·
Okunma
·
Beğeni
·
123781
Gösterim
Adı:
Sol Ayağım
Baskı tarihi:
Ağustos 2017
Sayfa sayısı:
192
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055913229
Kitabın türü:
Orijinal adı:
My Left Foot
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Nemesis Kitap
Baskılar:
Sol Ayağım
Sol Ayağım
Sol Ayağım
Sol Ayağım
Sol Ayağım
Christy Brown, beyin felcinin bir kurbanı olarak dünyaya geldi. Buna rağmen, yardıma muhtaç bu küçük bebek, İrlanda edebiyatının devleri arasında yerini alacak bir yazarın muhteşem hayal gücünü ve duyarlı zekâsını barındırmaktaydı. Bu, Christy Brown'ın kendi hikâyesidir. Yazarın, sol ayak parmaklarıyla yazmayı, resim yapmayı ve daktilo kullanmayı öğrenmek için çocukluğunda gösterdiği mücadeleyi anlatmaktadır. Bu tarzda yazdığı diğer bir kitabı "Down All The Days" en çok satan kitaplar arasına girmiştir. Sol Ayağım; Christy Brown'ı Daniel Day-Lewis'in canlandırdığı, çok başarılı bir filme konu edinilmiştir.

"Sürükleyici, eğlenceli ve ilham verici"
- Irish Times-
"Erdemli ve hiçbir şekilde yozlaştırılmamış bir cesaret öyküsü"
- Sunday Times-
"Modern zamanın edebi başyapıtlarından biri"
- Irish Times-
189 syf.
·5 günde·Puan vermedi
Fiziksel veya zihinsel engelli bir insanın herhangi bir başarı hikayesi ile karşılaştığımda kendime şu öğüdü veririm; 'Bu başarının normal olduğunu kabul et ama onu normalleştirme...'

İlk bakışta kendi içinde çelişkili gibi duran bu ifadeyi biraz daha açmakta fayda var. En kalabalık kişisel gelişim seminerlerinden tutun da mahalle kahvesindeki ya da yemek masasındaki en sıradan sohbetlere kadar herkesin bildiği, inandığı, doğru kabul ettiği klişe tespitler vardır; insan çalışırsa başarır, insan isterse, onu hiçbir engel durduramaz, her şey seninle başlar, başarmanın yolu kendi içindedir, just do it!...

Bu sloganvari motivasyon cümlelerinin gerçek hayatta bir karşılığının olup olmadığını kontrol etmek için sıfırdan bir laboratuvar kurmaya, deneyler yapmaya gerek olmadığını biliyoruz. Engelli olsun ya da olmasın, tarih boyunca sayısız insanın yazdığı başarı hikayeleri var karşımızda... Evet, insan kendisiyle barışıksa, ne yapmak istediğini biliyorsa, hedefleri varsa, Tanrı'nın ya da insanların ona verdiği imkanlar ölçüsünde 'başarı'ya ulaşabilir. Tabii başarı dediğimiz şey özneldir. Bir bebeğin halının üzerinde attığı ilk adım da, bir astronotun Ay'da attığı ilk adım da bir başarı hikayesidir... Çünkü başarı, kendinize koyduğunuz hedefe ulaşma eylemidir. İşte buradan hareketle, engelli olsun ya da olmasın her insanın başarı hikayesini normal karşılamak gerekir.

Şimdi Christy Brown üzerinden engelli bir insanın başarısını neden normalleştirmememiz gerektiğini ele alalım. Doğuştan beyin felci olan ve sol ayağı dışında vücudunun hiçbir uzvunu yönetemeyen, ayrıca konuşma zorluğu çeken, yani bedenini yönetemediği gibi kendini de ifade edemeyen bir insan var karşımızda. Başarı kriterinden gittiğimiz için şu soruyu C. Brown için de sormamız gerekiyor; Hayata bu parkurdan başlayan birisi için başarı hedefi ne olmalıdır? Bu soruya, aşağı yukarı şu cevapları sıralayabiliriz:

* Kısa vadede, yönetebildiği sol ayağını geliştirerek başkalarına olan bağımlılığın bir bölümünden kurtulabilmek.
* Ufak tefek dertlerini anlatabileceği seviyede kendine ait bir dil geliştirmek.
* Orta vadede belki sol ayağı yardımıyla çatal-kaşık gibi bazı cisimleri tutmak ve kendi başına daha fazla iş becerebilmek.
* Dış dünyadan tamamen soyutlanmış bir hayat yaşayamayacağı için belki okumayı öğrenmek.
* Uzun vadede, tüm tıbbi yardımları alarak bedenindeki ölü kasları biraz olsun canlandırmak, iletişim dilini olabildiğince geliştirmek, tekerlekli sandalyesi ile ev içerisinde ve dışarıda kimseye ihtiyaç duymadan hareket edebilmek vs.

