8,3/10  (55 Oy) · 
501 okunma  · 
38 beğeni  · 
1.639 gösterim
Akdeniz'in efsane yuvası nihayetsiz ufuklarına bakan küçük tepe, minimini bir çicek ormanı gibiydi. İnce, uzun dallı badem ağaçlarının alaca gölgeleri sahile inen keçiyoluna düşüyor, ilkbaharın tatlı rüzgarıyla sarhoş olan martılar, çılgın naralarla havayı çınlatıyorlardı. Badem bahçesinin yanı geniş bir bağdı. Beyaz taşlardan yapılmış

Kısa bir duvarın ötesindeki zeytinlik, ta vadiye kadar iniyordu. Bağın ortasındaki bakımsız kulübenin kapısız girişinden bir ihtiyar çıktı. Saçı sakalı bembeyazdı. Kamburunu düzeltmek istiyormuş gibi gerindi. Elleri, ayakları titriyordu. Gök kadar boş, gök kadar sakin duran denize baktı, baktı.
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Kasım 2013
  • Sayfa Sayısı:
    80
  • ISBN:
    9789758602728
  • Yayınevi:
    Parıltı Yayınları
  • Kitabın Türü:

Kitaptan 1 Alıntı

Oğlu:
- Vurulursun! Vatana hasret gidersin! diye onu gemide bırakmak istedi.
Kara Memiş, o vakit, birdenbire gençleşmiş bir kaplan gibi doğruldu. Duramıyordu. Kalkan, kılıç istedi. Sonra geminin kıçında sallanan sancağı göstererek,
- Şehit olursam bunu üzerime örtün! Vatan, al bayrağın dalgalandığı yer değil midir ?

Forsa, Ömer SeyfettinForsa, Ömer Seyfettin