Adı:
Veronika Ölmek İstiyor
Baskı tarihi:
Haziran 2017
Sayfa sayısı:
201
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750712814
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Veronika Decide Morrer
Çeviri:
Haldun Pamir
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Baskılar:
Veronika Ölmek İstiyor
Veronika Ölmek İstiyor
Veronika Ölmek İstiyor
Veronika Decides to Die
Veronika Ölmek İstiyor
Veronika Ölmek İstiyor
Veronika Ölmek İstiyor, Brezilyalı yazar Paulo Coelho'nun yeni romanı. Yayınladığımız öbür romanlarında, olaylar hep geçmiş dönemlerde geçiyordu, oysa bu romanda olaylar günümüzde geçiyor, hem de oldukça yakınımızda: Bosna ile sınır komşusu olan Slovenya'da. Veronika, görünüşte, her istediğine sahip bir genç kadındır; renkli bir yaşam sürer, yakışıklı erkeklerle gezip tozar, ama mutlu değildir. Yaşamında bir şeylerin eksikliğini hissetmektedir. Bir gün ölmeye karar verir. Aşırı dozda ilaç alınca hastaneye kaldırılır. Orada kendisine birkaç günlük ömrü kaldığı söylenir. Akıl hastanesinde kaldığı sürece çeşitli insanlarla, çeşitli dünyalarla tanışan Veronika, yabancısı olduğu yeni duyguları keşfeder: Kin, korku, aşk, hatta cinsellik. Ölümü beklerken, çevresindeki insanları gözlemlerken, Veronika, varoluşunun her dakikasının yaşamla ölüm arasında bir seçim olduğunun farkına varır. Paulo Coelho, bu yeni kitabında, çağımız insanını rahat bırakmayan delilik olgusunu işliyor; toplumun normal kabul ettiği kalıpların dışına düşen insanları anlatıyor. Veronika Ölmek İstiyor, farklı düşünceleri yüzünden sık sık başka insanların önyargılarını göğüslemek zorunda kalanlar için değişik bir yaşam tarzı bulma ihtiyacını irdelerken, insanlığın temel sorunlarından birini içeriden bir yaklaşımla ortaya koyuyor.
Bir insan neden intihar etmek ister? Hayattan sıkıldığı için mi,yoksa umutsuzluktan mı? Hayır hayır, söyleyeyim: intihar etmek ister, çünkü başka çaresi yoktur. Ama her zaman bir çare vardır! Evet, her zaman bir çare vardır ama istisnalar kaideyi bozar...

Bir hafta ömrünüz kalsaydı, ilk yapacağınız şey, son kez yapacağınız deneyim veya hep isteyipte ertlediğiniz şey ne olurdu?

Veronika, 22 yaşlarında genç, güzel, gezmeyi ve sosyal takılmayı seven bir kadın olmasına rağmen hayattan zevk alamıyor, her daim bir şeylerin eksik olmasından kaynaklı yeterince mutlu olamayan bir kadındır. Bir gün intihar girişiminde bulunur ve hayata veda ettiğini sanarken, gözlerini açar.''Burası cehennem mi?'' dedi Veronika. Derinden bir ses,'hayır, daha vaktin var.' dedi. Veronika intihar girişiminin başarsızlıkla sonuçlandığını ve kendisinin bir akıl hastanesinde olduğunu anlar. İntihar girişiminin başarısızlıkla sonuçlandığını öğrenen ve hoşnutsuz olan Veronika'ya iyi haberi Dr.İgor,'Yarım bıraktığın iş tamamlanacak,çünkü en fazla 1 hafta ömrün kaldı.' der. Veronika, ilk birkaç günde hastaneyi pek umursamaz, çünkü birkaç gün sonra hayatta olmayan biri için yapacak pekte bir şey yoktur. Ama 3-4 gün geçtikten sonra hastanedekilerle arkadaşlık kurmaya çalışır. Bunlardan biri şizofreni hastası Eduard'dır. Eduard, Veronika'nın piyano çalmasına tutulmuş bir gençtir. Veronika Eduar'da karşı tarifi olmayan birtakım duygular besler, ölümün yaklaştığı günlerde onunla beraber olmak ister. Ancak Eduard, kimseyle konuşmamış ve herkese konuşmadığını sahiden bir şizofreni olduğuna ikna etmiştir. Vaktinin dolmasına sadece 1 gün kalan Veronika, Eduard ile yürüşteyken Eduard konuşur ve ona bu son günü dışarda geçirmek gerektiğini söyler ve elinden tutup firar ederler. Lüks bir lokantada yemek yerler, gece boyu şarap içerler ve birbirlerine sarılarak ağlamaya başlarlar...

