1000Kitap Logosu
Gulyabani

Gulyabani

Okuyacaklarıma Ekle
TAKİP ET
Kitapyurdu.com
75TL ve üzeri tüm siparişlerde Kargo Bedava!

Hakkında

144 sayfa ·
Tahmini okuma süresi: 4 sa. 5 dk.
Adı
Gulyabani
Çevirmen
Basım
Türkçe · Türkiye · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2019 · Karton kapak · 9786052957462
Diğer baskılar
Muhsine geçimini sağlamak üzere şehrin epey dışındaki bir köşke hizmetçi olarak gider. Bu “netameli” köşkün sakinleri arasında çalışanları ve delirdiği söylenen zengin hanımının yanı sıra türlü çeşit periler, yaratıklar, bir de gulyabani vardır. Muhsine, sonunda öldürülmek, delirmek, iyi saatte olsunlara karışmak ihtimalleri olmasına rağmen merakını susturamaz ve kapalı kapıların ardına geçer. Hüseyin Rahmi cin, peri, cadı gibi doğaüstü varlıkları konu edinerek masalın romana, romanın masala dönüştüğü bir teknikle halkın batıl inançlarını ele alır. Ve bizi bütün bu tuhaf yaratıkların, garip mahlûkatın ötesinde yaptıklarıyla daha şaşılası, daha acayip bir varlıkla tanıştırır: İnsanla. Baştan sona heyecanla okunan Gulyabani, o devir İstanbul halkını bütün özellikleriyle yansıttığı gibi bilmeceleri, tekerlemeleri, mahalli kelimeleriyle de Türkçenin en güzel örneklerini barındırır.
Fiyatlar

Okurlar

Kadın
% 74.7
Erkek
% 25.3
0-12 Yaş
13-17 Yaş
18-24 Yaş
25-34 Yaş
35-44 Yaş
45-54 Yaş
55-64 Yaş
65+ Yaş
8.4
10 üzerinden
2.014 Puan · 389 İnceleme
144 syf.
HÜSEYİN RAHMİ GÜRPINAR / GULYABANİ
Selamün aleyküm. Öncelikle ufacık spoiler vereceğim, haberiniz olsun! Başlayalım..
Hüseyin Rahmi Gürpınar
Hüseyin Rahmi Gürpınar
'a bir Hanımnine; Cinli, perili, gulyabanili ve doğa üstü olaylar içeren heyacan dolu, eskilerin anlayabileceği dilden,roman yazması istediğini bir mektup aracılığı ile rica eder ve
Hüseyin Rahmi Gürpınar
Hüseyin Rahmi Gürpınar
bu Hanımnine'nin ricasını kırmayarak sıvar kolları ve bu romanı yazmaya başlar. Hanımnine'nin mektubunu da kitabının başına ekler Gürpınar.. Romanımızın karakteri Muhsine hanım iş aramaya başlar ve bunu gören küçüklükten tanıdığı annesinin yakın arkadaşı, Ayşe hanım Muhsine'ye bir iş tavsiyesi verir. Ayşe hanım'ın tavsiyesi üzerine Dudullu Köyündeki Yedi Çobalar adı verilen çiftçiliğe hizmetçi vasfı ile gitmeye karar verir. Uzun yolculuk esnasın da çiftlik hakkında, at arabasını süren kişi tarafından bir takım ilginç ve korku dolu dedikodular dinler. Ama bu dedikodulara karşın Ayşe hanım "batıl" diyip söylentilerin üstünü örter ve Muhsine hanım'ı sakinleştirir. Ve yolculuğun sonuna gelirler ve Muhsine hanım çiftliğe girer. Çiftlikte soru sormak ve