Sergüzeşt

7,6/10  (748 Oy) · 
4.125 okunma  · 
562 beğeni  · 
10.734 gösterim
Sergüzeşt romanında Türk okuyucunun ilgi duyduğu esaret konusu ele alınır. Dilber Kafkasya'dan Türkiye'ye getirilmiş genç bir kızdır. Halayık olarak çalıştığı konaklarda çeşitli zorluklarla karşılaşır. Samipaşazâde Sezai Dilber'in Kafkasya'da başlayıp Mısır'a kadar uzanan hüzün dolu sergüzeştini anlatır. Sevgilisi Celâl Beyin Dilber'e kavuşmak için önüne gelene onu sorması, her ağlayan insanı sevgilisi sanması, Mısır'da kapatıldığı yerden kendisini içten içe seven harem ağası Cevher tarafından kurtarılması insanı etkileyici bir biçimde kaleme alınmıştır. Türk okuyucusunun ilgisi sebebiyle birçok yayınevi tarafından basılan eser Millî Eğitim Bakanlığı tarafından öğrencilere okutulması tavsiye edilen 100 Temel Eser arasına da girmiştir. Bu neşirde eserle ilgili özgün çalışmalara yer verilmiş ve 100 Temel Eser projesine ışık tutacak türden çalışmalara zemin hazırlanmıştır.
  • Baskı Tarihi:
    Kasım 2015
  • Sayfa Sayısı:
    128
  • ISBN:
    9789756316405
  • Yayınevi:
    Bilge Kültür Sanat
  • Kitabın Türü:
DUA 
24 Tem 2017 · Kitabı okudu · 5 günde

Tasvirler şahaneydi. Film gibi seyrediyorsunuz kitabı yaşayarak, görerek, hissederek. Artık böyle güzel aşk kitapları yazılamıyor.
Aşk bile GDO (genetiği değiştirilmiş organizma) olduğu şu günlerde gerçek, tutkulu, duygulu bir aşk romanı isteyenler 1960tan 1970ten önce yazılanları okumalılar.
Kitabın konusu küçük bir kızın vatanından ayrılıp köle olarak satıldığı evde çektigi eziyetleri ve satıldığı diğer evde büyüyerek düştüğü aşk anlatılıyor. Betimlemeler çok güzeldi. Sanki dilberi sizde tanıyorsunuz. Köle oluşunuzu hayal edip acılar cekiyorsunuz sonra imkansız bir aşka düşüyorsunuz.
Türk klasiklerinin baş sıralarında olmayı hak etmiş hakkını vermiş şahane bir eser.

Yumurtalıktaki Limon 
 15 Ara 2017 · Kitabı okudu · 4 günde · 8/10 puan

Birisine derinden duyulan sevgi neler yaptırabilir bir insana? Sorusunun cevabını gayet güzel vermiş Sami Paşazade Sezai bey.
- Spoiler olan bir inceleme olacak baştan uyarayım -
Kitabın temel konusu esaret olsada imkansız bir aşkın yaşatacağı tüm sorunları da çok güzel işlemiş olaylara yazar.
Hayatı boyunca satılan, eziyet edilen, bir insan olarak duygu ve düşünlerine önem verilmeyen bir esirin dramı anlatılıyor.
Yazar, insanın hayvan gibi alınıp satılamayacağını, esir dahi olsa her insanın duygu ve düşüncelerinin olduğunu en önemlisi bir kalbe sahip olduğunu vurguluyor.
Kafkasya'da yaşayan ve çok güzel bir kız olan Dilber'in esircilerin eline düşüp İstanbul'a getirilmesi ve bir aileye satılması ile başlıyor her şey. Dilber'in gördüğü eziyet ve aşağılanma karşısında daha fazla dayanamayıp kaçması, daha sonra başka bir aileye satılması ve o ailenin oğluna aşık olması ile bambaşka bir hal alarak gelişiyor olaylar. Ve malesef ki kötü bir şekilde son buluyor her şey...
Kitabın son cümlesini paylaşarak incelemeyi bitiriyor, sonrasını ise size bırakıyor ve keyifli okumalar diliyorum (:

" Üzerinde, hüzün saçan ayın donuk ışığından başka bir renk olmayan o yüzde, bütün elem ve acıların dindiği, bütün sevda ve emellerinin söndüğü görünüyordu.
Acaba Nil'in bu ürkütücü, bu öldürücü girdap ve taşkın suları zavallı Dilber'i, bu talihsiz esiri nereye götürüyor?
Nihayet Hürriyetine! "

