Şimdiki Çocuklar HarikaAziz Nesin

·
Okunma
·
Beğeni
·
9.580
Gösterim
Adı:
Şimdiki Çocuklar Harika
Baskı tarihi:
Ekim 2013
Sayfa sayısı:
206
ISBN:
9789759038455
Kitabın türü:
Yayınevi:
Nesin Yayınevi
Bu romanda, çocukların gözüyle büyüklerin nasıl göründüğü anlatılıyor.
Bu romanda, çocuklar anababalarını, öğretmenlerini ve büyüklerini eleştiriyor.
Bu roman, çocuk eğitiminde gerekli sanılan, günümüzde geçerli birtakım değer yargılarının yanlışlığını anlatıyor.
Bu roman, çocukların büyüklerine karşı haklarını ve kendilerini savunmalarıdır.
Bu romanı, salt çocuklar için değil, anababalarla öğretmenler için de yazdım.
Aziz Nesin
BAZI ÜRÜNLER FABRİKA ÇIKIŞI İTİBARİYLE "ARIZALIDIR" !!!

Aslında bu değil , Aziz BABA 'nın bambaşka bir kitabına inceleme yazmaktı amacım.. Sevgili İnci de bu kitaba bir inceleme yazmış ..Okudum ..Pekte güzel , duygusal bir inceleme olmuş.. Bizim kalbimiz adamantinle kaplı , pek tabii nüfuz etmedi öylesine çok ..Bilmem belki de kendim evli olmamamdan kaynaklıdır ..Çoluğum çocuğum yok ..Herneyse bunu toplum bilimciler, sosyologlar falan tartışsın =)) İncelemenin altına duygusal yorumlar ve hayrolsunlu mesajlar döşeneceklere not : Umrumda dahi değil .. Benim kendi yargılarım çok daha ayrı .. Herneyse okudum incelemeyi.. Beynimde şimşekler çaktı , 15000000 volt geçti o an beynimden.. Ulan ben bunu daha önce niçin düşünmedim diye.. Buyrun başlayalım ..

Bu da kısmi bir incelemedir .. Yılların kendimce sorulan hesabıdır .. Bir bakıma gavurun deyişi ile PAYBACK 'tir .. Hem kendim ile , hem de ailesel bazda hesaplaşmadır..

Sevgili ailem ,

5 bilemedin 6 yaşımda ya var , ya yoktum .. Kuran kursuna gitmek istiyorum dedim .. Gık demedin ..Gittik ..Kur'an değildi ( sonradan onu da öğrendik gerçi ama ) , arapçaydı bize öğretilen .. Elifler bilmem neler falan kaldırmadı kafamız .. İyi bir zopa yedik haliyle imamdan kızılcık sopasıyla ..Hemen firar verdik tabii.. Bize göre değildi o yaşta, o öğretilenler .. İşin aslı, yani tüm bu anlatacaklarım aslen ilkokulda bir kış mevsimi , bir cuma günü akşamında başladı .. Bilenler bilir .. Cuma akşamı yağmurlu havada (akşamcılar el kaldırsın!) istiklal marşı okuyarak karanlık servislerde eve geri dönmek ve evde TRT ' de yayınlanan akşam bülteninin , tartışma programlarının kahrını çekmek.. Bu kahrın sözlük karşılığı yok sözlüklerde.. Sanırım bunun bilinciyle ve dersten çıkmış olmanın da verdiği rehavet ile her ne yapıyordumsa artık (aklımda da değil) , arkama baka baka koşarken kafa kafaya çarpıştığım bir cocukla kendi BİG BANG ' ime gark olmamla gözümde yıldırımlı yıldızlar çaktı ve olaylar böylece start aldı .. Gözümün üstünde ayrı bir uydu , ayrı bir ikinci kafa oluşmuştu .. Gözüm kapandı pek tabi doğal olarak ..Bindim servise ..Uranyumlu varillerde kundaklanan , polonyumla marine edilmiş ,"Tepenin Gözlerindeki" filminde radyasyonla mutasyona uğramış mutant madencilere dönmüştüm .. LÜTFEN BAKINIZ : https://tenor.com/...aveeyes-gif-10086996
Sağ gözüm kapanmıştı kapanmasına ama bambaşka bir ışık, ferle doldurdu o an o gözleri.. Ortaokula giden ve benden baya baya büyük bir kızın resim dosyasının arkasına yapıştırdığı İron Maiden " KILLERS" albüm kapağına (https://i.hizliresim.com/YgAONA.jpg ) bakmaktaydım o an .. ( Sevgili Necip Gerboğa , beni bir dinleyen olarak ancak sen anlarsın.. ) Aklım başımdan gitti tabii..Bu nasıl bir çizim, bu nasıl bir dünya idi ? Almıyordu kafam Cin Ali evrenindeki çöp adamlardan sonra böylesi bir güzelliği .. Bir yandan kıza bu ne diye sorup terso cevaplar alıyorken, eve gidene kadar gözümün üstündeki şişlikler insin diye 3+1 dualar (3 kulfu 1 elham) okuyordum .. İnmedi tabii..Geldim eve ! "Allah iyiliğini versin senin! - bu ne hal - sen adam olmazsın - bir gün de yüzüm gülsün - ne günah işledim de bunları görüyorum" lara müteakip dayaksız ve zopasız o geceyi atlattık ..İstirahatgahımıza yatırıldık ..Gözümüzde merhemler , aklımızda albüm kapağı ile .. Şu an çok iyi biliyorum ki , karanlık sabırlıdır .. Tohumları atar ve bekler .. Çünkü bilir ki ,en ufak bir ışık kötülük tohumlarını yeşertecektir.. Ben de biliyordum ..Muhakkak bir gün "Eddie" ile yollarımız kesişecekti.. Ama devir yokluk devri .. Para yok, pul yok .. Kaset ütopya , kasetçalar bir imkansız düş..Gel zaman git zaman , okul yolu düz gider , el ele el ele verin çocuklar derkeeeeeeen , Gorki' nin Çocukluğum incelememde
( #25196704 ) bahsettiğim gibi ben de METAL ile tanıştım en nihayetinde..

