Bay Düdük

·
Okunma
·
Beğeni
·
4236
Gösterim
Adı:
Bay Düdük
Baskı tarihi:
30 Nisan 1999
Sayfa sayısı:
131
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754181401
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Adam Yayıncılık
Baskılar:
Bay Düdük
Bay Düdük
Nesin Vakfı'nın yedi yapısı vardır. Bunlardan ikisi işçi evidir; biri Nesin Vakfı'nın yönetmenevidir. Birinin alt katı ahır, üst katı yine işgören evidir. Birinin altı işgören evi, üst katı Aziz Nesin'in evidir. Dört katlı büyük yapı Nesin Vakfı çocuklarının evidir...

Aziz Nesin'in 32 dile çevrilmiş kitapları sırasıyla en çok şu dillere çevrilmiştir: İran'da (70), Yunanistan'da (20), Almanya'da (16), Rusya Sovyet Cumhuriyeti'nde (yani Rusça 15), Bulgaristan'da (10) ve daha birçok dillere... Romenceye Aziz Nesin'in 7 kitabı çevrilmiş ve "Biraz Gelir misiniz" adlı oyunu da "Braila Devlet Tiyatrosu'nda oynamıştır...

Aziz Nesin, Türkiye'de ve başka ülkelerde yayımlanacak kitaplarının, sahnelenecek oyunlarının, filme alınacak eserlerinin telif haklarıyla, bütün eserlerinin iç ve dış radyo ve televizyonlarda temsil ve yayınlarından elde edilecek telif haklarını tümüyle Nesin Vakfı'na bağışlamıştır...
135 syf.
·2 günde·8/10
Aziz Nesin’in kitapları güldürürken düş… gibi klişelere elbette girmeyeceğim. Doğrusu kimdir, nedir, ne değildir bilmem. Ayrıntılı tanımam da kendisini. İşte sağdan soldan duyduklarım var, düşündürüyormuş, güldürüyormuş, inançsızmış falan filan. Şu an pek bir sahipleniliyor. Baba diyenler var, üstat diyenler var. Var da var yani.

Merak ettiğim bazı ihtimaller var benimde ve bilhassa kendi başıma net yanıtlara ulaşamıyorum. Belki siz yardımcı olursunuz... Mesela, adam günümüzde yaşamış olsaydı da sevilen siyasetçilere birkaç kelam etseydi ne olurdu? Yahut güzel Müslüman kardeşlerim; Aziz Nesin’in çıkıp da 40 da 1 zekât veren adama bunak dediğini duysalardı ne derlerdi? Doğrusu vatan haini mi ilan edilmezdi yoksa şeytan gibi deccal gibi isimlerle mi bağdaştırılmazdı ben kestiremiyorum.

İlk iki paragraf okunduğunda Aziz Nesin’e sallıyorum gibi geliyor değil mi? Peki işin aslı gerçekten öyle mi yoksa sorun, bizim algılayıcılarımızın bozulmuş olmasında mı yahut anlatılmak isteneni doğru kavramamamızda mı?

Aziz Nesin’in anlattığı karakterler de böyledir; hep önyargı sahibidir, aynı şey başına gelene değin anlamaz. Pek tabi kitaptan bir hikâye ile örnekleyeyim; Arif Bey’in polislerce fişlenen insanları suçlu addedip ardından adının Pezevenk Arif’e çıkması gibi. Esasen iş işten geçmiştir, ne yapsa kar etmez, anlatır… dili damağı kuruyana değin, nefesi kesilene değin, inanmayacaklarını bilip, bilmezden gelip inanmalarını umarak anlayacakları ana değin devam eder. Eder etmesine ama onu dinleyenler bıyık altından gülerek, bak sen şu Pezevenk Arif’e diye dalga geçerler.

