SihirliFlut

10/10
·416 syf.··
2026 4112. kitabı
Çok samimi ve içten bir anlatı. Okurken sanki bir tarihçinin değil de annesini özlemle anlatan bir evladın hatıralarını dinliyormuş gibi hissettim. Ortaylı, annesinin hayatını anlatırken aslında bir dönemin kültürünü, eğitim anlayışını ve aile yapısını da gözler önüne seriyor. Özellikle Şefika Hanım’ın güçlü, disiplinli ama aynı zamanda zarif karakteri çok etkileyiciydi. Kitapta en sevdiğim şeylerden biri, anlatımın sıcak ve doğal olmasıydı. Büyük olaylardan çok küçük anılar, günlük hayatın detayları ve aile içindeki ilişkiler anlatılıyor. Bu da kitabı daha gerçek ve dokunaklı yapıyor. Bazen hüzünlendiren, bazen de gülümseten anılar var. “Annem Şefika”, sadece bir anne portresi değil; aynı zamanda geçmişe, aileye ve hatıralara dair çok güzel bir saygı duruşu gibi. Sade ama etkileyici bir kitap olduğunu düşünüyorum. Okurken insan kendi annesini ve çocukluğunu da düşünmeden edemiyor.
Annem ŞefikaNuriye Ortaylı · Kronik Kitap · 202667 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi·224 syf.··
2026 4111. kitabı
Karakterler arasındaki bağlar sağlıklı olmaktan çok uzak. İnsanların birbirine tutunma biçimleri, sevgiyle takıntı arasındaki ince çizgi ve yalnızlık hissi oldukça çarpıcı işlenmiş. Zaman zaman karakterlere mesafe koymak istedim çünkü ilişkiler gerçekten rahatsız edici bir noktaya kayıyor. Kolay bir okuma değil; herkesin seveceği bir kitap olduğunu düşünmüyorum. Bende bıraktığı his, “rahatsız edici” oldu.
UçuşGaito Gazdanov · Livera Yayınevi · 021 okunma
Puan vermedi·352 syf.··
2026 4110. kitabı
Wulf Dorn'un kitaplarını sevme nedenim, psikolojik gerilim ile gizemi bir araya getirirken okuyucunun zihniyle oynamayı çok iyi başarması. Fobi de tam olarak böyle bir kitaptı. Daha ilk sayfalardan itibaren insanın içine yerleşen o huzursuzluk hissi kitap boyunca hiç kaybolmadı. Düşünsenize; bir gece eşinizin eve geldiğini sanıyorsunuz ama karşınızdaki kişinin eşiniz olmadığını anlıyorsunuz. Üstelik bu yabancı adam eşinizin arabasıyla gelmiş, onun anahtarıyla kapıyı açmış ve onun kıyafetlerini giymiş. En korkuncu ise, size sanki gerçekten karısıymışsınız gibi davranıyor olması. Kitabın çıkış noktası bile tek başına oldukça ürperticiydi. Ben daha ilk bölümden itibaren Sarah'nın yaşadığı çaresizliği ve korkuyu hissettim. Sarah karakterini sevdim çünkü klasik korku hikâyelerindeki gibi sürekli hata yapan ya da mantıksız davranan bir karakter değildi. Oğlu Harvey'i korumak için verdiği mücadele oldukça gerçekçi geldi. Bir anne olarak yaşadığı korku, panik ve çaresizlik çok iyi aktarılmıştı. Özellikle evin içinde geçen ilk bölümler o kadar gerilimliydi ki kitabı elimden bırakmak istemedim.
FobiWulf Dorn · Pegasus Yayınları · 20164,842 okunma
Puan vermedi·215 syf.··
2026 4109. kitabı
Körlerin Krallığı, E. Phillips Oppenheim’ın klasik casusluk romanlarından biri. Okurken dönemin atmosferini hissettiren, entrika ve siyasi oyunlarla ilerleyen bir hikâyesi var. Konu aslında oldukça ilgi çekici; güç, iktidar ve perde arkasında dönen planlar üzerine kurulmuş. Ancak benim için kitap çok da etkileyici olmadı. Hikâye yer yer akıcı olsa da bazı bölümlerde tempo düşüyor ve olaylar biraz yüzeysel kalıyor. Karakterler ilginç fikirler barındırsa da yeterince derinleşememiş gibi hissettirdi. Bu yüzden okurken merak duygusu hep aynı seviyede kalıyor. Yine de eski dönem casusluk hikâyelerini sevenler için okunabilir bir kitap. Büyük beklentiyle değil de, sakin ve orta halli bir macera okumak isteyenler için uygun diyebilirim. Benim için ne çok etkileyici ne de kötüydü; ortalama bir okuma deneyimi olarak kaldı.
Körlerin KrallığıEdward Phillips Oppenheim · Klasikhane · 20251 okunma
Puan vermedi·256 syf.··
2026 4108. kitabı
İleri Sar benim için biraz inişli çıkışlı bir okuma deneyimi oldu. Kitaptaki ilk öykü daha ilk sayfalardan itibaren dikkatimi çekmeyi başardı. Yapay zekânın insan zekâsını aşması, kendi kararlarını verebilen bir varlığa dönüşmesi ve insan kontrolünden çıkması fikri zaten başlı başına oldukça ürkütücü bir konu. Yazar da bu korkuyu başarılı bir şekilde hissettirmiş. Okurken sık sık "Ya gerçekten bir gün böyle olursa?" diye düşündüm. Özellikle teknolojinin hayatımızın merkezine bu kadar yerleştiği günümüzde anlatılanlar bana hiç de uzak bir ihtimal gibi gelmedi. İlk öykünün en sevdiğim yanı, sahip olduğu fikrin çok daha geniş bir romana dönüşebilecek kadar güçlü olmasıydı. Karakterleri, atmosferi ve ortaya attığı sorular beni içine çekti. Hatta öykü bittiğinde biraz hayal kırıklığı yaşadım çünkü daha fazlasını okumak istedim. Bu fikrin çok daha uzun işlenmesini, karakterlerin ve olayların daha ayrıntılı anlatılmasını isterdim. Kitabın en akılda kalan kısmı kesinlikle bu öykü oldu. Ancak ne yazık ki sonraki öykülerde aynı etkiyi bulamadım. Bazılarında anlatılmak istenen fikri tam olarak kavrayamadım. Olayların nereye bağlanacağını anlamaya çalışırken öykü bitiveriyordu. Sürekli "Acaba burada ne anlatılmak isteniyor?" diye düşünmek zorunda kaldım. Özellikle kısa olmaları da bu durumu daha belirgin hale getirmiş. Tam konuya alışmaya, karakterleri tanımaya başlıyorsunuz, hikâye sona eriyor. Belki yazarın amacı okuyucuyu düşündürmek ve bazı boşlukları okurun tamamlamasını sağlamaktı ama ben bu tarzı çok benimseyemedim. İlk öyküdeki netlik ve merak duygusunu diğerlerinde hissedemedim. Bu yüzden kitap bende iki farklı izlenim bıraktı diyebilirim. Bir tarafta uzun versiyonunu okumak isteyeceğim kadar başarılı bulduğum ilk öykü, diğer tarafta ise beni içine çekemeyen ve zaman
İleri SarKolektif · Dex Kitap Yayınlar · 202344 okunma