Günümüz Türkçesiyle

Sergüzeşt

Samipaşazade Sezai
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·96 syf.·
2025 158. kitabı
Biçare Dilber! (s.19) Samipaşazade Sezai , Tanzimat döneminde yaşamış bir yazar, Küçük Şeyler kitabıyla tanışmıştım ve gözlemlerini, duyarlı, insan ruhunu incelikle işleyen öykücülüğünü sevmiştim. Yazılarında romantizmin duygusal yönünü, realizmin gerçekçi tarafıyla dengeli bir kurguyla harmanlayarak, toplumsal meseleleri ve insan duygularını samimi bir dille aktarıyor. Kısa Romanı Sergüzeşt 19. yüzyılın sonlarında Osmanlı’da kafkaslardan köle olarak getirilen Çerkes kızı Dilber’in yaşadığı zorlukları konu ediniyor. Acıları üzerinden köleliğin acımasız yüzünü, insanlar arasındaki sınıfsal ilişkileri ve kişisel hayatların bu düzende nasıl etkilendiğini gösteriyor. Bunun yanında roman, Dilber ile Celal Bey arasındaki imkansız aşkı da ön plana çıkarıyor. Bu aşkla dönemin engellerini ve halayık esaretinin yıkıcı etkilerini daha görünür hale getiriyor. ”Tahminen sekiz dokuz yaşlarında küçük bir esirdi; saçlarıyla kaşlarının arası biraz yakınca, ağzı gayet küçük, yuvarlak omuzlarına oranla beli incecikti, hele o siyah gözlerindeki zeka parıltısı sonsuz bir güzellik gösterirdi… yüzünde kafese konulmuş bir kuşun ara sıra göğe bakışını andıran gizli bir hüzün ve keder görünüyordu.”(s.2) “Elem ve ıstırapla geçen bu hüzün dolu yaşamında en büyük arzusu okula gitmekti. Çünkü orada diğer çocuklarla muhtaç olduğu hürriyet ve muhabbetle konuşur, kimse bu küçük varlığın insanlık onurunu ‘Pis halayık!’ diye ayaklar altına almazdı.” (s.8) “Biçare çocuk! Bu kısacık hayatında ikinci defa fakat öncekinden daha şiddetli bir delille kendisinin nasıl da demirden kuvvetli, ölümden soğuk bir esaret pençesine düştüğünü anlıyordu.” (s.17) Bu üç alıntı romanın ruhunu çok iyi özetliyor, küçücük bir kız çocuğunun masumiyeti, özgürlük arzusu ve esaretin karanlığını dile
Düşünce
SergüzeştSamipaşazade Sezai · İş Bankası Kültür Yayınları · 202356,4bin okunma
Dilber'in hüznü
10/10
·96 syf.··
2026 106. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 06 Haziran 2026 13:03
Dilber'in hüzünlü hikayesi. İnsan ticaretinin kişi ve toplum hayatında yol açtığı yıkımı ustaca anlatmış. Samipaşazade Sezai Bir Çerkes kızı olan Dilber'in Mustafa Efendi'nin karısına satılması ve bu kişinin kötü muamelesiyle evden kaçan Dilber'in yeniden yakalanıp esirci evine verilmesi ve oradan da başka bir Mısırlı aileye satılması, evin oğluna aşık olup ve evin hanımın buna engel olmak için onu yeniden satması üzerine yazılmış .
1000Kitap
SergüzeştSamipaşazade Sezai · İş Bankası Kültür Yayınları · 202356,4bin okunma
Puan vermedi·96 syf.··
2025 2. kitabı
·
27 saatte okudu
·
Okunma: 07 Ocak 2025 23:38
Severek okuduğum Türk edebiyatı klasiklerine bir yenisi daha eklendi. Sergüzeşt... Kitapta Dilber'in küçük yaşta esir olarak satılmasıyla başlayan hayat mücadelesi ve Celal Bey'le olan gönül ilişkisine yer verilmiş. Klasik kitap sevenlere keyifli okumalar diliyorum.
