1000Kitap Logosu
Samipaşazade Sezai
Samipaşazade Sezai
Samipaşazade Sezai

Samipaşazade Sezai

Yazar
BEĞEN
TAKİP ET
7.7
7bin Kişi
33,4bin
Okunma
537
Beğeni
16,7bin
Gösterim
Unvan
Türk Siyasetçi, Diplomat, Yazar
Doğum
İstanbul, Osmanlı Devleti, 1859
Ölüm
İstanbul, Türkiye, 26 Nisan 1936
Yaşamı
Sami Paşazade Sezai (Osmanlıca: سامى باشا زاده سزائى), (d. 1859 İstanbul - ö. 26 Nisan 1936 İstanbul) Türk realist öykücü, romancı.rnrnTürk Edebiyatının ilk gerçekçi romanlarından birisi olma özelliğiyle edebiyat tarihinde büyük önem taşıyan “Sergüzeşt” adlı romanın yazarıdır. Türk edebiyatında modern kısa hikâyenin kurucularındandır. Yaşamı 1859 yılında İstanbul’da dünyaya geldi. Tanzimat devrinin ileri gelen isimlerinden, Osmanlı Devleti’nin ilk Maarif Nazırı (Eğitim bakanı) Abdurrahman Sami Paşa ile Paşa’nın ikinci eşi olan Dilarayiş Hanım’ın oğludur. Babasının Taşkasap, Taşkasap’taki konağında özel öğrenim gördü. Konaktaki eğitim yıllarında Farsça, Arapça, Fransızca, Almanca; daha sonra Londra’da görev yaptığı yıllarda İngilizce öğrendi. Yirmi yaşına kadar resmi bir görev almayıp, edebiyat konusundaki bilgilerini artırmayı tercih etti. “Maarif” başlıklı ilk yazısı 1874 yılında “Kamer” adlı gazetede yayımlandı. 3 perdelik bir piyes olan “Şir” isimli ilk eseri 1879’da yayımlandı. 1880'de, ağabeyi Abdüllatif Suphi Paşa’nın başında olduğu Evkaf Nezareti Mektubi Kalemi’ne memur oldu. Babasının ölümünden sonra da Londra elçiliği ikinci kâtipliğine atandı. Orada kaldığı dört yıl boyunca İngiliz ve Fransız edebiyatlarını yakından izledi. 1885’te elçilik görevlerinin şapka giymesi yasağına uymadığı için elçilik kadrosu azledildiğinde İstanbul'a döndü, İstişare Odası’na memur oldu. Bu dönemde Latife Hanım ile kısa süren bir evlilik yaptı. 1885 - 1901 arasında İstanbul’da yaşadı ve edebi açıdan verimli bir dönem geçirdi. Abdülhak Hamit ve Recaizade Ekrem ile yakın dost oldu. 17-18 yaşlarında iken tanıştığı Namık Kemal ile sürekli mektuplaştı. Diğer Tanzimat yazarları gibi çok sayıda eser vermedi; bir roman, iki küçük hikâye kitabı, hatıra ve seyahat yazıları yazdı. 1888’de bir paşazade ile cariyenin aşk öyküsünü anlattığı Sergüzeşt adlı romanı yayımlayarak Şemseddin Sami, Namık Kemal ve Ahmet Mithat Efendi'den sonra Türk edebiyatının ilk romancıları arasına girdi. Alphonse Daudet'den “Jak” romanını Türkçeye çevirdi. 1891’de hikayelerini “Küçük Şeyler” adlı kitapta topladı. 