Sonra ne mi oldu ? Sonrası bir Anadolun kasasına , Maserati motoru takılması ile açıklanabilir ancak (Maserati' nin amblemine dikkat!) ..

Sevgili Babacığım ,

Yıllar yılı sende şeker varmış.. Bilemedik ..Sen de bilmiyordun..Sofrada gelmemiş tuzluk için cinnetler yaşanırken , geç koyulan bir çay için cehenneme portallar açılırken .. Hiç sorgulamadık ..Sorgulamadım .. Sen tokat attın .. Ve kendince de haklıydın .. Bense kendimce haklıydım ..TOKATA KARŞILIK ROKET ATTIM! (bugün olsun bugün de atarım!) .. NON SERVIAM bizim mottomuz !! Kendimce ben de haklıydım .. Ama sen de haklıydın .. Hep istediğim dağ bisikletini aldığın gün camdan aşşağı attığında (kardeşimle paylaşmadığım için zohahahaha =)) ) , sesini çok açıyorum diye bana aldığın müzik setini işte o bisikletin yanına yolladığında , dişimden tırnağımdan artırdıklarımla mail order yapıp yurt dışından sipariş ettiğim kasetleri kırdığında da haklıydın ..

Sevgili Anneciğim ,

Babam gibi sen de bir işçiydin .. Sözde "mübarek" ve hak yemez hükümetler döneminde ordan oraya sürdüler seni SOLCU diyerek.. Öğlen tatilinde alırdın beni okuldan .. Beni aldığın için yemekte yiyemezdin .. Okuldan aldıktan sonra beni , kaçırdığın öğle yemeği yüzünden nice aç kaldın.. İstedin ki okuyayım .. Kendince haklıydın .. Ama sayısal değil , sözeldi , dil üzerineydi benim zekam =)) Sen inat ettin ..Buna karşılık ben de inat ettim =)) Sonuçta benim dediğim oldu .. Ben kazandım!!! 3 kez üniversite ve bölüm değiştirdim =))

Bir akşam üstü evden ekmek alıyorum diye çıkıp , dışarda bizim tayfaya rastgelip 2 hafta Eskişehir' e gidip , geri döndüğümde ders çalışmaya gittim dedim mi (YERYÜZÜNDE BÖYLE BİR YALAN YOK!!! ZOHAHAHAHA =) )? Orlarda donmuş Porsuk Nehri' nin üstünden geçecem diye 20 tane birayı buzun kırılması ile nehre kurban verdim mi ölümden dönüp? Otostop çekip konsere mi gitmedim ? Erkin Koray ' la tanışacağım diye İzmir sokaklarında mı yatmadım ? İstanbulda otobüsü kaçırıp Esenlerde mi pineklemedim bir kış gecesi ..Çantamda üniversite sınavı giriş formu varken ve bu formun son veriliş gününde gezdiğimiz takla atan arabanın içinden mi çıkmadım .. Daha sayamadığım nicesi ..Evet! Hepsini yaptım ! Bugün olsa yine yapardım ..

Siz ve geri kalan tüm "NORMAL dediğiniz toplum bireyleri " ile ben apayrı bir düzlemdeydik .. Bugün ben sizi anlamış bulunuyorum.O zaman da anlamıştım .. Çok kızıyordum ama anlamıştım yine de .. Sizin beni anlamanıza imkan yoktu .. Bugün de yok ..Size 6 tane hızlı içilmiş KIRMIZI TUBORG üstüne canlı, en ön sıradan Motorhead ACE OF SPADES dinlemenin zevkini ben nasıl anlatayım ?!?! =)) Plak , cd , flyer ve t shirt alıp kolleksiyon yapmanın zevkini nasıl alabilirsiniz ki? Bir albümün çekme kasetini almak için , o yoklukta ,internet denen şey yokken teee İzmirlere otostopla gitmenin bugün dahi mantıklı bir açıklaması yok sizin için ! Ya da mail order yapıp bir heyecanla alacağın bir t shirt ya da cd yi HEYECANLA BEKLEMEDİNİZ SİZ !! İMKANSIZ BU !!! Siz o gün de haklıydınız bugun de haklısınız.. AMA ben de öyle!!

Nerden nereye geldik .. Okuduğunuz bu kitap , bir ebeveyn için elzemdir .. Okunmalıdır .. Büyükle büyük , küçükle küçük olabilmektir anlatılmak istenen .. Ben babamdan ileri ama OĞLUMDAN GERİYİM ' dir yansıtılmak istenen .. Tıpkı Killa Hakan ' ın sözlerine yansıttığı gibi...

Zaman çabuk geçer, anlamazsın bile olur derdin
Bir daha geri dönüp baştan başlamak için neler verirdin
Yaşanacak çok şeyler var kulak vermesini bi' öğrenin
Oturup kalkmasından belli olurmuş derler Güngören'in

Zurnanın zarıldadığı kısım .. Metalci bir çocuğun varsa ve o felsefeyi canı gönülden almışsa , yapacak çok bişey yoktur .. Sen istersin , AMA O İSTEDİĞİNİ YAPAR ..ÇÜNKÜ BAZI ÜRÜNLER FABRİKA ÇIKIŞI İTİBARİYLE ARIZALIDIR!!!

