Zübük

8,8/10  (126 Oy) · 
528 okunma  · 
114 beğeni  · 
3.910 gösterim
Şimdi çok iyi anladım ki, Zübük bir tane değil, biz hepimiz birer zübüğüz.

Bizim hepimizin içinde zübüklük olmasa, bizler de birer zübük olmasak, aramızdan böyle zübükler büyüyemezdi. Hepimizde birer parça olan zübüklük birleşip işte başımıza böyle zübükler çıkıyor: Oysa zübüklük bizde, bizim içimizde. Onları biz, kendi zübüklüğümüzden yaratıyoruz. Sonra kendi zübüklüklerimizin bir tek Zübük'te birleştiğini görünce ona kızıyoruz. (...)

Benim için şimdilik tek amaç, buradan kurtulmak. Ama gerçekten zübüklerden, kendi zübüklüğümüzden kurtulabilecek miyiz? İşte bu soruya cevap veremediğim için nereye gideceğimi, ne yapacağımı bilemiyorum. Yeni gideceğim yerden sana mektup yazar, önce kendi zübüklüğümden kurtulup kurtulamadığımı anlatırım.
(Tanıtım Yazısı'ndan)
  • Baskı Tarihi:
    Kasım 2005
  • Sayfa Sayısı:
    272
  • ISBN:
    9789759038496
  • Yayınevi:
    Nesin Yayınevi
  • Kitabın Türü:
Sadettin TANIK 
 22 Oca 2016 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 9/10 puan

Aziz Nesin yine kendine has mizahi yorumlarıyla gerçek bir zübük portresi çiziyor. Zübük tipini olumsuz özelliklerin somut simgesi olarak çizerken; Zübük ile onun işgal etmek istediği toplumsal konum arasındaki büyük aykırılığı gözler önüne serer. Az gelişmiş ülkelerin siyasi arenasında her zaman "Zübük"ler vardır ve var olacaktır. Yakın geçmişimizi anlatan bu kitabı bence okumalısınız.

Zehraca 
25 May 2017 · Puan vermedi

Rahmetli Kemal Sunal'ın Zübük filmi sayesinde hepimiz konunun ne olduğunu az çok biliyoruz. Aziz Nesin'in mükemmel kara mizahına ve müthiş eleştiri gücüne de ancak şapka çıkartılabileceği için ben de incelemeden çok, küçük bir sistem eleştirisi yazmaya karar verdim. Tabi bunu da Zübük üstünden yapacağım yine. Git başka yerde yap eleştirini falan dediğinizi de duymayayım çünkü bu eleştiriyi yazmayı Zübük kitabının kendisi bizzat istedi benden :)

Beni bu genç yaşımda, kucağındaki torununa geçmişi özlemle anlatıp, şimdiye bir araba dolusu laf sayan Emekli Salih öğretmene çeviren aptal sistemedir lafım.
Siz de benim kadar sık '' Neden? '' diyorsanız mutlaka bu soruları sormuşsunuzdur kendi kendinize.

Neden? Neden kaç kere izlersem izleyeyim her defasında gülebildiğim Zübük gibi, Hababam Sınıfı gibi, Tosun Paşa gibi, Köyden İndim Şehre gibi burada bıraksanız sabaha kadar sayabileceğim efsane filmlerle nostaljik, şeker gibi bir çocukluk geçirmiş olan bizler, filmin yarısının başrol karakterinin osurmasıyla, ( evet bildiğiniz osuruk, hatta o kadar çok yapıyor ki bu iğrençliği ekrandan size doğru efil efil koku geliyor, elbiselerinize siniyor öyle bir kokmak ) kalan diğer yarısının ise tam olarak ne amaçla yaptığını anlamadığım böhöhöhöyt diye acayip bir bağırmayla bittiği filmler ile gençliğimizi geçirmek zorundayız.

Şimdi diyeceksiniz ki '' e izleniyor ki üretiliyor bu filmler ''
Ben de size şunu derim: Hayır kardeşim! O iş öyle değil. 300 kopya ile malum sinema salonları her yerde bu filmi yayınlıyorsa ve gittiğiniz sinema salonlarında, 10 salonun sekizinde bu film yayınlanıp siz bu filme mahkum ediliyorsanız bu iş öyle basit bir arz-talep meselesi değildir.

