Zübük kitabın kapağını görünce bile o Kemal Sunal gülümsemesi beliriyor akıllarda..
Ama tabii ki kitaplar her zaman filmlerden daha iyi Aziz Nesin kitaplarını filme uyarlamak ulaşılabilirlik ağını genislettigi için o zamanlara göre iyi fikir bence.
Kurguya gelirsek (tabi kurgular gerçeklerden daha yakındır her zaman bize ;)zamansız bir karakter yani siyasetin ve halkın olduğu her büyük küçük yerleşim yerinden sosyolojik kalıntıların olduğu her hangi bir zaman dilimden şuna benziyor aynen diyebileceğimiz bir karakter .
Eğleniyor halk Zübük (zeybek kelimesinden esinlenerek oluşturmuş Aziz Nesin) ile belki o halkla zaman zaman bu durum değişiyor..Ama değişmeyen tek şey izah olmayanın mizahı olduğu..
Mektuplar aracılığıyla baslayan yasananlar anlam verilmesede anlamadım diyemeyenlerin halleri cok iyi verilmiş.Mektup kısmı bence şiveyi ve ikinci ağızdan aktarımı yoğun bir şekilde desteklemiş ve empatiyi kendiliginden kurmayı sağlamış..Herkesin bildiği bir film Zübük tabiki ama okurken hoşa gidenin nasıl büyütüldüğünü canlandırabileceginiz muhteşem sıfatları bulabilirsiniz.
ZübükAziz Nesin · Tekin Yayınevi · 19728,3bin okunma
"Bak oğlum, Zübük bir tane değil, biz hepimiz birer Zübük'üz. İçimizdeki Zübük'lükten kurtulmaya bakmalıyız."Aziz NesinAziz Nesin’in 1961 yılında kaleme aldığı Zübük (Zübükzade İbrahim Efendi’nin Uzun Hikayesi), Türk edebiyatının sadece en komik değil, aynı zamanda en keskin siyasi hicivlerinden biridir. Nesin, bu eserinde bireysel bir dolandırıcılık hikayesinden yola çıkarak toplumsal bir röntgen çekmekte.
Zübük; kendi çıkarı için her kalıba giren, yalanı sanat haline getirmiş, dinsel ve milli duyguları sömüren siyasetçi/kişi tipini temsil ediyor.
Zübük'ü var edenlerin aslında onu meclise gönderen, ona inanan (ya da inanmış gibi yapan) halkın ta kendisi olmasıdır. Aziz Nesin burada şu mesajı veriyor: "Her toplum, hak ettiği Zübük tarafından yönetilir."
Zübük, hâlâ taptazedir. Çünkü eser sadece belli bir dönemi değil; popülizmi, fırsatçılığı ve kitle psikolojisini anlatıyor.
Roman, Doğu Anadolu’da bir ilçede geçiyor. Kahraman Zübükzâde İbraam Bey (veya İbrahim Zübükzade), açıkgöz, yalancı, dolandırıcı ama inanılmaz derecede kurnaz bir adamdır. Çevresindeki insanların saflığını, cehaletini, batıl inançlarını ve kolay kanma huyunu ustalıkla kullanarak önce küçük çaplı dolandırıcılıklar yapar (insanları kandırır), sonra bu yeteneğini siyasete taşır:
Belediye başkanı olur,
Milletvekili seçilir,
Ankara’ya heyet gönderip baraj-köprü vaatleriyle para toplar,
Vaadettiği hiçbir şeyi yapmaz ama halkın gözünde hâlâ “kahraman” kalmayı başarır.
Romanın sonunda foyası ortaya çıksa da kısa sürede toparlanır ve yeni vaatlerle (mesela ilçeyi ile çevirme vaadiyle) aynı döngüyü devam ettirir.
Zübük’ü var eden asıl güç, toplumun cahilliği, sorgulamaması, menfaatperestliği, ikiyüzlülüğü ve kolay kandırılabilirliğidir.
__Din, gelenek, vatan sevgisi gibi değerler bile Zübük
Seneler önce özel kanalların arttığı ilk yıllarda her akşam bir Kemal Sunal filmi yayınlanırdı. İzlemeyi ve ertesi gün de filmdeki esprileri yapmayı severdim ben de. Yeni bir hevesle "Zübük" filmini izlemeye başladım. Fakat "Şaban"ın diğer filmlerinden farklıydı sanki bu. Alıştığımız saf, temiz, sakarlıklarıyla başarıya ulaşan, komik tesadüflerle rakiplerini yenen bir başrolün yerine sahtekar, akıllı, yalancı bir adam vardı. Ve bu yüzden pek beğenememiştim bu filmi...
