Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

/SPOİLER İÇERİR/
Puan vermedi·128 syf.··
2024 34. kitabı
Tanzimat Dönemi’nde yazılmış, yazarın bu döneme uygun bir şekilde köleliği, kadın haklarını, eşitsizliği ve adaletin yokluğunu ele aldığı tek romanı olan “Sergüzeşt” küçük bir kızın esaretle başlayıp, aşk ve ölümle son bulan acı dolu hikayesini anlatır. Romanın ana karakteri olan Dilber, henüz 8 yaşındayken Kafkasya’dan esir edilerek İstanbul’a getirilir. İlk esir edildiği yerde kötü bir aileye denk gelmiş olması sebebiyle evden kaçar. Daha sonra tekrar getirildiği evde esir tüccarları tarafından Asaf Paşa konağına satılır. Bu konakta ise paşanın oğlu Celal ile aralarında filizlenen aşka mani olamazlar. Fakat bu aşk, sınıfsal ayrılıklardan kaynaklı engellenir. Evin hanımı, oğlunun bir halayık parçasına* olan aşkına göz yummayıp Dilber’i derhal başka bir yere satar. Celal, bunu öğrendiğinde sevdiğini aramak için düştüğü yollarda aklını yitirir. Dilber ise Afrika nehirlerinin soğuk sularına, aşkıyla beraber kendisini hürriyetine kavuşturur. Kölelik sistemine, toplumsal adaletsizliğe, sınıfsal ayrılıklara geniş bir pencereden baktıran bu eser hakkında uzun uzun konuşulacak nitelikte. * halayık; eserde toplumdaki sınıfsal ayrımı gözler önüne sermek için bu ifade kullanılmıştır.
İnceleme
SergüzeştSamipaşazade Sezai · Akvaryum Yayınları · 201256,4bin okunma
Sergüzeşt
10/10
·128 syf.·
2022 10. kitabı
Ah Dilber, esaretin sindirdiği çaresizlik.. Anlatımın yalın ve duyguların bu kadar güzel aktarıldığı tazminat döneminin ilk gerçekçi romanlarından biri çok severek okudum. Dönemin toplumsal statüsü ve sınıflandırmasının akıcı bir anlatımla yansıtılması yanı sıra, beni en çok Celâl’in büyük bir sadakatle Dilber’i arayışı etkiledi. Yanmadan aşk olmazmış sözüne o dönemde şahit olmak güzeldi. Kesinlikle tavsiye ederim, keyifli okumalar.
1000Kitap
SergüzeştSamipaşazade Sezai · Akvaryum Yayınları · 201256,4bin okunma
Puan vermedi·127 syf.··
2023 2. kitabı
Dilber, çaresizlik içinde kendisini Nil nehrine atar ve hayatına son verir... Ah Dilber, esaretin sindirdiği çaresizlik.. Bir insanın eşyaymışçasına satılması , bu eşyanın satılmasıyla ele gelecek kârın düşünülmesi , üşüdüğünde biraz ısınmak için gittiği mangalın yanındaki odunun bedenine bastırılması ... Ve bunca insanlık dışı olayların daha küçük bir çocukken başlaması.. Dilber, Kafkasya’dan kaçırılıp İstanbul’a getirilen bir Çerkez kızıdır. Hacı Ömer adlı esir tüccarı, tarafından satın alınmış ve bir mal müdürü olan Mustafa Efendi’nin karısına kırk Osmanlı lirası karşılığında satılmıştır. Mustafa Efendi’nin o yaşlarda Atiye adlı bir kızı vardır. Dilber satıldığı bu ilk evde eziyet görür. En ağır işler ona yaptırılır. Tüm bu yapılanlara dayanamayan Dilber bir gece evden kaçar Ertesi gün kendisini Atiye’yi mektebe götürüp getirirken tanıştığı Latife’nin evinde bulur. Latife’nin büyükannesi büyük gayretine rağmen Mustafa Efendi’nin karısı Dilber’i satmaya razı olmaz. Çaresiz yine eski evine döner. Mustafa Efendi yeniden bir memuriyete atanınca, yol masraflarının karşılanması için Bir süre sonra yüz elli lira bedelle Moda burnu taraflarında oturan Asaf Paşa konağına satılır. Bu Dilber’in satıldığı ikinci evdir. Dilber bu konakta kısmen de olsa rahat eder. Çok fazla eziyet görmez, dayak yemez. Dilber bu evde serpilir, güzelleşir. Dilber artık bir genç kızdır. Yeni konağında paşanın oğlu Celal Beye aşık olur. Fakat ailesi evlenmelerine karşı çıkar. Celâl Bey Dilber’le evlenebilmek için amcasından yardım ister. Aynı gün ailesi Dilber’i bir esirciye alelacele satar. Celal Bey bu duruma üzülüp hastalanarak yatağa düşer. Dilber satıldığı Mısırlı tüccarın evinde odalık olmayı kabul etmez . Haremağası Cevher Ağa’da Dilber’i kızı gibi sevmiştir. İstanbul’a göndermeyi
