Adı:
Vişne Bahçesi
Baskı tarihi:
Mayıs 2016
Sayfa sayısı:
104
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053327608
Orijinal adı:
Vişneviy Sad
Çeviri:
Ataol Behramoğlu
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Baskılar:
Vişne Bahçesi
Vişne Bahçesi
Vişne Bahçesi
Madam Ranevskaya yurdundan ayrı geçirdiği beş senenin ardından kızıyla birlikte evine, ülkesine geri döner. Ama bu geri dönüş savurganlıklarıyla servetlerini son kuruşuna dek tüketen, borçlandıkça borçlanan ailenin sonunun başlangıcıdır. Çalışanlarının paralarını bile ödeyemezken sazlı sözlü eğlencelerden geri kalmazlar; borçlandıkça harcarlar, harcadıkça borçlanırlar. Bir tek vişne bahçesi kalır ellerinde ama onu bile koruyamazlar… 

Çehov, serf olarak adlandırılan derebeylik kölelerinin özgürlüklerini kazanmalarının ardından çöküşe geçen aristokrasiyle, zenginleşen orta sınıfa dair gözlem ve yorumlarına dayanan Vişne Bahçesi’nde bir ailenin dramını anlatsa da oyununu bir dram değil bir komedi hatta yer yer fars olarak nitelendirir. 

Anton Pavloviç Çehov’un tiyatro sevgisi çocukluk yaşlarında izleyici olarak başladı. Vodvil olarak adlandırdığı birer perdelik oyunlarıyla, dörder perdelik oyunlarından ilk ikisi olan İvanov ve Orman Cini’ni 1887–1890 yıllarında yazdı.Vanya Dayı büyük övgülere layık görüldü. Martı‘nın ikinci sahnelenişinde kazandığı büyük başarı da Üç Kız Kardeş ve Vişne Bahçesi’ni yazmasını sağladı.
104 syf.
·1 günde
Shakespeare ve Becket'ten sonra epeydir oyun okumuyordum.  Hakan S./Duvar/ Bey'in önayak olduğu Anton Çehov okuma etkinliği sayesinde kimilerine göre sıkıcı, imgesel ve okuması zor olan oyunlara dönüş yapmış bulundum. Aslında iyi de oldu. Beynimin ve ruhumun ihtiyacı varmış. :) Hiç aklımda yokken bu oyuna inceleme yazmamı isteyen Diotima/Duvar/ kardeşimi de üzmeyeyim dedim. Bu saatte çalışmaya ve okumaya ara verip beynimi başka tarafa yönlendirmem de iyi oldu, sağolsun.

Oyuna gelince, evet zordur oyun okumak. Bir nevi beyin cimnastiği derim ben. Özellikle yabancı bir eserse isimlere dönüp dönüp bakmak zorunda kalırsınız. Kişilerin dediklerini zihninizde role dönüştürürsünüz zira romanda olduğu gibi açık seçik verilmez. Anton Çehov bir de her insanı farklı telden konuşturur oyunlarında. Siz sanırsınız ki aklı beş karış havada yazmıştır oyunu. Aslında aklı beş karış havada olan ordaki kişilerdir. Bunu vurgulamak ister. Aynısını Martı oyununda da yapmıştır mesela. Rusya'da sosyo-ekonomik değişim döneminde doğal olarak insan ilişkileri de yozlaşmıştır. Herkes daha çok kendini düşünür olmuştur. O yüzden oyunda biri kendi sorunundan bahseder, diğeri de kendi kafasındaki sorunla karşılık verir. Kim kime, dum duma yani...
Bir de sık sık aydınları, felsefe yapanları eleştirir ya oyunda; ayrı bir keyif de verdi bana. Kendilerini aydın olarak gördüklerini ama aslında ne kadar yontulmamış odun olduklarını ifade eder. Bu da Çehov'un görüp de yermek istediği ayrı bir yozlaşmadır.

