Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·120 syf.··
Beğendi
·
2023 4. kitabı
Sami Paşazade Sezai bir cariyenin hayatını anlatarak esir alım satımını, bunun ne kadar vicdansızca ve insafsızca yapıldığını anlatıyor. Kitabın konusu gelecek olursak; Kafkasya'da yaşayan ve çok güzel bir kız olan Dilber'in vatanından ayrılıp esircilerin eline düşüp İstanbul'a getirilmesi ve bir aileye köle olarak satılması ile başlıyor. Dilber'in gördüğü eziyet ve aşağılanma karşısında daha fazla dayanamayıp kaçması ve satıldığı diğer evde büyüyerek düştüğü aşk hikayesi anlatılıyor. Romanda her ne kadar esir ticaretinin korkunçluğunu anlatılsa da aşka derince yer verilmiştir. Öncelikle eski dönemde insan ticaretinin olması kesinlikle çok can sıkıcı bir durum. Kitapta geçen Dilber karakteri ise 9 yaşında bir esir hayatı sürmüştür. O kadar çok işkence görüyor ki fiziki ve psikolojik yönden üzüntüyü, çaresizliği derinden hissediyorsunuz. Bu yönüyle bile kitaptan; esaretin her türlüsü her yaşı etkiler mesajını alabilirsiniz. Sami Paşazade Sezai, Sergüzeşt'te ele aldığı kölelik ve özgürlük temaları nedeniyle, yazıldığı dönemde hükümet tarafından gizlice göz altında tutulmasına ve Paris'e gitmesine neden olduğunu düşünürsek yazarın gerçekleri söylediğini anlayabiliriz Sergüzeşt macera serüven anlamına gelmektedir. İçerisinde aşk konusu çok hassas işlenmiş. Duygu yoğunluğu fazla olan ama insanı yormayan bir kitaptı, okumanızı tavsiye ederim. Keyifli okumalar :)
SergüzeştSamipaşazade Sezai · Bilge Kültür Sanat · 201656,4bin okunma
Puan vermedi·120 syf.··
2025 53. kitabı
Merhaba:)) Bu ilk incelemem olacak. Tanzimat döneminden bir romanla başlamak istedim umarım yapabilmişimdir. Bu roman Tanzimat döneminde romantizmden realizme geçen nadide eserlerden biridir. O dönemin sosyal hayatını cariyelik, kölelik ve esarete dikkat çekmiştir. Lise döneminde okumuştum şimdi tekrar okuma fırsatı bulabildim kitabın benim için tek sıkıntısı fazla betimleme var sizi sıkmıyor ama betimleme sevmeyen için sıkıcı olabilir fakat akıcı bir dille anlattığı için keyifle okursunuz. Türk gençleri tarafından okunması gereken bir eser olarak düşünüyorum ve uzun süre de etkisinde kalacaksınız.. Keyifli okumalar:)
Edebiyat
SergüzeştSamipaşazade Sezai · Bilge Kültür Sanat · 201656,4bin okunma
Türk klasiklerinde yer bulmuş ilgiye değer roman Sergüzeşt
10/10
·120 syf.·
2023 143. kitabı
Türk edebiyat tarihinde önemli bir yeri olan yazar Sami Paşazade Sezai hakkında uzun uzun açıklamalara girmeye lüzum görmeden gerçekçilik akımının öncüsü olduğunu ifade etmek isterim. Tanzimat dönemi eserlerinden Sergüzeşt romanı edebiyatımızda ilk olma vasfına sahip Türk klasiklerindendir demek yerinde olacaktır. Yaklaşık 120 sayfalık bu romanı oldukça merak içinde okuyacağınız bir gerçek. İnsan tacirlerinin eline düşmüş Çerkez kızı Dilber ile bir İstanbul beyefendisi Celal'in hazin hikayesi işleniyor romanda. Yazarın ustalıkla tasavvur ettiği ruhsal manzara beni oldukça etkiledi.Çerkez kızı Dilber ile Celal bey'in ızdırabı ve romanın sonlarına doğru karşınıza çıkan Cevher'in dokunaklı yaşamı insanı garip bir hüzne boğuyor...Romanın sonunda Celal bey'in sonunu merak edip yarım kalmışlığını siz tamamlamak istiyorsunuz. Öz kültürümüzde yer bulmuş bu kıymetli esere şans vermeniz, dönemi ve günümüz kuşaklarını idrak etmek açısından oldukça yararlı olacaktır diye düşünüyorum.
