"Zübükzâde mi, ondan yaka silkmeyen mi var?"
Sadece tek bir Zübük değil, Zübüklerle dolu bir kasaba...
Memleketin yüz karası denilen Zübükzâde İbrahim Bey başrolde..
Zübükzâde İbrahim Bey'i çeşitli kişilerin ağzından dinliyoruz ve tanıyoruz. Ebe, tüccar, terzi, otelci, öğretmen... Liste uzayıp gidiyor ama kimseden tek iyi bir söz çıkmıyor Zübük hakkında. Ağzı bozuk, hilebaz, yalancı ve işinin görülmesi için her şeyi yapabilecek biri. Çevresine göre rezil bir adam. Ama o rezillikten de hiç çekinmeyen aksine ondan bile faydalanabilecek bir karaktere sahip. Her şeyi fırsata çevirmeye çalışır, olayları bir şekilde sadece kendi yararına döndürmeyi başarır..
Kitabı okumamış olanların bile gözünün önünde birçok Zübük belirmedi mi? Herkes hayatında bir iki Zübük de olsa tanımıştır. Ne yazık ki..
Zübük'ün yetenekleri de az değil. Onlardan bahsetmemek de olmaz. İnsanlara bir yandan bu kadar palavra da atılmaz dedirtirken bir yandan da ya doğruysa dedirtmeyi başarabilen biri. Konuşmaya gelince en iyisi olma, uygulamaya gelince ortadan kaybolması da bir diğer meziyeti..
Peki bu tarz insanlar neden hiç bitmiyor? Ve onlardan bu kadar şikâyetçiysek neden hala içimizde barındırıyoruz? Evet, herkes 'Zübüklerin' farkında ve onlardan şikayetçi ancak hala varlıklarını çok kolay bir şekilde sürdürebiliyorlar. Çünkü sesini çıkarmayıp ondan faydalanmak isteyenler de var. Yapacaklarından korkup susanlar da var. Ortada ne döndüğünü bile anlayamayacak, kandırılması kolay cahiller de var...Yani tek bir Zübükten değil birçok Zübükten bahsediyoruz aslında.
Kasaba halkı bir yandan şikayet ederken bir yandan da Zübükzâde İbrahim'i aralarında barındırmaya devam ederler. Göklere çıkaranlar da onlar, yerin dibine sokmaya çalışanlar da onlar. Dolandırılanlar, inananlar, sövenler, sayanlar, övenler...