Adı:
Martı
Baskı tarihi:
Nisan 2016
Sayfa sayısı:
94
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053321262
Orijinal adı:
Чайка
Çeviri:
Ataol Behramoğlu
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İş Bankası Kültür Yayınları
Bir amatör tiyatro gösterisi için yapıldığı belli derme çatma bir sahne. Sorin çiftliği bahçesinin bir bölümü. Göle doğru iki tarafı ağaçlıklı geniş bir yol. Sahne, gölün görüntüsünü engellemektedir. Sahnenin her iki yanı da fundalık. Birkaç sandalye ve küçük masa.

Akşam, amatör tiyatro gösterisi için hazırlanmış sahnenin henüz açılmamış perdenin arkasında çekiç ve örs sesleri arasında çalışmaktadır. Yürüyüşten dönen Maşa ile Medvedenko soldan gelirler.

Medvedenko: Siz neden her zaman karalar giyersiniz?

Maşa: Hayatımın yasını tutuyorum. Mutsuzum.
(Kitabın İçinden)
94 syf.
Edebiyatçılar ve kalem sahibi olma yolunda ilk adımlarını atmak isteyenler için çok faydalı, yön verici, vazgeçilmez bir eser olduğu kanaatindeyim.

Biri genç, diğeri ona nisbeten daha yaşlı olan iki yazarın ana karakter olarak karşılaştırıldığı dört perdelik piyestir. Genç Treplev yazmaya hevesli, yeni biçimler arayışında olan dekadan bir yazardır. Ona göre daha yaşlı olan (tam belli değil 35-40 yaş arası) Trigonov ise dünyaca ünlü, kendini kanıtlamış, hiçbir edebi akımı önemsemeden özgürce yazabilmeyi savunan yazardır. Bu iki yazar karakter üzerinden 19. yüzyılda Avrupada ortaya çıkan Dekadanlık, Sembolizm ve Naturalizm gibi edebi akımlara işaret edilerek genel değerlendirilmesi yapılmıştır. Bu akımları eleştirmiş ve Trigonov karakteri üzerinden kendi görüşünü ortaya koymuştur. "Martı" Anton Çehov kaleminden edebiyat ve sanat değerlendirmesidir.

Kısacası Çexov'un "Martı"sından aldığım mesaj şöyle:
Edebiyat(Sanat) biçimlerle, akımlarla sınırlandırılmamalı, özgürlük alanı olmalıdır. Düşünce kalıplaştırılmamalıdır. İçinden geldiği gibi, hangi biçim ve türde yazdığını düşünmeden özgürce yazmalıdır. Zamanın nabzı tutulmalı, bilim takip edilmeli, canlı karakterler oluşturlmalı ve karakterini yaşamalıdır.

"Martı"ya doyamadım; üst üste iki kez okudum, altını çizdiğim yerleri defalarca okudum. İmkanım olsa ezberlerim. Edebiyat nasıl değerlendirilir veya değerlendirilmeli ben bunu Anton Çehov'dan öğrendim.
94 syf.
Merhaba, ben Anton Çehov!


Çehov kendisinden ne istendiğini bilen bir yazar. Bununla birlikte mizahi yönüyle de iyi huylu hiciv tadı da verdiği söylenebilir. Burada asıl garip olan Çehov'un derinden trajik olan olayların içine bu hicvi nasıl ustaca serpiştirdiği oldu. Dudaklarda her zaman bir gülümseme olmasına rağmen, derinde bir acının da içten içe kalbe yerleştiği olgusu. Tabii her eseri için bunu söyleyemeyiz. Ancak okuduğum eserleri için bunu söyleyebilirim. En azından Martı için. Çehov'un eserleri bir ihale bizler ise alıcıyız. Almak istediğimiz iyi bir acı ise doğru yere geldik. Hayır almak istediğimiz bir güldürü ise yine en iyi yerdeyiz. Güler misin? Ağlar mısın? İyi bir empati iyi de bir sempati yapabilmeyi gerektiriyor. Acı çekmeye olan sempatinin sık sık kahkahaları gözyaşlarına yaklaştırdığı bir çıkmaz. Dostoyevski'nin, Hermann Hesse'nin çığlıklarını giydiği eserleri olur. "Deniz-Martı" tanımlaması ise Çehov'un kendi ruhundan bir çığlıktır. Duymak öyle ustalık falan da gerektirmez. Şimdiye kadar okuduğum eserlerinde muhakkak ki bir doktor bulunuyor. Kendisinin de bir doktor olması ben de acaba kendini mi anlatıyor dedirtti.

