Adı:
Bay Düdük
Baskı tarihi:
Mart 2005
Sayfa sayısı:
135
Format:
Karton kapak
ISBN:
9759038129
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Nesin Yayınları
Baskılar:
Bay Düdük
Bay Düdük
Maçtan çıktık. Musa, fır fır öttürüp bize yol açıyor.
Düzlüğe çıkınca,
-Arabaya binelim dedi.

Binelim binmesine, ama nasıl bineceğiz? Ben diyeyim
beşyüz kişi, siz deyin bin kişi, araba, otobüs bekliyor.
Bir boş araba geldi mi, yüz kişi birden koşuyor.

-Bize iki günde sıra gelmez.
Musa,
-Sen dur! Dedi.

Önümüzden bir taksi gerçekten, cebinden düdüğü çıkarıp
fıır fıır öttürdü. Düdüğü öttürmesine, hızla giden taksi
döndü, geldi önümüzde durdu. Biz taksiye bindik. İşin
şaşılacak yanı, boş arabaya saldırmadı. Arabada,
-Ulan Musa, yoksa sen trafik müdürü mü oldun? Dedim.
Parmağını dudağına götürüp "sus" işareti yaptı.
Nişantaşıda taksiden indik. Musa cüzdana davrandı.
Şoför:
-Ayağını öpeyim, para istemez kurban olayım... Para
almadı.
-Şoför tanıdık mı? Dedim.
- Yoo..dedi.
-Ulan Musa, yoksa sen polis müdürü mü oldun?
Aziz Nesin’in kitapları güldürürken düş… gibi klişelere elbette girmeyeceğim. Doğrusu kimdir, nedir, ne değildir bilmem. Ayrıntılı tanımam da kendisini. İşte sağdan soldan duyduklarım var, düşündürüyormuş, güldürüyormuş, inançsızmış falan filan. Şu an pek bir sahipleniliyor. Baba diyenler var, üstat diyenler var. Var da var yani.

Merak ettiğim bazı ihtimaller var benimde ve bilhassa kendi başıma net yanıtlara ulaşamıyorum. Belki siz yardımcı olursunuz... Mesela, adam günümüzde yaşamış olsaydı da sevilen siyasetçilere birkaç kelam etseydi ne olurdu? Yahut güzel Müslüman kardeşlerim; Aziz Nesin’in çıkıp da 40 da 1 zekât veren adama bunak dediğini duysalardı ne derlerdi? Doğrusu vatan haini mi ilan edilmezdi yoksa şeytan gibi deccal gibi isimlerle mi bağdaştırılmazdı ben kestiremiyorum.

İlk iki paragraf okunduğunda Aziz Nesin’e sallıyorum gibi geliyor değil mi? Peki işin aslı gerçekten öyle mi yoksa sorun, bizim algılayıcılarımızın bozulmuş olmasında mı yahut anlatılmak isteneni doğru kavramamamızda mı?

Aziz Nesin’in anlattığı karakterler de böyledir; hep önyargı sahibidir, aynı şey başına gelene değin anlamaz. Pek tabi kitaptan bir hikâye ile örnekleyeyim; Arif Bey’in polislerce fişlenen insanları suçlu addedip ardından adının Pezevenk Arif’e çıkması gibi. Esasen iş işten geçmiştir, ne yapsa kar etmez, anlatır… dili damağı kuruyana değin, nefesi kesilene değin, inanmayacaklarını bilip, bilmezden gelip inanmalarını umarak anlayacakları ana değin devam eder. Eder etmesine ama onu dinleyenler bıyık altından gülerek, bak sen şu Pezevenk Arif’e diye dalga geçerler.

