·
Okunma
·
Beğeni
·
110,7bin
Gösterim
Adı:
Altıncı Koğuş
Baskı tarihi:
Ağustos 2017
Sayfa sayısı:
68
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052951569
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Çehov bir taşra kasabasındaki akıl hastanesinde geçen bu novellasında, eğitimli bir hasta olan İvan Dmitriç ile Doktor Andrey Yefimıç arasındaki felsefi çatışmaya odaklanır. İvan Dmitriç maruz kaldıkları adaletsizliğe, içinde yaşamaya zorlandıkları berbat koşullara karşı çıkarken, Andrey Yefimıç bunları görmezden gelmekte ısrar eder ve durumu değiştirmek için kılını bile kıpırdatmaz. Doktor sonunda içine düştüğü “felsefi” yanılgının farkına vardığında ise artık iş işten geçmiştir. Altıncı Koğuş, Rusya’nın ve ülkenin sorunlarıyla ilgilenmek yerine onları uzaktan izlemeyi tercih eden elit Rus aydınının “deliliği”nin simgesidir adeta.

Altıncı Koğuş, Russkaya Mısl dergisinin 1892 kasım sayısında yayımlandığında büyük ilgi görmüştü. Hatta Lenin’in de yapıtı okuduktan sonra dehşete kapıldığı, “Kendimi Alıncı Koğuş’a kapatılmış gibi hissettim” dediği rivayet edilir.

ANTON PAVLOVİÇ ÇEHOV (1860-1904): Büyük Rus tiyatro yazarı ve modern öykünün en önemli ustalarından olan Çehov, Rus Gerçekçilik okulunun önde gelen temsilcisidir. Taganrog’da dünyaya geldi. Lisede Yunan ve Latin klasiklerini temel alan bir eğitim gördü. 1879’da Moskova’ya giderek tıp fakültesine yazıldı ve 1884’te doktor oldu.

Alacakaranlıkta adlı öykü kitabıyla 1887’de Rus Akademisi tarafından verilen Puşkin Ödülü’nü kazandı. Yaklaşık bin sözcükten oluşan komik kısa öykü türünü başlı başına bir sanat haline getirdi. Ancak 1888’de yayımlanan Bozkır adlı yapıtıyla komik öykülere sırt çevirmiş oldu. Önemli oyunları arasında Ayı (1888), Evlenme Teklifi (1889), Martı (1896), Vanya Dayı (1899), Üç Kız Kardeş (1900) ve Vişne Bahçesi (1903) sayılabilir.
72 syf.
·2 günde·9/10 puan
Akıllı ve deli kavramlarının arasında keskin bir çizgi bulunmadığını, toplumun bu rolleri kendi normlarına uyulmaması sonucunda kolaylıkla ters düz edebileceğini anlatan ve felsefi yorumları ile kısa sayfalarında okura birçok şey sunan eşsiz bir öykü.

Videolu bir incelemem için: https://www.youtube.com/watch?v=lQg2T1CY1Lg
72 syf.
·7 günde·Beğendi·8/10 puan
İlk sayfadan demek haksızlık olur ilk cümleden itibaren insanı içine çeken tasvirlerle bezenmiş öyle güçlü bir anlatımı var kitabın

Anlatımı kadar hikayesi de güçlüydü. Başladığı yerde ama beklenmedik bir şekilde biten bir hikaye.

Zaten Rus edebiyatını seven biriyim. O griliği, son derece içsel ve kişiye dönük bir anlatımın içinde toplumun içinde bulunduğu ortamı, buhranları, alt tabakanın yaşadığı zorlukları ve bunu görmezden gelen ve hatta göremeyen farklı bir kesimi işleyişleri bu kitapta da mevcuttu.



"- Sıcak, rahat bir oda ve bu Koğuş arasında hiçbir fark yok, dedi. - insan huzuru ve memnuniyeti dışarıda değil, içindedir. Diyen Andrey Yefimıç

Ve

" - Demek ki ben acı çektiğim, memnun olmadığım ve insanların alçaklıklarına şaşırdığım için aptalım." Diyerek karşılık veren İvan Dimitriç

Bu iki etkin karakter arasındaki konuşmaların kitabın en can alıcı noktaları ve esas felsefesi olduğumu düşünüyorum.

Keşke o karşılıklı konuşmalar daha uzun sürseydi ben de 6.koğuşta bir köşede oturup o konuşmaları dinlemeye devam etseydim...
72 syf.
·2 günde·10/10 puan
Çehov!
Hayran bıraktın kendine...

Okuduğum ilk Çehov öyküsü. Son olması mümkün değil.

