·
Okunma
·
Beğeni
·
167,8bin
Gösterim
Adı:
Sol Ayağım
Baskı tarihi:
Ağustos 2017
Sayfa sayısı:
192
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055913229
Kitabın türü:
Orijinal adı:
My Left Foot
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Nemesis Kitap
Christy Brown, beyin felcinin bir kurbanı olarak dünyaya geldi. Buna rağmen, yardıma muhtaç bu küçük bebek, İrlanda edebiyatının devleri arasında yerini alacak bir yazarın muhteşem hayal gücünü ve duyarlı zekâsını barındırmaktaydı. Bu, Christy Brown'ın kendi hikâyesidir. Yazarın, sol ayak parmaklarıyla yazmayı, resim yapmayı ve daktilo kullanmayı öğrenmek için çocukluğunda gösterdiği mücadeleyi anlatmaktadır. Bu tarzda yazdığı diğer bir kitabı "Down All The Days" en çok satan kitaplar arasına girmiştir. Sol Ayağım; Christy Brown'ı Daniel Day-Lewis'in canlandırdığı, çok başarılı bir filme konu edinilmiştir.

"Sürükleyici, eğlenceli ve ilham verici"
- Irish Times-
"Erdemli ve hiçbir şekilde yozlaştırılmamış bir cesaret öyküsü"
- Sunday Times-
"Modern zamanın edebi başyapıtlarından biri"
- Irish Times-
192 syf.
·Puan vermedi
İngilizce adıyla My Left Foot olan eser dünyada satış rekorları kırmıştır. Yazar kendi hayatını anlattığından bir nevi otobiyografi de diyebiliriz. Ayrıca motive edici birçok hikaye barındırdığından kişisel gelişim işlevi de görür.

1954 senesinde kaleme alınan eseri yazar beyin felci olduğundan sadece sol ayağını kullanarak yazmıştır. Kitabin ismi de buradan gelmektedir. Gayet akıcı giden bir kitap tasvirleri özellikle harika. Kendi hayatı gelişimi ve bakış açısını bizlere direk aktarmış.

Keyifli okumalar diler, böyle güzel bir mecrayı bizlere sunduğu için 1K ekibine teşekkür ederim.
189 syf.
·5 günde·Puan vermedi
Fiziksel veya zihinsel engelli bir insanın herhangi bir başarı hikayesi ile karşılaştığımda kendime şu öğüdü veririm; 'Bu başarının normal olduğunu kabul et ama onu normalleştirme...'

İlk bakışta kendi içinde çelişkili gibi duran bu ifadeyi biraz daha açmakta fayda var. En kalabalık kişisel gelişim seminerlerinden tutun da mahalle kahvesindeki ya da yemek masasındaki en sıradan sohbetlere kadar herkesin bildiği, inandığı, doğru kabul ettiği klişe tespitler vardır; insan çalışırsa başarır, insan isterse, onu hiçbir engel durduramaz, her şey seninle başlar, başarmanın yolu kendi içindedir, just do it!...

Bu sloganvari motivasyon cümlelerinin gerçek hayatta bir karşılığının olup olmadığını kontrol etmek için sıfırdan bir laboratuvar kurmaya, deneyler yapmaya gerek olmadığını biliyoruz. Engelli olsun ya da olmasın, tarih boyunca sayısız insanın yazdığı başarı hikayeleri var karşımızda... Evet, insan kendisiyle barışıksa, ne yapmak istediğini biliyorsa, hedefleri varsa, Tanrı'nın ya da insanların ona verdiği imkanlar ölçüsünde 'başarı'ya ulaşabilir. Tabii başarı dediğimiz şey özneldir. Bir bebeğin halının üzerinde attığı ilk adım da, bir astronotun Ay'da attığı ilk adım da bir başarı hikayesidir... Çünkü başarı, kendinize koyduğunuz hedefe ulaşma eylemidir. İşte buradan hareketle, engelli olsun ya da olmasın her insanın başarı hikayesini normal karşılamak gerekir.

