Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

8/10
·70 syf.··
Beğendi
·
2021 31. kitabı
·
27 saatte okudu
·
Okunma: 24 Mayıs 2021 20:42
Tiyatro okumanın en güzel yanı gözümuzde canladirip izliyormuşcasına his uyandırması. Sabahattin Ali'nin kalemiyle de bulusunca insani mest ediyor. Çin ve Türkler arasındakı olaylara, eşitliği, vatan sevdasına ve aşka konu olan kısa ama çok güzel bir kitap.
Edebiyat
EsirlerSabahattin Ali · Kapra Yayıncılık · 2020942 okunma
Esirler
10/10
·70 syf.··
2024 5. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 04 Şubat 2024 22:43
Kürşat ve efsanesini bir tiyatro eseri olarak karşımıza getiren Sabahattin Ali'nin bu eseri, hem akıcılığı hem de farklı bakış açıları sunmasıyla okunması gereken kitaplar arasındadır. Efsanesinin aşk yönü bizi farklı hayallere sevk eder ve bunda çok başarılıdır.
Edebiyat-Tiyatro
EsirlerSabahattin Ali · Kapra Yayıncılık · 2020942 okunma
Puan vermedi·70 syf.··
2024 26. kitabı
Kitap Çin baskısında kalmış. Ve ilk Türk ayaklanması anlatıyor. Kürşat ayaklanmasını sadece bir bilgiden çıkarıp olaya farklı bir bakış açısıyla sunuyor. Bence her Türk'ün okuması gerekiyor.(Etnik ayrım yapmıyorum . Ana konu Türkler olduğu için belirtim.)
1000k
EsirlerSabahattin Ali · Kapra Yayıncılık · 2020942 okunma
6/10
·68 syf.··
2022 21. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 16 Ağustos 2022 09:00
Eseri daha önce duymamıştım. 1000k'daki okurlar sayesinde öğrenip Kürşad ile ilgili olduğunu öğrenince merak ettim. Çünkü Kürşad ismini bize kazandıran kişi Nihal Atsızdır. Bu yüzden, herhalde
EsirlerSabahattin Ali · Karbon Kitaplar · 2019942 okunma
10/10
·56 syf.··
Beğendi
·
2024 199. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 02 Ağustos 2024 00:00
EsirlerEsirler, Türk yazar, şair, gazeteci ve öğretmen olan Sabahattin AliSabahattin Ali tarafından yazılan ilk ve tek tiyatro oyunudur. İlk defa 1936 yılında Varlık Dergisi’nde yayınlanmıştır. Türklerin ilk ayaklanması olarak tarihe geçen Kürşat Ayaklanmasını (MS-639) konu alan piyes türünde yazılmış eser, Türk edebiyatının üstatlarından Sabahattin Ali tarafından kaleme alınmıştır. Çin’de yaşayan Türk esirlerin ayaklanmasını konu alan Esirler kahramanlık, isyan ve aşk yan temalarıyla da güçlendirilmiştir. Sabahattin Ali’nin kendisini farklı bir alanda deneme çabasının bir sonucu olan Esirler, okuyucuyu felsefi ve fantastik serüvene davet ediyor. Çin’deki Türk esirlerin yaşadığı zorluk ve haksızlıklarla başlayan eser, ayaklanma sürecini ve gerekçelerini dönemin hayali tanıkları üzerinden okuyucuya aktarmıştır. Başarısızlıkla sonuçlanan ayaklanma, Türk tarihinde diğer direnişlerin ilk adımı olmuş ve bağımsızlık mücadelesi içindeki bir toplumun hiçbir tarihte zincire vurulamayacağını kanıtlamıştır.
Edebiyat
EsirlerSabahattin Ali · Dorlion Yayınları · 2022942 okunma
Puan vermedi·84 syf.··
2020 1. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 08 Ocak 2020 15:14
Bu tiyatro alanında yazılmış eseri bu kadar sevebileceğimi tahmin etmezdim. Nedendir bilmem kendimi bi yeşilçam filmi izliyomuş gibi hissettim. Tatlıydı:)
EsirlerSabahattin Ali · Kopernik Yayınları · 2019942 okunma
10/10
·80 syf.··
Beğendi
·
2020 67. kitabı
·
13 saatte okudu
·
Okunma: 14 Mayıs 2020 01:48
Shakespeare eseri tadında bir Sabahattin Ali klâsiği. Bu kitabı niçin daha az bilinir ve okunur bilmem; belki de oyun tarzında olduğu içindir. Esir edildikten sonra Çin Sarayı’nda hizmet gören Türk Kürşad; 2 milyon esir Türk’ün kurtulması için yapılan plânda, Çin İmparator’unun kızına olan aşkı ile milletinin selameti arasında hangi tercihi yapacaktır?