Öyleyse ikinci paragrafa hemen bir flashback yapıp; “40 da 1 zekât” olayında zekât veren adama neden bunak dediğini irdeleyelim. Dinleyelim hele, sahiden de algıladığımız gibi mi söylemiş yoksa daha farklı olaylar mı var işin arka planında görelim. Evet Aziz Nesin, hikayesinde biraz kapitalizm eleştirisi yapıyor ve diyor ki Kapitalist yönetimlerde işçiler sömürülür ama aynı işçiler aynı sistemle bizim ülkemizde daha başka sömürülür. Zekât verip, oruç tutup, ağzından Allah kelamını düşürmeyip işçisini sigortasız çalıştıran, hakkını yiyen adamın verdiği zekât bunaklıktır diyor. Manyak adam hem onu yapıp hem de senin zekatla ne işin var diye "Bunak" nitelemesinde bulunuyor, haksız mı? Bence değil, kesinlikle değil.

Gelelim algılarımızın en bozuk olduğu meselelere. Sanki o meselelere hiç dokunulamaz, ilişilemez gibi hep birileri tarafından korunup kollanır. Örneğin; inançsızlık meselesi gibi. Adam inançsızsa yaramaz! Bırak şu atayisti! La ne işin var elin gâvuru ile! (Gâvur olur birden) Belli komünist s..et onu! (Sonradan da komüniste evrilir) gibi söylemlerle insanların girip, bakamayacağı hatta ulaşamayacağı görünmez bir zırhla çevrelerler inançsız adamı. Esasen bunu niye yaparlar diye sorarım hep kendime; nedense o zırh bana hiç işlemez, işlemediğinden de gidip bakarım bu adam ne diyor ki böylesine linç ediliyor birileri tarafından diye?

Karşılaştığım cevap ise hep gerçekler olur Kim gerçekleri söylüyor, doğruyu haykırıyor, ezilmişleri savunuyor, haklının yanında haksızın karşısında ise linç ediliyor, yok ediliyor ve ayrıştırılıyor; inançsız, ateist, komünist… diye.

Aziz Nesin’in anlattığı, sorguladığı, fark ettirmeye çalıştığı gerçekler geçmişten günümüze ülkemizin kanayan yaraları olduğundan benim yazacaklarımın bütünü bu kadar olmayıp daha fazla uzatmanın ve okuyanları sıkmanın da anlamını görmediğimden burada kesiyorum.

İncelemeyi ikisine ithaf ediyorum ve okuyan herkese teşekkür ediyorum. Keyifli okumalar dilerim.
Herkese Selam =)

SPOİLER denen şey'den içerir


Yine pazar sabahı ve yine bir Aziz Nesin kitabı. "Bay düdük" Gerçekten güzel isim değil mi ?
•••••••••••••••••••••••••
Bu kitap #28388406 etkinliği vesileyle okuduğum ikinci Aziz Nesin kitabı. Okuduğum ilk kitap "Koltuk" eseri idi ve o verdiği hissiyat bakımından bu kitaptan daha iyi diyebilirim.
•••••••••••••••••••••••••

Bu kitabı okuduğum süreçte yazarı Aziz Nesin'in hayatını araştırdım. Ve bir bilgi birikimim ve fikrim oluştu ama fikirlerimi burada paylaşmayacağım ama size tavsiyem eğer ki “Aziz Nesin'i yeni yeni tanıyıp ilk defa okuyorsanız ya da okuyacaksınız mutlaka hayatını araştırın, tüm yönleriyle”
Her neyse esere geçelim.
•••••••••••••••••••••••••
Bay düdük eseri Bay düdük hikayesi ile başlayıp için de on beş kısa öykü bulunduran bir eser. Bu kitabı okurken yine güldürdü bizi Aziz Babaaaaa :)))
#29020332
#29020983

Bazen ise geçmişe ait bazı gerçekler gösterdi bize ;
#29076873

Kitabın en son öyküsü ise "Fişe giren çıkamaz" benim için ayrı bir öneme sahip hikayede polislerce fişlenen kişiler mevcut bu kişilere sabıkalı diyebiliriz ve polisler bu fişledikleri kişileri iş verene (Arif bey'e) bildiriyor ve Arif Bey ise hiçbir mazeret haklı ya da haklı olmaksızın o işçileri işten çıkartıyor şu önyargıya bak Allah'ım.
Sonra ise bir olay'dan ötürü Arif Bey haksız olarak fişleniyor ve işten çıkmasa da o çıkarttıkları işçilerin durumuna düşüyor. Herkese haksız yere fişlenidiğini anlatsa da nafile.
İşte Aziz Nesin'nin dilini bu yüzden seviyorum adam gerçekleri ve gerçek olaylar'ı konu alıyor ve bunu hem mizahi hem de bilgilendirici bir yolla, ince bir zeka ile eserlerine işliyor.
•••••••••••••••••••••••••
Yazımı Aziz Nesin'in çok sevdiğim bir sözü ile bitirmek istiyorum;

