Martı Jonathan Livingston

8,5/10  (1.932 Oy) · 
6.740 okunma  · 
1.716 beğeni  · 
23.727 gösterim
Durgun denizin minik dalgacıkları üzerinde, güneşin altın gibi ışıldadığı pırıl pırıl bir sabahtı.
Sahilden bir mil uzaklıkta, denizi kucaklarcasına ilerleyen bir balıkçı teknesi, martılara kahvaltı zamanının geldiğini haber veriyordu. Binlerce martı, bir lokma yiyecek için mücadeleye girişmişti bile. İşte zor bir gün daha başlıyordu...
(Kitabın İçinden)
  • Baskı Tarihi:
    Ekim 2011
  • Sayfa Sayısı:
    96
  • ISBN:
    9789753310086
  • Orijinal Adı:
    Jonathan Livingstone Seagull, 1970
  • Çeviri:
    Kader Ay Demireğen
  • Yayınevi:
    Epsilon Yayınları
  • Kitabın Türü:
Oğuz Aktürk 
 27 Eki 2017 · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 9/10 puan

İncelememin daha detaylı ve kitapla ilgili çizimler içeren hali için blog'uma bakmanızı öneririm : https://kitapciziyorum.blogspot.com.tr/...on-richard-bach.html

Bana gülüyorsunuz çünkü ben farklıyım, ben de size gülüyorum çünkü hepiniz aynısınız. Evet bu cümle, lisedeyken ergen zamanlarımızda hayata karşı atarlanmışken kullandığımız kapaklı sözlerden sadece biriydi. Ama bakın, bu sefer çok farklı birisiyle karşı karşıyayız gerçekten de, onun adı Jonathan Livingston.

Sadece bir martı, bunu ben de biliyorum fakat aklında geçinip gitmekten, Balık Üniversitesi'nden o uçabileceğine dair mesleki yeterlilik belgesini almaktan ya da sadece yemek yemekten daha önemli şeyler olan bir martı. Uçmak. Daha hızlı uçmak. Daha yükseklere uçmak!

Kuşların ana amaçlarının uçma eylemi olduğunu ben de biliyorum. Fakat biz insanların da ana amacı yaşamak iken kaçımız yaşayabiliyor ki sanki? Kaçımız bir gün bile olsa kendi çizgisinin dışına taşıp yaşamın tadına vararak yaşatabiliyor kendini?

Nasıl ki Jonathan gibi bazı martıların tek amacı yemek yemek değil iken, zamanında inşa edilmiş piramitlerin de tek amacı tabii ki de sadece firavunlara mezar olmak değildi. Piramitlerin Jonathan'ı olan Keops da Kefren ve Mikerinos'la konuşurken kendilerinin içinde olan gizli ve mistik güçlerin farkındaydılar en başından beri. Sadece diğer piramitlere belli etmezlerdi bunu. Aynı, biz insanların martılara ve dolayısıyla hayata bakış açımızın dümdüz ve detaysız olması gibi, bazı martıların da hayata bakış açıları dümdüz ve oldukça detaysızdı. Nasıl Cesur Yeni Dünya'nın Ford Sistemi'nde doğan bebeklerin neredeyse hepsi aynı doğuyorsa, martıların dünyasında da neredeyse bütün martılar klon gibiydi.

Fakat bir ütopyaydı zaten Martı Jonathan Livingston. Aslında bütün martıların olmak isteyip de olamadığı, geçici hayat meşgalelerinden bir türlü o ütopyayı gerçekleştirmeye zaman bulamadığı, ana amacın sadece uçabilmek olduğu alabildiğine özgür bir ütopyaydı.

Aslında hepimizin martıbüslerdeki tutamaçlara tutunurken ve insanlar arasında sıkışıp sessiz kalırken, asansörlerde tanımadığımız insanlara sırtımızı dönerken ve bekleme salonlarında yanımızdaki insanların dertlerini kendi derdimizmiş gibi düşünürken delicesine bağırarak halay çekmeyi, çıldırmayı, içimizden ağzımıza gelen her şeyi gerçekten de tam olarak söylemeyi, en önemlisi de içimizden gelen ve ertelediğimiz bütün eylemlerin, bütün kendiliklerimizin dışarı dökülmesini arzulamaktı bir nevi Martı Jonathan Livingston.

Benimle uçmak ister misin bu gece
Yükseklerde olmaktan korkar mısın
Topraktan ayrılalım bir süre için
Dünya bir yere kaçmaz
Biz yüzerken göklerde
Gel benimle ol unut bütün dertlerini
Rüzgar bizi bekler daha fazla vakit kaybetmeyelim, derken belki de haklıydı Yavuz Çetin.

