Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

6/10
·68 syf.··
2022 21. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 16 Ağustos 2022 09:00
Eseri daha önce duymamıştım. 1000k'daki okurlar sayesinde öğrenip Kürşad ile ilgili olduğunu öğrenince merak ettim. Çünkü Kürşad ismini bize kazandıran kişi Nihal Atsızdır. Bu yüzden, herhalde Nihal Atsız eserini daha önce yazmıştır diye düşündüm ama öyle değilmiş. Kürşad'ın gerçek Türkçe ismini bilmiyoruz, Türklerde böyle bir kayıt yok ne yazık ki. Çin kaynaklarında ise bu kahramanın ismi "Chie-Shih-Shuai" (Cie Şı Şuay diye okunur) olarak geçer. Bu bakımdan Nihal Atsız kendisine gayet güzel bir isim bulup edebiyata ve tarihe hediye etmiştir diyebiliriz. Malumunuzdur Sabahattin Ali ile Nihal Atsız arasında ebedi bir düşmanlık vardı. İkisinin de aynı konuyu işlemiş olmaları bile bunu vurguluyor. Sabahattin Ali'nin Esirler adlı bu eseri Varlık Dergisi'nde 1936'da tefrika edilmişti. Nihal Atsız ise Bozkurtların Ölümü adlı eserini (ki burada Kürşad isyanı anlatılır) 1946'da yazmıştı. Eee nasıl oluyor diyeceksiniz. Şöyle olmuş: Sabahattin Ali geçmişte Türk Ocakları'nda zaman geçirirdi. O zamanlar Nihal Atsızla gayet yakındılar. Sabahattin Ali Atsız'a bir kahramanlık hikayesi sorunca Nihal Atsız kendisine Kürşad'ın hikayesini anlatır. Sabahattin Ali de bunu kurgulayarak bir tiyatro eseri ortaya koyar. Daha sonra zamanla Nihal Atsızla yolları ayrılır. Görüşleri ve yazım tarzları farklı olduğu için Nihal Atsız, Ali'nin yazdığı oyunu beğenmez. Sonra kendisi Bozkurtların Ölümü'nü kaleme alıp güçlü bir romanla karşımıza çıkar. Sabahattin Ali'yi bir yazar olarak çok beğenir ve çok okurum. Fakat doğruyu söylemek gerekirse Nihal Atsız'ın Kürşad karakteri ile karşılaştırıldığında Sabahattin Ali'nin Kürşad'ı çok çok zayıf kalıyor ve o tarihi kahraman hissini vermiyor insana. Bozkurtların Ölümündeki Kürşad karakteri ise yıllar sonra bile akılda kalacak kadar güçlü. Ancak elbette
EsirlerSabahattin Ali · Karbon Kitaplar · 2019942 okunma
Esirler / Sabahattin Ali
7/10
·68 syf.··
2025 10. kitabı
Esirler Sabahattin Ali Her ne kadar tiyatro okuma degil de izleme taraftarı olsam da Sabahattin Ali'nin kalemiyle bulusunca insani mest ediyor. Çin ve Türkler arasındaki olayları, eşitliği, vatan sevdasını ve aşkı konu olan kısa ve akıcı bir kitap.
Tiyatro
EsirlerSabahattin Ali · Karbon Kitaplar · 2019942 okunma
Puan vermedi·68 syf.··
Beğendi
·
2023 45. kitabı
Çin'in esir aldığı 2 milyon Türk'ü kurtarmak için Çin Sarayı'nda büyüyen Kürşat'ın isyanını ve Çin İmparatoru'nun kızı olan Hiyunghu'ya olan aşkını anlatan heyecan dolu bir kitap. Yatırım tavsiyesidir.