Vişne Bahçesi, o güzel beyaz çiçekleriyle betimlenir oyunda.  Aslında bir imgedir. Rusya Çarlık Döneminin çöküş zamanlarının olduğu, köleliğin yeni kalktığı, ekonomik olarak da sosyal olarak da Rusya'da değişimlerin olduğu bir zamanda aristokrat bir ailenin evindeki sıkıntılı günleri anlatır. Sıkıntılıdır, zor zamanlardır ama yine de burunlarından kıl aldırmazlar. Hanedeki çalışanların karınlarını doyuracak metelik bulamazlarken, şaşaalı parti vermekten geri durmazlar.  Sürekli geçmişi yadederek, ellerinden kayıp gidecek olan anıların yeisi içinde yaşarlar ama onlara sahip çıkmak için bir adım dahi atmazlar. Sonuç olarak, önceden kendilerine köle olarak seçtikleri, köylülükleriyle dalga geçtikleri bir ailenin ferdi gelir ve son golü atar. Bu da ayrı bir traji-komik olur oyunda.

Kitabı bitirip son sahnesini gözümün önüne getirince, istemsiz ilk aklıma gelen şu çok bilindik atasözü oldu:

"Sular yükselince, balıklar karıncaları yer…
Sular çekilince de, karıncalar balıkları yer…
Kimse bugünkü üstünlüğüne ve gücüne güvenmemelidir…
Çünkü kimin kimi yiyeceğine 'suyun akışı' karar verir…"

* SPOILER olabilir:

O değil de, gitti güzelim vişne bahçesi... O balta sesleri kulaklarıma kadar geldi.
104 syf.
*Spoiler barındırır*
Evet kitabımızın adı Vişne Bahçesi kısa bir kitap dün sabah uyanıp, pazar günü uykucuları uyurlarken okuyup bitirdiğim kitabım :)
Çocukluğun bütün saf ve temiz duyguların geçtiği anılarla dolu güzel bir çiftlik. İflasın eşiğine gelmiş eli bol mu bol bir çiftlik sahibi kadın. Ve biraz boşvermişlik ile gitti güzelim ağaçlar, çiftlik... Biraz buruk güzel bir kitaptı, motive edecek, hemen bitecek bir kitap...
104 syf.
Vişne Bahçesi, soylu zengin bir ailenin çiftliğinde bir bahçedir, çocukluk anılarının olduğu, vaktiyle gülüp eğlendikleri...
Öyle bir vakit gelir ki köylücük diye aşağıladıkları, hor gördükleri bir zamanlar ev sahibinin kölelisi olan insanlara, borçlarını ödeyebilmek için evlerini satmak zorunda kalırlar tabii ki vişne bahçesi ile birlikte.
Şimdi yeni ev sahibi ağaçları ortadan kaldırıp toprakları kiraya vererek gelecek paraları hesaplamaktadır.
Evlerinden, bahçelerinden, hatıralarından ayrılan insanları bambaşka yerlerde bambaşka hayatlar beklemektedir.

Köylücük'ün çiftliği satın alarak intikamını alışına sevinsem mi, yoksa zamanın burjuva sınıfı şimdi ne hallere düştü diye üzülsem mi bilemedim.
Zaten bu hikayeyi Çehov komedi olarak değerlendirirken, Moskova Sanat Tiyatrosu kurucularından Konstantin Stanislavski trajedi olarak değerlendirmiştir.

İyi okumalar dilerim.
104 syf.
·1 günde·Beğendi·7/10
#spoiler#
Hızlandırılmış Çehov turumun son durağı "vişne bahçesi " ile bitmiş bulunuyor ..bir hır-gür bir vurdum duymazlik ile gitti güzelim vişne ağaçları. ..
"Anahtarı kuyunun dibine atarsak özgür olurmuyuz"a takıldı kafam ..acaba terk ettiğimiz ,mecburiyetten bıraktığımız her evde her bahçede bir parcamizda kalıyor mu? Bu aralar çokça çocukluğuma dönüşler yaşıyorum ,sanırım bu yaşadığımız sahte günlerden kaçmak için içindeki çocuğun elini bırakmak istemiyorum ..
Çehov deyince yinede "Vanya dayı gelecek aklıma ..biraz net ten araştırdım Ankara devlet tiyatrosunun "Çehov"oyunlarının videolari var ..yapım aşamaları ,kostumden ,yönetmen yorum larına kadar her şeye göz atabiliyorsunuz .. (meşhur.Galoslarimı bulamıyorum nidasindan yola çıkarak Galoş un çizmeden kısa bot gibi ama yumuşak bir ayakkabı çeşidi oldugunu da öğrenmiş bulunuyorum )..yoksa ben hala Galoş deyince hastahanelerde kullandığımız poset görünümlü zımbırtıyı aklıma getirecektim :) bir rus klasiğini okurken sürekli hastahane poseti düşünmek hoş olmuyor :))