Kitap son derece sürükleyici, düşündürücü, imgelere ve kısa sözlere yer verme açısından tatmin edecek şekilde yazılmış. Özellikle kapak fotoğrafı olan fotoğraf gerçekten okumayan birini,'Hımm, acaba nasıl bir şey, nasıl bir hikayesi var.' dedirtebilecek türden.

Karakter isimleride son derece akılda kalıcı, bölgesel isimler olmasından beğenilecek ve kitabın yer yer kopmasından dolayı bile olsa akıldan çıkmayacak ve kopmasına izin vermeyecek türden önemliydi. Veronika, Eduard, İgor...

Kitaptan birkaç bölüm paylaşmak istiyorum:

''Kendini vurmak, yüksek bir yapıdan atlamak, kendini asmak, bu seçeneklerden hiçbiri onun kadınsı doğasına uymuyordu. Kadınlar kendilerini öldürek için çok daha romantik yöntemler seçer; bileklerini kesmek ya da aşırı dozda uyku ilacı almak gibi.'' (15)

Kadınlar üzerindeki bu tespiti beni mestetti diyebilirim. Ama bu tespit sadece kadınlar üzerinde mi etkili emin değilim. Paulo Coelho belki de, kadınların ağır duygusal yönlerine dikkat çekmek için bu tespiti yapmış ve intihar girişiminde olan birinin, bir kadının farklı düşüncelerine ve duygusal açıdan şiddet eğilimi gösterdiğini vurgulamıştır.

2-''İki dileğim olacak. Birincisi bana öyle bir ilaç verin ki uykum gelmesin ve yaşamımın geri kalanının her anını yaşayabileyim. Çok yorgunum, ama uyumak istemiyorum. Yapacağım sandığım günlerde hep ertelediğim şeyler bunlar, sonra, hayatın yaşanmaya değmeyeceğine inanmaya başlayınca da...''

Okurken acıyı hissettiniz mi? Problem değil, o da hissetti.

Kitaptan iki söz paylaşacağım;

1-''Kendi dünyasında yaşayan herkes delidir. Şizofrenler, psikopatlar, manyaklar. Yani başkalarından farklı olanlar.''

Bazı şeyleri sağduyu belirler: Bir gömleğin düğmelerini öne dikmek mantık işidir, çünkü bunları yandan iliklemek çok zor, arkadan iliklemek ise imkansızdır.

Herkesin hayatta kalmak için yaşam mücadelesi verdiği bu dünyada, intihar etmek isteyenleri anlamak kolay mı?

Keyifli okumalar.
Okuduğum ikinci Paulo Coelho kitabı ve bir birinden zıt iki kitap, çok yönlü bir yazar olduğunu düşünüyorum.

“Paulo Coelho gençken anne ve babası tarafından üç kez akıl hastanesine gönderildi. Aylarca hastanede kaldı. Sakinleştiriciler ve elektroşok verilerek tedavi uygulanmaya çalışıldı.” Bu deneyimleri üzerine kurulu bir kitap aslında.