Edebiyat
EsirlerSabahattin Ali · Karbon Kitaplar · 2019942 okunma
Puan vermedi·73 syf.··
2020 18. kitabı
·
30 saatte okudu
·
Okunma: 30 Nisan 2020 22:15
Tiyatro alanında yazılmış olan bu eser kişiye okurken tiyatro olduğunu unutturuyor. O kadar akıcı ki sanki oradasınız ve izliyorsunuz olup biteni. Konusu ise Tarih derslerinden dinlendiğimiz Köktürkler zamanında milli istiklal ayaklanmasını başlatan Kürşad isyanını anlatmaktadır. Ahh Kürşad bir yanda sevdiğin Hiyungyu diğer yanda ise Türk esirler, kim için kimi feda edeceksin? Yoksa herkes için kendini mi feda edeceksin?
Tarih
EsirlerSabahattin Ali · Karbon Kitaplar · 2019942 okunma
Puan vermedi·68 syf.·
2021 2. kitabı
Eser; iki milyon esiri kurtarmak için gelişen olayları anlatıyor fakat orada cereyan eden bir aşkın da hikayesi. Sadece üç perdeden oluştuğu için okurken başardılar mı başaramadılar mı diye bile sormuyorsunuz -hikayeye aniden dahil olan- kendinizi sanki önceden hayatınızda olan insanların kavuşamıyışlarına üzülüyor buluyorsunuz. Şu zamana kadar belki bir veya iki tiyatro eseri okumuşumdur. Sahnede sahnelenmediği sürece etkileneceğimi düşünmezdim. Başarılı ve sonradan aklınıza gelince düşüneceğiniz ve yorumlayacağınız bir sonla bitiyor.
EsirlerSabahattin Ali · Karbon Kitaplar · 2019942 okunma
10/10
·68 syf.··
Beğendi
·
2021 26. kitabı
Çin sarayına kafa tutan Kürşat'ın yürek burkan duygusal hikayesinin tiyatrolaştırılmış muhteşem eseri. Okunası bir kitap; ki zaten Sabahattin Ali...
EsirlerSabahattin Ali · Karbon Kitaplar · 2019942 okunma
7/10
·68 syf.··
2024 13. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 03 Kasım 2024 12:35
Kitabın künyesine baktığımda Kürşad ismini görünce çok başka şeyler tasavvur ve tahayyül etmiştim bu da beni okumaya itmisti. Kasım ayında okumayı planladigim kalın romanlarima başlamadan önce pazar günümü boş geçirmemek için az sayfalı olmasından bahisle intihap ettiğim bir kitaptı. Başlayınca yarım bırakmayı sevmediğim için bitirme odaklı olarak okudum. Piyes tarzında, akıcı fakat bendesayfalardan müteakip heyecan ve merak uyandırmadı. Bana birkaç yeni kelimeden başka bir şey kattığını söyleyemem.
Duygu ve Düşünce
EsirlerSabahattin Ali · Karbon Kitaplar · 2019942 okunma
Puan vermedi·68 syf.··
2017 75. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 23 Eylül 2017 00:00
Esirler adlı oyununda fantastik bir kurguyla eski Türk-Çin çatışması ve Çin sarayından adam kaçırmak isteyen ve imparatorun kızına âşık olan bir Türk'ün kahramanlık hikâyesini anlatır. Tam bir Turancı kurgudur bu. Ancak kahramanlık, aşk ve ölüm, böyle fantastik bir kurguda ilginç bir gerçeklik kazanır..
1000Kitap
EsirlerSabahattin Ali · Karbon Kitaplar · 2019942 okunma
Puan vermedi·68 syf.··
Beğendi
·
2025 27. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 02 Kasım 2025 22:54
Okuduğum ilk tiyatro eseriydi. Çok ön yargılı olarak aldım elime ama beklemediğim kadar keyif aldım. Gerçek bir tiyatro sahnesini izlermiş gibiydi. Diyaloglar çok net ve gözde canlanacak gibiydi. Bence şans verilmeli.
