Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Bir martı vurmuştunuz...
Puan vermedi·94 syf.·
2024 33. kitabı
Dikkat spoiler içerebilir! Anton Çehov 'un kaleminden çıkan Martı, yazarın okumuş olduğum ilk kitabı oldu. Yazarın yazım tarzı yada diğer kitapları vs. buna dair herhangi bir bilgim yoktu. Göl manzaralı bir çiftlikte geçen 4 perdelik tiyatro oyunu (Dram) olan kitap, diyaloglar şeklinde ilerliyor (dümdüz diyaloglar şeklinde değil). Kitap, karakterlerin ruh hallerinide ulaşma olanağı da veriyor. Tüm karakterlerin kendince arzusu, hedefi, arayışı olması kitabın asıl olayıydı. Karakterlere gelirsek; Bana göre 4 ana karakter vardı, onlara kısaca değineceğim. •Treplev; annesi tarafından yeterli sevgi/ilgi göremeyen genç bir adam. Yeni biçimler bularak ünlü bir yazar olmak istiyor. Nina'ya aşık. •Arkadina; para, şöhret ve kendinden başka bişey düşünmeyen aktris. (Treplev'in annesi) •Nina; Aktris olmak isteyen, ancak ailesinin baskısı altında olan genç bir kadın. (Uçmaya hazır bir martı). •Trigorin; sürekli birşeyler yazmaya tutkun, ünlü ancak kendini yeterli göremeyen bir yazar. (Ana karakter olarak görmesemde Medvedenko en çok üzüldüğüm kişi oldu, Mâşa için ne desem bilemedim). Kitaptaki tüm karakterlerin ayrı bir derdi, ruhsal olarak yorgunluğu vardı. (Karşılıklı olarak birbirine tamamen aşık kimsenin olmaması da enteresandı). Bahsettiğim karakterlerin birbiriyle ilişkisini öğrenmek isterseniz kitabı okuyabilirsiniz. Ben fazla bile spoiler verdim. Okuyacaklara kitaba başlamadan karakterleri tüm adları ile birlikte iyice akıllarına kazımasını tavsiye ediyorum. (Kitabın başlangıcında kişiler tanıtımı bulunuyor. 13 kişi var ama bazılarının diyaloğu yoktu ). Ben biraz yüzeysel bakmıştım, bu yüzden okurken bu karakter kimdi diye sürekli geri dönüp bakmam gerekti. Bu da okuma akışımı bozan bir durum oldu malesef. Kitaba bayıldım dersem yalan olur ama bir şeyler
MartıAnton Çehov · İş Bankası Kültür Yayınları · 201626,6bin okunma
10/10
·94 syf.·
2017 8. kitabı
Edebiyatçılar ve kalem sahibi olma yolunda ilk adımlarını atmak isteyenler için çok faydalı, yön verici, vazgeçilmez bir eser olduğu kanaatindeyim. Biri genç, diğeri ona nisbeten daha yaşlı olan iki yazarın ana karakter olarak karşılaştırıldığı dört perdelik piyestir. Genç Treplev yazmaya hevesli, yeni biçimler arayışında olan dekadan bir yazardır. Ona göre daha yaşlı olan (tam belli değil 35-40 yaş arası) Trigonov ise dünyaca ünlü, kendini kanıtlamış, hiçbir edebi akımı önemsemeden özgürce yazabilmeyi savunan yazardır. Bu iki yazar karakter üzerinden 19. yüzyılda Avrupada ortaya çıkan Dekadanlık, Sembolizm ve Naturalizm gibi edebi akımlara işaret edilerek genel değerlendirilmesi yapılmıştır. Bu akımları eleştirmiş ve Trigonov karakteri üzerinden kendi görüşünü ortaya koymuştur. "Martı" Anton Çehov kaleminden edebiyat ve sanat değerlendirmesidir. Kısacası Çexov'un "Martı"sından aldığım mesaj şöyle: Edebiyat(Sanat) biçimlerle, akımlarla sınırlandırılmamalı, özgürlük alanı olmalıdır. Düşünce kalıplaştırılmamalıdır. İçinden geldiği gibi, hangi biçim ve türde yazdığını düşünmeden özgürce yazmalıdır. Zamanın nabzı tutulmalı, bilim takip edilmeli, canlı karakterler oluşturlmalı ve karakterini yaşamalıdır. "Martı"ya doyamadım; üst üste iki kez okudum, altını çizdiğim yerleri defalarca okudum. İmkanım olsa ezberlerim. Edebiyat nasıl değerlendirilir veya değerlendirilmeli ben bunu Anton Çehov'dan öğrendim.