EsirlerSabahattin Ali · Mahzen Yayınları · 2019942 okunma
Puan vermedi·80 syf.··
2021 6. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 15 Ocak 2021 14:26
Yazarın okuduğum 3.cü kitabı Allah izin verirse bir kaç kitabını daha okumayı düşünüyorum. Tiyatro alanında yazılmış akıcı bir konusu olan ve aynı zamanda çok kısa bir kitap. Hele ki gözünüzde canlandırdınız mı olayı, bir anda kitabın bitmesinin şokunu yaşarsınız. Kitap 7. yüzyılda Türklerle Çinliler arasında geçen bir olayı anlatıyor. Olay Kürşad başkanlığında Çin sarayına yapılan bir baskını ele alıyor. Baskında bir Türk prens ile Çinli prenses kaçırılacak. Baskının sebebi ise çin zülmünde olan 2 milyon esir Türktür. Bu arada Kürşad Çin imparatorunun kızına fena halde aşıktır. Bir aşk ve bir millet sevdası teması işleniyor. Bakalım sonuç ne olacak. Nasılı ve niçini bu kitapta yazıyor. Fazla ipucunu vermeden sonlandıralım yazıyı. Saygılar, keyifli okumalar.
EsirlerSabahattin Ali · Ezr Yayıncılık · 2019942 okunma
Esirler / Sabahattin Ali
7/10
·68 syf.··
2025 10. kitabı
EsirlerEsirler Sabahattin AliSabahattin Ali Her ne kadar tiyatro okuma degil de izleme taraftarı olsam da Sabahattin Ali'nin kalemiyle bulusunca insani mest ediyor. Çin ve Türkler arasındaki olayları, eşitliği, vatan sevdasını ve aşkı konu olan kısa ve akıcı bir kitap.
Tiyatro
EsirlerSabahattin Ali · Karbon Kitaplar · 2019942 okunma
Puan vermedi·68 syf.··
Beğendi
·
2023 45. kitabı
Çin'in esir aldığı 2 milyon Türk'ü kurtarmak için Çin Sarayı'nda büyüyen Kürşat'ın isyanını ve Çin İmparatoru'nun kızı olan Hiyunghu'ya olan aşkını anlatan heyecan dolu bir kitap. Yatırım tavsiyesidir.
Edebiyat
EsirlerSabahattin Ali · Karbon Kitaplar · 2019942 okunma

Yazar Hakkında

Sabahattin AliYazar · 103 kitap
Sabahattin Ali, 25 Şubat 1907'de Edirne Vilayeti'nin Gümülcine Sancağı'na bağlı Eğridere kazasında doğmuştur. Babası piyade yüzbaşısı (Cihangirli) Selahattin Ali Bey'in görev yerlerinin sık sık değişmesi dolayısiyla, ilköğrenimini İstanbul, Çanakkale ve Edremit'in çeşitli okullarında tamamlamıştır. Edremit'e göçtüklerinde bölge Yunan işgalinde olduğu için emekli olan babası aylığını alamamış ve aile çok zor günler geçirmiştir. İlkokulu bitirdikten sonra parasız yatılı olarak Balıkesir Öğretmen Okulu'na giren Sabahattin Ali, beş yıl burada okumuş, daha sonra İstanbul Öğretmen Okulu'nda mezun olmuştur (1926). Bir yıl kadar Yozgat'ta ilkokul öğretmenliği yapmış, Millî Eğitim Bakanlığı'nın açtığı sınavı kazanarak Almanya'ya giderek iki yıl orada okumuştur (1928 - 1930). Yurda döndükten sonra Sabahattin Ali, Orhaneli’nde ilkokul öğretmenliğine atandı. Aydın ve sonra Konya ortaokullarında Almanca öğretmenliği yapmıştır. Konya'da bulunduğu sırada, bir arkadaş toplantısında Atatürk'ü yeren bir şiir okuduğu iddiasıyla tutuklanmış (1932), bir yıla mahkûm olarak Konya ve Sinop cezaevlerinde