Şimdiki Çocuklar Harika

·
Okunma
·
Beğeni
·
39,8bin
Gösterim
Adı:
Şimdiki Çocuklar Harika
Baskı tarihi:
Ekim 2013
Sayfa sayısı:
224
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789759038455
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Nesin Yayınevi
Baskılar:
Şimdiki Çocuklar Harika
Şimdiki Çocuklar Harika
Şimdiki Çocuklar Harika
Şimdiki Çocuklar Harika
Bu romanda, çocukların gözüyle büyüklerin nasıl göründüğü anlatılıyor.
Bu romanda, çocuklar anababalarını, öğretmenlerini ve büyüklerini eleştiriyor.
Bu roman, çocuk eğitiminde gerekli sanılan, günümüzde geçerli birtakım değer yargılarının yanlışlığını anlatıyor.
Bu roman, çocukların büyüklerine karşı haklarını ve kendilerini savunmalarıdır.
Bu romanı, salt çocuklar için değil, anababalarla öğretmenler için de yazdım.
Aziz Nesin
224 syf.
·7 günde·10/10 puan
Yüksek sesle gülerek okuduğum çok az kitap vardır ve bu kitapta bunu başardı hemde birkaç kez, kitap Ahmet ve Zeynep adında iki çocuğun birbirine yazdıkları mektuplar üzerinden ilerliyor ve eğlenceli bir kitap olmasına rağmen derin anlamı içeren yerler de var su gibi akan bir kitaptı herkesin okumasını öneririm
206 syf.
·Beğendi·9/10 puan
UYARI : İncelemelerimde spoiler yoktur .. Bu platformda okuduğunu anlamayan ve yazdıklarımı spoiler sanan bir takım "ÇOK AKILLI" insanlar vardır !!! Ben spoiler olduğunu düşünmüyorum ama sen olduğunu düşün ve ona göre oku ..

BAZI ÜRÜNLER FABRİKA ÇIKIŞI İTİBARİYLE "ARIZALIDIR"!!!

Aslında bu değil , Aziz BABA 'nın bambaşka bir kitabına inceleme yazmaktı amacım.. Sevgili İnci de bu kitaba bir inceleme yazmış ..Okudum ..Pekte güzel , duygusal bir inceleme olmuş.. Bizim kalbimiz adamantinle kaplı , pek tabii nüfuz etmedi öylesine çok ..Bilmem belki de kendim evli olmamamdan kaynaklıdır ..Çoluğum çocuğum yok ..Herneyse bunu toplum bilimciler, sosyologlar falan tartışsın =)) İncelemenin altına duygusal yorumlar ve hayrolsunlu mesajlar döşeneceklere not : Umrumda dahi değil .. Benim kendi yargılarım çok daha ayrı .. Herneyse okudum incelemeyi.. Beynimde şimşekler çaktı , 15000000 volt geçti o an beynimden.. Ulan ben bunu daha önce niçin düşünmedim diye.. Buyrun başlayalım ..

Bu da kısmi bir incelemedir .. Yılların kendimce sorulan hesabıdır .. Bir bakıma gavurun deyişi ile PAYBACK 'tir .. Hem kendim ile , hem de ailesel bazda hesaplaşmadır..