EsirlerSabahattin Ali · Karbon Kitaplar · 2019942 okunma
Bir ayaklanmanın naif yorumu
8/10
·73 syf.··
Beğendi
·
2023 9. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 14 Nisan 2023 23:26
Herkese merhabalar; Bugün Sabahattin Ali'nin Esirler adlı ilk ve tek Tiyatro oyununu inceleyeceğim. Sabahattin Ali, kendisine yüklenen "Sosyalist" algısını yıkmak için 1936 senesinde kaleme aldığı bu eserinde tarihimizde önemli bir yer tutan Kürşat Ayaklanmasını "işlemektedir". Sabahattin Ali'yi ve işlediği konuları bilenler için "Esirler" epey şaşırtıcı bir konuya sahip olsa da eseri okumaya başladığımda kitabın üslubundaki farklılıktan Sabahattin Ali'nin bu esere de kendinde çok şey kattığını anladım. Sabahattin Ali Kürşat Ayaklanması konusu etrafında aşk, özgürlük, fedakarlık gibi evrensel konuları de eserine yedirmiş ve deyim yerindeyse bir efsaneye yeniden kendince bir hayat vermiştir. Kitabı sadece işlediği konudan dolayı okuyacak olan okurlar bana göre kullanılan cümlelerden ve konunun işlenişinden dolayı biraz şaşıracaklar bu nedenle "Esirler" beğenilme ve beğenilmeme konusunda her iki uca da yakın bir eserdir. Ben Sabahattin Ali'nin bu eserini çok beğendim ve Türk milleti için birçok anlama gelen bir olayı hamasetten ve abartmadan uzak durarak içine evrensel ögeleri de serpiştirerek işlemesini takdire şayan buldum. Bütün bu özelliklerinden dolayı "Esirler" bence zamansız bir eser olup günümüzde de güncelliğini korumaya devam etmektedir. Sözün özü edebiyata sevgisi olan herkese bu kitabı öneriyorum. Bir incelemenin daha sonuna geldim. Bir başka incelemede görüşüne kadar kitaplarla kalın. Remzi Çetin'in de dediği gibi "bol okumalı günleriniz olsun".
Edebiyat
EsirlerSabahattin Ali · Karbon Kitaplar · 2019942 okunma

Yazar Hakkında

Sabahattin AliYazar · 103 kitap
Sabahattin Ali, 25 Şubat 1907'de Edirne Vilayeti'nin Gümülcine Sancağı'na bağlı Eğridere kazasında doğmuştur. Babası piyade yüzbaşısı (Cihangirli) Selahattin Ali Bey'in görev yerlerinin sık sık değişmesi dolayısiyla, ilköğrenimini İstanbul, Çanakkale ve Edremit'in çeşitli okullarında tamamlamıştır. Edremit'e göçtüklerinde bölge Yunan işgalinde olduğu için emekli olan babası aylığını alamamış ve aile çok zor günler geçirmiştir. İlkokulu bitirdikten sonra parasız yatılı olarak Balıkesir Öğretmen Okulu'na giren Sabahattin Ali, beş yıl burada okumuş, daha sonra İstanbul Öğretmen Okulu'nda mezun olmuştur (1926). Bir yıl kadar Yozgat'ta ilkokul öğretmenliği yapmış, Millî Eğitim Bakanlığı'nın açtığı sınavı kazanarak Almanya'ya giderek iki yıl orada okumuştur (1928 - 1930). Yurda döndükten sonra Sabahattin Ali, Orhaneli’nde ilkokul öğretmenliğine atandı. Aydın ve sonra Konya ortaokullarında Almanca öğretmenliği yapmıştır. Konya'da bulunduğu sırada, bir arkadaş toplantısında Atatürk'ü yeren bir şiir okuduğu iddiasıyla tutuklanmış (1932), bir yıla mahkûm olarak