Geri Bildirim

Veronika Ölmek İstiyorPaulo Coelho

·
Okunma
·
Beğeni
·
16.379
Gösterim
Adı:
Veronika Ölmek İstiyor
Baskı tarihi:
Haziran 2017
Sayfa sayısı:
201
ISBN:
9789750712814
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Veronika Decide Morrer
Çeviri:
Haldun Pamir
Yayınevi:
Can Yayınları
Veronika Ölmek İstiyor, Brezilyalı yazar Paulo Coelho'nun yeni romanı. Yayınladığımız öbür romanlarında, olaylar hep geçmiş dönemlerde geçiyordu, oysa bu romanda olaylar günümüzde geçiyor, hem de oldukça yakınımızda: Bosna ile sınır komşusu olan Slovenya'da. Veronika, görünüşte, her istediğine sahip bir genç kadındır; renkli bir yaşam sürer, yakışıklı erkeklerle gezip tozar, ama mutlu değildir. Yaşamında bir şeylerin eksikliğini hissetmektedir. Bir gün ölmeye karar verir. Aşırı dozda ilaç alınca hastaneye kaldırılır. Orada kendisine birkaç günlük ömrü kaldığı söylenir. Akıl hastanesinde kaldığı sürece çeşitli insanlarla, çeşitli dünyalarla tanışan Veronika, yabancısı olduğu yeni duyguları keşfeder: Kin, korku, aşk, hatta cinsellik. Ölümü beklerken, çevresindeki insanları gözlemlerken, Veronika, varoluşunun her dakikasının yaşamla ölüm arasında bir seçim olduğunun farkına varır. Paulo Coelho, bu yeni kitabında, çağımız insanını rahat bırakmayan delilik olgusunu işliyor; toplumun normal kabul ettiği kalıpların dışına düşen insanları anlatıyor. Veronika Ölmek İstiyor, farklı düşünceleri yüzünden sık sık başka insanların önyargılarını göğüslemek zorunda kalanlar için değişik bir yaşam tarzı bulma ihtiyacını irdelerken, insanlığın temel sorunlarından birini içeriden bir yaklaşımla ortaya koyuyor.
Okuduğum ikinci Paulo Coelho kitabı ve bir birinden zıt iki kitap, çok yönlü bir yazar olduğunu düşünüyorum.

“Paulo Coelho gençken anne ve babası tarafından üç kez akıl hastanesine gönderildi. Aylarca hastanede kaldı. Sakinleştiriciler ve elektroşok verilerek tedavi uygulanmaya çalışıldı.” Bu deneyimleri üzerine kurulu bir kitap aslında.

Delilerin dünyasında kuralsızlık hakim yasa yok,ceza yok...Aslında kitapta delilikten kasıt şizofrenler,panik atak krizleri geçirenler, intihar teşebbüsünde bulunanlar bunların hepsi bir çatı altında toplanmış.Bu kitabı kendinizi güçsüz ve yaşamdan soğumuş hissettiğiniz bir dönemde okursanız size kendinizi ve yaşamınızı sorgulatır, her günümüzün bir birinden özel ve kıymetli olduğu bilincine kavuşursunuz.İçinize umut aşılar.Kitabı 5 ay önce aldım pişmanım aldığım gibi hemen okumadığım için.Sağlıcakla kalın.
Bu yıl okuduğum en iyi 10 kitap listesine girecek Veronika neden :
Çünkü bu kez yazar beni yakalamayı başardı. .çok keyifle okuduğum"" veronika olmek istiyor "" aslında kimin akıllı kimin deli olduğunu bir kez daha dusunmemizi sağlayan bir kitap . Intihara meyilliler ,panik ataklilar, sizofrenler dünyasına ufak bir yolculuk yaptırıyor bize ..kendi kendimize sorduğumuz soruları, günlük yaşamda bize mutlaka olmalı diye dayatılan olguların aslında olmasada olabilirligini....basklari icin mi kendimiz icin mi yasadigimiz ,aslinda kim olduğumuz yada kim olmak istediğimiz gibi milyon şimsek çakışı sorular yüklüyor bize ve bunu yaparken bir müzik eşliğinde kayarcasina alıp giden bir roman ...
Coelho nun bu kadar kadın gözüyle dıştan bakış -iç dünya yansıması beni baya baya şaşırttı ...
Bu kitabi okuduktan sonra insanda piyano klasikleri dinleme isteği uyanıyor :)
Özellikle johan sebastian bach / adagio
Hayata bir mola vermek istediğiniz an veronika yi okuyun lütfen ...benden tavsiyedir
Aklı selim ve huzurla kalın. .

