Veronika Ölmek İstiyor

8,4/10  (533 Oy) · 
1.692 okunma  · 
471 beğeni  · 
6.626 gösterim
Veronika Ölmek İstiyor, Brezilyalı yazar Paulo Coelho'nun yeni romanı. Yayınladığımız öbür romanlarında, olaylar hep geçmiş dönemlerde geçiyordu, oysa bu romanda olaylar günümüzde geçiyor, hem de oldukça yakınımızda: Bosna ile sınır komşusu olan Slovenya'da. Veronika, görünüşte, her istediğine sahip bir genç kadındır; renkli bir yaşam sürer, yakışıklı erkeklerle gezip tozar, ama mutlu değildir. Yaşamında bir şeylerin eksikliğini hissetmektedir. Bir gün ölmeye karar verir. Aşırı dozda ilaç alınca hastaneye kaldırılır. Orada kendisine birkaç günlük ömrü kaldığı söylenir. Akıl hastanesinde kaldığı sürece çeşitli insanlarla, çeşitli dünyalarla tanışan Veronika, yabancısı olduğu yeni duyguları keşfeder: Kin, korku, aşk, hatta cinsellik. Ölümü beklerken, çevresindeki insanları gözlemlerken, Veronika, varoluşunun her dakikasının yaşamla ölüm arasında bir seçim olduğunun farkına varır. Paulo Coelho, bu yeni kitabında, çağımız insanını rahat bırakmayan delilik olgusunu işliyor; toplumun normal kabul ettiği kalıpların dışına düşen insanları anlatıyor. Veronika Ölmek İstiyor, farklı düşünceleri yüzünden sık sık başka insanların önyargılarını göğüslemek zorunda kalanlar için değişik bir yaşam tarzı bulma ihtiyacını irdelerken, insanlığın temel sorunlarından birini içeriden bir yaklaşımla ortaya koyuyor.
  • Baskı Tarihi:
    Haziran 2017
  • Sayfa Sayısı:
    201
  • ISBN:
    9789750712814
  • Orijinal Adı:
    Veronika Decide Morrer
  • Çeviri:
    Haldun Pamir
  • Yayınevi:
    Can Yayınları
  • Kitabın Türü:
Elif Kimya Salt 
22 Eki 2015 · Kitabı okudu · 7/10 puan

Kitap hayattan bıkmış genç bir kızın intiharıyla başlıyor.Fakat kurtarılan kız akıl hastanesine yatırılır ve intihardan dolayı bir haftalık ömrü kaldığını öğrenir.Bu bir haftada kahramanımızın yaşadıklarını çok güze bir dille anlatmış yazar.Yine Paulo Coelho yine güzel akıcı bir kitap.

Akıcılığı ve ele alınan konusu ile keyifle okuduğum, körelmiş bilincimizi, ölecek olduğumuz bilincini bende tekrar oluşturan, hayatı dolu dolu yaşamak adına yazılmış bir kitap. Özellikle ara verilmiş okuma durumum sonrası başlangıç için doğru bir seçim yaptığımı görmek beni memnun etti. Konusuna gelecek olursak;

-Spoiler içerebilir-


Bir 11 Kasım günü Veronika intihar vaktinin sonunda geldiğine karar verir.
Bu kararı iki sebep nedeniyle almıştır. Birincisi, yaşamını sürdürmek ile acı çekme olasılığının artacağı düşüncesi. Bir diğeri ise, dünyadaki her şeyin yanlış işlemesi ve kendisinin aksini sağlayamaması dolasıyla hissettiği acizlik.

'Ömrünün son yaşantısı' olarak tanımladığı ölümü 4 kutu uyku ilacı ile sağlamak niyetindedir. Fakat hesaba katmadığı şekilde kurtarılır ve kendisini Villete adındaki akıl hastanesinde, komadan çıkmış şekilde bulur.