Yıllar yıllar sonra bu farklılığın nedenini geç de olsa anladım. Fark "Aziz Nesin"den kaynaklanıyordu elbet. Aziz Nesin Okuma Etkinliği (http://1000kitap.com/gonderi/40597090 ) kapsamında Zübük 'ü okudum ve Kemal Sunal'ın komedyenliğinden sıyrılıp oyunculuğunu konuşturduğu Zübük filmini tekrar izledim. Thomas Moore'un Ütopya kitabını okuduktan sonra incelememde yazdığım sözü tekrar yazayım : Tarih tekerrürden ibaretse; siyaset külliyen tekerrürden ibarettir.
Aziz Nesin kaynaklı iki yapım, hem film hem kitap tekrar tekrar izlenebilecek ve okunabilecek eserler. Film, kitabın bir nevi özeti; kitap ise farklı gözlerden dinleyeceğiniz detaylı bir "Zübük" hikâyesi. Siyasette değişen bir şey olmayacağı için istediğiniz zaman (seneler öncesi, seneler sonrası veya asırlar...) okuyun veya izleyin, günümüzü ne güzel anlatmış diyebilirsiniz.
Etkinliği düzenleyen Vedanım ve emeği geçen herkese teşekkürler...
ZübükAziz Nesin · Tekin Yayınevi · 19728,3bin okunma
Zübük'ü ilk okumaya başladığımda on sayfa geçti yirmi sayfa geçti otuz sayfa geçti aynı şeyleri okuyup okuyup duruyorum, bu kitap 327 sayfa çıkmayı nasıl başarmış diye düşündüm içimden. Kimseciklerin bilmediği uçan kuşun uğramadığı üzerine ölü toprağı serilmiş küçük bir kasabada yaşayan ana karakterimiz Zübükoğlu ibraam Bey durduğu yerde kırk yalan kırk dolan insanı rızasıyla soyan bir tip. Köylünün de ayağında bir donu kalıyor ama yine de Zübük işimizi görür düşüncesiyle Zübükten yardım istemekten ona iş danışmaktan vazgeçemiyorlar. Her danışıklığında Zübüğe bir şeyler kaptıran köylü bu durumdan illallah etmiş artık, kaldı ki içlerinden bazıları kafaya koymuş Zübüğü öldürmek istiyor. Zübüğü öldürenin cennetlik sevap alacağına inanıyorlar, o kadar zararı var işte bu adamın bu kasabaya. Ama bizim Zübükten taklacısı yok işte kendini öldürmeye gelene bir dalavere yapıp da sıyrılmasın işten. Hikaye hep böyle sürüp gidiyor, ilk başlarda aynı şeyi okuyormuş gibi hissettirse de biraz ilerledikten sonra sizi içine çekiyor bırakmıyor artık.
Bu konu Aziz Nesinden değil de başkasından çıksaydı bu kadar etkili aktarılamazdı belki. Bu kitabı okurken ağlanacak halinize gülüyorsunuz tam anlamıyla. Siyasette yalan dolanın, rüşvetin, dinin, milli duyguların kullanımını bol bol eleştiren bu kitabın 1980'de aynı isimle filmi de çıkmış ve Zübük karakterini de Kemal Sunal oynamıştır.
ZübükAziz Nesin · Tekin Yayınevi · 19728,3bin okunma
Aziz Nesin'in okuduğum ikinci kitabı. Eski filmlerin, şarkıların nasıl bir güzelliği, kalitesi varsa, Aziz Nesin kalemi de öyle. Toplumsal olaylara kara mizahı bu kadar güzel oturtan kaç yazarımız var acaba.
Zübüğün köyde dolandırmadığı kalmamış, her birinin ağzından zübükle olan maceralarını okuyoruz. Zaman zaman da gülmekten okuyamadığım yerler oldu. Adamın özel bir çabaya da ihtiyacı yok, köylüler kendi kendilerini zorla, dolandırsın diye uğraşıyorlar. Nasıl mı? Oku bence...
Aziz Nesin’den okuduğum üçüncü kitap oldu. Kendisini tanıyanlar iyi bilir: eserlerinde hicvi çok iyi kullanıyor ve işin içine mizahı da katınca ortaya okuması keyifli eserler çıkıyor. Tabii okuması keyifli, güldürücü ama anlattıklarını oturup düşününce, gülsem mi ağlasam mı ikileminde kalmıyor değilsiniz.
Toplumu, insanları, bizleri anlatıyor Aziz Nesin… Yaşadığımız toplumda, çevremizde sık sık karşılaştığımız tipleri kaleme almış aslında; yazdıklarını okurken ben bu adamı harbiden tanıyorum, böyleleri gerçekten de var diyorsunuz.