Hepimiz uçmak istiyorduk çünkü bu gece ve her gece, Hezarfen Ahmet Çelebi'den Elon Musk'a kadar herkes uçmayı istiyordu daha doğdukları günden beri. Cemal Süreya boşuna dememişti Kısa adlı şiirinde "Hayat kısa, kuşlar uçuyor." diye. Dünyanın bir yere kaçmayacağını onlar da martı Jonathan gibi çok iyi biliyorlardı ki onlar da en güzel martılara binip bizi burada, bu ilginç dünyada bırakıp gitmişlerdi.

Ve o iyi insanlar o güzel martılara binip gitmişlerdi çoktan ve biz de kendi başımıza demirin tuncuna ve martının cahiline kalmıştık.

Ama sonra, her şeyin içine ettiğimiz gibi böyle masumca bir duygunun da içine ettik. Önümüze gelen ne varsa putlaştırdık, kendi hedeflerimizi, değerlerimizi ve hayata geliş amaçlarımızı unuttuk. Kendimiz de yetmiyormuşuz gibi bu kendi ürettiğimiz putlara ve garip ritüellere başka insanları da alet ettik. Asıl amaç daha en başında adam gibi yaşamak iken birden para, siyasi iktidar, dini otorite, liderlik gibi amacımızın dışında putlar keşfettik. Bunlara harika şekiller verdik ve onlara bir güzel tapmaya başladık, ta ki kendimizi unutana ve kaybedene kadar.

Neyse ki azınlıkta da olsa, hala martı Jonathan'lar vardı aramızda. Bizi bizden daha iyi tanıyan, bizi herhangi bir çıkar uğruna değil de sadece biz için, sadece uçmak için tanımak isteyen o bazıları.

Zaten o bazıları da olmasa ne bu kitap yazılırdı, ne de blogumdaki çizimler için ilhamım gelirdi ya, neyse. Hep o kitabı okurken karşı çatıya gelen yavru martıların yüzünden.

Eğer buraya kadar okuduysan bil ki seviliyorsun, keyifli okumalar dilerim.

MÜNZEVΠ
 08 Oca 15:24 · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 10/10 puan

Martı Jonathan Livingston içimizde nadir bulunan canlılardan biridir.

Hepimizin farklı hayalleri var değil mi? O hayaller peşinde ne kadar koşuyoruz? Ya da hayallerimiz bizi hüsrana uğratacağı için hiç hayal kurmuyoruz değil mi? Evet,çok yanlış yapıyoruz. Topluma ayak uydurmak zorunda mıyız? Ebeveynlerimize göre evet. Peki ya bizim için?

Toplum,hem bizim kanatlarımızı kırıyor hem de uçmamızı istiyor. Uçamadığımız için de bizleri küçük görüyor. Ama biz onların öğrettiği taktikle uçmak istemiyoruz kendi taktiklerimizle uçmak istiyoruz. Dedim ya Livingston aramızda nadir bulunan bir canlı;çünkü o, bir otodidakt...

Kitabı okurken aklıma direkt Oğuz Atay geldi,ben geldim. Ve farklı hayalleri olan insanlar geldi. Her gün kapitalist sistem altında çalışarak karnımızı doyuruyoruz. Bizim bir ruhumuz da vardı değil mi? Onu yıl da bir tozu alınan kalın bir kitabın arasında gizledik;ya nefessiz kalarak öldü ya da açlıktan öldü. Sahi biz yaşıyor muyuz? Biz toprağın üstünde yaşayan ölüleriz. Gıda tüketmek,mütemadiyen çalışmak yaşamak mı?

Bir başkasının önerdiğini yaptığımız sürece;kendi cehennemimizi,kendi elimizle yaratacağız. Cennette mi yaşamak istiyorsunuz?Yaşadığınız yeri cennet mi yapmak istiyorsunuz? O halde kendinizi bulun.

Malcolm X'in bir sözü var: "Tüm uyuyanları uyandırmak için tek bir uyanık yeter." Evet,bu uyanık,Martı Livingston. Uyuyan ruhlarımızı uyandırmaya geldi.

Ders:Kendimizi nasıl bulabiliriz?
Derse giren öğretmen:Martı Jonathan Livingston

İyi dersler...