yatmış, Cumhuriyetin onuncu yıldönümü dolayısıyla çıkarılan af yasasıyla özgürlüğüne kavuşmuştur (1933). Cezaevinden çıktıktan sonra Ankara'ya giden Sabahattin Ali Millî Eğitim Bakanlığı'na başvurarak yeniden göreve alınmasını istemiştir. Dönemin bakanı Hikmet Bayur'un "eski düşüncelerinden vazgeçtiğini ispat etmesini" istemesi üzerine Varlık dergisinde "Benim Aşkım" adlı şiirini yayımlayarak (15 Ocak 1934) Atatürk'e bağlılığını göstermeye çalışmıştır. Aynı yıl Bakanlık Neşriyat Müdürlüğü'ne alınmış, Ankara II. Ortaokul'da öğretmenlik yapmıştır. 16 Mayıs 1935 günü Aliye Hanım ile evlenmiş, 1936'da askere alınmış, 1937 Eylülünde kızı Filiz Ali dünyaya gelmiştir. Yedek Subay olarak askerliğini Eskişehir'de tamamlamış, 10 Aralık 1938 de Musiki Muallim Mektebi'nde Türkçe öğretmeni olarak göreve başlamıştır. 1940 yılında tekrar askere alınmış, askerliğini yaptıktan sonra Ankara Devlet Konservatuarı'nda Almanca öğretmenliği yapmıştır (1941 - 1945). "İçimizdeki Şeytan" romanı milliyetçi kesimde büyük tepki toplamıştır. Nihal Atsız'ın hakkında yazdığı hakaret dolu bir yazıya karşılık dava açmış, dava sırasında çok sıkıntı çekmiştir. 1944 yılında davayı kazanmasına rağmen tepkilerden kurtulamamıştır. Olaylı duruşmalar sonunda bakanlıkça görevinden alınmış, İstanbul'a giderek gazetecilik yapmaya başlamıştır (1945). Ancak fıkra yazdığı La Turquie ve Yeni Dünya gazeteleri, Tan olayları sırasında tahrip edilince işsiz kalmış, Aziz Nesin ve Rıfat Ilgaz'la Marko Paşa, Malum Paşa, Merhum Paşa, Öküz Paşa gibi siyasal mizah dergilerini çıkarmıştır (1946 - 1947). Ancak, bu gazeteler tek parti iktidarının baskılarıyla karşılaşmış, dergilerin isimlerindeki Paşa ifadesiyle "Milli Şef" İsmet Paşa ile alay edildiği iddiası ile kapatılmış, yazılar ve yazarları hakkında kovuşturmalar açılmıştır. Sabahattin Ali dergilerde çıkan yazılarından dolayı üç ay hapis yatmış, karşılaştığı baskılardan bunalmıştır. Ali Baba dergisinde yayımladığı "Ne Zor Şeymiş" başlıklı yazıda, içinde bulunduğu durumu şöyle anlatmaktadır: "Çalmadan, çırpmadan bize ekmeğimizi verenleri aç, bizi giydirenleri donsuz bırakmadan yaşamak istemek bu kadar güç, bu kadar mihnetli, hatta bu kadar tehlikeli mi olmalı idi?" Bir başka dava nedeni ile 1948'de Paşakapısı cezaevinde üç ay yatmıştır. Çıktıktan sonra zor günler geçirmeye başlamış, işsiz kalıp, yazacak yer bulamamıştır. Yurt dışına gidebilmek için pasaport almak istemiş, alamamıştır. Yasal yollardan yurt dışına çıkma olanağı da bulamayınca Bulgaristan'a kaçmaya karar vermiş fakat para karşılığı anlaştığı Ali Ertekin adlı kaçakçı tarafından Jandarma karakolunda katledilmiş daha sonra da cesedi 2 Nisan 1948 tarihinde Bulgaristan sınırında şaibeli bir şekilde bulunmuştur. Sabahattin Ali'yi öldürdüğünü itiraf eden ve Milli Emniyet mensubu olduğu iddia edilen Ali Ertekin, dört yıla hüküm giymiş; fakat birkaç hafta sonra çıkartılan aftan yararlanarak serbest kalmıştır. Bulgaristan’ın Eğridere (Ardino) kentinde, Sabahattin Ali’nin 100. doğum yılı kutlandı. 