Hayri Bey dayısı da onlarla beraberdi artık. Her gün en az bir kere, Ingilizlerin acımasızlığından söz ederek gerçek öyküler anlatıyordu.
"İngilizler esirlerin paralarını alıyorlardı. Bazı esirler altınlarını yutuyorlardı. Bu, bütün çevre halkınca duyulmuştu. İngilizler esirleri öldürmüyor, fakat onları şehirden şehire yürüyerek götürüyorlardı. Yorgunluktan ayakta uyuyorduk. Ayakta uyuyanların sonu ölümdü. Çünkü kafilenin en gerisinde kalıyorlardı. O zaman çöl eşkiyaları, bu zavallılara usulca yaklaşıp, ellerindeki eğri bıçaklarıyla karınlarını boydan boya keserek, dökülen bağırsaklarda altın arıyorlardı. Bulduklarında da 'Souvenir, souvenir diye bağırarak kaçıyorlardı. Ben çoğundan gençtim. Ne önde, ne de en arkada kalmamaya gayret ediyordum. Çünkü önlerde de İngilizlerin fil hortumundan kırbaçlarını yemek vardı.