8,1/10  (11 Oy) · 
69 okunma  · 
8 beğeni  · 
1.014 gösterim
Hüseyin Rahmi, bağnaz alaturkayla züppe alafranga hayatları en ince ayrıntısına kadar sorguluyor. Şıpsevdi, gücünü mizahtan alan sıkı bir dönem eleştirisi! Öyle ki,

Alafranga adıyla yapılan ilk baskısı sansüre uğramış, 1911'de yeniden düzenlenmiş. Batı özentiliğinin gölgesinde bir ailenin başma gelenler... Paris'ten henüz dönen hovarda ve paragöz Meftun Bey'in ailesinin Batılılaşma ve yabancılaşma macerası! İnce planlar, tuzaklar, hırsızlığa varan bir açgözlülük ve kaçınılmaz olarak aldatma var bu romanda.

"Yarım yüzyıldır dinmez bir ilgiyle Hüseyin Rahmi okuyorum. Onun ölümsüz eserlerinde, var olduğumuz toplumun yalnız yakın çağları değil, bugünü yarını da yaşıyor. Gelecek zamanı dünden böylesine görebilmiş Hüseyin Rahmi'yi -itiraf edeyim ki- hep kıskandım. Bütün bu romanların acı kahkahalar olduğunu kim inkâr edebilir?"
-Selim ileri-
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Şubat 2015
  • Sayfa Sayısı:
    500
  • ISBN:
    9786051418483
  • Yayınevi:
    Everest Yayınları
  • Kitabın Türü:

Kitabı okuduğunuzda kesinlikle eğleneceksiniz. Sizi gülümsettiği anlar çok olacaktır. Ben çok sevdim. Mizah konusunda ilk akla gelenler arasına girmiş bir yazar. Günlük dilde kullanılan konuşmaları şiveleri ile çok başarılı bir şekilde aktarabilmiştir ve Ahmet Hamdi Tanpınar: "Sokak Türk Edebiyatına onunla girdi" demiştir.

Romanın baş karakteri Meftun alafranga züppe olarak karşımıza çıkmakta ve romanda onun bu hali ile alay edilmektedir. Yazar Meftun üzerinden toplumu eleştirir ve yargılar.

Eleştirmenler romanı incelemelerinde yazarı başarısız bulurlar, teknik açıdan tutarsızlıklar olduğunu örnekleriyle gösterirler ki bu örneklere baktığınızda eleştirmenlere hak verirsiniz. Ama benim en çok dikkatimi çeken Berna Moran'ın ifade ettiği gibi romanda yazar; toplum, ahlak, evlilik gibi konularda fikirlerini belirtmekte ve felsefi yaklaşımlarda bulunmaktadır. Lakin ilk akılda kalan kitabın mizah yönüdür. Mizah daha ön plana çıkmaktadır.

Şevket Erciyas 
22 Oca 2016 · Kitabı okudu · 15 günde · Beğendi · 10/10 puan

Muhtesem bir kitapti.Esere bir ask onyargisiyla yaklastim ama yanildigimi gordum.Kitapta yogunlukla yanlis batililasma ve onu takip eden ibretlik olaylar komik sekilde anlatilmis. Hic bu kadar aglanacak halleri ince bir zeka ve keskin bir dille akici anlatan yazar okumamistim. Kesinlikle tavsiye ederim.

DERYA... 
24 Mar 02:59 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Kitap tam bir ironiler kitabı...ağlanacak halimize güldüren yazarın zekasına hayran olmamak elde değil...batılılaşma özentisini öyle güzel anlatmış ki yazar gülümsetirken düşündürmeyi başarmış...hala okumadıysanız mutlaka okuyun...

Ayşe Gül 
25 Ağu 14:01 · Kitabı okudu · 6 günde · Puan vermedi

Şıpsevdi, alafranga tutkunu, bilgisizliğin kötü bir şey olduğu konusunda nutuk çeken ama kendi bilgisizliğini Fransa’da öğrenim görmüş olduğu gerekçesiyle -olmayan eğitimle- örtmeye çalışan, ailesini büyükten küçüğe alafranga hayata alıştırmaya çalışan, zorla Fransızca konuşmalarını isteyen, şeftali yeme şekline göre bile olsa ders vermeyi ihmal etmeyen genç Meftun’u görüyoruz bu romanda.

Bir ölümden bile sayfalar dolusu öğüt sözleri yer alıyor. Roman başladığında da uzun betimlemelerle karşılaşıyorsunuz. Yani, beş yüz sayfanın özeti iki satırlık olabilir ama yazarın kalemi bunu uzatıp gahi yoruyor gahi düşündürüp hızlıca okutuyor.

Meftun karakterine sinir olduğum gerçeğini saklayamayacağım. Frenkler gibi yaşamaya çalışan, hatta zavallı ninesine bile ders vermeye kalkan bir genç. Aynı zamanda para delisi, çapkın ve şıpsevdi. Bütün bir aileyi nasıl hallere soktuğunu okuyup duruyoruz. Her şeyi Fransızca kitaplardan öğrenen biri. Öyle ki kız kardeşinin yasak bir ilişkisinin olduğunu öğrendiğinde sinirlenir amma bir Fransızca ahlak kitabında bunun normal olduğunu okuduktan sonra normal karşılar hatta onları evlendirme yoluna bile gider. Kendi inançlarına saygısı, güveni olmayan biri benim gözümde. Kendi kültürünü yok sayıp, ayıplayan biri.