Öyleyse ikinci paragrafa hemen bir flashback yapıp; “40 da 1 zekât” olayında zekât veren adama neden bunak dediğini irdeleyelim. Dinleyelim hele, sahiden de algıladığımız gibi mi söylemiş yoksa daha farklı olaylar mı var işin arka planında görelim. Evet Aziz Nesin, hikayesinde biraz kapitalizm eleştirisi yapıyor ve diyor ki Kapitalist yönetimlerde işçiler sömürülür ama aynı işçiler aynı sistemle bizim ülkemizde daha başka sömürülür. Zekât verip, oruç tutup, ağzından Allah kelamını düşürmeyip işçisini sigortasız çalıştıran, hakkını yiyen adamın verdiği zekât bunaklıktır diyor. Manyak adam hem onu yapıp hem de senin zekatla ne işin var diye "Bunak" nitelemesinde bulunuyor, haksız mı? Bence değil, kesinlikle değil.

Gelelim algılarımızın en bozuk olduğu meselelere. Sanki o meselelere hiç dokunulamaz, ilişilemez gibi hep birileri tarafından korunup kollanır. Örneğin; inançsızlık meselesi gibi. Adam inançsızsa yaramaz! Bırak şu atayisti! La ne işin var elin gâvuru ile! (Gâvur olur birden) Belli komünist s..et onu! (Sonradan da komüniste evrilir) gibi söylemlerle insanların girip, bakamayacağı hatta ulaşamayacağı görünmez bir zırhla çevrelerler inançsız adamı. Esasen bunu niye yaparlar diye sorarım hep kendime; nedense o zırh bana hiç işlemez, işlemediğinden de gidip bakarım bu adam ne diyor ki böylesine linç ediliyor birileri tarafından diye?

Karşılaştığım cevap ise hep gerçekler olur Kim gerçekleri söylüyor, doğruyu haykırıyor, ezilmişleri savunuyor, haklının yanında haksızın karşısında ise linç ediliyor, yok ediliyor ve ayrıştırılıyor; inançsız, ateist, komünist… diye.

Aziz Nesin’in anlattığı, sorguladığı, fark ettirmeye çalıştığı gerçekler geçmişten günümüze ülkemizin kanayan yaraları olduğundan benim yazacaklarımın bütünü bu kadar olmayıp daha fazla uzatmanın ve okuyanları sıkmanın da anlamını görmediğimden burada kesiyorum.

İncelemeyi ikisine ithaf ediyorum ve okuyan herkese teşekkür ediyorum. Keyifli okumalar dilerim.
131 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10
Bu sene hiç tanışmadığım yazarlarla tanışacağım bir sene olsun istedim.Her yazarın bir kitabını,beğenip tarzını sevdiklerimin de bütün kitaplarını okumak gibi bir gayem var zamanın izin verdiği kadarıyla.Keşke diyorum şu kitaplar bir ilaç kapsülü gibi olsaydı da karaciğer yerine beynimiz enzimleyip gerekli olanı depolasa olmayanı da idrar yoluysa salsa.E pub ve pdf'i olduysa kitapların kapsülünü de yaparlar he? Teknoloji canavar.

Kısa hikayelerden oluşan Bay Düdük,Aziz Nesin'in ince esprileri,gözlemleri ve gerçek kurgularıyla en az yarısı tarafından linç edildiği Türk toplumunu ne denli çözdüğünü gösterdi bana.Sülün Osman'a inanıp boğaz köprüsünü satın alan insanlara yuhh diyip şaşırıyorsunuz ya,heh işte şaşırmayın.Aman efendim onlar eskidendi şimdi herkes uyanık diyorsanız,daha geçen sene bu ülkede nice Prof.'ların,savcıların,hakimlerin tufaya geldiğini hatırlatırım.Toplumdaki aksaklıklarla ustalıkla alay edilen 15 hikayede karakterler sanki kapı komşumuz,arkadaşımız,bakkal amcamız hatta anne babamız gibi.Hikayelerin hepsi kısa,akıcı,etkili ve çok zevkli.Tekrar görüşürüz Aziz Baba.
135 syf.
Yazar, gerçekçi bir mizah anlayışına sahip. Onun mizahi unsurları, içinde yaşadığı toplumu gerçekler üzerine kuruludur.

"Ticaret tatlı iş kardeşim,dedi. Parayı veren malı alamayacağını biliyor. Parayı alan da malı veremeyeceğini biliyor. Ama ne var ki , bir ümit işte..."

