Zübük

·
Okunma
·
Beğeni
·
15506
Gösterim
Adı:
Zübük
Baskı tarihi:
Kasım 2005
Sayfa sayısı:
272
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789759038496
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Nesin Yayınevi
Baskılar:
Zübük
Zübük
Zübük
Zübük
Şimdi çok iyi anladım ki, Zübük bir tane değil, biz hepimiz birer zübüğüz.

Bizim hepimizin içinde zübüklük olmasa, bizler de birer zübük olmasak, aramızdan böyle zübükler büyüyemezdi. Hepimizde birer parça olan zübüklük birleşip işte başımıza böyle zübükler çıkıyor: Oysa zübüklük bizde, bizim içimizde. Onları biz, kendi zübüklüğümüzden yaratıyoruz. Sonra kendi zübüklüklerimizin bir tek Zübük'te birleştiğini görünce ona kızıyoruz. (...)

Benim için şimdilik tek amaç, buradan kurtulmak. Ama gerçekten zübüklerden, kendi zübüklüğümüzden kurtulabilecek miyiz? İşte bu soruya cevap veremediğim için nereye gideceğimi, ne yapacağımı bilemiyorum. Yeni gideceğim yerden sana mektup yazar, önce kendi zübüklüğümden kurtulup kurtulamadığımı anlatırım.
(Tanıtım Yazısı'ndan)
272 syf.
·10/10
Zübük denilince aklınıza ne gelir ? Ya da nasıl bir silüet belirmektedir hafızasında ?
Benim aklıma biraz düşününce Kemal Sunal’ın başrolünü oynadığı siyasi bir hiciv filmindeki o güzel gülüşü gelmektedir.O zaman filmin verdiği mesajlardan daha çok Sunal’ın oyunculuğu etkilemişti.Zübük kelimesinin anlamına gelecek olursak böyle bir kelime türkçede yer almamaktadır Zübük; Halk arasında kendi çıkarları için her yolu mübah sayan kişi için kullanılan bir deyimdir. Kısaca menfaatçi, çıkarcı anlamlarında kullanılır.Aziz Nesin ile tanışmadan önce filmin kitaptan uyarlama olduğunu bilmiyordum romanı okuyunca filme olan düşüncelerim daha değişti.Çünkü kitaba bakınca yazar sadece kendi dönemini kapmamakta kendinden sonraki dönemleri de görürcesine yazmış.Kitabın çok bilinmese de ikinci ismi de vardır ; Kağnı Gölgesindeki İt.Kitapta her zaman geçerli olacak sosyoloji değerler yer almaktadır.Kitap kahraman bakış açısıyla ele alınmıştır.Başkahramanımız Türkiye’nin doğusunda yer alan bir ilçeye atanan Almanca öğretmenidir.Almanca öğretmeninin arkadaşına yazmış olduğu mektupta özellikle politikacıların yarattığı halk algısı üzerinde düşünceleri aktarmıştır.Arkadaşına ilk mektubunu baya ayrıntılı bir şekilde olacak şekilde 115 sayfa olarak yazılmıştır.Öğretmenin ilçeye ilk geldiğinde izlenimi halkın içinde olduğu yoksulluk ve pireyi deve yapan insanlar olduğunu görmüştür.Zübükzade İbrahim isminde köyde yaşan ancak köye sonradan gelen bir göçmendir.Bu değişik ismi babasından kalmadır.Zübükzade İbrahim ile halk konuşmaktan çekinmektedir.Kitap hakkında çok fazla ayrıntı vermek istemiyorum.Ancak şunu belirtmek isterim ki bir halkın nasıl yozlaştığını ve bir ülkenin kısır döngü içinde kendilerini tekrara düştüklerini göstermektedir.Şimdiki zamana gelecek olursak her şeyi görüp hiçbir ses çıkarmayan önemli olan benim işimi görmem gerisi mühim değil diyen insanlar yer almaktadır.
Zübük’ü iyi anlayabilmek dileğiyle Kitapla Kalın
272 syf.
·2 günde·Beğendi·Puan vermedi
Aziz Nesin yine kendine has mizahi yorumlarıyla gerçek bir zübük portresi çiziyor. Zübük tipini olumsuz özelliklerin somut simgesi olarak çizerken; Zübük ile onun işgal etmek istediği toplumsal konum arasındaki büyük aykırılığı gözler önüne serer. Az gelişmiş ülkelerin siyasi arenasında her zaman "Zübük"ler vardır ve var olacaktır. Yakın geçmişimizi anlatan bu kitabı bence okumalısınız.
272 syf.
·Beğendi·9/10
zübük:"kendi çıkarları için her yolu mübah sayan kişi. sözünde durmayan, üçkağıtçı, egoist, düzenbaz, ahlaksız, kalleş, namussuz, palavracı, dönek…"