Benzer kitaplar

Veronika Ölmek İstiyor Mu?

Gayriciddi bir inceleme ve kitap ile ilgili ufak tefek bilgiler içerir.

Coelho Tarzı
Öncelikle şunu söylemem gerekiyor ki kitabı okurken yazarın bir diğer kitabı olan Aldatmak ile bunun ne farkı var diye düşündüm. Baş rolde yine hayatta her şeyi yolunda giden ama nedense bundan müthiş rahatsızlık duyan bir kadın var. Aslında yazar Veronika için sudan bir iki sebep vererek okuyucuyla arasında bir bağ yakalamaya çalışmış ancak bana yine yeterli gelmedi. Nedir bu sebepler yaşlandıkça içine düşülecek halden korkmak ve dünyadaki kötü ve ters giden şeylere karşı etki edememek. Kısaca Aldatmak ile kıyasladığımızda oradaki kadınımız düzenli ve konforlu hayatından bunalıp çılgın atıyor ve kocasını doya doya aldattıktan sonra alim oluyordu. Bu kitapta ise görece daha somut sebepleri olan Veronika intihar etmeye karar veriyor ve yaşadığı aydınlatıcı deneyimlerden sonra yaşamın değerini anlıyor.

İkna Edememe Sorunu
İki kitapta da beni asıl rahatsız eden konu belirlenen konunun ve işlenişin ikna edici olmaması. Aldatmak ile ilgili ayrı bir inceleme yapmıştım bu sebeple burada Veronika’ya yoğunlaşmak istiyorum. Hayatımda işlerim yolunda, karnım tok sırtım pek; gencim, güzelim günümü gün ediyorum. Çok sığ biri değilseniz hayatta bunlar yeterli gelmeyebilir ancak insanda intihar edecek kadar bir doyum yaratır mı, sanmıyorum. İkinci aşama da şöyle: Yaşlanınca halim ne olacak ve dünya çok kötü ben de bunu düzeltemiyorum dolayısıyla intihar ediyorum. Size nasıl geliyor bilmiyorum ama bana yine ikna edici gelmiyor. Dolayısıyla inandırıcı bir çıkış noktası olmayan bir olay sonucu karakterin yaşadığı içsel gelişim ve varılan sonuç bana yine inandırıcı gelmiyor. Kaldı ki çıkış noktasını geçtim kitapta karakter gelişimini ve değişimini hissettirecek doğru düzgün bir şey bile olmuyor.

Çılgın Mastürbasyon Seansı?
Girdiği derin bunalım sonucu yaşamını sonlandırmak isteyen biri var ve vazgeçirmeniz lazım. Hangi yolu izlersiniz?
- Ya zaten herkes deli takma sen kafana.
- Her şeyin başı sevgi, aşk bırak bu intihar işlerini.
- Çılgın bir mastürbasyon yap bak nasıl kendine geliyorsun.
İncelemeyi gayriciddi yazdığımı belirtmiştim ancak kitabın içeriği de benim için bir o kadar derinlikten yoksun. Her yazardan derin bir varoluş sorgulaması beklemek yersiz ama Coelho’yu da bu kadar ünlü yapan nedir anlayamıyorum.

Sözün Özü
Coelho’nun okuduğum dördüncü ve belki de son kitabı. Simyacı da dahil maalesef hiçbir kitabından tatmin olamadım yazarın. Kibirden veya kendimi beğenmişlikten söylemiyorum bunu. Yazarın ününe kıyasen kitaplarındaki içeriği yetersiz bulduğumu söylüyorum sadece. Beğenenlere her zamanki gibi saygım sonsuz. Yanlış bulduğunuz bir noktayı paylaşabilirsiniz, iyi okumalar.
Akıcılığı ve ele alınan konusu ile keyifle okuduğum, körelmiş bilincimizi, ölecek olduğumuz bilincini bende tekrar oluşturan, hayatı dolu dolu yaşamak adına yazılmış bir kitap. Özellikle ara verilmiş okuma durumum sonrası başlangıç için doğru bir seçim yaptığımı görmek beni memnun etti. Konusuna gelecek olursak;

-Spoiler içerebilir-


Bir 11 Kasım günü Veronika intihar vaktinin sonunda geldiğine karar verir.
Bu kararı iki sebep nedeniyle almıştır. Birincisi, yaşamını sürdürmek ile acı çekme olasılığının artacağı düşüncesi. Bir diğeri ise, dünyadaki her şeyin yanlış işlemesi ve kendisinin aksini sağlayamaması dolasıyla hissettiği acizlik.