Sanatçının mizahının en önemli yanı, anlatacağı olayın komik karakterli olmasından çok halkın olayını yorumlama biçimidir.

Ağlayacak halimize gülen devlet ve hükümet büyüklerini kıyasıya eleştirmiştir.

Aman Ali Bey, size bugün ne oldu? Bütün atasözlerinin altını üstüne getirdiniz. Hasan Bey var ya, şey olmuş duydunuz mu? Ne dersiniz?
- Ne diyeyim? Ayının iyisini armut yer. -Eskisi gibi şiddetli nutuklar vermiyorsunuz. .
- Ne yaparsın... Yoğurttan sütü yanan ağzını üfleyerek içer. Ali Beyin yanında biraz daha kalsam benim de tersim dönecekti.
- Çok teşekkür ederim, Ali Bey. Bana müsaade.
- Dur! dedi, sana hazırladığım yeni eseri göstereyim.
- ismi nedir?
- "Millet, hâkimiyetindir!" Senelerdir Ali Beyin doğru oturup eğri konuşmaktan, politika hayatında, karaya ak, aka kara demekten sahiden tersi döndüğünü anladım.

Yazarı,ilk defa bu kitabıyla tanıdım. İyi ki de tanıdım. Yapıtlarının görünen tarafı komedi iç kısmı ise trajedi olan sanatçının dili akıcı ve anlaşılır.
135 syf.
Aziz Nesin’i okumak!
Aziz Nesin’i anlamak!

Aziz Nesin’i okumadan önce daha doğrusu tanımadan önce hakkında inanılmaz bir ön yargım vardı. Özellikle yeniyetme milliyetçi bir çocuk olarak kulağıma çalınan %60’ımızın aptal oluşunu sindiremiyordum. Ülkemizin geçtiği bir çok döneme şahit olan Aziz Nesin kısa öykülerle önce katıla katıla güldürüyor sonra da ulan gülüyorsun ama adam haklı diyorsun. Devlet dairesinde çalışan biri olaraktan devlet dairesiyle alakalı ne anlatıyorsa bugün de geçerliliğini koruyor. Kitabın ilk sayfası ile son sayfası arasında çok ince bir çizgi var. Başlamanızla bitirmeniz bir oluyor. Çünkü burada siz varsınız! Biz varız! İçinde yaşadığımız Türkiye var! Devlet daireleri! Sadece bize özgü olan anlayışımız, yaklaşımımız!

14 kısa hikayeden oluşan müthiş kitap! Haa! Daha müthişleri de var :) ben daha yolun başındayım. Aziz Nesin okumak hiç bitmesin mi? Bitmesin !!! Rica ediyorum okuyun dostlar...
44 syf.
Herkese Selam =)

SPOİLER denen şey'den içerir


Yine pazar sabahı ve yine bir Aziz Nesin kitabı. "Bay düdük" Gerçekten güzel isim değil mi ?
•••••••••••••••••••••••••
Bu kitap #28388406 etkinliği vesileyle okuduğum ikinci Aziz Nesin kitabı. Okuduğum ilk kitap "Koltuk" eseri idi ve o verdiği hissiyat bakımından bu kitaptan daha iyi diyebilirim.
•••••••••••••••••••••••••

Bu kitabı okuduğum süreçte yazarı Aziz Nesin'in hayatını araştırdım. Ve bir bilgi birikimim ve fikrim oluştu ama fikirlerimi burada paylaşmayacağım ama size tavsiyem eğer ki “Aziz Nesin'i yeni yeni tanıyıp ilk defa okuyorsanız ya da okuyacaksınız mutlaka hayatını araştırın, tüm yönleriyle”
Her neyse esere geçelim.
•••••••••••••••••••••••••
Bay düdük eseri Bay düdük hikayesi ile başlayıp için de on beş kısa öykü bulunduran bir eser. Bu kitabı okurken yine güldürdü bizi Aziz Babaaaaa :)))
#29020332
#29020983

