Ustalık Gerektiren Kafaya Takmama SanatıMark Manson

·
Okunma
·
Beğeni
·
5.564
Gösterim
Adı:
Ustalık Gerektiren Kafaya Takmama Sanatı
Alt başlık:
İyi Bir Yaşam Sürmek için Sezgilere Aykırı bir Yaklaşım
Baskı tarihi:
Temmuz 2017
Sayfa sayısı:
200
ISBN:
9786059397254
Orijinal adı:
Subtle Art of Not Giving a F*ck : A Counterintuitive Approach to Living a Good Life
Yayınevi:
Butik Yayınları
“Büyük Güç Büyük Sorumluluklar Getirir.” Doğru. Ama bu sözün daha iyi bir akış açısı var, ve gerçekten derin bir bakış açısı. Tek yapmanız gereken sözlerin yerini değiştirmek: “Büyük sorumluluklar büyük güç getirir.” “Her şeyi iyi tarafından görmek” gibi bir şey iyi gibi görünse de, gerçek şu ki hayat bazen berbattır ve yapabileceğiniz en sağlıklı şey de bunu kabul etmektir. Negatif duyguları inkâr etmek daha derin ve daha uzun ömürlü negatif duygulara ve duygusal bozukluğa neden olur. Sürekli pozitif olmak hayatın sorunları için geçerli bir çözüm değil, bir inkâr biçimidir. Doğru değerleri seçerseniz, bu sorunlar size zindelik, kuvvet ve şevk verir. Dedemin zamanına dönersek, kendini çok kötü hissettiğinde şöyle düşünürdü, “Bugün berbat bir günümdeyim. Ama n’apalım hayat böyle, ben samanları havalandırmaya devam etmeliyim.” Ama ya şimdi? Şimdi beş dakikalığına bile kendinizi çok kötü hissetseniz son derece mutlu ve harika hayatları varmış gibi sunan insanların 350 fotoğrafıyla bombardıman ediliyorsunuz, bu durumda hatanın sizde olduğunu hissetmemeniz imkânsız kuşkusuz. Değmeyecek şeyleri kafaya takmamak çok önemlidir. Dünyayı kurtaracak olan şey budur. Dünyanın bazen berbat olduğunu ama bunun da doğal olduğunu kabul ederek yaşamak gerek. Çünkü her zaman böyleydi ve her zaman da böyle olacak. Sosyal medyada her gün milyonlarca kere paylaşılan “Nasıl Mutlu Olunur” tarzı saçmalıklarda yanlış olan ve kimsenin fark etmediği şey şudur: Daha pozitif bir deneyimi arzu etmenin kendisi negatif bir deneyimdir. Ve de tam tersine, insanın negatif deneyimini kabul etmesinin kendisi pozitif bir deneyimdir. Pokerde elinde korkunç kağıtlar olan biri çok güzel eli olan birini yenebilir. Elbette eli güzel olanın kazanma ihtimali daha büyüktür, ama sonunda kazanan her oyuncunun oyun süresinde yaptığı seçimlerle belirlenir. Hayatı da aynı şekilde görüyorum. Hepimize dağıtılmış bir el var. Bazılarının eli daha iyi. Sadece kağıtlara bakarak berbat durumda olduğumuzu söylemek kolaysa da, gerçek oyun o kağıtlarla yapacağımız seçimlere, almaya karar verdiğimiz risklere ve birlikte yaşamayı seçtiğimiz sonuçlara bağlıdır. İçinde bulundukları duruma göre sürekli en iyi seçimleri yapanlar tıpkı pokerde olduğu gibi hayatta da öne çıkarlar ve illa da eline en iyi kağıtlar gelmiş olmaları gerekmez.

(Tanıtım Bülteninden)
Mark Manson, Amerikalı bir yazar. Daha doğrusu bir blog yazarı. Yazarı böyle nitelemeyi daha uygun buluyorum... Amerika'da 2 milyondan fazla takipçisi varmış ve kişisel gelişim alanında yazdıklarını bir kitapta birleştirerek paylaşmak istemiş.