Konya ve Sinop cezaevlerinde yatmış, Cumhuriyetin onuncu yıldönümü dolayısıyla çıkarılan af yasasıyla özgürlüğüne kavuşmuştur (1933). Cezaevinden çıktıktan sonra Ankara'ya giden Sabahattin Ali Millî Eğitim Bakanlığı'na başvurarak yeniden göreve alınmasını istemiştir. Dönemin bakanı Hikmet Bayur'un "eski düşüncelerinden vazgeçtiğini ispat etmesini" istemesi üzerine Varlık dergisinde "Benim Aşkım" adlı şiirini yayımlayarak (15 Ocak 1934) Atatürk'e bağlılığını göstermeye çalışmıştır. Aynı yıl Bakanlık Neşriyat Müdürlüğü'ne alınmış, Ankara II. Ortaokul'da öğretmenlik yapmıştır. 16 Mayıs 1935 günü Aliye Hanım ile evlenmiş, 1936'da askere alınmış, 1937 Eylülünde kızı Filiz Ali dünyaya gelmiştir. Yedek Subay olarak askerliğini Eskişehir'de tamamlamış, 10 Aralık 1938 de Musiki Muallim Mektebi'nde Türkçe öğretmeni olarak göreve başlamıştır. 1940 yılında tekrar askere alınmış, askerliğini yaptıktan sonra Ankara Devlet Konservatuarı'nda Almanca öğretmenliği yapmıştır (1941 - 1945). "İçimizdeki Şeytan" romanı milliyetçi kesimde büyük tepki toplamıştır. Nihal Atsız'ın hakkında yazdığı hakaret dolu bir yazıya karşılık dava açmış, dava sırasında çok sıkıntı çekmiştir. 1944 yılında davayı kazanmasına rağmen tepkilerden kurtulamamıştır. Olaylı duruşmalar sonunda bakanlıkça görevinden alınmış, İstanbul'a giderek gazetecilik yapmaya başlamıştır (1945). Ancak fıkra yazdığı La Turquie ve Yeni Dünya gazeteleri, Tan olayları sırasında tahrip edilince işsiz kalmış, Aziz Nesin ve Rıfat Ilgaz'la Marko Paşa, Malum Paşa, Merhum Paşa, Öküz Paşa gibi siyasal mizah dergilerini çıkarmıştır (1946 - 1947). Ancak, bu gazeteler tek parti iktidarının baskılarıyla karşılaşmış, dergilerin isimlerindeki Paşa ifadesiyle "Milli Şef" İsmet Paşa ile alay edildiği iddiası ile kapatılmış, yazılar ve yazarları hakkında kovuşturmalar açılmıştır. Sabahattin Ali dergilerde çıkan yazılarından dolayı üç ay hapis yatmış, karşılaştığı baskılardan bunalmıştır. Ali Baba dergisinde yayımladığı "Ne Zor Şeymiş" başlıklı yazıda, içinde bulunduğu durumu şöyle anlatmaktadır: "Çalmadan, çırpmadan bize ekmeğimizi verenleri aç, bizi giydirenleri donsuz bırakmadan yaşamak istemek bu kadar güç, bu kadar mihnetli, hatta bu kadar tehlikeli mi olmalı idi?" Bir başka dava nedeni ile 1948'de Paşakapısı cezaevinde üç ay yatmıştır. Çıktıktan sonra zor günler geçirmeye başlamış, işsiz kalıp, yazacak yer bulamamıştır. Yurt dışına gidebilmek için pasaport almak istemiş, alamamıştır. Yasal yollardan yurt dışına çıkma olanağı da bulamayınca Bulgaristan'a kaçmaya karar vermiş fakat para karşılığı anlaştığı Ali Ertekin adlı kaçakçı tarafından Jandarma karakolunda katledilmiş daha sonra da cesedi 2 Nisan 1948 tarihinde Bulgaristan sınırında şaibeli bir şekilde bulunmuştur. Sabahattin Ali'yi öldürdüğünü itiraf eden ve Milli Emniyet mensubu olduğu iddia edilen Ali Ertekin, dört yıla hüküm giymiş; fakat birkaç hafta sonra çıkartılan aftan yararlanarak serbest kalmıştır. Bulgaristan’ın Eğridere (Ardino) kentinde, Sabahattin Ali’nin 100. doğum yılı kutlandı. 