Mayıs ayına yeni kitaplarla yeni yazarlarla giriyoruz. .keyfiniz yerinde ve her gününüz bayram olsun..
Sevgiyle kalın, iyi okumalar..
104 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10
Rusların önemli öykü ve oyun yazarlarından biri olan Anton Pavloviç Çehov'dan okuduğum ikinci kitap Vişne Bahçesi oldu ve yazarı daha çok sevmeye başladım sanırım. Oyun kitapları öykü ve romanlar gibi değil ancak okumak insana çok şey kazandırıyor bence. Oldukça güzel ayrıntıların ve hoş tiyatro dilinin yer aldığı kitap hüzünlü ve eleştirel hikayesiyle dikkati çekiyor. Aranızda oyun olarak izlemiş olanlar muhakkak vardır fakat okurken zihinde o tiyatro sahnesini canlandırmak farklı bir deneyim. Hikaye; 5 yıl sonra kızı Anya ile yurtdışından evine dönüş yapan Lubov Andreyevna Ranevskaya adında son derece savurgan bir kadının, borçları yüzünden içinde hatırası büyük olan vişne bahçesinin bulunduğu evinin satışa çıkarılmasını işliyor. Ranevskaya kardeşi Gayev ile doğduğundan beri aynı evde yaşamaktadır ve oradan ayrılmak aşırı zoruna gider. Borçların faizleri dağ gibi olduğu halde huylu huyundan vazgeçmez ve paraları savurur sürekli. Etrafında sonradan zengin olan Lopahin adlı bir tüccar vişne bahçesini yazlıkçılara kiralamaları konusunda ısrarcıdır fakat onların gelecekle ilgileri kalmamıştır. Gidişatı az çok tahmin etmek zor değil, bununla beraber havada kalan konular da var. Çehov yazarken düşündürmek ve eleştirel açıdan bakılması gerektiğini hedeflemiş bazı toplumsal mevzulara. Aristokrasinin uğradığı yıkımlar, özgürlüğünü kazanan köle sınıfı ve sonradan eli para gören orta sınıfa eleştiriler mevcut. Ders niteliğinde diyaloglar ve sözler içeriyor eser. Konu biraz böyle ne oldum değil ne olacağım demeye gidiyor bence. 19. yüzyılda Çehov insanlara Vişne Bahçesi oyunuyla bazı uyarılar yapmak istemiş fakat günümüzde şahısların ne kadar buna kulak astığı tartışmalı. Yaşa diye bir uşak var ki, adamın iş yaptığı yok ukalaca konuşuyor sadece gezme derdinde. Trofimov en beğendiğim karakterlerden biri oldu, hem güzel konuşuyor hem davranışları tutarlı birisi. Aslında böyle oyunları insanlara daha fazla ulaştırmanın bir yolunu bulmak gerekiyor, çünkü ta o yıllarda yazılan bir eser günümüze ışık tutacak nitelikte. Kısacası daha önce okuduğum Martı gibi bu da güzel bir oyun kitabıydı. Çehov için oyunları kötü diyenler var ama o da zevk meselesi artık. Mevsimi değil henüz, çok hastası değilim ama okurken canım vişne çekti.
104 syf.
·1 günde·8/10
Dört perdelik bir oyundan oluşan sade dili ve karmaşık olmayan yapısı ile Rus edebiyatında benim gözümde Çehov'un yeri başka. Konu olarak Zengin bir dul kadının Paris dönüşü Rusya'ya gelmesi, savurganlığı ve borçları yüzünden ansiklopedilere girecek boyutlarda olan meşhur Vişne Bahçesini açık arttırma usulü satması şeklinde ve ev içerisinde geçen uşak, mürebbiye, kız, evlatlık kız v.s. şeklinde karakterler barındırıyor. Çehov'un okuduğum diğer kitaplarında da olan giriş sayfasındaki karakter tanımlamaları çok işe yarıyor. Zira okuması ve akılda tutması zor olan uzun Rus isimleri herdaim kafamı karıştırmıştır. Kim kimdir? Bu kimdi acaba? şeklinde. Kitabın sonundaki ihtiyarın çaresiz kalması hüzün verici. Aziz Nesin'in de komik bulduğum yazarlar arasında diye tanımladığı Çehov'un daha fazla kitabını okumak niyetindeyim. Herkese iyi okumalar.
104 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Rusya'da 19.yüzyılda toprak köleliği kaldırılmış, ekonomik dengeler değişmiştir. Varlıklı bir ailenin borçları nedeniyle, çiftlik ve çiftliğin içinde ki Vişne bahçelerinin satışı söz konusudur. Vişne bahçeleri, çiftlik sahiplerinin ve çocuklarının anılarıyla çok özel bir konuma sahiptir. Dengeler değişmiştir; anne babasının çiftliğe köle bile olarak giremeyeceği, hor gördükleri, köylücük diye nitelendirdikleri insan, bu çiftliği satın alır.