Son söz : burdan beni zopalayan o "imama" canı gönülden teşekkürlerimi bildirmeyi bir borç bilirim.. sonsuz TEŞEKKÜRLER SANA !!! =))

Tıpkı Ace of Spades ' te Motorhead 'in dediği gibi ..

If you like to gamble, I tell you I'm your man
You win some, lose some, ALL THE SAME TO ME!!
The pleasure is to play, makes no difference what you say
I don't share your greed, the only card I need is the ACE OF SPADES!
ACE OF SPADES!
Playing for the high one, dancing with the DEVIL
Going with the flow, it's all a game to me
Seven or eleven, snake eyes watching you
Double up or quit, double stake or split, the Ace of Spades
the ACE OF SPADES!
You know I'm born to lose, and gambling's for fools
But THAT'S THE WAY I LIKE IT BABY
I DON'T WANNA LIVE FOREVER!!!

KOPSUN KAFALAR !!!!

https://www.youtube.com/watch?v=_vvp8G44PNA
"Hayatım süresince boyum kadar kitap yazdım ama beni sevmeyenler buna da mazeret bulup -onun zaten boyu kısaydı- diyebilirler."

Etkinlik gibi etkinlik değil mi ama! Herkes Aziz Nesin okuyor, biraz daha iyi tanıyacaklar O'nu ve ideolojisini. Çoğumuz O'na Aziz Nesin deriz, iyi bilenler ise Bahri Filefil, Berdi Birdirbir, Fettane Şatifil, Kerami Pestenkerani, Kerim Kihkih ve daha niceleriyle anar ustayı. Sevenlere sevmeyenlere, bilenlere bilmeyenlere yazıyorum bu incelemeyi o halde.
"Bir gün bu ülkenin başucuna bir not yanağına da bir öpücük kondurup gideceğim. Çok tatlı uyuyordun uyandırmaya kıyamadım diyeceğim."
Bunlar daha ne ki! Aziz Nesin sözlerinden daha fazlası, düşüncelerinden daha dev. Yeri hep ayrı, en özel, en özlenenlerden.

Birçok eserini gülerek okuyor bizim nesil. Ama sadece gülmek değil o eserlerin amacı. Bir parça da düşündürüyorsa ne mutlu o eserleri yazana. "Şimdiki Çocuklar Harika" da böyle bir eser işte. Okuyanlar iki çocuğun birbirine yazdığı mektuplarla karşılaşsalar da yazılma amacı bunlardan daha fazlası. Ahmet ve Zeynep; ailelerinden, arkadaşlarından, öğretmenlerinden, okuldaki anılarından bahsediyor birbirlerine. Çok masumlar, çünkü çocuk onlar. Ne duyarlarsa, ne görürlerse onu yazıyorlar. Öğretmenleri "unutun eski bilgilerinizi" diyor ve unutuyorlar. Babaları "ben küçükken okul birincisiydim" diyor ve inanıyorlar. Ezberliyorlar, öğrenmiyorlar. Aile ilişkilerini sorgulamaya başlıyorlar.

Bir mektupta vicdan azabı konusunu konuşuyor iki arkadaş ve şunu söylüyor Ahmet'in bir arkadaşı; "Bu vicdan azabı denilen şeyi hiç kimse kendisi hatırlamıyor. Herkes, başkalarının çekmeleri gereken vicdan azabını biliyor."
Ne kadar derin, ne anlamlı bir cümle. Çocuk oluyor yazarken Aziz Nesin, onların gözünden anlatıyor vicdan azabını. Onların gözüyle görüyor anneleri babaları, öğretmenleri onlar gibi yargılıyor. Acı bir durum da şu ki, bu kitap 1967 yılında yayınlanıyor ve eğitim sistemi de aile ilişkileri de hâlâ aynı. Demek ki yıllar geçmiş ama düzen aynı düzen.

Bir yerde de Zeynep tarafından soru yöneltiliyor Ahmet'e. Ve şu an bile utanıyorum bunu yazmaktan ben. "Kız olmak, daha doğuştan bir şanssızlık mı? Sen erkek olduğun için, doğuştan şanslı sayılırsın. Bu konuda senin ne düşündüğünü öğrenmek isterim."
Kadın-erkek eşitliğinin daha çocukken aşılanmaya başladığının kanıtı değil de nedir bu? Yazı yazarsın, "adam gibi yaz" diyen çıkar. Düzgün yaz demek varken bu cinsiyet kavramını kullanırlar. Tarihten bahsederler "insanoğlunun yıllardır..." diye başlarlar. İnsanlığın demek yine zor gelir. Bunları bir de çocukların yanında konuşurlar. Erkek çocuk doğunca ziyafet veren Zeynep'in babası da bir örnek olsun anlatmak istediklerime.

Kitabın girişinde çocukların ailelerinden beklentileri, anne ve babalarında olmasını istedikleri ve istemedikleri özellikleri okuyoruz. Hepsini okurken hak verdim çocuklara. Çocuklarının sorularına cevap vermeyen büyükler, bunun nedenini soran çocuğunuza "sen anlamazsın, büyü de gel" derseniz ilerde birer birey olan çocuklarınız da kendi evlatlarına sizden gördüğü muameleyi yapacaktır. Geleceği değiştirmek ellerinizde.

Ömrüne Sığmayan Adam sergisinde görmüştüm notlarını, el yazılarını, arşivlerini, biriktirdiği eşyalarını Aziz Nesin'in. Markopaşa'yı, Sabahattin Ali ile geçirdiği günlerden kalan anılarını okumuş ve hep hüzünlenmiştim. Soyadının öyküsünü, politik söylemlerini, Atatürk aşkını dinlemiştim geriye kalan videolarından. Sevmeyenler, anlamaya çalışın Aziz Nesin'i. Kulak verin cümlelerine, hatta hak verin korkmayın. Bence Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz ile başlayın, bürokrasi krizini okuyun ve Yaşar'ın başından geçenlerin sizin de başınızdan geçmiş olduğunu görün. Sonra "Sizin Memlekette Eşek Yok Mu" ile devam edin, bakın görün gerisi nasıl geliyor.

