Hacer Er

Hacer Er

ÇevirmenEditör
8.2/10
236 Kişi
·
701
Okunma
·
0
Beğeni
·
28
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
144 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Halkın inandığı yanlış inançları insanları nasıl kandırdıklarını anlatmaya çalışmıştır. Yazar her söylenene inanmamak gerektiğini vurgular.Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın Gulyabani'si toplumsal hurafelere karşı ve edebiyatta çok fazla örneğine rastlanmayan eğlenceli bir roman.
48 syf.
·Beğendi·9/10
Ömer'in çocukluk yıllarında hayatından alınmış kesitler , yaşamış olduğu kopuklukların yer aldığı bir kitap... Eğlenceli, öğretici, acıklı,muzdarip,mahsun, hüzünlü hatıralarıyla bezeyan edilmiş dili yalın, akıcı, süslü üslubuyla her yaştan kesimin okumasını tavsiye edebileceğim muhteşem bir eser.Keyifli okumalar diliyorum.

Arka Kapak

Ömer'in Çocukluğu'nda yazar sekiz yaşına kadar olan çocukluk anılarını dile getiriyor. Özellikle baba-oğul ilişkisi etkileyici bir biçimde ifade edilmiş. Dindar, çalışkan, kanaatkâr ve onurlu bir esnaf sınıfının da yaşantısından kesitler sunuluyor.

Yaşadığı çağın eğitim anlayışı ve özellikle öğrenciler için korkulu bir rüya olan falaka ile ilgili anılara da yer verilir. Geçmişle günümüzü karşılaştırmak için Ömer'in ÇOcukluğu iyi bir fırsat!

Bir kısım okuyucuyu çocukluk günlerine döndürecek kadar da içten bir anlatıma sahip Ömer'in Çocukluğu.
48 syf.
·Puan vermedi
Ömer yani Muallim Naci'nin çocukluk evresinin anlatıldığı hoş bir anı kitabı...
Babası Saraçhane esnafından Ali Bey, annesi Balkan göçmeni Zehra Hanım, abisi Mehmet ve sevdiceği komşu kızı Makbule...
Okul süreci, korkular, sopalar, falakalar...
Anne tarafı Varnalı olduğundan 7 yaşında Varna'ya yapılan dayılar ziyareti...
Babası Ali Bey'i Kurban Bayramı'nın ilk günü tutan sıtması ve 11 gün sonra ölümü ile Varna'ya (dayılara) yapılan zorunlu göç ve daha fazlası bu kısa anı kitabında.

Ömer'in "Muallim Naci"liği nereden gelir?
Babasının ölümü ile annesi ve abisi ile dayılarına (Varna) giden Ömer, Varna'da hat muallim Abdulhalim Efendi'den dersler alır. Abdulhalim Efendi Varna'da yeni açılan bir rüştiye (ortaokul) mektebine muallim olarak atanınca bizim Ömer'de ikinci muallimliğe getirilir. Muallimliği böylece başlamış olur. "Naci"liğine gelecek olursak, o da Giritli Ali Efendi'den okuduğu bir hikayenin kahramanı olan "Naci" karakterinden gelir. Böylelikle Ömer'in mahlası olacak olan "Muallim Naci" süreci başlamış olur.

Tekrar kitaba gelecek olursam, kısaca söyleyeyim. Bu kısacık anı kitabında 8 yaşında bir çocuğun gözünden 19.yüzyılın İstanbul'unu, geleneklerini, üzüntülerini, sevinçlerini, gözlemlerini okumuş olacaksınız.

Ne diyor küçük Ömer kitapta:
"Günün birinde bana bu hatıraları niçin yazdığımı sorsalar, belki de cevap verme gereği duymam. İçimden geldi, yazmak istedim ve yazdım. Kim bilir belki de bu da bir çocukluktur."

Edip Cansever'in dizeleriyle bitirelim.

"Gökyüzü gibi bir şey bu çocukluk
Hiçbir yere gitmiyor!"