"Hayatım süresince boyum kadar kitap yazdım ama beni sevmeyenler buna da mazeret bulup 'onun zaten boyu kısaydı' diyebilirler.”

Sağlıcakla kalın =)
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (15.241 Oy)18.981 beğeni43.168 okunma2.976 alıntı182.013 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (8.510 Oy)8.791 beğeni28.553 okunma819 alıntı138.891 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (10.670 Oy)13.359 beğeni34.366 okunma3.376 alıntı145.349 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (9.231 Oy)9.197 beğeni25.454 okunma1.779 alıntı117.920 gösterim
  • Hayvan Çiftliği
    8.9/10 (7.417 Oy)7.989 beğeni22.651 okunma826 alıntı89.201 gösterim
  • Fareler ve İnsanlar
    8.6/10 (5.632 Oy)5.737 beğeni19.580 okunma835 alıntı100.596 gösterim
  • Simyacı
    8.6/10 (7.858 Oy)8.808 beğeni26.210 okunma2.640 alıntı114.040 gösterim
  • Şeker Portakalı
    9.0/10 (7.536 Oy)9.040 beğeni25.229 okunma1.559 alıntı125.707 gösterim
  • Suç ve Ceza
    9.1/10 (6.439 Oy)7.836 beğeni21.278 okunma3.972 alıntı128.579 gösterim
  • Olasılıksız
    8.5/10 (6.200 Oy)6.887 beğeni20.108 okunma701 alıntı113.222 gösterim
Aziz Nesin’i okumak!
Aziz Nesin’i anlamak!

Aziz Nesin’i okumadan önce daha doğrusu tanımadan önce hakkında inanılmaz bir ön yargım vardı. Özellikle yeniyetme milliyetçi bir çocuk olarak kulağıma çalınan %60’ımızın aptal oluşunu sindiremiyordum. Ülkemizin geçtiği bir çok döneme şahit olan Aziz Nesin kısa öykülerle önce katıla katıla güldürüyor sonra da ulan gülüyorsun ama adam haklı diyorsun. Devlet dairesinde çalışan biri olaraktan devlet dairesiyle alakalı ne anlatıyorsa bugün de geçerliliğini koruyor. Kitabın ilk sayfası ile son sayfası arasında çok ince bir çizgi var. Başlamanızla bitirmeniz bir oluyor. Çünkü burada siz varsınız! Biz varız! İçinde yaşadığımız Türkiye var! Devlet daireleri! Sadece bize özgü olan anlayışımız, yaklaşımımız!

14 kısa hikayeden oluşan müthiş kitap! Haa! Daha müthişleri de var :) ben daha yolun başındayım. Aziz Nesin okumak hiç bitmesin mi? Bitmesin !!! Rica ediyorum okuyun dostlar...
Yazar, gerçekçi bir mizah anlayışına sahip. Onun mizahi unsurları, içinde yaşadığı toplumu gerçekler üzerine kuruludur.

"Ticaret tatlı iş kardeşim,dedi. Parayı veren malı alamayacağını biliyor. Parayı alan da malı veremeyeceğini biliyor. Ama ne var ki , bir ümit işte..."

Sanatçının mizahının en önemli yanı, anlatacağı olayın komik karakterli olmasından çok halkın olayını yorumlama biçimidir.

Ağlayacak halimize gülen devlet ve hükümet büyüklerini kıyasıya eleştirmiştir.