Öncelikle kitap, hiçbir şeyi kafaya takmamayı öğütlemiyor. Kitabın isminden yola çıkarak böyle bir düşüncenin içerisine girerseniz yanılırsınız, onu baştan söyleyeyim. Mark Manson da birçok yerde bu açıklamayı yapıyor okuyucuya. Zaten kitabın ana öğretisinin, önemsiz şeyleri kafaya takmayıp enerjimizi önemli şeylerin üzerinde yoğunlaştırmamız tavsiyesi üzerine kurulu olduğunu düşündüğümüzde yazarın bu tavsiyesini gayet makul bulmak mümkün. Gerçekten de asıl mesele neyi kafaya takacağımızı ve neyi kafaya takmayacağımızı seçebilmemizdir.

Bütün kişisel gelişim kitaplarında olduğu gibi, bu kitapta da yazarın ana amacı insanları mutluluğa ulaştırmak. Mark Manson bu kitabıyla kafamıza taktığımız gereksiz şeyleri ve dertleri önemsiz bularak mutluluğa erişebileceğimizi söylüyor. Sanırım bu kitabı diğer kişisel gelişim kitaplarından ayıran temel özellik de son derece güncel konular üzerine tavsiyeler veriyor olması. Ben yazarın vermek istediği mesajların birçoğunun hayatımızın içerisinde yer aldığını ve birçoğunun hepimiz tarafından kafamıza taktığımız gereksiz ayrıntılar olduğunu fark ettim.

Ayrıca yazar hayatın bazı gerçeklerinin bizim tarafımızdan kabul edilmesini istiyor. Diyor ki: "Siz ne yaparsanız yapın,hayat başarısızlıklarla, kayıplarla, pişmanlıklarla doludur ve ölüm vardır." Yani, ne kadar çabalarsan çabala hayatın içerisinde başarısız olabilirsin ve tam başardım derken kafana bir saksı düşüp ölebilirsin...

Kitabın en beğendiğim kısmı ise, sürekli pozitif olmanın hayatın sorunları için geçerli bir çözüm değil, bir inkar biçimi olduğunun ifade edildiği kısımdı. Kesinlikle katılıyorum yazara bu noktada. Çünkü sembolik ifadesiyle "pollyannacılık" insanları gülümseyen bir ölüye çevirmekten başka bir işe yaramıyor. Son zamanlarda yaygın bir bakış açısı bu. Birçok kişi her şeyi iyi yanından görmenin kendisini mutlu ettiğini söylese de bu bakış açısı bana göre insan doğasına aykırıdır. Zira hayatta mutsuzluk da vardır, başarısızlık da vardır, kaybetmek de vardır. Mutsuz olduğunda veya başarısız olduğunda veya kaybettiğinde hala gülümseyerek etrafa pozitif ifadeler saçıyorsa bir insan, üzgünüm ama insan olmaktan çıkmış gülümseyen bir ruhsuz robota dönmüş demektir.

Kitapla ilgili eleştireceğim tek kısım ise, yazarın son 50 sayfada konudan saparak kendi başarı öyküsünü anlatmaya girişmesiydi. Bu kısımları oldukça gereksiz buldum. Zira benim bu kitabı okumaktaki amacım Mark Manson'un başarıyı nasıl elde ettiğini öğrenmek değildi.

Son 50 sayfasını saymazsak son derece etkileyici buldum kitabı. Pek bana hitap eden bir tür olmasa da okurken sıkılmadım ve verilen örnekleri güncel bulduğumdan keyifle okudum. Sizlere de hitap edeceğini düşünüyorum. Ayrıca kişisel olarak ben geliştim, tamamım artık gibi düşüncelerle sakın kendinizden emin olmayın. Çünkü "Emin olmak gelişmenin düşmanıdır."
Herkes öyle bir övdü ki bu kitabı, bu tarz kitapları seven biri olarak almadan, okumadan duramadım. Hatta bulabilmek ve ulaşabilmek için epey de çaba sarfettim. Ama sonuç biraz hayalkırıklığı.

