Çağrıldığımız isim adeta şahsiyetimizin bir parçasıdır. Kültürümüzün tarihî seyrine bakıldığında, 'ad koyma'nın önemli ananelerimizden biri olduğu görülür. Her anne-baba, çocuğuna en güzel ismi koymak arzusundadır. Ama, kimi zaman, aksilikler, ebeveynin bu arzusuna mani olur. Sezai Karakoç'un isminde de böyle bir karışıklık göze çarpar. Ama O, yapılan bu yanlışlıktan şikayetçi değildir. Daha çok Sezai ismiyle maruf olan Karakoç, adının konmasıyla ilgili olarak hatıralarında şunları yazar:
"Ismim, babamım koyduğu ad, Muhammed Sezai'dir. Kur'an-ı Kerim açılarak konmuş ismim. O zamanlar, her ismin bir de mahlası olurdu. Isim, genellikle, peygamber ya da sahabe, veli adından alınırdı. Mahlas ise genellikle farsçadan. Ismim Muhammed, mahlasım Sezai oluyor. Sezai'nin anlamı da, aşağı yukarı Muhammed'le aynı. Sanki onun farsçası. Böylece hem adım, hem mahlasım, Peygamber Efendimizin isminden alıyor lałzını ve anlamını. Bir başka vesileyle de, Peygamber Efendimizin Ahmet ismiyle şerefleniyorum. Ahmet de ağabeyi- min ismiydi. Nasıl olduğu bilinmiyor, benim nüfus kaydım Ahmet Sezai, ağabeyimin de Mehmet Şefik olarak yapılıyor. Hep evde, okulda, sokakta, arkadaşlarım arasında Sezai diye çağrılıyorum."