Buna rağmen başarısız bir intihar sayılamaz çünkü aldığı haplar kalbine hasar vermiş durumdadır ve doktor bir hafta içerisinde kalbinin duracağı haberini verir. Evet, intiharı başarılıdır fakat ölüm planladığı şekilde anlık, acısız ve korkusuz değil; acı vererek, korku salarak kendisini bulacaktır.

Ölümü hâlâ dileyen fakat ölme yolundan rahatsız Veronika, Villete'deki diğer delilere yanaşarak canını alacak haplar bulmaya çalışır. Fakat yine planladığının aksine, kendisine aklı başında görünmeye başlayan deliler onu etkilemeye başlar. Deli denen bu farklı insanlardan birinin ''Hayatını onaylatmayı bekleme.'' tavsiyesi ve akıl hastanesi sınırlarında yargılanmayacağını fark edişi, genç kıza hayatında tatmadığı bir özgürlük tanır. Sınırları zorlayan, kendini, bedenini, zihnini, piyanodaki hakimiyetini keşfeden Veronika, yanlışlıkla yaşam dolar. İntiharından pişmanlık duyan bu kadın artık ölüme mahkûmdur ve pişman olmayı kenara bırakıp ömrünün son birkaç gününü içindeki tutkuları serbest bırakarak geçirmeye karar verir.

Villete onu etkilemişken, kendisi de diğerlerini etkiler ve genç kadının yaşam dolması, hayatını sadece akıl hastanesinde değil dışarıda da özgür ve farklı geçirebileceğini görmesi diğer hastaların kendilerini sorgulamasına sebep olur. Birçoğu akıl hastanesinin güvencesine sığınmış, 'normal'lerin tabularının kendilerinin hayatlarını kısıtlamasına göz yummuştur. Başkalarının beklentilerini gerçekleştirememek onlara Villete'de kalmalı oldukları düşüncesini kabul ettirmiştir.

Yaşamın anlamsızlığının bile kendi suçu olduğunu kabullenen Veronika, ölümü gerekli kılan iki nedenini de çürütür aklında. İstese, her günü ayrı şekillenecek, monotonluk son bulacaktır. İstese, dünyayı kurtarmanın gerçekten gerekli olup olmadığında karar kılabilecektir.

Ebru Ince 
 16 Kas 2016 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 8/10 puan

Bu yıl okuduğum en iyi 10 kitap listesine girecek Veronika neden :
Çünkü bu kez yazar beni yakalamayı başardı. .çok keyifle okuduğum"" veronika olmek istiyor "" aslında kimin akıllı kimin deli olduğunu bir kez daha dusunmemizi sağlayan bir kitap . Intihara meyilliler ,panik ataklilar, sizofrenler dünyasına ufak bir yolculuk yaptırıyor bize ..kendi kendimize sorduğumuz soruları, günlük yaşamda bize mutlaka olmalı diye dayatılan olguların aslında olmasada olabilirligini....basklari icin mi kendimiz icin mi yasadigimiz ,aslinda kim olduğumuz yada kim olmak istediğimiz gibi milyon şimsek çakışı sorular yüklüyor bize ve bunu yaparken bir müzik eşliğinde kayarcasina alıp giden bir roman ...
Coelho nun bu kadar kadın gözüyle dıştan bakış -iç dünya yansıması beni baya baya şaşırttı ...
Bu kitabi okuduktan sonra insanda piyano klasikleri dinleme isteği uyanıyor :)
Özellikle johan sebastian bach / adagio
Hayata bir mola vermek istediğiniz an veronika yi okuyun lütfen ...benden tavsiyedir
Aklı selim ve huzurla kalın. .

Ayşe* 
03 Ağu 11:33 · Kitabı okudu · 4 günde · Beğendi · 10/10 puan

Yaklaşık bir buçuk iki aylık kitap anlamama evresini atlatmama vesile olan bu kitap hakkında ufak tefek bir şeyler karalamak istiyorum.