Okumak isteyenlere keyifli okumalar dilerim.
144 syf.
·Puan vermedi
Gulyabani! Kültürümüzde sıkça karşılaştığımız bir korku figürü. Muhtemelen Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın bu eseri ile de pek çok kitleye ulaşıp artık bir klasik haline geldi. Çoğu kişi bu kitabı okumasa da mutlaka Süt Kardeşler filmini izlemiştir, işte o film de bu eserden esinlenerek yapılmıştır.

Kısa bir girişten sonra kitaba değinmek gerekirse; Hüseyin Rahmi Gürpınar bu eserini bir okurunun tavsiyesi üzerine yazmaya karar verir.

Kitabın konusundan bahsedecek olursak; Genç yaşında dul kalan Muhsine Hanım bir tanıdığı vasıtasıyla konağın birinde işe girer. Konakta cinler, periler, şeytanlar cirit atmaktadır, ayrıca Gulyabanimiz de vardır.
Konak çalışanlarının, bu doğaüstü varlıklarla olan ilişkisi güzel bir dille, yer yer korkutucu, yer yer mizahlı bir şekilde anlatılır.


Kitap tabii ki mantıklı bir açıklama ile son bulur, bu eser üzerinden yine toplumumuzdaki hurafe kültürü de hicvedilir.

Yukarıda da belirttiğim gibi içerisinde korku, mizah, hurafe, cin, peri, şeytan, ne ararsanız bulacağınız bu kitap, okuması keyifli, tek solukta bitebilecek bir yapıya sahip.
Tabii ki tek soluk derken günümüz Türkçesine çevrilmiş halini kastediyorum, orijinal metin daha ağır olabilir.
Ben okurken çok keyif aldım, gerek dili, gerek anlatım tarzı olarak gayet hoş bir kitap. Hüseyin Rahmi'nin okuduğum bu ikinci eserini de çok beğendim ve sizlere de tavsiye ederim.
144 syf.
Garaip Edebiyatında Bir Avangard: Gulyabani

Anahtar Kelimeler: Hüseyin Rahmi Gürpınar, Roman, Masalsı Roman, Batıl İnanışlar, Garaip Edebiyatı, Gizem, Mizah, Servetifünun Edebiyatı, Sokak Edebiyatı, Toplumsallık.

Servetifünun Edebiyatı, hem dönemin baskıcı yönetiminden hem de bu akıma mensup sanatçıların tavrından kaynaklı olarak içine kapanık bir yalı edebiyatı olarak gelişir. Ne var ki, Hüseyin Rahmi Gürpınar bu yalı edebiyatının içinde yer almaz. Servetifünun akımından bağımsız olarak eser veren yazar, eserlerine sokağı ve halkı taşır, toplumsal hassasiyetler barındırır. Bunun bir örneği de Gulyabani isimli romanıdır.

Hüseyin Rahmi Gürpınar, eserini bir okuyucusunun isteği üzerine kaleme alır. Kendisine mektup yazan okuyucusu ondan masal ve roman arasında, masalı o dönem okuru için yeni olan roman formatında yazmasını ister. Nitekim Gulyabani ve yazarın bir başka romanı Cadı bu istek üzerine yazılır. Gürpınar okuyucusuna verdiği cevapta “garaip edebiyatı” alanındaki boşluktan söz eder. Günümüzde garaip edebiyatı “fantastik edebiyat”a evrilmiş durumda. Fakat günümüze kadar uzanan süreçte garaip edebiyatının en önemli temel taşlarının Gulyabani ve Cadı olduğunu söylemek mümkündür.

Gulyabani’de Muhsine isimli genç bir kadının çalışmak için bir köşke girmesi ve buradaki esrarengiz olaylarla mücadelesi konu edilir. Bu esrarengiz olaylar birtakım “cinli, perili, Gulyabanili” olaylardır. Bu konu roman içinde roman şeklinde işlenir. Daha doğrusu Gürpınar’ın anlatıcı olarak seçtiği kişi yaşlılık dönemindeki Muhsine’dir. Bu köşkte yaşadıklarını çocuklara masal gibi anlatan Muhsine geri dönüş tekniği aracılığıyla anlatıcılık işlevini yüklenir.