Kitapta kasabaya yerleşen Zübükzade İbrahim Bey'in,Önce Parti Başkanlığına sonra da milletvekilliğine kadar uzanan hikayesi anlatılmaktadır.Zaman zaman gülmekten karnınıza ağrılar girebilir,zaman zaman satırları okumayı bırakıp derin düşüncelere dalabilirsiniz.Rahmetli Aziz Nesin'de özellikle derin derin düşüncelere dalabildiğimiz satırları ileri görüşlülüğü ile çözümlemiş,bugünün din tacirlerini,bugünün "zübüklerini" teşhir etmiş,karnımızı ağrıtan satırlarda ise espiri zekasını konuşmuştur.

Şu anı da içine dahil etmek üzere bilgisiz,sorgusuz,yüreksiz,bilinçsiz olduğumuz ve davrandığımız sürece "zübükler" tarih sahnesinde her zaman yerini alacak.Sadece siyasette değil hayatın her alanında,şahsi menfaatlerini siyasi kimliğinin üzerinde tutacak olan İbrahim Bey benzeri insanlar, bizim gibi -saf- yada içindeki zübüklüğü dışına vuramamış insanların vatan,millet,bayrak,din anlayışını sömürecek bu sömürü ile kendilerini bir yerlere getirmeye çalışacak.
Bu düzen bir makine çarklısı gibi işlemeye devam edecek, ta ki cahillik denilen demirler o çarkı tamamen kırmadıkça.

Unutmadan arka kapakta yazdığı gibi;

Bizim hepimizin içinde zübüklük olmasa, bizler de birer zübük olmasak, aramızdan böyle zübükler büyüyemezdi. Hepimizde birer parça olan zübüklük birleşip işte başımıza böyle zübükler çıkıyor: Oysa zübüklük bizde, bizim içimizde. Onları biz, kendi zübüklüğümüzden yaratıyoruz. Sonra kendi zübüklüklerimizin bir tek Zübük'te birleştiğini görünce ona kızıyoruz.
389 syf.
·5 günde·10/10
Aziz Nesin 'in dünyanın en iyi mizahçılarından olduğu yadsınamaz bir gerçek. Sadece Türk edebiyat eleştirmenleri değil, dünyanın sayılı edebiyat eleştirmenleri de bunu defalarca belirtmişler. Örneğin, prestijli mizah ödüllerinden biri olan altın Palmiyeyi bir değil iki defa kazanmış Aziz Nesin. Defalarca Nobel ödülü adayı olarak önerilmiş. Ben Aziz Nesin'in bütün öykülerini ve romanlarını çocukluğumdan itibaren okumaya başladım. Hiç sıkılmadan defalarca halen okuyorum.

Gelelim Zübük 'e.
Sözlük anlamı hileci, yalancı, dalkavuk, sahtekar, hırsız, dolandırıcı... Uzayıp gidiyor böyle. İşte bu sıfatların hepsini birden tek bedende toplamis biri Zübükzade İbraam Bey. Lakabı babadan kalma. Babası da zübüklugun hakkını verenlerden.

Aziz Nesin romanın geçtiği yer hakkında detay vermiyor. Sadece İran transit yolu üzerinde bir kasaba diyor. Bu kasaba Allah'ın unuttuğu bir yer. Yazın tozundan, kışın soğuğundan muzdarip. Tek tük ağaç, kuru bir dere, topraği verimsiz kısır bir kasaba. Vilayete üç saat yolu var. 1954-1960 yılları arasında yazılmış. Bu kasabada tek uğraş particilik. İnsanlar iki sınıfa ayrılmış. Muvafiklar ve muhalifler. Hemen belirtelim, parti ismi, mebus ismi belirtilmeden yazılmış. Haliyle bizim sevgili Zübükzade'miz muvafık sınıfından ve iktidardaki partinin bir üyesi.