Delilerin dünyasında kuralsızlık hakim yasa yok,ceza yok...Aslında kitapta delilikten kasıt şizofrenler,panik atak krizleri geçirenler, intihar teşebbüsünde bulunanlar bunların hepsi bir çatı altında toplanmış.Bu kitabı kendinizi güçsüz ve yaşamdan soğumuş hissettiğiniz bir dönemde okursanız size kendinizi ve yaşamınızı sorgulatır, her günümüzün bir birinden özel ve kıymetli olduğu bilincine kavuşursunuz.İçinize umut aşılar.Kitabı 5 ay önce aldım pişmanım aldığım gibi hemen okumadığım için.Sağlıcakla kalın.
Bu yıl okuduğum en iyi 10 kitap listesine girecek Veronika ..
Neden :
Çünkü bu kez yazar beni yakalamayı başardı. .çok keyifle okuduğum"" veronika ölmek istiyor "" aslında kimin akıllı kimin deli olduğunu bir kez daha düşünmemizi sağlayan bir kitap .
İntihara meyilliler ,panik ataklılar, şizofrenler dünyasına ufak bir yolculuk yaptırıyor bize ..

Kendi kendimize sorduğumuz soruları, günlük yaşamda bize "mutlaka" olmalı diye dayatılan olguların aslında olmasada olabilirligini....

Başkaları icin mi , kendimiz icin mi yasadigimiz ,aslinda kim olduğumuz yada kim olmak istediğimiz gibi milyon şimsek çakışı sorular yüklüyor bize ve bunu yaparken bir müzik eşliğinde kayarcasina alıp giden bir roman ...

Coelho nun bu kadar kadın gözüyle dıştan bakış -iç dünya yansıması beni baya baya şaşırttı ...

Dip Not.

Bu kitabi okuduktan sonra insanda piyano klasikleri dinleme isteği uyanıyor :)
Özellikle johan sebastian bach / adagio

Hayata bir mola vermek istediğiniz an veronika yı okuyun lütfen ...benden tavsiyedir
Aklı selim ve huzurla kalın. .
Kitap hayattan bıkmış genç bir kızın intiharıyla başlıyor.Fakat kurtarılan kız akıl hastanesine yatırılır ve intihardan dolayı bir haftalık ömrü kaldığını öğrenir.Bu bir haftada kahramanımızın yaşadıklarını çok güze bir dille anlatmış yazar.Yine Paulo Coelho yine güzel akıcı bir kitap.
EDexter , kitaplığıma yeni bir kitap eklediğin için teşekkür ederim. Altını çizdiğin yerlerin hepsini ben de çizdim, kitabı bitirince ‘Veronika…’ diye haykırışını duyar gibi oldum.
http://www.resimag.com/8fa25169a6.jpeg

İntihar, çok cesurca ve çok korkakça, çok hüzünlü ve çok rahatlatıcı, çok basit nedenler sonucu düşünülen ve çok sıkıntılı süreçler sonucu gerçekleştirilmek istenilen, çok umut verici ve çok umutsuzca, çok zor ancak çok kolay, çok düşünülen ve çok ender gerçekleştirilen, çok basit görünen ve çok zor karar verilen bir çıkmaz ve tüm zıtlıkları barındıran çok derin bir tutum.

Ölüm, hayatta bir kez tadılan, neye benzediği hakkında kimsenin onu yaşayana kadar asla duygu edinemeyeceği ve hayatı anlamlı kılan yegane gerçek. Ölümsüzlük diye bir şey olsaydı inanın herkes ölmek için elinden geleni yapardı. Çünkü ölüm yaşamı anlamlı kılan, yaşama değer kazandıran ve yaşamamıza neden olan tek gerçek.