Tek kelime ile mükemmel bir kitap. 68 sayfada neler anlatmış neler. Öyle bir saatte okurum falan diye başlamayın derin, düşündüren bir kitap, ağır ağır okumak gerekiyor.

Kendimi Altıncı Koğuşta divanda oturmuş İvan Dmitriç ve Andrey Yefimıç'in sohbetini dinlerken buldum :)


En sevdiğim alıntı;

"Evet hastayım. Halbuki düzinelerce, yüzlerce deli serbest olarak dışarıda dolaşıyor; çünkü sizin cehaletiniz onları sağlam insanlardan ayırd edebilecek bir kudrette değildir."
-İvan Dmitriç-
72 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Anton Çehov’un bu novellasının iskeletini Rusya’nın bir taşra kasabasındaki akıl hastanesinde hasta olarak yatan iyi bir eğitim görmüş İvan Dmitrıç ve Doktor Andrey Yemifıç arasındaki felsefi tartışma oluşturmaktadır.

İvan Dmitrıç maruz kaldığı adalet yoksunu kötü koşullara karşı çıkarken, Doktor Andrey Yemifıç bana dokunmayan yılan bin yaşasın mantalitesine binaen bu serzenişe kayıtsız kalmaktadır. Gün olur devran döner Andrey Yemifıç’te akıl hastenesine kapatılır ancak o zaman İvan Dmitrıç’in haletiruhiyesini anlar lakin artık iş işten geçmiştir..

Çehov Altıncı Koğuş ile ülkenin sorunları ile ilgilenmek yerine onları uzaktan izlemeyi tercih eden Rus elit kesiminde durumsal bir farkındalık oluşturmayı amaçlamıştır..

Bence okunmaya değer ders çıkarılabilecek nitelikte gayet kaliteli bir novella..

Okuyunuz efendim..
72 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10 puan
Bir akıl hastasıyla doktorun hayata, mutluluğa dair felsefi atışmalarını ve doktorun zamanla başına gelenlerden sonra yaşadığı iç çatışmayı ve dönüşümü konu alıyor. Akıl hastasının problemi benim de yaşadığım bir rahatsızlığa benzediği için ekstra hoşuma gitti, yer yer kendimle özdeşleştirdim. Zihninin ona yaptığı eziyete rağmen yaşama arzusu, hayata katılma çabası çok güzeldi. Okumayanlara tavsiye ediyorum.
72 syf.
·6 günde·Beğendi·8/10 puan
Bir Anton Çehov kitabı olan ‘Altıncı Koğuş’ sayfa sayısı olarak kısacık bir hikaye, okuyucuya hissettirdiklerine bakılınca derin bir roman adeta. http://www.bumesele.com/...i-kogus-anton-cehov/
72 syf.
·Beğendi·8/10 puan
Kitabı başlangıçta alırken, hapishane ile ilgili olduğunu sanarak almıştım. Hapishane olduğu kısmı doğruydu aslında; insan düşünmeye başlar yerli yersiz, düşündükçe aklını yitirir ve hapishanede yaşamaya başlar. İvan deliydi. Andrey ise, deli ile deli olandı.

Hayata dair düşünceler çok iyiydi kitapta. Acının hafife alınmayacağını, hayatın ciddiye alınması gerektiğini vurguluyordu. Hayatı sorgulatan diyaloglar vardı.

Sonunu "Zindan Adası" gibi olmasını bekledim. Kitapta deliyle deli olan bir doktor vardı, bu durum ayrı bir hava kattı kitaba.
72 syf.
·Puan vermedi
Altıncı Koğuş isimli bu novella 1892 yilinda  Anton Çehov tarafından yazılmış. Çehov Leninden Wolfa, Salingerden Bukowskiye kadar bir çok yazari etkilemeyi başarmış Pişkin ödülüne layık görülmüş Gorkinin derin övgulerine mashar olmuş Rus edebiyatının önemli yazarlarından birisi.

Bu kitapta dönemin çarlık rusyasinda burjuva ile ezilenler arasındaki derin uçurum çeşitli tartismalarla felsefi atismalarla anlatilmaya çalışılıyor. Kitabın en bariz konusu toplumun çürümüş yapısı ve zengin olmayanların insan yerinede koyulmadigi olarak ifade edilebilir.

Bununla birlikte kıtabin İlk yirmi sayfasında uzun karakter tasvirleri var. Sonraki bes on sayfada ana karakter doktor Yefimiç in varoluş krizleri ve dünya hayatı üzerine kafa patlamaları var. İşte tam burada insan kitabın içinde kalbolmaya başlıyor.