Aman Ali Bey, size bugün ne oldu? Bütün atasözlerinin altını üstüne getirdiniz. Hasan Bey var ya, şey olmuş duydunuz mu? Ne dersiniz?
- Ne diyeyim? Ayının iyisini armut yer. -Eskisi gibi şiddetli nutuklar vermiyorsunuz. .
- Ne yaparsın... Yoğurttan sütü yanan ağzını üfleyerek içer. Ali Beyin yanında biraz daha kalsam benim de tersim dönecekti.
- Çok teşekkür ederim, Ali Bey. Bana müsaade.
- Dur! dedi, sana hazırladığım yeni eseri göstereyim.
- ismi nedir?
- "Millet, hâkimiyetindir!" Senelerdir Ali Beyin doğru oturup eğri konuşmaktan, politika hayatında, karaya ak, aka kara demekten sahiden tersi döndüğünü anladım.

Yazarı,ilk defa bu kitabıyla tanıdım. İyi ki de tanıdım. Yapıtlarının görünen tarafı komedi iç kısmı ise trajedi olan sanatçının dili akıcı ve anlaşılır.
Bir ömre yüzlerce eser sığdırmış Türk edebiyatının en velut yazarlarındandır Aziz Nesin. Hakkında açılmış onlarca dava, haksız yere hapis yatma ve “bir kesim “ tarafından tecrit edilme... Tüm bunlar onu üretmekten mahrum etmemiş ,aksine kendisi mizah oklarını incelikli eserleri vasıtasıyla muhataplarının benliğine nokta atışıyla isabet ettirmeyi bilmiştir. Yazarımız , mizah ile ilgili görüşlerini ise şöyle dile getirmiştir: “ Mizah deyince halk yararına işlevi olan görevci mizahı anladığımı baştan söylemeliyim. Beni mizah yazarlığına iten etken, o günlü ortamın koşullarında. Kısaca şunu söyleyim :Genellikle yoksunluk ve yoksulluk, yaşamından gelen bir kızgınlık ,öfke bir hınç alma biçimidir mizah...”
Bu görüşleri ışığında, toplam on sekiz öyküden oluşan “Bay Düdük” hakkında birkaç söz söyleyeceğim. Kitabımız , aynı zamanda eserin de adı olan Bay Düdük ile başlıyor bana kalırsa en dikkat çekici öykü de bu. Sebebi ise, öykünün toplumumuzda hiçbir vasfa sahip olmadan bir yolunu bulup işini rayına koyan insanları ve bu insanlara sırf makam mevki korkusundan çanak tutan sevgili insancıklarımızın hazin durumunu anlatması.( Her çağın sorunu değil mi zaten güce tapınmak... )Bu öykü, bir düdüğün -eğer öttürmesini bilirsen -nelere kadir olabileceğini bir çırpıda gözler önüne seriyor. Yine kitabın en dikkat çekici bir diğer hikâyesi olan Yeşil Şapkanın Evrakı , devlet kurumlarında işlerin nasıl “işlemediğini” tam anlamıyla sarcasm denilen acı alay tekniği ile lafı eğip bükmeden , korkmadan cesurca dile getiriyor . Fişe Giren Çıkmaz’da ise bir kere adın polis kaydına geçtiğinde fiziki mahkumiyetten kurtulsan dahi ölene kadar psikolojik mahkumiyetten kurtulamayacağın anlatıyor. -sonuçta , izahı olmayan şeylerin mizahı olur - Aziz Nesin, tüm bunları anlatırken de sade bir üslûp ancak kendine özgü kelimeler kullanıyor. Son olarak ;Türk Edebiyatı çok özel yazarları barındıran koca bir umman , Aziz Nesin de bu sonsuz ummanın en değerli parçalarındandır diyorum. Etkinliği başlatan arkadaşlara teşekkürlerimi sunuyor ve yazımı burada bitiriyorum.
Aziz nesinin okuduğum ilk kitabı çok severek okudum aziz nesin okutuyor ve düşündürüyor okumayan kalmasın sıkılmadan okunabilecek bir kitap.
Memleketinizden gülsem mi ağlasam mı şeklinde manzaralar görmek istiyorsanız tam adresidir Aziz Nesin. Benim Bay Düdük'ü okurken içim acıdı, sinirlendim ama bir yandan da kıs kıs gülesim oldu.