merak etmek yasağı vardır... İlk geceden macera başlar ve Muhsine hanım'ın tir tir titreyeceği korku dolu olaylar gelişir. Muhsine hanım çiftlikten gitmek istediğini söylese de, köşkün kurallarından biri olan; Köşke kim getirdiyse, o getiren kişi almadığı sürece köşkten çıkış yoktur, kuralına mecbur kalan ve köşkten çıkamayan Muhsine'nin çaresiz anlarına da şahit oluyoruz. Bol bol macera, korkulu anlar, tekerlemeler, aşk nağmeleri ve şiirler göreceğiz romanda.. Muhsine hanım'ın Sevdasından tutuştuğu Hasan bey... Köşkümüzün Arap kişisi olan Ruşen kadın... Çeşmifelek hatun ve köşkümüzün delisi hanımefendiyi bol bol roman da görüp, okuyacağız.! Kitapta bir dikkatimi çeken şey ise Muhsine Hanım'ın haya ve namusa biçtiği yüksek değerdi. Doğrusu çok hoşuma gitti. Hem cesareti, hem karakterin güzel ahlakı olsun Muhsine Hanım'ı pek bi sevdim.. :) Kitap korku romanı olsa da yer yer gülmekten çene kaslarımın acıdığını dile getirmek istiyorum.. Çok keyifli bir kitaptı. Gizemi bol, cini, perisi, Ahu babası, ve tüylü yaratıkları olan aşırı akıcı ve eğlence dolu bir romandı.! Kitaptan bir tekerleme; Bir tarlaya kemeken ekmişler, iki kürkü yırtık kel kör kirpi dadanmış. Biri erkek kürkü yırtık kel kör kirpi. Öteki dişi kürkü yır­tık kel kör kirpi. Kürkü yırtık erkek kel kör kirpinin yırtık kürkünü, kürkü yırtık dişi kel kör kirpinin yırtık kürküne, kürkü yırtık dişi kel kör kirpinin yırtık kürkünü, kürkü yırtık erkek kel kör kirpinin yırtık kürküne eklemişler... Kitaptan bir aşk nağmesi; ¶¶ Ben periyim sen insan. Muhabbetime inan. Gel benim ol inat etme. Olursun sonra pişman!¶¶ Böyle kesitlere şahit olacaksınız , romanımızda. Hanımnineyi eminim ki mutlu eden bu kitap bir çok okuyucuyu da gülümsetti.. Bence okuyun tatlı bulduğum bu romanı.. Kitaplarla kalın gerçek okurlar..
Gulyabani
8.4/10 · 6,1bin okunma
Okuyacaklarıma Ekle
144 syf.
·
3 günde
·
9/10 puan
Gulyabani kitabını okudum ama ne okumaydı öyle. Yazarın diline hayran olmamak mümkün değil. Bir film izliyormuşsunuz gibi tüm olaylar kafanızda canlanıyor, yer yer korkuya kapılır gibi oluyor ardından da gülmekten kendinizi alamıyorsunuz. Bu kitabın öncelikle bir döneme ışık tuttuğunu söylemek gerek. O dönemin İstanbul’una ışık tutuyor, insanların yer yer batıl inançlarını dile getiriyor. Kitabın sonunda da yaşanan olayları çözümlemesi ayrı bir keyifti benim için. Muhsine adında zavallı bir kadın eşlik ediyor bize kitapta. Zavallı diyorum, çünkü okurken ona o kadar üzülmüştüm ki. Çaresiz bir kadın, ortalıkta kalmış. Etrafta kötü insanlar var. Temiz, namuslu da bir kadın. Hiçbir devirde öyle namuslu kalınmaz kolay kolay. Türlü engeller çıkar karşına insanın. Dul Muhsine’nin de karşısına çıkmamış mı engeller, çıkmış elbet. Kitabı birlikte okuduğum, değerli kitap arkadaşım
