Söylesene: Hiç intihar etmeyi düşündün mü? Hiç mi? O halde okumaya yeltenme! Peki neden? Bir travma mı yaşadın? Bıçağı bileklerine geçirmeden veya soğukkanlı bir şekilde şah damarını kesmeden önce soğuğu hissettin mi? Ürpertiyi ensende alabildin mi? Yoksa bütün bunlara rağmen hayati zevkler, şaşalı geçici hevesler ve korku seni alıkoyup vaz mı geçirdi? İntihar mı etmek istiyordun, yoksa edebilmeyi mi? Hiçbiri mi, koca bir hayır mı? Yoksa ağlıyor musun?...
İntihar etmek zeka işidir. Sıradan insanlar sıradan şekilde hayatlarına son verirler. Sanki hiç var olmamış gibi geldikleri gibi giderler. Kim bilir, belki böylesi daha iyidir...
İyi olan ve bir o kadar spesifik olan sorgulamaktan kaçınmaktır. Hiçlik o kadar içe siner ki; basit olmak, bir hiç olmak, sessizliği kulak delercesine, hissedercesine paralar benliği. İnsan sorguladığı andan beri anlam arayışının boşluğa sürüklendiğini düşünür, evre oraya doğru sürüklenir. Tamamlanması ise uyku gibidir: üzerine gitmek tatlı, devam ettirmek kâbusun dozunu artırmaya sebebiyet verir...(tekrar ve tekrar)
Peki en son ne zaman intihar etmek istedin? Sahiden bunu içten bir şekilde isteyip denemeye kalktın? Bu düşünce oluşmadan önce ne yapmıştın peki? Bir dakika, bir saat, bir gün öncesinde neyle meşguldün? Şimdi sorayım: Bir insan neden intihar etmek ister? Hayattan sıkıldığı için mi? Yoksa umutsuzluktan mı? Hiçbiri. Çünkü bunlar çoğaltılması doğal varsayımlar. Neden mi?İntihar etmek ister çünkü başka çaresi yoktur. Ama her zaman bir çare vardır! Evet, her zaman bir çare vardır ama istisnalar kaideyi bozar...
Bir hafta ömrünüz kalsaydı, ilk yapacağınız şey, son kez yapacağınız deneyim veya hep isteyipte ertlediğiniz şey ne olurdu?
Veronika, 22 yaşlarında genç, güzel, gezmeyi ve sosyal takılmayı seven bir kadın olmasına rağmen
Her insan derinliklerinin zararına ilerler, her insan kendinden kaçan bir mistiktir: Yeryüzü, varılamayan hidayetler ve ayaklar altına alınmış sırlarla doludur.