Edebiyat
MartıAnton Çehov · İş Bankası Kültür Yayınları · 201626,6bin okunma
9/10
·94 syf.··
Beğendi
·
2021 13. kitabı
·
11 saatte okudu
·
Okunma: 27 Temmuz 2021 23:48
Spoiler içerir! Öncelikle kitaba başlarken biraz çekindim tiyatro eseri olduğu için ama normalde okuduğum kitaplardan çok daha çabuk bitirdim. Akıcı, kesinlikle sıkmayan ve düşündüren bir eser. Sanırım bir kaç gün etkisinden çıkamayacağım. Karakterlerin duygu durumları olsun, hayatın getirileri götürüleri olsun okuyucuya çok güzel bir şekilde işliyor. On bir karakter sahneliyor oyunu ancak bende on ikinci karakter olarak bu çok da heyecanlı olmayan ama akıcılığıyla sürükleyen durumları bizzat kendi gözlerimle yakından izliyormuşum gibi hissettim. Biraz karakterlerden bahsetmek istiyorum. Hepsinin kendine göre dertleri var doğal olarak ama bazıları beni çok daha fazla etkiledi. Örneğin Maşa' ya aşık olan Medvedenko onunla evlense bile istediği ve hatta hakkettiği sevgiye asla kavuşamadı. Hep sevilmeyen, dışlanan ve başkalarına karşı sorumlu oldu... Ya da Trigorin. Yıllardır yaşamadığı aşkı çok fazla tanımadığı, ona hayranlığından etkilendiği genç ve güzel Zareçnaya'da aradı. Ama hevesini alınca ve zora gelince onu bırakıp eski hayatına geri döndü. Bu sayede hem Zareçnaya hem de Treplev yok olup gitti. Zareçnaya neden bahsettiğinden bile habersiz sürekli ben Martıyım deyip duran, hayallerine kavuşup aktirist olmuş ama mutlu olamamış birine dönüştü. Treplev ise her zamanki gölge haliyle karanlıkta, eksik ve yarım kaldı. En sonunda ise kitabın başından beri beklediğim olay gerçekleşti. ''Eter şişesi patlamış.'' yani Treplev kendini vurdu. Bu çok büyük bir varoluşsal sorundu bence. Nedense öyle bir varoluşsal sancı ya da aşk acısı çekmememe rağmen kendime en yakın bulduğum karakter Treplev oldu. O yüzden bu eser mükemmel ya zaten. İçimizde bizden habersiz yatan on bir farklı karakterin diyalogları, sahneledikleri bir oyunmuş gibi hissettiriyor. Ve gerçekten hem kendine hem
Tiyatro
MartıAnton Çehov · İş Bankası Kültür Yayınları · 201626,6bin okunma
7/10
·94 syf.··
2023 6. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 22 Mart 2023 00:00
Çehov’un 1895 yılında yazdığı dört büyük tiyatro oyunun ilk eseri olan Martı; ortak noktası sanat olan, çiftlikte yaşamlarını sürdüren bazı insanların hayatlarını anlatır. Bir martının yaşamına benzetilen Nina’nın çevresinde dönen aşkı ve acıları anlatan bu eseri okumanız dileğiyle…
1000Kitap
MartıAnton Çehov · İş Bankası Kültür Yayınları · 201626,6bin okunma
9/10
·94 syf.··
2023 26. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 20 Temmuz 2023 01:04
Sürükleyici, hiç bırakmadan okuyabileceğiniz bir oyun. Önemli olayların Treplev üzerinden yaşandığını ancak aksiyonu harekete geçiren itici gücün herkeste olduğunu belirtmek gerekir. Her karakterin kendine özgü bir iç dünyada yaşadığını ve bu durumunda iletişimsizliğe hizmet ettiğini söylemek mümkün. Sonunu böyle beklemiyordum ve son cümlesi benim içimden bir şeyler kopmasına sebep oldu. Keyifli okumalar…