Uzun oldu, güzel oldu. Daha çok sevdim bu kez yazdıklarımı. Sevdiğin birini yazmak böyle bir şey...

Benzer kitaplar

Şimdiki Çocuklar Harika ...Ilkokula giden iki öğrencinin gözünden anne ,baba,öğretmen vs.yetiskinlere bakışını konu alan mektuplasmalarindan oluşur ...

Not :Bu yazdıklarım inceleme gibi değildir .Sadece sıcağı sıcağına kitabın ben de bıraktığı izleri daha iyi anlayabilmeniz için 4 yaşındaki yavruma annesinin mektubudur :)


****ÇocukIar, göremeyeceğimiz bir zamana gönderdiğimiz, canIı mesajIardır. NeiI Postman

Sevgili yavrum,

Mektubunu aldim.Kimi zaman tebessüm ettim,kimi zaman hüzünlendim ,kimi zaman da kızdım kendime ...Insanın kendisini görmesi için bir ayna şart imiş .Her bir mektubun davranislarima birer ayna olarak yüzüme şamar gibi yansıdı ...


Ah be evladım .Şuan sen çok küçüksün.Bir gün sen de buyuyeceksin.Sen de anne veya baba olacaksın günün birinde .Benim de seninle birlikte büyüdüğümü ,olgunlastigimi o zaman anlamış olacaksın .Her yetişkin nasıl ki içinde bir çocuk barindiriyorsa,sen de geleceğin bir yetiskinisin benim gözümde .Biz yetişkinler geride bıraktığımız çocukluk çağını hiç yaşamamış gibi çocuklarımızı yetiştirmeye çalışırız .Onlara istemsizce çocuk gibi değil de yetişkin gibi muamele ederiz.Halbuki senin de belirtigin gibi her çağın ayrı ayrı güzelliği var.Bir daha bu çocukluk dönemini istese de yaşayamıyor insan .Doyasıya ,içi içine sigmamacasina vaktinde yaşamak var her şeyi ...



Sana bir anımı anlatayım.Ben dahil üç kardeşimin arasında birer yaş var .Dolayısıyla annem bizi büyütürken çok zorlanmis.Evin işine gücüne yetisememekten sinirli bir insan olup çıkmıştı .Biz ilkokula gitmeye başladığımız zaman eve dönmeye korkardik ablamla.Annem çok titiz bir insan aynı zamanda .Patlamaya hazır mısır gibi :) her an beklemede.Akşam olunca babam işten döndüğünde, annem bizim yapmış olduğumuz yaramazliklari rapor olarak babama verirdi .Eyvah eyvah şimdi esas merasim başlıyor diye düşünürdüm .Babam neden böyle yapıyorsunuz ,annenizin yükü ağır,annenizi neden üzüyorsunuz diye sorunca ...Baba biz her gün okula gidiyoruz .Zaten okula yeni başladığımız için yeni arkadaşlıklar,
öğretmenimiz vs. iletişim noktasında oldukça yabancılık çekiyoruz .Bir an önce eve gelip nefes almak ,mutlu şirin yuvamıza kavuşmanın özlemini taşırken birden "annem" geliyor aklıma.Yine sinirlenecek ,yine bağıracak,yine kızacak ...Biliyor musun artık eve gelmek istemiyorum.Gidecek yerim de yok.Çok huzursuzum .Biliyor musun yavrum bunları babama söyledikten sonra babam annemle konuşmus.Annem çok üzülmüş.Yavrularimin böyle düşündüğünü hiç düşünmemiştim .
Elimde olmadan onların küçücük kalplerini paramparça etmişim.Mutluluk hayallerini yakıp yikmisim diye hıçkıra hıçkıra ağlamış.Ondan sonra annemin bize karşı davranışları iyileşmeye başladı .Bazen duymak gerekiyor işte demekki güzel yavrum İnsan kendisini göremiyor iletişim şart ,ayna şart !!!



Şimdi çok küçüksün yavrum .Büyüdüğün zaman içindeki küçük çocuğu görebilmek mesele .İşte şimdi ben de anneyim .Annelik kolay bir şey değil ki yavrum.Anneliğin bir eğitimi yok ki öncesinde dersine hazırlanıp sınavını başarıyla atlatalım.Benim öğretmenim sensin.Seninle ağaçların ,yaprakların ,
çiçeklerin farkına vardım ben de.Yapraklarin üstünde neşeli neşeli çatır çutur sesleri eşliğinde dans edisinle kalbimin tıkalı yollarını açtın.Sen yaşama dokundukça ilmek ilmek sevgiyle dokudun yüreğimi de.Babaannenle vedalastigin o gün anne kalbim ağrıyor ,çok üzülüyorum diye dudak buktugunde ;benim de yüreğim kat be kat ezildi .Bilgiç tavirlarinla dediğim bir şey kafana yatmadiginda anne,
sacmaliklarindan bıktım dedin,nerden buluyorsun bu cümleleri diye hayret edip,içten içe tebessüm ettirdin . Hayatın akışı içinde bana bu yolculukta eşlik eden ,yol gösteren sensin .Doğduğundan beri yüreğim artık dışarda ,seninle nefesinle birlikte atıyor elimde değil ki be güzel yavrum.Şimdi dediğim gibi çok küçüksün.Bir gün kendini daha önce yargiladigin ,ayipladigin belki de kinadigin şeyi yaparken bulacaksın .Çünkü başına gelmeden önce yargılamak çok kolaydır .Tecrübe etmek ise bambaşka. Ne olursa olsun şu sözümü animsa; büyüdüğünde göğüs kafesindeki o çocuk kalbe her zaman kulak vermelisin.
Hislerine odaklanmalisin, o zaman belki yanlislarimizi aza indirgemek mümkün olabilir .