31 Mart 2007 günü gerçekleşen toplantıya, başta Bulgaristan Yazarlar Birliği Başkanı olmak üzere Sofya ve Bulgaristan’ın çeşitli kentlerinden Türk ve Bulgar yazarlar, şairler, okurlar ve Sabahattin Ali’nin kızı Filiz Ali katıldı. Bütün eserleri 1950’li yıllardan beri Bulgaristan’daki tüm okullarda okutulduğundan, Sabahattin Ali bu ülkede çok tanınan bir yazardır. Sabahattin Ali yazı yaşamına şiirle başlamış, hece vezniyle yazdığı ve halk şiirinin açık izleri görülen bu ürünlerini Balıkesir'de çıkan ve Orhan Şaik Gökyay tarafından yönetilen Çağlayan dergisinde yayımlamıştır (1926). Servet-i Fünun, Güneş, Hayat, Meşale gibi dergilerde de yazan (1926 - 1928) Sabahattin Ali, bu arada öykü de yazmaya başlamış, ilk öyküsü "Bir Orman Hikayesi" Resimli Ay'da yayımlanmıştır (30 Eylül 1930). Toplumsal eğilimli bu öyküyü Nazım Hikmet, şu sözlerle okurlara sunmuştur: "Bu yazı bizde örneğine az tesadüf edilen cinsten bir eserdir. Köylü ruhiyatının bütün muhafazekâr ve ileri taraflarını, iptidaî sermaye terakümünü yapan sermayedarlığın inkişaf yolunda köylülüğü nasıl dağıttığını ve en nihayet, tabiatın deniz kadar muazzam bir unsuru olan ormanın muğlak, ihtiraslı hayatını, kımıldanışların zeki bir aydınlık içinde görüyoruz". Sabahattin Ali, af yasasından yararlanarak hapisten çıktıktan sonra, özellikle Varlık dergisinde yayımladığı "Kanal", "Kırlangıçlar", "Arap Hayri", "Pazarcı", "Kağnı" (1934 - 1936) gibi öyküleriyle dikkati çekmiştir. Sabahattin Ali Anadolu insanına yaklaşımıyla edebiyata yeni bir boyut kazandırmıştır. Ezilen insanların acılarını, sömürülmelerini dile getirmiş, aydınlar ve kentlilerin Anadolu insanına karşı takındıkları küçümseyici tavrı eleştirmiştir. 1937'de yayınlanan Kuyucaklı Yusuf romanı, gerçekçi Türk romanının en özgün örneklerinden biridir. Sabahattin Ali'nin halk şiirinden esinlenerek yazılmış şiirlerini içeren Dağlar ve Rüzgâr (1934) adlı kitabı yazın çevrelerinde ilgi uyandırmış, örneğin Yaşar Nabi, Hakimiyeti Milliye'de şu övücü satırları yazmıştır: "Bu kitabın mümeyyiz vasfı halk edebiyatı tarzında bir deneme teşkil etmesidir. Sabahattin Ali'nin tecrübeli muvaffak neticeler vermiş. Ve bize, şiirleri doğrudan doğruya bir halk şairi elinden çıkmamış olduklarını hissetirmekle beraber, o tanıdığımız ve sevdiğimiz samimi edayı tattırabiliyor. Komplike imajlardan kaçınılmış olması, bu şiirlere büyük bir sadelik vermiş." Ancak, Sabahattin Ali, bu kitabından sonra şiirle ilgilenmemiş, sadece öykü ve roman yazmıştır. 'Leylim Ley', 'Aldırma Gönül' gibi halk dilinden yararlanarak yazdığı şiirler herkes tarafından bilinir. Sabahattin Ali, Varlık'ta Esirler adlı üç perdelik bir oyun da yazmış (1936), ancak bu türü de bir daha denememiştir.