Sergüzeşt

7,5/10  (536 Oy) · 
3.039 okunma  · 
384 beğeni  · 
6.732 gösterim
Klasikler, ölümsüz olmadıkları için değil sürekli okundukları için de değerlidir. Bizim klasiklerimiz başlangıçta bazı eksiklik ve acemilik taşısalar bile bu onların kurucu olma özelliklerini değiştirmez. Dil kadar hayat da yeniden kurulur onlarda. Dünkü nesiller tarafından ağır aksak da olsa okunan, sevilen ve hayatımızın bir parçasına dönüşen bu eserler bir kez daha ve günün zevkleri ve tercihleri gözetilerek çıkıyor gün yüzüne. Okundukça sevilecek bu eserler dünü selamladığı kadar geleceği kurmaya aday. Aşk, dil, kurgu bütün saflığıyla göz kırpıyor. Yeniden...

Klasikler içinde Sergüzeşt pek çok açıdan özel hir yerde duruyor. Duygusal yoğunluğuyla Servet-i Fünun romanının doğuşuna uygun bir atmosfer yarattığı gibi, sunduğu trajik hikâyeyle acıma duygusu uyandırarak okuru, önemli toplumsal meseleler üzerine düşünmeye, ezen-ezilen ayrımını oluşturan koşulları irdelemeye ve geçmişteki "yanlış" uygulamalarla hesaplaşmaya davet ediyor.
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Ocak 2013
  • Sayfa Sayısı:
    112
  • ISBN:
    9786054683796
  • Yayınevi:
    Kapı Yayınları
  • Kitabın Türü:

Eserde vurgulanmak istenen en önemli konu esarettir.Bir insanın hayatı boyunca köle gibi ezilip, satılan, duygu ve düşüncesi önem verilmeyen bir kızın hayatından bahsetmektedir.

DUA 
24 Tem 21:20 · Kitabı okudu · 5 günde

Tasvirler şahaneydi. Film gibi seyrediyorsunuz kitabı yaşayarak, görerek, hissederek. Artık böyle güzel aşk kitapları yazılamıyor.
Aşk bile GDO (genetiği değiştirilmiş organizma) olduğu şu günlerde gerçek, tutkulu, duygulu bir aşk romanı isteyenler 1960tan 1970ten önce yazılanları okumalılar.
Kitabın konusu küçük bir kızın vatanından ayrılıp köle olarak satıldığı evde çektigi eziyetleri ve satıldığı diğer evde büyüyerek düştüğü aşk anlatılıyor. Betimlemeler çok güzeldi. Sanki dilberi sizde tanıyorsunuz. Köle oluşunuzu hayal edip acılar cekiyorsunuz sonra imkansız bir aşka düşüyorsunuz.
Türk klasiklerinin baş sıralarında olmayı hak etmiş hakkını vermiş şahane bir eser.