Sıraladığım bu maddeler, sağlıklı insanların engelli bir insandan ortalama beklediği başarı hedefleridir. Kaldı ki bu liste yine iyimser bir listedir. Çünkü Brown dünyaya geldiği andan itibaren annesi dışında çevresindeki insanlar ona bu kadarını bile layık görmemişler.

O halde bugün tüm dünyanın tanıdığı, yazar, şair ve ressam olarak bilinen, iki kitap yazan, onlarca resim çizen, kitaplarından biri Hollywood tarafından filme uyarlanan Brown'un bu başarısı normal midir?

Onun bu otobiyografik romanını okuduğumuzda, onu tanıdığımızda, hayat mücadelesine tanıklık ettiğimizde bu başarının normal olduğunu görebiliyoruz. Peki 'bu durum normalleştirilmeli mi' sorusuna gelince, her 'sağlıklı' insan, eğer varsa, kendi başarı hikayeleri üzerinden bunun yanıtını kolayca verebilir.

İşte sağlıklı bir insanın kendi hayatındaki çıkmazlar da tam bu noktada karşımıza dikiliveriyor aslında... Günümüzde kendini 'mutsuz' olarak ifade eden pek çok bireyin, bu mutsuzluğunun derinlerinde bir başarı hikayesine sahip olmaması yatmakta. Sağlıklı ama hedefi yok... Sağlıklı ama yaşam enerjisi yok. Sağlıklı ama dünyaya bir tuğla koymak için mecali yok... C.Brown gibi görünür değil, görünmeyen engellere sahip. Engelleri doğuştan gelmiyor, yaşadıkça kendi kendine ortaya çıkıyor. Her yenilgi, engel duvarına bir sıra daha taş diziyor.

Sağlam bacakları var ama yürümeye, koşmaya engelli. Sağlam elleri var ama üretmeye engelli. Sağlam bir beyni var ama düşünmeye engelli. Peki bedeninde bir organı, işlevini yerine getiremediği için hareket edemeyen insanla, organları çalışır durumda olmasına rağmen hareket edemeyen insanlar arasında ne fark var? C. Brown, kendi somut engellerini aşıp başarıya ulaşırken, soyut engellerine takılıp yerinde sayan insanları karşımıza aldığımızda, hala C. Brown'u engelli olarak nitelememiz gerçek bir haksızlık değil mi?

------------------------------------

İşte bunları sorgulayıp durdum, Sol Ayağım'ı okurken... Kitapla ve kahramanıyla ilgili hiçbir bilgim olmasaydı ve biri bu kitabı alıp önüme koysaydı, muhtemelen kitabın yazarının Gheorghe Hagi veya Alex de Souza olduğunu düşünürdüm:) Christy Brown, bana sadece futbolun değil, edebiyatın da muhteşem sol ayaklılara sahip olduğunu gösterdi.

Bu kitabın başka bir özelliği daha var. İçinde bir değil iki yaşam öyküsü taşıyor. Tabii bunu görebilmek için biraz da o gözle bakmak gerekiyor. Diğer yaşam öyküsüne gelince, en az ilki kadar okunası, ilginç, sıra dışı ve akıllara durgunluk verir cinsten... Hatta keşke Brown o öyküyü de ayrıca kaleme alıp ayrı bir kitap olarak yayımlasaymış dedim içimden. Belki bunu o da istemiş ama kısacık ömrü bunun hayata geçmesine mani olmuştur, kim bilir?

Kitaptaki diğer yaşam öyküsünün kahramanı C.Brown'un annesi Bridget Brown... Bugün Christy hakkında şu satırları yazabiliyor, onun bu muhteşem yaşam öyküsü hakkında konuşabiliyorsak bunu en az Christy kadar annesine de borçluyuz.

Hayatı boyunca 22 defa çocuk doğuran bir kadından bahsediyoruz. Bu çocukların bazıları hayatta kalıyor, bazılarıysa ölüyor. Ortancası ise bildiğiniz gibi engelli geliyor dünyaya... Eğer bir hamilelik kariyerinden bahsedeceksek, işte o kariyerin zirvesine bu harika kadını koymalıyız bence:) Tabii bu ailenin geçimini sağlayan duvarcı ustası babanın da hakkını teslim etmek lazım. Ancak Christy'nin yaşam öyküsünün mimarı, şüphe götürmeksizin annesi... Daha doğduğu andan itibaren, çevredekilerin negatif telkinlerine aldırış etmeden çocuğunu sahiplenen, ona okumayı öğreten, en imkansız isteklerini dahi büyük bir olgunlukla karşılayan ve Christy'nin hayallerini gerçeğe dönüştürmek için her adımı atan bu anne, her türlü övgüyü fazlasıyla hak ediyor. Kitabı yazılsa bir solukta okunacak, filmi çekilse göz kırpmadan seyredilecek bir yaşam öyküsü...

Özellikle 'Annemin yaptığı ev' adını taşıyan kitabın 10. bölümü, en severek okuduğum bölüm oldu. Eğer Adile Naşit'in 'Bizim Aile' filminde canlandırdığı Melek karakterinin, iki gün önce veda ettiğimiz Münir Özkul'un canlandırdığı Yaşar Usta karakterinin, hatta o filmdeki tüm ailenin Dublin versiyonunu görmek isterseniz, kitabın 10. bölümünü daha dikkatli okuyun derim:)

Bu kitabın incelemesine başlarken 'Bakın ne zor hayatlar var, halinize sık sık şükredin' teması üzerinden özellikle gitmek istemedim. Hatta mümkün olduğunca kaçtım bu yoldan... Çünkü şükretmek bana göre sadece bunu lafzen dile getirmekten ibaret değildir. Şükretmek bir farkında olma halidir. Neye şükrediyorsanız, o şeyin bir lütuf olduğunun farkındasınız demektir. Ancak benim nazarımda farkındalık, eyleme dönüştüğü andan itibaren anlam kazanır. Eğer yarın bir hesap günü olacaksa ki ben inançlı bir insan olarak olacağına inanıyorum, Allah bana, 'Ben Christy Brown'a sadece sağlam bir sol ayak verdim. O da bununla tüm insanlığa faydası olacak iki kitap yazdı, sana ise çok daha fazlasını verdim. Peki sana verdiklerimle sen ne yaptın' diye sorduğunda cevap olarak; 'Verdiklerin için sana sürekli şükrettim' demenin bana hiçbir şey kazandırmayacağını düşünüyorum. Ve ayrıca, inançlı ya da inançsız olalım, bu sorunun hesap gününe bırakılmadan tam da hayatın ortasında kendi kendimize sormamız gereken en önemli sorulardan biri olduğunu düşünüyorum;

Sen ne yaptın?

Herkese keyifli okumalar dilerim...
189 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10
(:

Kitabı sol ayağıyla yazan Christy den öğrendiğim şey şu ki, içimizde doğuştan gelen cevheri dışarı çıkarmanın yolu koşulsuz sevgidir. Doktorların kahramanımıza zihinsel engelli dediği, annesinin koşulsuz sevgisi ve dolayısıyla bu sevgiyle oluşturduğu özgüven sayesinde yazdığı kitabı "en çok satanlar" listesine girmiştir ki, bu da bence başarıdır. Kitap otobiyografi olduğu için çok fazla süsten arındırılmış, duru bir anlatımı var. Akıcı ve samimi bir kitap. Başarının nedeni nedir? Nasıl oluşur? Kitabı psikolojik açıdan değerlendirirseniz otobiyografiden çok şey öğrenirsiniz. (:

~~~Tavsiye ediyorum- şiddetle~~~
192 syf.
Kitabın konusu zaten belli. Hatta adı bile kitabın hikayesini özet olarak açıklamakta. Buradan varmak istediğim kitabın size bir şeyler katmayacağı değil. Asla! Tam tersi son derece büyük farklılıklar oluşturacaktır bakışınızda. Hatta daha önce hayata hiç bakmamışım bile diyebilirsiniz (ben dedim, oradan biliyorum).

Kitap sol ayağından başka hiçbir yerini kullanamayan bir insanın (insan diyorum burası çok önemli çünkü fiziksel zorluğu dışında bizden hiçbir farkı yok, o da bizim gibi bir insan, yani kendinizi onun yerine koymanızda hiçbir sakınca yok, fakat çok acı bir tecrübe olabilir, şimdiden uyarayım) zorlukları ve o zorluklarla nasıl başa çıktığını anlatıyor.

Şimdi gelelim benim içine düştüğüm paradoksa (çelişki de diyebilirdim ama paradoks daha havalı geldi, milletimin içine düştüğü yabancı kelime kullanma hastalığı bende de var maalesef:)). Bu zorlukları düşününce halime şükrediyorum. Hatta şükretmek ne kelime, en ufak bir sızım dahi kalmıyor hayata dair. Öyle ya, o durumda birinin hayal edemeyeceği kadar iyi durumdayım. Fakat sonra ne oluyorsa unutuyorum. Tekrar sıkıntılarım başıma çöküyor. Hayat daraltmaya ve canımı sıkmaya başlıyor. Ama daha biraz önce çok iyiydi her şey. Kendimi o durumda hayal edip, sonrasında şu halime bakınca çok iyi hissetmiştim. 5 dakika mıydı tesiri?

Galiba öyle. Biz insanlar çok çabuk unutuyoruz. Çoğu zaman büyük bir lüks olan unutmak (zira acılar unutulmasa bir ömür nasıl katlanılır o büyük üzüntülere) bazen de tam tersi etki gösteriyor. Elimizdekilerin değerini de unutuyoruz. Maalesef…
172 syf.
·6 günde·Beğendi·10/10
Christy Brown'un ele aldığı bir otobiyografi türünde kitap olsa da benim gözümde mükemmel ötesi bir motivasyon sağlayıcı ve hatta kişisel gelişim kitabı idi.
Bir insanın başına gelebilecek en kötü durumda bile nasıl pes etmeden çabalayarak durumun içinden çıkışı ya da hayatı yaşanılabilir kılışını çok güzel bir şekilde kaleme almış. Yer yer kendimi onun yerine koyup ben olsam böyle bir durumda ne yapardım diye kendime sordum ve bir çoğunun cevabıda içinden çıkamazdım heralde oldu. Meğer pes etmeye, vazgeçmeye, şikayet etmeye ve hatta şükretmemeye ne kadar alışmışız onu fark ettim.
Okumayanlar için içeriği hakkında bir iki cümle ile bilgi vermem gerekirse; doğuştan beyin felci olan bir çocuğun annesi ile yaşama tutunuşunu ve harikalar yaratışını anlatıyor. Annesi sayesinde hayatını
yaşanabilir kılıyor. Dışarıya çıkıyor, arkadaş ediniyor, yüzmeye gidiyor, aşık oluyor ve okuma yazma öğrenip kendi hayatını kaleme alıyor.
Kitap bittikten sonra artık bambaşka bir bakış açısı kazandığımı, hiç değilse bundan sonra yaşayacağım sorunları daha farklı bir şekilde ele alacağımı gördüm.
Sizlere de çok şey katacağına inanıyor ve keyifli okumalar diliyorum.
189 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Bu kitap çok güzel ve akıcı sekilde okudum beğendim ve kitabın ikincisinide aldım konusu Christy Brown sol ayağıyla kalem tutmayı konuşamamanın verdiği acizlikleri ve annesiyle babasının yardımıyla tekrar hayata ümitlendirilmesini anlatmaktadır bu yüzden çok beğendim bir umitle herşey oluyor bu kitapdaki şekil umitsizliklere hep kalıyouz oyki bu kitabı okuyana kadar insanın içinde ufacık bir umit olması çok güzel bunu gayet iyi anladım kolayca pes etmeyelim değilmi yin en ufacık bir şekilde bir ümit beseyelim içimizde bu kitaba acıkcası bayılım 2 günümü aldı fazla deil zaten 184 sayfa ama bişey deil okumayı sevenler için filminide izledim çok güzeldi tercih edin okumayı tavsiyemdir :)...
