·200 syf.····Okunma: 12 Kasım 2020 10:19 "Bir gün vedasızca terk edersem bu dünyayı bilinsin ki herkese çok kırgınım."
5 ay.. Belki de 5 yıl, belki de 5 asır gibi geçen 5 ay. Belki de hiç geçmeyen 5 ay. Nasıl olduğunu kendimin de bilmediği bir şekilde bu 5 ay sonra tekrardan siz insanlar alemine dönmüş bulunmaktayım. Hayatımın şüphe götürmez en kötü geçen döneminin üstüne böyle kitabı analiz ederek okumak ve kitapta kendimi bulmak.. İşin garip tarafı şudur ki hayatım boyunca yarıda bıraktığım iki kitaptan birisi bu kitaptı. Bundan 1.5 - 2 sene önce elime aldım ve 30 sayfa okuduktan sonra saçmalığın daniskası ve klişenin dibi diyerek yarıda bıraktım. Çünkü o zamanlar çok mutluydum. Tek derdim Galatasara'daki oyuncakların talihsiz sakatlıkları ve günlerin çok çabuk geçmesiydi. Haliyle kendimi bulamadığım bu kitap bana böyle duygular hissettirmişti. Lâkin pazartesi elime aldığımda işler artık değişmişti. 5 ay da 4 yaş büyümüş Kadir için artık bu kitap hayatının betimlemesi gibiydi. Hatta bir ara yazarın adına baktım ama yakın kuzenim benim durumumu kitaba mı yansıtmış diye, ardından hem karakterin kız oluşu hem de yazarın ismini görmekle yanılgıya düştüğümü elbette anladım. Bu oğlan bunları bize niye anlatıyor diye soruyorsunuz muhtemelen, size şöyle cevap vereyim insan kardeşlerim. Hayatınızda her şey yolundaysa ve mutluysanız bu kitabı okumayın. Size çok saçma gelecektir. Doğru zamanı bekleyin ve öyle okuyun. Ve kitabın sonunda olduğu gibi tekrardan birisine karşı öyle içinizi açmayın. Çünkü insanlar tam manasıyla bir hayal kırıklığı.
Kitabın konusuna gelecek olursak, hâlâ aynı fikirdeyim aslında. Konu klişe ama üslup ve betimlemeler kitabı kaliteli bir hale bürüyor. Okunacak bir kitap kılıyor. Zaten konu her ne kadar klişe de olsa yazarımızın bitmeyecek bir "Simyacı" kredisi var. Her ne kadar tam hak etmediğimi düşünsem de.
Başarısız bir intihar sonrası hastaneye yatırılan ve bir hafta ömrü kaldığını öğrenen genç kızın hikayesi. Hastanede gördükleriyle kendi hayatı hakkında ne kadar yanılgıya düştüğünü ve aslında bir çok insanın çeşitli ve bazen kendisinden daha kötü sorunlara sahip olduklarını görüyor. Kitap insanın kendi hayatını sorgulatmasının yanı sıra, bir de bu hastanelerde yaşayan insanların dünyasına bakmanızı, biraz olsun anlamanızı ve ön yargılarınızdan arınmanızı sağlayabilir. Bunların dışında, diyaloglar oldukça güzel. Çok hoş film/dizi replikleri olabilecek kısımlar da var. Kahraman isimleri de akılda kalıcı ve estetik.
Kitabı okurken fark edeceğiniz diğer unsur ise mutlaka Veronika'da kendinize ait bir şeyler bulacaksınız. Kendinizi Veronika'nın yerine koyacaksınız.
Ve özellikle değinmek istediğim ve başlığa yazdığım olay, Veronika belli ki ölmeyi çok da fazla arzulamıyordu ya da yaşadıkları henüz ona dünyanın "kendin olmana rağmen" çekilmez bir yer olabileceğini göstermemişti. Hayatın anlamını bulmaya çalışıyordu. Buraya yaşamaya geldiyse mutlaka bir amaç ve anlam olmalıydı onun için. Nitekim onun savaşı da buydu. Burda okur kendini sorguluyor. Bir amaç belirlemek istiyor. Bazı şeylerin elden gitmeden önce kıymetini bilmeyi anlıyor.
Eğer hayattan beklentiniz kalmadıysa ve yıpranmışsanız bu kitabı okumalısınız. Ve unutmayın ki Kırılgan yaşamlarımızın her anında başımıza gelebilecek beklenmedik olayları düşünecek olursak, her yeni gün bir mucizedir. Hayatınızda mucizeler olmasını diler ve kitaplarla geçecek bir ömür dilerim. Kalın sağlıcakla. :)