Ebu Hüreyre (r.a) anlatıyor:
"Altı şeyi gördüğünüzde, ölümü isteyin. Sefihler idareci olduğunda, yargı satın alındığında, kan su gibi aktığında, akraba ziyaretleri kesildiğinde, cesur savaşçılar katledildiğinde ve Kur'ân'ı şarkı gibi okuyan bir nesil türediğinde...”
Ebu Hüreyre (r.a) bir cenaze gördüğünde;
"Git, biz de geliyoruz. Şu olay ne dehşetli bir öğüt ve biz ne derin bir gafletteyiz. Biri gidiyor, diğerleri kalıyor. Hâlâ akıllanan yok!" derdi.
Sa'd b. Ebi Vakkas anlatıyor:
Rasûlullah (s.a)'a;
"Hangi insan en çok imtihana maruz kalandır?" diye sordum. Rasûlullah
(s.a) şöyle cevap verdi:
"Peygamberler! Ondan sonra sırasıyla, dinine en çok bağlı olanlar. Herkese dini derecesinde imtihan ve belâlar iner. Eğer kişi dinine sıkı sıkı sarılmışsa, imtihanı ağırdır. Yerde yürüyebildiği (varolduğu) sürece müminin yakası belâdan kurtulmaz".
Peygamber (s.a) Ebu Rezîn'e şöyle der:
"Ya Ebu Rezîn! Yalnız kaldığında Allah'ı an! O zaman Rabbini andığın bir namazdaymışsın gibi sayılırsın. İnsanlar gece namazına ve gündüz orucuna sabrettiklerinde, sen de onlara vereceğin nasihatler için sabret. Allah için sev!
Allah için kız! Biliyor musun, bir mümin, kardeşini ziyaret amacıyla evinden çık-tığında, onu yetmişbin melek izler, affedilmesi için istiğfar ederler ve şöyle derler:
'Ey Rabbimiz! O, senin yolunda arkadaşına gidiyor. Sen de yaklaş!' Gücün yeterse, hemen bir arkadaşını ziyaret et!".