Peki, neden intihar ederiz veya neden intiharı düşünürüz? Herkes intiharın nasıl bir şey olduğunu hayal eder veya düşünür. İntihar düşüncesi aslında bir kaçış, bir çözüm bulma arayışıdır. Bu nedenledir ki insanlar en dipte hissettikleri anda intihar düşüncesi ile rahatlarlar çünkü bir 'son' vardır, bir 'son'a ihtiyaç vardır. İntihar düşüncesi insanları rahatlatır. Ve bununla birlikte ölüm bilincine vardığınız an hayatın her saniyesinin kıymetini bilirsiniz.

‘’Ölüm bilinci bizi daha yoğun yaşamaya yöneltir.’’ (sf 212)

Sıradanlıklar, tekdüzelikler, sıkıntılar, dertler, aşk acıları, dost ihanetleri, maddi sıkıntılar, manevi boşluklar ve daha birçok şey, size intiharı düşündürebilir. Başta da dedik ya intihar ‘’çok basit nedenler sonucu düşünülen ve çok sıkıntılı süreçler sonucu gerçekleştirilmek istenilen’’ bir tutum.

https://www.youtube.com/watch?v=YJ__ja4QpMM

Kitabı okuyanlar bu müziği açıp 2 dakika gözlerini kapatabilir mi? Ne görüyorsunuz? Şimdi ben spoiler olur diye kafamda neyin canlandığını söylemeyeceğim. Okuyanlar olarak bence anlaşabildik…

Kitabın her satırını hissede hissede ve anlamaya çalışarak okudum çünkü aksi halde kitap bana hiçbir şey ifade etmeyecekti. Ben ki kitap okurken asla müzik dinleyemeyen bir insandım ama bu kitabı müzik dinlemeden okuyamadım. Sanırım bunun sebebi tamamıyla kitaba odaklanmak isteyişimden kaynaklandı. Bu yüzden, Veronika seni asla unutmayacağım!

https://www.youtube.com/watch?v=B_wzBJE0rOk

Coelho’nun 4 kitabını okuyup hiçbirini beğenmeyen biri olarak bu kitabı çok etkileyici buldum. Kısa süre önce okuduğum Altıncı Koğuş kitabı da bir akıl hastanesinde geçiyordu. Bu kitabı okurken çok sık aklıma geldi ve beni şaşırtan tek farklılık Altıncı Koğuş’takilerin oradan kaçmak istemelerine rağmen Veronika’da insanların akıl hastanesinde kalmak için elinden gelenleri yapıyor oluşlarıydı. Ve nedense iki kitapta da bu iki ayrı tutum bana çok mantıklı geldi. Çok ilginç. Onun dışında kitap oldukça akıcı, doyurucu ve duyguları okuyucuya başarılı bir şekilde geçiriyor. Kitapta en sevdiğim alıntıyı bırakarak bitirmek istiyorum:

‘’Kırılgan yaşamlarımızın her anında başımıza gelebilecek beklenmedik olayları düşünecek olursak, her yeni gün bir mucizedir.’’ (sf 213)

Keyifli okumalar.
Yaklaşık bir buçuk iki aylık kitap anlamama evresini atlatmama vesile olan bu kitap hakkında ufak tefek bir şeyler karalamak istiyorum.

Öncelikle şunu söylemeliyim , Paulo Coelho bulunduğu ülke ve yaşam koşullarının ötesinde bir yazar,yazarı ilk olarak Simyacı ile tanımış ve etkilenmiştim. Fakat Veronika ölmek istiyor bende apayrı bir tesir bıraktı.Deliliği onun deyimiyle toplumla birlikte hareket etmeyen insan davranışlarını , ruh hallerini, toplumun gözünde normal sayılamayacak davranışlar gösteren bir genç kızın öyküsünü öyle güzel bir hikaye çerçevesinde bize sunmuş ki okuyup etkilenmeyecek , kendi davranışlarını , çevresel faktörleri sorgulamayacak pek az insan vardır.