Başlarda evet, güzel anlatıyor ama dilini sevmedim derken sonlarına doğru konudan kopmuş olduğunu ve sadece bilgileri kendi düşünceleriyle harmanlayıp insanlara sunmuş, bizde onun birer pr kurbanı olmuşuz hissi inanılmaz ağır bastı. Her yerde bulabileceğimiz kıssadan hisse hikâyeler ile başlayan bölümler, ben de böyle böyle yapmıştım ne kadar da mükemmelim diye biten cümlelere dönüşüyor.
Her bölümün sonunda mutlaka bir övgü hissediyorsunuz, hayır ya degildir derken bile.

Özet olarak her şeyi kafaya takmayın diyor ama bunu uzata uzata anlatıyor ki kitap olabilsin. Başlarda bir yerlerde bağımsızlık özgürlüktür derken, sonlara doğru iyi ki eşime işime bağımlıyım ve özgürüm diyor. Yani başlardaki ile sonlardaki düşünceleri aynı değil. Başlarda her şeyi takan, kariyeri için çalışan insanları kötülerken sonlarda iyi ki bir kariyerim var ve onun için uğraşıyorum demesi kitabı bıraktırma noktasına getirdi.

Ama yine de iyi okumalar okumak isteyene ️
kitabın yazarı mark manson blog yazarlığından kitap yazarlığına soyunmuş ,internet sayfalarından toplanılarak kişisel gelişim kitabı süsü verilmiş. Çoğu yer birbirinden kopuk hikayelerle bezenmiş ismine aldanmayın.kitabin özeti şu cümleler ‘’ hayat poker oyunu gibidir kimine iyi el gider kimine kötü.iyi elin olmasa bile alacağın risklerle kazanabilirsin’’ falan filan
Şahsen kitap uygulayabilme gücü olanlar için muazzam . Tokat gibi uyarılar içeriyor . Hikayelerle temellendirilmiş bilinçli bir kişisel gelişim kitabı. Cümlelerin altını çizmenizi öneririm . Ayrıca hayattan kopmuş ve amaçsız hisseden kişiler içinde realist bir kitap olmuş. Uygulama da zorluk çekenler eyleme geçmeden evvel açıp altını çizdiği cümleleri kendine yeniden hatırlatsın . Değişim için tek sefer okumak yetmeyecektir:) yineliyorum epey sevdim:)
Kafa yapınızı değiştirmek istiyor musunuz ??
Hayatınız da değişikliler yapmak istiyor musunuz ??
Önceliklerinizi değiştirmek istiyor musunuz ??
Bu sorulara cevabınız evetse işte o zaman bu kitabı okuyabilirsiniz :))
Yani tutupta “ben kitabı okudum hadi kafamı değiştireyim, artık hiç birşeyi kafaya takmayacağım” gibi bir dünya yok maalesef.
Benim son 1 ay da yapmaya çalıştığımı bu kitap 200 sayfaya sığdırmış.
Yani artık benim için instagrama attığım videoyu x kişi izlemiş, y kişi beğenmiş olması önemli değil, altına yaptığım açıklamanın kaç kişinin hayatına dokunduğu önemli
Ya da sevmediğim bir insan için yapmak zorunda olduğum işi onun için değil de Allah rızası cümlesi altında aslında kendim için yapıyorum ;)
Bakın çok ciddi söylüyorum ben kendime 22 sene eziyet etmişim :/
Boş şeyleri kafama takmışım, dert etmişim, üzmüşüm saçma salak gereksiz şeyler için kendimi tüketmişim.
Şimdi ise oohhhhh rahatım ellama :)
Unutmayın ! Bunun bu kitapla ilgisi yok tabiki, benim kafa yapımı değiştirme isteğimle ilgili ;)
Bu arada Kitabın dili yabancı yazardan çevirme olduğu için yer yer argo ve kaba, verdiği örnekler bazen hoş değil fakat siz alacağınızı alın, kitabın verdiği mesajı iyi okuyun derim :)
Yaşayacaksınız, okuyun kitabı ;)
Başlangıçta çok işime yaramayacağını düşünsem de kitabın ilerleyen bölümlerinde gerek yazarın kendi hayatından kesitler, gerek işlerinde usta ünlülerin başarı hikayeleri ders verir nitelikteydi. Özellikle son bölümdeki Ümit Burnu tasviri kendimi o sahnede hissetmeme sebep oldu.
Küçük sorunları fazla önemseyen kişilere tavsiye edilebilecek kalitede bir kitap.
Burak NANE
Burak NANE, Ustalık Gerektiren Kafaya Takmama Sanatı'ı inceledi.
@buraknane·23 Oca 00:35·Kitabı okumadı·Beğendi·9/10
Bir nesli ve onların hayata bakışını tanımlayan bu kişisel gelişim rehberinde, süperstar blog yazarı Mark Manson, daha mutlu olabilmek için sürekli “pozitif” olmaya çabalamaktan vazgeçmenin ve bunun yerine zorluklarla mücadele etmekte daha azimli olmanın yolunu gösteriyor.