Bazen ise geçmişe ait bazı gerçekler gösterdi bize ;
#29076873

Kitabın en son öyküsü ise "Fişe giren çıkamaz" benim için ayrı bir öneme sahip hikayede polislerce fişlenen kişiler mevcut bu kişilere sabıkalı diyebiliriz ve polisler bu fişledikleri kişileri iş verene (Arif bey'e) bildiriyor ve Arif Bey ise hiçbir mazeret haklı ya da haklı olmaksızın o işçileri işten çıkartıyor şu önyargıya bak Allah'ım.
Sonra ise bir olay'dan ötürü Arif Bey haksız olarak fişleniyor ve işten çıkmasa da o çıkarttıkları işçilerin durumuna düşüyor. Herkese haksız yere fişlenidiğini anlatsa da nafile.
İşte Aziz Nesin'nin dilini bu yüzden seviyorum adam gerçekleri ve gerçek olaylar'ı konu alıyor ve bunu hem mizahi hem de bilgilendirici bir yolla, ince bir zeka ile eserlerine işliyor.
•••••••••••••••••••••••••
Yazımı Aziz Nesin'in çok sevdiğim bir sözü ile bitirmek istiyorum;

"Hayatım süresince boyum kadar kitap yazdım ama beni sevmeyenler buna da mazeret bulup 'onun zaten boyu kısaydı' diyebilirler.”

Sağlıcakla kalın =)
136 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Aziz Nesin’den harika bir eser daha... Güldürürken düşündüren, hiciv sanatının dibine kadar kullanıldığı, espiriyle harman olmuş hikayeler barındıran kitabın her hikayesi ayrı bir lezzette..

Toplamda 18 tane hikaye barındıran kitapta tatlı sert eleştirilerle Türk toplumu ruhundan bahsedilmiş ama bu ruh hala günümüzlede çok rahat bağdaşmakta..değişen pek bir şey olmamış bence :)

Trajikomik hikayelere bayıldım. Mutlaka herkese şiddetle tavsiye edebileceğim bir eser. Özellikle mizah anlayışı iyi olanların büyük bir zevkle okuyacağı bir kitap :))) iyi okumalar...
135 syf.
Bir ömre yüzlerce eser sığdırmış Türk edebiyatının en velut yazarlarındandır Aziz Nesin. Hakkında açılmış onlarca dava, haksız yere hapis yatma ve “bir kesim “ tarafından tecrit edilme...
Tüm bunlar onu üretmekten mahrum etmemiş ,aksine kendisi mizah oklarını incelikli eserleri vasıtasıyla muhataplarının benliğine nokta atışıyla isabet ettirmeyi bilmiştir. Yazarımız , mizah ile ilgili görüşlerini ise şöyle dile getirmiştir: “ Mizah deyince halk yararına işlevi olan görevci mizahı anladığımı baştan söylemeliyim. Beni mizah yazarlığına iten etken, o günkü ortamın koşullarında.
Kısaca şunu söyleyeyim :Genellikle yoksunluk ve yoksulluk, yaşamından gelen bir kızgınlık ,öfke bir hınç alma biçimidir mizah...”
Bu görüşleri ışığında, toplam on sekiz öyküden oluşan “Bay Düdük” hakkında birkaç söz söyleyeceğim. Kitabımız , aynı zamanda eserin de adı olan Bay Düdük ile başlıyor.Bana kalırsa en dikkat çekici öykü de bu. Sebebi ise, öykünün toplumumuzda hiçbir vasfa sahip olmadan bir yolunu bulup işini rayına koyan insanları ve bu insanlara sırf makam mevki korkusundan çanak tutan sevgili insancıklarımızın hazin durumunu anlatması.( Her çağın sorunu değil mi zaten güce tapınmak... )Bu öykü, bir düdüğün -eğer öttürmesini bilirsen -nelere kadir olabileceğini bir çırpıda gözler önüne seriyor.
Yine kitabın en dikkat çekici bir diğer hikâyesi olan Yeşil Şapkanın Evrakı , devlet kurumlarında işlerin nasıl “işlemediğini” tam anlamıyla sarcasm denilen acı alay tekniği ile lafı eğip bükmeden , korkmadan cesurca dile getiriyor . Fişe Giren Çıkmaz’da ise bir kere adın polis kaydına geçtiğinde fiziki mahkumiyetten kurtulsan dahi ölene kadar psikolojik mahkumiyetten kurtulamayacağın anlatıyor. -sonuçta , izahı olmayan şeylerin mizahı olur - Aziz Nesin, tüm bunları anlatırken de sade bir üslûp ancak kendine özgü kelimeler kullanıyor.
Türk Edebiyatı çok özel yazarları barındıran koca bir umman , Aziz Nesin de bu sonsuz ummanın en değerli parçalarındandır diyorum. Etkinliği başlatan arkadaşlara teşekkürlerimi sunuyor ve yazımı burada bitiriyorum.
135 syf.
·2 günde
Aziz nesinin okuduğum ilk kitabı çok severek okudum aziz nesin okutuyor ve düşündürüyor okumayan kalmasın sıkılmadan okunabilecek bir kitap.
136 syf.
·2 günde
“Ye kürküm ye!” , “Parayı veren düdüğü çalar” diyen Nasreddin Hoca’nın veryansını ile Aziz Nesin’in isyanı farklı yüzyıllarda da olsa aynıdır. Bu sefer parayı veren düdüğü çalmaz ama düdüğü çalan paraya para demez. Rüşvetin, mevkinin, üniformanın toplumda nasıl etkileri olduğunu acı acı güldürerek yüzümüze tokat gibi çarpar Aziz Nesin “Bay Düdük” kısa öyküsüyle.