Geçen gün sana bağırdığımda ağlayarak neden bağırıyorsun annecim diyerek gözyaşların benim kalbimi yaktiginda ;
Oğlum bagirmiyorum sadece bir an yüksek sesle konuşmak zorunda kaldım ,dediğimde nasıl da tebessüm etmiştin.Kıyamam yavrum o gözyaşlarına ...Yine bir gün olumsuz bir davranışın için sana sinirlendiğimde ;annecim sen bana kızmıyorsun ,benim yaptığım davranışa kızıyorsun değil mi diye sormuştun .Oysa her defasında niyetimin seni üzmek değil beni üzen şeyin ,yaptığın olumsuz davranışının altını çizmek olduğunu söyleyen bir anne olarak tebessüm ettim .Nasıl da unutmamışsın , hafizana kaydetmissin ,hayret ettim .Yine söylüyorum yavrum ;yavrum diyorum özellikle bu şekilde hitap etmem çok hoşuna gidiyor bunun farkındayım .
Ben seni sen olduğun için seviyorum.
Canımsın .Ben ne kadar coksam sende ,sen de o kadar coksun içimde.Seni unuttuğum ,
kırdığım ,ihmal ettiğim yerlerden hatırlamaya başlayacağım ,hatalarımı telafi edeceğim inş .Sen benim gönlümde yeserttigim çiçeğimsin.Senin solmana,kurumana gönlüm razı olur mu hiç ?...Iyi ki varsın yavrum.

Erhan Bey'den hatıra :) https://www.youtube.com/watch?v=yERildSsWxM

Keyifli okumalar...
ŞİMDİKİ ÇOCUKLAR HARİKA…
Onbir yaşında bir oğlum var. Tüm ebeveynlerin yaşadığı gibi bende sıklıkla oğlumla iletişim problemi yaşıyorum . Hele de ergenlikle çocukluk arasında olan bu yaşlarda birbirimize çemkirme durumları da olmuyor diyemiycem:))) Hangi anne-çocuk arasında olmaz ki! Onu anlayabilmek ,aramızdaki bağı koparmadan ona doğruyu göstermek en temel amacım . Sürekli kurallar koyan onun karşısında bir anne olmak istemiyorum ,vıcık vıcık arkadaşımmış gibi nerde duracağını bilmeyen bir çocuk da istemiyorum… Hal böyle olunca kitaplar imdadıma yetişiyor. Bu kitabı da yine böyle bir cinnet anımda okumaya karar verdim. Kitabın ilk cümleleri çok dikkatimi çekti.
________________________________________________
“ Ben,terbiyeyi,terbiyesizlerden öğrendim.(Ebül’ald Ma’ari 973-1057)”
_________________________________________________

Alıntılarla başlamış olan kitabın önsözü de yine tamda şimdi okursam çok fayda sağlayacağını doğrular nitelikteydi. Orada “çocukların nasıl ebeveynleri olmasını istediklerinden” bahsetmesi daha da kitaba yaklaştırdı.”Her üç çocuktan biri annesinden memnun değil” cümlesini görmek eyvah eyvah ya o üç çocuktan biri benim oğlumsa diye sormadan edemedim…

Oğluma faydalı olur diye okumaya başladığım kitapta kendi çocukluğumdan anlar bulmak çok ama çok mutlu etti. İki okul arkadaşının başka şehirlerde yaşamalarından dolayı arkadaşlıklarını sürdürmek adına mektuplaşmaya başlamaları,mektubu ne kadar özlediğimi hatırlattı… Benimde mektup arkadaşlarım vardı , hala saklarım mektuplarını. Ve kartpostallar :) yılbaşında,bayramlarda uzaktaki tanıdık ve akrabalara gönderirdik ve onlardan gelenleri saklardık… Güzel günlerdi…

_________________________________________________
http://www.nkfu.com/...artpostal-resimleri/
resimler sizinde yüzünüzü aydınlatacak…
__________________________________________________
Mektupları okurken çoğunlukla gülmekten koptum resmen … Gergin bir anımda başlayıp böyle komik hikayeler okumak çok iyi geldi. Güldüm gülmesine ama çokça da düşündüm … Aziz Nesin demek bu demek zaten! Çok klişe belki ama Gülerken düşündürmek her yazarın harcı değil …

En çok da “Şimdiki Çocuklar Harika” başlığındaki mektuba güldüm :) Öyle eğlenceli bir kitap ki oğlumun da okumasını sağlayacağım .Kitap okumayı sevmeyen çocuklara kitabı sevdirecek nitelikte.

Aradığını buldun mu? Sorularını duyar gibiyim. Evet aradığımı ve daha fazlasını buldum. Tabi ki çocuk yetiştirme el kitabı değil. Bence hiçbir kitap tek başına yeterli olmaz.Her kitap başka bir şey katar.