'Ömrünün son yaşantısı' olarak tanımladığı ölümü 4 kutu uyku ilacı ile sağlamak niyetindedir. Fakat hesaba katmadığı şekilde kurtarılır ve kendisini Villete adındaki akıl hastanesinde, komadan çıkmış şekilde bulur.

Buna rağmen başarısız bir intihar sayılamaz çünkü aldığı haplar kalbine hasar vermiş durumdadır ve doktor bir hafta içerisinde kalbinin duracağı haberini verir. Evet, intiharı başarılıdır fakat ölüm planladığı şekilde anlık, acısız ve korkusuz değil; acı vererek, korku salarak kendisini bulacaktır.

Ölümü hâlâ dileyen fakat ölme yolundan rahatsız Veronika, Villete'deki diğer delilere yanaşarak canını alacak haplar bulmaya çalışır. Fakat yine planladığının aksine, kendisine aklı başında görünmeye başlayan deliler onu etkilemeye başlar. Deli denen bu farklı insanlardan birinin ''Hayatını onaylatmayı bekleme.'' tavsiyesi ve akıl hastanesi sınırlarında yargılanmayacağını fark edişi, genç kıza hayatında tatmadığı bir özgürlük tanır. Sınırları zorlayan, kendini, bedenini, zihnini, piyanodaki hakimiyetini keşfeden Veronika, yanlışlıkla yaşam dolar. İntiharından pişmanlık duyan bu kadın artık ölüme mahkûmdur ve pişman olmayı kenara bırakıp ömrünün son birkaç gününü içindeki tutkuları serbest bırakarak geçirmeye karar verir.

Villete onu etkilemişken, kendisi de diğerlerini etkiler ve genç kadının yaşam dolması, hayatını sadece akıl hastanesinde değil dışarıda da özgür ve farklı geçirebileceğini görmesi diğer hastaların kendilerini sorgulamasına sebep olur. Birçoğu akıl hastanesinin güvencesine sığınmış, 'normal'lerin tabularının kendilerinin hayatlarını kısıtlamasına göz yummuştur. Başkalarının beklentilerini gerçekleştirememek onlara Villete'de kalmalı oldukları düşüncesini kabul ettirmiştir.

Yaşamın anlamsızlığının bile kendi suçu olduğunu kabullenen Veronika, ölümü gerekli kılan iki nedenini de çürütür aklında. İstese, her günü ayrı şekillenecek, monotonluk son bulacaktır. İstese, dünyayı kurtarmanın gerçekten gerekli olup olmadığında karar kılabilecektir.
Yaklaşık bir buçuk iki aylık kitap anlamama evresini atlatmama vesile olan bu kitap hakkında ufak tefek bir şeyler karalamak istiyorum.

Öncelikle şunu söylemeliyim , Paulo Coelho bulunduğu ülke ve yaşam koşullarının ötesinde bir yazar,yazarı ilk olarak Simyacı ile tanımış ve etkilenmiştim. Fakat Veronika ölmek istiyor bende apayrı bir tesir bıraktı.Deliliği onun deyimiyle toplumla birlikte hareket etmeyen insan davranışlarını , ruh hallerini, toplumun gözünde normal sayılamayacak davranışlar gösteren bir genç kızın öyküsünü öyle güzel bir hikaye çerçevesinde bize sunmuş ki okuyup etkilenmeyecek , kendi davranışlarını , çevresel faktörleri sorgulamayacak pek az insan vardır.

