Okurken kendimi Ege’nin sakin ama derin dünyasının içinde buldum. Yazarın dili sade ama bir o kadar da etkileyiciydi. Özellikle karakterlerin iç dünyasını anlatışı beni çok etkiledi. Terzinin sadece kıyafet değil, insanların hayatına da dokunduğunu hissettim.
Kitapta geçmişle hesaplaşma, pişmanlık ve umut temaları çok güzel işlenmiş. Mekân tasvirleri o kadar canlıydı ki Bodrum sokaklarında yürüyormuş gibi hissettim. Bazı yerlerde tempo yavaşladı ama bence bu, karakterlerin duygularını daha iyi anlamamı sağladı.
En çok hoşuma giden şey, küçük detayların büyük anlamlar taşımasıydı. Terzinin iğnesi ve ipliği adeta hayatı onarmanın sembolü gibiydi. Kitabı bitirdiğimde içimde hafif bir hüzün ama aynı zamanda umut vardı.
Genel olarak akıcı, duygusal ve düşündürücü bir romandı. Özellikle insan ilişkileri ve geçmişin izleri üzerine yazılmış kitapları sevenlere tavsiye ederim.