Edebiyat
SergüzeştSamipaşazade Sezai · Bilge Kültür Sanat · 201656,4bin okunma
Sergüzeşt
9/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2024 36. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 18 Temmuz 2024 22:50
Aşkın en saf halini okuyacağınız güzel bir eser. Dilber'in Kafkasya'dan Türkiye'ye daha sonra Mısır'a uzanan hikayesi. 9 yaşında esir olarak satılan Dilber, muhtesem tasvir ve betimlemelerle yazılmış bir klasik. Celal beyle yaşadığı masum aşkı; bir solukta okunacak muhteşem eser. "Acaba Nil'in bu ürkütücü, bu öldürücü girdap ve taşkın suları zavallı Dilber'i, bu talihsiz esiri nereye götürüyor? Nihayet Hürriyetine!" Çok beğendim. Gayet akıcı, sade ve sürükleyici bir roman. İyi okumalar.
SergüzeştSamipaşazade Sezai · Bilge Kültür Sanat · 201656,4bin okunma
Puan vermedi·120 syf.··
2026 7. kitabı
Samipaşazade Sezai’nin, Osmanlı’da kölelik sistemine eleştiri getirdiği romanı Sergüzeşt, aynı zamanda baskıcı yönetimin idaresi altında ezilen bir toplumun zincirlerini kırma mücadelesinin hikâyesi. Recaizade Mahmut Ekrem ve Abdülhak Hamid Tarhan’la birlikte döneminin en önemli edebiyatçılarından biri olan Samipaşazade Sezai, Sergüzeşt’te Kafkasya’dan kaçırılarak İstanbul’da zengin konaklarına satılan Dilber’in acı macerasını anlatır. Hüzünlü aşk hikâyeleriyle de zenginleşen romanda yazar, toplumumuzda yakın bir zamana kadar sürmüş olan esirlik gerçeğiyle yüzleşmemizi sağlar. Sergüzeşt’i açıklamalı notlar, resimler ve haritalarla zenginleştirerek ve günümüz Türkçesine uyarlayarak yayımlıyoruz. “O devirde bir fikir ve kalp coşkusu, bireylerden topluma, toplumdan memleketlere, memleketlerden bütün vatana sirayet ederek düşüncelerin, suskun ve durgun cereyanların kaynaklarını ihlal ediyordu. Edebiyatla baş başa kalmak için bütün vatanda huzurlu bir köşe yoktu. Bu hallerin karşısında, ortamın etkisiyle geçirdiğim şiddetli, yakıcı, yıkıcı bir asabi hayat içinde yazı masamın önünde şiir ilhamının fikri ödüllendirip şereflendirmesini beklerken kapımda hafiyelerin ayak seslerini, penceremden beni gözetleyen kaplan bakışlı gözlerini görürdüm. Çünkü Sergüzeşt’e esaret aleyhinde başlamış ve ‘hürriyetine’ diyerek son vermiştim.”
SergüzeştSamipaşazade Sezai · Bilge Kültür Sanat · 201656,4bin okunma
10/10
·120 syf.··
2024 13. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 17 Aralık 2024 02:00
Ah Dilber :( Hayat macerasına köle olarak başlamak zorunda kalan küçük ve masum Dilber. Küçücük yaşında yüreğine ne büyük acılar yüklemişsin. ;( İliklerime kadar acısını hissettiğim, 1889'da yayımlanan Sergüzeşt Acılı bir aşk hikayesini anlatan, muazzam bir kitap.
1000Kitap
SergüzeştSamipaşazade Sezai · Bilge Kültür Sanat · 201656,4bin okunma
Puan vermedi·120 syf.··
2025 30. kitabı
·
56 günde okudu
·
Okunma: 09 Aralık 2025 22:48
Sergüzeşt farsça bir kelime olup serüven, macera demektir. İsmi müsemmasına tam manasıyla uymuş. Kız karakter ismi dahil tüm varlığıyla sahiplerinin gördüğü kadarıyla var olan bir halayık, erkek ise bir asilzade. Karakterler Aşk hesabıyla zor ve çıkmaz bir serüvene atılmış lakin o zamanın sınıfsal engellerine mahkum kalmış, bir geceyi aşamayan mesudluk, bir ömür sürecek ıstıraplarıyla yeni yeni serüvenlere yelken açtırmış bir eser. Ve tam olarak o tarihlerin acımasız gerçekleri. Sergüzeşt
SergüzeştSamipaşazade Sezai · Bilge Kültür Sanat · 201656,4bin okunma
7/10
·120 syf.··
2026 37. kitabı
“Kendi gözyaşında boğulmak” sözünün öznesidir Dilber. Onun gözyaşları bir ırmağa dönüşür; Kafkaslar’dan Mısır’a uzanan, yatağına sığmayan bir Nil gibi taşar. Bu boğulma zayıflıktan değil, acının fazlalığındandır.