MartıAnton Çehov · İş Bankası Kültür Yayınları · 201626,6bin okunma
Kırılmış Hayallerin ve Sanatın Çatışması
7/10
·94 syf.··
2025 54. kitabı
·
16 saatte okudu
·
Okunma: 23 Ekim 2025 14:53
Anton Çehov’un Martı adlı eseri, 19. yüzyıl sonu Rusya’sında geçen, sanat, aşk ve hayal kırıklıkları üzerine kurulu bir tiyatro oyunudur. Eser, farklı kuşaklardan sanatçıların ve entelektüellerin iç dünyalarını, tutkularını ve hayal kırıklıklarını inceler. Çehov, bu eserde büyük olaylardan çok karakterlerin iç çatışmalarına odaklanır. Kahramanların başarısızlıkları, umutları ve kararsızlıkları, dönemin değişen sanat ve toplum anlayışını yansıtır. Martı, yüzeyde bir aşk hikâyesi gibi görünse de aslında insanın anlam arayışı, sanatın değişimi ve içsel yalnızlık üzerine derin bir eserdir. Çehov’un sade ama güçlü diliyle, duygusal yoğunluğu yüksek bir psikolojik çözümleme sunar. Temalar: Sanat ve yenilik arayışı Aşk ve hayal kırıklığı Özgürlük ve bireysellik Kuşak çatışması Yaşamın anlamsızlığı ve umutsuzluk
Edebiyat
MartıAnton Çehov · İş Bankası Kültür Yayınları · 201626,6bin okunma
Fatih Harbiye'nin Rus versiyonu..
Puan vermedi·94 syf.··
2022 29. kitabı
·
18 saatte okudu
·
Okunma: 24 Temmuz 2022 10:32
Nina Mihaylovna Zareçnaya eşittir Neriman, Boris Alekseyeviç Trigorin eşittir Macit, Konstantin Gavriloviç Treplev eşittir Şinasi, diyebilirim. Ya da bende böyle bir çağrışım oluştu okurken, diyeyim. (Spoiler vereceğim, ona göre) Treplev ile Nina arasında başta gönül ilişkisi var ama Nina Trigorin'e meylediyor ve olaylar, olaylar.. Kitabımızın 45. sayfasında Trigorin'in ağzından kitabı kısmen özetleyen şöyle bir bölüm var: "Küçük bir hikâye konusu. Çocukluğundan beri göl kıyısında yaşayan bir genç kız var, sizin gibi biri; tıpkı bir martı gibi seviyor bu gölü ve bir martı gibi de mutlu ve özgür. Günün birinde bir adam geliyor oraya, kızı görüyor ve yapacak başka bir işi olmadığından yazık ediyor kıza, tıpkı bu martı gibi..." Yazık eden adam Trigorin söylüyor bunu. İlerleyen sayfalarda Nina kitap alıntısı ile harcanmaya olan meylini koyuyor ortaya. Alıntı şu şekilde: "Eğer bir gün hayatım sana gerekecek olursa gel ve al onu..." Bilemiyorum, sanırım "aşk için ölmeli" ya da "yanacaksak aşktan" kafası.. Her neyse.. Ama gelin, görün ki bu hikâyede yanan daha çok Treplev oluyor. Zaten öyle olmaz mı hep? Fatih Harbiye'nin son kısmında dayısının kızlarının anlattığı Rus kızın hikayesinden ders çıkarıp Neriman kendi hayâtına döner ve mutlu son.. Bu kitapla Fatih Harbiye'nin en bâriz farkı da sonu.. Biraz klişe bir son muydu? Evet ama yine de beğendim. Okuyacaklara keyifli okumalar diliyorum.