Sergüzeşt benzeri kitaplar

Esma 
26 Ağu 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Bu eserin konusu esarettir .Evinden ,yurdundan,annesinini sevgi dolu sevkatli kollarından ,acımasızca koparılarak esir pazarında satılan ve hayatı adeta bir zindana dönen ,küçük Çerkez kızı Dilber in acı dolu hayatını konu alır

Enes ESEN 
21 May 2015 · Kitabı okudu · 8/10 puan

Sami Paşazade Sezai'ye ait olan bu tanzimat dönemi eserini okumakla okumamak arasında kalmıştım aslında.Eser tanzimat dönemine ait olduğu için anlamını bilmediğim ve kafamı karıştıracak bir çok kelime olduğunu farkettim.Eserin adını son zamanlarda çok duydum ve merak ederek okuma kararı aldım.Şöyle ki okuduğumuz bu dönemin kitapları yaşadığımız döneme ait olmadığından ,o dönemi daha iyi hissedip anlayabilmek için eski basımlardan yararlanmayı tercih ettim.Sergüzeşt de bir tanzimat dönemi kitabı olarak bana o dönemin zihniyeti,yaşam tarzı ve sosyal hayatı hakkında bilgi verdiğini düşünüyorum.Kitabın yapısı ,şekil özellikleri günümüz kitaplarından farklıdır.Kurulan cümleler bile bir farklı.Daha anlamlı ve kaliteli tümcelerle donatılmış bir eser.Okurken kaliteyi gerçekten hissettim ve böyle bir eseri okuduğum için mutlu oldum.Tanzimat dönemi dil ve anlatımı konusunda bilgi kazandım.Dili günümüz türkçesi olmasa da hepimizin anlayabileceği bir akıcılığa sade ve kısa cümlelere sahip bir eser olduğunu düşünüyorum.Yazar betimlemelere bol bol yer vermiş,olayların gözümüzde canlanmasını arzulamış ve başarmıştır.
Bence bir romanda betimlemelere ,öğretici anlatıma, emredici ve öyküleyici anlatımlara da yer verilmelidir.Bu tür uzun romanlarda akılda kalıcılığında sağlanması gerekir.Bu nedenle de betimlemelere kesinlikle yer verilmelidir.
Romanda öğreticilik payı da büyük olmalıdır.Kitabı bitirdiğimizde ,onun bize kattığı bir şeyler olmalı ,kültürümüzü gelişirecek parçaları bünyesnde bulundurmalı ki kitabın sonuna geldiğimizde öyküleyici anlatım yanında bazı şeylerin bilgisini de almış olalım.İşte bu özelliği taşıyan Sergüzeşt değerli bir eser olarak yerini almıştır benim gözümde.
Yazar dönem hakkında bir çok bilgi vermiş.Esaret konusunu ele alarak bir paşazade ile cariyenin uygun görülmeyen aşkını anlatmıştır.Yazar bu aşk üzerinden öğütler de verir.Belki de çoğumuzun hoşuna gitmez öğütler, kalıplaşmış sözler. Oysa eserde öylesine yerinde ve doğru kullanılmış ki...
Romanın benim açımdan önemli olmasının bir diğer nedeni de gerçekliği doğrudan yansıtıyor olmasıdır.Bize eserin ait olduğu dönemden ve yaşanmış olaylardan kesitler sunar.Mesela şu an yaşadığımız dönemde tanzimat dönemini anlatan bir roman yazılsa ne kadar gerçeklik payı olabilir ya da eserde ne kadar alabiliriz o dönemin kokusunu?Sonuçta gerçeklik payı düşüktür.Gündem değiştikçe tarih değiştikçe böyle kitapları özleyeceğimizi düşünüyorum. Şuan yaşayan bir yazar Tanzimat Dönemini ne kadar gerçekçi anlatabilir? O yazar yalnızca yaşadığı dönemin zihniyetini, toplumsal hayatını ve siyasi yaşamı okuyucuya yansıtıp anlatabilir. Ayrıca okurlar da yaşadığı dönemle ilgili eser çıkartmış yazarların kitaplarını okumayı tercih eder. Tıpkı Sami Paşazade Sezai gibi. Yazar yaşadığı dönemden etkilenerek, o dönemle ilgili eserler sunmuştur ve böylelikle halkı etkilemeyi başarmıştır.
Her zaman insan, tarihini merak eder . Bu merakı gidermekte tarihte yazılmış olan ve günümüze kadar gelmiş eserlerle mümkündür bence.
Bu romanın konusu Tanzimat Dönemine göre bayağı güncel bir konu ve bu özelliğiyle de dikkatleri üzerine çekmiştir. Eserde içtenlik ön plandadır. Yazar sözlerini büyük bir içtenlikle, yapmacıksız, samimice söylemiştir. Ve bu nedenle ben de kitabı okurken sıkılıp hemen kapatmak istemedim, aksine merakla sonunu bekledim. Yalnız romanda beğenmediğim şey; yazarın hiçbir hayal gücüne rastlamamam. Yazar hayal gücünü gerçekten kullanıp yansıtamamış daha doğrusu hiç hayal ürünü olan bir paragrafla karşılaşmadım. Her şey o kadar gerçekçiydi ki, o yarım sayfa dolusu betimlemeleri okurken bile dönemde yaşanmış olaylar aklımın diğer ucundan geçiyordu. Yazar bu eserinde duygu ve görüşlerini bana yansıtabildi. Bence ben bu eseri iyi de eleştirsem kötü de eleştirsem en önemlisi romanın anlaşılır olmasıdır. Eser romantizmden realizme geçişin izlerini taşımaktadır. Sanırım bu yönüyle de önemlidir. Yazar romantizm etkisinden çıkıp artık gerçeklerle yüzleşme, tanışma zamanı dercesine bir eser ortaya koymuştur.