Edebiyat & Roman
SergüzeştSamipaşazade Sezai · Bilge Kültür Sanat · 201656,4bin okunma
Puan vermedi·120 syf.··
2025 25. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 29 Temmuz 2025 19:13
Sergüzeşt, etkileyici ve dokunaklı bir eserdi. Sevgili İl grubumuz sayesinde tanıştığım ve okumaktan kıvanç duyduğum bir kitap oldu. Samipaşazade Sezai’nin kendi hayatından izler taşıdığı söyleniyor bu romanda. Kendisi bir paşa çocuğuymuş ve annesinin esir soyundan geldiği rivayet ediliyor. Belki de evlerinde bulunan esir kadınlardan, onların sessizliğinden, bastırılmışlığından etkilenerek bu hikâyeyi yazdı. Kim bilir,belkide o adaletsizliği bizzat gözlemlediği için Dilber’in yaşadıklarını bu denli derin bir biçimde kaleme alabildi. Dilber' in esareti yalnızca fiziksel bir esaret değil duygularının, düşüncelerinin, aşkının bile esir olması, yok sayılmasıydı. Ne zaman anlayacağız insana sadece insan olduğu için değer verip önemsemeyi?? Not olarak Celal'e de Cevher'e de çok üzüldüğümü belirtmek, isimlerini anmak istedim..
SergüzeştSamipaşazade Sezai · Bilge Kültür Sanat · 201656,4bin okunma
Puan vermedi·128 syf.··
Beğendi
·
2018 11. kitabı
·
17 saatte okudu
·
Okunma: 03 Mart 2018 10:55
Anlatım çok akıcı ve tasvirleri harika. Anlatılan her şey gözümde canlandı. Gözümü ayıramadan heyecanla okudum. Aslında lise de okuduğum bi kitaptı. Ama unuttuğum için tekrar okumak istedim. O zaman da çok beğenmiştim, şimdi de.
Edebiyat
SergüzeştSamipaşazade Sezai · Bilge Kültür Sanat · 201656,4bin okunma

Yazar Hakkında

Samipaşazade SezaiYazar · 18 kitap
Sami Paşazade Sezai (Osmanlıca: سامى باشا زاده سزائى), (d. 1859 İstanbul - ö. 26 Nisan 1936 İstanbul) Türk realist öykücü, romancı.rnrnTürk Edebiyatının ilk gerçekçi romanlarından birisi olma özelliğiyle edebiyat tarihinde büyük önem taşıyan “Sergüzeşt” adlı romanın yazarıdır. Türk edebiyatında modern kısa hikâyenin kurucularındandır. Yaşamı 1859 yılında İstanbul’da dünyaya geldi. Tanzimat devrinin ileri gelen isimlerinden, Osmanlı Devleti’nin ilk Maarif Nazırı (Eğitim bakanı) Abdurrahman Sami Paşa ile Paşa’nın ikinci eşi olan Dilarayiş Hanım’ın oğludur. Babasının Taşkasap, Taşkasap’taki konağında özel öğrenim gördü. Konaktaki eğitim yıllarında Farsça, Arapça, Fransızca, Almanca; daha sonra Londra’da görev yaptığı yıllarda İngilizce öğrendi. Yirmi yaşına kadar resmi bir görev almayıp, edebiyat konusundaki bilgilerini artırmayı tercih etti. “Maarif” başlıklı ilk yazısı 1874 yılında “Kamer” adlı gazetede yayımlandı. 3 perdelik bir piyes olan “Şir” isimli ilk eseri 1879’da yayımlandı. 1880'de, ağabeyi Abdüllatif Suphi Paşa’nın başında olduğu Evkaf Nezareti Mektubi Kalemi’ne memur oldu. Babasının ölümünden sonra da Londra elçiliği ikinci kâtipliğine atandı. Orada kaldığı dört yıl boyunca İngiliz ve Fransız edebiyatlarını yakından izledi. 1885’te elçilik görevlerinin şapka giymesi yasağına uymadığı için elçilik kadrosu azledildiğinde İstanbul'a döndü, İstişare Odası’na memur oldu. Bu dönemde Latife Hanım ile kısa süren bir evlilik yaptı. 