Şimdiki çocuklar harika diyince kendi çocukluğuma gittim demiştim. Öyle tek başıma gitmeye niyetim yok :)) hadi linklere tıklayın da beraber gidelim:))

https://www.youtube.com/watch?v=aq4B9N4rTfQ
https://www.youtube.com/watch?v=N_ibwhjT_hg
_____________________________________________________
Aziz Nesin’le tanışmamı sağlayan değerli işsiz arkadaşım :))) Tuco Herrera ‘ ya tekrar teşekkür ederim . Tanıştırdığından beri tüm kitaplarını okuma isteği duydum. Düşündüm de bir Aziz Nesin etkinliği olsa ne güzel olurdu dedim. Kendisi de düşünüyormuş ki değerlendirdi isteğimi ve etkinlikle birlikte yazarla tanıştıktan sonra diğer kitaplarını da okuma fırsatı doğdu bana… Etkinlik henüz başlamadı ama heyecanımdan biran önce başladım. Bir –iki kitapla geçiştirmek niyetinde değilim. Zamanı iyi değerlendirip bol bol Aziz Nesin okuyup 36 yıllık açığı kapatmam lazım. Unutmadan yönetmen arkadaş :) NigRa 'ya da çok teşekkür ederim :) etkinlikler kraliçesi diyebiliriz sanırım :))
______________________________________________________
Bu keyifli yolculuğumu okuduğunuz için teşekkür ederim ve Aziz Nesin okumayan kalmasın diye sizleri #28594964 etkinliğe davet ediyorum . Mutlu günler dilerim.
ŞİMDİKİ ÇOCUKLAR HARİKA!
2 çocuğun birbirine yazdığı mektuplar ve onların hayatla ve büyüklerle ilgili düşünceleri. Aziz Nesin Şimdiki Çocuklar Harika demiş ama bizim teknoloji dönemine pek uygun değil maalesef. Çünkü bizim çocuklarımız televizyonda, tablette, telefonda. Etrafıma bakıyorum da daha 3.sınıfa giden çocukların ellerinde son model telefonlar var. Hâl böyle olunca pek harika olamıyor bizim şimdiki çocuklar. Ama kitaptaki bu iki çocuk gerçekten bir harika.
"... içinde bulunduğumuz mutluluğu bilemeyiz. Ancak ondan uzaklaşınca, mutluluk içinde yaşadığımızı anlarız." diyorlar mesela.
Erkek-kadın eşitsizliğine bile değiniyorlar küçücük hallerine bakmadan.
"Kız olmak, daha doğuştan bir şanssızlık mı? Sen erkek olduğun için, doğuştan şanslı sayılırsın." diyor kız erkeğe. Erkek de: "Tarihte biçok büyük önemli kadınlar var. Acaba onlara -Erkek olmak ister misiniz? diye sorulsaydı, erkek olmak isterler miydi? Hiç sanmıyorum. İster kadın, ister erkek olalım, kendi kendimizden memnunsak, şanslıyız demektir. " diye cevap veriyor. Tabii bunlar Aziz Nesin'in sözleri ama çocukların böyle ders niteliğinde muhabbet etmiş olmalarını hayal etmek bile güzel. Hele ki şimdiki çocukları düşününce ayrı bir güzel.
"Büyükler konuşurken küçükler susar.
Ben de sustum." demiş mesela. Ben de susayım o zaman, sevgiler!
Kitabın giriş kısmında ve arka kapağında yazan "Bu romanı salt çocuklar için değil, anababalarla öğretmenler için de yazdım." diyen Aziz Nesin konuyu iyi bir şekilde özetlemiş.

Birbirinden farklı şehirlere ayrılan 2 aynı sınıf öğrencisi Ahmet ve Zeynep'in gözünden hayatlarının önemli konularını mektuplar yazarak birbirlerine anlatımlarıyla başlıyor. Çocukların gözünden öğretmenlerini, anne ve babalarının yaptıkları yanlışları, kendilerini dev aynasında görmeleri, çocukların yaşları küçük diye hiçbirşeyi anlamaz görüşüne sahip olmaları, eğitim düzeninin çocuklara yaptıkları hatalar ve diğerleri...

Okuyunca çoğu zaman gülümseyeceğiniz, biz yetişkinlere ders veren nitelikte mutlaka ama mutlaka okunması gereken bir eser olarak düşünüyorum. Herkese şimdiden iyi okumalar.
Yıllardır Aziz Nesin'i okumamak gibi bir gaflette bulunmuşum,inanılmaz derecede keyif aldım,yer yer güldüm,yer yer ise memleketimden insan manzaralarıyla karşılaştım.

Kitaba eğitici yönüyle bakarsak bir öğretmen olarak kendi adıma dersler çıkardım...Çocukları bence fazla hafife alıyoruz,onlar aslında her şeyin farkındalar ama biz onların farkında olduğunun farkında değilmişiz..onu anladım.

Büyükler kendi yapmadıkları ve uygulamadıkları hiçbir davranışı çocuklarından yapmalarını beklemesinler,zira inandırıcı olmuyor.
Doğumuma 2 hafta kala sitede gezinirken sevgili Tuco Herrera ile denk geldik. Hoşbeş, sohbet derken konu Aziz Nesin etkinliğinden açıldı. Doğuma bu kadar kısa bir zaman kala etkinliğe girişmek istemiyordum ama Tuco'nun gazı ile bir baktım ki kitaplıkta okunmamış Aziz Nesin kitabı arıyorum =) İyi ki de denk gelmişiz ve bu etkinliği kaçırmamışım. Tamamen rastlantı sonucu elimdeki okunmamış tek Aziz Nesin kitabı olan "Şimdiki Çocuklar Harika" yı okumaya başladım.

Bu arada bizim ufaklık aceleci çıktı. Bir hafta erken katıldı hayatımıza :)
Yeni doğmuş bir bebek ile uykusuz gecelerde gözlerimden uyku akarken uyuyamayıp, bebişin uyumasını beklerken elimde hep bu kitap vardı.
Nasıl da güzel denk geldi. Yeni anne olmuş biri olarak büyük ustadan yolun başında o kadar güzel dersler, tavsiyeler aldım ki, kendimi çok şanslı hissediyorum.