Enes ESEN 
21 May 2015 · Kitabı okudu · 8/10 puan

Sami Paşazade Sezai'ye ait olan bu tanzimat dönemi eserini okumakla okumamak arasında kalmıştım aslında.Eser tanzimat dönemine ait olduğu için anlamını bilmediğim ve kafamı karıştıracak bir çok kelime olduğunu farkettim.Eserin adını son zamanlarda çok duydum ve merak ederek okuma kararı aldım.Şöyle ki okuduğumuz bu dönemin kitapları yaşadığımız döneme ait olmadığından ,o dönemi daha iyi hissedip anlayabilmek için eski basımlardan yararlanmayı tercih ettim.Sergüzeşt de bir tanzimat dönemi kitabı olarak bana o dönemin zihniyeti,yaşam tarzı ve sosyal hayatı hakkında bilgi verdiğini düşünüyorum.Kitabın yapısı ,şekil özellikleri günümüz kitaplarından farklıdır.Kurulan cümleler bile bir farklı.Daha anlamlı ve kaliteli tümcelerle donatılmış bir eser.Okurken kaliteyi gerçekten hissettim ve böyle bir eseri okuduğum için mutlu oldum.Tanzimat dönemi dil ve anlatımı konusunda bilgi kazandım.Dili günümüz türkçesi olmasa da hepimizin anlayabileceği bir akıcılığa sade ve kısa cümlelere sahip bir eser olduğunu düşünüyorum.Yazar betimlemelere bol bol yer vermiş,olayların gözümüzde canlanmasını arzulamış ve başarmıştır.
Bence bir romanda betimlemelere ,öğretici anlatıma, emredici ve öyküleyici anlatımlara da yer verilmelidir.Bu tür uzun romanlarda akılda kalıcılığında sağlanması gerekir.Bu nedenle de betimlemelere kesinlikle yer verilmelidir.
Romanda öğreticilik payı da büyük olmalıdır.Kitabı bitirdiğimizde ,onun bize kattığı bir şeyler olmalı ,kültürümüzü gelişirecek parçaları bünyesnde bulundurmalı ki kitabın sonuna geldiğimizde öyküleyici anlatım yanında bazı şeylerin bilgisini de almış olalım.İşte bu özelliği taşıyan Sergüzeşt değerli bir eser olarak yerini almıştır benim gözümde.
Yazar dönem hakkında bir çok bilgi vermiş.Esaret konusunu ele alarak bir paşazade ile cariyenin uygun görülmeyen aşkını anlatmıştır.Yazar bu aşk üzerinden öğütler de verir.Belki de çoğumuzun hoşuna gitmez öğütler, kalıplaşmış sözler. Oysa eserde öylesine yerinde ve doğru kullanılmış ki...
Romanın benim açımdan önemli olmasının bir diğer nedeni de gerçekliği doğrudan yansıtıyor olmasıdır.Bize eserin ait olduğu dönemden ve yaşanmış olaylardan kesitler sunar.Mesela şu an yaşadığımız dönemde tanzimat dönemini anlatan bir roman yazılsa ne kadar gerçeklik payı olabilir ya da eserde ne kadar alabiliriz o dönemin kokusunu?Sonuçta gerçeklik payı düşüktür.Gündem değiştikçe tarih değiştikçe böyle kitapları özleyeceğimizi düşünüyorum. Şuan yaşayan bir yazar Tanzimat Dönemini ne kadar gerçekçi anlatabilir? O yazar yalnızca yaşadığı dönemin zihniyetini, toplumsal hayatını ve siyasi yaşamı okuyucuya yansıtıp anlatabilir. Ayrıca okurlar da yaşadığı dönemle ilgili eser çıkartmış yazarların kitaplarını okumayı tercih eder. Tıpkı Sami Paşazade Sezai gibi. Yazar yaşadığı dönemden etkilenerek, o dönemle ilgili eserler sunmuştur ve böylelikle halkı etkilemeyi başarmıştır.
Her zaman insan, tarihini merak eder . Bu merakı gidermekte tarihte yazılmış olan ve günümüze kadar gelmiş eserlerle mümkündür bence.
Bu romanın konusu Tanzimat Dönemine göre bayağı güncel bir konu ve bu özelliğiyle de dikkatleri üzerine çekmiştir. Eserde içtenlik ön plandadır. Yazar sözlerini büyük bir içtenlikle, yapmacıksız, samimice söylemiştir. Ve bu nedenle ben de kitabı okurken sıkılıp hemen kapatmak istemedim, aksine merakla sonunu bekledim. Yalnız romanda beğenmediğim şey; yazarın hiçbir hayal gücüne rastlamamam. Yazar hayal gücünü gerçekten kullanıp yansıtamamış daha doğrusu hiç hayal ürünü olan bir paragrafla karşılaşmadım. Her şey o kadar gerçekçiydi ki, o yarım sayfa dolusu betimlemeleri okurken bile dönemde yaşanmış olaylar aklımın diğer ucundan geçiyordu. Yazar bu eserinde duygu ve görüşlerini bana yansıtabildi. Bence ben bu eseri iyi de eleştirsem kötü de eleştirsem en önemlisi romanın anlaşılır olmasıdır. Eser romantizmden realizme geçişin izlerini taşımaktadır. Sanırım bu yönüyle de önemlidir. Yazar romantizm etkisinden çıkıp artık gerçeklerle yüzleşme, tanışma zamanı dercesine bir eser ortaya koymuştur.

Esma 
26 Ağu 23:22 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Bu eserin konusu esarettir .Evinden ,yurdundan,annesinini sevgi dolu sevkatli kollarından ,acımasızca koparılarak esir pazarında satılan ve hayatı adeta bir zindana dönen ,küçük Çerkez kızı Dilber in acı dolu hayatını konu alır

Burcu Bilkiç 
24 Nis 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Bir insanı ötekileştirmenin ne acı bir duygu olduğunu okurken göreceksiniz.Bir esirin nasıl hayvan gibi satıldığını,hayallerinin nasıl hiçe sayıldığını muazzam bir şekilde anlatıyor.Unutamadığım kitaplardan biriydi.

Yaren T 
29 Mar 18:45 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Bir esir olan Dilber'in başından geçenler anlatılır . Bir paşa konağı olan bir eve sarıldığında hayatı değişir ve burada kültürlü ve Avrupa da eğitim almış Celal Bey ile aralarında bir muhabbet başlar .

Sami Paşazade Sezai'nin sosyal sınıf farklılıkları ve esir ticareti hakkında yazdığı bir roman .