A. Çehov bu tiyatro eserini aslında komedi, hatta yer yer fars olarak vurgulasa da, trajedi olarak değerlendirilmiş. Bu yüzden A. Çehov vermek istediklerini eserine pek yansıtamamış.

Hayat budur işte, toplumda bazen hor görülen insanları en yukarılarda görmek, asil, soylu ve zengin insanları da en aşağılarda görmek mümkündür. Bu yüzden kimseye en tepeden bakmamak lazım. Genel olarak güzel fakat okunması gereken kitaplar arasında değil. Vişne Bahçesini okumak yerine izlemek daha güzel olacaktır. İyi okumalar dilerim :)
104 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10
Vişne Bahçesi, Anton Çehov ile tanıştığım eseri oldu. Oyun türünde yazılmış bu kitap karşısında karakterler konusunda biraz zorlandım, okurken acaba bu kimdi diye düşünerek sık sık kitabın başında yer alan kişiler kısmına bakma ihtiyacı hissettim. Ancak bir yandan da sade, akıcı bir dille yazılması sebebiyle de rahat okuduğumu söyleyebilirim.

Vişne Bahçesi seçkin, soylu bir ailenin borçlar nedeniyle sahip olduğu çiftliklerini ve içinde bulunan vişne bahçesini de satmak zorunda kalmasını konu alan bir kitap. Aile uzun yıllardan sonra çiftliğe döner ve çiftlikte yaşanılan eski mutlu günlerin hatıralarıyla, özlemleriyle karşı karşıya kalırlar. Ancak anıları yad etmek dışında pek de bir şey yapmazlar çiftliklerini kurtarabilmek adına. İçinde bulundukları zor koşullara rağmen hala hizmetçilerini hor görmekte, köylüleri aşağılamakta ve aydın olarak anılan kesimi eleştirmektedirler. Ancak yazarımız vişne bahçesinin satış olayını güzel bir sona bağlayarak biraz gülümsetiyor, zafer kazanmış gibi hissettiriyor bize; ta ki yeni evler yapmak için çiftlikte ve bahçede bulunan ağaçlara balta vurulana kadar.

Kitapta o dönemin düzenini, toplumun yansımasını, sosyal sınıf farklılıkları gibi konuları görebiliyoruz. Kişiler arasında bu konuların konuşulduğu, tartışıldığı kısımlar da ayrıca hoşuma gitti. Sanırım Çehov okumaya devam edeceğim. Keyifli okumalar.
104 syf.
·Beğendi·8/10
https://youtu.be/tSbXLVuniwA

Size güzel bir tiyatro incelmesi kaydediyorum. Eğer vaktiniz varsa izleyebilir ya da kitabını alıp okuyabilirsiniz. Youtube da bulduğum tiyatronun linkini bıraktım.

Büyük bir vişne bahçesinin ve zengin bir ailenin yaşadığı evin borçları yüzünden satılmasını anlatan bir tiyatro eseridir.
Eser 1903 yılında yazılmıştır. 1904 yılında Moskova Sanat Tiyatrosunda sahne almıştır.

İçeriğine gelirsek çiftlik sahibi kadının aşırı mı aşırı savurgan, her para isteyene borç veren biridir. Çiftliğin satılmasındaki rolü büyük olduğundan zengin ve köklü bir ailenin çöküşü anlatılıyor. Çiftlik sahibi kadın borç yapmayı ve içmeyi seven içki yüzünden ölen biriyle evlenir. Kocası öldükten sonra başka biriyle daha aşk yaşamaya başlar fakat oda kadının parasını yemektedir ve başka bir kadınla kaçar. Ayrıca fazlasıyla rahatına düşkün bir erkek kardeşi de vardır. Tüm bunları düşünürsek çiftliğin satılması olanaksızdır. Eh tabiki günümüzde de bu tür sonlar bize hiç yabancı gelmiyor.