SergüzeştSamipaşazade Sezai · Akvaryum Yayınları · 201256,4bin okunma
Puan vermedi·127 syf.··
2024 28. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 04 Nisan 2024 15:59
Eserde vurgulanan en önemli konu esarettir. Hayatı boyunca satılan, ezilen, oradan oraya fırlatılan bir taş misali görülen, bir insan olarak duygu ve düşüncelerine değer verilmeyen bir esirin dramı konu edilir. Yazar insanın hayvan gibi alınıp satılamayacağını, esir dahi olsa her insanın duyguları hayalleri ve en önemlisi de bir kalbi olduğu gerçeğini ön plana çıkarır. Sergüzeşt mal gibi alınıp satılan köle gibi çalıştırılan esir kızların büyük acılar yaşadıklarını vurgulayıp esaretin ne büyük bir kötülük olduğunu, bundan vazgeçilmesi gerektiği iletisi veriliyor. İyi okumalar
SergüzeştSamipaşazade Sezai · Akvaryum Yayınları · 201256,4bin okunma
Puan vermedi·127 syf.··
2021 29. kitabı
Bu kitap da bir dilberin hikayesi çok güzeldi çok beğenerek okudum çok da üzüldüm dilbere dilinin ağır olacağını düşünüyordum ilk başta fakat gayet akıcı anlaşılırdı........
SergüzeştSamipaşazade Sezai · Akvaryum Yayınları · 201256,4bin okunma
Bu inceleme kitaba vefa borcudur...
Puan vermedi·128 syf.··
Beğendi
·
2020 124. kitabı
·
15 saatte okudu
·
Okunma: 09 Aralık 2020 09:51
Tam 15 yıl önce alınıp kitaplığa konulmuş bir kitap ki üzerinde fiyatı YTL olarak yazıyor.Bazı kitaplar okurlarının evlerinde sessizce, bir köşede bekleyebiliyor, sayfaları sararmaya başlasa da.Buna okuyacak kişinin vefasızlığı mı, acımazsızlığı mı her ne derseniz. İnsan kitaba karşı da mahcup olabiliyormuş. Okumaya geç kaldığımı düşündüğüm Sergüzeşt bir Türk klasiği, tanzimat dönemi toplum hayatından örnekleri kitap ta görebiliyoruz. Kitap , köle ticaretinin acımasızlığını, insanın özgürlük arayışını içe dokunur bir şekilde işlemiş. Dilber 'in yaşadıkları öyle acıtıcı ki , gerçekten böyle şeylerin hala daha var olduğunu bilmek insanı ürpertiyor.Dilber'in aradığı bir şefkat ,bir sevgiydi ama ... Celal Bey servettten, insanların bir kalıp içine koydukları soyluluktan sıyrılmaya çalışan , gerçek sevgiyi bulabilen bir karakter ama şu içinde debelenip durduğumuz toplum yok mu... Cevahir tam anlamıyla karşılıksız sevginin , masumiyetin adı. (Yüzüm siyah ise ruhumun karanlık mı olması lazım,ben gökte uçuştuklarını işittiğim melekleri bile, siyah sanardım.) Ara ara tozunu alıp , sayfalarını havalandırdığım kitap, Sergüzeşt vefasızlığıma rağmen 15 yıl beni beklediğin için teşekkürler , insan olsa kaçardı... Türk klasiklerini de canlı tutabilmek dileğiyle iyi okumalar.
SergüzeştSamipaşazade Sezai · Akvaryum Yayınları · 201256,4bin okunma
10/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2019 4. kitabı
Sergüzeşt için eğer daha fazla puan verebilseydim verirdim. Fakat, maalesef yok. Oldukça beğenmemin sebebi olarak Dilber'de kendimi buldum diyebilirim. Yaşamımız değil de, düşüncelerimiz benzer. Başka bir yorum yapabileceğimi sanmıyorum. Dediğim gibi; Kitap yapıyor en büyük yorumu. Ben oldukça sevdim. Umarım siz de seversiniz.