Ruhe
Ruhe
‘e bu yolculukta beni yalnız bırakmayıp eşlik ettiği için içten teşekkürlerimi borç bilirim. Muhsine’nin bu namuslu haline aşık olup gitmiştim. Başına ne tür maceralar geleceğinden habersiz kitapta akıp gidiyordum. Gelmiş bir konağa, orda çalışmış. Ne iş mi yapıyormuş? Çok fazla işi yokmuş konağın. Ee bu kitabı özel kılan neymiş peki? Gulyabani’ymiş tabiki de. Gulyabani nedir peki? Wikipedia’dan araştırıp bulduklarımı aşağıya ekliyorum. “Gezginlere ve yolculara uğrayıp onları mahveden canavardır. Daha sonraları Anadolu kültüründe ahubabayla beraber anılmaya başlamış ve insan yediği düşünülen kocaman, uzun sakallı ve asalı bir dev olarak tasavvur olunmuştur.” “Korkunç bir varlık olup, karanlık zamanlarda çölde ve mezarlıklarda koşan birinin gözüne canlı gibi görünür. Vücudu tüyle kaplı, kocaman, pis kokulu bu acayip varlığın ayakları tersinedir. Gündüzleri mezara girer. Geceleri ise hortlayıp çıkar. At binmeyi ve at kuyruğu örmeyi ve çocukları çok sever. Bir oyundan çıkarak, onları güldürmeye çalışır. O aynı anda çöllerin ve harabelerin iyesiydi. O, yolcuları yollarından döndürüp mahvederdi.” “Bütün vücudu sarı-kırmızı tüylerle kaplı bu insanımsı çirkin varlık, dağ yamaçlarında ve kimsenin olmadığı çöllerde akşam üstü ortaya çıkar. Avcılara yaklaşıp onlarla insan gibi konuşur. Bir şeyler ister sonra onlara güreş yapmayı önerir. Avcı kazanırsa "Gulyabani" sessizce çekip gider. Ama eğer o kazanırsa avcı, uzun zaman hasta yatacak demektir. Ya da çöllük ve harabe bir yerde yalnız başına yatan birinin ayağının altını yalaya yalaya kan çıkacak kadar inceltir. Sonra ölünceye kadar kanını içer.” Osmanlıca gûl kelimesi; hortlak, şeytan anlamına gelmektedir. Gûl-i beyâbinî ise Gulyabani demektir. İşte efendim bu Gulyabani diye tarif ettiğimiz canavar pek korkunçtur. Aman ha karşınıza çıkmasın, maazallah. Kitapta başka neler var derseniz, neler yok ki derim. Periler var bi kere, perisiz konak, köşk mü olurmuş? İyi saatte olsunlar var bi kere. Onlar da mı kim?
Ruhe
Ruhe