Şimdi Christy Brown üzerinden engelli bir insanın başarısını neden normalleştirmememiz gerektiğini ele alalım. Doğuştan beyin felci olan ve sol ayağı dışında vücudunun hiçbir uzvunu yönetemeyen, ayrıca konuşma zorluğu çeken, yani bedenini yönetemediği gibi kendini de ifade edemeyen bir insan var karşımızda. Başarı kriterinden gittiğimiz için şu soruyu C. Brown için de sormamız gerekiyor; Hayata bu parkurdan başlayan birisi için başarı hedefi ne olmalıdır? Bu soruya, aşağı yukarı şu cevapları sıralayabiliriz:

* Kısa vadede, yönetebildiği sol ayağını geliştirerek başkalarına olan bağımlılığın bir bölümünden kurtulabilmek.
* Ufak tefek dertlerini anlatabileceği seviyede kendine ait bir dil geliştirmek.
* Orta vadede belki sol ayağı yardımıyla çatal-kaşık gibi bazı cisimleri tutmak ve kendi başına daha fazla iş becerebilmek.
* Dış dünyadan tamamen soyutlanmış bir hayat yaşayamayacağı için belki okumayı öğrenmek.
* Uzun vadede, tüm tıbbi yardımları alarak bedenindeki ölü kasları biraz olsun canlandırmak, iletişim dilini olabildiğince geliştirmek, tekerlekli sandalyesi ile ev içerisinde ve dışarıda kimseye ihtiyaç duymadan hareket edebilmek vs.

Sıraladığım bu maddeler, sağlıklı insanların engelli bir insandan ortalama beklediği başarı hedefleridir. Kaldı ki bu liste yine iyimser bir listedir. Çünkü Brown dünyaya geldiği andan itibaren annesi dışında çevresindeki insanlar ona bu kadarını bile layık görmemişler.

O halde bugün tüm dünyanın tanıdığı, yazar, şair ve ressam olarak bilinen, iki kitap yazan, onlarca resim çizen, kitaplarından biri Hollywood tarafından filme uyarlanan Brown'un bu başarısı normal midir?

Onun bu otobiyografik romanını okuduğumuzda, onu tanıdığımızda, hayat mücadelesine tanıklık ettiğimizde bu başarının normal olduğunu görebiliyoruz. Peki 'bu durum normalleştirilmeli mi' sorusuna gelince, her 'sağlıklı' insan, eğer varsa, kendi başarı hikayeleri üzerinden bunun yanıtını kolayca verebilir.

İşte sağlıklı bir insanın kendi hayatındaki çıkmazlar da tam bu noktada karşımıza dikiliveriyor aslında... Günümüzde kendini 'mutsuz' olarak ifade eden pek çok bireyin, bu mutsuzluğunun derinlerinde bir başarı hikayesine sahip olmaması yatmakta. Sağlıklı ama hedefi yok... Sağlıklı ama yaşam enerjisi yok. Sağlıklı ama dünyaya bir tuğla koymak için mecali yok... C.Brown gibi görünür değil, görünmeyen engellere sahip. Engelleri doğuştan gelmiyor, yaşadıkça kendi kendine ortaya çıkıyor. Her yenilgi, engel duvarına bir sıra daha taş diziyor.

Sağlam bacakları var ama yürümeye, koşmaya engelli. Sağlam elleri var ama üretmeye engelli. Sağlam bir beyni var ama düşünmeye engelli. Peki bedeninde bir organı, işlevini yerine getiremediği için hareket edemeyen insanla, organları çalışır durumda olmasına rağmen hareket edemeyen insanlar arasında ne fark var? C. Brown, kendi somut engellerini aşıp başarıya ulaşırken, soyut engellerine takılıp yerinde sayan insanları karşımıza aldığımızda, hala C. Brown'u engelli olarak nitelememiz gerçek bir haksızlık değil mi?