Öncelikle şunu söylemeliyim , Paulo Coelho bulunduğu ülke ve yaşam koşullarının ötesinde bir yazar,yazarı ilk olarak Simyacı ile tanımış ve etkilenmiştim. Fakat Veronika ölmek istiyor bende apayrı bir tesir bıraktı.Deliliği onun deyimiyle toplumla birlikte hareket etmeyen insan davranışlarını , ruh hallerini, toplumun gözünde normal sayılamayacak davranışlar gösteren bir genç kızın öyküsünü öyle güzel bir hikaye çerçevesinde bize sunmuş ki okuyup etkilenmeyecek , kendi davranışlarını , çevresel faktörleri sorgulamayacak pek az insan vardır.

Veronika aslında ölmek istemiyor, toplum onun ölmesini istiyor. Günlük yaşamın sıradanlığını, her gün aynı yüzlerin umarsızca dümdüz yaşayışını, kendilerinden farklı düşüncelere sahip insanları ötekileştirip toplum dedikleri olgunun dışında bırakmaya çalışmalarını, esasında her insanın zaman zaman farkına varıpta kimimizin görmezden geldiği detayları irdelemiş yazarımız ve bunu öyle akıl dolu bir şekilde yansıtmış ki beni epey etkiledi. Mutlaka tavsiye edebileceğim ve gerek kendi yaşantımda gerek bulunduğum çevrede tavsiyelerine ihtiyaç duyabileceğim türden bu kitaba kesinlikle tam puan veriyor,okumak isteyen arkadaşlara şimdiden keyifli yolculuklar diliyorum.

Başlangıcı bu şekilde kitabın, korkmayın spoiler vermedim :).
Kitap aslında bir sonla başlıyor: Veronika'nın intiharı. Ama beklenmedik bir şekilde -kısa süreliğine- kurtuluyor. Çünkü içtiği haplar kalbinde onarılamayacak bir hasara neden oluyor. Şimdi bir haftalık ömrü kalan Veronika o kalan ömrünü de akıl hastanesinde geçirmek zorunda.

Kitapta anlaşılır bir dil kullanılmış ama yine de belli bir felsefesi var. "Yaşam nedir?", "Delilik nedir?", "Tanrı var mıdır?" gibi sorularla haşır neşir olmak gerekiyor. Söylemeden edemeyeceğim hem kitabın ismi hem de Can Yayınlarının kitap kapağı o kadar kötü ki kitaba az da olsa bir haksızlık yapılmış. Son derece ergenlik kitabından hallice duruyor. Orta yaşlı bir okurun rafta beğenip almasına imkan yok yani.

Kitaba dönecek olursak; evet maddi sıkıntı çeken birinin, ailevi problemlemleri olan birilerinin, çocukluk travmalarını atlatamayan birilerinin intihar etmesi bize normal geliyor. Peki ya genç, güzel, bunların hiçbirini yaşamamış Veronika'nın intihar etmesi? Delilik. Öyle değil mi? Yo, aslında hiç de öyle değil.

Hayat artık ilk çağlar kadar basit değil. İlk çağların da zorlukları vardı tabii, bir kaplan tarafından öldürülmek veya da donarak ölmek gibisinden. Ama yaşamımız kimin neden öyle yaptığını bilmediği bir kurallar örgüsüne dönüşmemiş, daha da güzeli normallik algımız insanın kendisine yönelik olmuştu. Şimdi ise her adımımız normallik algısı üzerine kurulu. Normal bir şekilde giyinmeli, normal bir şekilde oturmalı, normal bir şekilde davranmalı... Doğuştan bacakları kıllı olan bir kadının bacaklarını almayı reddetmesi bir delilik. Bir akşam yemeğine spor ayakkabıyla gitmek, kahvaltıda pilav yemek...
Bu normalliği belirleyen tek şey ise çoğunluk. Çoğunluğun sağlandığı her yer, bir yerden sonra azınlıklar için tehlikeli olmaya başlıyor. Bu da diğerlerinden daha farklı düşünen insanlar için bir baskı haline geliyor. İnsanın içinde belli bir yere ait olmak isteme güdüsüyle, kendi istekleri çatışıyor. Toplumu seçen insan, bilinçaltına attığı günden güne büyümekte olan fantezilerini, isteklerini doyuramamaya başladığını anladığı an ikinci bir bunalıma giriyor. Bazen o kadar çok bastırıyor ki isteklerini "Her şeyim var ama gene de mutsuzum," diyor. Zaman zamansa çevresi tarafından şımarıklıkla da suçlanabiliyor. Halbuki paraya sahip olmaktan çok daha önemlidir, içsel istekler.