'' Sevgi neydi? Sevgi emekti. '' diyerek her izlemede bizi salya sümük ağlatırken sevginin ticaret değil gönül emeği olduğunu öğreten Türkan Şoray ablamızın Selvi Boylum Al Yazmalımı yerine, şimdinin vıcık vıcık sahtelik kokan, kızların zengin erkek kovaladığı, erkeklerin mankenvari kız peşinde olduğu, nedense herkesin zengin olduğu, zengin olmayanın ise bir şekilde filmin sonunda mutlaka zengin olduğu, ayakları yere basmayan, klişe, hepsi birbirinin aynısı filmler izlemek zorunda bırakılıyoruz. İşin kötüsü de bu filmlerde olanların özellikle genç hanım kızlarımız tarafından gerçek zannedilmesi. 10 üzerinden en fazla 2 puan vereceğim filme, belki sümüğüm akar marka peçeteyle girip, sinema çıkışı '' ay canım mutlaka izle'' diye öve öve bitiremedikleri filmin vasatlığı da ayrıca bir yazı konusu olur.

En korkunç şeyler bile yeterince tekrar ederse herkesin gözünde normalleşiyor. Mesela benim geçen yıl üniversiteyi bitirip evine giden ve maalesef mükemmel ekonomimiz! yüzünden işsiz olan bir arkadaşım, geçen telefonda bana '' Zuhal Topal yayından kaldırılacakmış, ne yapacağım ben '' dedi. Buradan elit, geleceğe dair ümit veren, parlak bir genç hanım olarak uğurladığım arkadaşımı, dayatma ve sürekli tekrar ile Fadime Teyzenin evinde Zuhal Topal izleme sonrası kısır yiyip, göbek atan vasıfsız bir elemana çevirmiş bu sistem. Demek yeterince dayatma ile değme aydından, kahvehane pişpirikçisi çıkarılabilirmiş.

Bitti mi? Bitmedi. Bitmez maalesef. Ölü bir değil ki ağlayasın, deli bir değil ki bağlayasın...

Bir başka gerilemede bize sunulan yeni kitapların çoğunluğunda da, filmlerde de insana hiçbir katkı yapılmaması. Sadece zamanınızdan çalan vasatlığın ve lümpenliğin adeta kutsandığı bu filmler, kitleleri bırakın aydınlatmayı uyuşturmaya, düşünmemeye ve adeta bir proleterya yığını haline getirmeye başladı. Bunların aksine çocukluğumuzun filmleri güldürürken bir yandan da toplumsal bir eleştiri görevi yürütürdü. Mesela Kemal Sunal'ın hiçbir filmi sadece bir komedi filmi değildir. Sağlam bir sistem eleştirisidir. Kibar Feyzo filminde Ağalık düzeninin o dönemde hala yasayla savunuluyor olmasını sağlam bir şekilde yererken, Hababam Sınıfında eğitim sistemimizin bütün köhnemişliğini çok net gözler önüne serer, ya da Zübükte bugün ekranlarımızdan adeta çürümüşlük kokusu yayan siyasi sistemi yerin dibine sokar.

İbraam Zübükzade ruhu ölmedi. Artarak etrafımızı daha da fazla sarıyor. Yani malzeme artarken ve ortaya çıkan ürünlerin daha da kaliteli olması gerekirken, neden çekilen filmler de, diziler de, yazılan kitaplar da günden güne vasatlaşıyor.

Ben bu sorunun cevabını izlediğim bir amerikan filminde buldum. '' İdiocracy '' Filmde bir deney sonrası uyutulup 500 sene sonra uyanan orta seviye zekadaki bir asker, uyandığı zamanın dünyasında bir deha seviyesinde olduğunu görür. Yıllar içinde insanlık beklenenin aksine zekileşmek yerine, aptallaşmıştır çünkü.

