Türk edebiyatının sevilen eserlerinden biri
olan Araba Sevdası, Recaizade Mahmud Ekrem'in 1896 yılında Servet-i Fünûn mecmuasında resimli olarak tefrika edildikten sonra 1897'de kitap halinde yayımlanan romanıdır. Eser Türk edebiyatında ilk realist roman örneği olarak kabul edilmektedir.
Kitap, İstanbul'un sefahat yaşamını konu alırken, Osmanlı’nın batıya açılma çabalarını ve insanların bir anda Fransızca meraklısı oluşunu komik ve alaycı bir dille aktarır. Mahmut Ekrem’in mizahi üslubu ve dönemin “ehli-keyif” hayatına yaptığı eleştiriler, romanın öne çıkan özelliklerindendir.
Konuya kısaca bakacak olursak:
Bihruz Bey, bir Osmanlı paşasının oğludur. Yarım yamalak bir eğitim almış, alafrangalığa özenen, şatafatı seven şımarık bir gençtir. Fransızcasını terziler, garsonlar ve uşaklarla konuşurken sergiler; Fransız yazarların kitaplarını okumakla da kendini edebiyatsever sanır.
Bir gün Çamlıca Tepesi’nde güzel bir arabada sarışın bir kıza rastlar. Hemen ona tutulur, mektup yollar ama bir daha göremez. Aşkı, hayatını alt üst eder; yemeden içmeden kesilir, annesini ve işini ihmal eder. Arkadaşlarından öğrendiği bazı yalan yanlış bilgiler yüzünden daha da karmaşık bir hâle gelir. Ancak roman boyunca Bihruz Bey’in pot kırmaktan gülünç hâllere düşmesi, hem komik hem de trajikomik bir şekilde okuyucuya sunulur.
Ayrıca, eserin radyo tiyatrosunu TRT Dinle uygulamasında da bulabilirsiniz; mutlaka dinlemenizi tavsiye ederim.
Kitap ve sevgiyle kalın :)