Veronika aslında ölmek istemiyor, toplum onun ölmesini istiyor. Günlük yaşamın sıradanlığını, her gün aynı yüzlerin umarsızca dümdüz yaşayışını, kendilerinden farklı düşüncelere sahip insanları ötekileştirip toplum dedikleri olgunun dışında bırakmaya çalışmalarını, esasında her insanın zaman zaman farkına varıpta kimimizin görmezden geldiği detayları irdelemiş yazarımız ve bunu öyle akıl dolu bir şekilde yansıtmış ki beni epey etkiledi. Mutlaka tavsiye edebileceğim ve gerek kendi yaşantımda gerek bulunduğum çevrede tavsiyelerine ihtiyaç duyabileceğim türden bu kitaba kesinlikle tam puan veriyor,okumak isteyen arkadaşlara şimdiden keyifli yolculuklar diliyorum.
Başlangıcı bu şekilde kitabın, korkmayın spoiler vermedim :).
Kitap aslında bir sonla başlıyor: Veronika'nın intiharı. Ama beklenmedik bir şekilde -kısa süreliğine- kurtuluyor. Çünkü içtiği haplar kalbinde onarılamayacak bir hasara neden oluyor. Şimdi bir haftalık ömrü kalan Veronika o kalan ömrünü de akıl hastanesinde geçirmek zorunda.

Kitapta anlaşılır bir dil kullanılmış ama yine de belli bir felsefesi var. "Yaşam nedir?", "Delilik nedir?", "Tanrı var mıdır?" gibi sorularla haşır neşir olmak gerekiyor. Söylemeden edemeyeceğim hem kitabın ismi hem de Can Yayınlarının kitap kapağı o kadar kötü ki kitaba az da olsa bir haksızlık yapılmış. Son derece ergenlik kitabından hallice duruyor. Orta yaşlı bir okurun rafta beğenip almasına imkan yok yani.

Kitaba dönecek olursak; evet maddi sıkıntı çeken birinin, ailevi problemlemleri olan birilerinin, çocukluk travmalarını atlatamayan birilerinin intihar etmesi bize normal geliyor. Peki ya genç, güzel, bunların hiçbirini yaşamamış Veronika'nın intihar etmesi? Delilik. Öyle değil mi? Yo, aslında hiç de öyle değil.

Hayat artık ilk çağlar kadar basit değil. İlk çağların da zorlukları vardı tabii, bir kaplan tarafından öldürülmek veya da donarak ölmek gibisinden. Ama yaşamımız kimin neden öyle yaptığını bilmediği bir kurallar örgüsüne dönüşmemiş, daha da güzeli normallik algımız insanın kendisine yönelik olmuştu. Şimdi ise her adımımız normallik algısı üzerine kurulu. Normal bir şekilde giyinmeli, normal bir şekilde oturmalı, normal bir şekilde davranmalı... Doğuştan bacakları kıllı olan bir kadının bacaklarını almayı reddetmesi bir delilik. Bir akşam yemeğine spor ayakkabıyla gitmek, kahvaltıda pilav yemek...
Bu normalliği belirleyen tek şey ise çoğunluk. Çoğunluğun sağlandığı her yer, bir yerden sonra azınlıklar için tehlikeli olmaya başlıyor. Bu da diğerlerinden daha farklı düşünen insanlar için bir baskı haline geliyor. İnsanın içinde belli bir yere ait olmak isteme güdüsüyle, kendi istekleri çatışıyor. Toplumu seçen insan, bilinçaltına attığı günden güne büyümekte olan fantezilerini, isteklerini doyuramamaya başladığını anladığı an ikinci bir bunalıma giriyor. Bazen o kadar çok bastırıyor ki isteklerini "Her şeyim var ama gene de mutsuzum," diyor. Zaman zamansa çevresi tarafından şımarıklıkla da suçlanabiliyor. Halbuki paraya sahip olmaktan çok daha önemlidir, içsel istekler.

İçsel isteklerini bastırmayıp tüm topluma açıklayabilecek cesarete mevcut olabilenler, savaşanlarsa bu dünyaya isimlerini yazdırabilmiş olanlar. Onlar, şuanda okuduğumuz kitaplar, dinlediğimiz müzikler, tablolar. Bunun için savaşmak da anlamsız gelebilir en nihayetinde. Zaten yaşamak da bunun saçmalığını kabullenmektir, bana kalırsa. İntihar etmek de sadece yaşamak gibi bir tercih.