Derken birden bire piyasaya altıncı koğuşta ki "deli" Dimitriç piyasaya çıkıyor. Dimitric avazi çıktığı kadar bağırıp kapatıldığı deli hastanesi koğuşunu sorgularken Yefimiç ile uzun bir felsefi atışmaya giriyorlar... Bu tartışma konusu bakimdan varoluş tartışmasını barındırıyor olsa da Doktor Yefimiç in Deli Dimitriç i adam yerine koymamasi olaya toplumsal bir boyut kazandirip Zengin Fakir burjuva işçi ezilen meselelerini düşündürüyor. Zaten ilerleyen bölümlerde evine giden Yefimiç tartismanin etkisinden çıkamayip bir türlü Dimitriçi unutamıyor.... Bundan sonra ne söylersem spoiler olur. Zaten bahsettiğim seylerin hepsinin içi boş ve anlamsiz. Muhakkak okumaniz gereken kısa bir kitap. UCUZ, KİSA, EĞLENCELİ, BİLGİLENDİRİCİ. Daha ne olsun tam bizim topluma göre :))))))
72 syf.
·1 günde·Beğendi·8/10 puan
Çevremizde yaşanan acının bir başkasının duyduğu acının tarifini ancak ,kalbimizde,iliklerimizde ,beynimiz de ve ruhumuz da yaşadığımız da anlayabiliriz yoksa bize hepsi düzmece,sıradan ve olağandışı gelir...Başkalarının yaşadığı acıları ,ruhumuz da hissetmeden önce tepki vermemiz gerektiğini anlatıyor ......okunmalı
72 syf.
·1 günde·Beğendi·Puan vermedi
Her şeyi çok mu biliyoruz? Yoksa gerçek delileri bile bulamayan cahilliğimizin cüretkârlığıyla hareket edip sadece kendimizi mi kandırıyoruz? İsmet Özel'in deyişiyle kaybedenler kazanıyor olmasın?
.
Lisede Yunan ve Latin klasiklerini temel alan bir eğitim gören Çehov Moskova'da tıp okumuştur, doktordur. 453 kişiyi hastanede, 536 kişiyi evde muayene etmiş de olsa 1982 yılında bu kitabı yazmıştır. Durum öyküleri ve tiyatro eserleri oldukça fazladır. Tolstoy'dan etkilenen yazar insanı baz alıp acılarına odaklanır, zaafları üzerinde durur. Basit sandığımız şeyleri anlatırken onun basitliğini artık hissedemez oluruz.
.
6. Koğuş'un girişi ve sonucu yoktur. Bittiğinde dahi kafamızda devam ettirdiğimizi farkederiz. Belki de bunun nedeni gerçekçi anlatımıdır. Rus kasabasında bir hastanede 6. Koğuş'ta hastalarla birlikteymişsiniz hissi verir.
.
Hastalarımızdan biri eğitimli İvan Dmitriç'tir. Anksiyete bozukluğu olan Dmitriç'i dinlerken gerçek "deli" o mu ben mi dersiniz. Zira doktoru Andrey Yetimiç de aynı düşüncelere düşmüştür. "Benim hastalığım, yirmi yıl içinde bütün kasabada tek bir akıllı adam bulabilmemdir. Ama o bir deli!" sözleri bunu en güzel anlatan ifadelerden olsa gerek. Tescilli ve tescilsiz delilerin olduğu şu dünyada akıl hastanelerindekilerin asıl delilier olduğunu kim iddia edebilir ki?
.
Acı ve adalet kavramları üzerine derin felsefi düşüncelere yoğunlaşırken, statükoya olan kızgınlığı derinden hissediyorsunuz. Dert ile barışmanın önemli olduğu şu dünyada insandan kaçıp kitaba sığınan ancak kitaptan kaçıp kendine döndüğünde acıdan başka bir şey bulamayan Dmitriç'in duyguları derinden hissedişi ile kayıtsızlığımız arasındaki karşılaştırmalar "olması gereken ne" sorusunu sordurur. Asıl vurgulananın farkındalık olduğunu düşündüren kitap doktorun da bu farkındalığa ermesi ile dışlanması sürecini net biçimde belirtir.
.
Düşünmeden düşünün, belki onlar yanlıştır. :)
72 syf.
·2 günde·Beğendi·Puan vermedi
Benim bütün hastalığım yirmi yılda kasabada bir akıllı insan bulabilmem ve bu bulduğum kişinin de deli oluşudur. Bence kitabı özeti. Albert Camus'un Yabancı adlı romanında ki 'yabancılaşmadan' aşağı kalır yanı yok. Herkesin defalarca okumasını tavsiye ettiğim nadir kitapların arasında yer alacak...
Her türlü zorbalığın toplum tarafından makul ve yerinde bir gereklilik olarak karşılandığı, beraat kararı gibi her türlü merhamet göstergesinin toplumda tatminsizlik ve intikam duyguları uyandırdığı bir dünyada adaleti düşünmek gülünç değil midir?
Her türlü zorbalığın toplum tarafından makul ve yerinde bir gereklilik olarak karşılandığı, beraat kararı gibi her türlü merhamet göstergesinin toplumda tatminsizlik ve intikam duyguları uyandırdığı bir dünyada adaleti düşünmek gülünç değil midir?
Anton Çehov
Sayfa 8 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
En acı ve kırıcı olan şey, bu hayatın acılara karşılık olarak mükafatla sona ermemesi. Operadaki gibi zaferle değil ölümle son bulacak olması.
Lanet olası hayat! En acı ve kırıcı olan şey, bu hayatın acılara karşılık olarak mükâfatla sona ermemesi. Operadaki gibi zaferle değil ölümle son bulacak olması.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Altıncı Koğuş
Baskı tarihi:
Ağustos 2017
Sayfa sayısı:
68
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052951569
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Çehov bir taşra kasabasındaki akıl hastanesinde geçen bu novellasında, eğitimli bir hasta olan İvan Dmitriç ile Doktor Andrey Yefimıç arasındaki felsefi çatışmaya odaklanır. İvan Dmitriç maruz kaldıkları adaletsizliğe, içinde yaşamaya zorlandıkları berbat koşullara karşı çıkarken, Andrey Yefimıç bunları görmezden gelmekte ısrar eder ve durumu değiştirmek için kılını bile kıpırdatmaz. Doktor sonunda içine düştüğü “felsefi” yanılgının farkına vardığında ise artık iş işten geçmiştir. Altıncı Koğuş, Rusya’nın ve ülkenin sorunlarıyla ilgilenmek yerine onları uzaktan izlemeyi tercih eden elit Rus aydınının “deliliği”nin simgesidir adeta.