1885 - 1901 arasında İstanbul’da yaşadı ve edebi açıdan verimli bir dönem geçirdi. Abdülhak Hamit ve Recaizade Ekrem ile yakın dost oldu. 17-18 yaşlarında iken tanıştığı Namık Kemal ile sürekli mektuplaştı. Diğer Tanzimat yazarları gibi çok sayıda eser vermedi; bir roman, iki küçük hikâye kitabı, hatıra ve seyahat yazıları yazdı. 1888’de bir paşazade ile cariyenin aşk öyküsünü anlattığı Sergüzeşt adlı romanı yayımlayarak Şemseddin Sami, Namık Kemal ve Ahmet Mithat Efendi'den sonra Türk edebiyatının ilk romancıları arasına girdi. Alphonse Daudet'den “Jak” romanını Türkçeye çevirdi. 1891’de hikayelerini “Küçük Şeyler” adlı kitapta topladı. 1897'de İkdam Gazetesi'nde makaleler ve hikayeler yazdı. Bazı makale ve hikayelerini “Rumuzü'l-Edeb” (1898) adlı kitapta topladı.rnrnSergüzeşt romanı yüzünden göz hapsine alındığını düşünerek bundan kurtulmak için 1901’de Paris'e gitti ve 1908'de Meşrutiyet'in ilanına kadar da orada kaldı. Yurtdışına kaçışını Servet-i Fünun Dergisi’nde yayımlanan “1901‘e Ait Bir Hatıra” başlıklı yazısında anlattı. Paris’te Jön Türkler’le tanıştı; İttihat ve Terakki Cemiyeti’ne katıldı ve cemiyet içinde saygın bir yere geldi. Cemiyetin 15 Şubat 1902’de yayın hayatına başlayan "Şüra-ı Ümmet" adlı yayın organında Osmanlı Devleti politikalarını ve rejimini eleştiren yazılar yayımladı. Paris yıllarını “1901’den İtibaren Paris’te Geçen Seneler”, “Paris Hatıratından”, “Paris’te Yedi Sene” adlı yazılarında anlattı.rnrnII. Meşrutiyet’in ilanı üzerine İstanbul'a döndü ve Madrid elçisi olarak görevlendirildi. I. Dünya Savaşı başlayınca Madrid'den İsviçre'ye geçti, savaşın sonuna kadar burada kaldı. İspanya yıllarını “Gırnata ve El-Mescidü’l Camia: Elhamra” adlı iki yazıda, İsviçre’de geçirdiği zamanı “İsviçre Hatıratı” başlıklı yazılarında anlattı.rnrnMütareke devrinde 1921 yılında yaş haddi dolmadan hükümet tarafından emekliye sevkedildi ve İstanbul'a döndü.rnrnSon yıllarını Kadıköy’ün Mühürdar semtindeki evinde geçirdi. Çok sevdiği yeğeni İclal'in ölümü üzerine yazdığı mensur bir mersiye ile daha bazı nesir ve hatıralarını 1924’te yayımladığı “İclal” isimli kitapta topladı.rnrn1927'de kendisine Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin kararıyla "Hidamat-ı Vataniyye" tertibinden maaş bağlandı. 26 Nisan 1936 tarihinde İstanbul'da zatürreden öldü. Cenazesi, Göksu’daki aile mezarlığına, yeğeni İclal’in yanına defnedildi. Edebi Kişiliği İlk eserini Namık Kemal etkisinde yazdığı “Şir” adlı eseri ile tiyatro oyunu alanında veren sanatçı; roman, hikâye, hatıra, sohbet, makale ve şiir ile üne kavuştu. Tek romanı olan Sergüzeşt, bütünüyle esaret konusunu işleyen ilk roman olarak edebiyatımızda yer aldı; cariyelik ve kölelik siteminin eleştirildiği roman, onun en ünlü eseri oldu. Besim Ömer Paşa tarafından Fransızca’ya çevrildi. Romanının getirdiği ünle hikâyeci yönü gölgede kalmış olsa da hikayecilik yönü çok güçlü bir yazardı. Küçük olayları konu alan hikâyeleri ile kısa hikâye türünü, Türk edebiyatına soktu. Tanzimat döneminin en genç yazarı olan sanatçı, “Küçük Şeyler” adlı kitabı ile Servet-i Fünun yazarlarını etkiledi. Namık Kemal’in etkisiyle bir çok hikayesinin dilini süsledi, uzun cümleler kullandı. Yazılarında romantizm ile realizmi birleştirdi. “Sanat için sanat” anlayışıyla eserler verdi. Konularını her zaman yerli hayattan seçti.