İçsel isteklerini bastırmayıp tüm topluma açıklayabilecek cesarete mevcut olabilenler, savaşanlarsa bu dünyaya isimlerini yazdırabilmiş olanlar. Onlar, şuanda okuduğumuz kitaplar, dinlediğimiz müzikler, tablolar. Bunun için savaşmak da anlamsız gelebilir en nihayetinde. Zaten yaşamak da bunun saçmalığını kabullenmektir, bana kalırsa. İntihar etmek de sadece yaşamak gibi bir tercih.

Not: Paulo, bebeğim kitabında çok güzel konulara parmak basmışsın ama astral seyahattan bahsetmek hiç sana yakıştı mı? Oldu olacak kuantum fiziğini de üçüncü göz, ruh, terapi diye açıklasaydın.

Nisa Nur 
23 Eyl 2015 · Kitabı okudu · 12 günde · Beğendi · 10/10 puan

Paulo Coelho'u Simyacı kitabıyla tanımıştım. O zaman 14 yaşındaydım ve kitabını sevmedim. Daha sonra da hiçbir kitabını okumadım. Yazara yeni bir şans vermek için kitaplarına bakarken bu kitabın kapağı beni kendisine çekti. Arkasını okuduğumda ise tamam dedim işte aradığım kitap.

Konusunu spoiler içermeden yazmayı beceremedim ama kitabın arkasını okuduysanız oradakilerden daha fazla bir açıklama yapmadım.

Veronika 24 yaşındadır ve intihar etmeye karar verir. Hayatının tek düzeliğinden sıkılmıştır, bir kez yaşlandı mı hayatı hızla yokuş aşağı doğru yol alacaktır ve ikinci sebebi ise -benim genelde düşündüğüm bir düşünce- "Veronika gazete okuyan, televizyon seyreden, dünyada olup bitenlerden haberli biriydi. Her şey yanlıştı ve kendisi herhangi bir şeyi düzeltebilecek durumda değildi bu, tamamıyla aciz olduğu duygusunu büyütüyordu içinde.". Uyku hapları alarak intihar eder. Ama onu kurtarırlar ve deli hastanesine kapatırlar. Kendisine bir kaç günlük ömrü kaldığını söylerler. Ölümle kalım arasındaki o ince çizgi de Veronika'nın hayatı değişir.

Kitap sürükleyici -ben her ne kadar 12 günde okumuş olsam da- eline alınca insan bırakamıyor. Bir yandan Veronika'nın hislerini anlamaya çalışırken bir yandan da etrafında dolaşan insanların hayatları sizi içine çekiyor Zedka'nın depresyonu, Mari'nin panik atakları, Eduard'ın şizofrenisi...