------------------------------------

İşte bunları sorgulayıp durdum, Sol Ayağım'ı okurken... Kitapla ve kahramanıyla ilgili hiçbir bilgim olmasaydı ve biri bu kitabı alıp önüme koysaydı, muhtemelen kitabın yazarının Gheorghe Hagi veya Alex de Souza olduğunu düşünürdüm:) Christy Brown, bana sadece futbolun değil, edebiyatın da muhteşem sol ayaklılara sahip olduğunu gösterdi.

Bu kitabın başka bir özelliği daha var. İçinde bir değil iki yaşam öyküsü taşıyor. Tabii bunu görebilmek için biraz da o gözle bakmak gerekiyor. Diğer yaşam öyküsüne gelince, en az ilki kadar okunası, ilginç, sıra dışı ve akıllara durgunluk verir cinsten... Hatta keşke Brown o öyküyü de ayrıca kaleme alıp ayrı bir kitap olarak yayımlasaymış dedim içimden. Belki bunu o da istemiş ama kısacık ömrü bunun hayata geçmesine mani olmuştur, kim bilir?

Kitaptaki diğer yaşam öyküsünün kahramanı C.Brown'un annesi Bridget Brown... Bugün Christy hakkında şu satırları yazabiliyor, onun bu muhteşem yaşam öyküsü hakkında konuşabiliyorsak bunu en az Christy kadar annesine de borçluyuz.

Hayatı boyunca 22 defa çocuk doğuran bir kadından bahsediyoruz. Bu çocukların bazıları hayatta kalıyor, bazılarıysa ölüyor. Ortancası ise bildiğiniz gibi engelli geliyor dünyaya... Eğer bir hamilelik kariyerinden bahsedeceksek, işte o kariyerin zirvesine bu harika kadını koymalıyız bence:) Tabii bu ailenin geçimini sağlayan duvarcı ustası babanın da hakkını teslim etmek lazım. Ancak Christy'nin yaşam öyküsünün mimarı, şüphe götürmeksizin annesi... Daha doğduğu andan itibaren, çevredekilerin negatif telkinlerine aldırış etmeden çocuğunu sahiplenen, ona okumayı öğreten, en imkansız isteklerini dahi büyük bir olgunlukla karşılayan ve Christy'nin hayallerini gerçeğe dönüştürmek için her adımı atan bu anne, her türlü övgüyü fazlasıyla hak ediyor. Kitabı yazılsa bir solukta okunacak, filmi çekilse göz kırpmadan seyredilecek bir yaşam öyküsü...

Özellikle 'Annemin yaptığı ev' adını taşıyan kitabın 10. bölümü, en severek okuduğum bölüm oldu. Eğer Adile Naşit'in 'Bizim Aile' filminde canlandırdığı Melek karakterinin, iki gün önce veda ettiğimiz Münir Özkul'un canlandırdığı Yaşar Usta karakterinin, hatta o filmdeki tüm ailenin Dublin versiyonunu görmek isterseniz, kitabın 10. bölümünü daha dikkatli okuyun derim:)

Bu kitabın incelemesine başlarken 'Bakın ne zor hayatlar var, halinize sık sık şükredin' teması üzerinden özellikle gitmek istemedim. Hatta mümkün olduğunca kaçtım bu yoldan... Çünkü şükretmek bana göre sadece bunu lafzen dile getirmekten ibaret değildir. Şükretmek bir farkında olma halidir. Neye şükrediyorsanız, o şeyin bir lütuf olduğunun farkındasınız demektir. Ancak benim nazarımda farkındalık, eyleme dönüştüğü andan itibaren anlam kazanır. Eğer yarın bir hesap günü olacaksa ki ben inançlı bir insan olarak olacağına inanıyorum, Allah bana, 'Ben Christy Brown'a sadece sağlam bir sol ayak verdim. O da bununla tüm insanlığa faydası olacak iki kitap yazdı, sana ise çok daha fazlasını verdim. Peki sana verdiklerimle sen ne yaptın' diye sorduğunda cevap olarak; 'Verdiklerin için sana sürekli şükrettim' demenin bana hiçbir şey kazandırmayacağını düşünüyorum. Ve ayrıca, inançlı ya da inançsız olalım, bu sorunun hesap gününe bırakılmadan tam da hayatın ortasında kendi kendimize sormamız gereken en önemli sorulardan biri olduğunu düşünüyorum;

Sen ne yaptın?