Kitabın ilk sayfalarında ilkokul çocuklarına sorulan sorular ve çocukların verdikleri cevaplara çok şaşırdım. O yaşta çocukların annelerinin dış görünüşüne, kültür birikimine bu denli dikkat ettiğini aklımın ucundan geçirmezdim.
Bir de çocuklara nasıl bir anne modeli sunuyorsak neredeyse tüm çocuklar sinirli olmayan anne istiyor :)

Kitabın giriş kısmında ustanın ''Bu romanı, salt çocuklar için değil, anababalarla öğretmenler için de yazdım '' cümlesi takdir edilesi. Çünkü bir çocuğun hayatını, tarzını, düşüncelerini en çok etkileyen kişiler bunlar. Bilinçli olmak lazım. Yaptım oldu mantığıyla çocuk yetişmiyor. Hayata saf ve temiz bir varlık getiriyorsun. Onu kirletmeden, elinden geldiğince en güzel şekilde ilk eğitimini vermek ebeveynlerin görevi. Öğretmen de okul çağında bu eğitimi destekleyen en önemli unsur.
Çocuğun dilinden anlamak lazım. Sevgili Aziz Nesin'in dediği gibi çocukla herşey konuşulur. Önemli olan üslup, anlatım şekli.
Yani demem o ki; çocuklarınızı küçümsemeyin. "Bu yaşta o ne anlar" demekten, "aklı ermez bu yaşta" söylemlerinden vazgeçin.

Kendinize ve yavrunuza güvenin :) Hayat onlarla daha güzel ve anlamlı.
"Mizah, dünyamızı gülünç olmaktan kurtarır." kitapta Aziz Nesin'in yapmaya çalıştığı da bu galiba. Aziz Nesin diğer adıyla Mehmet Nusret, kendisini pek sevdiğim söylenemez, fikirlerinden de hazetmem. Ama yazılmış, emek verilmiş hele ki ortaya çıkmış güzel bir eser varsa gerisi teferruat o okunur, okunmalı. Türkiye'de mizah yazarlığı dendiğinde akla ilk gelen isim Aziz Nesin ve galiba en iyi kitabı da bu, incelemelerde sık sık karşılaştığım için okumak istedim ve iyi ki de okumuşum. Bana çocukluğumu hatırlattı ve bol bol da güldürdü.
Kitap, Zeynep ve Ahmet isimli iki çocuğun mektuplaşması şeklinde yazılmış. Mektuplarda başlarına gelenleri, yaşadıklarını anlatıyorlar. Çocukların gözüyle, büyükleri yani kendimizi görüyoruz, çok iyi bir mizahla beraber çok iyi de bir eleştiri var büyüklere karşı. Bu yüzden olsa gerek Aziz Nesin bu kitabı müstear isimle çocuk romanları yarışmasına gönderiyor ama yarışmada dereceye bile giremiyor. Kitap bu arada harbiden güldürüyor, en azından gülümsettiği çok yer var.
Aziz Nesin, kitabın sonunda çocuklara yazdığı mektupta çok güzel bir şey söylüyor; "büyümüş insanlarla, kendi çocuklukları arasında, belki bin, belki ikibin yıllık bir zaman farkı vardır. Onun için biz büyümüşler kendi çocukluğumuzu unuturuz." Ya bu çok güzel bir şey ben de bunu söyler dururum, çocuktum bir ara ben sen de öyle, evet hatırladığım olaylar var ama o zamanki düşüncelerimi, duygularımı hatırlayamıyorum, Aziz Nesin'in bahsettiği uzaklık bu işte ve bu çok kötü bir şey.
Bir öğretmen olarak bu kitabı her ilkokul öğretmeninin ve ebeveynin okuması gerektiğini düşünüyorum. Aziz Nesin'in kaleminden çocukların yazdığı mektuplar. Bir yetişkin yazmış, çocuklar adına; ne kadar da doğru gözlemlemiş, doğru hissetmiş ve düşünmüş. Zaman zaman kendi çocukluğuma dönüp arkadaşlarıma yazdığım mektuplar geldi aklıma. Aziz Nesin'in her zamanki gibi güldürürken düşündüren üslubuyla yazdığı bu kitabı keyifle okuyacaksınız.
Bir kitabı okuyabilmek için, ilk önce o yazar ve kitap hakkındaki önyargılarınızı bir kenara koymanız gerekir.
Aziz Nesin'in kaleminden, iki beşinci sınıf öğrencisi çocuğun Ankara ve İstanbul'dan birbirlerine mektup yazması, benim ilgimi çok çekmişti. Yıl, 1960'lar... Birbirlerini çok seven iki arkadaş, kardeşçe mektuplaşıyorlar. Kimi zaman konu yetişkinler oluyor, kimi zaman; evren. Latifeler bir yana, üzücü olaylar da baş gösteriyor. Bir çocuğun iç dünyasını çok iyi anlayabilirsiniz bu kitapta. O zaman anlaşılır belki, yetişkinlerin de bir zamanlar çocuk olduğu. Aynı duyguları paylaştığı... İşte o zaman anlaşılıyor ki, kelimeler ne mânâlı, ne kadar da güzel anlatabilir bir çocuğu.
Belki; siz de unuttunuz çocukluğunuzu. Ya da kitaplarla yaşatıyorsunuz. Eğer bir defa daha çocuklarla tanışmak isterseniz buyrun: Şimdiki çocuklar harika...
ÇOCUKLARIN SAVUNMA KİTABI
“Yaptığım ankette çocukların yüzde 80’i sarışın anne istiyor, bunun sebebi olarak çocukların sarışın anneleri yumuşak olarak kabul etmeleri gösterilebilir. Birçok öğrenci de annelerinin sinirli olmamasını istiyor. Bunun yanında öğrenciler bilhassa alkol alan ve sigara içen anne istememektedir.”

