berceste

berceste
@saudaadee
“aşk mıdır sinem içre gelip de câ eyleyen?” music.youtube.com/watch?v=vCtOBpe...
Dilhun
Meşgalesi sürmekte
Ervah-ı ezel
375 okur puanı
Ocak 2026 tarihinde katıldı
Düşünüyorum O Halde Varım!
“Ve ne ilginçtir ki Muhammed'in tanımladığı Tanrı, daha insan neslini yarattığı ilk anlardan itibaren hep erkek kullarına hitap etmeyi gelenek edinmiş ve kadını kendisine muhatap kılmayı kibirine yedirememiştir.” Şeriat ve Kadın “Kadınlar tarlalarınızdır, tarlalarınıza dilediğiniz gibi girin…”(2 Bakara 223) Kur'an'ı Kerim ( İlhan Arsel bu ayeti cinsel bağlamda “değerlendirmiş”) “Yukardaki ve daha nice benzeri âyetlerde Tanrı, çeşitli edatlar ya da hitap şekilleriyle hep erkeklere yönelik olarak konuşmaktadır; "Siz" ya da "Ey inananlar" şeklindeki sözcükler hep erkekler anlamınadır. Hep onları kendisine yakın bilmiş, onlara nimetler vermiştir.” Şeriat ve Kadın (Kitaptaki birçok yerde, Kur’an da ki kimi ayetlerce kadının değersizleştirildiği, sadece “obje” olarak görüldüğünden söz ediyor.) “Ayete dön, ne dedi bize? 'Kadınlar sizin tarlanızdır,’ evet. Kadın nedir? Toprak. Oraya eril olanın tohumu atması lazım.” Antikacı “Ekilebilen tohum, yani verilmiş olan bilgi” ‘Tohumcu çıktı tohumu ekmeye’ (Matta 13:3-9) İncil “Matta, Luka, Yuhanna. Üçü de aynısını anlatıyor ama üçü de farklı anlatıyor. Diyor ki, 'Biz bu tarlaya tohumu attık.’ “Tohumcu çıktı tohumu atmaya. Er kişi çıktı Allah bilgisini gönüllere vermeye.” Antikacı “Incil'deki "Tohumcu çıktı tohumu ekmeye, dediğimiz bölüme baktığında, Kur'an'daki Kadınlar sizin tarlalarınızdır; bölümünü anlattığını görürsün. İncildekí tohumcu, eken. Ama ortada bir tarla olması gerekir ekin faaliyetinin yapılması için değil mi?” Antikacı (O tarla kadın, tohum ise neslidir)
Alıntı
Reklam
BUGÜN DE DOYDUK MU ÇOK ŞÜKÜR…
Kız sınavdan çıkmıştı, elinde sınav kağıdı ile evine doğru yürüyordu. (Kız asıl sınavın ne olduğunu bilmiyordu) Çocuk 6 yaşında, bir duvarın dibinde akşam olmasını bekliyordu. (Asıl beklediği akşamın olması mı yoksa soğuktan titreyen ellerinin ısınması mıydı? Ya da kazandığı birkaç kuruş ile evde bekleyen kız kardeşinin karnını doyurabileceği bir şeyler almak mı? bunu kimse bilmiyordu. Evindeki tek tencerede pişen yemeği beğenmeyen çocuk bilmiyordu. “Akşam yemekte ne var?” diye soran adamın; “bugün temizlik yapmaktan canım çıktı” diyen karısı bilmiyordu. Emeğiyle işlediği tarlanın mahsulü, üç kuruşa satın alınan çiftçi bilmiyordu. O çiftçinin emeğini on kuruşa satan pazarcı bilmiyordu. O pazarda çocuklarının elinden tutmuş, “belki bir iki sebze atılır” diye bekleyen anne biliyordu. O anneyi görüp ona yardım etmeye çalışan adam biliyordu. O adamın usulca akan gözyaşlarını gören kızı biliyordu. Küçük kız, babasını ilk kez ağlarken görmüştü. Uzaktan izliyordu... Ama yakından acı duyuyordu. O küçük kız dünyayı değiştireceğini düşünüyordu. Bir gün büyüyecekti ve tüm insanları sevgiyle kucaklayacaktı. O küçük kız büyümüştü ama dünyayı değiştiremiyordu… dünya onu değiştiriyordu. Korkuyordu… kendi dünyasında kaybolmaktan korkuyordu. Farklı dünyaları tanıyamamaktan, o dünyalara çiçekler ekememekten korkuyordu. O küçük kızın çiçeği solmuştu… başka çiçekler solmasın diye su olmuştu…) …. Çocuk sordu; -“Abla saat kaç?” (Saati mi soruyorsun yoksa zamanı mı? Zaman akıp giderken ne yapıyorsun burada Çocuk? Bak kuşlar uçuyor, sen hiç uçurtma uçurdun mu? Avuçlarımda kal! Uçup uzak diyarlara gitme çocuk!) Kız sordu; -“Ne yapıyorsun burada?” Çocuk cevapladı;
