Araba Sevdası Sadeleştirilmiş Basım

6,9/10  (294 Oy) · 
1.960 okunma  · 
212 beğeni  · 
5.689 gösterim
Araba Sevdası, Tanzimat döneminde rastladığımız diğer roman denemelerinden apayrı, yazarını da benzersiz kılan bir romandır. Sultan Abdülaziz döneminde yaşanan trajikomik bir aşk hikâyesini, abartılı bir "alafranga züppe" karakterinin etrafında anlatan Araba Sevdası, Türkçe edebiyatın en özgün örneklerinden biridir. Daha sonra pek çok romanda benzer örnekleri yaratılacak, aşırı Batılılaşmış, özenti karakterlerin dramı, en yoğun olarak Araba Sevdası'nın kahramanı Bihruz Bey'in şahsında ete kemiğe bürünür ve bir klasik haline gelir. Bu sadeleştirilmiş basımda, Araba Sevdası'nın orijinalinde yer alan resimlerin yanı sıra romanın kaynaklarını ve göndermelerini belirginleştiren metinlere, haritalara ve resimlere de yer verilmiştir.

"Eğer Tanzimat romanına bir Batılılaşma romanı değil de bir modernleşme romanı olarak bakarsak, Araba Sevdası gerçek
anlamda modern ilk romandır."
-JALE PARLA-

"Bu köksüz gölgeler kitabında asıl kahraman, Bihruz Bey'in parasını tam olarak ödemediği ve sonunda elinden aldıkları arabasıdır. O, kitabın sembolü ve fatalitesidir."
-AHMET HAMDİ TANPINAR-
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Kasım 2014
  • Sayfa Sayısı:
    311
  • ISBN:
    9789750516689
  • Yayınevi:
    İletişim Yayıncılık
  • Kitabın Türü:
Handan sarıcaoğlu 
08 May 2016 · Kitabı okudu · 2 günde · 6/10 puan

Türk Edebiyatının ilk realist eseri olan bu kitap; mirasyedi, batılılaşmaya yönelmiş ama bunun farkında bile olmayan kendi özünden bihaber gösteriş meraklısı bir karakter olan Bihruz Beyi ve onun büyük aşkını anlatır, tabi bu gerçek bir aşksa. .. Kitapta öyle tasvirler vardır ki Bihruz Beyin aşkına dair..ama asıl olan kalbi değil, gözüyle görüp, bilinçsizce inandığı bir gösteriş oyunudur. Hakikati öğrendiğinde ki tepkisizliğide buna kanıttır. Bazı kısımlar fazlaca uzatıldığı için sıkabiliyor ama konu itibarı ile bakıldığında ders çıkarılacak bir kitap olduğunu düşünerek tavsiye ederim..

Meşrebi Kalender 
31 Tem 2015 · Kitabı okudu · 4/10 puan

Araba Sevdası, MEB cebri ile okutulan veya Türkçe kitaplarında kuş afedersinizi kadar özetleri bulunan kitaplardan biridir. Daha Vira Bismillah demeden, yazarın kitabı yazma nedenini açıklamasında “napayım mevsim uygun olsaydı, yazmak yerine bahçe kazardım” demesi, inşallah dedeciğim nüktedan bir yazardı, inşallah gerçek bir açıklama değildi, diye dua ettiriyor.

Kitabımız ; Susuzluk heeeeç bir şey, Ambalaj ise her şey görüşüne sahip olduğunu iddia ettiği, yeni nesile karşı , haddini bildirmek isteyen eski nesil temsilcisi tarafından, bir eleştiri romanı olarak yazılmış. Hiç de yabancı gelmedi değil mi ?

Yakın tarihimizde de , Kenarları sarı raptiyeli plastik araba nesli, atari neslinin; atari nesli, bilgisayar neslinin; Bilgisayar nesli, akıllı telefon neslinin; akıllı telefon nesli……. Ne kadar boş olduğundan bahsetti ve bahsedecek….