1897'de İkdam Gazetesi'nde makaleler ve hikayeler yazdı. Bazı makale ve hikayelerini “Rumuzü'l-Edeb” (1898) adlı kitapta topladı.rnrnSergüzeşt romanı yüzünden göz hapsine alındığını düşünerek bundan kurtulmak için 1901’de Paris'e gitti ve 1908'de Meşrutiyet'in ilanına kadar da orada kaldı. Yurtdışına kaçışını Servet-i Fünun Dergisi’nde yayımlanan “1901‘e Ait Bir Hatıra” başlıklı yazısında anlattı. Paris’te Jön Türkler’le tanıştı; İttihat ve Terakki Cemiyeti’ne katıldı ve cemiyet içinde saygın bir yere geldi. Cemiyetin 15 Şubat 1902’de yayın hayatına başlayan "Şüra-ı Ümmet" adlı yayın organında Osmanlı Devleti politikalarını ve rejimini eleştiren yazılar yayımladı. Paris yıllarını “1901’den İtibaren Paris’te Geçen Seneler”, “Paris Hatıratından”, “Paris’te Yedi Sene” adlı yazılarında anlattı.rnrnII. Meşrutiyet’in ilanı üzerine İstanbul'a döndü ve Madrid elçisi olarak görevlendirildi. I. Dünya Savaşı başlayınca Madrid'den İsviçre'ye geçti, savaşın sonuna kadar burada kaldı. İspanya yıllarını “Gırnata ve El-Mescidü’l Camia: Elhamra” adlı iki yazıda, İsviçre’de geçirdiği zamanı “İsviçre Hatıratı” başlıklı yazılarında anlattı.rnrnMütareke devrinde 1921 yılında yaş haddi dolmadan hükümet tarafından emekliye sevkedildi ve İstanbul'a döndü.rnrnSon yıllarını Kadıköy’ün Mühürdar semtindeki evinde geçirdi. Çok sevdiği yeğeni İclal'in ölümü üzerine yazdığı mensur bir mersiye ile daha bazı nesir ve hatıralarını 1924’te yayımladığı “İclal” isimli kitapta topladı.rnrn1927'de kendisine Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin kararıyla "Hidamat-ı Vataniyye" tertibinden maaş bağlandı. 26 Nisan 1936 tarihinde İstanbul'da zatürreden öldü. Cenazesi, Göksu’daki aile mezarlığına, yeğeni İclal’in yanına defnedildi. Edebi Kişiliği İlk eserini Namık Kemal etkisinde yazdığı “Şir” adlı eseri ile tiyatro oyunu alanında veren sanatçı; roman, hikâye, hatıra, sohbet, makale ve şiir ile üne kavuştu. Tek romanı olan Sergüzeşt, bütünüyle esaret konusunu işleyen ilk roman olarak edebiyatımızda yer aldı; cariyelik ve kölelik siteminin eleştirildiği roman, onun en ünlü eseri oldu. Besim Ömer Paşa tarafından Fransızca’ya çevrildi. Romanının getirdiği ünle hikâyeci yönü gölgede kalmış olsa da hikayecilik yönü çok güçlü bir yazardı. Küçük olayları konu alan hikâyeleri ile kısa hikâye türünü, Türk edebiyatına soktu. Tanzimat döneminin en genç yazarı olan sanatçı, “Küçük Şeyler” adlı kitabı ile Servet-i Fünun yazarlarını etkiledi. Namık Kemal’in etkisiyle bir çok hikayesinin dilini süsledi, uzun cümleler kullandı. Yazılarında romantizm ile realizmi birleştirdi. “Sanat için sanat” anlayışıyla eserler verdi. Konularını her zaman yerli hayattan seçti.
sinem incks
Sergüzeşt'i inceledi.
120 syf.
·
1 günde
·
10/10 puan
Dilber
Bir esire yapılabilecek en kötü şeylerin sonunda sadece küçük bir umuda tutunmuşken bu zorlukların altında dayanamayıp kendini hürriyetine kavuşmak için derin sulara bırakan masum bir kızın hikayesi... Çok acıklı bir hikaye
Sergüzeşt
7.7/10
· 27,3bin okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
1
19
Yasemin
Küçük Şeyler'i inceledi.
84 syf.