1000Kitap
Duydun mu, oğlum? Hadi, eve dönelim
Babası oğluna peşinden gelmesini söyler ve birlikte evden çıkarlar. Babası yaşlı eşeklerinin sırtında, oğlu yanında yürüyerek yola düşerler. Köy ahalisi onları nefretle birbirine gösterir: 'Ne kötü bir baba, oğlunu yanında yürütüyor!' '''Duydun mu, oğlum? Haydi, eve dönelim.' "Ertesi gün baba oğlunu eşeğe bindirip kendi de yanı başından yürümeye koyulur. Köy ahalisi bu sefer de şöyle söylenir: 'Ne hayırsız evlat, yaşlı babasını yürütüp de kendi eşek sırtında geziyor!' '''Duydun mu, oğlum? Haydi, eve dönelim' "Ertesi gün her ikisi birden eşeğin sırtına binerler. Köylüler bu sefer de şöyle der: 'İkisinde de hiç vicdan yok, zavallı hayvancığın üzerine çökmüşler!' "'Duydun mu, oğlum? Haydi, eve dönelim.' "Bir sonraki gün her ikisi de kendi eşyaları sırtlarında yaya olarak çıkarlar yola, eşek de arkalarından gelir. Köy ahalisi bu durumu da şöyle yorumlar: Dünya tersine dönmüş, adamlar yüklerini taşıyorlar, eşek de peşlerinde!' 'Duydun mu, oğlum? Haydi, eve dönelim' "Eve döndüklerinde baba oğluna şöyle der: 'Bana mutluluğun sırrını mı sormuştun? Sen ne yaparsan yap mutlaka birileri yanlış yaptığını söyleyeceklerdir. Sen ne yapmayı seviyorsan ya da neyi yapmayı doğru buluyorsan onu yap, o zaman mutlu olursun!'' Dünya'nın Ruhu
1000Kitap
Özgür olabiliriz! Uçmayı öğrenebiliriz!”
Sayfa 25·Kitabı okudu
Alıntı
“BEYHUDEDİR KÖHNE DÜNYAYI TAMİRE ÇALIŞMAK. YA DEVRİM, YA KRAVAT.”
10/10
·153 syf.··
2026 10. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 26 Şubat 2026 00:56
“Medeni olacağız diye merhameti, şefkati, feragati kısası ahlâkı terkettik. Terkettik mi?” Diye sormuş Mustafa Kutlu …cevap alamayınca kendi cevaplamış; “Ne münasebet! "Elhamdülillah müslümanım" diyenler durdukça korkmayın, bizim insanımız bu çapta yoldan çıkmaz.” Neden cevap alamamış? Neden insanlar kulağını tıkamış? Neden gerçekleri kimse okumamış? “Nedir bu sessizliğin sebebi?” Mustafa Kutlu farklı gazetelere yazmışta yazmış. Hayvanları yazmış, çocukları yazmış, kapitalizmi, teknolojiyi, üretim sektörünü, apartmanları, şehir hayatını, çöpe atılanları, açları, tokları, uyuyanları, uyananları… site kapısına zincirli köpekleri, kaybolan öküzleri bile yazmış. Sonra bunları bir kitap haline getirmiş ismi de Kendini Aş Haddini Aşma olmuş. Nedir bu had meselesi? Ne demek istiyor? Kendini aşan haddini bilir. Haddini aşanlar, fikrini de kendini de aşamıyor; ahlaksızlık diz boyu diyor. Ve kitapta da bunu anlatıyor. İnsanlar haddini aştı; yediğimize, içtiğimize zehir kattı diyor. “Mahalle çocuğundan uzak dur” diyenler, sığ zihniyetler yarattı diyor. Hayvan sevdiğini söyleyenler hayvanları yok etti, hapsetti diyor. Çocukluk kalmadı, merhamet, insanlık kalmadı; insanlar şehirlere sıkıştı diyor. “Ya devrim, ya kravat diyor.” Sonra da şöyle ekliyor; “Ne devrimi yahu, hangi devrim?” Doğru hangi devrim? Devrim kimisinin sözünde, kimisinin kaleminde , kimisinin zihninde , hatta bazısının içinde! Önce tabularımızı devirelim(ama dikkat edelim de kendimizi hepten devirmeyelim!)
1000Kitap
Kendini Aş Haddini AşmaMustafa Kutlu · Dergâh Yayınları · 2023362 okunma
Reklam