Yazarın Veronika dışında diğer karakterlerin de hayatlarını anlatmasını çok sevdim çünkü çoğu yazar sadece baş karaktere yoğunlaşıyor ama ben yan karakterlerin hayatlarını da merak ediyorum, hatta bazen baş karakterden daha çok ilgimi çekiyor. 190 sayfalık ince bir kitaptı, içeriğini onca duyguyu yazar nasıl sığdırmış şaşırdım doğrusu. Veronika'nın duygu ve düşünce dünyası, hisleri ve bu hislerinin zaman içinde değişmesi, delilik ve normallik arasındaki fark, aslında hepimizin bir parça deli olduğu ve bazı gerçekleri anlamamız, hayatımızı kimseden çekinmeden, kim ne der korkusu duyarak yaşamamak için deli olmamız gerekmediği düşünceleri başarılı yansıtılmış

Ben çok sevdim. Herkes bu kitabı okumalı çünkü herkese hitap eden bir yeri olduğunu düşünüyorum.

Keyifli okumalar..:))

Seray Sina Parlak 
09 Nis 13:29 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 8/10 puan

Yıllar önce bulunduğum şehirdeki tüm kitapçılarda aradığım en son edebiyat hocamda bulabildiğim, başladığı gibi de biten bir kitap. Veronika'nın aklıyla ulaştığı ölüm arzusundan, sevgisiyle uzaklaşmasının öyküsü.

Ekin Yağmur 
09 Tem 12:37 · Kitabı okudu · 6 günde · Beğendi · 10/10 puan

Kitabı bulmak için en çok uğraştığım zamanlarda -ki küçük bir semtte yaşıyorum ve bilinen bir kitap olsa da bulmasi hayli zor-cok sevdiğim kütüphaneye 2 gün önce yeni gelmesi sonucunda kitap tam aklimda raflarda geziyorken benim için mucizevi bir sekilde karsima cikmasi sonucu elde ettim. Iyi ki de bu kitabı bu kadar abartmis buyutmusum aklımda, hayat ettiğimden çok daha fazlasıymış. Yaz gününde bana hayatta en cok keyif aldığım karın yağmasını izliyormusum gibi hissettirdi bana bu satırlar. Herkesin okuması içinde kaybolmasi gereken bir kitap

Merve Yerlikaya 
 10 Nis 21:07 · Kitabı okudu · 2 günde · Puan vermedi

Bir kitaptan çok daha ötesi,enfes..
Her insanın kitapta aradığı Ve buldukları farklıdır.Bundandır ki kitaplarda farklı cümlelerin altını çizeriz,farklı cümlelerde hüzünleniriz,farklı tepkiler veririz.Kimisi beğenecektir kimisi de sıkıcı bulup belki de ilk satırlardan Sonra bırakır bilemiyorum.Dili konusuna girmekten hoşlanmıyorum.Bırakayım da gerçekten edebiyatla ilgili insanlar yapsın diyorum bu işi.Kitap incelemesinde bulunurken hissettirdiklerini yazıyorum.Bir kitaba Veya yazara minnetimi böyle ödeyecegime inanırım çünkü.Bir kitaptan ötesiydi benim için.Her insan bir hikayedir ve her hikaye her insan kadar özeldir.Hayatımda çok hikaye biriktirdim farklı insanlar,farklı yaşantılar.Kitabın beni götürdüğü iki nokta vardı birincisi 3. Sınıftaydım matematik dersinde şiir yazıyordum Ve zeka testine yollanmıştım gerizekalı olduğum düşünüldüğü için.O gün matematik sorusu cözüyor olsaydım asla gerçekten zeki bi insan olduğumu öğrenemeyecektim.İkincisi ise işte benim en sevdiğim hikayem.Bundan tam olarak 5 yıl öncesine dayanan beni ben yapan okulumu tüm hayatımı ona borçlu olduğum o bir hafta..Lise 1 dim ve inanışlarım Ne yazık ki çok azdı bağlılıklarım Ve yaşama gerekçesi göremiyordum bir intihar girişimiyle beraber kliniğe yatırıldım.Bir sürü benim gibi farklı insanla tanıştım.Bir sürü hayat hikayesi biriktirdim ve dünyaya bakış açımı sorguladım,fikirlerimi..Dostoyevski'nin karamazov kardeşleri de tam olarak o bir hafta içinde bitirmiştim ayrıca.Kimsenin karışmadığı bir dünyam olmuştu bir haftada.Dışarıya çıkınca hayatımdaki her şey farklılaştı.Gercekten her şey.Yaşıtlarımdan daha olgun davranışlar sergilemeye başladım ama aynı zamanda hayata daha da bağlı bir insan oldum.Güçlüklerle karşılaşsam Bile bildim ki yaşamak bana verilen bir hediyeydi.O gün intihar ettiğim gün Yani ölebilirdim ama ölmemiştim bu Bile yaşamam için bir sebepti.Yıllar geçince orayı çok ama çok özlediğimi fark ettim.Oradayken ördügüm duvarlarım sıkıntı olmuyordu istediğim gibi kitap okuyabiliyordum istediğim gibi davranabiliyordum.Dedim ya çok Ama çok özlüyorum.Sonra bu özlem aklıma gelince ben de dışarıdaki insanların sana ihtiyacı olabilir diyorum.Hiç tanımadığım onların da beni tanımadığı insanların yüzünde bir gün delilere yaraşır bir kahkaha örneğin.Kitap alıp çok başka yerlere götürdü işte.Başlangıcta da dediğim gibi enfes ..