Herkesler herkese aşık!

O gün Çehov'un zihninde bir sahne belirdi. Sahne göl ile evin ortasında idi. Göl gözükmesin diye perdeler çekildi. Sadece çiftlik sakinleri çağrıldı. Soğuk bir sonbaharda gerçekleşti gerçekleşmekte olan. Karakterler de en baştan bizimle tanıştırıldı. Giriş oldukça sanatsal. Toplumun her bir bireyi düşünülmüş. İhanetler, aşklar, dertler, kederler, ikilemler neler neler.. 4 perdelik bir oyun bu! Can alıcı karakterlerden biri olan Nina, bir martı gibi, kanatlarını yaymaya ve özgür olmaya çalışan, fakir, naif, genç bir kız olarak karşımıza çıkıyor. Bir gün ölü martının silüeti ardında bulduğu kaçışını özgürlükle süsleyemedi. İnsanın kaderinin belirlenmesinde yine insanın rolünün kaçınılmazlığı Nina ile sağlam temellere kavuşuyor. Biz ve tercihlerimiz. İçimizde bulunduğumuz durumun da tercihlere olan katkısı elbette yadsınamaz. Hayatın zulümleri karşısında Nina, yaralı bir kuştur ancak sonradan anlar ki göl kıyısından önüne hediye diye sunulan o ölü kuştan hiçbir farkı yoktur. Martı, tüm canlıların güzelliğini temsil etmek adına bizi karşılar, selamlar. Ancak o martının ölü olması da aslında tüm canlıların güzel olmadığını bize fısıldar.

Özel Parantez, Dr. Dorn!

Dobra dobur iyi niyetli Dorn. Yaşamaksa yaşamak. Kitapta ısrarları bir rafa kaldıran, üst akıl denebilecek karakter. Sorin bir ayağı çukurda çiftlik sahibidir, ölmeyi istemez. Dorn, 60'ı bulan yaşı ile hayata bu kadar bağlı olmasındaki anlamsızlığı da yüzümüze vuruyor. 60'ından sonra iyiliği, güzelliği hatırlarız çoğumuz. Ya da vücudumuzun yavaş etmesine istinaden kötülük, fenalık etmeye gücü de yetmez. Herkes herkese aşıktır. Labirent gibi karmakarışık ve döngü halinde ilerleyen bir aşk silsilesi.