Altıncı Koğuş, Russkaya Mısl dergisinin 1892 kasım sayısında yayımlandığında büyük ilgi görmüştü. Hatta Lenin’in de yapıtı okuduktan sonra dehşete kapıldığı, “Kendimi Alıncı Koğuş’a kapatılmış gibi hissettim” dediği rivayet edilir.

ANTON PAVLOVİÇ ÇEHOV (1860-1904): Büyük Rus tiyatro yazarı ve modern öykünün en önemli ustalarından olan Çehov, Rus Gerçekçilik okulunun önde gelen temsilcisidir. Taganrog’da dünyaya geldi. Lisede Yunan ve Latin klasiklerini temel alan bir eğitim gördü. 1879’da Moskova’ya giderek tıp fakültesine yazıldı ve 1884’te doktor oldu.

Alacakaranlıkta adlı öykü kitabıyla 1887’de Rus Akademisi tarafından verilen Puşkin Ödülü’nü kazandı. Yaklaşık bin sözcükten oluşan komik kısa öykü türünü başlı başına bir sanat haline getirdi. Ancak 1888’de yayımlanan Bozkır adlı yapıtıyla komik öykülere sırt çevirmiş oldu. Önemli oyunları arasında Ayı (1888), Evlenme Teklifi (1889), Martı (1896), Vanya Dayı (1899), Üç Kız Kardeş (1900) ve Vişne Bahçesi (1903) sayılabilir.

Kitabı okuyanlar 29,4bin okur

  • zeynep
  • Mehmet Sıddık Çetinkaya
  • Lavinia
  • İlayda Koçal
  • Fatma Yaşar
  • beyza
  • Ezgi karasu
  • Sinem Angun
  • Seher varış
  • Şilan

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-12 Yaş
%8.9
13-17 Yaş
%12
18-24 Yaş
%29.1
25-34 Yaş
%28.5
35-44 Yaş
%13.9
45-54 Yaş
%3.8
55-64 Yaş
%2.5
65+ Yaş
%1.3

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%54.2
Erkek
%45.5

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%21.3 (2.095)
9
%23.3 (2.291)
8
%24.5 (2.406)
7
%11.5 (1.128)
6
%3.8 (371)
5
%1.4 (140)
4
%0.4 (44)
3
%0.2 (19)
2
%0.1 (5)
1
%0.1 (7)

Kitabın sıralamaları