İlker Uzun 
 04 Tem 2016 · Kitabı okudu · 5 günde · Beğendi · 10/10 puan

Oldukça basit bir o kadar da dolu bir kitap diyebilirim.
Çoğu insanın yaşama bakış açısını tekrar gözden geçirteceğini düşünüyorum bu kitabın.
Yazar yarattığı karakterler üzerinden hayata dair oldukça güzel mesajlar vermis. Herkesin kendinden bir parça bulacağı kanısındayım.
Başkalarının mutluluğu adına, kendi mutluluğundan ve kendin olmaktan vazgecilmemesini, yapılan tercihlerin toplumsal kaygı ile değilde öz benlikle yapılması gerektiğini anlatıyor kitap. Ve düşündurüyor.. Kendi yaşamında ne kadar toplum kuralları ve değer yargılarıní bir kenara bırakıp tercihte bulunduğunu ve gerçekten kendi tercihlerinin sonucunu yaşıyor olduğunu..
Ve diyorki:
Her gününü son günümüş gibi yaşamalısın, çünkü ölüm bilinci insanı daha yoğun yaşamaya yöneltir.
Mutlu olmak için tüm dayatmalardan, toplumsal kaygılardan, kendi seçimin dışındaki tercihlerden arınmalısın. Ancak o zaman
kendini bulacaksın..

Kitaptan 318 Alıntı

Aysel 
16 Mar 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 7/10 puan

"Dünyanın bütün dağlarında, ormanlarında, bîr tek yaprağı bile bir başkasının tıpkısı olarak yaratmamıştır Tanrı. Oysa siz farklı olmayı delilik sayıyorsunuz."

Veronika Ölmek İstiyor, Paulo CoelhoVeronika Ölmek İstiyor, Paulo Coelho
Mehmet 
14 Eyl 2014 · Kitabı okudu · 8/10 puan

Ona ceketimi verme önerimi reddetti.
Belki de onun dünyasında mevsim yazdı.

Veronika Ölmek İstiyor, Paulo CoelhoVeronika Ölmek İstiyor, Paulo Coelho
Nisa Nur 
11 Eyl 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

"...aslında herkes deli, en deliler de deli olduklarının farkında olmayanlar. "

Veronika Ölmek İstiyor, Paulo CoelhoVeronika Ölmek İstiyor, Paulo Coelho
ayamak 
08 Oca 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Çok ciddi bazı patolojik vakalar dışında, insanlar yalnızca günlük yaşamın tekdüzeliğinden kurtulmak amacıyla delirirler.