Yıllardır pozitif düşünmenin mutlu ve zengin bir hayatın anahtarı olduğu söylendi. Ama o günler sona erdi. “Pozitifliği boş ver,” diyor Mark Manson. “Dürüst olalım, bazen her şey çok kötü gider ve bununla birlikte yaşamamız gerekir.” Geçtiğimiz yıllarda, sevilen ve çok izlenen Internet bloğunda, Manson, kendimiz ve dünya hakkındaki hayali beklentilerimizi düzeltmek için çalışıyor.

Şimdi de, uğrunda çaba harcanmış ve zor kazanılmış bilgeliğini bu sarsıcı kitapta paylaşıyor.
Manson esprili bir dille anlattığı savlarını akademik araştırmalarla destekliyor. “Hayatımızı düzeltmenin yolu limonlarla limonata yapmak değil, midemizi limona dayanıklı hale getirmektir,” diyor. İnsanlar kusurlu ve sınırlıdır. “Herkes olağanüstü olamaz, toplumda kazananlar ve kaybedenler vardır, olup bitenlerin topu sizin suçunuz değildir ve hayat hakkaniyetli de değildir.” Manton bizi sınırlarımızı öğrenmeye ve onları kabul etmeye davet ediyor. Bunun güçlenmenin gerçek kaynağı olduğunu söylüyor. Korkularımızı, hatalarımızı, güvensizliklerimizi kucakladıktan; ıstırap veren gerçeklerden kaçmaktan ve onları yok saymaktansa onlarla karşılaşmaya hazır olduktan sonra, umutsuzca aradığımız cesarete ve azme kavuşabiliriz.
Kitapla ilgili onlarca öneri alıp, kitabı okuduktan sonra; toplum olarak kişisel bir gelişme sağlama yolunda, yalnızca konuşmak ve istemekle yetindiğimiz için, bence diyen herkesin fikrini alıp sepete koymayı- bahsettiğim şey kesinlikle tecrübelerden faydalanmak değil aksine buna delicesine saygı duyuyorum, bahsettiğim şey daha çok; zihin dediğimiz belli boşlukları olan mefhumu kişisel gelişim kitaplarında ki "şöyle ol, böyle ol diyorlar ama o yanlış, aslında böyle ol" mottolarıyla doldurmak- ve bunu asla ve kat'a uygulamamayı düstur edindiğimizi bir kez daha gördüm. Kişisel gelişim kitaplarına yalnızca "tecrübeler ve öğretiler topluluğu" olarak baktığımdan mıdır yoksa yazarın hayatını asla ve asla örnek almaya değer bulamadığımdan mıdır bilmiyorum ama şahsen kitabın sizi kişisel olarak geliştireceğini düşünmüyorum; ha katkısı olur mu? Tabii ki; bir iki başarı hikayesi öğrenmiş birde kelime dağarcığınızı geliştirmiş olursunuz. Yani tüm bu "wawoowow, muhteşem" tepkilerine bir dur diyor ve bundan önce okumanız gereken tonlarca kitap olduğunu söylüyorum. Yine de okumak isterseniz saygı duyar iyi okumalar dilerim :)
Hayattaki seçimlerimizin sonucunda olumlu veya olumsuz olan durumlar yaşıyoruz. Olumsuz durumları bastırmaya onları kabul etmemeye o kadar alışıyoruz ki aslında kendimizi reddediyoruz. Hayat başına gelen tüm çaresiz durumları kabul edip onları iyileştirmekle sağlıklı bir hale geliyor aslında ve bu kitabın da bence ana duygusu buydu benim için. Daha çok değerli noktalara da değiniyor alın, okuyun, okutturun.
"Kendi ölümlülüğümüzle yüzleşmek önemlidir çünkü hayattaki tüm o işe yaramaz, kırılgan, yüzeysel değerlerimizi yok eder.
Çoğu insan günlerini biraz daha para ya da ün ve dikkat kazanmak, sevildiklerinden ve haklı olduklarından biraz daha emin olmak uğruna heba ederken, ölüm bizi çok daha ıstıraplı ve önemli bir soruyla karşı karşıya bırakır: Mirasımız nedir?"