Sevgili ailem ,

5 bilemedin 6 yaşımda ya var , ya yoktum .. Kuran kursuna gitmek istiyorum dedim .. Gık demedin ..Gittik ..Kur'an değildi ( sonradan onu da öğrendik gerçi ama ) , arapçaydı bize öğretilen .. Elifler bilmem neler falan kaldırmadı kafamız .. İyi bir zopa yedik haliyle imamdan kızılcık sopasıyla ..Hemen firar verdik tabii.. Bize göre değildi o yaşta, o öğretilenler .. İşin aslı, yani tüm bu anlatacaklarım aslen ilkokulda bir kış mevsimi , bir cuma günü akşamında başladı .. Bilenler bilir .. Cuma akşamı yağmurlu havada (akşamcılar el kaldırsın!) istiklal marşı okuyarak karanlık servislerde eve geri dönmek ve evde TRT ' de yayınlanan akşam bülteninin , tartışma programlarının kahrını çekmek.. Bu kahrın sözlük karşılığı yok sözlüklerde.. Sanırım bunun bilinciyle ve dersten çıkmış olmanın da verdiği rehavet ile her ne yapıyordumsa artık (aklımda da değil) , arkama baka baka koşarken kafa kafaya çarpıştığım bir cocukla kendi BİG BANG ' ime gark olmamla gözümde yıldırımlı yıldızlar çaktı ve olaylar böylece start aldı .. Gözümün üstünde ayrı bir uydu , ayrı bir ikinci kafa oluşmuştu .. Gözüm kapandı pek tabi doğal olarak ..Bindim servise ..Uranyumlu varillerde kundaklanan , polonyumla marine edilmiş ,"Tepenin Gözleri" filmindeki radyasyonla mutasyona uğramış mutant madencilere dönmüştüm .. LÜTFEN BAKINIZ : https://tenor.com/...aveeyes-gif-10086996
Sağ gözüm kapanmıştı kapanmasına ama bambaşka bir ışık, ferle doldurdu o an o gözleri.. Ortaokula giden ve benden baya baya büyük bir kızın resim dosyasının arkasına yapıştırdığı İron Maiden " KILLERS" albüm kapağına (https://i.hizliresim.com/YgAONA.jpg ) bakmaktaydım o an .. ( Sevgili Necip G./Duvar/ , beni bir dinleyen olarak ancak sen anlarsın.. ) Aklım başımdan gitti tabii..Bu nasıl bir çizim, bu nasıl bir dünya idi ? Almıyordu kafam Cin Ali evrenindeki çöp adamlardan sonra böylesi bir güzelliği .. Bir yandan kıza bu ne diye sorup terso cevaplar alıyorken, eve gidene kadar gözümün üstündeki şişlikler insin diye 3+1 dualar (3 kulfu 1 elham) okuyordum .. İnmedi tabii..Geldim eve ! "Allah iyiliğini versin senin! - bu ne hal - sen adam olmazsın - bir gün de yüzüm gülsün - ne günah işledim de bunları görüyorum" lara müteakip dayaksız ve zopasız o geceyi atlattık ..İstirahatgahımıza yatırıldık ..Gözümüzde merhemler , aklımızda albüm kapağı ile .. Şu an çok iyi biliyorum ki , karanlık sabırlıdır .. Tohumları atar ve bekler .. Çünkü bilir ki ,en ufak bir ışık kötülük tohumlarını yeşertecektir.. Ben de biliyordum ..Muhakkak bir gün "Eddie" ile yollarımız kesişecekti.. Ama devir yokluk devri .. Para yok, pul yok .. Kaset ütopya , kasetçalar bir imkansız düş..Gel zaman git zaman , okul yolu düz gider , el ele el ele verin çocuklar derkeeeeeeen , Gorki' nin Çocukluğum incelememde
( #25196704 ) bahsettiğim gibi ben de METAL ile tanıştım en nihayetinde..

Sonra ne mi oldu ? Sonrası bir Anadolun kasasına , Maserati motoru takılması ile açıklanabilir ancak (Maserati' nin amblemine dikkat!) ..

Sevgili Babacığım ,

Yıllar yılı sende şeker varmış.. Bilemedik ..Sen de bilmiyordun..Sofrada gelmemiş tuzluk için cinnetler yaşanırken , geç koyulan bir çay için cehenneme portallar açılırken .. Hiç sorgulamadık ..Sorgulamadım .. Sen tokat attın .. Ve kendince de haklıydın .. Bense kendimce haklıydım ..TOKATA KARŞILIK ROKET ATTIM! (bugün olsun bugün de atarım!) .. NON SERVIAM bizim mottomuz !! Kendimce ben de haklıydım .. Ama sen de haklıydın .. Hep istediğim dağ bisikletini aldığın gün camdan aşşağı attığında (kardeşimle paylaşmadığım için zohahahaha =)) ) , sesini çok açıyorum diye bana aldığın müzik setini işte o bisikletin yanına yolladığında , dişimden tırnağımdan artırdıklarımla mail order yapıp yurt dışından sipariş ettiğim kasetleri kırdığında da haklıydın ..