Acaba bu şikayetlerin temelinde, değişime ayak uyduramadığımızdan dolayı ortaya çıkan kaçınılmaz mutsuzluğa bir günah keçisi arıyor ve nedensizliğin, sebepsizliğin arafında kalmaktansa (gücümüz yetiyor ya) yeni nesile Allah ne verdiyse ağız burun girmeye çalıştığımızdan, temcit pilavı gibi hep aynı teraneye mi (içi boş gençlik, nerede o eski ramazanlar) devam ettiriyoruz…. ( Tam bu konuyla ilgili çok güzel bir film önerim var. Woody Allen filmleri genel olarak bana seslenmese de bu filmde konuyu çok iyi özetlenmiş amcam. http://www.imdb.com/title/tt1605783/ )

Acaba ; ateşi bulan kişilerden, daha önceki nesle ait olanlar, ateşin bulunduğuna mı sevindiler yoksa ilk yorumları “bu şerefsizler kesin biz yakacak” mı oldu ? …. Uzar bu muhabbet neyse….

Kitaba dönersek; İstanbul Anadolu yakasını bilenler mekanları rahatlıkla gözünde canlandırabiliyor. Yazar üçüncü kişi ağzı ile yalın ( aslında basit demek daha doğru olsa da tarihi değerinden mütevellit dilimiz parantez dışında varmıyor) bir dille anlatmaya çalışsa da aynı zamanda kitabın kahramanı Bihruz Bey’in ne kadar boş bir adam olduğunu gözümüze gözümüze sokmak da istediğinden; kahramanın konuşmalarının arasına sürekli Fransızca kelimeler iliştiriyor, Fransızca kelimenin anlamına bakayım derken kitabın sanki boğazınızı sıktığını hissetmeye başlıyorsunuz, sonucunda tam artık nefes alamadığınızı düşünüyorken, hemen ardından gelen, Fransızca kelimelerin söylenişlerinin, Türkçe kelimelere benzerliğinden ortaya çıkan espriler sonrasında ise fotosenteze başlıyorsunuz….

Kitap boyunca; herkes aldanıyor, üstüne üstlük herkes, herkesi aldattığını sanıyor. Bu da tanıdık geldi di mi ?

Ayşe dorukcennet 
09 Haz 2016 · Kitabı okudu · 16 günde · Beğendi · 8/10 puan

bıhruz bey, osmanlı paşasının ogludur . zengin, sımarık buyutulmus , batılılasmayı yanlıs anlamıs bır genctır . sık elbıselerle ve guzel arabalarla kendını batılı sanan bır ınsandır . sırf gosterıs olsun dıye fransız hocasından ogrendıgı fransızca kelımelerı sokaktakı sıradan ınsanlarla fransızca konusmaya calısır. babası olunce buyuk mıras ona kalmıstır ve bu serveti bos seylerle harcamaya koyulur......

ayhan özköroğlu 
 30 Haz 15:35 · Kitabı okudu · 2 günde · 2/10 puan

Kitap yokluğunda mecburiyetten okudum itiraf ediyorum. Edebi yönden günün şartları göz önünde bulundurulursa çok fazla sözüm yok. Türk romanının emekleme döneminde bütün taklitleri elinin tersiyle itip iddiasız olarak böyle bir şeye girişmek ciddi bir özgüven işi. Yazarın kendi ifadesi de bu yönde zaten yapacak başka bir şey olsa onu yapardım diyor. Son derece basit bir hikaye inanılmaz mübalağalarla aktarılıyor bu roman denemesinde. Meb uzunca bir zaman kaynak eser olarak dayattı bunu halen okutuyorlar mı bilmem. Ama ben merhumu tanımak fırsatı bulsam abi keşke başka bir uğraş bulsaydın eziyet etmişsin kendine de bize de derdim.Ama resimlerine bakmak için olur...

Özlem Ekici 
 22 Mar 16:39 · Kitabı okudu · 7/10 puan

Yanlış batılılaşmanın gözler önüne serildiği bir eser. Osmanlı'nın son demlerinde yaşanan özenti batılılaşma çabası... Uçarı bir karakter ve onun etrafında dönen olaylar...Tüm bunlardan anlıyoruz ki, toplum ne batılı olabilmiş ne de şarklı kalabilmiş. Dili ağır olmasından dolayı yer yer sıkmasına rağmen o çağı anlamak için okunabilir bir kitap.

