İkinci dönem Tanzimatçılarından olan Recaizade Mahmut Ekrem eserlerinde realist bir bakış açısını kullanmıştır. Dönemin genel olarak romanlarında görüldüğü üzere Batılılaşmayı yanlış anlayan Bihruz adındaki genç bir delikanlının aslında düşük bir hayat tarzını benimseyen Periveş Hanımı zengin ve asil bir ailenin kızı sanarak aşık olması anlatılıyor.
Paşa’nın oğlu olan Bihruz Bey, tek çocuk olmasından dolayı şımarık büyütülmüştür. Babasının ölmesi üzerine büyük bir mirasa konması, hareketlerinde serbest kalması, başı boş dolaşması, Alafranga yaşama özenen Bihruz Bey’in içine düştüğü gülünç durumlar anlatılır. Çamlıca tepesinde arabayla yaptığı gezi sırasında güzel bir arabanın içinde Periveş hanımı görmesiyle başlar. Onun iyi aile kızı olduğunu sanır. Ve ona mektuplar gönderir. Mektubuna cevap almak, yüzünü görmek ister. Periveş hanımı bir daha göremeyen Bihruz Bey zayıf düşer. Keşfi Bey Bihruz Beyi kandırarak Periveş hanımın öldüğünü söyler bunun üzerine Bihruz Bey mezarını bulmak isterken, Periveş hanımla karşılaşır. Kendisinin nasıl bir kadın olduğunu anlatır. Peşine takılmak isterken azarlanınca aklı başına gelir.
Araba SevdasıRecaizade Mahmut Ekrem · Akvaryum Yayınları · 201330,9bin okunma
Kitabı gülerek bitirdim hiç beklemiyordum böyle bir son ahh Bihruz saf Bihruz Açıkçası hocalarımın önerdiği bir kitaptı, bu güne kısmetmiş. İyi ki bu gün okumuşum biraz kitabın ortalarında sıkıldım yalan söylemiycem. Batılaşma özentiliğini çok iyi yansıtmış. Dönemde ki toplumun Fransızca kelimelerinin günlük konuşmada ki yeri, kendi edebiyatımıza karşı bir yoksunluk gördüm. Bihruzun modern yaşamında araba ile başlayan sonu trajikomik biten bir durum.
İlk Türk romanlarından biri olarak görülen ilk olarak 1800'lü yıllarda Servet-i Fünun dergisinde resimli olarak yayınlamış ve daha sonra kitap haline getirilmiştir. Kitabın adı Araba Sevdası olsa da aslen eğitimi az olan bir Vezir'in oğlu Bihruz Bey'in bir lükse olan düşkünlüğünü konu alırken kitap sıradan bir aşk hikâyesini de anlatıan bu kitapta Bihruz Bey'in babası ölünce kalan mirası çar çur eder ve boş yere kalan miras harcanır.
“Periveş'' adlı güzel bir ,namuslu bir kız zannettiği kıza aşık olur Bihruz fakat Periveş düzgün bir kadın değildir ama Bihruz onu sevdiğinden hep onu düşünmektedir.
“Araba Sevdası” adlı roman Türkiye'nin ilk gerçekçi (realist) roman akımının öncülerinden biri olduğundan kaynaklı edebiyat tarihinin dönüm noktası sayılırken Roman aşk,lüks,pişmanlık ve yanlış batılılaşma gibi birçok duyguyu içermektedir.
Klasik okumayı sevenler Recaizade Mahmud Ekrem’in ARABA SEVDASI’nı okumadan geçmemeli bence. Yazarın tek romanıdır. Ve ilk realist romandır. Dönemin batı özellikle de Fransız hayranlığı muhteşem şekilde yazıya dökülmüştür. Baş karakterimiz Bihruz Bey fena bir alafranga özentisi, eğlenceye ve lükse düşkün, ciddilikten yoksun, sahip olduklarıyla hava atmayı seven, zengin ve narsist birisidir. Bir gün Çamlıca Bahçesi’nde gördüğü bir kıza (Periveş Hanım’a) müthiş aşık olur, O’nu zengin ve soylu zanneder. Ama ne yazık ki durum öyle değildir. Bihruz Bey günlerce O’nu arar. Sonrasında yalan üstadı bir arkadaşının söylediği yalandan ötürü kızı ölmüş bilir ve aylarca acı içinde yaşar. Onun ölmediğini anladığında ise kitabın sonu gelmiştir. Tarihe ilgi duyanlar için de güzel bir kitap. Dönemin yaşam şeklini, giyinişini, konuşma tarzını güzel belirtmiş. Aralarda geçen fransızca kelimeler kitabın dilini ağır gösterebilir ama peşinden türkçelerini söylemesi bunu hafifletmiştir. Belki kitap okumaya yeni başlayanlar diline ağır diyebilirler ama az da olsa okuyan biri için bu söz konusu değildir. Ben bu kitabı beğendim ama birşeyler eksik gibi. Sonu üç nokta konmaya uygun. Başka bir kitapta devamı anlatılabilirdi. Ama yinede okumayı düşünenler bi okuyup bitirsin kesinlikle zaman kaybı değil eser.