Sevgili Anneciğim ,

Babam gibi sen de bir işçiydin .. Sözde "mübarek" ve hak yemez hükümetler döneminde ordan oraya sürdüler seni SOLCU diyerek.. Öğlen tatilinde alırdın beni okuldan .. Beni aldığın için yemekte yiyemezdin .. Okuldan aldıktan sonra beni , kaçırdığın öğle yemeği yüzünden nice aç kaldın.. İstedin ki okuyayım .. Kendince haklıydın .. Ama sayısal değil , sözeldi , dil üzerineydi benim zekam =)) Sen inat ettin ..Buna karşılık ben de inat ettim =)) Sonuçta benim dediğim oldu .. Ben kazandım!!! 3 kez üniversite ve bölüm değiştirdim =))

Bir akşam üstü evden ekmek alıyorum diye çıkıp , dışarda bizim tayfaya rastgelip 2 hafta Eskişehir' e gidip , geri döndüğümde ders çalışmaya gittim dedim mi (YERYÜZÜNDE BÖYLE BİR YALAN YOK!!! ZOHAHAHAHA =) )? Orlarda donmuş Porsuk Nehri' nin üstünden geçecem diye 20 tane birayı buzun kırılması ile nehre kurban verdim mi ölümden dönüp? Otostop çekip konsere mi gitmedim ? Erkin Koray ' la tanışacağım diye İzmir sokaklarında mı yatmadım ? İstanbulda otobüsü kaçırıp Esenlerde mi pineklemedim bir kış gecesi ..Çantamda üniversite sınavı giriş formu varken ve bu formun son veriliş gününde gezdiğimiz takla atan arabanın içinden mi çıkmadım .. Daha sayamadığım nicesi ..Evet! Hepsini yaptım ! Bugün olsa yine yapardım ..

Siz ve geri kalan tüm "NORMAL dediğiniz toplum bireyleri " ile ben apayrı bir düzlemdeydik .. Bugün ben sizi anlamış bulunuyorum.O zaman da anlamıştım .. Çok kızıyordum ama anlamıştım yine de .. Sizin beni anlamanıza imkan yoktu .. Bugün de yok ..Size 6 tane hızlı içilmiş KIRMIZI TUBORG üstüne canlı, en ön sıradan Motorhead ACE OF SPADES dinlemenin zevkini ben nasıl anlatayım ?!?! =)) Plak , cd , flyer ve t shirt alıp kolleksiyon yapmanın zevkini nasıl alabilirsiniz ki? Bir albümün çekme kasetini almak için , o yoklukta ,internet denen şey yokken teee İzmirlere otostopla gitmenin bugün dahi mantıklı bir açıklaması yok sizin için ! Ya da mail order yapıp bir heyecanla alacağın bir t shirt ya da cd yi HEYECANLA BEKLEMEDİNİZ SİZ !! İMKANSIZ BU !!! Siz o gün de haklıydınız bugun de haklısınız.. AMA ben de öyle!!

Nerden nereye geldik .. Okuduğunuz bu kitap , bir ebeveyn için elzemdir .. Okunmalıdır .. Büyükle büyük , küçükle küçük olabilmektir anlatılmak istenen .. Ben babamdan ileri ama OĞLUMDAN GERİYİM ' dir yansıtılmak istenen .. Tıpkı Killa Hakan ' ın sözlerine yansıttığı gibi...

Zaman çabuk geçer, anlamazsın bile olur derdin
Bir daha geri dönüp baştan başlamak için neler verirdin
Yaşanacak çok şeyler var kulak vermesini bi' öğrenin
Oturup kalkmasından belli olurmuş derler Güngören'in

Zurnanın zarıldadığı kısım .. Metalci bir çocuğun varsa ve o felsefeyi canı gönülden almışsa , yapacak çok bişey yoktur .. Sen istersin , AMA O İSTEDİĞİNİ YAPAR ..ÇÜNKÜ BAZI ÜRÜNLER FABRİKA ÇIKIŞI İTİBARİYLE ARIZALIDIR!!!