Tiyatro okumayı pek sevmiyorum. Shakespeare zirve ise ben o zirveye tırmanmışım gibi hissederim hep. Ancak Çehov'un bu oyunu yeterince doyurucu oldu. Sadece 1,5 saat içinde eridi gitti güzelim kitap. Sizin de okumanızı tavsiye ediyorum ancak bilin ki eksik bitti. Daha çok malzeme çıkardı bu kitaptan. Çehov neden bıraktı diye düşünmeden edemedim.
94 syf.
·Puan vermedi
Tiyatronun her türlüsüne aşık biri olarak söylüyorum mükemmel bir eser. Bir oturuşta hemen akıp giden,aktıkça da içinize müthiş düşünceler saplayan bir eser gerçekten. Okuyun,okutun!
94 syf.
·2 günde
Anton Çehov'u tanımak bir harika imiş .^_^Okuduğum ilk tiyatro oyununun Anton Çehov ile olması da benim için ayrı bir değerli oluverdi.
Hakan Hocamıza tekrardan bu güzel etkinlik için teşekkürlerimi sunuyorum^_^
Oyunda ilk sayfadan "ahaaa kişiler arasında iletişimsizlik vurgulanmış,birbirini dinlemeyenler,anlamayanlar mevcut " deyip daha bir heyecanlandım okurken ^_^ çünkü psikolojik tahliller, iletişim problemleri hep ilgimi çekmiştir^^.İlerleyen sayfalarda da devam edince Çehov'un çözümlemelerine hayran kaldım.
Anne~oğul arasındaki diyaloglar kalbimi de acıtıverdi.Annenin paraya,güce,şöhrete,kıyafete verdiği önem kadar oğlunun sanat için uğraş verdiği oyunlarına,yazılarına değer vermeyip bir de küçümseyerek alay etmesi ne kadarda günümüzde de böyle durumlar mevcut dedirtti.
Ah bir de herkes tarafından beğenilip özgünlüğü olmayan,sıradan yazılar yazana olan ilginin üst seviyede olup yenilik peşinde,özgün,toplum için bir şeyler yapmak isteyen yazara ilgi duyulmadığı :( oyunda gözler önünde idi.
Şöyle bi de karakterleri genel olarak analiz edersek ; birbirlerinin farkında olmadan, hırslarıyla,tutkularıyla yoğrulmuş ve en can acıtanı da yalnızlaşmaları söz konusuydu.
Kitabın sonlarındaki şu cümle de oldukça harikulede idi;" Bizim işimiz de -oynuyor olsak da- önemli ün,parlaklık,hayalini kurduğumuz şeyler değil,sabretmeyi bilmektir." ^_^
Hepimiziiin Anton Çehov'la tanışıp anlaması dileğiyle efendim^_^ Bu güzel oyunu da okumanızı tavsiye eder, huzurlu,keyifli okumalar dilerim.^_^
94 syf.
·2 günde·Beğendi·7/10 puan
Uzun zaman önce bir internet sitesi testinde "hangisi sizin yazariniz" başlığını görmüştüm ...aramızda kalsın severim testleri ,anketleri :) yılmadan soruları cevapladım ,cevapladım, cevapladım .

Sonuç Anton Çehov..üstelik hiç okumadığı bir yazar ...sonra araya bir kaç mevsim girdi ben hep Çehov 'u görmezden geldim .
Iteledim ,zamanın bilinmeyen yerlerine yolladım ..sonra bir gün yine benzer konulu bir test daha çıktı karşıma ...onuda yaptım bıkmadan ,usanmadan ,ve merakla ..
Sonuç : Anton Çehov :)
Ve artık yazgımdan kacamayacagımı anladim :) ...bir hışımla girdim is/kültüre kaptım 3 adet Çehov kitabını (daha da soyleniyorum ne ara okuyacaksin acaba bunları diye )... .ki öyle etli-butlu kitaplar da değil kısacık öykü kitapları kıvamında .
Bu sabah martı ile Çehov turuna başladım ..martı beni çok etkilemedi sadece bir bölümü akılda kalıcı idi benim için o da Trigorin in "bakın insanın gece gündüz aklından çıkmayan saplantıları vardir" dediği bölümüdür. .ordaki yazarın yazma saplantısının bende okuma saplantısı halinde yaşandığını tespit ettim ...gerçekten bu böyleydi ...gece yatıp o gün ne okuduğum , yarın sabah hangi kitabı alacağım ( hemen hemen her gün kitap almaktayim ve aşağı yukarı 300 adet okunmamis kitaba sahibim ) bir ayı kaç kitap okuyarak geçirdiğim ,bir sonraki ay hangi kitapları okuyacağım diye düşünen ..bir kitap delisine dönüştüğümü fark ettim :)
Bu delirmelerim beni fazlasıyla mutlu etsede ,sinsice evin salonu kitap istilasına uğrarken eşimin ve oğlumun yaşam alanını ele geçirmenin :) bana geri dönüşümünün pek hayırlı olmayacağı kanaatindeyim :)
An itibarı ile Vanya dayı ile Çehov turuma devam ediyorum :) not:Vanya dayı "martı "dan daha iyi :)