Romanın önemli yanlarından biri batıl inanışlar gibi o dönemin sosyolojik bir yarasının gizem ve mizah unsurlarının yardımıyla işlenmiş olmasıdır. Olay örgüsü son ana kadar dikkatli bir şekilde gizlenir. Gizem son halkaya kadar çözülmez. Çözüldüğü zaman da okuyucunun kafasında hiçbir soru işaretine yer vermeyecek yetkinlikte çözülür.

Romanın masal ve roman arasında kaleme alınmak istenmesi forma da yansır. Pasajların arasında yer verilen maniler, şiirler, tekerlemeler masala ait unsurlardır. Bunun yanında olayların olağanüstülüğü de yine masalsı bir özelliktir. Fakat olaylar açısından bu masalsılık düğümün çözülmesine kadar sürer. Düğümün çözülmesi ile olayların masalsı yanı yerini gerçeğe bırakır.

Romanın dili, normal koşullarda günümüz okurunu zorlayacak seviyededir. Fakat günümüz Türkçesi ile yapılan basımlar da mevcut. Bu incelemeye konu olan basım İş Kültür’ün günümüz Türkçesi ile yaptığı basım. Bu basım için aktarımın başarılı olduğunu söylemek mümkün. Yer yer geçen günümüze yabancı kelimelerin varlığı dipçede verilen açıklamalarla okumayı sekteye uğratmaktan uzakta.

Özet olarak, Hüseyin Rahmi Gürpınar toplumsal meselelere olan eğilimini bu romanında da sürdürmüş ve batıl inanışları eğlenceli bir şekilde işlemiştir. Eğlendirirken öğretmeyi ihmal etmeyen roman masalsı özellikler taşır.
48 syf.
·1 günde·Beğendi·7/10
Merhaba. Ömer yani Muallim Naci, 8 yaşından hatırladıklarını kaleme almış. Osmanlı döneminde çocuk olan Ömer ailesiyle, arkadaşlarıyla ama en çok tabutunun götürülüşünü komşu penceresinden izlediği babasıyla olan anılarını anlatmış. "Şimdiye kadar öyle feci bir manzara görmedim." diyor o anları anlatırken, daha fecisini görmek ne mümkün Ömer... Kitap boyunca çocuk diliyle yazılmış gibi gelmemişti ama bitimindeki yazarın notu yüzümü gülümsetti. "Bu hatıraları niçin yazdığımı sorsalar belki de hiçbir cevap vermeye lüzum görmem. Arzu ettim, yazdım. Diyelim ki bu da bir nevi çocukluktur."
*
Çocuk yanınızın solmaması dileğiyle, keyifli okumalar.
48 syf.
·7/10
Muallim Naci-Ömer’in çocukluğu

#alıntı
“Babam benim elime birçok yirmilik verdi. Orada durmakta olan fakirlere paylaştırmamı emretti. Birer ikişer hepsine dağıttım. Bir parça dolaştıktan sonra eve gittik. Annem, babamdan fazla sevindi. O gece, bir mutluluk gecesi oldu. “

“Tabutu götürüyorlardı. Şimdiye kadar öyle feci bir manzara görmedim. Gözümün önünden gitmiyor.! Tabut, köşe başını dolaşıncaya kadar aralıksız yaş akıtmakta olan gözlerimle takip eyledim. Ah babacığım!.. “


Hepimizin çocukluğu nasıl kıymetlidir değil mi? Hep bir özlem duyarız o günlere. Yaşarken kıymet bilmeyiz, şikayet edip dururuz.. Ama sonrasında o günleri anımsarız, çoğu zaman yüzümüzde kocaman bir gülümsemeyle.. Ömer’in çocukluğu da çok eskilere dayanıyor. İlk kayboluşunu, mahalle arkadaşlarıyla yaptığı haylazlıkları, babasının tabutunun götürülüşünü anlatıyor.. Tabii bazı anılar hatırladığında üzüntü ve acı veriyor Ömer’ e..