Veronika aslında ölmek istemiyor, toplum onun ölmesini istiyor. Günlük yaşamın sıradanlığını, her gün aynı yüzlerin umarsızca dümdüz yaşayışını, kendilerinden farklı düşüncelere sahip insanları ötekileştirip toplum dedikleri olgunun dışında bırakmaya çalışmalarını, esasında her insanın zaman zaman farkına varıpta kimimizin görmezden geldiği detayları irdelemiş yazarımız ve bunu öyle akıl dolu bir şekilde yansıtmış ki beni epey etkiledi. Mutlaka tavsiye edebileceğim ve gerek kendi yaşantımda gerek bulunduğum çevrede tavsiyelerine ihtiyaç duyabileceğim türden bu kitaba kesinlikle tam puan veriyor,okumak isteyen arkadaşlara şimdiden keyifli yolculuklar diliyorum.
Veronika Ölmek İstiyor Mu?

Gayriciddi bir inceleme ve kitap ile ilgili ufak tefek bilgiler içerir.

Coelho Tarzı
Öncelikle şunu söylemem gerekiyor ki kitabı okurken yazarın bir diğer kitabı olan Aldatmak ile bunun ne farkı var diye düşündüm. Baş rolde yine hayatta her şeyi yolunda giden ama nedense bundan müthiş rahatsızlık duyan bir kadın var. Aslında yazar Veronika için sudan bir iki sebep vererek okuyucuyla arasında bir bağ yakalamaya çalışmış ancak bana yine yeterli gelmedi. Nedir bu sebepler yaşlandıkça içine düşülecek halden korkmak ve dünyadaki kötü ve ters giden şeylere karşı etki edememek. Kısaca Aldatmak ile kıyasladığımızda oradaki kadınımız düzenli ve konforlu hayatından bunalıp çılgın atıyor ve kocasını doya doya aldattıktan sonra alim oluyordu. Bu kitapta ise görece daha somut sebepleri olan Veronika intihar etmeye karar veriyor ve yaşadığı aydınlatıcı deneyimlerden sonra yaşamın değerini anlıyor.

İkna Edememe Sorunu
İki kitapta da beni asıl rahatsız eden konu belirlenen konunun ve işlenişin ikna edici olmaması. Aldatmak ile ilgili ayrı bir inceleme yapmıştım bu sebeple burada Veronika’ya yoğunlaşmak istiyorum. Hayatımda işlerim yolunda, karnım tok sırtım pek; gencim, güzelim günümü gün ediyorum. Çok sığ biri değilseniz hayatta bunlar yeterli gelmeyebilir ancak insanda intihar edecek kadar bir doyum yaratır mı, sanmıyorum. İkinci aşama da şöyle: Yaşlanınca halim ne olacak ve dünya çok kötü ben de bunu düzeltemiyorum dolayısıyla intihar ediyorum. Size nasıl geliyor bilmiyorum ama bana yine ikna edici gelmiyor. Dolayısıyla inandırıcı bir çıkış noktası olmayan bir olay sonucu karakterin yaşadığı içsel gelişim ve varılan sonuç bana yine inandırıcı gelmiyor. Kaldı ki çıkış noktasını geçtim kitapta karakter gelişimini ve değişimini hissettirecek doğru düzgün bir şey bile olmuyor.

Çılgın Mastürbasyon Seansı?
Girdiği derin bunalım sonucu yaşamını sonlandırmak isteyen biri var ve vazgeçirmeniz lazım. Hangi yolu izlersiniz?
- Ya zaten herkes deli takma sen kafana.
- Her şeyin başı sevgi, aşk bırak bu intihar işlerini.
- Çılgın bir mastürbasyon yap bak nasıl kendine geliyorsun.
İncelemeyi gayriciddi yazdığımı belirtmiştim ancak kitabın içeriği de benim için bir o kadar derinlikten yoksun. Her yazardan derin bir varoluş sorgulaması beklemek yersiz ama Coelho’yu da bu kadar ünlü yapan nedir anlayamıyorum.