Sizi bilmiyorum. Ama ben kendimi sık sık bu filmin içindeymiş gibi hissediyorum. Ha çok zeki bir insan olduğumdan değil, gayet sıradan zekaya sahip biriyim. Ama çevremin çoğuna göre kendimi bu tarz aptallaştıran sistem araçlarından daha fazla koruyorum. Beni istedikleri gibi aptallaştırmalarına, itaatkar bir kul haline getirmelerine izin vermiyorum. Ama maalesef içtiğimiz sudan, yediğimiz hazır gıdaya, izlediğimiz televizyon programlarından, okuduğumuz best-seller kitaplara hatta eğitim gördüğümüz okullara kadar her şey, bizi düşünmek yerine itaat etmeye teslim olmaya günün meşru düzenine ayak uydurmaya zorluyor.

E tabi bu durumda geçmiş de kaçıp kurtulacağımız bir sığınak oluyor. Hasretle kucağına atlayacağımız bir anneye dönüyor.

Fazla karamsar bir yazı oldu farkındayım. Ama ben umutlarımızı yitirelim diye değil, Zübük sayesinde hastalığın teşhisini yapmak istediğim için yazdım bu uzun yazıyı. Hastalığın tespitini yapalım ki bir an önce tedaviye de başlayabilelim.

Çukura nereden düştüysek oradan çıkabilelim ...

Bizden aptallık bekleyenlere karşı aptallaşmayalım ...

İtaat bekleyenlere karşı direniş gösterebilelim diye...


İktidar her yerde olduğu gibi, direniş de her yerdedir. Direnin, kendi aptal olan ve sizi de aptallaştırmaya çalışan bu sisteme teslim olmayın!!!

Şimdilik bu kadar gördüğünüz gibi sadece bir kitap bile insana neler düşündürüyor. O yüzden bir kitap asla ama asla '' sadece bir kitap '' değildir.
Zübük 'ü okuyun, hatta varsa oturun çoluğunuz çocuğunuzla okuyun ki aptal kullar yerine sorgulayan evlatlarınız olsun.

Aklıma gelen yeni şeyler olursa ara ara eklerim.
Zaman ayırdığınız için teşekkürler :)

Barış 
 17 Şub 17:34 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

zübük:"kendi çıkarları için her yolu mübah sayan kişi. sözünde durmayan, üçkağıtçı, egoist, düzenbaz, ahlaksız, kalleş, namussuz, palavracı, dönek…"

Kitapta kasabaya yerleşen Zübükzade İbrahim Bey'in,Önce Parti Başkanlığına sonra da milletvekilliğine kadar uzanan hikayesi anlatılmaktadır.Zaman zaman gülmekten karnınıza ağrılar girebilir,zaman zaman satırları okumayı bırakıp derin düşüncelere dalabilirsiniz.Rahmetli Aziz Nesin'de özellikle derin derin düşüncelere dalabildiğimiz satırları ileri görüşlülüğü ile çözümlemiş,bugünün din tacirlerini,bugünün "zübüklerini" teşhir etmiş,karnımızı ağrıtan satırlarda ise espiri zekasını konuşmuştur.

Şu anı da içine dahil etmek üzere bilgisiz,sorgusuz,yüreksiz,bilinçsiz olduğumuz ve davrandığımız sürece "zübükler" tarih sahnesinde her zaman yerini alacak.Sadece siyasette değil hayatın her alanında,şahsi menfaatlerini siyasi kimliğinin üzerinde tutacak olan İbrahim Bey benzeri insanlar, bizim gibi -saf- yada içindeki zübüklüğü dışına vuramamış insanların vatan,millet,bayrak,din anlayışını sömürecek bu sömürü ile kendilerini bir yerlere getirmeye çalışacak.
Bu düzen bir makine çarklısı gibi işlemeye devam edecek, ta ki cahillik denilen demirler o çarkı tamamen kırmadıkça.

Unutmadan arka kapakta yazdığı gibi;

Bizim hepimizin içinde zübüklük olmasa, bizler de birer zübük olmasak, aramızdan böyle zübükler büyüyemezdi. Hepimizde birer parça olan zübüklük birleşip işte başımıza böyle zübükler çıkıyor: Oysa zübüklük bizde, bizim içimizde. Onları biz, kendi zübüklüğümüzden yaratıyoruz. Sonra kendi zübüklüklerimizin bir tek Zübük'te birleştiğini görünce ona kızıyoruz.