Aşk
MartıAnton Çehov · İş Bankası Kültür Yayınları · 201626,6bin okunma
8/10
·94 syf.·
2018 74. kitabı
Merhaba, ben Anton Çehov! Çehov kendisinden ne istendiğini bilen bir yazar. Bununla birlikte mizahi yönüyle de iyi huylu hiciv tadı da verdiği söylenebilir. Burada asıl garip olan Çehov'un derinden trajik olan olayların içine bu hicvi nasıl ustaca serpiştirdiği oldu. Dudaklarda her zaman bir gülümseme olmasına rağmen, derinde bir acının da içten içe kalbe yerleştiği olgusu. Tabii her eseri için bunu söyleyemeyiz. Ancak okuduğum eserleri için bunu söyleyebilirim. En azından Martı için. Çehov'un eserleri bir ihale bizler ise alıcıyız. Almak istediğimiz iyi bir acı ise doğru yere geldik. Hayır almak istediğimiz bir güldürü ise yine en iyi yerdeyiz. Güler misin? Ağlar mısın? İyi bir empati iyi de bir sempati yapabilmeyi gerektiriyor. Acı çekmeye olan sempatinin sık sık kahkahaları gözyaşlarına yaklaştırdığı bir çıkmaz. Dostoyevski'nin, Hermann Hesse'nin çığlıklarını giydiği eserleri olur. "Deniz-Martı" tanımlaması ise Çehov'un kendi ruhundan bir çığlıktır. Duymak öyle ustalık falan da gerektirmez. Şimdiye kadar okuduğum eserlerinde muhakkak ki bir doktor bulunuyor. Kendisinin de bir doktor olması ben de acaba kendini mi anlatıyor dedirtti. Herkesler herkese aşık! O gün Çehov'un zihninde bir sahne belirdi. Sahne göl ile evin ortasında idi. Göl gözükmesin diye perdeler çekildi. Sadece çiftlik sakinleri çağrıldı. Soğuk bir sonbaharda gerçekleşti gerçekleşmekte olan. Karakterler de en baştan bizimle tanıştırıldı. Giriş oldukça sanatsal. Toplumun her bir bireyi düşünülmüş. İhanetler, aşklar, dertler, kederler, ikilemler neler neler.. 4 perdelik bir oyun bu! Can alıcı karakterlerden biri olan Nina, bir martı gibi, kanatlarını yaymaya ve özgür olmaya çalışan, fakir, naif, genç bir kız olarak karşımıza çıkıyor. Bir gün ölü martının silüeti ardında bulduğu kaçışını özgürlükle
MartıAnton Çehov · İş Bankası Kültür Yayınları · 201626,6bin okunma
Uçmak yetmezdi , herkes gibi anlaşılmak da istedi.
Puan vermedi·94 syf.·
2025 14. kitabı
— Richard Bach'a ve “uçan felsefeye” selam olsun. Martı Jonathan Livingston öyle ekmek-peynir derdindeki sıradan bir martı değil. Onun kafasında bambaşka bir dünya var: “Hız nasıl artırılır?”, “Virajda kuyruk dengesi nasıl sağlanır?”, “Bulutların üstünde kütle mi olur özgürlük mü?” Sürü ne diyor? — Uç, in, ye. Jonathan ne diyor? — Pardon da ben Red Bull içmiş martıyım, ben uçuşun sanatıyla ilgileniyorum! Kitap boyunca Jonathan kendi çapında bir martı Elon Musk’a dönüşüyor. Dron gibi uçuyor, takla atıyor, sonra bir bakıyorsun spiritüel mentor oluyor. Sürüsü onu "yoldan çıktı" diye dışlayınca bizimki “Olsun ya, zaten yalnızlık bana yakışıyor.” diyerek evrenin yüksek frekanslarına bağlanıyor. Bazı cümleler öyle ki, kahvede bile “abi geçen bir martıdan duydum, uçmak cesarettir aslında” diye mevzu açılır. Cümlelerin %80’i ya “özgürlük” ya “öğrenmek” ya da “uçmak” içeriyor. Ama garip bir şekilde sıkmıyor, çünkü zaten sen de bir noktada Jonathan gibi "Ben niye böyleyim ya?" demeye başlıyorsun. Kısa sonuç: Bu kitap bir kuş hikâyesi gibi başlar, bir varoluş kriziyle devam eder, kişisel gelişim kitabı gibi biter. Hem sürüden dışlananlara, hem de kendi sürüsünü hâlâ arayanlara önerilir. Ve evet, bazen en yüksek uçuşlar, herkesin seni deli sandığı anda başlar. Bu kitaba bu kadar inceleme yeter...