Romandaki karakteri beğenmedim ama kitabın konusunu, anlatışını beğenerek okudum. Zati okunması gereken eserlerden biri.

serdar şahin 
03 Ara 2016 · Kitabı okudu · 19 günde · Puan vermedi

Eğlenceli bir kalemi var Hüseyin Rahminin. Osmanlının o son dönemindeki çarpıklıkları, hayatı, züppeleri, şıpsevdileri, batı özentili insanları hicvederken eğlenceli bir dil ve üslup kullanıyor. Yalnız dili bana oldukça ağır geldi. Serveti Fününculardan ayrı takılıyor diye dili daha sadedir sanmıştım. Ama bilmediğim biton kelime ve kalıplara maruz kaldım. Ama onları şöyle bir okuyup geçtim, akışı bozmadım, kelimeleri anlamaya çalışmadım. Herşeyi anlamaya çalışırsam takılır kalırım, kitabı bitiremem diye korktum. Benden tavsiye kitabın özüne bakarak, kelimelere takılmadan keyif almaya bakın.

Kitaptan 10 Alıntı

Tuncay YILDIRIM 
 28 Tem 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Gönül
Gönül sevilene bırakılmış bir emanettir.
Onu zorla almaya kalkışmak kuşkusuz ihanettir.

Şıpsevdi, Hüseyin Rahmi Gürpınar (Sayfa 256)Şıpsevdi, Hüseyin Rahmi Gürpınar (Sayfa 256)
Ayşe Gül 
22 Ağu 00:55 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

Yaşamak, en açık anlatmıyla isteklerini yenilemekten başka bir şey değildir. Şu kadar ki zaman ve çevre değiştikçe yaş ilerledikçe isteklerin çeşitleri de artar.

Şıpsevdi, Hüseyin Rahmi GürpınarŞıpsevdi, Hüseyin Rahmi Gürpınar

(…) "Şarlatanlık" da bir tür bilgidir. Bu bilgi, öğrenimden çok yetenekle genişler, bu mesleğin az çok bazı bilimlere bağlı olanlarıyla kızıl cahil bulunanlara kadar dereceleri vardır. Evet, şarlatanın da çoğu azı olur. Şarlatanın en belirgin işareti hiçbir gerçeğe karşı kayıtsız kalmak istemeyerek seksen dereden su getirmeye uğraşmak; dille, kalemle her konuya atılmak; bilmediği şeylerden bilir gibi bahsetmek; cahilliğini örtmekte büyük başarı göstermek; bazı bölümlerini ömründe bir defa okuduğu hafazanallah yahut hiç okumadığı ilimlerde, bilgilerde ihtisas iddia etmek; iki kere iki dört eder kesinliğiyle haksızlığı ispat edildiği halde asla kanaat getiremeyerek “karşımdakine anlatamadım ki” sözünden ayrılmamak; kısacası Nuh deyip de durmak; kaleminden çıkan boş şeylerin gizli hakikatler olduğuna herkesi inandırmak yolunda sıkılmayı bir kenara bırakıp her tür ikna yolunu mübah saymak; tartıştığı kişinin sözlerini ne kadar açık, düzgün, somut hakikat olsa yine anlamaz görünerek meseleyi safsatalara, karışıklığa boğmak; nihayet karşısındakini usandırarak, nefret ettirerek, iğrendirerek bir zafer kazanmış bir tavırla: “Gördünüz mü şiddetli bir ispatla karşımdakinin ağzına ot tıkadım? Tartışmaya dayanamadı. İşte kaçtı…” demek…

Şıpsevdi, Hüseyin Rahmi GürpınarŞıpsevdi, Hüseyin Rahmi Gürpınar
Ayşe Gül 
21 Ağu 13:16 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

Sofrada şeftali nasıl yenirmiş? Lakırdıya bak! Senede bir defa bu eve şeftali ya alınır, ya alınmaz. Şimdiden sonra onu nasıl yiyeceğimizi mi talim edeceğiz?

Şıpsevdi, Hüseyin Rahmi GürpınarŞıpsevdi, Hüseyin Rahmi Gürpınar
Şevket Erciyas 
22 Oca 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

İnsanlar zenginliğin ve yüksek mevkilerin anahtarlarını elde edinceye kadar merhametli,şevkatli,yurtsever olurlar. Ondan sonra kendileri için sefalet tedavisi imkansız bir insanlık hastalığı,merhamet ve acıma gibi şeyler sürüp giden birer sinir hastalığı haline düşer.Avrupa'da,şurada burada insanlıktaki yoksulluğu gidermek maksadıyla verilen balolar,temsiller,varlıklıların,işsiz güçsüz zengin kadınların can sıkıntısına karşı icat ettikleri bir çeşit eğlencedir,insanseverlik değil.

Şıpsevdi, Hüseyin Rahmi Gürpınar (Sayfa 440 - Özgür)Şıpsevdi, Hüseyin Rahmi Gürpınar (Sayfa 440 - Özgür)
Tuncay YILDIRIM 
 28 Tem 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Şam'ın şekeri
-- Ne Şam'ın şekeri, ne arabın yüzü...
Ne o altınları isterim ne de o kızı...

Şıpsevdi, Hüseyin Rahmi Gürpınar (Sayfa 173)Şıpsevdi, Hüseyin Rahmi Gürpınar (Sayfa 173)
Ayşe Gül 
25 Ağu 00:18 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

Hayattan ayrılmak istemeyişimiz dünya mutluluğu masalını benimsediğimizin kanıtıdır.

Şıpsevdi, Hüseyin Rahmi GürpınarŞıpsevdi, Hüseyin Rahmi Gürpınar