ANIL AKCAN 
 31 Oca 2017 · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 9/10 puan

Bir gün ölseydim ve fani olduğum zamanlarda en büyük kitap pişmanlığın nedir diye sorsalardı ve geçmiş yaşamda neler kaçırdığımı bilinçli bir şekilde görebilseydim, Martı Jonathan Livongston' u okumamış olmak derdim. Daha bir çok kitap vardır bilgi havuzunda ama benim özellikle dikkatimi çeken ve etkileyen nokta; "hangi sistem olursa olsun, kendisini güncelleyemedikten sonra hurafelerin, bağnazlığın gölgesinde yok olmaya mahkumdur" düşüncesinin, adeta bir yasa niteliği olarak zihnime zuhur etmesindedir. Aslında öyle ki, sistem kendisini güncellese bile toplumun evrilmesi doğrultusunda, teknolojinin hayatı kolaylaştırmasına paralel olarak sistemin yeniden yeniden ve yeniden yapılandırılması gerekli oluşu o sistemi çökertecektir. Bin kitap' ta öyle. Çok sevmeme, hayatımın önemli bir parçası olmasına rağmen, bir gün tıpkı babaannelerimizin veya dedelerimizin eski alışkanlıklarına bağlı oluşlarının ölümleriyle yok olmaya başlaması gibi ve gelecek nesilin yeni ihtiyaçları arasında doğan doğal çatışmanın sonucu olması gibi bu sistem de yok olmaya mahkumdur.
Bu durum canımızı yaksa bile.

Çünkü evren, duyguların var olmadığı en acımasız, en mantıklı sistemler bütünüdür ve yok olacaktır. Yeni oluşan bir şey varsa bile artık eskisi olmayacaktır!

Doruk Toprak 
 03 Kas 2017 · 10/10 puan

Ben sınırları olmayan, mükemmel bir martıyım...
Evet martının hikayesi böyle başlıyor..Bir anda
kitabın büyüsüne kapılıyorsunuz.
Bütün sıradanlığı kırıyor ve sadece hedefine yöneliyor.Çevresinde kim ne demiş onu ilgilendirmiyor..
Yazar martı dan yola çıkarak biz insanlara çok güzel hem ders veriyor hem de bir nevi kişisel gelişim tadında..
Özellikle önyargıları olan, çevresindekilerin baskısı altında kalarak zorla bişeyler yapmak zorunda kalan bu kitabı hemen okusun isterim...Dikkatimi çeken bir de şu ; günümüzde çok rastladığımız sevdiğimiz insanları tanrılaştırarak sevmek (bağlanmak) çok güzel işlenmiş...
İçi resimli bu da neymiş diye okumazlık yapmayın çok kısa ancak hikayesi güzel ve etkileyen bir kitap..Şimdiden iyi okumalar..

Uğur Ukut 
08 Ağu 2017 · Kitabı okudu · 3 günde · Puan vermedi

Yaratilisiniza aykırı davranın cennete gidin der gibi bir kitap. Elbette başarmak için sınırlar zorlanmali, yılmadan çalışıp cabalamali, dışlanmayı, yargilanmayi hatta hapse girmeyi ve olmeyi de goze almalıyız. Bu akıl çerçevesinden çıkmamalı. Örneğin insan su altında kaç dakika kalabilir ve ne kadar bir basınca dayanabilir? 10, 20 bilemediniz 30 dakika. Ama dalgıç kıyafeti ile bir kaç saat denizaltı ile bir yıldan fazla. O halde biz teknolojimizi mi geliştirmeli, yoksa cigerlerimizi solungac haline mi getirmeliyiz? Kitap iyi niyetle insanlara gayret vermeye çalışıyor ki mesajı çok net. Ama kurgusal bir hata var sanki. Söyleyiş tarzı sorunlu. Abartiya gerek yok. Bu da benim tarzım.

Sevilay Küçük 
 28 Tem 2017 · 8/10 puan

Kitap incecik olmasına rağmen anlattığı konu kapsamlı ve ders verici nitelikte. Kişisel gelişim kitabının farklı bir versiyonu bence.Herkesten farklı olduğumuz zaman ve onlardan farklı şeyler düşündüğümüz ve sergilediğimiz zaman gözlerine adeta bir iğne gibi batar. Hemen beliriveririz. Herkes aynı düşüncede olsun, her zaman aynı eylemi gerçekleştirsinler. Karınlarını doyursunlar, gezsinler yaşamlarını böyle rutin şeyleri yaparak geçirsinler.Shakespeare'ın bir sözü vardır çok severim. "İnsan insan mıdır, yalnızca yiyip içmek ve uyumakla geçiriyorsa hayatı?". Tabi kitapta Martıların üzerinden aslında insanları eleştiriyor. Hep aynı noktada sayıyoruz, ilerlemek ve gelişmek için hiçbir çaba sarf etmiyoruz.