1000Kitap
MartıAnton Çehov · İş Bankası Kültür Yayınları · 201626,6bin okunma
Martı.
Puan vermedi·94 syf.·
2022 54. kitabı
Anton Çehov bu eserinde yazmak üzerine ve hikayelerdeki karakterlere dair edebiyatla ilgilenenler için eteğindeki taşları dökmüş desem yeridir. Verdiği önermelerle okuyucusunu bambaşka bir seviyeye taşımak için bilgiler var ve edebiyatın sadece sığ alanlardan ve belli kalıpların dışında da var olabileceğini çok net bir şekilde ifade etmiş Martı'da. Tiyatro üzerine tragedya bir eser fakat okurken mekanların tasviri sahne üzerinde gibi tiyatral bir hissiyat vermedi bana. Yazmak ve hikaye üzerine olması çok hoşuma gitti. Gözlem yeteneğinize farklı bir bakış getireceğini düşünüyorum. Özellikle canlılıkla alakalı, edebi eserlerin nereye varması gerektiğinin bilinmesi ve betimlemelere dair verdiği önermeleriyle çok güzel bir eser. Tiyatro okumayı seven birisi olarak söylüyorum, tiyatro tarzı edebi metinleri okumayı sevmeyen okurların bile bu eseri severek okuyacağını düşünüyorum... Not: yazmak için notlar alın.. :) Herkese Keyifli okumalar .
Düşünce
MartıAnton Çehov · İş Bankası Kültür Yayınları · 201626,6bin okunma

Yazar Hakkında

Anton ÇehovYazar · 155 kitap
Anton Pavloviç Çehov (29 Ocak 1860, Taganrog Rusya - 15 Temmuz 1904, Badenweiler, Almanya), Rus tiyatro yazarı ve modern kısa öykülerin kurucularındandır. Rusya'nın güneyinde Azak Denizi kıyılarındaki Taganrog'da bakkal bir babanın oğlu olarak Dünya'ya geldi. Dört çocuklu bir ailenin ortanca çocuğudur. Babası, ticaretten çok dini konulara eğilimleri olan sert ve otoriter bir adamdı. Babasının baskısıyla kilise korosunda ilahi söyleyen Çehov, ticarette başarı sağlayamayan babasının yerine dükkân işleriyle de ilgilendiğinden lise eğitimi uzadıkça uzadı. Çehov, bir süre Yunanlı çocukların devam ettiği yerel bir okulda okudu. Daha sonra on yıl boyunca lisede Yunan ve Latin klasikleriyle temel bir eğitim gördü. Düş gücüne fazlasıyla olanak tanıyan bu eğitim Çehov'un yaşamı boyunca klasiklerden hoşnut olamamasına yol açacaktı. "Edebiyat Öğretmeni" adlı hikâyesi üniversite yıllarına aittir. 1876'da babasının iflas etmesi üzerine ailesi Moskova'ya göçtüğünde, kendisi bir ağabeyi ile birlikte Tagangrog'da kalarak liseye devam etti. Üç yıl boyunca, henüz çok genç olmasına karşın kendi hayatını kendi kazandı. Zor koşullar altında geçen çocukluk yılları, hikâyelerinde çocuklara geniş yer vermesine ve hep hüzünlü, incinmiş çocukları anlatmasına neden oldu. 1879'da liseyi bitirdi ve Moskova'ya giderek tıp fakültesine girdi; 1884'te doktor oldu. Tıp öğrenimi sırasında ailenin geçimine katkıda bulunmak için çeşitli dergilerde yazılar yazdı. Bu dönemde yazdığı yazılarını "Melbourne'ün Masalları" adlı kitapta toplayarak üniversiteyi bitirdiği yıl ilk kitabını yayınladı. Çehov, üniversiteyi bitirir bitirmez hekimliğe başladı. "Cerrahlık", "Cansız Ceset", "Kaçak" adlı hikâyelerini bu dönemde yazdı. Hekimlik çok vaktini aldığından yazmasına engel olmaya başlayınca hekimlikten vazgeçip yazarlığa yöneldi. Yazarlığına hekimliğinin izleri görülür. Pek çok kimse onun Çarlık Rusyası'nı anlatışını, bir doktorun hastalığı teşhis edişine benzetir. 