Sevgiyle kalın :) hepimize keyifli okumalar dostlarım. ...
94 syf.
·2 günde·Beğendi·Puan vermedi
Çarlık rusyasının son demlerinde, bir çiftlikte geçen; bir yazar, bir yazar adayı ve birkaç burjuvazi mensubunun çiftlikte geçen ilişkilerini konu edinen güzel bir oyun, Anton Çehov'dan. Kendilerini dünyayaya karşı duyarsızlaştıran, tek amaçları başarı, ün ve gösteriş olan, dönemin ruh halini, psikolojisini yansıtan küçük bir topluluk. Kimi zaman sohbetleriyle kimi zaman sahnelenmesi planlanan bir oyun provasıyla tanıma şansı buluyoruz, yaşama hevesi kaçmış bu insanları. Peki soruyoruz, Treplev’in vurduğu martıyı mı ölü olarak görelim yoksa bu insanları mı? Okuyun siz karar verin ;)
94 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Kitap tiyatro şeklinde ele alınmış genelde bu tür kitapları okumayı değilde izlemeyi tercih etsemde merakıma yenik düşüp okudum aşk üçgeni değilde altıgeni desem yeridir kitaptaki herkes sevdiğiyle değilde kendisini seven ile birlikte o yüzden hep mutsuz hepsi karışık...
128 syf.
·140 günde·9/10 puan
Ve...
Gökten üç martı düşmüş...
Ve...
Kostantin Gavriloviç Treplev hepsine; çiyu,çiyu,çiyu!

...
Anton Çehov, eserinde alt ve üst tabaka arasındaki sessiz çatışmanın üretimsizlik olarak hayatlara yansıyışını iletişimsizlik unsuru ile ilişkilendirmiş ve olay örgüsünü bu kavram etrafında kurmuştur. Böylece sembollerle ve yan temalarla gizlenmiş bir dönem eleştirisi okuyucuya hissettirmeden her çağın sorunlarından biri olan iletişim kopukluğu ile akıcı bir biçimde verilmiştir deniliyor ve evet bunu tiyatro oyunuyla çok güzel anlatmış.Tiyatro kitaplarına karşı çok fazla önyargılıydım.Ama hepsini yıktı geçti.Kitabın kapağını kapatır kapatmaz diğer eserlerini ve tiyatro oyunlarının tümünü araştıracak bir yıkım.

Shakespeare için de geç kalmışım ama halledeceğim.Şimdi ne kadar tiyatro oyunu varsa alıp,indiriyorum.Neden bu kadar çekti bu kitap beni peki?Hikayesi gereği değil.Klişe bile diyebilirim içeriğe.Çünkü yüzyıllardır ve Hz.Adem'den beri insan hayatı aynı perde...Ama ah ilkler hep başkadır,bu yüzden ve sayesinde tanıdığım için bu kitabın yeri ayrı olacak ben de.Kendinizi bir tiyatro sahnesinin içinde hissediyorsunuz ve bu çok keyifli.

Okumaya başladığımda entrika ağırlıklı olduğunun altını çizen kitap dostum @Tutututuba
dididijeeyy tututuubaa haklıymış.Aşk ve entrika sahneden hiç inmedi.İsim hafızam hayli kötü olduğu için bir süre karakterleri,her satırda ilk sayfadan kopya çekip seçebildim.Ama sonra hakim olunca keyfini çıkardım.Girince alışıyorsun demişler,boşa dememişler.

Ve aşk!
Sen ne kadar tehlikeli bir zehirsin?
Veba denildi,kolera denildi,Hiv denildi an itibariyle Covid-19 deniliyor.Ama tedavisi bulunmamış bu hastalığa, hala güzel bir duyguymuş gibi algı dayatarak panzehir bulunması engelleniyor.
Çürüten,hırpalayan ve yoran bir his nasıl güzel olabilir?Neden inanıyorsunuz bu yalana?Yoksa ben mi duygusuzum?
Ben mi ruhsuzum?
Bir ben mi kaldım tenhasında gecenin avutulmayan?Size simit vadeden canlılara martılar gibi inanıp atlamayın.Geçici bir öğündür bir ömür beslemez insanı aç kalırsınız mazallah.