‘e sorun o söyler size. Bana çok söyledi çünkü. Çok söyledi de bu yüzden bu kadar aksilik yaşadık resmen. O kadar da uyarmıştım onu, iyi saatte olsunlar de onlara diye :D Cin bunlar canım ya, cin. Üç harfliler diyorum ben onlara, korkunun ecele de faydası yok mu, yoktur tabi ama siz yine de okurken dikkat edin. Korkmamaya çalışın, yani korkun ama öyle çok da değil. Arada gülmeyi deneyin, korkunuzu alacaktır. Ee bazı yerlerinde su da için. Su önemli çünkü, korkunuzu alır. Çok mu korktum bu eserde, hayır. Çok mu güldüm bu eserde, evet. Hem niye gülmeyeyim ki? Kafa dengim bir arkadaşla birlikte okumuşum, her ara verdiğimde kitap üzerine sohbet etmişiz, kitabı yaşamışız, korktuysak da birlikte korkmuşuz, gülmüşsek de birlikte gülmüşüz. Bazı kitapları böyle kitap arkadaşlarıyla birlikte okumak gerekiyor. Bence o kitap bu kitaptır. Kitabı okuduğumda, hatta adını ilk duyduğumda aklıma “Süt Kardeşler” filmi gelmişti. Hani Kemal Sunal’ın, Şener Şen’in, Halit Akçatepe’in, Ayşen Gruda’nın, Adile Naşit’in oynadığı film. Bu güzel kadrodan geriye hayatta kalan sadece Şener Şen var. Diğerlerine de Allah’tan rahmet diliyorum. Ne zaman denk gelsem gülerim o filme. Özellikle bir sahnesi vardı ki, ben onu buraya eklemesem içim rahat etmeyecek. :) Gulyabani’yi gören Ayşen Gruda’nın onu tarif edişini izliyoruz. youtube.com/watch?v=FsucnTuy6YM Gulyabani’nin görselini ekleyeyim de siz de biraz korkun, değil mi? i.hizliresim.com/ni6r5v7.jpg Filmi de varmış Gulyabani’nin, izlemedim ama kitabı okuduktan sonra bir şans verilebilir belki. Filminin izleme linkini de ekliyorum. youtube.com/watch?v=arYEiPWJPoE Beni kitapta en çok güldüren şeyler kesinlikle o tekerleme tarzı şiirler oldu. Onlar neydi öyle ya, okurken ne kahkahalar attım bi bilseniz :) Filminde de onların seslendirileceğini bilmek bile beni heyecanlandırmaya yetiyor. Çok eğlenceli olacağını düşünüyorum. Hoş bir vakit geçirmek ve kafa dağıtmak istiyorsanız bu kitabı gönül rahatlığıyla tavsiye edebilirim. İçinden öyle derin anlamlar falan aramayın, okuyun ve eğlenin ha arada da korkmayı ihmal etmeyin. Kitabının sonunda neler oluyor, kendiniz okuyup görün canım aa :) Ama size tavsiye, benim gibi yapın. Bu kitabı değer verdiğiniz, sizin kafanızdan bir arkadaşınızla birlikte okuyun. Kitaptan alacağınız hazzın kat be kat yükseleceğine inanıyorum. En azından bende öyle oldu diyebilirim. Kitabı okumaya başlamadan önce, okuduğumuz esnada ve bitirdikten sonra da yaşadığımız tuhaf durumlardan dolayı
Ruhe
Ruhe
ile birlikte bu kitap bizim için unutulmazlar arasında yerini aldı. Muhnise değil Muhsine :D Bu da böyle bir anımızdır, herkese şimdiden keyifli okumalar dileriz. Ha kitapta aşk da var, aşkın gücünü tatlılıkla yüreğinizde hissedeceksiniz. Ama cin aşkı mıdır, peri aşkı mıdır, insan aşkı mıdır bilmem. Buraya kadardı bu incelemem, kitaplarla kalın, hoşçakalın :)
Gulyabani
8.4/10 · 6,1bin okunma
Okuyacaklarıma Ekle
134 syf.