Coşkun Deniz 
 06 Haz 2017 · Kitabı okudu · 11 günde · Beğendi · 10/10 puan

Geçmiş ve günümüz zübüklerine, Aziz Nesin gibi bir aydından muhteşem bir gönderme Zübük. Bilgisizlik ve bilinçsizlik olduğu sürece zübükler her dönemde hep var olacaklar. Zübükte kendimizi, toplumumuzu ve aslında kendi elimizle, bizim isteyerek yarattığımız zübüklerin sahtekarlık, din sömürüsü ve yalan ile neler yapabileceklerini ve hangi mevkilere gelebileceğini tüm çıplaklığı ile görüyoruz. Aziz Nesin 1960' lı yıllardan günümüz Türkiyesine ışık tutuyor ve bu da Nesin' in ne kadar ileri görüşlü bir aydın olduğunun kanıtı. Nesin'in dediği gibi şimdi çok iyi anladım ki, zübük bir tane değil, biz hepimiz birer zübüğüz. Bizim hepimizin içinde zübüklük olmasa, bizler de birer zübük olmasak, aramızdan böyle zübükler büyüyemezdi. Hepimizde birer parça olan zübüklük birleşip işte başımıza böyle zübükler çıkarıyor. Çoğu yerinde kahkahalar ile güldüğüm bu eseri, gelecek kuşakların bilinçlenmesi açısından önce kendinizin okumasını, sonra çocuklarınıza okutmanızı tavsiye ederim.

siyami tatlıcıbaşı 
11 Nis 2017 · Kitabı okudu · 4 günde · Beğendi · 10/10 puan

zeybekzadenin zübükzade(zübük)'ye dönüşümüne gülmekten katıla katıla tanıklık ettiğim bir ustalık eseri.. filme alındığında, doğrusu rahmetli Kemal Sunal'dan böylesine dört dörtlük bir performans beklemiyordum.. hâlâ, yüreğimin bir yerinde, Aziz Nesin'le Kemal Sunal'ın, (mizah yönünden) ruh ikizi olduğuna dair güçlü bir kanı vardır...

ali sahin 
12 Nis 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Aziz nesin çok ileri görüşlü bir aydınımızdı.. günümüzü yıllar önce görebilmiş din kalpazanlarını teşhir etmişti..Zübükte de klasik din baronlarını komik bir dille anlatıyor ..

Ceren Gökçen Demirel 
18 Ara 2017 · Kitabı okudu · 6 günde · Beğendi · 10/10 puan

Neden şimdiye kadar Aziz Nesin okumadım ki dedirtti. Filmini de yakında izleyeceğim. Aziz nesinden okuduğum ilk kitaptı ve muhteşemdi. Günümüz siyasetine de uyan harika bir hiciv bence. Okuduktan sonra etrafımızdaki zübükleri çok net göreceksiniz. Aslında hepimiz zübüğüz, zübüklük içimizde, her yerde. Kesinlikle okumalısınız!