Zübük öyle fırıldak bir adam ki, çevresindeki insanları bir şekilde oyuna getirmeyi beceriyor. Oyuna gelenler onun ne denli yalancı, düzenbaz, aşağılık biri olduğunu biliyorlar. Ama ne gelir elden. Hükümet korkusu, jandarma korkusu, dini korku almış yürümüş. Ya doğruysa söyledikleri... Kasaba eşrafı lakapları ile anılıyor. Anadolu'da soyadları pek kullanılmaz. Lakaplar bir nevi ayirtedici özelliktir. Kör Nuri, Deli Celil, Aklievvel Bedir Hoca , gibi. İşte bu eşraf yaka silker olmuş İbraam Bey'den. Parası olan parasını, malı olan malını, zanaati olan zanaatini kaptırıyor Zübük'e. Üstelik yalvara yakara. Zübük bu yolla önce Belediye Reisi, sonra Mebus oluyor. Hem de binbir nazla. Bir kişinin tek bir işini halletmedigi gibi hepsini donuna kadar da soyuyor. Ama kendi istekleriyle, zorla, şantajla değil. Bile istiye.

Zübük öyle aşağılık bir adam ki, kendi çıkarına yapmayacağı şey yok. Yeri geliyor vatanı bayrağı alet ediyor bu uğurda, yeri geliyor dini. Yeri geldi mi de halis Atatürkçü. Herhangi bir değer yargısı olmayanlardan. Aslında bizim halkımız çıkarıyor bu zubukleri sahneye. Onların elbirliğiyle aramıza karışıyor bu ahlaksız tipler. Kendi elleriyle var ettikleri böyle tipler önce onları öpüyor yanaklarından. Çünkü aslında onlar da birer Zübükzade. Kendi pisliklerini bir başkasınin üzerinde gördüler mi kızıyorlar, sövüyorlar. Aslında takdir ediyorlar onu, özeniyorlar.

Aziz Nesin'in birçok hüneri var. İçinde yaşadığı halkı çok iyi tanıyor. İnanılmaz bir gözlem gücü var. İzlenimlerini aktarmadaki ustalığı başka. Şuraya bağlayacağım sözü, bazı eleştirmenlerin aziz Nesin'le yaptığı söyleşilerde Zübük'un kanlı canlı gerçek bir kişi olduğunu belirtiyorlar. 1954-1957 yılları arasında mebusluk yapmış, ikinci dönemde bizzat Menderes'e bilmeden atıp tuttuğu için listeye konmamış. Hatta o dönem vekilleri bu romanı okuyunca en az yarısı " Aaa ben bu Zübükzadeyi tanıyorum " demişler. Bu kadar içimizde, bu kadar bizden biri bu zubukler.

Aziz Nesin'i okuyun. Gülmek bir yana, düşünüp olanlardan utanmanizi da beceriyor. Bu büyük bir olay gerçekten.

Romanın sinemaya da uyarlandigini, Kemal Sunal'ın müthiş bir oyunculuk çıkardığını söylemeye gerek yok sanırım.
327 syf.
Aslında etkinliğe bir surgunun anıları ile katılmıştım ,ama hali hazırda okuduğum Zübükü bitirmis oldum bu sayede.Etkinligi duzenleyen Ebru Ince abla teşekkür ediyorum ayrıca:-)

Önce Zübük'ün tanımını ogerenelim,
Zübük ; kendi çıkarları için her türlü kılığa bürünen demekmiş.Kitabimiz siyaseti güldürüyle karışık bize sunuyo.Siyaseti severim fakat siyaset pek yapamam ,bunun için yeteri bilgiye sahip değilim çünkü.Ama kitabı anlamak icinde siyasetci olmaya gerek yok tabi ,okadarini da anlıyoruz !