Yazdıklarını kıymetli kılan en önemli sebep ise -bana göre- hala günümüzde de geçerliliğini koruyor olmasıdır. (Ne yazık ki!) Özellikle ‘’Memleketin Birinde’’ adlı eserini okursanız, ne demek istediğimi çok daha iyi anlarsınız.
Gelelim asıl kitabımız olan ‘’Zübük’’ adlı eseri incelemeye. Önce ‘’Zübük’’ nedir ondan bahsedeyim; ‘’Zübük; Halk arasında kendi çıkarları için her yolu mübah sayan kişi için kullanılan bir deyimdir. Kısaca menfaatçi, çıkarcı anlamlarında kullanılır.’’ Yani yaşadığımız dönemi ve toplumu ele alırsak, pek de yabancı değiliz bu tabire.
Aziz Nesin ise şöyle tanımlamış ‘’Zübük’’ ifadesini: ‘’ Zübük bir tane değil biz hepimiz birer zübüğüz. Bizim hepimizin içinde zübüklük olmasa; bizler de birer zübük olmasak, aramızdan böyle zübükler büyüyemezdi. Hepimizde birer parça olan zübüklük birleşip işte başımıza böyle zübükler çıkıyor Oysa zübüklük bizde, bizim içimizde. Onları biz, kendi zübüklüğümüzden yaratıyoruz. Gerçekte, zübük biziz, benim, sensin... Karşımıza bir zübük çıkıyorsa, onun zübüklüğünde bizim de bir parçamız var.’’
Zübüklüğün tanımını yaptıktan sonra şimdi de hikayemizden bahsedelim. Kitap İran sınırına yakın bir taşrada yaşanan trajikomik olayları anlatıyor. İbrahim Zübükzade isimli bir şahsın türlü türlü
Aziz Nesin 'in dünyanın en iyi mizahçılarından olduğu yadsınamaz bir gerçek. Sadece Türk edebiyat eleştirmenleri değil, dünyanın sayılı edebiyat eleştirmenleri de bunu defalarca belirtmişler. Örneğin, prestijli mizah ödüllerinden biri olan altın Palmiyeyi bir değil iki defa kazanmış Aziz Nesin. Defalarca Nobel ödülü adayı olarak önerilmiş. Ben Aziz Nesin'in bütün öykülerini ve romanlarını çocukluğumdan itibaren okumaya başladım. Hiç sıkılmadan defalarca halen okuyorum.
Gelelim Zübük 'e.
Sözlük anlamı hileci, yalancı, dalkavuk, sahtekar, hırsız, dolandırıcı... Uzayıp gidiyor böyle. İşte bu sıfatların hepsini birden tek bedende toplamis biri Zübükzade İbraam Bey. Lakabı babadan kalma. Babası da zübüklugun hakkını verenlerden.
Aziz Nesin romanın geçtiği yer hakkında detay vermiyor. Sadece İran transit yolu üzerinde bir kasaba diyor. Bu kasaba Allah'ın unuttuğu bir yer. Yazın tozundan, kışın soğuğundan muzdarip. Tek tük ağaç, kuru bir dere, topraği verimsiz kısır bir kasaba. Vilayete üç saat yolu var. 1954-1960 yılları arasında yazılmış. Bu kasabada tek uğraş particilik. İnsanlar iki sınıfa ayrılmış. Muvafiklar ve muhalifler. Hemen belirtelim, parti ismi, mebus ismi belirtilmeden yazılmış. Haliyle bizim sevgili Zübükzade'miz muvafık sınıfından ve iktidardaki partinin bir üyesi.
Zübük öyle fırıldak bir adam ki, çevresindeki insanları bir şekilde oyuna getirmeyi beceriyor. Oyuna gelenler onun ne denli yalancı, düzenbaz, aşağılık biri olduğunu biliyorlar. Ama ne gelir elden. Hükümet korkusu, jandarma korkusu, dini korku almış yürümüş. Ya doğruysa söyledikleri... Kasaba eşrafı lakapları ile anılıyor. Anadolu'da soyadları pek kullanılmaz. Lakaplar bir nevi ayirtedici özelliktir. Kör Nuri, Deli Celil, Aklievvel Bedir Hoca , gibi. İşte bu eşraf yaka silker olmuş İbraam
Kitap okurken herkes kendince bir görsel hayali dünya yaratır ve kitap karakterlerini üzerine işler(genel olduğunu düşünüyorum) hah işte bu kitapta o yok, siz okurken özellikle canım ülkemin canım vatandaşıysanız gözünüzde kitap boyunca tek bir kişi oluyor evet, kitap bitene kadar orda . Neyse benim için en azından öyleydi. Norveçli olsaydım her sayfasını şakır şakır çevireceğim, macera, entrika, hile, rüşvet, yalan ve siyasetle mest olur, kitabı bitirip bir köşeye atar "vay be ne fantastik kitapmış" deyip huzurlu yaşamıma devam ederdim. Kısacası hiçbir şey değişmedi, hep aynı. O zamanlar imkanlar dahilinde Zübük cahil halkı kandırmış , kandırılmaya ihtiyacı olan insanları, yapabileceği en iyi performansı sergilemiş ve bence en iyisini yapmış, böylesine ders almaz insanlara da bu yaraşır. Son kurbanı da maalesef bir öğretmen oluyor. Şahsen bitirmek için okudum çünkü beterine maruz kaldığımız bir zamanda yaşayınca sıkıcı geliyor. İleri görüşlü yazarlar ve liderler iyi ki varlar.