Tiyatro niteliğinde olduğu için ki şahsen böylesine gerçekleştirilmesi zor bir eseri kanlı canlı izlemek isterdim.
104 syf.
·1 günde·Beğendi·8/10
Madem bugün Dünya Tiyatro Günü bizde bir tiyatro eserini yorumlayalım bakalım.

Son iki yıldır, neredeyse roman dışında hiçbir eser okumuyordum, ta ki şu son iki aya kadar. Tabii bu kasıttan ziyade edebiyatın genelde roman ve şiir olarak anlaşılmasından kaynaklanıyor. Şu son iki ayda iki adet tiyatro eseri (oyunlarla yaşayanlar, vişne bahçesi) ve iki adet hikaye (Sırça Köşk, Gogol öyküleri) kitabı okudum. Ve fark ettim ki her edebiyat türünün farklı tadı var, ben genelde roman okuyan bir okur olarak kendimi bu tatlardan mahrum bırakmışım.

Esere gelecek olursak; zaman Rusya’da köleliğin kalktığı döneme tekabül ediyor. Mekan eski bir aristokratın içinde vişne bahçesi de bulunan doğup, büyüdüğü ev. Eser konu olarak köleliğin kalmasıyla buhrana düşen rus toplumunu anlatıyor. Bu zamana kadar insanların emekleri üzerinden para kazanmaya alışmış aristokratlar, köleliğin kalkmasıyla beraber büyük bir çöküşe geçiyor. Bu çöküşte eski alışkanlıkların payı da büyük. Bir taraftan bir kopeğe muhtaçken, diğer taraftan alemlere, şaşaalı yaşama devam etme gayretindeler. Eski köleler ise emeklerinin karşılığını almaya başlamalarıyla beraber, zenginleşmeye başlıyorlar. Eski dönemin köleleri bir bakıma yeni dönemin efendileri. Çehov da işte tam bu buhran dönemini bir taraftan güldürüp, diğer yandan düşündürerek, okuyucuyu sıkmadan keyifli bir şekilde eserine yansıtıyor.

Çeviri ve okuma zorluğuna gelecek olursak; benim okuduğum eser İş bankası yayınlarının Ataol BEHRAMOĞLU çevirisiydi. Hem yayınevi hem çevirmen gerçekten çok güzel bir iş çıkartmışlar.
Okuma zorluğu konusu ise, rus edebiyatının kişi karmaşası bir tiyatro eseriyle birleşince, okuyucunun gözünü korkutsa da; kitap çeviri başarısı ve karakterlerin net birbirinden ayrılan özellikleriyle, bu zorluğu aşıyor.