SergüzeştSamipaşazade Sezai · İş Bankası Kültür Yayınları · 202356,4bin okunma
10/10
·96 syf.··
Beğendi
·
2024 31. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 16 Aralık 2024 18:34
Sırf inceleme eklemezsem o kitabı okumamışım gibi hissetmeyeyim diye yazıyorum bu satırları. Küçücük bir kızın insan ticaretine kurban gidişi ve sürekli annesini sayıklaması, henüz çocuk olduğu için oyun oynadığından yediği tokadı, şekerlerinin merhametsizce sokağa dökülmesi, ümit ışığı olarak kaçtığı evin onu iade etmek zorunda kalması ve filizlenen aşkının yarım kalması; kendini öldürmek zorunda bırakması... Daha ne diyeyim? Kitabı Allah şahit ya ağlayarak ya gözlerim dolu dolu okuyordum artık gözyaşlarım tükendi. Bu vakte kadar sadece Halit Ziya Uşaklıgil'in kalemini severdim ama galiba açık ara Samipaşazade Sezai zirveye oturdu. Yok böyle bir kalem... Hem yazar hem kitap 10/10
Alıntı
SergüzeştSamipaşazade Sezai · İş Bankası Kültür Yayınları · 202356,4bin okunma
Puan vermedi·112 syf.··
2023 36. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 14 Kasım 2023 00:15
Sergüzeşt Osmanlı'da uygulanan insan ticaretini bir kölenin gözlerinden görme fırsatı veriyor. Daha sekiz dokuz yaşlarında küçük bir çocukken köle olarak satılan Dilber'in sergüzeştine tanık oluyoruz. Oradan oraya savrulurken sırf daha fazla paraya satılsın diye eğitilen bir kız, bir kadın... İmkansız bir aşka tutulup başına gelenler ve sonunda acı bir şekilde yitirilen gencecik ömrün hikayesi... Her ne kadar günümüz Türkçesiyle yeniden kaleme alınmış olsa da fazla uzun cümleler okurken anlamayı zorlaştırıyor. Yine de her şeye rağmen Dilber'in hüzün dolu öyküsü okunmaya değer nitelikte.
İnceleme
SergüzeştSamipaşazade Sezai · İş Bankası Kültür Yayınları · 202356,4bin okunma
Bir çocuk susturuluyorsa, özgürlük gerçekten kime ait?
8/10
·96 syf.··
2025 27. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 06 Temmuz 2025 09:58
Samipaşazade Sezai ’nin Sergüzeşt romanı, sadece bir esir kızın hikâyesi gibi görünse de, insanlık onurunun ayaklar altına alındığı bir dönemin aynası aslında. Dilber’in küçük yaşta satılması, gördüğü muameleler ve aşkı uğruna yaşadığı acılar insanın içine işliyor. Onun dramında bireysel ve toplumsal bir çöküş güçlü bir şekilde hissediliyor. Esaret, onun küçücük omuzlarına büyük bir yük gibi binmiş, ne bir çocuk gibi gülebilmiş, ne de bir insan gibi ağlayabilmiş. Bu eserde, yıllarca susturulan çığlıklar var. Yazar Samipaşazade Sezai , roman boyunca güçlü bir toplumsal eleştiri sunarken duyguyu da eksik bırakmamış. Finaliyle sarsan, vicdanı zorlayan bir eser. Bittiğinde geriye sadece içimizde ince ince sızlayan bir yara kalıyor. ''Bir esirin hikayesi sona erdiğinde, asıl hesap özgür olduğunu düşünenlerin vicdanında başlamalı.''
SergüzeştSamipaşazade Sezai · İş Bankası Kültür Yayınları · 202356,4bin okunma
Puan vermedi·112 syf.·
2024 13. kitabı
200 yılda dünya değişti, fakat insanın servet, şöhret sevdası baki kaldı. Bu dünyalık hırslar yüzünden bazı aşklar da mahşere kaldı... Nice Celal ve Dilber geçti yeryüzünden. Dilerim cennette kavuşurlar...
SergüzeştSamipaşazade Sezai · İş Bankası Kültür Yayınları · 202356,4bin okunma
Puan vermedi·112 syf.··
2021 18. kitabı
·
36 saatte okudu
·
Okunma: 01 Nisan 2021 21:09
İlk baskısı 1887'de yapılan Sergüzeşt'in ikinci baskısı ancak 37 yıl sonra 1924'te yapılır. Türk edebiyatında romantizmden realizme geçiş eseri olarak kabul edilir. “Sergüzeşt”, macera anlamında bir kelimedir. Roman; halkı eğitmeyi, köhnemiş kurumları ve düşünceleri değiştirmeyi amaçlayan Tanzimat dönemi düşünce sisteminin kölelik kurumuna yönelttiği toplumsal bir eleştiridir. Millî Eğitim Bakanlığı tarafından ortaöğretim kurumları için hazırlanan 100 Temel Eser arasında da yer alır. Önsöz de "Ben hissetmediğim şeyi yazamam, daha doğrusu yazmak istemem. Halbuki en büyük eserler histen ziyade fikirler yazılır." diye işine duyulan özeni ve sevgiyi gösteren çok anlamlı bir cümle yer alıyor. Annelik duygusunun da verdiği duygu yoğunluğu ile olsa gerek Dilber'in çocukken başına gelenleri içim acıyarak, gözlerim dolarak okudum. Bir sonraki cümleyi korkarak okudum başına daha ne gelebilir diye.. Celal Bey.. Sen nasıl harika bir insansın. Sınıf ayrımı yapmadan bir esire kalbini veren Celal Bey.. Eser bir yönden mutsuz son ile bitiyor: Çünkü aşıklar kavuşamıyor. Bir yönden de mutlu son ile bitiyor: Esir bir kız ölümün soğuk yüzü sayesinde "Hürriyetine" kavuşuyor. Kitabın sonunda Mizancı Murad'ın gazetesi Mizan'da roman hakkında düşüncelerini (tamamlanmamış olsa da) yazdığı çok güzel bir yazı olması da ayrıca hoşuma gitti.. Türk Klasikleri severlere kesinlikle tavsiye ederim.. Keyifli okumalar diliyorum :)
1000Kitap
SergüzeştSamipaşazade Sezai · İş Bankası Kültür Yayınları · 202356,4bin okunma
10/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2021 15. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 24 Temmuz 2021 19:49
Bu şaheseri, henüz daha yeni yeni duymuşken, lisenin ilk yıllarında ilk kez okuduğumda hem olay örgüsü hem de dili bakımından beni kendine hayran bırakmıştı; bu okuyuşumda da o mest halinden bir şey kaybetmediğimi rahatlıkla söyleyebilirim. Kitabın sonunda da ek olarak ilave edilen bölümde Mizancı Murat'ın da teyit ettiği gibi yazarın genç yaşına rağmen dünya edebiyatında dahi birbirini tekrarlayan konuların dışına çıkıp bir gerçeği tüm sadeliği ve kusurlarıyla ele alması, edebiyatın toplum adına bir basamak görevi görmesi beni bu kitap hususunda daha da ateşli bir heyecana sürükledi. Aslında fazlaca söyleneceklerin yanında susup okunacaklar daha fazlayken bu kitaba olan saygımı ve hayranlığımı, Lütfiye'nin verdiği şekeri Dilber'in cüzüne gizlice sokuşturması misali kendime saklayıp her ne kadar kurgudan çok dilinin bende biriktirdiği maneviyatı öve öve bitirmekten kendimi zor alıkoysam da burada bitiriyorum.
Edebiyat
SergüzeştSamipaşazade Sezai · İş Bankası Kültür Yayınları · 202356,4bin okunma
ŞAMİPAŞAZADE SEZAİ & SERGÜZEŞT
10/10
·112 syf.··
2022 64. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 18 Mayıs 2022 17:07
Selam arkadaşlar Türk Edebiyatı’nda Realist-romantik tarzda ilk roman olan ve çok popüler bir kitapla geldim. Sergüzeşt. Küçük Dilber, Kafkasya'dan getirilip konaklarda halayık (kadın köle, cariye) olarak çalıştırılır. Sami Paşazade Sezai bir cariyenin hayatını anlatarak esir alım satımını , bunun ne kadar vicdansizca ve insafsızca yapıldığını anlatıyor. Zavallı Dilber hep acı ceker, eziyet görür. Fatma Aliye'nin Refet karakterini anımsattı biraz bana. Aileden aileye satılan Dilber, yine halayık olarak satıldığı bir evde yaşayan Genç beyefendi Cemal'e aşık olur. "Gönül aşka karşı daima çocuktur." Bir bey ile köle olan Dilber'in herkesin uygunsuz bulduğu aşkını ve bu aşkın yaşattığı acıları okuyoruz.. O dönemde kadınların satılması, kültürel farklar, ayrım... yazar bunları çok güzel işlemiş. Kitabın akıcılığına 10 puan veriyorum gerçekten bir an bile sıkılmadan okudum. zorlayan kısım çok uzun betimlemeli cümleler olabilir. Bir sayfaya yakın betimlemeler vardı kitapta. Ama bunu dönemi için değerlendirdiğimde çok büyük bir kusur olarak göremiyorum. Türk edebiyat klasiklerinde bu tarz betimlemeler çokça var zaten. Beni etkileyen şey kitabın beni bu kadar içine alması oldu. Türk edebiyat klasiklerinden güzel bir eser daha okumuş oldum, ve herkese tavsiye ederim. Kitapla kalın sevgiler ‍️ "Yıldızlar karanlık içinde parladığı gibi fakirlik ve sefalet içinde de saflık ve yücelikle parlayan ruhlar yok mudur? Bir kalp, sevmek için mutlak servete ve asalete mi muhtaçtır? Bence en hakiki ikbal, ruhun göründüğü iki güzel göz; en büyük servet, kalbin hissini gösteren gül renginde dudaklardan akseden tebessümdür." (Syf 40) #sergüzeşt #samipaşazadesezai #bookstagram #books #kitapönerisi #booklover #bookstagrammer #book #kitapalıntıları #kitapkurdu #okudumbitti
SergüzeştSamipaşazade Sezai · İş Bankası Kültür Yayınları · 202356,4bin okunma

Yazar Hakkında

Samipaşazade SezaiYazar · 18 kitap
Sami Paşazade Sezai (Osmanlıca: سامى باشا زاده سزائى), (d. 1859 İstanbul - ö. 26 Nisan 1936 İstanbul) Türk realist öykücü, romancı.rnrnTürk Edebiyatının ilk gerçekçi romanlarından birisi olma özelliğiyle edebiyat tarihinde büyük önem taşıyan “Sergüzeşt” adlı romanın yazarıdır. Türk edebiyatında modern kısa hikâyenin kurucularındandır. Yaşamı 1859 yılında İstanbul’da dünyaya geldi. Tanzimat devrinin ileri gelen isimlerinden, Osmanlı Devleti’nin ilk Maarif Nazırı (Eğitim bakanı) Abdurrahman Sami Paşa ile Paşa’nın ikinci eşi olan Dilarayiş Hanım’ın oğludur. Babasının Taşkasap, Taşkasap’taki konağında özel öğrenim gördü. Konaktaki eğitim yıllarında Farsça, Arapça, Fransızca, Almanca; daha sonra Londra’da görev yaptığı yıllarda İngilizce öğrendi. Yirmi yaşına kadar resmi bir görev almayıp, edebiyat konusundaki bilgilerini artırmayı tercih etti. “Maarif” başlıklı ilk yazısı 1874 yılında “Kamer” adlı gazetede yayımlandı. 3 perdelik bir piyes olan “Şir” isimli ilk eseri 1879’da yayımlandı. 1880'de, ağabeyi Abdüllatif Suphi Paşa’nın başında olduğu Evkaf Nezareti Mektubi Kalemi’ne memur oldu. Babasının ölümünden sonra da Londra elçiliği ikinci kâtipliğine atandı. Orada kaldığı dört yıl boyunca İngiliz ve Fransız edebiyatlarını yakından izledi. 1885’te elçilik görevlerinin şapka giymesi yasağına uymadığı için elçilik kadrosu azledildiğinde İstanbul'a döndü, İstişare Odası’na memur oldu. Bu dönemde Latife Hanım ile kısa süren bir evlilik yaptı. 1885 - 1901 arasında İstanbul’da yaşadı ve edebi açıdan verimli bir dönem geçirdi. Abdülhak Hamit ve Recaizade Ekrem ile yakın dost oldu. 17-18 yaşlarında iken tanıştığı Namık Kemal ile sürekli mektuplaştı. Diğer Tanzimat yazarları gibi çok sayıda eser vermedi; bir roman, iki küçük hikâye kitabı, hatıra ve seyahat yazıları yazdı. 1888’de bir paşazade ile cariyenin aşk öyküsünü anlattığı Sergüzeşt adlı romanı yayımlayarak Şemseddin Sami, Namık Kemal ve Ahmet Mithat Efendi'den sonra Türk edebiyatının ilk romancıları arasına girdi. Alphonse Daudet'den “Jak” romanını Türkçeye çevirdi. 1891’de hikayelerini “Küçük Şeyler” adlı kitapta topladı. 1897'de İkdam Gazetesi'nde makaleler ve hikayeler yazdı. Bazı makale ve hikayelerini “Rumuzü'l-Edeb” (1898) adlı kitapta topladı.rnrnSergüzeşt romanı yüzünden göz hapsine alındığını düşünerek bundan kurtulmak için 1901’de Paris'e gitti ve 1908'de Meşrutiyet'in ilanına kadar da orada kaldı. Yurtdışına kaçışını Servet-i Fünun Dergisi’nde yayımlanan “1901‘e Ait Bir Hatıra” başlıklı yazısında anlattı. Paris’te Jön Türkler’le tanıştı; İttihat ve Terakki Cemiyeti’ne katıldı ve cemiyet içinde saygın bir yere geldi. Cemiyetin 15 Şubat 1902’de yayın hayatına başlayan "Şüra-ı Ümmet" adlı yayın organında Osmanlı Devleti politikalarını ve rejimini eleştiren yazılar yayımladı. Paris yıllarını “1901’den İtibaren Paris’te Geçen Seneler”, “Paris Hatıratından”, “Paris’te Yedi Sene” adlı yazılarında anlattı.rnrnII. Meşrutiyet’in ilanı üzerine İstanbul'a döndü ve Madrid elçisi olarak görevlendirildi. I. Dünya Savaşı başlayınca Madrid'den İsviçre'ye geçti, savaşın sonuna kadar burada kaldı. İspanya yıllarını “Gırnata ve El-Mescidü’l Camia: Elhamra” adlı iki yazıda, İsviçre’de geçirdiği zamanı “İsviçre Hatıratı” başlıklı yazılarında anlattı.rnrnMütareke devrinde 1921 yılında yaş haddi dolmadan hükümet tarafından emekliye sevkedildi ve İstanbul'a döndü.rnrnSon yıllarını Kadıköy’ün Mühürdar semtindeki evinde geçirdi. Çok sevdiği yeğeni İclal'in ölümü üzerine yazdığı mensur bir mersiye ile daha bazı nesir ve hatıralarını 1924’te yayımladığı “İclal” isimli kitapta topladı.rnrn1927'de kendisine Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin kararıyla "Hidamat-ı Vataniyye" tertibinden maaş bağlandı. 26 Nisan 1936 tarihinde İstanbul'da zatürreden öldü. Cenazesi, Göksu’daki aile mezarlığına, yeğeni İclal’in yanına defnedildi. Edebi Kişiliği İlk eserini Namık Kemal etkisinde yazdığı “Şir” adlı eseri ile tiyatro oyunu alanında veren sanatçı; roman, hikâye, hatıra, sohbet, makale ve şiir ile üne kavuştu. Tek romanı olan Sergüzeşt, bütünüyle esaret konusunu işleyen ilk roman olarak edebiyatımızda yer aldı; cariyelik ve kölelik siteminin eleştirildiği roman, onun en ünlü eseri oldu. Besim Ömer Paşa tarafından Fransızca’ya çevrildi. Romanının getirdiği ünle hikâyeci yönü gölgede kalmış olsa da hikayecilik yönü çok güçlü bir yazardı. Küçük olayları konu alan hikâyeleri ile kısa hikâye türünü, Türk edebiyatına soktu. Tanzimat döneminin en genç yazarı olan sanatçı, “Küçük Şeyler” adlı kitabı ile Servet-i Fünun yazarlarını etkiledi. Namık Kemal’in etkisiyle bir çok hikayesinin dilini süsledi, uzun cümleler kullandı. Yazılarında romantizm ile realizmi birleştirdi. “Sanat için sanat” anlayışıyla eserler verdi. Konularını her zaman yerli hayattan seçti.