Burcu Bilkiç 
24 Nis 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Bir insanı ötekileştirmenin ne acı bir duygu olduğunu okurken göreceksiniz.Bir esirin nasıl hayvan gibi satıldığını,hayallerinin nasıl hiçe sayıldığını muazzam bir şekilde anlatıyor.Unutamadığım kitaplardan biriydi.

Cansu Altprmk 
13 Oca 19:39 · Kitabı okudu · 2 günde · 8/10 puan

Bir dönem düşünün; toplumun davranışının incelik, hassaslık, ahlak ve edeple yoğrulmuş olduğu..
Bir dönem düşünün; yine aynı toplumun statü, sınıf, soyluluk va asalete taparak insanların özüne değer vermeyip güçsüzü soylu bir aileden değil diye ezdiği..
Bir dönem düşünün; insana ait her vasıfın, sevmenin, ahlakın, iyinin, kötünün her şeyin en üst noktalarda yaşandığı..

Halayık!-- Osmanlı döneminde hizmet etmeleri için esir pazarlarından satın alınan cariye, hizmetçi kızlar..

Kitabımız

Sekiz dokuz yaşlarında Kafkas'lardan İstanbul'a esir düşen ilk satın alındığı evde hanımının Dilber adını verdiği küçük bir kızın yaşamını anlatmaktadır.
Çocuk yüreğinde kimsesizliğin acısını, anne kucağında olması sevilmesi gerekirken el ocaklarında işkence ve dayağı görmüştür Dilber.

Kaderinin kapı kapı değiştiği son evinde, soylu bir ailenin biricik oğlu Celal'e gönlünü kaptırır.
Celal'de sever Dilber'i..
Gerçek bir aşk insanı kendinden vazgeçirebilir. İki farklı sınıftan olan genç aşıklar birbirine kavuşabilecek midir?

Yer yer dili ağır gelse de kısa sayfalara sahip olan bu roman gerçekten etkileyici.

Dönemin sosyal çevresini zamanının İstanbul'unu en iyi şekilde yansıtmış yazar.
Konusunu ilgi çekici bulanlara, edebiyatımızın klasiklerinden olan bu kitabı okumalarını tavsiye ederim. Ben sevdim.

Mehmet KOÇ 
21 Haz 2017 · Kitabı okudu · 12 günde · Beğendi · 9/10 puan

Konusu esirlik ve esaret üzerinedir. 1889 yılında yazılmış bir romandır. Ülke yönetiminide eleştirdiği için o yıllarda kölelik ve özgürlük temaları nedeniyle hükümet 1908 yılına kadar yazarın göz hapsine alınmasına neden olmuştur. Hiçbir insanın esaret altında olmayacağını herkesin özgür, hür ve istediği kişi ile zengin, fakir, soylu aile farketmeksiniz aşık olup birbirini sevebileceğini güzel bir üslup ile anlatmış üstad kesinlikle okunmalı...

Arzunalbant 
22 Şub 19:19 · Kitabı okudu · 2 günde · 7/10 puan

Ben deniz tanzimant edebiyatının yazarları, serveti fünundaki akımlar, fecri-ati topluluğunu toplantıları arasında gidip gelen bir lise öğrencisi. Konumuz tanzimant edebiyatında roman olunca dedim ki romantizimden realizime geçişte önemli bir eser olan Sergüzeşt'i okumadan olmaz.