Son söz : burdan beni zopalayan o "imama" canı gönülden teşekkürlerimi bildirmeyi bir borç bilirim.. sonsuz TEŞEKKÜRLER SANA !!! =))

Tıpkı Ace of Spades ' te Motorhead 'in dediği gibi ..

If you like to gamble, I tell you I'm your man
You win some, lose some, ALL THE SAME TO ME!!
The pleasure is to play, makes no difference what you say
I don't share your greed, the only card I need is the ACE OF SPADES!
ACE OF SPADES!
Playing for the high one, dancing with the DEVIL
Going with the flow, it's all a game to me
Seven or eleven, snake eyes watching you
Double up or quit, double stake or split, the Ace of Spades
the ACE OF SPADES!
You know I'm born to lose, and gambling's for fools
But THAT'S THE WAY I LIKE IT BABY
I DON'T WANNA LIVE FOREVER!!!

KOPSUN KAFALAR !!!!

https://www.youtube.com/watch?v=_vvp8G44PNA
206 syf.
·10/10 puan
Aziz Nesinin en çok okunan bu eseri çocuğun gözünden yetişkin dünyasını gösteriyor.

İki arkadaşın birbirine yazdığı mektuplardan oluşan güldürü romanıdır. Kitapta ki çoğu diyaloğu hababam sınıfında duymuş olmanız muhtemeldir. Sayfa sayısı ne fazla ne az. Yazarın diğer kitapları gibi bir solukta bitiyor.

Keyifli okumalar diler, böyle güzel bir mecrayı bizlere sunduğu için 1K ekibine teşekkür ederim.
206 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10 puan
"Hayatım süresince boyum kadar kitap yazdım ama beni sevmeyenler buna da mazeret bulup -onun zaten boyu kısaydı- diyebilirler."

Etkinlik gibi etkinlik değil mi ama! Herkes Aziz Nesin okuyor, biraz daha iyi tanıyacaklar O'nu ve ideolojisini. Çoğumuz O'na Aziz Nesin deriz, iyi bilenler ise Bahri Filefil, Berdi Birdirbir, Fettane Şatifil, Kerami Pestenkerani, Kerim Kihkih ve daha niceleriyle anar ustayı. Sevenlere sevmeyenlere, bilenlere bilmeyenlere yazıyorum bu incelemeyi o halde.
"Bir gün bu ülkenin başucuna bir not yanağına da bir öpücük kondurup gideceğim. Çok tatlı uyuyordun uyandırmaya kıyamadım diyeceğim."
Bunlar daha ne ki! Aziz Nesin sözlerinden daha fazlası, düşüncelerinden daha dev. Yeri hep ayrı, en özel, en özlenenlerden.

Birçok eserini gülerek okuyor bizim nesil. Ama sadece gülmek değil o eserlerin amacı. Bir parça da düşündürüyorsa ne mutlu o eserleri yazana. "Şimdiki Çocuklar Harika" da böyle bir eser işte. Okuyanlar iki çocuğun birbirine yazdığı mektuplarla karşılaşsalar da yazılma amacı bunlardan daha fazlası. Ahmet ve Zeynep; ailelerinden, arkadaşlarından, öğretmenlerinden, okuldaki anılarından bahsediyor birbirlerine. Çok masumlar, çünkü çocuk onlar. Ne duyarlarsa, ne görürlerse onu yazıyorlar. Öğretmenleri "unutun eski bilgilerinizi" diyor ve unutuyorlar. Babaları "ben küçükken okul birincisiydim" diyor ve inanıyorlar. Ezberliyorlar, öğrenmiyorlar. Aile ilişkilerini sorgulamaya başlıyorlar.