Hikayemiz köylulerin tabiriyle Ölü topragi serpilmiş bir kasabada geciyo,Zubukzade ibraam baş kahraman ve kasabalilar etrafında yasaniyo olaylar
İbraam bey kendi halinde biriyken siyasetçilerin kapilarindan girince farkediyo ki ,atıyorlar,tutuyolar.Oda evet dediklerine evet,hayır dediklerine hayır diyor ,kendi de onlarla beraber atmaya basliyo, böylece işinin ehli oluyo çıkıyor adam.Ee hali hazırda millet de dünden hazir inanmaya ,kandirilmaya ...

Ne yaptılarsa kurtulamiyolar ,onlar kurtulmaya çalıştıkça İbraam bey türlü oyunlarla hem canını kurtariyo hemde daha yüksek mertebe lere geliyo.
Hatta oyle bir hale geliyorlar ki kendi dogrularini
yalan zübük ün yalanını doğru sanıyorlar.
Kendiler yapiyo aslında bu yine kendilerine!
Syf(322)
Şimdi çok iyi anladım ki, Zübük bir tane değil
biz hepimiz birer zübûğüz .
Bizim hepimizin içinde zübüklük olmasa ; bizler
de birer zübük olmasak , aramızdan böyle zübükler büyüyemezdi. Hepimizde birer parça olan zübüklük
birleşip işte başımıza böyle zübükler çıkıyor .Oysa
zübüklük bizde, bizim içimizde. Onları biz, kendi zü-
büklüğümüzden yaratıyoruz . Sonra , kendi zübüklük -
llerimizin bir tek Zübük'te birleştiğini görünce ona
kıziyoruz.

Benim fikrim gelrsek,
Oldum olası hayran olmuşumdur böyle insanlara aynı zamanda uzak durmusumdur.Pek tabi hayatimizin merkezinde olan hayatımızdan cikaramadigimz Zubukler de var.Seni soyuluk sogana çevirirler,farkına bile varmazsin feleğini sasirtirlar ...
Kitap hakkında dusuncelerim ise harika ötesi,kimi yerinde ağzım açık okudum ,kimi yerindeyse kahka atarak okudum.Eline ,emeğine sağlık güzel ADAM nur içinde yat...
Ben nasıl olupta bu zamana kadar Aziz Nesin kitabı okumamisim ona sasiyorum.!Mutlaka okuyun pişman olmayacaksiniz.
Keyifle okuyun:-)
272 syf.
Yazmam gereken çok fazla şey var ama hepsini toparlayıp yazamayacağımı düşünüyorum.

Zübük’ün bir diğer adı “Kağnı Gölgesindeki İt” imiş. Evet, kağnının gölgesinde duran it, onu kendi gölgesi sanırmış. Bu ülkede kağnı kimi zaman din oluyor, kimi zaman milliyetçilik, kimi zaman Atatürk, kimi zaman bayrak, ezan, vatan, millet, cami… Kendini onların gölgelerine atan birtakım itler, onların büyüklüklerinden, kutsallıklarından, adlarından istifade edip, her türlü dalavereyi çevirip, ismini siyaset koydukları sahtekarlıkla gemilerini yüzdürebiliyorlar…

Zübük filmini seyrettikçe ve tabii kitabı okudukça bunlar gibilerin kimler olduklarını tahmin edebiliyoruz. Büyük makamlarda olanları olduğu gibi, yerel versiyonları da var tabii… Romanda dediği gibi; “Herif bir hükumetin gölgesine girdi mi, bu küçük yerde bir hükumet de o olur çıkar.”

Zübük’ü okumak epeydir aklımdaydı ancak bir türlü kısmet olmamıştı. Ebru Ince 'nin etkinliğini görünce, Tuco Herrera ’ya vermiş olduğum sözü de tutmak amacıyla hemen dahil oldum bu etkinliğe. İyi de yapmışım…

Zübük, Anadolu’nun bir kasabasında geçiyor. Gerçek hayattan ilham aldığı kişiler varsa da, Nesin’in roman kahramanı İbraam Zübükzade. Nesin, bu romanı aslında aynı adamın hikâyelerini bir araya getirip oluşturmuş. Kasabaya gelen bir öğretmenin anlatımıyla, farklı kişileri konuşturarak “dünyaya böyle namussuz gelmez” denilen Zübük’ün dalavereleri anlatılıyor.