Güzel anılarla dolu maziye yolculuk yaptıran kısacık bir eserdi. Her anıyı severek okudum. Türk edebiyatı klasiklerine başlangıç için uygun bir eser, tavsiye ederim. Keyifli okumalar ️
144 syf.
·1 günde·10/10
•Merhabalar•
Hüseyin Rahmi Gürpınar'a bir Hanımnine tarafından gelen mektupta tandır başında oturan kadınların okuyabileceği, anlayabileceği bir eser yazmasını rica ediyor.Fakat bu eserin bilimden,felsefeden uzak olmasını da istiyor çünkü cahil arkadaşları bunu anlayamazlar.Onun yerine cinler,gulyabaniler perilerle ilgili roman ile masal arası bir şey yazmasını istiyor.
Hüseyin Rahmi Gürpınar da bu Hanımnineyi kırmayıp isteğini yerine getiriyor.
Muhsine Hanım'ın bir tanıdığı vasıtasıyla düştüğü konakta başına gelmeyen kalmıyor.Cinler,periler her yerde...
Korkarak cinlerle ve perilerle sürekli içli dışlı olmak zorunda kalıyor ve onlara hizmet ediyor güya...
Hikayemiz bolca eğlence,gizem,aksiyon barındırıyor.O zamanlarda ne arar aksiyon demeyin her sayfayı merakla çevirdim ben vallahi.
Ayrıca yazarımız o dönemlerin batıl inançlarına da çok güzel değinmiş.
144 syf.
·Puan vermedi
Beklentimin çok daha üzerinde bir eser olduğunu dile getirerek başlayacağım yorumuma. Eminin okuyan herkesin aklıma kemal sunal ın meşhur gulyabisi gelmiştir. Benim de gözümün önünde o koca kafalı uzun bacaklı korkunç figür geldi. Kurgu olarak dönemine göre güzel bir eser olduğunu düşünüyorum bir çerçeve hikaye ile başlıyor her şey. Sonra birden hikayeye giriliyor ve insanların inandığı değerler üzerinden nasıl da kandırılabileceğini gösteriyor biraz da. Benim için ilk Hüseyin Rahmi eseri ve evet öneriyorum.
144 syf.
·12 günde
İş Bankası Türk Edebiyatı Klasikleri serisini okumaya devam. Serinin 15. kitabı Gulyabaniyi biraz önce bitirdim. Bitirir bitirmez de bilmem kaçıncı kez Süt Kardeşleri izledim. Film bire bir kitapla aynı değil hatta baya farklı sadece ana konu aynı, o yüzden zaten filmi bir çok kez izledik deyip kitabı okumamazlık yapmayın.
Hüseyin Rahmi Gürpınar 1911 senesinde yazmış kitabı. İlk kez 1913de basılmış. Köşlerde hizmetçilik yapan Muhsine'nin, içinde periler, yaratıklar ve de Gulyabani'nin olduğu bir köşke hizmetçi olarak gitmesiyle başlıyor kitap. Köşkte oturan hanfendi ve iki yardımcısı kadın var, bunları hanfendinin yeğenleri korkutup paralarına çökmeye çalışıyor. Muhsine ve köşkün çalışanı Hasan da bunların foyasını ortaya çıkarıyor. 1900lü yılların başındaki İstanbul yaşantısı, bol bol tekerlemeler de var kitapta. Fakat süt kardeşler, Şaban, Ramazan, Bayram vs. yok onları umarak okumayın. Bakmayın benim uzun sürede okumama bu aralar pek okuyamıyorum yoksa 130 sayfa 1-2 günde bitecek bir kitap. Klasik severlere tavsiye edilir.

Yazarın biyografisi

Yazar istatistikleri

  • 701 okur okudu.
  • 9 okur okuyor.
  • 126 okur okuyacak.
  • 3 okur yarım bıraktı.