Samipaşazade Sezai ve Eserleri Üzerine
Samipaşazade edebiyatımızda romantizmden realizme geçişin basamaklarından biri olması nedeniyle üzerinde durulması gereken bir yazar olduğunu düşünüyorum. Bu nedenle yazarın tek romanı olan Sergüzeşt ve hikâyelerini topladığı Küçük Şeyler isimli kitapları hakkında birkaç şey yazmak istiyorum. Sergüzeşt isimli romanında Samipaşazade, Ahmet Mithat gibi kendini gizlemiyor, aralara girip bilgiler veriyor, hikâyeyi bir başkasından duyduğunu ifade ediyor. Konu olarak esaret ve insan ticaretine dikkat çekmek istese de Şemsettin Sami’nin Taaşşuk-i Talat ve Fitnat’ında olduğu gibi gelenek görenek kıskacındaki evlilik anlayışının toplumsal zararlarının üzerinde de önemle durmuş. Namık Kemal’e öykünerek yaptığı ağdalı ve uzun tasvirleri biraz yorucu buldum (Bazı tasvir ve benzetmeleri ise çok ustalıkla kullanmış). Bunlarla birlikte, Samipaşazade bu eserini babasının konağında esir kadınlar üzerinde yaptığı gözlemler üzerine kaleme almış. Diğer Tanzimat eserlerinden farklı olarak ilk görüşte aşk yerine zamanla gelişen bir aşk söz konusu. Kişilerin ruhsal durumlarını anlatmada zaman zaman romantizme kaçsa da çevre tasvirleri yerinde ve amaca uygun kullanılmış. Küçük Şeyler’de yazarın 6 adet öyküsü ve bir tane de tam öykü denemeyecek şiirsel bir metninin yanısıra Daudet’den çevirdiği bir öykü de bulunuyor. Hikâyelerinin bazılarında Tanzimat edebiyatı özellikleri görülse (Düğün, Hiç) de bazıları oldukça modern (Bu Büyük Adam Kimdir, Kediler, İki Yüz Elli Kuruşa Bir Asır, Pandomima) geldi bana. Yaptığı çeviri seçiminden de Fransız realist ve natüralist yazarların etkisi altında kaldığı anlaşılıyor. Hatta bu konuda kendinden sonra gelen Edebiyat-ı Cedide (Servet-i Fünün) yazarlarına da öncülük ettiği söyleniyor (Aksal, Türk Edebiyatında Hikâye ve Roman: 1859-1959). Tanzimat edebiyatı ve Türk klasiklerini okuyacaklara Samipaşazade Sezai’nin özellikle Küçük Şeyler isimli öykü kitabını okumalarını öneririm. İyi okumalar dileklerimle…
Küçük Şeyler
OKUYACAKLARIMA EKLE
1
12
ayşe nur
Sergüzeşt'i inceledi.
120 syf.
·
8/10 puan
İÇERİK BİLGİSİ ah Sergüzeşt... okumak için sürekli ertelediğim, okumaya başlayınca da elimden bırakamadığım nadide bir eser. Konu olarak bir tahminim yoktu açıkçası, o yüzden bir beklenti içerisinde başlamadım kitaba. ama isim itibariyle ''serüven, macera'' anlamları taşıyan Sergüzeşt kelimesi, kitap için çok uygun bir başlık olmuş. konu olarak, hürriyeti ele alan yazarımız bunu esir-efendi ilişkisiyle anlatmayı tercih etmiş. olay örgüsü hızlı değil, yavaş ilerliyor, betimlemeler fazla, paragraflar uzun. anlam bakımından da çok yoğun. anlamak için sakin kafaya ihtiyacımız olacak yerler var. alıntı olarak paylaşacağımız çok güzel cümleler var... kitabı anlatmak, anlamak kadar ustalık istiyor. bu arada söylemeden de geçemeyeceğim, Türkçenin kullanım biçimi, kendine hayran bırakıyor. okurken kendimi 1800'lerde hissetmemi sağladı. kısaca dostlar, okuyun. ayırdığınız vakit için pişman olmayacağınızı düşünüyorum. sonlara doğru gözyaşlarınıza hakim olun... kitapla kalın.
Sergüzeşt
7.7/10
· 27,3bin okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
1
25