Bu kitapta yine eşimin kütüphanesinde görüp okuma kararı verdiğim bir kitap. Ben kent yayınlarından okudum. İçerik olarak çok güzel miras yedi bir gencin gözünü aşkın nasıl kör ettiğini ve gerçekleri görmediğini anlatıyor. Kitabın olumsuz yanı yazıldığı dönemde batı hayranlığı olduğu için karakterimiz de alafranga bir beyfendi bu yüzden kitapta baya fransızca kelime var ve kelimelerin anlamları bir iki kere verildikten sonra üçüncü de verilmiyor eğer hafızanız kötü ise bu sizi biraz zorlayabilir onun dışında dört dörtlük bir eser.
Pırıl pırıl en doğalından bir mizah, sürükleyici bir akış, harika karakterler, basit bir kurgu ve mükemmel gibi bir roman.
Orijinalinde Fransızca bilmeyenleri sinir edebilir :)
Araba SevdasıRecaizade Mahmut Ekrem · Akvaryum Yayınları · 201330,9bin okunma
Dönemine göre en güzel kitaplardan biri.
Okurken değişik duygulara ve düşüncelere kapılıyorsunuz. Kitabı bitirdiğinizde dahi bu duygu ve düşünceler devam ediyor.
Bihruz Bey, bu gerçeği öğrendikten sonra günlerini nasıl geçirdi acaba?
Yani özür dilerim Recaizade Mahmut Ekrem bey ama yani böyle beklemiyordum ben bu kitabı yani biraz hatta bayağı bayağı beklentilerimin altında idi. Neden öyle bi son seçtiniz bu kitaba yani o kadar yorularak okuduğum bir kitabın sonunda güzel bir son olmasını isterdim
Araba SevdasıRecaizade Mahmut Ekrem · Akvaryum Yayınları · 201330,9bin okunma
Tanzimat Dönemi şartlarında yazılmış yanlış batılılaşmayı anlatan en iyi eserlerden biri. Bu zamanda okuduğumuzda ne var bunu yazmakta bizde yazarız diyebiliyoruz fakat o zamanın şartlarında böyle eserler, halkı uyandırmak, kendine getirmek farkındalık oluşturmak için yazılmıştır. Realist ve eğlenceli bir romandır.
Edebiyatımızın yenileşme ve gelişmesinde büyük emeği olan Recaizade Mahmut Ekrem, Mart 1847'de İstanbul'da doğdu. Babasından Süryanice ve Farsça öğrendi. 1858'de ilköğrenimini tamamladı, özel öğrenim görerek yetişti. Mekteb-i İrfan'ı bitirdikten sonra (1858) girdiği Harbiye İdadisi'ndeki öğrenimini sağlık sorunları nedeniyle tamamlayamadı. Resmi görevle Trablusgarp'a gönderildi. 1908'de 2. Meşrutiyet'ten sonra kurulan Kamil Paşa kabinesinde Maarif Nazırı oldu. Namık Kemal'le tanışmasının ardından Encümen-i Şuara'ya katıldı. İlk yazıları Namık Kemal yönetimindeki Tasvir-i Efkâr gazetesinde yayınlandı. 1870'lerden sonra kendisini tümüyle yazılarına verdi. Batı edebiyatından çeviriler yaptı. 1870'te ilk oyunu Afife Anjelik, 1871'de ilk şiir kitabı Nağme-i Seher yayınlandı. Yaşamını yitirdiğinde Meclis-i Âyan üyesiydi.
Edebi Hayatı
Recaizade Mahmut Ekrem, tüm edebi hayatı boyunca gençlere edebiyatı öğretme gayreti içinde olmuştur. Edebiyatın yenileşmesi üzerinde yoğun çalışmaları olan sanatçı, Servetifünun edebiyatının da temellerini atmıştır. Bu edebiyatın kurucusu olan Tevfik Fikret, onun Galatasaray Lisesi'nden öğrencisidir. Şinasi ve Namık Kemal gibi birçok edebi türde eserler veren Recaizade Mahmut Ekrem, şiir için her güzel şey şiirin konusu olabilir görüşünü savunmuş ve şiirin konusunu genişletmiştir. O döneme kadar Divan şiir geleneğinin temel ilkelerinden biri olan 'göz için kafiye' anlayışını terk ederek 'kulak için kafiye' anlayışını benimsemiştir. Bu meseleden dolayı da dönemin eski edebiyat taraftarlarının lideri durumundaki Muallim Naci ile sert tartışmalara girmiştir. Divan şiiri biçimlerini kullanmış; ancak bu biçimlerde zaman zaman değişikliklere gitmiştir. Nesir yönü şiirlerine göre daha başarılı olan sanatçının özellikle eleştirileri önemlidir. Eski edebiyat taraftarlarına yaptığı eleştirilerle o dönemde yeni edebiyatın sesi olmuştur. Edebiyat bilgilerinin yer aldığı Talim-i Edebiyat ve edebiyatımızdaki ilk realist roman olan ve yanlış Batılılaşmayı eleştirdiği Araba Sevdası onun önemli düz yazı eserleridir.