Roman, elbette bir kurgudur ve yüzde yüz gerçeğe dayanmaz. Ancak Nesin’in karakteri sadece o dönem için değil, günümüz için de o kadar sahici ve maalesef o kadar bizden ki! Eseri zamanın ötesinde ölümsüz hale getiren şey de bu zaten; gerçekçi olması.

Gönül ister ki, zübükler hiç olmasın, bitsin. Ancak bunun olması imkansız görünüyor. Çünkü zübükleri var eden esas şey, aldatandan çok aldananların her daim olması. Nesin’in en sonda Almanca öğretmenine söylettiği şeyleri kendimden ayrı tutmuyorum. Ne diyordu orada: “Her gittiğim yerde zübükleri göreceğimi biliyorum. Çünkü bu zübüklük bizde yaşıyor. Onları birer zübük olarak yaratan, ortaya çıkaran bizleriz.”

Bu arada rahmetli Kemal Sunal filmde o kadar iyi oynamış ki, kitabı okurken direkt aklımıza o geliyor ve gözümüzün önünde canlanıveriyor.

Romandaki her bir bölüm birbirinden başarılı. Ancak birkaçını zikretmek isterim. En çok hoşuma giden Yunus Baba Türbesi idi. Şehit ve türbe dolandırıcılığı ancak bu kadar ironik anlatılabilirdi. Çok beğendim.

Keza, avukatı tufaya getirdiği cami-okul tartışması da ibretlikti. Fotoşop, sahte telefon konuşması, mezarlıkta namaza durmak, valiyle kanka olmak… Hepsi birbirinden gülünç ama bir o kadar da acı şeylerdi.

İncelememi birkaç alıntıyla sonlandırmak istiyorum. Artık size kimi ya da kimleri hatırlatıyorsa…

“Adam bir kere siyasete gözünü dikmiş. Böylesinden korkulur. Bunun yapmayacağı kötülük yoktur.”

“Hepimize attığı kazıkların bir ucu gök kubbesine, bir ucu yerin yedi kat dibine varmış. Şimdi biz yediğimiz kazıklar çıkar mı diyerek bile bile bir yalana daha göz yumuyoruz. Kazıklandıkça, insanın yalana inanası geliyor.”

“Bu politika ne demek arkadaşlar? Propaganda demek. Propaganda ne demek? Yalan dolan demek.”
272 syf.
·Puan vermedi
Eğer bir insandan nefret ediyorsan, onun içinde sana ait olan bir parçadan nefret ediyorsun demektir. Çünkü bize ait olmayan bir şey bizi rahatsız etmez.
Hermann Hesse

Birçokları tarafından anlamı ıskalanan bu özdeyiş, mizah yazarı Aziz Nesin’in belki de en ünlü romanı olan “Zübük”ün dayandığı mesnet noktasını betimler. Evet, tam adıyla “Zübük: Kağnı Gölgesindeki İt” bir mizah romanıdır. Evet, Orta Anadolu’nun herhangi bir kasabasının muhafazakâr siyasal atmosferini hicivle anlatır. Evet, Türk siyasetinin bütün kirli çamaşırlarını 2012 yılında hâlâ güncel olabilecek gözlemlerle gözümüzün önüne serer. Ama bunların yanında -ve aslına bakarsanız belki de romanın en önemli başarısı da buradadır- insan psikolojisinin çok karanlık bir yanına da ışık tutar: Hesse’in yukarıdaki sözünde dile getirdiği olguya.

Romanın başkahramanı Zübükzade İbrahim Bey, istisnasız olarak bütün okuyucularda tiksinme ve nefret uyandıran bir karakterdir. Sürekli yalan söyler, herkesi tekrar tekrar kandırır ve kendi çıkarları dışında başka hiçbir şeye hizmet etmez. Satır satır bu gerçekleri okuyan okuyucu da Zübük’ün doğasını öğrenir ve ondan nefret eder. Aslına bakarsanız, romanın yan kahramanları da okuyucudan farklı bir durumda değildir. Tekrar tekrar kendilerini kandırmasına izin verdikleri Zübük’ü onlar da çok iyi tanırlar; hatta ondan duydukları yalanların sıcağı sıcağına farkındadırlar bile… Ve tabii ki onlar da Zübük’ten nefret ederler. Bu noktada Hesse’in bahsettiği olgu işlemeye başlar: Karşımızdaki bir kişi alçakça bir şey yaptığı zaman, onun amacını biliriz çünkü dimağımız o amacı çözümleyecek bilgi ve deneyime sahiptir. Başka bir ifadeyle, o kişiden bir parça bizim içimizde mevcuttur. Bunun bir örneği olarak dedektifler gösterilebilir. Suçlunun zekasına karşı derin bir empati duymayan bir dedektif nasıl çalışabilir?