Necmiye 
05 Şub 2016 · Kitabı okudu · 19 günde · Beğendi · 8/10 puan

RECAİZADE MAHMUT EKREM- Bu romanında batı özenti,doğru dürüst Türkçe'si olmayan ,yarım yamalak fransızcasıyla,,babasından kalan mirası ile burjuvazi bir hayat sürdürmeye çalışan,içinde yaşadığı toplumun gerçeklerinden bihaber Bihruz Bey'in kim olduğunu ne olduğunu bilmeden gördüğü ve aşık olduğu bir kadına duyduğu safiyane aşkı anlatmış.

Hasan Bardak 
 25 Ağu 23:31 · Kitabı okudu · 8 günde · 4/10 puan

Günümüzün geldiği edebiyata göre kıyas mı desem yoksa roman gerçekten kusurlu mu desem kararsız kaldım. Hani edebiyatta derler ya "Tanzimat Dönemi romanları kusurludur." Gerçekten de bu romanı okuyunca anladım. Elbette beğendiğim yerler de oldu ama ne yazık ki bu beğenmediğim yönlerini aşamadı. Kitabı okurken bayağı sıkılarak okudum. Daha öncesinde Namık Kemal'in "İntibah"ını okumuştum ancak o kadar da sıkıcı bulmamıştım. Sanırım bunda yazarın kalemi kullanma gücü aktif rol alıyor.
Elbette herkesin düşüncesi aynı değil. Ben okudum beğenmedim ama siz okursanız beğenmenizi umarak keyifli okumalar dilerim...

Ahmed Yasir Orman 
27 Eyl 2015 · Kitabı okudu · 4/10 puan

Kitabı 3 sene önce okudum heralde. O zamanlar lys edebiyatda yardımcı olsun diye okumuştum. Kitap nasıl derseniz çok kötü. Hele benim okuduğum basımda orjinal diliyle yalınlaştırılmış dili bir aradaydı. Orjinal cümlenin yanına parantez içinde yalınlaştırılmışını koymuşlar. Zaten kitap kötü bir de akıcılığı bozan bu durum beni bu kitaba iyice soğuttu. Tabi çok da kötü dememek gerek. Kitap edebiyatımızdaki ilk realistik roman. Çoğu zaman ilkler kötü olur. O zamanlar Türk romanı için emekleme dönemiydi yani hoş görmek gerek.
Kitap da karakterler çok sığ anlatılmış. Üslup hiç iyi değil. Kitaba bu yüzden edebi gözle bakamıyorum. Yazar günümüze gelse ve günümüz şaertlarında bir roman yazabilir mi tartışılır.
Gene de teşekkürler Recaizade Mahmut Ekrem bu türün ilklerinden birini cesurca yazdığın için.

Miray UTKUALP 
18 Oca 02:44 · Kitabı yarım bıraktı · Puan vermedi

Yazıldığı dönemi güzel bir şekilde ön plana çıkarmasına karşın kitap benim için oldukça tekdüze geldi, elbette yazıldığı zamana bağlı olarak hataların olması çok doğal ve buna hazırlıklı olarak okudum. Ancak kitabın yaklaşık olarak kırk sayfalık bölümünde mirasyedi züppe oğlanın, aşık olduğu kadını ölü sanması üzerine cümleler kurulmuş. Kitap akıcılığını yitirmiş durumdaydı, okumayı bırakmamın sebebi budur.

nyks 
16 Mar 10:26 · Kitabı okudu · 4 günde · Beğendi · 10/10 puan

Edebiyat öğretmenimizin ısrarlarıyla okuyup çok çok beğendiğim bir eserdir. Batılı olmak ile böbürlenen bir karakterimiz var ve tabiki aşk var işin içinde (: Kitapta bazı bölümleri hala nasıl hayal ettiysem öyle duruyor. Gerçekten iyi ki okumuşum. Şu zamanda belki şu günün kitaplarına alışmış olanlar bu kitabı anlaşılması zor ve basit bulabilir fakat gerçekten benim hayatımda önemli bir yeri vardır. Keyifli okumalar.