Mesela Uçuruma Gidiyoruz öyküsündeki futbol hakemi meselesinden memleketin mahvolduğunu düşünen adam, Yüce Katına öyküsündeki Reşat Bey, Ez Kurmancım öyküsündeki Cemal Bey şaka olsa... Gülsek ve geçsek. Ama öyle olmuyor , adın gibi biliyorsun bu insanlar gerçek. İşte o sırada kapıdan kafasını uzatıyor güldürürken düşündürme klişesi.

18 öykünün hepsini sevdim hiçbirine burun kıvıramam fakat  Halime'yi Samanlıkta Bastılar ve Ez Kurmancım'ı bir başka sevdim.
Halime'yi Samanlıkta Bastılar'daki hikaye anlatıcısı olan küçük kardeş tipik bir örnektir ülkemiz için. Önyargılı, sabit fikirli, cephe aldıysa bir kere tövbe değiştiremezsin, iyiliği kötülüğü kendine göre yorumlayan, mal düşkünü ama yine de çok güzel insan olduğunu düşünen bir tip. Müslüman olduğu için ne halt ettiğini ve düşündüğünü önemsiz sayarak dünyadaki bütün insanlardan üstün olduğunu düşünen bir kesim var ya, hah işte bu karakter de onlardan.
Sinir bozucu, komik ve gerçek. Olmasa. Nerdee.


••
Aziz Nesin oku kızım. Belki yüz kere duydum bu cümleyi babamdan. Kendisi çok sever, çok okur. Ha sadece bana mı? Öğrencilerine de.Güneydoğuda dünyanın en güzel şehirlerinden birinin ilçesinde, babam okulundaki çocuklara Aziz Nesin okutuyor. Canım. Aziz Nesin adı geçince aklıma babam gelir; elinde kitabı, kaşlar kalkık, yüzünde anlamlı gülümsemelerle trans bir halde okuduğu hali.

Daha çok okumalı Aziz Nesin'i. Kendime ödev.
Aramızda belki Aziz Nesin'in mizah tarzını bilmeyenler vardır. Kısa ve akıcı olarak oluşturduğu kara mizahi hikayelerini toplumu,insanlığı, hayatı eleştiren bir gözle sunar size. Bu hikayeleri arka arkaya okurken, bir de bakarsınız ki kitabı bitirmişsiniz. Ama onu okuduğunuzda keyfiniz yerine gelir, ne çabuk bitti bu kitap dersiniz. Kendi sınıfını, ülkesini anlatır samimi üslubuyla. Bazen eğitimi eleştirir bazen siyaseti. Bazen bir köydeki hayatı anlatır, bazense düdüğün verdiği yetkinin gücünü. Bahsettiği alışkanlıkları, kişilik tiplerini sokağa çıktığınızda hâlâ görebilirsiniz; işportacıda, çiftçide, işçide, öğretmende, doktorda ve diğerlerinde. Güldürürken düşündüren, fazla düşündürürse ülkenin haline ağlatan büyük üstad Aziz Nesin. Özlüyoruz.
Hem güldüren hem düşündüren. Gerçi gülemiyorum bile artık inanın. Aziz Nesin bir kesim için sadece 'ateist,dinsiz' bana göre eğitime önem veren, çocuklar için yaptıkları ile hatırlanacak ve eminim birçok arkadaşım da benimle aynı fikirdedir. Bu kadar tahammülsüz bir topluma ki yakmak isteyecek kadar kin ile doluydu yürekleri, bu güzel eserleri bıraktı bize.

Kitapta birbirinden güzel, okumaya doyamadığım öyküler var. Hepsi mi güzel olur? olur. Güzel bir tanışmamız oldu Aziz'im. İyi ki geçtin bu dünyadan, iyi ki güzel kitaplar kaldı bize.
Aziz Nesin ah Aziz Nesin: kendisine soy adı seçerken Nesin diye soruyor kendine bir şey bulayınca Nesin soy ismini koyduruyor.