Derler ki; "Bir çocuğu azarlarken ona hafifçe vurursan ağlar.Aynı çocukla şaka yaparken çok daha sert bile vursan güler.Unutmayın!Manevi acı bedensel acıdan daha ağırdır."
Ben gülmüyorum bu şakalara.Siz de gülmeyin, inanmayın derim.Nacizane tabi.Ölümcül veya süründücü bir virüs çünkü.Koca koca abileri ablaları ne hallere düşürüyor.Sevgiye inanın ama.O daima yaşatır.Zira koskoca Tolstoy yanılıyor olamaz.
Son olarak sevgiyle ve tiyatroyla kalın.
93 syf.
·1 günde·7/10 puan
Aşka bu kadar anlam yüklenmeli mi? Sonuçları bu denli ağır olabilir mi? Sevgi çaresiz bırakmamalı bence. Aşkı bu kadar büyütmemeli, değer vermemeli, sadece yaşamalı ve gerekirse bitirmeli. Hayatın merkezine aşkı koyarsak ve o aşk kıvılcımları yüreğindeki ormanı yakıp kül ederse hayat boş, anlamsız ve çaresiz gelecektir.
94 syf.
·Beğendi·9/10 puan
Tiyatro türünde okuduğum ilk eserdi. Buna Anton Çehov'la başlamak harikaydı diyebilirim..Hiç sıkılmadan okudum. Tiyatrosunu izlemedim ama kitap oldukça anlaşılır ve su gibiydi. İçinde birçok karakter var. Kitabın baş sayfalarında kişilerin kimler olduğundan kısaca bahsetmiş, ön bilgi olarak başlamadan göz atmanızı tavsiye ederim.
"Hayatımı daima yerde sürünen bir elbisenin eteği gibi sürükleyerek taşıyorum. Çoğu zaman yaşama isteğim bile yok."
Öyle konuşma isteğiyle dolu ki içim..
Acı çekiyorum.
Hiç kimse, hiç kimse farkında değil!
Anton Çehov
Sayfa 26 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları 7.Basım

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Martı
Baskı tarihi:
Nisan 2016
Sayfa sayısı:
94
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053321262
Orijinal adı:
Чайка
Çeviri:
Ataol Behramoğlu
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İş Bankası Kültür Yayınları
Bir amatör tiyatro gösterisi için yapıldığı belli derme çatma bir sahne. Sorin çiftliği bahçesinin bir bölümü. Göle doğru iki tarafı ağaçlıklı geniş bir yol. Sahne, gölün görüntüsünü engellemektedir. Sahnenin her iki yanı da fundalık. Birkaç sandalye ve küçük masa.

Akşam, amatör tiyatro gösterisi için hazırlanmış sahnenin henüz açılmamış perdenin arkasında çekiç ve örs sesleri arasında çalışmaktadır. Yürüyüşten dönen Maşa ile Medvedenko soldan gelirler.

Medvedenko: Siz neden her zaman karalar giyersiniz?

Maşa: Hayatımın yasını tutuyorum. Mutsuzum.
(Kitabın İçinden)

Kitabı okuyanlar 7,6bin okur

  • Sema
  • Nurşah Özçelik
  • IRAZ UMAY
  • USLU
  • millenia
  • Tuğba Şahin
  • Elif
  • Peri Seçkin
  • Elif Yıldız
  • R.Ö.

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-12 Yaş
%7.6
13-17 Yaş
%7.4
18-24 Yaş
%26.8
25-34 Yaş
%29.2
35-44 Yaş
%19.2
45-54 Yaş
%7.4
55-64 Yaş
%0.5
65+ Yaş
%1.8

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%66.3
Erkek
%33.7

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%13 (242)
9
%12.3 (230)
8
%19.5 (363)
7
%15.1 (281)
6
%7.1 (133)
5
%3.1 (57)
4
%1.6 (29)
3
%0.8 (14)
2
%0.3 (6)
1
%0.3 (6)

Kitabın sıralamaları