Bir mektupta vicdan azabı konusunu konuşuyor iki arkadaş ve şunu söylüyor Ahmet'in bir arkadaşı; "Bu vicdan azabı denilen şeyi hiç kimse kendisi hatırlamıyor. Herkes, başkalarının çekmeleri gereken vicdan azabını biliyor."
Ne kadar derin, ne anlamlı bir cümle. Çocuk oluyor yazarken Aziz Nesin, onların gözünden anlatıyor vicdan azabını. Onların gözüyle görüyor anneleri babaları, öğretmenleri onlar gibi yargılıyor. Acı bir durum da şu ki, bu kitap 1967 yılında yayınlanıyor ve eğitim sistemi de aile ilişkileri de hâlâ aynı. Demek ki yıllar geçmiş ama düzen aynı düzen.

Bir yerde de Zeynep tarafından soru yöneltiliyor Ahmet'e. Ve şu an bile utanıyorum bunu yazmaktan ben. "Kız olmak, daha doğuştan bir şanssızlık mı? Sen erkek olduğun için, doğuştan şanslı sayılırsın. Bu konuda senin ne düşündüğünü öğrenmek isterim."
Kadın-erkek eşitliğinin daha çocukken aşılanmaya başladığının kanıtı değil de nedir bu? Yazı yazarsın, "adam gibi yaz" diyen çıkar. Düzgün yaz demek varken bu cinsiyet kavramını kullanırlar. Tarihten bahsederler "insanoğlunun yıllardır..." diye başlarlar. İnsanlığın demek yine zor gelir. Bunları bir de çocukların yanında konuşurlar. Erkek çocuk doğunca ziyafet veren Zeynep'in babası da bir örnek olsun anlatmak istediklerime.

Kitabın girişinde çocukların ailelerinden beklentileri, anne ve babalarında olmasını istedikleri ve istemedikleri özellikleri okuyoruz. Hepsini okurken hak verdim çocuklara. Çocuklarının sorularına cevap vermeyen büyükler, bunun nedenini soran çocuğunuza "sen anlamazsın, büyü de gel" derseniz ilerde birer birey olan çocuklarınız da kendi evlatlarına sizden gördüğü muameleyi yapacaktır. Geleceği değiştirmek ellerinizde.

Ömrüne Sığmayan Adam sergisinde görmüştüm notlarını, el yazılarını, arşivlerini, biriktirdiği eşyalarını Aziz Nesin'in. Markopaşa'yı, Sabahattin Ali ile geçirdiği günlerden kalan anılarını okumuş ve hep hüzünlenmiştim. Soyadının öyküsünü, politik söylemlerini, Atatürk aşkını dinlemiştim geriye kalan videolarından. Sevmeyenler, anlamaya çalışın Aziz Nesin'i. Kulak verin cümlelerine, hatta hak verin korkmayın. Bence Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz ile başlayın, bürokrasi krizini okuyun ve Yaşar'ın başından geçenlerin sizin de başınızdan geçmiş olduğunu görün. Sonra "Sizin Memlekette Eşek Yok Mu" ile devam edin, bakın görün gerisi nasıl geliyor.