1887'de "Alacakaranlıkta" adlı öykü kitabıyla Rus Akademisi tarafından verilen Puşkin ödülü nü kazandı. Aynı yıl ilk büyük tiyatro oyunu "İvanov", Moskova'daki Korsch Tiyatrosunda sergilendi. Ünlü öyküsü "6. Koğuş" 1892'da yayınlandı. Aynı yıl kolera salgını olan bölgelerde doktor olarak aktif rol oynadı. Merkez Rusya'da bir Melikhov adını verdiği bir malikane satın alarak taşındı ve yaşamında "Melihova dönemi" denilen yeni bir dönem başladı. Bu dönemde yaratıcılığının zirvesine ulaştı. Sürekli kendisini ziyaret gelen dostlarını malikanede ağırladı. 1894 yılının bir bölümünü yurtdışında geçirdi. Bu arada vereme yakalandı, tedavi için Kırım'a geçti. 1895'te "Martı" oyununun ilk versiyonunu yazdı. "Sakhalin Adası"nı yayınladı. Tolstoy ile tanıştı. Oyunun St. Petersburg'daki ilk gösterimi başarısızlıkla sonuçlandı. 1897'de Köylüler adlı uzun öyküsünü yayınlattı. 1898'de Sanat tiyatrosunu Stanslavski ile birlikte kuran Nemiroviç-Dantçenko Martı'yı sahnelemek için Çehov'dan izin istedi, bu arada Çehov, ilerde evleneceği aktris Olga Knipper'le tanıştı. Martı oyunu büyük başarı elde etti. Çehov'un babası öldü. 1899'da Vanya Dayı'nın ilk gösterimi yapıldı, Toplu Yapıtlarının ilk cildi yayımlandı. 1901'de Üç Kızkardeş sahnelendi; Çehov, Kafkasya seyahatinden sonra bir ev yaptırdığı Yalta'ya döndü ve Olga Knipper ile evlendi. 1904'te "Vişne Bahçesi" Moskova'da sahnelendi. Sağlığı bozulan Çehov, eşi ile birlikte Almanya'ya gitti ve Badenwiller'da öldü. Çehov'un bütün yapıtları ölümünden 40 yıl sonra 20 cilt halinde yayımlandı. Bu yayının 8. cildinde Çehov'un sayısı birkaç bine ulaşan mektupları yer alır. Çehov'un tiyatro sevgisi çocukluk yaşlarında izleyici olarak başladı. Vodvil olarak adlandırdığı birer perdelik oyunlarıyla, dörder perdelik oyunlarından ilk ikisi olan İvanov ve Orman Cini'ni 1887-1890 yıllarında yazdı. En ünlü eseri [Çalıkuşu] idi. Vodvilleri taşra tiyatrosunda büyük başarı kazandı. Bir Moskova tiyatrosunda sahnelenen İvanov da çok büyük başarı sağladı. Orman Cini'nin aynı başarıyı sağlamaması üzerine Çehov oyun yazmaya uzun süre ara verdi. Martı'yla yeniden oyun yazmaya başlaması ikinci başarısızlığı beraberinde getirdi. Bunun üzerine Çehov tiyatroyla ilgisini kesmeye karar verdi. Bir mektubunda şöyle diyordu: "700 yıl yaşasam bir piyes yazmam. Nesine isterseniz bahse girerim." Bunları yazarken tiyatro sevgisini hesaba katmamıştır. Bu sırada Vanya Dayı büyük övgülere layık görülüyordu. Martı'nın ikinci sahnelenişinde kazandığı büyük başarı da Üç Kız Kardeş ve Vişne Bahçesi'ni yazmasını sağladı