Veronika Ölmek İstiyor, Paulo CoelhoVeronika Ölmek İstiyor, Paulo Coelho
Aysel 
18 Mar 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 7/10 puan

"Anlaşılmamaktan gurur duyuyordu, çünkü tüm dâhiler bu bedeli ödemişlerdi."

Veronika Ölmek İstiyor, Paulo CoelhoVeronika Ölmek İstiyor, Paulo Coelho
Aysel 
18 Mar 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 7/10 puan

"Şu anda yaşama fırsatım var, bunu değerlendirebiliyor muyum?”

Veronika Ölmek İstiyor, Paulo CoelhoVeronika Ölmek İstiyor, Paulo Coelho

İnsanların hoşuna gitmiyorsa şikayette bulunabilirler. Şikayet edecek cesaretleri yoksa bu onların sorunu."

Veronika Ölmek İstiyor, Paulo CoelhoVeronika Ölmek İstiyor, Paulo Coelho

Çok derinlerde bir yerde gene de bir kuşku vardı aslında: Ya Tanrı varsa? Binlerce yıllık uygarlık tarihi, intiharı tabulaştırmış, tüm dinler bunu yasaklamıştı. İnsanoğlu yaşam mücadelesi vermeli, boyun eğmemeli, üremeli ve üretmeli. Toplumun çalışacak birilerine ihtiyacı var. Bir çift aralarındaki aşk bitmişse bile birlikte kalmak durumundadır, her ülkenin askerlere, politikacılara, sanatçılara gereksinimi vardır.

"Tanrı varsa -ki ben olmadığına gerçekten inanıyorum- insan aklının sınırları olduğunu da bilir. Yoksulluğu, haksızlığı, açgözlülüğü, yapayalnızlığı, bütün bu karmaşayı o yaratmadı mı? Mutlaka çok iyi niyetlerle girişmiştir bu işe, ama sonuçlar bir felaket. Tanrı varsa bu dünyayı erkenden terk etmeyi seçen yaratıklara karşı cömert davranacaktır, hatta bizi burada vakit harcamaya zorladığı için özür bile dileyebilir."

Tabuların, boş inançların canı cehenneme! Pek dindar olan annesine soracak olsanız, Tanrı'nın, geçmişi, şimdiki zamanı, geleceği bildiğini söyleyecektir. İyi ya, onu bu dünyaya gönderirken, günün birinde intihar edeceğinin de kesinlikle bilincindeydi öyleyse. Dolayısıyla bu intihar, onu şaşkınlığa, şoka uğratmayacaktır.

Veronika Ölmek İstiyor, Paulo Coelho (Sayfa 20)Veronika Ölmek İstiyor, Paulo Coelho (Sayfa 20)
32 /

Kitapla ilgili 3 Haber

1000Kitap, 6. Bursa Buluşması
1000Kitap, 6. Bursa Buluşması 1000K Bursa olarak 6.buluşmamızı da gerçekleştirmiş bulunuyoruz. Buluşmadaki keyifli sohbete katkısı olan tüm katılımcı arkadaşlara çok teşekkür ederim.
Bir Depresyon İlacı: 'Veronika Ölmek İstiyor' Kitabını Okumanız İçin 11 Neden
Bir Depresyon İlacı: 'Veronika Ölmek İstiyor' Kitabını Okumanız İçin 11 Neden Paulo Coelho'nun unutulmaz kitaplarından "Veronika Ölmek İstiyor" sizi bambaşka bir dünyaya götürüyor. Herkesin hayatında en az bir kere okuması gereken bu kitap psikoloğunuz haline gelebilir ve kendinizi kötü hissettiğiniz her an okuma arzusu uyandırabilir. Bu yüzden ödünç aldığı kitapları geri vermeyen arkadaşlarınıza bu kitabınızı vermemenizi tavsiye ediyorum. Bu arada her ne kadar vermek istemesem de kitaptan bahsederken ufak tefek spoilerlar olabilir.