Şiir kalbimizde

Şiir kalbimizde
@Suskun_saat
Bir günü bir gününe denk olan ziyândaysa, Denk olmamaya niyet ediyorum Yâ Rabbi… Bilenle bilmeyen bir değilse Bir olmamaya niyet ediyorum Yâ Rabbi… Kabul et kolaylaştır niyetlerimizi… ••• Vesselam…
Üzülme Allah bizimledir...
“Nasıl oluyor, nereden geldi sana bu rahatlık? Gözlerinde neden hiç endişe duyulmuyor? İnsan ölüme yürürken vakit namazını sorar mı hiç? İnsan idamla yargılanmışken, ‘Acaba beni yanlış anladılar mı, bir kendimi düzeltseydim?’ demez mi hiç? Sen bizim görmediğimiz neyi görüyorsun? Sen bizim duymadığımız neyi duyuyorsun? Sen bizim dayanmadığımız neye dayanıyorsun? Sen bizim bir türlü güvenemediğimiz neye güveniyorsun? Senin kalbine ne fısıldıyorlar? Nedir bu dik duruş, nedir bu iman? Allah aşkına, nedir bunun iksiri? Yok mu bidon bidon içelim? Nerede, ölene kadar okuyalım? Ne yapmak lazım? Ayaklarımız ağrıyana kadar bunu yapalım; yeter ki kalbimize bu huzur gelsin, artık bizim de… Güneşin ortasında karanlıkta kalıyoruz; nasıl ulaşacağız bu işlere?”
Din
Reklam
Başım dağ saçlarım kardır Deli rüzgarlarım vardır Ovalar bana çok dardır Benim meskenim dağlardır dağlar Dağlardır dağlar, dağlardır dağlar... Şehirler bana bir tuzak İnsan sohbetleri yasak Uzak olun benden uzak Benim meskenim dağlardır dağlar Dağlardır dağlar, dağlardır dağlar... Kalbime benzer taşları Heybetli öter kuşları Göğe yakındır başları Benim meskenim dağlardır dağlar Dağlardır dağlar, dağlardır dağlar... Yarimi ellere verin Sevdamı yellere verin Yelleri bana gönderin Benim meskenim dağlardır dağlar Dağlardır dağlar, dağlardır dağlar... Bir gün kadrim bilinirse İsmim ağza alınırsa Yerim soran bulunursa Benim meskenim dağlardır dağlar Dağlardır dağlar, dağlardır dağlar...
Şiir

Şiir kalbimizde

, bir kitap okudu
Puan vermedi·176 syf.·
2026 27. kitabı
Anonim
7/10 · 45 okunma
Gökanlam
Hani nerde o yalancı kadınlar Söyleşen kapı önlerinde - kalın erik kokusu Bembeyaz örtülerde çürümüş karanlıklar Sızıp da köşelerden ve yağmur sularından Dökülen taşlıklara esmer, selçuki Onlar, o hiçbir şeyden yapılmamış adamlar. Gecelerden sabaha usulca kanayanlar Üşümüş, yorgun ve bütün gün adres soranlar Hangi telefonu açsalar gökyüzü Hangi telefonu açsalar gökyüzü Ya da aç bir kuş sürüsü onları boşuna kollar Çünkü onlar ki yalnız kendilerinde gömülü Yüzlerinde dağa çıkmışların yüzü var. Giderler, gelirler ve asıl gök kıvamındalar Her şey bu sıkıntı vakti için ve pullar Posta mühürleri, burçlar - bir gün hiç satın almadığımız kır menekşeleri - O limonlu votkalar, yerine asılmamış şapkalar Sanki hiç açmayacak bir erguvanın Yaşamsız, loş erguvanlığında Upuzun bir yolculukta, bir tanrı kılığında İçimizden biridir, yakın olmayan şeyleri ufalar.
Söyle bana hindiba
Kartallar uçar mı bir harâbeden Köprülerden benim yârim geçer mi Sen neden bu kadar güzelsin, bilmem Taşırsın yeryüzüne ebedî tohumları Ben ise kuruyacak bir suyun mahkûmuyum Avuçlayıp öpüyorum kumları Bir karadelikten bakarken hayat Meydan okuyanlar kim bu serâba Söyle bana hindiba Sen nasıl bu kadar ceylan koşması Sen nasıl bu kadar yollar aşması Sen nasıl bu kadar güneşe meftun Sen nasıl bu kadar sahra çeşmesi Ben rüzgâr değilim, dokunmam çiçeklere Ben kara parmaklı insan değilim Kirpik uçlarımdan kayar yıldızlar Bilemezsin, hayal akşamlarında Renklerini kuşatan Damıtılmış gözyaşıdır ömrümün Ben boşluğa üfleyen cellat değilim Karayele verdim ayaklarımı Söyle bana, eceli kim tutar perçeminden
Reklam