Bu kitabı okuduktan sonra aile gelişimi, mutluluğu ve huzuru için yazılmış sosyal gelişim kitaplarının yalan olduğunu anladım, anlamalısınız. Yukarıda verdiğim örnek mesala. Aynısı şu aile kitaplarında yazmıyor mu? Alın size mutlu ailenin anahtarı: “çocuk”. Belki çocuk küçük olabilir ama siz çocuğunuza sormak yerine gidip bilmem kim doktoruna soruyorsunuz. Bu da çocukların kayda alınmamasından bir örnek. Gerçekten çok güzel bir kitap ve çokta güzel şeylere değinmiş.

Her zaman çocukların olduğu kitaplar 1000k da okunmuştur. Şeker Portakalı ,Küçük Prens vs vs. ve o kadar okunmuşlar ki. Çocuklar her şeyi güzelleştiriyor siz fark etmiyorsunuz… Kitap çocukların gözünde siz büyükleri anlatıyor. Bilmem efendim nesil böyle olursa gelecek Türkiyeyi düşünemiyorum. Şu kitabı okuyup utanmanızı istiyorum sizden. Siz alkol, sigara içerken bir çocuğun yaramazlığına kızıyorsunuz. Siz bir çocuğa kırıcı sözler, şiddet uygularken neden arkadaşını vurduğuna kızıyorsunuz. İŞTE. Çocuklarda bu kitapta ondan bahsediyor, yakınıyor.

Ben bu kitabı Aziz Nesinin yazdığını düşünmüyorum. Bu kitabı çocuklar yazdı. Ve çokta başarılı değilmiler ? Bir çocukların büyüklere başkaldırı kitabı. Nede olsa çocuklar siz büyüklere bunları söyleyemez. Siz onları değil döversiniz. Onların gücü, kalpleri yetmez. Şefkatleri ağır basar. Zaten kitapta da Aziz Nesin belirtmiş. Belki sizin çocuğunuzdur diye.

Muhteşem , Dehşet yazılmış bir kitap. Kitabı okurken ben bile cesaretlendim düşünün siz artık.O özgüveni hissettim kendimde. İlk iş bu kitabı anneme babama okutucam… kitap çocuklara değilde siz büyüklere yazılmış bir kitap. Hatta gönderme. Hak ettiğiniz bir gönderme. Bu dediklerim her büyük için geçerli değil. Hiçbir büyüğün yapmaması dileğiyle…
"Çocuklara daha iyi bir dünya bırakmak yerine,
dünyaya daha iyi çocuklar bıraksanız,
sorun kendiliğinden çözülecek aslında."
Yaşlarınız küçük diye hiçbir gerçeğin sizlerden saklı kalmasından yana değilim. Çocukların anlayamayacakları sorun yoktur. Olsa olsa, dinleyenlerin yaşlarına göre, konuların anlatılış biçimi değişebilir.
-Adını sorunca iki dakika düşünüp söyleyen dahi olur mu hiç?
-Dahiliğinden öyle yapıyor. Babası öyle öğretmiş. "Adın bile sorulsa, düşünmeden söyleme" demiş. Çünkü dahiler hep düşünürmüş.
Aziz Nesin
Sayfa 86 - Adam Yayınları
"İşte en canımı sıkan cevap da budur. Bizi, hiçbir şeyden anlamaz sanıyorlar."
Aziz Nesin
Sayfa 82 - Nesin Yayınevi
Kız ya da erkek doğmanın bir şans olup olmadığını hiç düşünmemiştim. Bu soruyu babama sordum. Bana uzun bir konferans çekti. Özet olarak dedikleri şu : İnsan ancak kadın ve erkek olarak bütünlenir.
-Peki baba, kadın olmak ister miydin ? diye sordum.
Birden sesini yükseltti
- Ne münasebet ? dedi
Sanki böyle bir ihtimal varmış gibi soruma sinirlendi
Oysa aynı soruyu anneme sorduğum zaman,annem içini çekti
-Erkek olsaydım!..dedi.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Şimdiki Çocuklar Harika
Baskı tarihi:
Ekim 2013
Sayfa sayısı:
206
ISBN:
9789759038455
Kitabın türü:
Yayınevi:
Nesin Yayınevi
Bu romanda, çocukların gözüyle büyüklerin nasıl göründüğü anlatılıyor.
Bu romanda, çocuklar anababalarını, öğretmenlerini ve büyüklerini eleştiriyor.
Bu roman, çocuk eğitiminde gerekli sanılan, günümüzde geçerli birtakım değer yargılarının yanlışlığını anlatıyor.
Bu roman, çocukların büyüklerine karşı haklarını ve kendilerini savunmalarıdır.
Bu romanı, salt çocuklar için değil, anababalarla öğretmenler için de yazdım.
Aziz Nesin

Kitabı okuyanlar 1.820 okur

  • Rolf Taika
  • Sena Duman
  • Zeynep Hilal DAĞ
  • Azra Kaya
  • Döne Kahveci
  • AYŞE EVREM KAVAKLI
  • Şevval
  • Necla Zân
  • İbrahim Abanoz
  • Mehmet Sadık

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%5.7
14-17 Yaş
%9.2
18-24 Yaş
%20.2
25-34 Yaş
%25.8
35-44 Yaş
%25.5
45-54 Yaş
%10.7
55-64 Yaş
%1.2
65+ Yaş
%1.6

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%75.3
Erkek
%24.7

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%37.2 (173)
9
%21.5 (100)
8
%22.4 (104)
7
%11.6 (54)
6
%4.1 (19)
5
%2.4 (11)
4
%0.6 (3)
3
%0.2 (1)
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları