Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Esaretten kurtulmanın bedeli ölüm mü olmalıydı?
Puan vermedi·112 syf.··
2026 13. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 05 Şubat 2026 19:39
Samipaşazade Sezai tarafından yazılan Sergüzeşt, hem aşk konusunu hem de esaret yani kölelik konusunu işlediği harika bir eserdir. Kafkasya'dan getirilip İstanbul'da esir olarak satılan Dilber'in hikâyesini anlatır. Dilber'in ilk satıldığı evde hem psikolojik hem de fiziksel şiddet görmesinin sonucundan kaçması ama mecbur kalıp tekrar oraya dönem zorunda kalması söz konusudur. Daha sonra buradan ayrılıp Asaf Paşa konağına satılır. Burada Celal Bey ile olan aşkları çok kısa sürer ve roman en son trajedik bir şekilde son bulur. Roman genel olarak esaret yani kölelik üzerinde ilerlemektedir. Yazar burada kölelik sistemini sert bir dille eleştirmektedir. Yaşadığı dönemi ve eserin yazdığı dönem de incelendiğinde Osmanlı devleti böyle durumların söz konusu olduğu görülecektir. Yazar bu yüzden yaşadığı dönemin bir problemini ele alarak eleştiri de bulunmaktadır. Dilber'in yaşadığı kötü muameleler sınıfsal ayrımı net bir şekilde gözler önüne sermektedir. Ben bu eserde günümüzde kölelik sistemini farklı bir şekilde uygulandığını düşünüyorum. Patronların çalışanları üzerinde mumale gibi daha da uzatılabilir. Eserde bir diğer önemli nokta ise aşktır. Dilber ile Celal Bey'in aşkı sınıfsal ayrımdan kaynaklı olarak bir noktadan sonra kırıldığı görülmektedir. Celal Bey'in annesinin durumu öğrenmesi ile hemen Dilber'in Mısır'a sürgün etmesi aslında Zehra Hanım'ın çok katı bir sınıf ayrımı düşüncesine sahip olduğunu ve bunun da o dönemdeki birçok insanın düşüncesinde olduğunu da bilmekteyiz. Bir diğer önemli nokta ise hürriyet konusudur. Dilber'in Mısır'da kilitlendiği yerde Cevher sayesinde kaçmasına rağmen gidecek bir yerinin olmaması ve gerçek özgürlüğü ölümde bulunması trajedik bir sondur. Eser, genel olarak yazıldığı dönemde ele alınarak incelendiğinde çok başarılı buldum. Hem
1000Kitap
SergüzeştSamipaşazade Sezai · İş Bankası Kültür Yayınları · 202256,4bin okunma
9/10
·112 syf.··
2023 20. kitabı
·
23 saatte okudu
·
Okunma: 28 Ağustos 2023 21:48
Samipaşazade Sezai'nin tek romanı. Yazdığı romanın hürriyet ve esirlik vurgularından ötürü Paris'e gitmiş ve burada Jön Türkler'e katılmış. Dilber Kafkasya'dan 9 yaşında Osmanlı'ya köle olarak satılmaya getiriliyor. Sonrasında o evden bu eve süreklenip gidiyor. Daha sonra halayık olarak gittiği evde hayatının sonunu getiricek bir aşka tutuluyor. "Senin bana ne kadar tesir ettiği biliyor musun? Beni gündüzleri düşündüren, geceleri sabahlara kadar uyutmayan hep sensin." SPOİLER Kitabı beğendim ama keşke 9 yaşından genç kızlık dönemine kadar olan kısım biraz daha detaylandırılsaydı güzel olurdu diye düşündüm. Celal ve Dilber'in aşkını da daha detaylı ve uzun uzadıya okumak isterdim. Ah Zehra Ah nolurdu bıraksaydın da oğlun aşkını yaşasaydı? Ne diye mani oluyorsun? Para pul ne önemi var oğlunun canından, mutluluğundan kıymetli mi? İYİ OKUMALAR
2023 Okuma Raporları
SergüzeştSamipaşazade Sezai · İş Bankası Kültür Yayınları · 202256,4bin okunma
9/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2024 38. kitabı
·
7 saatte okudu
·
Okunma: 05 Temmuz 2024 19:19
Konusu kadınlar olunca, kadınların yine her dönem bitmek bilmeyen zulmü olunca akan sular duruyor ben ve birçok hemcinsim için. Küçücük bir kız çocuğunun ailesi olmadığı için ordan oraya sürüklenen hayatını anlatıyor. Yıpratılıyor,aşağılanıyor... Hayatında ilk defa güzel bir şey oluyor,aşık oluyor ama gelin görün ki alt-üst ilişkisi sebebiyle aşkından da yoksun bırakılıyor. Ve bu da zaten onun için son nokta oluyor maalesef... Sonu mutlu bitmeyen hikayeleri hiç sevmedim oldum olası. Ama zaten bunların gerçek yaşantımızda olduğunu görünce üzülmenin de pek bir anlamı olmuyor. Ya da sevmemenin. Kısa olmasına rağmen çok etkilendim. Hüzünlü okumalar herkese... Sergüzeşt Samipaşazade Sezai
1000Kitap
SergüzeştSamipaşazade Sezai · İş Bankası Kültür Yayınları · 202256,4bin okunma
8/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2025 15. kitabı
Sergüzeşt / Samipaşazade Sezai Keyifli okumalar dilerim; "Samipaşazade Sezai"nin 1888 yılında yayımlanan "Sergüzeşt" romanı, Türk edebiyatının Tanzimat Dönemi'nde Romantizm'den Realizm'e geçiş eseri olarak kabul edilen önemli bir yapıt olarak bilinmektedir. "Macera - serüven" anlamına gelen bu eser, trajik bir aşk hikâyesi üzerinden dönemin toplumsal bir yarasına, kölelik ve cariyelik kurumuna sert bir eleştiri getirmektedir. Romanın temel konusu; insana bir eşya muamelesi yapan kölelik kurumudur. Samipaşazade Sezai, Dilber'in yaşadığı acılar, horlanmalar ve insanlık dışı muameleler üzerinden bu kurumu yerden yere vurur. Köleliğin bireyin hayatında yarattığı dramı gözler önüne sermektedir. Romanın dili, Tanzimat edebiyatının önceki eserlerine göre daha sade ve doğal bir üsluba sahiptir. Anlatımında akıcılık ve yer yer güçlü betimlemeler dikkat çekiyor. Özellikle kuş motifinin kullanılması (kuş, özgürlüğün sembolü olarak) göze çarpmaktadır.
SergüzeştSamipaşazade Sezai · İş Bankası Kültür Yayınları · 202256,4bin okunma
7/10
·112 syf.··
2023 74. kitabı
·
8 saatte okudu
·
Okunma: 05 Temmuz 2023 17:44
Samipaşazade Sezai Sergüzeşt Eser, çocuk yaştaki bir Kafkas kızının İstanbul'da satılması ve bu süreçte yaşadığı zorlukları, uğradığı hakaretleri, bir insanın koruyuculuğuna ve merhametine ihtiyaç duymasını, bunlara rağmen güçlü durmaya çalışmasını, gönlüne sevda tohumunun ekilmesini, bu tohumun filizlenmesini ve ardından işlerin karışmasını okuyoruz. • - Senin bana ne kadar tesir ettiğini biliyor musun? Beni gündüzleri düşündüren, gece sabahlara kadar uyutmayan hep sensin. (Sayfa 43) • - ... Yalnız dökülen gözyaşları acıdır. ... (Sayfa 50) • - ... Gönül sevdaya karşı daima çocuktur. (Sayfa 56) • ... içinden bir çocuk gibi ağlamak arzusu geliyor fakat ağlayamıyordu. (Sayfa 60) • "Sen neden bu kadar bahtiyarsın? Demek ki o... mutlak sende..." (Sayfa 71) • Ruhu yükseldikçe vücudu batıyordu. (Sayfa 86) • Hürriyetine... (Sayfa 86) Eserin eleştirdiği konu, yüreklerinde merhamet duygusu bulunan kişiler için oldukça hassas. Ayrıca yazıldığı dönem için bir eleştiri niteliğinde. Kitabın yazılış amacını bir kenara bırakırsak, yazım dili sade olmasına karşın beni biraz yordu açıkçası. Tekrar tekrar okuduğum paragraflar oldu sayfalar boyunca. Bunun nedeni belki işlenen konunun hassaslığıdır belki de benimle alakalı bir durumdur, şu an bilemiyorum. Karakterlere değinecek olursam; Celal Bey'in hikâyeye dahil olduğu ilk zamanlarda Dilber'e yaklaşımını hoş bulmadım fakat sonra onun da gönlüne, tıpkı Dilber'e de olduğu gibi, ekilen aynı sevda tohumunun filizlenmesi sonucunda verilen radikal bir karar neticesinde yaşananları büyük bir üzüntüyle okudum. Diğer yandan Dilber, Kafkas güzeli kızımız, büyüdükçe ve geliştikçe güzelleşen ve türlü acılar ceken ana karakter. Yaşadıklarına rağmen her daim dik duruşu hayran olunasıydı. Kitap boyunca her daim acı çekmesi beni ne kadar üzmüş olsa da
Edebiyat
SergüzeştSamipaşazade Sezai · İş Bankası Kültür Yayınları · 202256,4bin okunma
Puan vermedi·112 syf.··
2025 5. kitabı
Köle ticaretini konu alan kısa ve akıcı bir roman. Dilberin satıldığı evde gördüğü işkenceleri daha sonra Dilber ve Cemal’in aşkını anlatır fakat Dilber ve Cemal kavuşamaz çünkü biri köledir biri de soylu bir aile çocuğu.
SergüzeştSamipaşazade Sezai · İş Bankası Kültür Yayınları · 202256,4bin okunma
Puan vermedi·112 syf.·
2025 36. kitabı
Bazen insan, okuduğu bir metnin daha ilk anında nereden geldiği tam belli olmayan o ince sarsıntıyı hisseder; kelimelerin ardındaki sessiz çağrı ağır ağır yaklaşır ve fark ettirmeden okuru içine çeker. Belki de her güçlü roman, okurunun kalbindeki görünmez bir kapıya dokunur; açmak için değil, kapının orada olduğunu hatırlatmak için… Sergüzeşt de tam olarak böyle bir temasla başlar. Bazen bir roman, daha ilk cümlesiyle okurunun omzuna hafifçe dokunur; sessiz ama kararlı bir davetle onu kendi dünyasına çağırır. Sergüzeşt tam da böyle bir karşılaşma yaşatıyor. Samipaşazade Sezai, insan ruhunun en kırılgan yanlarını—güçsüzlük, teslimiyet, umut ve sessizlik—gösterişten uzak bir zarafetle işlerken, okuru yalnızca anlatının akışına değil, aynı zamanda dönemin zihniyetine ve insanın içsel derinliklerine yönlendiriyor. Romanın etkileyiciliği, duyguyu büyütmeden yoğunlaştırabilmesinde saklı. Sezai, büyük fırtınalar koparmak yerine küçük ayrıntılarla karakterlerin dünyasını derinleştiriyor. Olaylar hızlı bir ritimle ilerlemiyor; daha çok insanın içine doğru genişleyen bir farkındalık hâline dönüşüyor. Sayfalar ilerledikçe, dönemin sert toplumsal düzeni ile insanın içindeki adalet arayışının sıcak direnci arasında kendiliğinden bir gerilim oluşuyor. Bu gerilim romanı yalnızca okunur değil, aynı zamanda duyulur kılıyor. Mekânsal anlatım da bu duygu dokusunu güçlendiriyor. Sezai, uzun tasvirlere yaslanmadan; sessizlik, düzen, bakışların çekingenliği gibi küçük ama keskin ayrıntılarla atmosferi sezdiriyor. Bu yöntem hem dönemin toplumsal yapısını hem de insanların içsel sıkışmalarını okurun zihninde belirginleştiriyor. Böylece roman, basit bir anlatı olmaktan çıkarak dönemin ruh hâline açılan sakin bir kapıya dönüşüyor. Sezai’nin dilinin taşıdığı yumuşaklık, eserin en güçlü
1000Kitap
SergüzeştSamipaşazade Sezai · İş Bankası Kültür Yayınları · 202256,4bin okunma
10/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2026 21. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 21 Mart 2026 00:55
Köle olduğu için değersiz ve hakir görülen Dilber’in zor çocukluğu,kaçışı,çaresizliği, Celal ile yaşadığı aşk anlatılıyor. Toplumdaki yerin o zaman için ne kadar büyük anlam ifade ettiği görülüyor.
Duygu ve Düşünce
SergüzeştSamipaşazade Sezai · İş Bankası Kültür Yayınları · 202256,4bin okunma
Kölelik üzerine çarpıcı bir hikaye ..
Puan vermedi·112 syf.··
2025 55. kitabı
·
22 saatte okudu
·
Okunma: 19 Ağustos 2025 09:17
Samipaşazade Sezai Sergüzeşt Samipaşazade Sezai, Sergüzeşt adlı eserinde , dünya tarihininin en rezalet düzenine parmak basmıştır . Köle olarak elden ele satılan Kafkaslı dokuz yaşındaki bir kız çocuğu üzerinden bu karanlık ve onur kırıcı düzeni gözler önüne serer. Halayık Dilber, kitap boyunca bir yerden başka bir yere adeta bir yaprakmışcasınasavrulur, her el değişiminde özgürlüğü biraz daha elinden alınır, umutları solmaya başlar. Çünkü bir insanın insan olabilmesi için özgür olması gerekir, özgürlüğü elinden alınmış her beden, kendi içinde tutsak bırakılmış bir ruhtur . Bu nedenle, bana kalırsa Samipaşazade Sezai, kitabında sıkça kuşları, özgürlüğün simgesi olarak kullanır ve onları, tutsaklığa karşı korunması gereken her çocuğun ruhuyla özdeşleştirir... Okuyacaklara keyifle!
Edebiyat
SergüzeştSamipaşazade Sezai · İş Bankası Kültür Yayınları · 202256,4bin okunma
Bir kuşun ötüşüyle bir çocuğun ruhu arasında münasebet vardır.
9/10
·112 syf.··
2026 13. kitabı
Kelime anlamı macera ve serüven olan, Türk edebiyatının ilk gerçekçi romanlarından birisi olma özelliğini taşıyan Sergüzeşt, bir aşk trajedisi üzerinden kölelik ve tutsaklığı konu alıyor. Dönemin toplumsal yapısının ve eşitsizliğinin ustalıkla kaleme alınması yaşanan zorlukları gözler önüne seriyor. Kitap esaretin ve tutsaklığın yok edici kısımlarını göstermekle kalmıyor, bunun tamamen reddedilmesi gerektiğini savunuyor. Spoiler 9 yaşında tüccarlar tarafından esir alınıp Kafkasya'dan İstanbul'a kaçırılan Dilber'in, Harput mal müdürü Mustafa Efendi'nin karısına satılmasıyla başlayan ve eziyete dayanamayıp evden kaçması sonrasında esirci evine verilmesi, oradan da Asaf paşa isimli birinin evine alınması, burada büyürken aşk duygusunu evin küçük beyi sayesinde tatması ve bundan rahatsız olan evin hanımının onu başka birine satması, son olarak da içindeki yalnızlık deryasıyla yaşamını Nil nehrinde sonlandırmasına kadarki süreçte hikayesine ortak oluyoruz. Ön planda hislerin ve duyguların olduğu görülse de, daha çok gerçekliğin ve toplumsal yapının eleştirel anlamda ele alındığını söyleyebiliriz. Bu nedenle Türk edebiyatında romantizmden realizme geçiş eseri olarak kabul edilmiştir. Betimlemelerden dolayı okumakta biraz zorlanabilirsiniz fakat cümlelerinde lüzumsuz hiçbir şey bulamazsınız. Çünkü çok kıymetli bir eser kaleme almış ve oldukça farklı bir anlatımla karakterlerin derinine inip onları anlayabilmemize olanak sağlamıştır.. Romanın yayımlanmasının ardından Samipaşazade Sezai göz hapsine alınmış ve kurtulabilmek maksadıyla da Paris’e gitmek zorunda kalmıştır. ***** Soyluluk ve mevki sahibi olmanın evlilik şartlarından sayılması gerektiğini savunan annesine karşı çıkıp, "ahlak ve güzellik"e vurgu yapan Celal Bey'in düşünceleri
Edebiyat
SergüzeştSamipaşazade Sezai · İş Bankası Kültür Yayınları · 202256,4bin okunma

Yazar Hakkında

Samipaşazade SezaiYazar · 18 kitap
Sami Paşazade Sezai (Osmanlıca: سامى باشا زاده سزائى), (d. 1859 İstanbul - ö. 26 Nisan 1936 İstanbul) Türk realist öykücü, romancı.rnrnTürk Edebiyatının ilk gerçekçi romanlarından birisi olma özelliğiyle edebiyat tarihinde büyük önem taşıyan “Sergüzeşt” adlı romanın yazarıdır. Türk edebiyatında modern kısa hikâyenin kurucularındandır. Yaşamı 1859 yılında İstanbul’da dünyaya geldi. Tanzimat devrinin ileri gelen isimlerinden, Osmanlı Devleti’nin ilk Maarif Nazırı (Eğitim bakanı) Abdurrahman Sami Paşa ile Paşa’nın ikinci eşi olan Dilarayiş Hanım’ın oğludur. Babasının Taşkasap, Taşkasap’taki konağında özel öğrenim gördü. Konaktaki eğitim yıllarında Farsça, Arapça, Fransızca, Almanca; daha sonra Londra’da görev yaptığı yıllarda İngilizce öğrendi. Yirmi yaşına kadar resmi bir görev almayıp, edebiyat konusundaki bilgilerini artırmayı tercih etti. “Maarif” başlıklı ilk yazısı 1874 yılında “Kamer” adlı gazetede yayımlandı. 3 perdelik bir piyes olan “Şir” isimli ilk eseri 1879’da yayımlandı. 1880'de, ağabeyi Abdüllatif Suphi Paşa’nın başında olduğu Evkaf Nezareti Mektubi Kalemi’ne memur oldu. Babasının ölümünden sonra da Londra elçiliği ikinci kâtipliğine atandı. Orada kaldığı dört yıl boyunca İngiliz ve Fransız edebiyatlarını yakından izledi. 1885’te elçilik görevlerinin şapka giymesi yasağına uymadığı için elçilik kadrosu azledildiğinde İstanbul'a döndü, İstişare Odası’na memur oldu. Bu dönemde Latife Hanım ile kısa süren bir evlilik yaptı. 1885 - 1901 arasında İstanbul’da yaşadı ve edebi açıdan verimli bir dönem geçirdi. Abdülhak Hamit ve Recaizade Ekrem ile yakın dost oldu. 17-18 yaşlarında iken tanıştığı Namık Kemal ile sürekli mektuplaştı. Diğer Tanzimat yazarları gibi çok sayıda eser vermedi; bir roman, iki küçük hikâye kitabı, hatıra ve seyahat yazıları yazdı. 1888’de bir paşazade ile cariyenin aşk öyküsünü anlattığı Sergüzeşt adlı romanı yayımlayarak Şemseddin Sami, Namık Kemal ve Ahmet Mithat Efendi'den sonra Türk edebiyatının ilk romancıları arasına girdi. Alphonse Daudet'den “Jak” romanını Türkçeye çevirdi. 1891’de hikayelerini “Küçük Şeyler” adlı kitapta topladı. 1897'de İkdam Gazetesi'nde makaleler ve hikayeler yazdı. Bazı makale ve hikayelerini “Rumuzü'l-Edeb” (1898) adlı kitapta topladı.rnrnSergüzeşt romanı yüzünden göz hapsine alındığını düşünerek bundan kurtulmak için 1901’de Paris'e gitti ve 1908'de Meşrutiyet'in ilanına kadar da orada kaldı. Yurtdışına kaçışını Servet-i Fünun Dergisi’nde yayımlanan “1901‘e Ait Bir Hatıra” başlıklı yazısında anlattı. Paris’te Jön Türkler’le tanıştı; İttihat ve Terakki Cemiyeti’ne katıldı ve cemiyet içinde saygın bir yere geldi. Cemiyetin 15 Şubat 1902’de yayın hayatına başlayan "Şüra-ı Ümmet" adlı yayın organında Osmanlı Devleti politikalarını ve rejimini eleştiren yazılar yayımladı. Paris yıllarını “1901’den İtibaren Paris’te Geçen Seneler”, “Paris Hatıratından”, “Paris’te Yedi Sene” adlı yazılarında anlattı.rnrnII. Meşrutiyet’in ilanı üzerine İstanbul'a döndü ve Madrid elçisi olarak görevlendirildi. I. Dünya Savaşı başlayınca Madrid'den İsviçre'ye geçti, savaşın sonuna kadar burada kaldı. İspanya yıllarını “Gırnata ve El-Mescidü’l Camia: Elhamra” adlı iki yazıda, İsviçre’de geçirdiği zamanı “İsviçre Hatıratı” başlıklı yazılarında anlattı.rnrnMütareke devrinde 1921 yılında yaş haddi dolmadan hükümet tarafından emekliye sevkedildi ve İstanbul'a döndü.rnrnSon yıllarını Kadıköy’ün Mühürdar semtindeki evinde geçirdi. Çok sevdiği yeğeni İclal'in ölümü üzerine yazdığı mensur bir mersiye ile daha bazı nesir ve hatıralarını 1924’te yayımladığı “İclal” isimli kitapta topladı.rnrn1927'de kendisine Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin kararıyla "Hidamat-ı Vataniyye" tertibinden maaş bağlandı. 26 Nisan 1936 tarihinde İstanbul'da zatürreden öldü. Cenazesi, Göksu’daki aile mezarlığına, yeğeni İclal’in yanına defnedildi. Edebi Kişiliği İlk eserini Namık Kemal etkisinde yazdığı “Şir” adlı eseri ile tiyatro oyunu alanında veren sanatçı; roman, hikâye, hatıra, sohbet, makale ve şiir ile üne kavuştu. Tek romanı olan Sergüzeşt, bütünüyle esaret konusunu işleyen ilk roman olarak edebiyatımızda yer aldı; cariyelik ve kölelik siteminin eleştirildiği roman, onun en ünlü eseri oldu. Besim Ömer Paşa tarafından Fransızca’ya çevrildi. Romanının getirdiği ünle hikâyeci yönü gölgede kalmış olsa da hikayecilik yönü çok güçlü bir yazardı. Küçük olayları konu alan hikâyeleri ile kısa hikâye türünü, Türk edebiyatına soktu. Tanzimat döneminin en genç yazarı olan sanatçı, “Küçük Şeyler” adlı kitabı ile Servet-i Fünun yazarlarını etkiledi. Namık Kemal’in etkisiyle bir çok hikayesinin dilini süsledi, uzun cümleler kullandı. Yazılarında romantizm ile realizmi birleştirdi. “Sanat için sanat” anlayışıyla eserler verdi. Konularını her zaman yerli hayattan seçti.