yine olumsuzdur.Tam bu noktada çocuk, büyük bir öfkeyle kaşağıyı taşla kırıp yalağa atar.Babası yalakta kırılmış kaşağıyı görünce çok sinirlenir ve suçluyu arar, kahraman anlatıcı kardeşi Hasan’a iftira atarak kaşağıyı onun kırdığını söyler.Hasan babası tarafından ahıra girmemeyle cezalandırılır.Hasan eve hapsedilir Annesi geldikten sonra da bağışlanmaz.Onun iftira atabileceğine hiç ihtimal vermez.Ertesi yıl anne, yazın gene İstanbul'a gider.Hasan'a ahır hâlâ yasaktır.Bir gün birdenbire hastalanır Hasan. Doktor "Kuşpalazı" der.Babası yatağın başucundan hiç ayrılmaz.Hizmetçi ,anlatıcıya kardeşinin öleceğini söyler ve çocuk ağlamaya başlar. Gece uyuyamaz, uykuya dalar dalmaz Hasan'ın hayali gözünün önüne gelir "İftiracı! İftiracı!" diye karşısında ağlar.Pervin'i uyandırır.Hasan'ın yanına gitmek istediğini ve babasına bir şey söylemek istediğini söyler.Yarın söylersin, der.Sabaha kadar gene gözlerini kapayamaz.Hava henüz ağarırken Pervin'i uyandırır.Ama zavallı suçsuz kardeşi, o gece ölmüştür...
Her öğrencinin ilk okulda okuması gereken ve kendisini bir adım ileriye taşıyacak kitaplardan bir tanesi eş anlamlı kelimeler barındıran ve okumaya yönelten tarzdan cocuklaruniza okutunuz
En bilinenlerinden... Bir Ömer Seyfettin efsanesi ... Kitap muhteşem bir kitap zaten kısacık kesinlikle okumalısınız vereceği ders gerekli ve büyük +Her okuduğumda sıkılmadan bıkmadan usanmadan bitiriyorum kitabı , muhteşem benim fikrimce okuyun bence :)
Ortaokul yıllarımda okumuştum Ömer Seyfettin'in en beğendiğim kitabı. İki küçük kardeşin hikayesi. Kardeşi tarafından iftiraya uğrayan çocuğun ölümüne çok üzülmüştüm. Çok güzel bir kitaptı.
Ömer Seyfettin önde gelen hikâye yazarlarımızdan biridir. Otuz altı yıllık kısa ömrünün son üç yılına çok sayıda hikâye sığdırmıştır. Bu seri, mesaj, konu ve seviye bakımından 9 -12 yaş grubu çocuklarının gelişim düzeyleri göz önünde tutularak yazarın 125 hikâyesi arasından özenle seçilmiştir. Dilde sadeleşmenin savunucularından olan Ömer Seyfettin'in hikâyelerinde geçen ve günümüzde de varlığını sürdüren kelimeler korunmuştur. Gerek kitap arkasına eklenen sözlükle, gerekse parantez içersinde eş anlamı verilerek çocukların kelime haznesinin gelişmesi hedeflenmiştir.
Kaşağı kitabı Hiç unutamayacağım dediğimiz kitaplar listesinde yer almaktadır.
Ömer Seyfettin önde gelen hikâye yazarlarımızdan biridir. Otuz altı yıllık kısa ömrünün son üç yılına çok sayıda hikâye sığdırmıştır. Bu seri, mesaj, konu ve seviye bakımından 9 -12 yaş grubu çocuklarının gelişim düzeyleri göz önünde tutularak yazarın 125 hikâyesi arasından özenle seçilmiştir. Dilde sadeleşmenin savunucularından olan Ömer Seyfettin'in hikâyelerinde geçen ve günümüzde de varlığını sürdüren kelimeler korunmuştur. Gerek kitap arkasına eklenen sözlükle, gerekse parantez içersinde eş anlamı verilerek çocukların kelime haznesinin gelişmesi hedeflenmiştir.
Kaşağı kitabı Hiç unutamayacağım dediğimiz kitaplar listesinde yer almaktadır.
Bir dönemin psikoloji bozan kitabı. Ömer Seyfettin'in çocuk kitabı yazdığını kim düşündüyse çok yanlış düşünmüş. Özellikle Bomba isimli kitabı çocuk psikolojisine asla uygun değil .
Ömer Seyfettin Milli Edebiyat öykücülerindendir. Bu eserde birden fazla hikayeden eserde bahsedilmiştir. Kaşağı çocukluğundan aldığı bir hikayedir. Hikayelerinde tarihten, milli bilinci uyandıracak konulardan da bahsedilmiştir.

Ömer Seyfettin hikayelerinde bir ders, bir öğüt verilir. Kaşağı da yalanın kötü bir huy olduğunu ve vicdan azabı gibi duyguları hayatında yol açabileceğini anlatıyor. Yani yalan söylememeliyiz bunu bize benimsetmeye çalışıyor.

Ömer Seyfettin hikayelerinde sade, yalın bir dil kullanmıştır. Arapça, Farsça tamlamalardan uzak durmuştur. Zaten saf Türkçeden yanadır.

Hikayelerinde Maupassant tarzı olay örgüsünü kullanmıştır. Türk edebiyatında en önemli temsilcisidir.