1000Kitap
SergüzeştSamipaşazade Sezai · Akvaryum Yayınları · 201256,4bin okunma
Puan vermedi·127 syf.··
2023 16. kitabı
·
20 saatte okudu
·
Okunma: 15 Nisan 2023 13:27
Oradan oraya esir edilen Dilber in kahır dolu hayatı.. Küçük yaştan beri çile çeken dilber, hayatının aşkını tam bulmuşken elinden kaçırır ve aşka küser. Başarılı olan bu roman okuyucuya derin düşünme gücü sunduğu için herkese tavsiye ederim..
Aşk
SergüzeştSamipaşazade Sezai · Akvaryum Yayınları · 201256,4bin okunma
Puan vermedi·128 syf.·
2020 14. kitabı
Türk edebiyatının önemli şahsiyetlerinden olan Sami Paşazade Sezai tarafından yazılan Sergüzeşt, esirlik konusu üzerinde duruyor... Daha ayrıntılı haliyle; Dilber' in esirliğini, Paşakonağına satılıp konaktaki Celal Beyle aşk yaşamasını konu ediyor. Fakat bu aşk uzun sürmüyor, evden ayrılan Dilber kitabın sonunda Nil Nehrine kendini bırakıp esirlik hayatına son veriyor...
SergüzeştSamipaşazade Sezai · Akvaryum Yayınları · 201256,4bin okunma
Puan vermedi·128 syf.··
2019 43. kitabı
·
30 günde okudu
·
Okunma: 02 Nisan 2019 00:48
Bir halayıkla ev sahibinin oğlunun aşk-ı menularını anlatan bir eser. Aşık olmanın ötesinde her türlü evlilik öncesi davranışı uygunsuz karşılayan bir anlayışa sahip bir toplumiken duygu tüccarlığı ile bazı fikirlerin empoze edilmeye çalışıldığı bir eser olmuş. Yazar bazı yerlerde ise cüretkar ifadeler kullanmışki bu ifadeler zihin dünyamızın fikri sabitlerine dinamit yerleştirmek maksadı ile yapılmıştır. Bunlara örnek vermek gerekirse; aşk tapınağı (S-73), o güzel ellerin piyanunun tuşları üzerindeki hareketinden doğan tanrısal bir ahenk (S-75), Evladımı bir fikrin, bir inadın şehidi edemem (S-84)... Samipaşazade Sezai Sergüzeşt
1000Kitap
SergüzeştSamipaşazade Sezai · Akvaryum Yayınları · 201256,4bin okunma

Yazar Hakkında

Samipaşazade SezaiYazar · 18 kitap
Sami Paşazade Sezai (Osmanlıca: سامى باشا زاده سزائى), (d. 1859 İstanbul - ö. 26 Nisan 1936 İstanbul) Türk realist öykücü, romancı.rnrnTürk Edebiyatının ilk gerçekçi romanlarından birisi olma özelliğiyle edebiyat tarihinde büyük önem taşıyan “Sergüzeşt” adlı romanın yazarıdır. Türk edebiyatında modern kısa hikâyenin kurucularındandır. Yaşamı 1859 yılında İstanbul’da dünyaya geldi. Tanzimat devrinin ileri gelen isimlerinden, Osmanlı Devleti’nin ilk Maarif Nazırı (Eğitim bakanı) Abdurrahman Sami Paşa ile Paşa’nın ikinci eşi olan Dilarayiş Hanım’ın oğludur. Babasının Taşkasap, Taşkasap’taki konağında özel öğrenim gördü. Konaktaki eğitim yıllarında Farsça, Arapça, Fransızca, Almanca; daha sonra Londra’da görev yaptığı yıllarda İngilizce öğrendi. Yirmi yaşına kadar resmi bir görev almayıp, edebiyat konusundaki bilgilerini artırmayı tercih etti. “Maarif” başlıklı ilk yazısı 1874 yılında “Kamer” adlı gazetede yayımlandı. 3 perdelik bir piyes olan “Şir” isimli ilk eseri 1879’da yayımlandı. 1880'de, ağabeyi Abdüllatif Suphi Paşa’nın başında olduğu Evkaf Nezareti Mektubi Kalemi’ne memur oldu. Babasının ölümünden sonra da Londra elçiliği ikinci kâtipliğine atandı. Orada kaldığı dört yıl boyunca İngiliz ve Fransız edebiyatlarını yakından izledi. 1885’te elçilik görevlerinin şapka giymesi yasağına uymadığı için elçilik kadrosu azledildiğinde İstanbul'a döndü, İstişare Odası’na memur oldu. Bu dönemde Latife Hanım ile kısa süren bir evlilik yaptı. 