Aziz sana ne olduğunu söyleyeyim mi? Bir kere adını içindeki hikayelerden birinden alan Bay Düdük adlı kitabını okumama göre değerlendirecek olursam sen muazzam bir yazarsın. Kitap ne kadar bir hikaye kitabı olsada müthiş eleştirilere yer vermek de . Aynı duyguları Sabahattin Ali'nin Sırça Köşk adlı kitabında da hissetmiştim. Her iki kitapda da gizli eleştiriler olsada bu eleştiriler farklı yöne idi. Sabahattin Ali devlet yoneticilerini eleştirirken Aziz Nesin toplumu eleştirmişti. Dili sade olmakla birlikte gayet anlaşılır  nitelikte olan hikayeleri mutlaka okumanızı tavsiye ederim.
Kitap birbirinden eleştirel ve gerçekçi hikayelerden oluşmakta. Ismini ilk hikayeden almakta. Kitapta toplumda var olan yolsuzluk, adam kayırma, rusvet, hırsızlık vs vs birçok olaya yer verilmiş ve bunlar toplumda genel olarak bulunan orta halli insan gözünden aktarılmış.
Yarı taşlama yarı mizah bir eser diyebilirim. Ayni zamanda açıktan açığa olmasa da zamanının devlet insanlarına da baya bir eleştiri getiriyor.
İçerisinde birbirinden farklı hikayeler ve kahramanları var. Hepsi ülkemizin kanayan yaralarına parmak basan konular içeriyor ve aradan yıllar geçmesine rağmen bu kahramanların halen yaşıyor olması belki de hepimizin ayıbı. Keyif verici güzel kitap
Hiç bir zaman icra memurunun, haciz memurunun evime gelmelerini istemem. Haczedilecek bir şey bulamazlar, insan mahcup olur.
Kadın bir daha, ustaca kımıldadı. Her kımıldayışta eteği biraz daha açılıyor, soluğumuzu kesiyordu.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Bay Düdük
Baskı tarihi:
Mart 2005
Sayfa sayısı:
135
Format:
Karton kapak
ISBN:
9759038129
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Nesin Yayınları
Baskılar:
Bay Düdük
Bay Düdük
Maçtan çıktık. Musa, fır fır öttürüp bize yol açıyor.
Düzlüğe çıkınca,
-Arabaya binelim dedi.

Binelim binmesine, ama nasıl bineceğiz? Ben diyeyim
beşyüz kişi, siz deyin bin kişi, araba, otobüs bekliyor.
Bir boş araba geldi mi, yüz kişi birden koşuyor.

-Bize iki günde sıra gelmez.
Musa,
-Sen dur! Dedi.

Önümüzden bir taksi gerçekten, cebinden düdüğü çıkarıp
fıır fıır öttürdü. Düdüğü öttürmesine, hızla giden taksi
döndü, geldi önümüzde durdu. Biz taksiye bindik. İşin
şaşılacak yanı, boş arabaya saldırmadı. Arabada,
-Ulan Musa, yoksa sen trafik müdürü mü oldun? Dedim.
Parmağını dudağına götürüp "sus" işareti yaptı.
Nişantaşıda taksiden indik. Musa cüzdana davrandı.
Şoför:
-Ayağını öpeyim, para istemez kurban olayım... Para
almadı.
-Şoför tanıdık mı? Dedim.
- Yoo..dedi.
-Ulan Musa, yoksa sen polis müdürü mü oldun?

Kitabı okuyanlar 327 okur

  • Ayşe İşbilir
  • KELEBEK AGRISI
  • Gökhan
  • E.PALA
  • mehmet canib öksüz
  • Matelda
  • Havva
  • Emrah Kara
  • Funda Erol
  • Profesör

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%2.6
14-17 Yaş
%2.6
18-24 Yaş
%16.6
25-34 Yaş
%29.1
35-44 Yaş
%32.5
45-54 Yaş
%13.2
55-64 Yaş
%2
65+ Yaş
%1.3

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%48.8
Erkek
%50.8

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%19.6 (21)
9
%22.4 (24)
8
%31.8 (34)
7
%15.9 (17)
6
%1.9 (2)
5
%2.8 (3)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%1.9 (2)