A

Yağmur 
26 Ağu 08:45 · Kitabı okudu · 4 günde · Puan vermedi

Kitap, tanzimat döneminde esir olan Dilber'in hikayesini anlatıyor. Kitapta Dilber'in esir olup daha sonra nasıl özgürleştiği güzel bir şekilde kurgulanmış. Fakat cümleler bana çok uzun geldi. Demek istediğim, yazar cümleleri çok fazla uzatmış. Yine de benim beğenerek okuduğum bir kitap.
Günümüzde de kitapta geçen olaylara benzer şeyler yaşanmakta.. Örnek olarak vermek gerekirse eğer; birinin giyimine karışmak, evleneceği kişiye karışmak ve aklıma gelmeyen daha birçok şey de özgürlüğümüzü kısıtlamıyor mu sizce?

Ferah 
29 Mar 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Evinden uzaklaştıktan sonra köle olan ve sonrasında yaşadığı acıklı olaylar çerçevesinde intihar etmek zorunda kalan bir genç kızın ve imkansız bir aşkın öyküsü.

DersaadeT 
30 Ağu 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Yazar bir insanın özgürlüğünün elinden alınışını çok derin bi şekilde gözler önüne sermiş bana göre bu eserinde. Cehaletin doruk yaptığı noktalardan biri esaret...
Sanki bu evrenin döngüsünde kadınların yeri yokmuş gibi her dönem hor görülmüş kadınlar. Ne acıdır değil mi ? Bu cehaletin başını çeken kişileri dünyaya getirende kadınlar. Canına can katan onu dünyaya getiren , ona bakan büyüten , onunla evlenen ona bir evlat veren kadın sanki yaşamın bir parçası değil. Çoğunun gözünde bir mal bi eşyadan farkı yok kadının.
Özgürlüğü elinden kayıp giden bir kadın daha ...

Mehmet KOÇ 
21 Haz 23:44 · Kitabı okudu · 12 günde · Beğendi · 9/10 puan

Konusu esirlik ve esaret üzerinedir. 1889 yılında yazılmış bir romandır. Ülke yönetiminide eleştirdiği için o yıllarda kölelik ve özgürlük temaları nedeniyle hükümet 1908 yılına kadar yazarın göz hapsine alınmasına neden olmuştur. Hiçbir insanın esaret altında olmayacağını herkesin özgür, hür ve istediği kişi ile zengin, fakir, soylu aile farketmeksiniz aşık olup birbirini sevebileceğini güzel bir üslup ile anlatmış üstad kesinlikle okunmalı...

Kitaptan 136 Alıntı

Samet Dönmez 
26 Nis 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Ağlamak uğradığımız felaketlere karşı vücudumuzda kalan son gücün çığlığır. Ağlayamadığımız zamanlar, bizde o gücün de yok olduğu zamanlardır ki, onun yerine geçen etkili sessizlik, en şiddetli acının yarattığı göz yaşlarından daha yakıcıdır.

Sergüzeşt, Samipaşazade Sezai (Sayfa 44)Sergüzeşt, Samipaşazade Sezai (Sayfa 44)
Mehmet Selahaddin Kürkcü 
08 Nis 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

''Tebessüm ki; hayatın en önemli, en karanlık yönlerini aydınlatmak için ilâhî bir nurdur.''

Sergüzeşt, Samipaşazade Sezai (Sayfa 89)Sergüzeşt, Samipaşazade Sezai (Sayfa 89)

Çünkü seni seviyordum. Zararı yok. İlk gördüğüm zaman, senin gözlerin kalbimde öldürücü yaralar açmıştı. Zaten yaşayamazdım.

Sergüzeşt, Samipaşazade SezaiSergüzeşt, Samipaşazade Sezai

''Ahlaksızlık ve batıl inançlar bulaşıcı hastalıklar gibidir. Bütün bir toplumu etkileyebilecek üzücü olaylardan, kanunun menettiği cinayetlerden tamamen kurtulabilmenin tek çaresi, insani ve ahlaki güzellikleri vicdanlara yerleştirmektir...''

Sergüzeşt, Samipaşazade SezaiSergüzeşt, Samipaşazade Sezai
BİROL COŞKUN 
12 Tem 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Bu geçip giden hayatta sonsuz olmaya değer ne kadar an ve saniye vardır?

Sergüzeşt, Samipaşazade SezaiSergüzeşt, Samipaşazade Sezai
BİROL COŞKUN 
11 Tem 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Bence en gerçek mutluluk, tertemiz bir ruhu gösteren iki güzel göz; en büyük servet, seven bir kalbin duygularını gösteren gül renkli dudaklardan yansıyan gülümsemedir.

Sergüzeşt, Samipaşazade SezaiSergüzeşt, Samipaşazade Sezai
14 /