Not: Paulo, bebeğim kitabında çok güzel konulara parmak basmışsın ama astral seyahattan bahsetmek hiç sana yakıştı mı? Oldu olacak kuantum fiziğini de üçüncü göz, ruh, terapi diye açıklasaydın.
Okudum...ve büyülendim. Beni derinden etkileyen nadir kitaplardandı. Insan kendini sorguluyor ve iç dünyasına dalıyor. Acaba dedirtiyor kitap...düsünmeye teşvik ediyor...Acaba deli miyim? deli miyiz? deliler mi? " delidir ne yapsa yeridir" sözündeki deli kim? Hayatı düşünmeden, belirli kalıplar icine sokmadan umarsızca yaşayan, kafasına estiğini yapan, tutkusunu, heyecanını, sevincini, üzüntüsünü fütursuzca belli eden kisiler mi deli? yoksa düzenini bozmaya korkan, duygularini belli etmekten çekinen , her gün aynı şeyleri yapıp tek düze hayatın içine hapsolmuş, biraz çılgın ve cesaretli birini gördüğünde "amaaann deli işte" diyip kesin hüküm veren kisiler mi deli? kim bu DELI? bu kitap insanı ayıltıyor...:)
Paulo Coelho'u Simyacı kitabıyla tanımıştım. ve kitabını çok sevmiştim. Diğer kitaplarını da merak etmeye başladım. Kitaplarına bakarken. 'Veronika Ölmek istiyor' kitabın kapağı beni kendisine çekti. Arkasını okumaya başladım. İşte aradığım kitap dedim içimden.

Veronika 24 yaşında ve hayattaki rütin hallerinden bıkmış, ve intihar girişiminde bulunur. Her türlü ilaç alır ama intiharı başarısızlıkla sonuçlanır. Veronika daha sonra akıl hastanesine yatırılır. 5 gün içinde öleceğini öğrenir. Veronika bu beş gün içinde hırslarını, arzularını gerçekleştirmek ister..

Sonu güzel biten bir kitaptı. Çok başarılı bir kalemle yazmış Paulo Coelho. Tavsiye ederim. İyi okumalar.
Paulo Coelho'u Simyacı kitabıyla tanımıştım. O zaman 14 yaşındaydım ve kitabını sevmedim. Daha sonra da hiçbir kitabını okumadım. Yazara yeni bir şans vermek için kitaplarına bakarken bu kitabın kapağı beni kendisine çekti. Arkasını okuduğumda ise tamam dedim işte aradığım kitap.

Konusunu spoiler içermeden yazmayı beceremedim ama kitabın arkasını okuduysanız oradakilerden daha fazla bir açıklama yapmadım.

Veronika 24 yaşındadır ve intihar etmeye karar verir. Hayatının tek düzeliğinden sıkılmıştır, bir kez yaşlandı mı hayatı hızla yokuş aşağı doğru yol alacaktır ve ikinci sebebi ise -benim genelde düşündüğüm bir düşünce- "Veronika gazete okuyan, televizyon seyreden, dünyada olup bitenlerden haberli biriydi. Her şey yanlıştı ve kendisi herhangi bir şeyi düzeltebilecek durumda değildi bu, tamamıyla aciz olduğu duygusunu büyütüyordu içinde.". Uyku hapları alarak intihar eder. Ama onu kurtarırlar ve deli hastanesine kapatırlar. Kendisine bir kaç günlük ömrü kaldığını söylerler. Ölümle kalım arasındaki o ince çizgi de Veronika'nın hayatı değişir.

Kitap sürükleyici -ben her ne kadar 12 günde okumuş olsam da- eline alınca insan bırakamıyor. Bir yandan Veronika'nın hislerini anlamaya çalışırken bir yandan da etrafında dolaşan insanların hayatları sizi içine çekiyor Zedka'nın depresyonu, Mari'nin panik atakları, Eduard'ın şizofrenisi...

Yazarın Veronika dışında diğer karakterlerin de hayatlarını anlatmasını çok sevdim çünkü çoğu yazar sadece baş karaktere yoğunlaşıyor ama ben yan karakterlerin hayatlarını da merak ediyorum, hatta bazen baş karakterden daha çok ilgimi çekiyor. 190 sayfalık ince bir kitaptı, içeriğini onca duyguyu yazar nasıl sığdırmış şaşırdım doğrusu. Veronika'nın duygu ve düşünce dünyası, hisleri ve bu hislerinin zaman içinde değişmesi, delilik ve normallik arasındaki fark, aslında hepimizin bir parça deli olduğu ve bazı gerçekleri anlamamız, hayatımızı kimseden çekinmeden, kim ne der korkusu duyarak yaşamamak için deli olmamız gerekmediği düşünceleri başarılı yansıtılmış

Ben çok sevdim. Herkes bu kitabı okumalı çünkü herkese hitap eden bir yeri olduğunu düşünüyorum.