Herkese keyifli okumalar dilerim...
189 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10 puan
(:

Kitabı sol ayağıyla yazan Christy den öğrendiğim şey şu ki, içimizde doğuştan gelen cevheri dışarı çıkarmanın yolu koşulsuz sevgidir. Doktorların kahramanımıza zihinsel engelli dediği, annesinin koşulsuz sevgisi ve dolayısıyla bu sevgiyle oluşturduğu özgüven sayesinde yazdığı kitabı "en çok satanlar" listesine girmiştir ki, bu da bence başarıdır. Kitap otobiyografi olduğu için çok fazla süsten arındırılmış, duru bir anlatımı var. Akıcı ve samimi bir kitap. Başarının nedeni nedir? Nasıl oluşur? Kitabı psikolojik açıdan değerlendirirseniz otobiyografiden çok şey öğrenirsiniz. (:

~~~Tavsiye ediyorum- şiddetle~~~
192 syf.
·6 günde·Beğendi·9/10 puan
Otobiyografi kitaplarını çok sevmem doğrusu ama bu kitap çok farklı oldu.
Umudun, azmin, gayretin, başarmanın, zihinlerdeki / bedenlerdeki engellerin aşılabileceğinin ve hayata tutunmanın örneklerinden birini okuyacağınız güzel bir otobiyografi.

Özellikle öğretmen arkadaşların ve anne-babaların; hayattan çabuk bıkan, gayret ve savaşmaktan uzak, hazırcılığa alışmış, amaç ve idealleri çok sınırlı olan çocuklarımıza ısrarla okutmaları gereken bir kitap...

İyi okumalar
172 syf.
·6 günde·Beğendi·10/10 puan
Christy Brown'un ele aldığı bir otobiyografi türünde kitap olsa da benim gözümde mükemmel ötesi bir motivasyon sağlayıcı ve hatta kişisel gelişim kitabı idi.
Bir insanın başına gelebilecek en kötü durumda bile nasıl pes etmeden çabalayarak durumun içinden çıkışı ya da hayatı yaşanılabilir kılışını çok güzel bir şekilde kaleme almış. Yer yer kendimi onun yerine koyup ben olsam böyle bir durumda ne yapardım diye kendime sordum ve bir çoğunun cevabıda içinden çıkamazdım heralde oldu. Meğer pes etmeye, vazgeçmeye, şikayet etmeye ve hatta şükretmemeye ne kadar alışmışız onu fark ettim.
Okumayanlar için içeriği hakkında bir iki cümle ile bilgi vermem gerekirse; doğuştan beyin felci olan bir çocuğun annesi ile yaşama tutunuşunu ve harikalar yaratışını anlatıyor. Annesi sayesinde hayatını
yaşanabilir kılıyor. Dışarıya çıkıyor, arkadaş ediniyor, yüzmeye gidiyor, aşık oluyor ve okuma yazma öğrenip kendi hayatını kaleme alıyor.
Kitap bittikten sonra artık bambaşka bir bakış açısı kazandığımı, hiç değilse bundan sonra yaşayacağım sorunları daha farklı bir şekilde ele alacağımı gördüm.
Sizlere de çok şey katacağına inanıyor ve keyifli okumalar diliyorum.
189 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10 puan
Bu kitap çok güzel ve akıcı sekilde okudum beğendim ve kitabın ikincisinide aldım konusu Christy Brown sol ayağıyla kalem tutmayı konuşamamanın verdiği acizlikleri ve annesiyle babasının yardımıyla tekrar hayata ümitlendirilmesini anlatmaktadır bu yüzden çok beğendim bir umitle herşey oluyor bu kitapdaki şekil umitsizliklere hep kalıyouz oyki bu kitabı okuyana kadar insanın içinde ufacık bir umit olması çok güzel bunu gayet iyi anladım kolayca pes etmeyelim değilmi yin en ufacık bir şekilde bir ümit beseyelim içimizde bu kitaba acıkcası bayılım 2 günümü aldı fazla deil zaten 184 sayfa ama bişey deil okumayı sevenler için filminide izledim çok güzeldi tercih edin okumayı tavsiyemdir :)...