Roman aslında bakarsanız klasik bir pembe dizi. Hani şu canımız sıkılınca elimize bir tabak çekirdek alıp izlediğimiz türden. Genç, güzel, fakat halayık(köle) kızımız Dilber'in acıklı hayat hikayesi ve konağın nadide oğlu Celal Bey ile aşkı anlatılıyor. Tabi Celal beyimizin annesi ve konağın diğer üyeleri bu aşka karşı çıkıyor. Ne de olsa Dilber bir halayık ve bir halayıkla bir beyin evlenmesini geçin iletişim içinde dahi olmaları o zamanlar kabul edilir bir şey değil. Hatta bunun söz konusu olması teklif dahi edilemez. O zamanlar dedim ama günümüzde de durum pek farkı değil aslında. Ne yazık ki insanlar bir takım sınıflara, kalıplara zorla sokulmuş. Beyaz yakalılar, mavi yakalılar mesela, yahut kitapta işlendiği gibi zengin oğlan fakir kız...
ve ne yazık ki oluşturmuş olduğumuz bu basma kalıp sınıflar bizim içeriği değil biçimi görmemizi sağlıyor. Asıl önemli olanı; istiridyenin içindeki inciyi görmeden ölecek bir nesil yetişiyor.

kitapla kalın...

Evinden uzaklaştıktan sonra köle olan ve sonrasında yaşadığı acıklı olaylar çerçevesinde intihar etmek zorunda kalan bir genç kızın ve imkansız bir aşkın öyküsü.

Dersaadet 
30 Ağu 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Yazar bir insanın özgürlüğünün elinden alınışını çok derin bi şekilde gözler önüne sermiş bana göre bu eserinde. Cehaletin doruk yaptığı noktalardan biri esaret...
Sanki bu evrenin döngüsünde kadınların yeri yokmuş gibi her dönem hor görülmüş kadınlar. Ne acıdır değil mi ? Bu cehaletin başını çeken kişileri dünyaya getirende kadınlar. Canına can katan onu dünyaya getiren , ona bakan büyüten , onunla evlenen ona bir evlat veren kadın sanki yaşamın bir parçası değil. Çoğunun gözünde bir mal bi eşyadan farkı yok kadının.
Özgürlüğü elinden kayıp giden bir kadın daha ...

Kitaptan 234 Alıntı

Atarlı Bayan 
17 Ara 2017 · Kitabı okudu · Puan vermedi

"Bilmezsin seni ne kadar seviyorum!"

Sergüzeşt, Samipaşazade Sezai (Sayfa 89 - Sıradışı Yayıncılık)Sergüzeşt, Samipaşazade Sezai (Sayfa 89 - Sıradışı Yayıncılık)
Samet Dönmez 
26 Nis 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Ağlamak uğradığımız felaketlere karşı vücudumuzda kalan son gücün çığlığır. Ağlayamadığımız zamanlar, bizde o gücün de yok olduğu zamanlardır ki, onun yerine geçen etkili sessizlik, en şiddetli acının yarattığı göz yaşlarından daha yakıcıdır.

Sergüzeşt, Samipaşazade Sezai (Sayfa 44)Sergüzeşt, Samipaşazade Sezai (Sayfa 44)
Mehmet Selahaddin Kürkcü 
08 Nis 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

''Tebessüm ki; hayatın en önemli, en karanlık yönlerini aydınlatmak için ilâhî bir nurdur.''

Sergüzeşt, Samipaşazade Sezai (Sayfa 89)Sergüzeşt, Samipaşazade Sezai (Sayfa 89)

Çünkü seni seviyordum. Zararı yok. İlk gördüğüm zaman, senin gözlerin kalbimde öldürücü yaralar açmıştı. Zaten yaşayamazdım.

Sergüzeşt, Samipaşazade SezaiSergüzeşt, Samipaşazade Sezai
Atarlı Bayan 
17 Ara 2017 · Kitabı okudu · Puan vermedi

"Deliliğin birçok çeşidi var!"

Sergüzeşt, Samipaşazade Sezai (Sayfa 73 - Sıradışı Yayıncılık)Sergüzeşt, Samipaşazade Sezai (Sayfa 73 - Sıradışı Yayıncılık)
Yunus 
12 Tem 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

"Bir derdin varsa Allah'a havale et O ne yaparsa iyi yapar."

Sergüzeşt, Samipaşazade Sezai (Sayfa 84 - turna yayıncılık)Sergüzeşt, Samipaşazade Sezai (Sayfa 84 - turna yayıncılık)
24 /