·
1 günde
~72° | Gulyabani
Merhaba. Okumaktan ayrı bir heyecan duyduğum yazarlardan biri de
Hüseyin Rahmi Gürpınar
Hüseyin Rahmi Gürpınar
olsa da ancak 7 ay sonra bir başka kitabını okuma şerefine ulaşabildim. Aslında bu platforma üye olduğum ilk günlerde art arda üç kitabını okumuştum. Bunlar sırasıyla
Kuyrukluyıldız Altında Bir İzdivaç,
Kuyrukluyıldız Altında Bir İzdivaç,
Mürebbiye
Mürebbiye
ve
Efsuncu Baba
Efsuncu Baba
idi. Şimdi de
Gulyabani
Gulyabani
'yi okumuş oldum. Hüseyin Rahmi Gürpınar, kendisine cin, peri, gulyabani gibi doğaüstü varlıklar hakkında bir kitap yazmasına dair isteğini bir mektup aracılığıyla bildiren bir hanımnineyi kırmayıp daha önce bulaşmadığı böyle bir tarza bulaşmaya karar vermiş ve ortaya yaklaşık 100 yıl öncesine ait bu Osmanlı usulü korku romanı çıkıvermiş. Kitap ikisinin birbirlerine gönderdikleri o mektuplarla açılıyor. Daha sonra da hikâyeye geçiyoruz. Muhsine Hanım geçimini sağlayabilmek için bir iş arayışı içerisine giriyor. Onu küçüklüğünden tanıyan, annesinin dostu Ayşe Hanım'ın önerisiyle Dudullu Köyü'ndeki Yedi Çobanlar Çiftliği'ne hizmetçi olmaya karar veriyor. Uzun bir yolculuğun ardından buradaki köşke ulaşıyor. Halkın bu köşk hakkında fikirleri pek de olumlu değil. Tam tersine ''netameli'' olarak nitelendirilen bu köşk hakkında pek çok dedikodu dönüyor. Dedikodular, cinlerin, perilerin, bir de eski Anadolu kültüründe Ahu Baba olarak geçen, âdeta bir minare boyutunda, dev ak sakallı, kocaman asalı ve insan etiyle beslenen, özellikle de güzel kızları yemeyi seven bir gulyabaninin geceleri bu köşk ve civarında cirit attığı yönünde. Bu kitap boyunca Muhsine Hanım'ın günler boyu yaşadığı maceralara tanıklık ediyoruz. Bu bir korku romanı olsa da şahsen ben hiç korkmadım. Gerilimi de hissedemedim. Aslında korku ve gerilim arka planda tutulmuş. Olacaklar tahmin edilebilse de gizem bir miktar daha fazla ön planda tutulmuş. Ancak bu kitabı yazıldığı döneme göre değerlendirmek gerekiyor ve ben o dönemdeki okurların bu kitabı okuduktan sonra belki de en azından birkaç gün için karanlıkta uyuyamadığını tahmin edebiliyorum. Hüseyin Rahmi Gürpınar bile, her ne kadar batıl inançları olmayan ve bilimsel düşünceyi savunan bir yazar olsa da, bu kitabı yazarken bazı korkular yaşamış. Bunu çok sevimli bir dille aşağıdaki gibi açıklıyor: ''Eserin yazılışında bu acayip ve korkutucu mahlûkatla o kadar meşgul oldum ki bazı akşamlar hane halkı derin uykudayken, gecenin sükûneti içinde bana yazı odamda gürültüler patırtılar oluyor gibi gelirdi. Kendi kendime, 'İşte periler geldi! Roman müsveddeleri içinde haklarındaki tariflerimden memnun olmadıkları sayfaları alıp götürüyorlar' derdim. Sabahleyin kalkınca ilk işim büyük bir arzuyla müsveddelerimi saymak olurdu. Bütün kağıtlarımı numara sırasıyla tamam bulunca 'Oh, hele dokunmamışlar!' diye geniş bir nefes alırdım.'' Akıcı ve sürükleyici. Kitabın ana amacı okurları, yaptıklarıyla doğaüstü varlıklardan bile kötü olabilen bir başka varlıkla, yani insanla tanıştırmak. Bu anlamda değerli bir eser. Yukarıda bahsettiğim kitaplara yazdığım incelemeleri de aşağıya koyacağım. Okumak isteyen biri olabilir. Onlar da gayet güzeldir. Hele Kuyrukluyıldız Altında Bir İzdivaç epey güzeldir. Kuyrukluyıldız Altında Bir İzdivaç: #105316845 Mürebbiye: #105459818 Efsuncu Baba: #105475985 Keyifli okumalar!
Gulyabani
8.4/10 · 6,1bin okunma
Okuyacaklarıma Ekle
144 syf.