164 syf.
·Beğendi·8/10 puan
En büyük engel sevgisizliktir deyip başlıyorum...
Zor bir hayatı olan Christy Brown, her koşulda annesinin yardımı ve ince davranışlarıyla hayata sımsıkı tutunan bir kahramandır.
Bu hayatta başarılı olamanın çeşitli yolları vardır ama bence başarının sırrı, insanları sevmek ve inanmak ile başlar :)
Zaten sana yardım edecek, arkanda duracak, destek çıkacak bir ailen varsa emin ol senden güçlüsü olmaz.
İmkânsiz diye bir şeyin olmadığını hepimiz biliyoruz, bir şeye başlayıp emin yollarla ilerlememiz sonucunda her sorumluluğun altından çıkabileceğimize inanıyorum. O yüzden pes etmek yok, moral bozmak yok, hayata küsmek yok. Aksine sorumluluğa sarılmak, üstüne düşmek ve ilerlemek var...
Hayatın karşımıza nelerin çıkaracağını hiçbir zaman bilemeyiz, o yüzden elimizde olanın kıymetini bilmemiz lazım, aksi taktirde elimizde olan da gittiği zaman tamamen savaş ortasında kalmış bir asker gibi kalakalırız.
Önemli olan, ne halde ne durumda olduğumuz değil. Asıl önemli olan içimizdeki inanç ve sevgidir. Bir şeye en kadar çok inanırsak onu elde etmek için daha çok çabalarız, daha çok uğraşırız...
Yeter ki engel siz olmayın!
189 syf.
·Puan vermedi
Merhabalar bu kitabı çok önceden okumuştum bu kitap bize umudu ve azimli mücadeleyi anlatıyor.Dil olarak oldukça sadece bir dille yazılmış.Azimle başaramayacağım hiç bir şeyin olmadığını gösteren bir şaheser.Okuduğumda çok etkilenip duygulanmıştım. Ebeveynlerin ve öğrencilerin kesinlikle okuması gereken bir eser...
164 syf.
·Puan vermedi
SOL AYAĞIM- CHRISTY BROWN

*Vücudunda bir engel olan insanlara sakat denilen bir çağda yaşıyorsun. Sakatın sözlük anlamı ise, bozuk veya eksik.. Yani sen sırf rahatsızlığından dolayı, diğer "normal" veya "eksiksiz,kusursuz" insanlardan binlerce adım geride başlıyorsun. Bir de utanmadan empati diye bir kelime oluşturmuşlar, yani senin yerine kendini koyuyormuş. Kendini, senin yerine koyunca da vicdanen rahatlıyor onlar. Vicdanen rahatlıyorlar ama sen kullan diye yapılan asansörü, kusursuz bacaklarıyla binerek bozuyorlar ve sen binemiyorsun. Senin için park yeri yapılan yere koyuyorlar arabalarını, sen koyamıyorsun. Otobüse binmek için kendilerini eziyorlar, senin tekerlekli sandalyen için yapılan yere, kusursuz bacaklarını uzatıyorlar ama empati yapıyor onlar. Her çağda var bu kusursuz ve sonsuz empati yeteneği olan insanlardan. Christy Brown da böyle bir çağa gelmiş ve sadece vücudunun sol ayağını kullanarak sözde o kusursuz insanlarla mücadele etmiş. Hayatla mücadelesi, istemediği şartlar yüzünden doğduğu andan itibaren başlayan binlerce insandan biri o da. Sonra senin o kusursuz ve eksiksiz elin, kolunla başaramadığın şeyi, ona, o insanlara ömür boyu engel olmana rağmen o ve onlar başarmış. Böyle olunca ben olaya şöyle bakıyorum. Engelli, kusurlu ve bozuk olan şey sen değilsin, sana bunu yaşatmak zorunda olan "sakat" beyinliler.