Büşra Öztürk 
06 Şub 20:25 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Aziz Nesin'in deyimiyle uzun mizah hikayesi. Aziz Nesin tarafından yaratılan 'zübük', kelime anlamı olarak “Kendi çıkarları için her yolu mübah sayan kişi, sözünde durmayan, üçkağıtçı, egoist, düzenbaz, ahlaksız, kalleş, namussuz, palavracı, dönek” demektir. Her şeyi kısa yoldan halletme çabası ile kandırılan insanları konu alıyor genel olarak kitap. Her defasında tekrar kanmayacaklarını dile getirseler de çıkarları söz konusu olduğunda aynı şeyi yapmaktan geri durmuyor bu insanlar. Bunu fırsat bilen, bin dereden su getiren Zübükzade İbraam Bey'imiz de bu durumu çok iyi kullanıyor isminin hakkını vererek. Kitap 1961'de yayımlanmış olmasına rağmen aynı sorunların günümüzde de çözülememiş olduğu görülüyor. Kİtaba hiç yabancı hissetmiyorsunuz kendinizi. Ağlanacak halimize gülüyoruz bir nevi. Kitabın sonunda "Hepimizde birer parça olan zübüklük birleşip işte başımıza böyle zübükler çıkıyor. Oysa zübüklük bizde, bizim içimizde." diye çıkarımda bulunuyor yazarımız. Evet, fark ediyoruz ya da etmiyoruz bilmiyorum ama hepimiz yapıyoruz zübüklük. En basitinden hastanelerde ya da sıra beklememiz gereken yerlerde tanıdık araya koyarak işimizi en kısa yoldan halletme peşindeyiz. Bu bir örnek fakat günlük yaşantımızda yaptığımız ve ya gördüğümüz çok şey var bunun gibi. Herkes illaki bu yola başvurmuştur kendisi gibi aynı sorunu çözmek için orada bulunan kişileri yok sayarak. Aziz Nesin bu sorunu mizahi bir şekilde anlatmış fakat her bölümde yüzleşmek zorunda kaldığımız bu sözde uyanıklığımızı bir tokat gibi vuruyor yüzümüze. Çevremizi etkileyebilmemiz için ilk önce kendimiz zübüklüğü bırakmamız gerek. Bunun bahanesi olmamalı fakat alışılagelmiş bu düzen nasıl değişir bilmiyorum.

Şahin Kürekci 
10 Tem 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Çoğumuz bu kitabı Kemal Sunal'ın başrolünde olduğu aynı isimli filmden dolayı biliriz. Ahlaksızlığın, rüşvetin, kötülüğün siyasetimizde kol gezdiğini anlatan ve her Aziz Nesin eserinde olduğu gibi hicvi yüksek olan bir yapıttır. Bir insanın sadece yalakalık ve kurnazlık yaparak nasıl devletin en üst kademelerine kadar yükselebileceğini de gözler önüne serer. Kitap 1961 senesinde yazılmış olmasına rağmen günümüze dair derin izler taşımaktadır. Aziz Nesin'in ileri görüşlülüğüne yabancı olmayanlar bunu yadırgamayacak olsalar da bazı yerlerde okur doğrudan bugünü görecektir. Kuvvetle muhtemel Aziz Nesin'in de gelecek nesillere ders ve uyarı olsun amacıyla yazdığı bu eseri mümkünse kendinizden evvel küçüklerinize okutunuz. Madem geleceğin siyaseti onların ellerinde şekillenecek, öyleyse bu gerekli okumayı yaparak çevrelerindeki Zübük'leri nasıl ayırt edebileceklerini de öğrensinler.

Güler Bilkay Aygün 
19 May 2017 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Aziz Nesin'in diğer kitapları gibi çok güzel bir kitap. Siyasi kimliğini kendi menfaatleri uğruna kullanan bir politikacının hikayesi. Maalesef günümüzde de çok fazla zübük var ve hep olacaklar.

3 /

Kitaptan 79 Alıntı

Barış 
17 Şub 14:37 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Bu memleket,şehit şüheda yüzü suyu hürmetine yaşıyor.

Zübük, Aziz Nesin (Sayfa 176)Zübük, Aziz Nesin (Sayfa 176)
Barış 
15 Şub 22:36 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Bu zaman namussuz zamanı.Kimse doğruluk üzere iş görmüyor.Doğru adamı hiçbir işin başına geçirmiyorlar.

Zübük, Aziz Nesin (Sayfa 20)Zübük, Aziz Nesin (Sayfa 20)
Zagor 
06 Mar 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

Atasözü
"İt kağnı gölgesinde yürür de kendi gölgesi sanırmış."

Zübük, Aziz Nesin (Sayfa 4 - Nesin Yayınevi 12.Baskı 2016)Zübük, Aziz Nesin (Sayfa 4 - Nesin Yayınevi 12.Baskı 2016)
Merve Uçaroğlu 
28 May 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · 7/10 puan

İt izi kurt izine karışmış, alan belli değil, satan belli değil...

Zübük, Aziz NesinZübük, Aziz Nesin
Barış 
17 Şub 14:22 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Bu bizim insanımızda yürek yok yürek..