“Uçuruma Gidiyoruz” öyküsüyle deli olmanın işten bile olmadığı bir yoksullaşma halinde bile futbol hakemi yoksunluğundan dert yanan insanları görünce deliren bir vatandaş ne kadar da bizden değil mi?

“Ez Kurmancım” öyküsünde kendi ırkından olmayana suçsuz da olsa sürgünleri layık gören bir askerin kendinden olanı ise tüm erdemsizliklerine rağmen af yağmuruna tutması adaletin nasıl da göreceli olarak işletilebileceğine dair ışık tutuyor zamansız olarak.

“Sen Haline Şükret” hikayesindeki gibi köşeyi döneli çok olmuş kurnaz zenginlerin kiracının, emekçinin, zorda kalanın halinden anlamayıp haline şükret diyerek zor durumda kalmaya bile şükrettiren bakış açıları dipdiri yaşıyor hala!

Bunlar benim nazarımda kitaptaki en etkileyici öyküler olmakla, aşağıda sıralanmış diğer öyküler de başarılı, düşündüren kara mizah örnekleri olarak karşımıza çıkıyor:

Bay Düdük
Uçuruma Gidiyoruz
Yüce Katına
Ez Kurmancım
Herkes Kazanıyor
Dayak Yemeden Duramıyorum
Ali Beyle Bir Konuşma
Sen Haline Şükret
Bayan Aranıyor
Sen Biraz Bekle
Yeşil Şapkanın Evrakı .. Cürme Teşfik
Ayağını Kaldır Paşam
Abo Çavuş
Fişe Giren Çıkamaz
136 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10
Kendi kendine gülmek diye bir deyim var malum...

Aziz Nesin insanımızı o kadar güzel tahlil etmiş ki "kendi kendinize" gülüyorsunuz.

Kurnazlığınıza, saflığınıza açgözlülüğünüze, yalancılığınıza, kibrinize gülüyorsunuz....
135 syf.
Memleketinizden gülsem mi ağlasam mı şeklinde manzaralar görmek istiyorsanız tam adresidir Aziz Nesin. Benim Bay Düdük'ü okurken içim acıdı, sinirlendim ama bir yandan da kıs kıs gülesim oldu.

Mesela Uçuruma Gidiyoruz öyküsündeki futbol hakemi meselesinden memleketin mahvolduğunu düşünen adam, Yüce Katına öyküsündeki Reşat Bey, Ez Kurmancım öyküsündeki Cemal Bey şaka olsa... Gülsek ve geçsek. Ama öyle olmuyor , adın gibi biliyorsun bu insanlar gerçek. İşte o sırada kapıdan kafasını uzatıyor güldürürken düşündürme klişesi.