"En büyük savaş, cahilliğe karşı yapılan savaştır." Mustafa Kemal ATATÜRK
ZübükAziz Nesin · Tekin Yayınevi · 19728,3bin okunma
Aziz Nesin in Zübük'ünü okuyun. Bir yandan gülmekten kırılıp geçeceksiniz,bir yandan da Ülkemizin baş sorunları üzerinde düşüneceksiniz. Bir kitaptan daha ne bekliyebiliriz ki?
ZübükAziz Nesin · Tekin Yayınevi · 19728,3bin okunma
Çoğu sayfayı okurken izlediğim film geldi gözlerimin önüne. Zübükzade İbraam'ın hikâyesi farklı ağızlardan anlatılıyor sayfalarca. Azîz Nesin okurken normalde pek zorlanmasam da bu eserini okurken yoruldum, sıkıldım açıkçası. Yaptıklarının ayağına dolanmaması, her güçlükten kolayca sıyrılıvermesi gerçekten de sınır bozucu keşke böyle bitmeseydi de yağlarımız bir şekilde eriseydi.
ZübükAziz Nesin · Tekin Yayınevi · 19728,3bin okunma
20 Aralık 1915’te İstanbul’da doğdu. İki yıl Darüşşafaka Lisesinde öğrenim gördü. Kuleli Askeri Lisesini bitirdi. Kara Harp Okulu ve Askeri Fen Okulundan mezun oldu. Üsteğmen rütbesindeyken "görev ve yetkisini kötüye kullanmak" suçlamasıyla yargılanıp ordudan uzaklaştırıldı. Bir süre bakkallık yaptı. Ardından gazeteciliğe başladı. Yedigün, Karagöz ve Tan Gazetesinde çalıştı. Cumhuriyet adlı bir magazin dergisi yayınladı. Sabahattin Ali ile birlikte, Marko Paşa, Malum Paşa, Merhum Paşa, Alibaba mizah dergilerini çıkardı. 1951de bir kitapçı dükkanı, ardından bir fotoğraf stüdyosu açtı. 1954ten itibaren Akbaba mizah dergisinde takma isimlerle mizah öyküleri yazdı. Yazın yaşamı boyunda 100ün üzerinde takma isim kullandı. Kemal Tahirle birlikte Düşün Yayınevi’ni kurdu.Yeni Gazete, Akşam ve Taninde köşe yazıları yazdı. Yazarlığı, Öncü, Yeni Tanin ve "Ustura" isimli bir mizah eki de hazırladığı Günaydın gazetesinde sürdürdü. 1962de Zübük isimli mizah dergisini çıkardı. 1963te yayınevinin yanmasının ardından sadece yazmaya başladı. 1972de Çatalcada kimsesiz çocukların eğitimini gerçekleştirmeyi amaçlayan Nesin Vakfını kurdu. Kitaplarının tüm gelirini bu vakfa bağışladı. 1976-1980 arasında her dalda edebiyat ödülleri veren Nesin Vakfı Edebiyat Yıllığını çıkardı. 1979da seçildiği Türkiye Yazarlar Sendikası Başkanlığı görevini yıllarca sürdürdü. Sadece Türk edebiyatının değil dünya mizah edebiyatının da sayılı isimleri arasında yer alan Aziz Nesin, düşünceleri ve yazıları nedeniyle siyasi iktidarlardan sürekli baskı gördü, tutuklandı, yargılandı, sürgün edildi, cezaevlerinde kaldı. 6 Temmuz 1995 tarihinde yaşamını yitirdi. Öykülerinde Türk toplumunu ayrıntılarıyla yansıtır. Anlatımında halk edebiyatının ana öğelerinden yararlanır. Yer yer masal temasıyla ve mizah aracılığıyla günlük olayları, toplumsal aksaklıkları eleştirir. Türk edebiyatında çağdaş mizah yazarlığı tekniklerini geliştiren, genç mizah yazarlarının doğmasına yolaçan yazardır.