Sözün Özü
Coelho’nun okuduğum dördüncü ve belki de son kitabı. Simyacı da dahil maalesef hiçbir kitabından tatmin olamadım yazarın. Kibirden veya kendimi beğenmişlikten söylemiyorum bunu. Yazarın ününe kıyasen kitaplarındaki içeriği yetersiz bulduğumu söylüyorum sadece. Beğenenlere her zamanki gibi saygım sonsuz. Yanlış bulduğunuz bir noktayı paylaşabilirsiniz, iyi okumalar.
Başlangıcı bu şekilde kitabın, korkmayın spoiler vermedim :).
Kitap aslında bir sonla başlıyor: Veronika'nın intiharı. Ama beklenmedik bir şekilde -kısa süreliğine- kurtuluyor. Çünkü içtiği haplar kalbinde onarılamayacak bir hasara neden oluyor. Şimdi bir haftalık ömrü kalan Veronika o kalan ömrünü de akıl hastanesinde geçirmek zorunda.

Kitapta anlaşılır bir dil kullanılmış ama yine de belli bir felsefesi var. "Yaşam nedir?", "Delilik nedir?", "Tanrı var mıdır?" gibi sorularla haşır neşir olmak gerekiyor. Söylemeden edemeyeceğim hem kitabın ismi hem de Can Yayınlarının kitap kapağı o kadar kötü ki kitaba az da olsa bir haksızlık yapılmış. Son derece ergenlik kitabından hallice duruyor. Orta yaşlı bir okurun rafta beğenip almasına imkan yok yani.

Kitaba dönecek olursak; evet maddi sıkıntı çeken birinin, ailevi problemlemleri olan birilerinin, çocukluk travmalarını atlatamayan birilerinin intihar etmesi bize normal geliyor. Peki ya genç, güzel, bunların hiçbirini yaşamamış Veronika'nın intihar etmesi? Delilik. Öyle değil mi? Yo, aslında hiç de öyle değil.

Hayat artık ilk çağlar kadar basit değil. İlk çağların da zorlukları vardı tabii, bir kaplan tarafından öldürülmek veya da donarak ölmek gibisinden. Ama yaşamımız kimin neden öyle yaptığını bilmediği bir kurallar örgüsüne dönüşmemiş, daha da güzeli normallik algımız insanın kendisine yönelik olmuştu. Şimdi ise her adımımız normallik algısı üzerine kurulu. Normal bir şekilde giyinmeli, normal bir şekilde oturmalı, normal bir şekilde davranmalı... Doğuştan bacakları kıllı olan bir kadının bacaklarını almayı reddetmesi bir delilik. Bir akşam yemeğine spor ayakkabıyla gitmek, kahvaltıda pilav yemek...
Bu normalliği belirleyen tek şey ise çoğunluk. Çoğunluğun sağlandığı her yer, bir yerden sonra azınlıklar için tehlikeli olmaya başlıyor. Bu da diğerlerinden daha farklı düşünen insanlar için bir baskı haline geliyor. İnsanın içinde belli bir yere ait olmak isteme güdüsüyle, kendi istekleri çatışıyor. Toplumu seçen insan, bilinçaltına attığı günden güne büyümekte olan fantezilerini, isteklerini doyuramamaya başladığını anladığı an ikinci bir bunalıma giriyor. Bazen o kadar çok bastırıyor ki isteklerini "Her şeyim var ama gene de mutsuzum," diyor. Zaman zamansa çevresi tarafından şımarıklıkla da suçlanabiliyor. Halbuki paraya sahip olmaktan çok daha önemlidir, içsel istekler.

İçsel isteklerini bastırmayıp tüm topluma açıklayabilecek cesarete mevcut olabilenler, savaşanlarsa bu dünyaya isimlerini yazdırabilmiş olanlar. Onlar, şuanda okuduğumuz kitaplar, dinlediğimiz müzikler, tablolar. Bunun için savaşmak da anlamsız gelebilir en nihayetinde. Zaten yaşamak da bunun saçmalığını kabullenmektir, bana kalırsa. İntihar etmek de sadece yaşamak gibi bir tercih.

