Ebu Salabe El-Haşeni anlatıyor:
Allah Rasûlü (s.a) şöyle dedi:
"Fakat siz yine de, ihtirasların insanlara hâkim olduğunu, arzulara boyun eğildiğini, herkesin kendi düşüncesini beğendiğini gördüğünüz sürece, insanlara iyiliği emredip onları kötülükten alıkoyun. Halktan önce kendinize sahip çıkın. Sizden sonra, tutuşmuş bir ateş parçasını elle tutabilecek sabrın gösterileceği günler gelecek. O günlerde bir amel yapana, bugün size aynı amel için verilen ecrin elli katı verilecektir".
Vabisa b.Mabed El-Cuheni (r.a) Peygamber (s.a)’den naklediyor:
Rasûlullah (s.a) parmaklarını birleştirip göğsümün üzerine koyarak şöyle dedi:
"Nefsinin ve kalbinin hakkını ver. İyi, kalbinin ve ruhunun huzur duyduğu, kötü ise seni rahatsız edip tereddüde sevkeden şeydir. İnsanlar sana, onun kötü olmadığını söyleseler bile"
Şurahbil b. Yezîd, Fudâle b. Ubeyd (r.a)'den şöyle nakleder:
"Allah (c.c)'ın, benden buğday tanesi kadar bir şeyi kabul edeceğini bilmem, bana dünyadan ve onun içindekilerden daha değerlidir. Çünkü Allah (c.c)
şöyle diyor:
'Allah ancak, muttakilerden (Allah'tan korkarak günah işlemekten kaçı-
nanlardan) kabul eder'.
İyâd b. Himâr (r.a), Rasûlullah (s.a)'ın şöyle dediğini naklediyor:
"Üç sınıf kimse vardır ki, bunlar cennete gireceklerdir; Mutedil, işini iyi bilen, tasadduk eden güç sahibi; bütün yakınlarına ve müslümanlara merhamet eden ve sefkât gösteren kişi ve iffetli olup, dilenmekten utanan fakir".