Keyifli okumalar..:))
Yıllar önce bulunduğum şehirdeki tüm kitapçılarda aradığım en son edebiyat hocamda bulabildiğim, başladığı gibi de biten bir kitap. Veronika'nın aklıyla ulaştığı ölüm arzusundan, sevgisiyle uzaklaşmasının öyküsü.
"Dünyanın bütün dağlarında, ormanlarında, bîr tek yaprağı bile bir başkasının tıpkısı olarak yaratmamıştır Tanrı. Oysa siz farklı olmayı delilik sayıyorsunuz."
"...aslında herkes deli, en deliler de deli olduklarının farkında olmayanlar. "
Bir psikiyatriste içini döken insanlar, bir papazla günah çıkarırken olduğundan daha rahat konuşuyorlardı, çünkü hekimler onlara Cehennem ateşinden söz etmiyorlardı.
"Anlaşılmamaktan gurur duyuyordu, çünkü tüm dâhiler bu bedeli ödemişlerdi."
Çok ciddi bazı patolojik vakalar dışında, insanlar yalnızca günlük yaşamın tekdüzeliğinden kurtulmak amacıyla delirirler.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Veronika Ölmek İstiyor
Baskı tarihi:
Haziran 2017
Sayfa sayısı:
201
ISBN:
9789750712814
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Veronika Decide Morrer
Çeviri:
Haldun Pamir
Yayınevi:
Can Yayınları
Veronika Ölmek İstiyor, Brezilyalı yazar Paulo Coelho'nun yeni romanı. Yayınladığımız öbür romanlarında, olaylar hep geçmiş dönemlerde geçiyordu, oysa bu romanda olaylar günümüzde geçiyor, hem de oldukça yakınımızda: Bosna ile sınır komşusu olan Slovenya'da. Veronika, görünüşte, her istediğine sahip bir genç kadındır; renkli bir yaşam sürer, yakışıklı erkeklerle gezip tozar, ama mutlu değildir. Yaşamında bir şeylerin eksikliğini hissetmektedir. Bir gün ölmeye karar verir. Aşırı dozda ilaç alınca hastaneye kaldırılır. Orada kendisine birkaç günlük ömrü kaldığı söylenir. Akıl hastanesinde kaldığı sürece çeşitli insanlarla, çeşitli dünyalarla tanışan Veronika, yabancısı olduğu yeni duyguları keşfeder: Kin, korku, aşk, hatta cinsellik. Ölümü beklerken, çevresindeki insanları gözlemlerken, Veronika, varoluşunun her dakikasının yaşamla ölüm arasında bir seçim olduğunun farkına varır. Paulo Coelho, bu yeni kitabında, çağımız insanını rahat bırakmayan delilik olgusunu işliyor; toplumun normal kabul ettiği kalıpların dışına düşen insanları anlatıyor. Veronika Ölmek İstiyor, farklı düşünceleri yüzünden sık sık başka insanların önyargılarını göğüslemek zorunda kalanlar için değişik bir yaşam tarzı bulma ihtiyacını irdelerken, insanlığın temel sorunlarından birini içeriden bir yaklaşımla ortaya koyuyor.

Kitabı okuyanlar 3.014 okur

  • ZEYNEP BORA
  • Seçilmiş
  • Halit Can Doğan
  • Merve Aycan Aydın
  • Şevval Sude Dumanoğlu
  • Elif Ulutaş
  • Orionun kizi
  • Sümeyye Yalçın
  • Ada AZ
  • Nazlı manici

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%8
14-17 Yaş
%10.3
18-24 Yaş
%22.6
25-34 Yaş
%28.3
35-44 Yaş
%21.9
45-54 Yaş
%7.2
55-64 Yaş
%0.7
65+ Yaş
%1

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%81.9
Erkek
%18.1

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%31.4 (328)
9
%22.9 (240)
8
%24.6 (257)
7
%11.9 (124)
6
%5.4 (57)
5
%1.9 (20)
4
%0.6 (6)
3
%0.8 (8)
2
%0.4 (4)
1
%0.2 (2)

Kitabın sıralamaları