Not: Paulo, bebeğim kitabında çok güzel konulara parmak basmışsın ama astral seyahattan bahsetmek hiç sana yakıştı mı? Oldu olacak kuantum fiziğini de üçüncü göz, ruh, terapi diye açıklasaydın.
" Bir Paulo Coelho Klasiği "
' Simyacı ' eseri ile tanıdığım yazar Paulo Coelho kalemini bu kitabında da ustalıkla sergilemiştir .
Eşsiz bir anlatımı sizi öyle düşünmeye sevk ediyor ki hayran kalıyorsunuz .
Okumanızı kesinlikle tavsiye ederim .
Paulo Coelho okumaya devam ...

Alıntılar ;
" Herkes bizi mutlu bir çift olarak görecek , yüzeyde görünen mutluluğun altındaki yalnızlıklardan , öfkeden , tevekkülden kimsenin haberi olmayacak ."
" Deliler çocuklar gibidir , istedikleri yapılmadıkça yerlerinden kıpırdamazlar . "
" Ruhunun gözleriyle hatırla beni ki bir gün resmimi yapabilesin . "
Veronika Ölmek İstiyor kitabı sayesinde Paulo Coelho ile ikinci karşılaşmam.İki kitabın arasında uçurum kadar fark var.Sanki yazarları aynı değil.

Konusuna kısaca değinecek olursam:Veronika her şeye sahip bir kız,ama yaşamın anlamını kavrayamadığı için mutlu değildir.Hayatın monotonluğundan sıkılmış ve buna son vermek için de intihara başvurmuştur.

Pek çok olayda biz de bu durumla karşılaşıyoruz.Güzellikleri fark etmeden hatta kendimizi tanıyamadan 'Neden yaşıyoruz?' tarzı sorular yöneltebiliyoruz.

Tüm bunların yanında Dr. Igor'un düşüncelerine,bakış açısına,tespitlerine ve felsefesine hayran kaldım. Farklı olamayan kişilerin kendilerine ayrı bir dünya kurarak delirdiğini düşünüyor.

Yazar,ölüm bilincini yaşatarak yaşamın güzelliğini gömemizi sağlamış.
Benim beklentimi pek karşılamadı,ama okunabilir bir kitap.Hayatı sorgulamamızı sağlıyor bir de içimizdeki deliyi fark etmemizi :)