1885 - 1901 arasında İstanbul’da yaşadı ve edebi açıdan verimli bir dönem geçirdi. Abdülhak Hamit ve Recaizade Ekrem ile yakın dost oldu. 17-18 yaşlarında iken tanıştığı Namık Kemal ile sürekli mektuplaştı. Diğer Tanzimat yazarları gibi çok sayıda eser vermedi; bir roman, iki küçük hikâye kitabı, hatıra ve seyahat yazıları yazdı. 1888’de bir paşazade ile cariyenin aşk öyküsünü anlattığı Sergüzeşt adlı romanı yayımlayarak Şemseddin Sami, Namık Kemal ve Ahmet Mithat Efendi'den sonra Türk edebiyatının ilk romancıları arasına girdi. Alphonse Daudet'den “Jak” romanını Türkçeye çevirdi. 1891’de hikayelerini “Küçük Şeyler” adlı kitapta topladı. 1897'de İkdam Gazetesi'nde makaleler ve hikayeler yazdı. Bazı makale ve hikayelerini “Rumuzü'l-Edeb” (1898) adlı kitapta topladı.rnrnSergüzeşt romanı yüzünden göz hapsine alındığını düşünerek bundan kurtulmak için 1901’de Paris'e gitti ve 1908'de Meşrutiyet'in ilanına kadar da orada kaldı. Yurtdışına kaçışını Servet-i Fünun Dergisi’nde yayımlanan “1901‘e Ait Bir Hatıra” başlıklı yazısında anlattı. Paris’te Jön Türkler’le tanıştı; İttihat ve Terakki Cemiyeti’ne katıldı ve cemiyet içinde saygın bir yere geldi. Cemiyetin 15 Şubat 1902’de yayın hayatına başlayan "Şüra-ı Ümmet" adlı yayın organında Osmanlı Devleti politikalarını ve rejimini eleştiren yazılar yayımladı. Paris yıllarını “1901’den İtibaren Paris’te Geçen Seneler”, “Paris Hatıratından”, “Paris’te Yedi Sene” adlı yazılarında anlattı.rnrnII. Meşrutiyet’in ilanı üzerine İstanbul'a döndü ve Madrid elçisi olarak görevlendirildi. I. Dünya Savaşı başlayınca Madrid'den İsviçre'ye geçti, savaşın sonuna kadar burada kaldı. İspanya yıllarını “Gırnata ve El-Mescidü’l Camia: Elhamra” adlı iki yazıda, İsviçre’de geçirdiği zamanı “İsviçre Hatıratı” başlıklı yazılarında anlattı.rnrnMütareke devrinde 1921 yılında yaş haddi dolmadan hükümet tarafından emekliye sevkedildi ve İstanbul'a döndü.rnrnSon yıllarını Kadıköy’ün Mühürdar semtindeki evinde geçirdi. Çok sevdiği yeğeni İclal'in ölümü üzerine yazdığı mensur bir mersiye ile daha bazı nesir ve hatıralarını 1924’te yayımladığı “İclal” isimli kitapta topladı.rnrn1927'de kendisine Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin kararıyla "Hidamat-ı Vataniyye" tertibinden maaş bağlandı. 26 Nisan 1936 tarihinde İstanbul'da zatürreden öldü. Cenazesi, Göksu’daki aile mezarlığına, yeğeni İclal’in yanına defnedildi. Edebi Kişiliği İlk eserini Namık Kemal etkisinde yazdığı “Şir” adlı eseri ile tiyatro oyunu alanında veren sanatçı; roman, hikâye, hatıra, sohbet, makale ve şiir ile üne kavuştu. Tek romanı olan Sergüzeşt, bütünüyle esaret konusunu işleyen ilk roman olarak edebiyatımızda yer aldı; cariyelik ve kölelik siteminin eleştirildiği roman, onun en ünlü eseri oldu. Besim Ömer Paşa tarafından Fransızca’ya çevrildi. Romanının getirdiği ünle hikâyeci yönü gölgede kalmış olsa da hikayecilik yönü çok güçlü bir yazardı. Küçük olayları konu alan hikâyeleri ile kısa hikâye türünü, Türk edebiyatına soktu. Tanzimat döneminin en genç yazarı olan sanatçı, “Küçük Şeyler” adlı kitabı ile Servet-i Fünun yazarlarını etkiledi. Namık Kemal’in etkisiyle bir çok hikayesinin dilini süsledi, uzun cümleler kullandı. Yazılarında romantizm ile realizmi birleştirdi. “Sanat için sanat” anlayışıyla eserler verdi. Konularını her zaman yerli hayattan seçti.