Zübük, Aziz Nesin (Sayfa 112)Zübük, Aziz Nesin (Sayfa 112)
Zagor 
07 Mar 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

Benim gibi bir garibin hakkı yenir mi efendi? Niye? Çünkü bir arkamız yok. Boşuna mı söylenmiş bir söz: "Öksüze şamar atmışlar da, vah arkam demiş..."

Zübük, Aziz Nesin (Sayfa 35 - Nesin Yayınevi 12.Baskı 2016)Zübük, Aziz Nesin (Sayfa 35 - Nesin Yayınevi 12.Baskı 2016)
Barış 
15 Şub 22:50 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Memlekette ahlak diye bir bok kalmadı emin ol.Yahu hakkını almak için rüşvet vereceksin.Namussuzluk diz boyu.

Zübük, Aziz Nesin (Sayfa 35)Zübük, Aziz Nesin (Sayfa 35)
Barış 
17 Şub 14:26 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Politika ne demek? Biri bin göstermek demek.İcabında pireyi deve,icabında deveyi pire yapmak demek.

Zübük, Aziz Nesin (Sayfa 129)Zübük, Aziz Nesin (Sayfa 129)
Barış 
17 Şub 13:47 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Son derece ahlaksız, şerefsiz, haysiyetsiz ve kalleş biriydi.Maaşlı bir eleman iken aldığı rüşvetleri yastık altında biriktirdi.Foyası ortaya çıkmaya yüz tutunca, siyasetin dokunulmazlık zırhına bürünmek istedi.Önce belediye başkanı oldu.Yağcılık yapa yapa, rüşveti her yere bulaştıra bulaştıra yükseldi.Yağma, talan, soygun ve vurgun etiketi oldu.Yalanlarıyla insanları kandırdı, kamplara ayırdı.Namuslu insanları birer birer harcadı.Atatürkçü insanlara komplolar kurdu. öylesine yüzsüz, öylesine utanmaz, öylesine alçaktı ki, yolsuzluklarını ortaya çıkaranları hain, kendisini ise vatansever ilan etti.

Zübük, Aziz NesinZübük, Aziz Nesin

Kitapla ilgili 4 Haber

Aziz Nesin'in eserinden sinemaya uyarlanan "Zübük'' filmi yeniden çekiliyor.
Aziz Nesin'in eserinden sinemaya uyarlanan "Zübük'' filmi yeniden çekiliyor. 1980 yılında çekilen ve kadrosunda Kemal Sunal, Nevra Serezli, Bülent Kayabaş, Kadir Savun ve Osman Alyanak gibi önemli oyuncuları barındıran 'Zübük' filmi yeniden çekiliyor. Filmde Kemal Sunal'ın hayat verdiği İbrahim Zübükzade rolünü ise ünlü oyuncu Levent Üzümcü canlandıracak.
Yerli Edebiyat Uyarlamalarından, Kitabın Namına Gölge Düşürmeyecek Kadar Başarılı 15 Film
Yerli Edebiyat Uyarlamalarından, Kitabın Namına Gölge Düşürmeyecek Kadar Başarılı 15 Film Sinemanın bir çok önemli yapıtının edebiyat uyarlamaları arasından çıkması pek şaşırtıcı olmasa gerek. Zaten kitleler tarafından beğenilmiş olan bir eseri uyarlamak, eğer film aşamasında bir “kazaya” uğramazsa, başarısı biraz daha garanti bir tercih. IMDB’nin top filmleri arsında da çok sayıda edebiyat uyarlaması olması tesadüf değil. Edebiyat uyarlamaları bizim sinemamız içinde de çok önemli yer tutuyor. Toplumsal gerçekçi bir bakış açısıyla işlenen bir çok filmimizin önemli romancılarımızın eserlerinden uyarlanmış olmasının yanında komediden tarihi yapımlara kadar bir çok filmimiz de başarısını öncüsü olan kitaplara borçlular.
Aziz Nesin 102 Yaşında...!!!
Aziz Nesin 102 Yaşında...!!! Karanlığa Işık Tutan Aydın Aziz Nesin 102 Yaşında...! Ülkü Tamer'in aktarımıyla bir "Aziz Nesin - Yaşar Kemal" hatırası...