Başarılı.
Benim için kendi etrafında dönüp duran, aynı mesajı farklı cümlelerle defalarca tekrar eden bir kitaptı. Çok satanlar listesine girip, çokta faydalı bir içeriğe sahip olmayan kitaplardan biri... Zaten yazar da okuyucuya bir şey katmak gibi bir derdi olmadığından kitabın başında bahsetmiş. Bir kaç kuramı alıp, evirip çevirip bir kitap yazmış Mark Manson. Hayatında ki başarısızlıkları, tamamen şans eseri "başarıya" (!) dönüştürmüş. İşsiz kaldığı, hiçbir işte tutunamadığı ve hiç parasının olmadığı bir dönemde yazmaya başladığı tavsiye bloguyla dünyaca ün kazanmış ve bir de kitap yazmış. Altını çizdiğim, beğendiğim bölümleri elbette vardı, fakat pek beğendiğimi söyleyemeyeceğim.
Kitap inceleme yazısı

Ustalık gerektiren kafaya takmama sanatı
Mark Manson/Butik yayıncılık/ 200 sayfa

Kitap her ne kadar amerikan toplumu ve kültüründeki çarpıklıkları konu edinse de, insanın zayıf noktaları her yerde benzeşiyor.
Kurulan cümleler, derin bir gözlem ve deneyimin ürünü olduğu anlaşılıyor.
Yazarın 35 yaşında bir genç olduğunu okuyunca şaşırdım doğrusu.
Yaşadığı çevre, yetiştiği ortam, arayışları ve zorlu aile yapısı ona çok şeyler öğretmiş.
Yani şoförlüğü kamyon ile hem de taşlı yolda öğrenmiş.
Felsefi tesbitler özgün, çeviri mükemmel.
Dizgi hatası da bulamadım.
Yalnız yazarın uslubu fazlaca argo kelime içeriyor.
Neden ihtiyaç hissetmiş anlamadım.
Daha genç sayılır, umarım elliyi devirdiğinde mizahi ama daha edebi bir anlatım dili tercih eder.
04.04.2018
Ali Rıza Malkoç
#armozdeyis
"Her şeyi iyi tarafından görmek" gibi bir şey söylenmekteyse de, gerçek şu ki hayat bazen berbattır ve yapabileceğiniz en sağlıklı şey de bunu kabul etmektir.
Ölüm bizi korkutur. Bizi korkuttuğu için de onu düşünmekten, hakkında konuşmaktan ve hatta bir yakınımız ölse bile, varlığını kabul etmekten kaçınırız.
Havadan Sudan şeyleri kafanıza takıyorsanız, nedeni hayatınızda kafanıza takacağınız daha önemli bir şey olmamasıdır.
Aristoteles şöyle demiştir: Bir fikri kabul etmeden onunla oyalanmak eğitimli bir zihnin işaretidir.
Ben ödülü istedim, mücadeleyi değil. Sonucu istedim, süreci değil. Sadece zafere aşıktim, mücadeleye değil.
Ve hayat böyle yürümez.
Freud'un bir zamanlar söylemiş olduğu gibi, "Bir gün geriye dönüp baktığınızda mücadele günlerinizin en güzel günleriniz olduğunu göreceksiniz."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Ustalık Gerektiren Kafaya Takmama Sanatı
Alt başlık:
İyi Bir Yaşam Sürmek için Sezgilere Aykırı bir Yaklaşım
Baskı tarihi:
Temmuz 2017
Sayfa sayısı:
200
ISBN:
9786059397254
Orijinal adı:
Subtle Art of Not Giving a F*ck : A Counterintuitive Approach to Living a Good Life
Yayınevi:
Butik Yayınları