18 öykünün hepsini sevdim hiçbirine burun kıvıramam fakat  Halime'yi Samanlıkta Bastılar ve Ez Kurmancım'ı bir başka sevdim.
Halime'yi Samanlıkta Bastılar'daki hikaye anlatıcısı olan küçük kardeş tipik bir örnektir ülkemiz için. Önyargılı, sabit fikirli, cephe aldıysa bir kere tövbe değiştiremezsin, iyiliği kötülüğü kendine göre yorumlayan, mal düşkünü ama yine de çok güzel insan olduğunu düşünen bir tip. Müslüman olduğu için ne halt ettiğini ve düşündüğünü önemsiz sayarak dünyadaki bütün insanlardan üstün olduğunu düşünen bir kesim var ya, hah işte bu karakter de onlardan.
Sinir bozucu, komik ve gerçek. Olmasa. Nerdee.


••
Aziz Nesin oku kızım. Belki yüz kere duydum bu cümleyi babamdan. Kendisi çok sever, çok okur. Ha sadece bana mı? Öğrencilerine de.Güneydoğuda dünyanın en güzel şehirlerinden birinin ilçesinde, babam okulundaki çocuklara Aziz Nesin okutuyor. Canım. Aziz Nesin adı geçince aklıma babam gelir; elinde kitabı, kaşlar kalkık, yüzünde anlamlı gülümsemelerle trans bir halde okuduğu hali.

Daha çok okumalı Aziz Nesin'i. Kendime ödev.
131 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
Yine çok ince hikayelerle çok güzel tarizler yapmış sevgili Nesin. Keşke yaşasaydı. Yaşasaydı da karşılaşma şansımız olsaydı. Böylesine ince hikayeler içerisinde böylesine hoş taşlamalar ancak ve ancak eşsiz bir zekanın ürünü olabilir. Bay Düdük, içerisinde birçok hikaye barındırıyor. Bu baskısında sonradan eklenen son 2 hikayeyi pek sevemedim. Mizahi hikayelerde yapılan taşlamalar daha çok hoşuma gidiyor açıkçası.
Hiç bir zaman icra memurunun, haciz memurunun evime gelmelerini istemem. Haczedilecek bir şey bulamazlar, insan mahcup olur.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Bay Düdük
Baskı tarihi:
30 Nisan 1999
Sayfa sayısı:
131
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754181401
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Adam Yayıncılık
Baskılar:
Bay Düdük
Bay Düdük
Nesin Vakfı'nın yedi yapısı vardır. Bunlardan ikisi işçi evidir; biri Nesin Vakfı'nın yönetmenevidir. Birinin alt katı ahır, üst katı yine işgören evidir. Birinin altı işgören evi, üst katı Aziz Nesin'in evidir. Dört katlı büyük yapı Nesin Vakfı çocuklarının evidir...

Aziz Nesin'in 32 dile çevrilmiş kitapları sırasıyla en çok şu dillere çevrilmiştir: İran'da (70), Yunanistan'da (20), Almanya'da (16), Rusya Sovyet Cumhuriyeti'nde (yani Rusça 15), Bulgaristan'da (10) ve daha birçok dillere... Romenceye Aziz Nesin'in 7 kitabı çevrilmiş ve "Biraz Gelir misiniz" adlı oyunu da "Braila Devlet Tiyatrosu'nda oynamıştır...

Aziz Nesin, Türkiye'de ve başka ülkelerde yayımlanacak kitaplarının, sahnelenecek oyunlarının, filme alınacak eserlerinin telif haklarıyla, bütün eserlerinin iç ve dış radyo ve televizyonlarda temsil ve yayınlarından elde edilecek telif haklarını tümüyle Nesin Vakfı'na bağışlamıştır...

Kitabı okuyanlar 767 okur

  • Ceydanur
  • Oğuz Ay
  • S.
  • Bahar Ulusoy
  • Tugce Yurdagul
  • Esra Er
  • Gülşah
  • o z n u r
  • €π√€® T€¶€©!K
  • Bilal Günaydın

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%6.3 (15)
9
%4.6 (11)
8
%5 (12)
7
%3.3 (8)
6
%0.4 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0