Uzun oldu, güzel oldu. Daha çok sevdim bu kez yazdıklarımı. Sevdiğin birini yazmak böyle bir şey...
224 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Kitapta Çocuk gözünden büyükler nasıl görünüyor? Sorusuna 5.sınıf iki arkadaşın mektuplaşmaları ile cevap veriyor. Tabi ki de mektup içerikleri kurgudan ibaret. "Hocanın dediğini yap, yaptığını yapma! " sözünü mizahi bir dille kurgulaştırmış...
224 syf.
·8 günde·10/10 puan
Bu romanda çocukların gözüyle büyüklerin nasıl göründüğü anlatılıyor. Anneler, babalar ve öğretmenler bu mükemmel eseri mutlaka okumalı. Çocukların ve ya öğrencilerin herşeyin farkında olduğunu, biz farketmesek de onların bizi çok iyi analiz ettiklerini anlayacaksınız.
224 syf.
·2 günde·10/10 puan
Tavsiye edebileceğim mükemmel bir kitap... Yaşadıklarımız, hayattan kesitler ve bunun mükemmel bir şekilde Aziz Nesin in ironi rüzgarıyla yüreğimize estirdiği, yer yer gülmekten kırıldığımız,eleştirirken düşündüren harika bir kitap...
224 syf.
MUH-TE-ŞEM
Bir çırpıda okudum ve okurken öyle eğlendim ki birçok Aziz Nesin kitabı daha okumak istiyorum. Dili çok yalın ve akıcı olan bu kitapta, çocukların algı kapasitelerinin ve gözlemlerinin ne kadar güçlü olduğunu göreceksiniz.
Hiçbir çocuğun zekası, yetenekleri ve geleceği göz ardı edilmemelidir!
Aziz Nesin'e saygı ve minnetle..
224 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10 puan
Yıllar önce ortaokula giden kızıma almıştım bu kitabı. Arka kapağında bu kitabı çocuklar için yazdığını ancak tüm çocuklar, öğretmenler ve anne babaların okumasını tavsiye ederim demiş yazarımız. Kitabı okuyup bitirince böyle söylemekte , ne kadar da haklı olduğunu kendim de görmüş oldum. Kitap 1960 'lı yılların başında yazılmış ve o zaman ki öğrencilik, anne baba, öğretmen ilişkilerini, komşuluk hallerini her zaman olduğu gibi mizahi bir üslupla kaleme almış yazar. Beşinci sınıf öğrencisi iki çocuğun birbirine yazdığı karşılıklı mektuplardan oluşuyor kitap. 2021 yılındayız ama aynı davranışları, benzer iletişimleri , hemen hemen aynı yaşanmışlıkları günümüzde de görmekteyiz. Kitabı okurken yer yer hüzünlenirken bir çok yerinde de kahkahalarla gülerek okudum. Çok keyifli bir kitap olduğunu ifade ederek herkesin okuması gerektiğini söylemek istiyorum ben de.
224 syf.
·Puan vermedi
Bundan yaklaşık yirmi yıl önceydi...Orta bir, orta ikinci sınıf (denirdi şimdinin altıncı yedinci sınıflarına) zamanlarımız...

Türkçe öğretmenimiz(!) ismi lazım değil, haftanın ilk dersi için girdi sınıfa. Herkes kendi yerinde "saygıyla" ayağa kalktı, izniyle oturdu!! Henüz montlar bile çıkmamış, sınıf soğuk. O yıllar soba yakılıyor sınıfımızda. Biz çantaların içinden kitap defter çıkarmaya çalışırken görevli geldi, sobayı yaktı, gitti.
Bir anda öğretmen hanım çıldırmış gibi bağırmaya başladı.
Eyvah..dedim kadıncağıza bir şey oldu, yardım edeyim. Koştum en arka sıradaki yerimden ön sıralara doğru. Sonradan farkettim: Elinde bir kitap, kaldırmış havaya. Gözlerinden alevler fışkırıyor. Daha biz neymiş, ne olmuş diyemeden paramparça edip attı sobanın içine.. Sonra da çıkıp gitti.

Sobanin aralığından baktim: Aziz Nesin! Kitabin adı okunmuyor tabi, sahibinden öğrendim.

Sıranın üzerinde görmüş. Ne işi varmış onun sınıfında bunun kitabın!?? Tanımıyordum yazarı şimdiki kadar ama bir kitabın paramparça olup yakılması içimi acıttı çocuk halimle. Hem de dili, edebiyatı, kitabı, insanı ve daha bir çok şeyi sevip sevdirmesini beklediğim bir öğretmen tarafından!

İşte o gün tanıştık.. Sonra da hep oralarda bir yerlerde kaldı. Aziz Nesin ve kitapları da...O öğretmen de...
Birini sevdim, birini istesem de sevemedim!