Romandan farklı türde eserler okumak isteyen arkadaşlara rahatlıkla önerebileceğim bir eser. Herkese keyifli okumalar dilerim.
104 syf.
·1 günde·Beğendi·6/10
Bu benim ilk kez bu tarzda okuduğum bir kitaptı. Tiyatro şeklinde oyun olarak yazılmasının tek eksi yanı benim için karakterlerin kim olduğunu unutup ilk sayfadan tekrar bakıyor olmamdı. Ama sayfalar ilerledikçe aşinalığınız artıyor tabiki.. Kitap burjuvazi hayata geçişle yaşanan ekonomik değişiklikler sebebiyle çiftliğini satmak zorunda kalan bir ailenin trajikomik hikâyesini anlatıyor. Bazı yerlerde tebessüm edip gülüyorsunuz fakat hüzünleniyorsunuz da. Çünkü çiftliklerinin ve vişne bahçelerinin yok edilişini görmek istemeyecek kadar bağlıydılar çiftliklerine... Kitabı öneririm miyim? Konu güzel fakat sakin kafayla okuyun, ki karakterleri unutmayın. Çok minnoş kapaklı olduğunu da söylemeden geçmek istemiyorum: ))) İyi okumalar: )
104 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Çehov'un çok merak ederek okuduğum ilk eseri. Okuyup bitirdikten sonra beklentiyi çok yüksekte tuttuğumu farkettim. Kitap aslında bir tiyatro eseri. Okuması ilk sayfalarda zorladı bu yüzden. Çünkü karakterlerin ardarda konuşmaları kim kimdi, bunu kime dedi, niye dedi yi anlamak zaman aldı. Aslında cümleler basit, gayet anlaşılır bir anlatıma sahip. Kitabın ilk sayfasında kahramanların adlarına ve kim olduklarına yer verilmiş. Dikkatle bakıldığında o zorlama da ortadan kalkmış oluyor. Bunun haricinde bahsi geçen vişne bahçesinin Rus halkının o dönemlerdeki sosyo politik duruşunu anlatmak için yazar tarafından simge olarak kullanıldığını düşünüyorum. Şahıslar üzerinden gidilirse tek tek ders çıkarabilecek de bir kitap olmuş. Kısa zamanda keyifle okunulacak bir kitap.
... diyorum ki, halkın kendisi iyi ama düşüncesi kıt.
Anton Çehov
Sayfa 75 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Kendilerini aydın diye adlandırırlar ya, hizmetçi kadını "sen" diye çağırır, köylülere hayvana davranır gibi davranırlar. Doğru dürüst öğrenim görmezler, ciddi hiçbir şey okumazlar, hemen hemen hiçbir şey yapmazlar, bilimin sadece sözünü ederler,sanattan pek az anlarlar. Hepsi ciddidir, hepsinin yüzünden düşen bir parçadır, ciddiyet konusunda hiçbiri burnundan kıl aldırmaz, durmaksızın felsefe yaparlar...
Anton Çehov
Sayfa 45 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Vişne Bahçesi
Baskı tarihi:
Mayıs 2016
Sayfa sayısı:
104
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053327608
Orijinal adı:
Vişneviy Sad
Çeviri:
Ataol Behramoğlu
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Baskılar:
Vişne Bahçesi
Vişne Bahçesi
Vişne Bahçesi
Madam Ranevskaya yurdundan ayrı geçirdiği beş senenin ardından kızıyla birlikte evine, ülkesine geri döner. Ama bu geri dönüş savurganlıklarıyla servetlerini son kuruşuna dek tüketen, borçlandıkça borçlanan ailenin sonunun başlangıcıdır. Çalışanlarının paralarını bile ödeyemezken sazlı sözlü eğlencelerden geri kalmazlar; borçlandıkça harcarlar, harcadıkça borçlanırlar. Bir tek vişne bahçesi kalır ellerinde ama onu bile koruyamazlar… 

Çehov, serf olarak adlandırılan derebeylik kölelerinin özgürlüklerini kazanmalarının ardından çöküşe geçen aristokrasiyle, zenginleşen orta sınıfa dair gözlem ve yorumlarına dayanan Vişne Bahçesi’nde bir ailenin dramını anlatsa da oyununu bir dram değil bir komedi hatta yer yer fars olarak nitelendirir. 

Anton Pavloviç Çehov’un tiyatro sevgisi çocukluk yaşlarında izleyici olarak başladı. Vodvil olarak adlandırdığı birer perdelik oyunlarıyla, dörder perdelik oyunlarından ilk ikisi olan İvanov ve Orman Cini’ni 1887–1890 yıllarında yazdı.Vanya Dayı büyük övgülere layık görüldü. Martı‘nın ikinci sahnelenişinde kazandığı büyük başarı da Üç Kız Kardeş ve Vişne Bahçesi’ni yazmasını sağladı.

Kitabı okuyanlar 863 okur

  • Deniz
  • Ayşegül Zaralı
  • Sahra
  • Sabri Çatal
  • Elif Nur O.
  • Jane Austen
  • Kitap Kurdu
  • Veysel Ören
  • Kürşad Ulusoy
  • alpay erdoğmuş

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%5
14-17 Yaş
%8.6
18-24 Yaş
%27.3
25-34 Yaş
%27.7
35-44 Yaş
%20
45-54 Yaş
%6.8
55-64 Yaş
%0.9
65+ Yaş
%3.6

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%64.6
Erkek
%35.4

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%9.2 (25)
9
%13.3 (36)
8
%29.9 (81)
7
%23.6 (64)
6
%12.9 (35)
5
%6.3 (17)
4
%1.8 (5)
3
%1.1 (3)
2
%0.7 (2)
1
%0

Kitabın sıralamaları