·
3 günde
·
9/10 puan
Yer yer tırsarak ve odanın kapısını açmak zorunda kalarak okusam da kahkaha attığım birçok bölüm oldu Yazarın dili, kitabın akıcılığı müthiş. Hüseyin Rahmi'den okuduğum ilk kitap ama son olmayacak diğer kitaplarını da listeme ekliyorum. Eski İstanbul'un anlatıldığı cinli perili bir evde geçiyor hikayemiz. Bu olay nasıl normale dönecek, nasıl açıklanacak diye son sayfaları ışık hızında okudum. Gerçekten beni mest eden bir eser oldu şiddetle tavsiye edilir.
Gulyabani
8.4/10 · 6,1bin okunma
Okuyacaklarıma Ekle
144 syf.
·
3 günde
·
Beğendi
·
Puan vermedi
"Periler, cinler, gulyabaniler.." Evet evet, işte tam da bundan bahsediyor kitap. Adından da belli olduğu gibi bu sefer Gulyabani belasına musallat olduk.. Olaylar genç bir kızın, annesinin arkadaşı tarafından şehirden uzak bir köye, iş için getirilmesi ile başlıyor (acımış kıza, işle temin etmek istemiş "iyi kalpli" teyzeciğimiz). Bu arada annenin arkadaşı da sonradan nereye kayboluyor bunu düşünmeyi şimdi şu incelemeyi yazarken akıl edebiliyorum. Neyse.. Ev de ne ev ama! Her yanında cinler ("üç harfliler" mi demeliydim :/ ) dolaşıyor. Aman merdivene sert basarsan bir cinin kolu ağrır, duvara çarparsan perinin bacağını kırarsın gibi yıllarca saçma inançla yaşamış ev sahiplerimizse, üç kadın. Tabii bizim hanımkızımız buraya gelirken, daha doğrusu teyze tarafından getirilirken bunlardan haberdar değildi, yoksa kendisini böyle bir belaya düşürür müydü?.. Konuya fazla girmeyeyim ve burada durayım, çünkü okunmasını istediğim bir kitaptan spoiler vermek istemem. Türk klasikleri yazarlarından Hüseyin Rahmi Günpınar'ın ismini daha önceden duymuştum. Arkadaşımın önerisi üzerine Namık Kemal, Şinasi gibi klasik yazarların kitaplarını gözden geçirsem de uzun süredir o devire dönmemiştim ve Hüseyin Bey'in de herhangi bir kitabı hakkında fikir sahibi değildim. Bu yakınlarda bir okuma durumuna yapılan yorum üzerine Gulyabani'yi birlikte okuma kararı aldığımız 1000kitap.com/drdex21 arkadaşıma bu müthiş eseri okumamda vesile olduğu için teşekkür ederim.. Hüseyin Rahmi Günpınar, kitabın başında bir hanımnineden mektup aldığını ve mektupta hanfendinin gulyabani, cin ( çarpılacağım, "iyi saatte olsunlar" diyecektim :// ) gibi efsânevi mahluklardan da yazmasını rica ettiğini belirtiyor. Bu yaşlı nineyi kırmayan yazar "Gulyabani" kitabını kaleme alıyor. Bundan sonra da bildiğim kadarıyla "Cadı" kitabını yazacak oluyor. Bir gün onu da okumayı çok isterim, umarım kısmet olur. Şimdilikse cin ve perilere biraz ara vermek gerektiğini düşünüyorum. :) Türk Klasikleri insanı düşündüren, kolay olmayan ama akıcı dille yazılmış kitap etkisi bırakıyor bana. Azerbaycan edebiyatının eski devir kitaplarıyla kıyasladığımda aralarında çok benzerlikler görüyorum. Ara sıra geriye dönmek ve sade olsa da bir mevzunun derinliklerine varmak hoş oluyor. Macera sevenlere öneriyorum. Korku ve gerilim kitabı gibi şekillenmiş olsa da bana komedi gibi geldi, sizi bilemem. :) Okuyun ve bu kararı kendiniz verin. Keyifli okumalar dilerim!
Gulyabani
8.4/10 · 6,1bin okunma
Okuyacaklarıma Ekle
50 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.