Büyüyünce anladım bazı insanların kafası başka..(Ne yazık!) Yakıp yok etmeye çalışıyor sadece. Yakanlar var..yananlar var..!!!
Ama bazıları da var ki içinde bulunduğu şartların mizahını, o hayatın şiirini bırakıyor kalanlara..
Aziz Nesin kitapları, en azından biri, hayatta bir kere de olsa okunmalı. O bir kitap neden bu kitap olmasın ki?
Okuyun, okutun lütfen!...
SAYGIYLA.
Çocuklar, ben anladım bu vicdan azabı denilen şeyi. Hiçkimse kendisininkini hatırlamıyor. Herkes, başkalarının çekmesi gereken vicdan azabını biliyor.
Aziz Nesin
Sayfa 65 - Nesin Yayınevi
Babam Fatoş'un söylediklerine pek şaşırmış görünerek,
-Kimden öğreniyor bu lafları bilmem ki!..dedi.Annem,
-Hiç de sokağa bırakmayız. Nerden duyar da öğrenir bu lafları!..dedi.
Ben onların soruşlarını gerçek sanıp,
-Evde konuşulanlardan duyup öğreniyor,dedim. Babam birden patlar gibi,
-Ulan, bizim evde öyle laflar konuşulur mu be!diye bağırınca,konuklar gerçekten kendilerini tutamayıp güldüler.
Çocuklar, ben anladım bu vicdan azabı denilen şeyi. Hiçkimse kendisininkini hatırlamıyor. Herkes başkalarının çekmesi gereken vicdan azabını biliyor
Bir davranış fedakârlık olsun, bunu herkes bilsin, duysun diye yapıldı mı, o davranış fedakârlık olmaktan çıkıyor...
Aziz Nesin
Sayfa 46 - Nesin Yayınevi
Öğretmenin beni sevmeye başlaması neden,biliyor musun? Çünkü anlattığı fedakarlık hikayelerinden ben tam onun istediği sonuçları çıkarıyorum. Önceden biliyorum ne istediğini, beğeneceği biçimde konuşuyorum.
Her çocukta bir kabiliyet vardır ama bu ruhunda gizli bir tohumdur. Bu tohumu keşfedip filizlendirmeli, çocuğun kabiliyetini ortaya çıkarmalı.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Şimdiki Çocuklar Harika
Baskı tarihi:
Ekim 2013
Sayfa sayısı:
224
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789759038455
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Nesin Yayınevi
Baskılar:
Şimdiki Çocuklar Harika
Şimdiki Çocuklar Harika
Şimdiki Çocuklar Harika
Şimdiki Çocuklar Harika
Bu romanda, çocukların gözüyle büyüklerin nasıl göründüğü anlatılıyor.
Bu romanda, çocuklar anababalarını, öğretmenlerini ve büyüklerini eleştiriyor.
Bu roman, çocuk eğitiminde gerekli sanılan, günümüzde geçerli birtakım değer yargılarının yanlışlığını anlatıyor.
Bu roman, çocukların büyüklerine karşı haklarını ve kendilerini savunmalarıdır.
Bu romanı, salt çocuklar için değil, anababalarla öğretmenler için de yazdım.
Aziz Nesin

Kitabı okuyanlar 8,8bin okur

  • gelemeyenlerden
  • Elif İnci Kökçü
  • İrem Turhan
  • Erkan Peksağlam
  • Editör Kedi
  • Barış İpekli
  • Tuğba Yıldırım
  • Hatice Balıkçı Önal
  • Ahmet çevik
  • Kitaptan Kelama

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-12 Yaş
%5.8
13-17 Yaş
%9.7
18-24 Yaş
%20.2
25-34 Yaş
%26.1
35-44 Yaş
%25
45-54 Yaş
%10.4
55-64 Yaş
%1.2
65+ Yaş
%1.7

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%75.3
Erkek
%24.6

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%31.6 (751)
9
%19.4 (461)
8
%17.5 (417)
7
%8.7 (206)
6
%2.7 (65)
5
%1.6 (37)
4
%0.5 (11)
3
%0.2 (4)
2
%0 (1)
1
%0.1 (2)

Kitabın sıralamaları