Hermann Hesse

Ancak, tabii ki, dedektiflik örneğinde dedektifin suçu ortaya çıkararak adalete hizmet etmek gibi bir görevi vardır. Oysaki Nesin’in eserinde bütün yan kahramanlar kendi günlük çıkarlarının peşinde Zübük’ü besler ve yaşatırlar. Dolayısıyla, Zübük’le aynı amaçları güden bu kişileri ondan ayıran şey, Zübük’ün kurnazlığıyla gelen başarısıdır: Nesin’in romanındaki bütün karakterlerin her biri birer Zübük’tür ama içlerinden sadece birisi kişiliğini gerçekleştirebilmiştir.

Ve şimdi de bir saniye durup, okuyucular olarak düşünmemiz gerekir: Yazarın bu romanı, 1950 sonrası Türk seçmeninin ve siyasetçisinin bir alegorisiyse bu durumda her birimiz birer Zübük olmuyor muyuz? “Zübük”ü elimize alıp okumaya başladığımız zaman, aslında çehremize bir ayna tutmuyor muyuz?

Eeee, böyle bir Zübükzâde’yle baş edilmez. Ben sana bir şey diyeyim mi: Bu beri benzeri olmayan Zübükzâde rezili gene de vicdanlı bir herif. Neden dersen, bu herifte bu zihin, bizlerde de bu avanaklık varken, herif istese, bizim bura insanını yediden yetmişe önüne katar da davar diye güder.
Öyleyken neden bu uğursuzu daha aramızda yaşatırız, neden yalanlarına inanmayız da inanır görünürüz? Benimkisi korkudan… Korku dağları bekler, demişler. İnsan yüreği dağ olsa bunca yalanın saldığı korkuya dayanamaz.
Kalaycı Kör Nuri, dükkanı istimlak edilince ‘Ya paramı, ya canını…’ diye Zübük’ün üstüne yürümüş. Zübükzâde ‘Senin paranı belediyede yediler. Ama seni severim. Paranın fazlasını vereceğim. Şu çiviye asılı ceketin iç cebinden cüzdanı çıkar, içinden bir binlik al. Velâkin bin lira ne işini görür. Yarıntesi gün gene açsın. Sana bir iyilik edeyim de bana dua et. Seni temelli bir iş sahibi edeyim. Memur olmak ister misin?’ diye sormuş. Sevincinden Nuri’nin kör gözü bile ışımış. Memurluğu duyunca, Zübük’ün ayağına kapanmış. Zübükzade ‘Öyleyse, seni Orman Muhafaza Memuru yazdırayım. Dur şimdi ağzından bir dilekçe yazalım.’ demiş.
zubuk - paslanmaz kalemGörüleceği gibi, eğer romandaki yan karakterlere sorma imkânımız olsaydı, Zübük’ün var olma ve siyasette yükselme sebepleri olarak farklı şeyler söyleyeceklerdi: aptallık, korku veya aptallıktan bir adım geri seviyede umut. Oysa Aziz Nesin eseriyle aslında çok daha karanlık ve kötümser bir gerçeğe dikkat çekiyordu: Yazar, romandaki yan karakterlerle birlikte hepimizin birer Zübük olduğuna ve olmayan kaldıysa (kitapta Aziz Nesin’in kişisel bakış açısını yansıtan Almanca öğretmeni gibi) onların da bu diğer Zübüklerin yanında Zübükleşeceğini söylüyordu. Özetle, Nesin’e göre, “Zübüklük” faaliyete geçmek için uygun imkân ve zamanı bekleyen, tohumu hepimizin içinde var olan kuluçkadaki bir hastalıktı.