"Yazmayı öğrendiğim yeni sözcük, "ANNE" idi."
Annem bana dua etmeyi öğretmişti ve radyodan dinlerken ayini biraz takip edebiliyordum ama rahibin söylediği her şeyi anlayamıyordum, özellikle de o, babamın Latince olduğunu
söylediği, garip dilde konuşurken. Pederlerin neden bütün duaları Latince okuduğunu ara sıra kendime sorardım. Peter, bunun bütün azizlerin sadece Latince konuştuğundan ve Tanrı'nın
İngilizce anlamadığından kaynaklandığını söylemişti.
Daha önce pek fazla okumuyordum. Kitaplar evimizde pek sık görülmezdi. Ekmeğin daha önemli olduğu düşünülürdü. Karnımızı doyurmak zihnimizi doyurmaktan daha önemli bir işti.
"Daha önce pek fazla okumuyordum. Kitaplar evimizde pek sık görülmez. Ekmeğin daha önemli olduğu düşünülürdü. Karnımızı doyurmak zihnimizi doyurmaktan daha önemli bir işti."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Sol Ayağım
Baskı tarihi:
Ağustos 2017
Sayfa sayısı:
192
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055913229
Kitabın türü:
Orijinal adı:
My Left Foot
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Nemesis Kitap
Christy Brown, beyin felcinin bir kurbanı olarak dünyaya geldi. Buna rağmen, yardıma muhtaç bu küçük bebek, İrlanda edebiyatının devleri arasında yerini alacak bir yazarın muhteşem hayal gücünü ve duyarlı zekâsını barındırmaktaydı. Bu, Christy Brown'ın kendi hikâyesidir. Yazarın, sol ayak parmaklarıyla yazmayı, resim yapmayı ve daktilo kullanmayı öğrenmek için çocukluğunda gösterdiği mücadeleyi anlatmaktadır. Bu tarzda yazdığı diğer bir kitabı "Down All The Days" en çok satan kitaplar arasına girmiştir. Sol Ayağım; Christy Brown'ı Daniel Day-Lewis'in canlandırdığı, çok başarılı bir filme konu edinilmiştir.

"Sürükleyici, eğlenceli ve ilham verici"
- Irish Times-
"Erdemli ve hiçbir şekilde yozlaştırılmamış bir cesaret öyküsü"
- Sunday Times-
"Modern zamanın edebi başyapıtlarından biri"
- Irish Times-

Kitabı okuyanlar 47,3bin okur

  • Kitaplarvezeyno
  • nihan uslu
  • Lady Tremaine
  • Alim Çam
  • Feride
  • Gülistan Güneş
  • Zeynep Şahin
  • Tuğba
  • ikbal köse
  • Zeynep Uzunali

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-12 Yaş
%18.3
13-17 Yaş
%17.5
18-24 Yaş
%26.3
25-34 Yaş
%17.2
35-44 Yaş
%12.8
45-54 Yaş
%4.8
55-64 Yaş
%0.9
65+ Yaş
%2.3

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%79.5
Erkek
%20.5

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%28.6 (2.933)
9
%17.9 (1.832)
8
%19.5 (1.996)
7
%9.4 (966)
6
%3.8 (393)
5
%2 (201)
4
%0.7 (69)
3
%0.3 (28)
2
%0.2 (18)
1
%0.2 (20)

Kitabın sıralamaları