Aslında hepimizin içinde bir Jonathan var, yeter ki tüm yüreğimizle başarıyı isteyelim.İnsanoğlunun yapamayacağı bir şey yok. Bilmediğimiz, farkında olmadığımız ne kadar çok yeteneğimiz vardır kim bilir. Onu düşüncelerimizle, bizi tutsak eden şeyleri kırarak perdeyi önümüzden kaldırabiliriz.
Kitaba dair yazılacak pek bir şey bulamıyorum.
Okuyun bence kendinizi keşfedin, özgür olun!

Martı Jonathan Livingston: Özgürlük
Keyifli Okumalar dilerim.

haydar ali 
 14 Kas 2017 · Kitabı okudu · 9/10 puan

Öncelikle merhaba,umarım incelememi beğenirsiniz.Bu kitap farklı olanın hikayesini,özgür olanın hikayesini,genç martı Jonathan livingston'ın hikayesini anlatıyor.Jonathan çevresindekiler gibi sadece karnını doyurma derdinde olmayan;onların aksine hız denemeleri yapan,akrobatik hareketler deneyen kendisini geliştirmeye adamış genç ve özgür ruhlu bir martıdır.Tahmin edersiniz ki bu dururum kimseye zarar vermediği halde yadsınıyordu çevresindekiler tarafından.Ona sen sadece basit bir martısın,neden böyle yapıyorsun diyorlardı.Hatta sırf bu yüzden Jonathan'ı çok uzaklara, sürgüne gönderirler.Aslında bu Jonathan'a verilecek en büyük hediyedir.Jonathan kendini çok geliştirir.Zihnini hiç olmadığı kadar özgürleştirir sürgünde.Çünkü biliyordurki tüm engeller sadece zihninde...Sürgündeyken kendi gibi düşünen martılarla tanışır.Yasak olduğu halde tanıştığı arkadaşlarıyla beraber sürüsüne geri döner.O geri döndükten sonra hiçbirşey eskisi gibi olmaz.Çünkü kendi gibi düşünenlere ilham kaynağı olmuştur.Hatta bu durum binlerce yıllık baskıcı martı yasasının bile değişmesine neden olur.Bu özgür ruhlu basit martı köklü bir değişimin öncüsü olmuştur...Sanırım kitabın anafikrini basitçe anlatmak istersek şöyle olur: Hiçkimsenin senin için yollar çizmesine izin verme...Kendi yolunu özgürce, hayallerine doğru çiz...

Esma Tezgi 
23 Kas 2015 · Kitabı okudu · 2 günde · 10/10 puan

Kitap çok güzel, gerçekten çok güzel. Dolu mu dolu bir kitap, her sayfası her cümlesi birbirinden güzel içeriğe ve anlama sahip. Kitap martıları ve yaşamlarını konu alıyor gibi görünse de martıların temsiliyle insanlar anlatılıyor aslında.

Martı bir kişisel gelişim ve felsefe kitabı olarak da kabul edilebilir çünkü içerisinde özgürlük, sürü psikolojisi, hırslar ve özümüzü kaybedişimiz öyle güzel yer alıyor ve anlatılıyor ki roman deyip geçmek kesinlikle haksızlık olur.

Belki de özgürlüğü anlatan en güzel hikayelerden biri bu, özgürlüğün yitirilişi, önemi, kendimizi küçük şeyler uğruna kısıtlayarak asıl önemli olan şeyleri nasıl kaçırdığımız anlatılıyor. Zincirlerin zihnimizde olduğunu, özgürlüğümüzü engelleyen şeyin inançlarımız olduğu anlatılıyor. Kısacası Martı sizi, hayatınıza farklı bir bakış açısıyla bakabileceğiniz mükemmel bir yolculuğa çıkarıyor.
Daha fazlası için; http://yorumatolyesi.blogspot.com/...on-richard-bach.html

Yusuf Ağca 
29 Eyl 2015 · Kitabı okudu · 2 günde · 8/10 puan

Martılar üzerinden insan doğasını anlatan bir kitap .Alışılmışların dışına çıkmamızı,kendimizi keşfetmemizi,toplumun sınırlandırılmalarını bir hiçe sayıp zincirlerimizi kırmamızı,toplumdan dışlansak bile hayallerimizin özgürlüğümüzün peşinden gitmeyi bırakmamamızı, gün gelecek o dışlandığın toplumu değiştirebileceğini anlatan güzel bir eser.Kesinlikle tavsiye edeceğim bir kitap.