Edebi eserlerde karakter türleri özünde ikiye ayrılır: “düz” karakterler ve “yuvarlak” karakterler. “Düz” karakterler bütün bir roman boyunca bir değişim göstermeyen, çoğu zaman da toplumdaki bir “tip”i temsil eden kişilerdir. Öbür yanda, “yuvarlak” karakterlerse romanın kurgusu içinde kendisi ve/veya toplum hakkında keşifler yaparak karakterini değişime maruz bırakan kişilerdir ve romanın vermek istediği mesajda doğrudan sorumludurlar. “Zübük”e baktığımızda ise neredeyse “tip” diyeceğimiz bütün yan karakterler ve bütün olumsuz özelliklerin vücut bulduğu Zübük’ün yanında romanın asıl anlatıcısı olan Almanca öğretmeninin ilk bakışta yuvarlak bir karakter olduğunu düşünürüz. Ama o da kendi çıkarı için Zübük’ten yardım isteyerek aslında en temiz, en aydın, en saf ve idealist gözükenimizin bile belirli şartlar altında bir Zübük olabileceğini yeniden gözler önüne serer.


Aziz Nesin

Nesin’in kurgusunda zekice kullandığı bir yan karakter olan Avukat Burhan’ın varlığı bu önermeyle çelişirmiş gibi dursa da yazarın bu “düz” karakteri işleyiş şekli aslında önermede dile getirilen fikre hizmet eder. Doğrudur: Avukat Burhan gibi aydın bir insanın o kasabada var olması yerel halk için -ve dolayısıyla temsil edilen Türk toplumu için- bir umuttur ama bu karakterin üslubu halka o kadar uzak ve kişiliği de o kadar siliktir ki, o da Zübüklerin elinde bir oyuncak, hatta romandaki haliyle, bir “kurgu ögesi” olur. Hesse’in baştaki sözünü hatırlarsak, Avukat Burhan, içinde “Zübüklük”ten bir parça barındırmayan bir kişiliği temsil ettiği için Zübük’ün cami yapımında ona oynadığı oyunu anlayamaz ve ona alt olur. Avukat Burhan, romanın başkahramanı gerçek Zübük ve diğer “Zübük”lere bu kadar uzaktır.

Dolayısıyla Nesin’in romanıyla bize çizdiği bu resimde bütün karakterler ya zaten Zübük’tür, ya da uygun imkânlarla diğerlerine benzemesi potansiyel Zübüklerdir… Bunların dışında da nasıl ortaya çıktığı anlatılmayan, bilinmeyen, yani belki de şans eseri var olan bir aydın ise tüm toplumdan farklı bir dil konuşan, onlara itici gözüken ve en sonunda da Zübüklerin galibiyetine hizmet eden bir “kurgu ögesi”dir.