“Büyük Güç Büyük Sorumluluklar Getirir.” Doğru. Ama bu sözün daha iyi bir akış açısı var, ve gerçekten derin bir bakış açısı. Tek yapmanız gereken sözlerin yerini değiştirmek: “Büyük sorumluluklar büyük güç getirir.” “Her şeyi iyi tarafından görmek” gibi bir şey iyi gibi görünse de, gerçek şu ki hayat bazen berbattır ve yapabileceğiniz en sağlıklı şey de bunu kabul etmektir. Negatif duyguları inkâr etmek daha derin ve daha uzun ömürlü negatif duygulara ve duygusal bozukluğa neden olur. Sürekli pozitif olmak hayatın sorunları için geçerli bir çözüm değil, bir inkâr biçimidir. Doğru değerleri seçerseniz, bu sorunlar size zindelik, kuvvet ve şevk verir. Dedemin zamanına dönersek, kendini çok kötü hissettiğinde şöyle düşünürdü, “Bugün berbat bir günümdeyim. Ama n’apalım hayat böyle, ben samanları havalandırmaya devam etmeliyim.” Ama ya şimdi? Şimdi beş dakikalığına bile kendinizi çok kötü hissetseniz son derece mutlu ve harika hayatları varmış gibi sunan insanların 350 fotoğrafıyla bombardıman ediliyorsunuz, bu durumda hatanın sizde olduğunu hissetmemeniz imkânsız kuşkusuz. Değmeyecek şeyleri kafaya takmamak çok önemlidir. Dünyayı kurtaracak olan şey budur. Dünyanın bazen berbat olduğunu ama bunun da doğal olduğunu kabul ederek yaşamak gerek. Çünkü her zaman böyleydi ve her zaman da böyle olacak. Sosyal medyada her gün milyonlarca kere paylaşılan “Nasıl Mutlu Olunur” tarzı saçmalıklarda yanlış olan ve kimsenin fark etmediği şey şudur: Daha pozitif bir deneyimi arzu etmenin kendisi negatif bir deneyimdir. Ve de tam tersine, insanın negatif deneyimini kabul etmesinin kendisi pozitif bir deneyimdir. Pokerde elinde korkunç kağıtlar olan biri çok güzel eli olan birini yenebilir. Elbette eli güzel olanın kazanma ihtimali daha büyüktür, ama sonunda kazanan her oyuncunun oyun süresinde yaptığı seçimlerle belirlenir. Hayatı da aynı şekilde görüyorum. Hepimize dağıtılmış bir el var. Bazılarının eli daha iyi. Sadece kağıtlara bakarak berbat durumda olduğumuzu söylemek kolaysa da, gerçek oyun o kağıtlarla yapacağımız seçimlere, almaya karar verdiğimiz risklere ve birlikte yaşamayı seçtiğimiz sonuçlara bağlıdır. İçinde bulundukları duruma göre sürekli en iyi seçimleri yapanlar tıpkı pokerde olduğu gibi hayatta da öne çıkarlar ve illa da eline en iyi kağıtlar gelmiş olmaları gerekmez.

(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 312 okur

  • Burak Tokal
  • John Wick
  • Kitap Odası
  • Esila
  • Özgüm Coşkun
  • Burcu dikal
  • Nuhun Salyangozu
  • hamdi çelebi
  • Yavuz Yiğit
  • Aylin

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%17.3
14-17 Yaş
%1.9
18-24 Yaş
%17.3
25-34 Yaş
%30.8
35-44 Yaş
%19.2
45-54 Yaş
%9.6
55-64 Yaş
%1.9
65+ Yaş
%1.9

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%71.6
Erkek
%27.9

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%8.8 (13)
9
%12.8 (19)
8
%20.3 (30)
7
%20.9 (31)
6
%10.8 (16)
5
%13.5 (20)
4
%5.4 (8)
3
%3.4 (5)
2
%0.7 (1)
1
%3.4 (5)

Kitabın sıralamaları