Yetişkinlerin, çocukların okuması gereken bir eser.
Çocukluğumun en güzel kitabı :)Hediye olarak gelmesi ayrı sevme sebebim.Birden fazla okumuştum.Eminim herkesin geçmişinde bir iz bırakmıştır
Bunca senedir neden bu kitabı okumadığı mı anlamış değilim sürekli gördüğüm okuyacağım dediğim ama okumadığım bir kitap. Kitap bir çok hikayeden oluşuyor.

Kaşağı ve Falaka da yalan ve iftira eylemlerinin eleştirisi ele alınmaktadır. Ama burada çocukları baskı altına alan ona özgüven vermeyen korku ve endişe içinde çocukları bırakarak onların bu hatalarını yapmasına neden olunmuştur. Diğer hikayeler Forsa,Topuz,Pembe incili Kaftan yazarın kendi esir düşmesi ve milli duygularlar yazmış olduğu hikayelerdir.

Hikayelerin muapassant tarzı olması Ömer Seyfettin in milli edebiyat öncülerinden olup sade bir dil kullanması ve hikayelerinde akıcı bir dil olmasıyla güzel bir kitap olmuş.
Dadaruh çok durgundu. Pervin hüngür hüngür ağlıyordu.

– Niye ağlıyorsun? diye sordum.

– Kardeşin hasta.

– İyi olacak.

– İyi olmayacak.

– Ya ne olacak?

– Kardeşin ölecek! dedi.

– Ölecek mi?

Ben de ağlamaya başladım. O hastalandığından beri Pervin’in yanında yatıyordum. O gece hiç uyuyamadım. Dalar dalmaz, Hasan’ın hayali gözümün önüne geliyor “İftiracı! İftiracı!” diye karşımda ağlıyordu.

Pervin’i uyandırdım.

– Ben Hasan’ın yanına gideceğim, dedim.

– Niçin?

– Babama bir şey söyleyeceğim.

– Ne söyleyeceksin?

– Kaşağıyı ben kırmıştım, onu söyleyeceğim.

– Hangi kaşağıyı?

– Geçen yılki. Hani babamın Hasan’a darıldığı…

Sözümü tamamlayamadım. Derin hıçkırıklar içinde boğuluyordum. Ağlaya ağlaya Pervin’e anlattım. Şimdi babama söylersem, Hasan da duyacak belki beni bağışlayacaktı.

– Yarın söylersin, dedi.

– Hayır,. şimdi gideceğim.

– Şimdi baban uyuyor, yarın sabah söylersin. Hasan da uyuyor. Onu öpersin, ağlarsın, seni bağışlar.

– Pekala!

– Haydi şimdi uyu!

Sabaha kadar gene gözlerimi kapayamadım. Hava henüz ağarırken Pervin’i uyandırdım. Kalktım. Ben içimdeki zehirden vicdan azabını boşaltmak için acele ediyordum. Yazık ki, zavallı suçsuz kardeşim, o gece ölmüştü. Sofada çiftlik imamıyla Dadaruh’u ağlarken gördük. Babamın dışarıya çıkmasını bekliyorlardı.
Zaten en büyük, en kahraman, en cesurlar, en korkakların ihanetine kurban gitmemiş miydi ?
İnsanlar ne tuhaftır.Fikrine,ümidine, arzusuna muhalif bir şeye rastgelince hemen bozulur.
Nâdân ile sohbet güçtür bilene,
Çünkü nâdân ne gelirse söyler diline!

Nâdân: Bilgisiz, cahil

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kaşağı
Baskı tarihi:
Ağustos 2003
Sayfa sayısı:
96
ISBN:
9789753628648
Yayınevi:
Timaş Çocuk
Ömer ve kardeşi Hasan, çocukluklarını büyük bir çiftlikte geçirmişlerdi. Küçük Ömer ve Hasan, en çok atlarla oynamayı, özellikle de onları tımar etmeyi seviyorlardı. Bunun için İstanbul’dan özel getirtilen KAŞAĞI’yı kullanıyorlardı. Ama bir gün Küçük Ömer, çocukluk heyecanıyla KAŞAĞI’yı kırar ve suçu kardeşi Hasan’a atar. Babası bu olaydan sonra Hasan’a çok kızar ve ona:
-Yalancı, der…
Hasan, bu olaydan sonra içine kapanır ve bir gün hastalanır. İşte o zaman Ömer için zor günler başlar.
Kitapta ayrıca ‘HÜRRİYET BAYRAKLARI, NÂDÂN, ÇAKMAK, KÜTÜK, ‘KIZIL ELMA’ “NERESİ?” adlı öykülerde yer almaktadır.

Kitabı okuyanlar 4.852 okur

  • Berfin Kayan
  • Merve Tür
  • Zeynep Dursun
  • Zeynep Gökay
  • Gülcan
  • Kevser BEGEN
  • Merve Ceyhan
  • Selen Mutlu
  • Cansu UYAR
  • ALTAN YILMAZ

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%5.5
14-17 Yaş
%7.3
18-24 Yaş
%23.8
25-34 Yaş
%29
35-44 Yaş
%22.4
45-54 Yaş
%9.2
55-64 Yaş
%1.2
65+ Yaş
%1.6

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%71.3
Erkek
%28.7

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%32 (204)
9
%17.2 (110)
8
%21.3 (136)
7
%13.8 (88)
6
%6.6 (42)
5
%3.9 (25)
4
%2.5 (16)
3
%0.6 (4)
2
%0.5 (3)
1
%1.6 (10)

Kitabın sıralamaları