Bu gözle bakıldığında, “Zübük” ne kadar bir mizah romanı olarak değerlendirilse de neredeyse Kafka-esk seviyede karanlık bir eserdir. Türk toplumu, Aziz Nesin’in ortaya attığı “Zübüklük” isimli bir hastalığın pençesindedir ve ne yazık ki kimse için de bir kurtuluş yoktur. Günümüz siyasetinde Zübükzade’nin uyguladığı yöntemlerden çok daha acımasızlarının izlendiğini fark ettiğimizde Nesin’in aslında az bile söylediğini kendimize itiraf edebiliriz. Not: Bu yazı ilk olarak Roman Kahramanları dergisinin Temmuz/Eylül 2012 sayısında yayımlanmıştır.
272 syf.
·4 günde·Puan vermedi
Merhaba arkadaşlar bir Aziz Nesin kitabıyla yine karşınızdayım.
Yazarımız kendine has kara mizah yorumuyla muhteşem bir eser çıkarmış. Okurken yeri geldiğinde kahkahalarla güldüm, yeri geldi üzüldüm, yeri geldi düşündüm karşılaştırma yaptım kendimce, günümüze ne kadar uygun olduğuyla ilgili ve en çok da okurken cahil halka saydırdım.
Zübükzade İbrahim Paşa'nın önce parti başkanlığı, sonra da Ankara'ya uzanan hikayesi anlatılıyor. Kandırmaya hazır halk olunca, Zübükzade'de bir güzel kandırıyor, sömürüyor halkı.
Aziz Nesin " Türk milletinin yüzde 60'ı aptaldır" demiş ve bu sözünü Zübük romanıyla tescillenmiş bence
Zübük, din,vatan,millet, bayrak diye diye kandırdı. Of offf. Yalnız ben Zübükzade'ye kızmıyorum. O kadar aptal insan olduktan sonra az bile yaptı. Sanki Zübük'ün nasıl biri olduğunu baştan bilmiyorlardı. Onların ki bile bile lades demek oldu. Hak ettiler efendim. Ben kurnaz insanları severim. Anladığınız üzere kananlara bir hayli kızdım. Hepsi çıkarları uğruna Zübük'ün geçmişini bildikleri halde kanmak istediler, yedirdiler. Hep çıkar davası efendim ÇIKAR...
Daha çok söylenecek şey varda neyse...
Maalesef bizim gibi azgelişmiş ülkelerde, bizler bilinçsiz olduğumuz sürece, bu Zübükler var olmaya devam edecek
Bir gün bu Zübüklerden kurtulmak dileğiyle
Kesinlikle okumanızı tavsiye ediyorum
Mutlaka okuyun ve okutun arkadaşlar
272 syf.
Halk diliyle yazılmış akıcı ve komedi , mizah türünün sağlam eseridir defalarca okusam aynı hazzı verebilecek kadar harika bir eser okumayanlar için büyük bir kayıp
Biz halisinden Atatürkçüyüz ve Atatürk hazretlerinin izindeyiz. Öyle yatıra matıra, türbeye, kıtıra inanmayız.
Hükümete, "Etmen eylemen arkadaşlar," demiş, "bu sizin gidişiniz gidiş değil," demiş, "bunun sonu boka varacak," demiş. "Siz gelin beni dinleyin, bu kafayı değiştirin," demiş. Demiş, her bir şeyi demiş ya, gelgelelim hükümette anlayacak zihin olmadığından hiç dinletememiş.
"-Ulan bu nedir imansızlar!... Başka safalı yer bulamadınız da mı kabristanda içersiniz.Zift için alçaklar!..."
Aziz Nesin
Sayfa 184 - Nesin Yayınevi - 34. baskı

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Zübük
Baskı tarihi:
Kasım 2005
Sayfa sayısı:
272
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789759038496
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Nesin Yayınevi
Baskılar:
Zübük
Zübük
Zübük
Zübük
Şimdi çok iyi anladım ki, Zübük bir tane değil, biz hepimiz birer zübüğüz.

Bizim hepimizin içinde zübüklük olmasa, bizler de birer zübük olmasak, aramızdan böyle zübükler büyüyemezdi. Hepimizde birer parça olan zübüklük birleşip işte başımıza böyle zübükler çıkıyor: Oysa zübüklük bizde, bizim içimizde. Onları biz, kendi zübüklüğümüzden yaratıyoruz. Sonra kendi zübüklüklerimizin bir tek Zübük'te birleştiğini görünce ona kızıyoruz. (...)

Benim için şimdilik tek amaç, buradan kurtulmak. Ama gerçekten zübüklerden, kendi zübüklüğümüzden kurtulabilecek miyiz? İşte bu soruya cevap veremediğim için nereye gideceğimi, ne yapacağımı bilemiyorum. Yeni gideceğim yerden sana mektup yazar, önce kendi zübüklüğümden kurtulup kurtulamadığımı anlatırım.
(Tanıtım Yazısı'ndan)

Kitabı okuyanlar 2.081 okur

  • Arzu K
  • Kardelen
  • Zeynep Özdemir
  • emrah ertan
  • Eirene
  • LadyAnn
  • Elif
  • Tuğçe
  • Ronya
  • Figen &

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%2.5
14-17 Yaş
%3
18-24 Yaş
%14.2
25-34 Yaş
%27.9
35-44 Yaş
%30.7
45-54 Yaş
%16
55-64 Yaş
%3.7
65+ Yaş
%2

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%53.1
Erkek
%46.9

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%39 (226)
9
%25.3 (147)
8
%14.8 (86)
7
%5.2 (30)
6
%1.6 (9)
5
%0.9 (5)
4
%0.3 (2)
3
%0
2
%0.2 (1)
1
%0.2 (1)

Kitabın sıralamaları