Ismail Salma 
01 Eki 2016 · Kitabı okudu · 8/10 puan

Hep merak edip bir türlü okuyamadığım bir kitaptı. Kısacık bir kitap olsa da çok anlamlı ve güzel bir eser. Jonathan livingston azim ile başarı hikayesi insanlara kısa mesajlar veriyor. Gayet okunması gereken bir kitap.

Kitaptan 366 Alıntı

Ayşegül Aydın 
27 Mar 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Gözünle gördüklerine sakın inanma. Görünenlerin hepsi sınırlıdır. Anlayarak bakmaya, gördüklerinin özeline geçmeye çalış.

Martı Jonathan Livingston, Richard BachMartı Jonathan Livingston, Richard Bach
Güler Ayata 
22 Haz 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Artık yaşamak için bir nedenimiz olmalı; öğrenmek keşfetmek, özgür olmak gibi.

Martı Jonathan Livingston, Richard Bach (Sayfa 33)Martı Jonathan Livingston, Richard Bach (Sayfa 33)
Derya Yalınkılıç 
22 Eyl 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Eğer dostluğumuz zaman ve uzaklıkla sınırlıysa, o yok demektir. Zaman ve uzaklıkla sınırlı olmayanı yaşıyoruz biz. Uzaklığı yenince hep aynı yerdeyiz, zamanı yenince hep aynı anın içindeyiz. Böylece her an için birlikte olacağımızı düşünmedin mi?

Martı Jonathan Livingston, Richard BachMartı Jonathan Livingston, Richard Bach

''Cennet bir yer, bir mekan değildir, bir zaman dilimi değildir. Cennet öğrenmektir, mükemmelliktir.''

Martı Jonathan Livingston, Richard BachMartı Jonathan Livingston, Richard Bach
Ayfer Kadife (AYIŞIĞI) 
01 Şub 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Bizi sınırlayan her şeyi bir tarafa atmalıyız.

Martı Jonathan Livingston, Richard Bach (Sayfa 90 - Eplison Yayıncılık)Martı Jonathan Livingston, Richard Bach (Sayfa 90 - Eplison Yayıncılık)
Şeyda 
05 Nis 2017 · Kitabı okudu · İnceledi · 9/10 puan

"Yaşam için daha iyi bir amaç , bir anlam aramak sorumlulukların en güzeli değil midir?
Öğrenmek araştırmak,özgür olmak
Yaşamın amacı olmalıdır!.."

Martı Jonathan Livingston, Richard Bach (Sayfa 7 - ayyıldız yayınları)Martı Jonathan Livingston, Richard Bach (Sayfa 7 - ayyıldız yayınları)
Güler Ayata 
22 Haz 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Çünkü rakamlar sınırları belirler; iyinin, mükemmelin sınırları yoktur.

Martı Jonathan Livingston, Richard Bach (Sayfa 60)Martı Jonathan Livingston, Richard Bach (Sayfa 60)
Güler Ayata 
22 Haz 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

''Eğer ne yaptığını iyi biliyorsan her zaman başarırsın.''

Martı Jonathan Livingston, Richard Bach (Sayfa 61)Martı Jonathan Livingston, Richard Bach (Sayfa 61)
Derya Yalınkılıç 
22 Eyl 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

“Uçmak, bir martının en doğal hakkıdır. Özgürlük ise, var oluşun bir parçasıdır. Boş inançlar olsun, gelenekler olsun, özgürlüğü kısıtlayan ne varsa, kaldırıp atmak gerek.”

Martı Jonathan Livingston, Richard BachMartı Jonathan Livingston, Richard Bach
37 /

Kitapla ilgili 2 Haber

Dünya Çapında En Çok Okunan Kitaplar
Dünya Çapında En Çok Okunan Kitaplar Dünyada bugüne kadar birçok kitap yayımlandı. Bunlardan birçoğu filme uyarlandı, tiyatro oyunu olarak sahnelendi ya da çeşitli ürünlere çevrilerek edebiyatseverlere sunuldu. Bizde en çok tercih edilen 20 kitaptan oluşan bir liste hazırladık…
Kitap okumayı sevdirecek 9 kısa kitap önerisi
Kitap okumayı sevdirecek 9 kısa kitap önerisi Kitap okumaya yeni veya yeniden başlayanlar veya kararsız okurlar için çoğu Nobel ödüllü yazarlardan, akıcı, edebiyatın gücünü ortaya koyan ve az sayfalı kült kitaplar...