31 Mart 2007 günü gerçekleşen toplantıya, başta Bulgaristan Yazarlar Birliği Başkanı olmak üzere Sofya ve Bulgaristan’ın çeşitli kentlerinden Türk ve Bulgar yazarlar, şairler, okurlar ve Sabahattin Ali’nin kızı Filiz Ali katıldı. Bütün eserleri 1950’li yıllardan beri Bulgaristan’daki tüm okullarda okutulduğundan, Sabahattin Ali bu ülkede çok tanınan bir yazardır. Sabahattin Ali yazı yaşamına şiirle başlamış, hece vezniyle yazdığı ve halk şiirinin açık izleri görülen bu ürünlerini Balıkesir'de çıkan ve Orhan Şaik Gökyay tarafından yönetilen Çağlayan dergisinde yayımlamıştır (1926). Servet-i Fünun, Güneş, Hayat, Meşale gibi dergilerde de yazan (1926 - 1928) Sabahattin Ali, bu arada öykü de yazmaya başlamış, ilk öyküsü "Bir Orman Hikayesi" Resimli Ay'da yayımlanmıştır (30 Eylül 1930). Toplumsal eğilimli bu öyküyü Nazım Hikmet, şu sözlerle okurlara sunmuştur: "Bu yazı bizde örneğine az tesadüf edilen cinsten bir eserdir. Köylü ruhiyatının bütün muhafazekâr ve ileri taraflarını, iptidaî sermaye terakümünü yapan sermayedarlığın inkişaf yolunda köylülüğü nasıl dağıttığını ve en nihayet, tabiatın deniz kadar muazzam bir unsuru olan ormanın muğlak, ihtiraslı hayatını, kımıldanışların zeki bir aydınlık içinde görüyoruz". Sabahattin Ali, af yasasından yararlanarak hapisten çıktıktan sonra, özellikle Varlık dergisinde yayımladığı "Kanal", "Kırlangıçlar", "Arap Hayri", "Pazarcı", "Kağnı" (1934 - 1936) gibi öyküleriyle dikkati çekmiştir. Sabahattin Ali Anadolu insanına yaklaşımıyla edebiyata yeni bir boyut kazandırmıştır. Ezilen insanların acılarını, sömürülmelerini dile getirmiş, aydınlar ve kentlilerin Anadolu insanına karşı takındıkları küçümseyici tavrı eleştirmiştir. 1937'de yayınlanan Kuyucaklı Yusuf romanı, gerçekçi Türk romanının en özgün örneklerinden biridir. Sabahattin Ali'nin halk şiirinden esinlenerek yazılmış şiirlerini içeren Dağlar ve Rüzgâr (1934) adlı kitabı yazın çevrelerinde ilgi uyandırmış, örneğin Yaşar Nabi, Hakimiyeti Milliye'de şu övücü satırları yazmıştır: "Bu kitabın mümeyyiz vasfı halk edebiyatı tarzında bir deneme teşkil etmesidir. Sabahattin Ali'nin tecrübeli muvaffak neticeler vermiş. Ve bize, şiirleri doğrudan doğruya bir halk şairi elinden çıkmamış olduklarını hissetirmekle beraber, o tanıdığımız ve sevdiğimiz samimi edayı tattırabiliyor. Komplike imajlardan kaçınılmış olması, bu şiirlere büyük bir sadelik vermiş." Ancak, Sabahattin Ali, bu kitabından sonra şiirle ilgilenmemiş, sadece öykü ve roman yazmıştır. 'Leylim Ley', 'Aldırma Gönül' gibi halk dilinden yararlanarak yazdığı şiirler herkes tarafından bilinir. Sabahattin Ali, Varlık'ta Esirler adlı üç perdelik bir oyun da yazmış (1936), ancak bu türü de bir daha denememiştir.