Kitaptan 59 Alıntı

Yunus Emre Dilsizmen 
19 Şub 22:43 · Kitabı okudu · Puan vermedi

"İnsan mutlu olunca vakit nasıl çabuk geçiyor!"

Araba Sevdası, Recaizade Mahmut Ekrem (Sayfa 73 - Şule Yayınları)Araba Sevdası, Recaizade Mahmut Ekrem (Sayfa 73 - Şule Yayınları)
Yunus Emre Dilsizmen 
26 Şub 12:42 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Sevda -ki bir insanın yalnız gönlüne değil, akıl ve fikrine elinde olan iradesine, kısacası bütün duygularına, manevî kuvvetlerine hâkimdir-

Araba Sevdası, Recaizade Mahmut Ekrem (Sayfa 160 - Şule Yayınları)Araba Sevdası, Recaizade Mahmut Ekrem (Sayfa 160 - Şule Yayınları)

Bağımlılığın her türlüsü sahibine türlü rezillikler ettirir. Özellikle aşk ve sevda, insanı hepsinden fazla maskara eder.

Araba Sevdası, Recaizade Mahmut Ekrem (Sayfa 41)Araba Sevdası, Recaizade Mahmut Ekrem (Sayfa 41)
A juez 
12 Ağu 17:13 · Kitabı okuyor

Sarışın hanımın yaşından söz etmedik, çünkü bilmiyoruz. Dişlerini betimlemedik, çünkü göremedik. Ancak tahminlerimizce silver, olsa olsa yirmi yaşını henüz bitirmiş olmalı . Dişler de elbette iki dizi incidir .

Araba Sevdası, Recaizade Mahmut Ekrem (Sayfa 33 - Morpa kültür Yayınları)Araba Sevdası, Recaizade Mahmut Ekrem (Sayfa 33 - Morpa kültür Yayınları)
A juez 
12 Ağu 17:06 · Kitabı okuyor

Sarışın hanım kısadan uzunca, uzundan kısaca, tam orta boylu, ince yapılı, yürürken birden durur, dururken birden bire kıpırdar, döner döner arkasına bakar, hani şu : "Ceylan, koşarken dikilip durmayı ve yine dönüp arkasına bakmayı senden öğrendi ." ünlü sözde tanıtılan, davranışı gönül aldatıcı bir güzeldi . Saçları, şimdiki boyların verdiği kızıl renkte değil , gayet açık doğal sarı, gözleri ise doğal ressamının, güzelliği uygun düşen bir yanılgısı sonucu olmak üzere, mavi değil de tahrilli koyu sarı, kaşları kumral, yüzü vücudunun inceliğine oranla dolgunca, burnu ise yüzün dolgunluğuna oranla pek ince denilen biçimde, ağzı şairlerin tasarladıkları sanal nokta* derecesinden beş on bin kez büyük, ancak yüne bayağı küçüktü .

Bu nitelikleriyle epeyce güzel denilen sarışın hanımın en büyük, en etkili güzelliği bakışıyla dudaklarıydı.

*gerçekte yeri olmayıp, zihinde tasarlanan .

Araba Sevdası, Recaizade Mahmut Ekrem (Sayfa 31 - Morpa Kültür Yayınları)Araba Sevdası, Recaizade Mahmut Ekrem (Sayfa 31 - Morpa Kültür Yayınları)

"Nazar et hal-i perişanıma bir kerre bemin Yanıyor nâr-ı firakınla serapta bedenim" (Şu perişan halime bir kerecik bak! Senin hasretinle yanıyorum.)

Araba Sevdası, Recaizade Mahmut Ekrem (Sayfa 71 - Karınca Kitabevi)Araba Sevdası, Recaizade Mahmut Ekrem (Sayfa 71 - Karınca Kitabevi)
Haree 
05 Ağu 18:37 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · Puan vermedi

İnsan ömrü boyunca vakit nasıl da çabuk geçiyor...

Araba Sevdası, Recaizade Mahmut Ekrem (Sayfa 96 - Akvaryum Yayınevi)Araba Sevdası, Recaizade Mahmut Ekrem (Sayfa 96 - Akvaryum Yayınevi)