"İnsanlar ancak koşullar buna el verdiğinde delirme lüksüne sahiptirler"
Paulo'dan okuduğum ikinci kitap ve asla son değil :) İntihar girişiminin ardından deliler hastanesine bırakılan gencecik Veronika'nın hikayesi gerçekten etkileyiciydi. Ordayken kendini tekrar bulması ve yaşadıkları sizi de etkileyecek bence. Konu olarak zaten alıştığımız bir konu değil o yüzden roman size çok özgün gelecektir. Kesinlikle tavsiye ederim, iyi okumalar: )
Okudum...ve büyülendim. Beni derinden etkileyen nadir kitaplardandı. Insan kendini sorguluyor ve iç dünyasına dalıyor. Acaba dedirtiyor kitap...düsünmeye teşvik ediyor...Acaba deli miyim? deli miyiz? deliler mi? " delidir ne yapsa yeridir" sözündeki deli kim? Hayatı düşünmeden, belirli kalıplar icine sokmadan umarsızca yaşayan, kafasına estiğini yapan, tutkusunu, heyecanını, sevincini, üzüntüsünü fütursuzca belli eden kisiler mi deli? yoksa düzenini bozmaya korkan, duygularini belli etmekten çekinen , her gün aynı şeyleri yapıp tek düze hayatın içine hapsolmuş, biraz çılgın ve cesaretli birini gördüğünde "amaaann deli işte" diyip kesin hüküm veren kisiler mi deli? kim bu DELI? bu kitap insanı ayıltıyor...:)
"Dünyanın bütün dağlarında, ormanlarında, bîr tek yaprağı bile bir başkasının tıpkısı olarak yaratmamıştır Tanrı. Oysa siz farklı olmayı delilik sayıyorsunuz."
Bir psikiyatriste içini döken insanlar, bir papazla günah çıkarırken olduğundan daha rahat konuşuyorlardı, çünkü hekimler onlara Cehennem ateşinden söz etmiyorlardı.
Çok ciddi bazı patolojik vakalar dışında, insanlar yalnızca günlük yaşamın tekdüzeliğinden kurtulmak amacıyla delirirler.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Veronika Ölmek İstiyor
Baskı tarihi:
Haziran 2017
Sayfa sayısı:
201
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750712814
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Veronika Decide Morrer
Çeviri:
Haldun Pamir
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Baskılar:
Veronika Ölmek İstiyor
Veronika Ölmek İstiyor
Veronika Ölmek İstiyor
Veronika Decides to Die
Veronika Ölmek İstiyor
Veronika Ölmek İstiyor
Veronika Ölmek İstiyor, Brezilyalı yazar Paulo Coelho'nun yeni romanı. Yayınladığımız öbür romanlarında, olaylar hep geçmiş dönemlerde geçiyordu, oysa bu romanda olaylar günümüzde geçiyor, hem de oldukça yakınımızda: Bosna ile sınır komşusu olan Slovenya'da. Veronika, görünüşte, her istediğine sahip bir genç kadındır; renkli bir yaşam sürer, yakışıklı erkeklerle gezip tozar, ama mutlu değildir. Yaşamında bir şeylerin eksikliğini hissetmektedir. Bir gün ölmeye karar verir. Aşırı dozda ilaç alınca hastaneye kaldırılır. Orada kendisine birkaç günlük ömrü kaldığı söylenir. Akıl hastanesinde kaldığı sürece çeşitli insanlarla, çeşitli dünyalarla tanışan Veronika, yabancısı olduğu yeni duyguları keşfeder: Kin, korku, aşk, hatta cinsellik. Ölümü beklerken, çevresindeki insanları gözlemlerken, Veronika, varoluşunun her dakikasının yaşamla ölüm arasında bir seçim olduğunun farkına varır. Paulo Coelho, bu yeni kitabında, çağımız insanını rahat bırakmayan delilik olgusunu işliyor; toplumun normal kabul ettiği kalıpların dışına düşen insanları anlatıyor. Veronika Ölmek İstiyor, farklı düşünceleri yüzünden sık sık başka insanların önyargılarını göğüslemek zorunda kalanlar için değişik bir yaşam tarzı bulma ihtiyacını irdelerken, insanlığın temel sorunlarından birini içeriden bir yaklaşımla ortaya koyuyor.

Kitabı okuyanlar 4.997 okur

  • Melis
  • Fannie Joy
  • Serap Saygın
  • Sena Vardak
  • Buse Oktar
  • Ayşe Ak
  • rey.
  • Halil Yavuz
  • Melek Gönay
  • senem bulut

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%9.2
14-17 Yaş
%11.6
18-24 Yaş
%22.1
25-34 Yaş
%27.4
35-44 Yaş
%21.2
45-54 Yaş
%6.5
55-64 Yaş
%0.6
65+ Yaş
%1.2

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%81.8
Erkek
%18.2

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%29.7 (482)
9
%21 (342)
8
%23.7 (385)
7
%12.4 (202)
6
%4.9 (80)
5
%2.3 (37)
4
%0.6 (9)
3
%0.7 (11)
2
%0.5 (8)
1
%0.1 (2)

Kitabın sıralamaları