192 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Öncelikle bütün fikirleri kendi düşüncemle söylediğimi belirtmek istiyorum.

Şu zamana kadar okuduğum kitaplardan ilk defa bir kitaba kusursuz diyorum.Eksiklerine değinmiyorum çünkü kendi çapımda eksik göremedim.

Christy Brown,baştan sona hayatını çok güzel başlıklarda toparlamış.Başlıkların anlamları da muazzam.Hepsi ayrı bir başarı hikayesi.Hepsi de birbirine o kadar bağlı ki okurken yeni başlığa geçtiğinizi farkedemiyorsunuz.

Anlatışı ise tamamen kendi hayatını bize yaşatıyor.Bütün yaşantısını sanki ben yaşıyormuşum gibi hissederek okudum.Her cümlesinde sanki kendi hikayemi yazıyorum gibi hissettirdi.Hem kendi anlatıyor hem de bize yaşatıyordu.

Ve son olarak en güzel yanı da bütün bunları zihinsel engellerini aşıp sadece sol ayağıyla yapabilmesi.O kadar güzel bir başarı hikayesi ki okuyan hem imreniyor hem gururlanıyor hem de azimle her şeyin üstesinden gelebileceğini düşünüyor.

Okumak isteyenlere şiddetle tavsiye ediyorum ki zaten verdiğim puandan anlaşıldığını umuyorum.
192 syf.
·6 günde·Beğendi·9/10
Otobiyografi kitaplarını çok sevmem doğrusu ama bu kitap çok farklı oldu.
Umudun, azmin, gayretin, başarmanın, zihinlerdeki / bedenlerdeki engellerin aşılabileceğinin ve hayata tutunmanın örneklerinden birini okuyacağınız güzel bir otobiyografi.
Özellikle öğretmen arkadaşların ve anne-babaların; hayattan çabuk bıkan, gayret ve savaşmaktan uzak, hazırcılığa alışmış, amaç ve idealleri çok sınırlı olan çocuklarımıza ısrarla okutmaları gereken bir kitap...

İyi okumalar
189 syf.
·Puan vermedi
Merhabalar bu kitabı çok önceden okumuştum bu kitap bize umudu ve azimli mücadeleyi anlatıyor.Dil olarak oldukça sadece bir dille yazılmış.Azimle başaramayacağım hiç bir şeyin olmadığını gösteren bir şaheser.Okuduğumda çok etkilenip duygulanmıştım. Ebeveynlerin ve öğrencilerin kesinlikle okuması gereken bir eser...
189 syf.
Bazen kendinizi boşluğa bırakmak istersiniz. Bazen, hayatın ellerinden tutmayı reddedip, karanlıkta kaybolmayı kabul edersiniz. Ama asla umutsuzluğa düşmemelisiniz. Hayat acıdır, kabullenmemiz gereken gerçekleri vardır. Ama hayal kırıklıkları ve gerçekliği ile, hayat hayattır. Ne zaman vazgeçmeyi düşünürseniz, hayatın sizi daima kabul edeceği gerçeğini unutmayın, yanlız değilsiniz...
192 syf.
Bazen kafanızda bir sürü kelime dolaşır, beyniniz o kadar doludur ki kalemi elinize aldığınızda sayfalarca yazacağınızı sanırsınız. Tam kalemi elinize alırsınız o da ne! Sayfa size bakar siz sayfaya... Kalem elinizde ağırlaşır, o kafanızın içindeki bir sürü kelime uçar gider... Sanırım işte şimdi tam bu haldeyim...

Kitap bittiğinde yazacağım çok şey vardı hatta okurken tasarlamıştım yazacaklarımı. Şimdi ise kelimeleri nasıl toplayacağımı düşünüyorum.

Hayata özel bir çocuk olarak başlayan kahramanımızın zaman içerisindeki değişimini, düşüncelerini, karşılaştığı zorlukları nasıl aştığını,çevresindekilerin kendisine bakış açısını, kısaca özel olan hayatını okuyoruz bu kitapta. Söylenecek o kadar çok şey var ki aslında bu konu ile ilgili...
Çok şey var çünkü bire bir bu durumu yaşayan aile bireyleri olan biriyim. Onların yaşadıkları, hayata bakış açıları, etraflarında olan biteni yorumlamaları o kadar farklı ki. Aslında onların bu farklılıkları,farklı bakış açısı geliştirmeleri tamamen bizim onlara karşı olan tutumlarımızdan kaynaklanıyor. Onları kabullenmiyoruz oldukları gibi benimseyemiyoruz. Bu o kadar ağır bir cümle ki... Dışlıyoruz çünkü bize benzemiyorlar. İstemiyoruz çünkü bizim gibi görünmüyorlar... Ben aynı sofraya oturmayan, onlarla tek kelime konuşmayan, sokağa onlarla çıkmaktan utanan çok kişi gördüm.
Bir merhabayı muhabbetten sayıp, bir tebessüme dünyalarını size açıyorlar. Tek farkları bence hayata ve insanlara olan kırgınlıkları...En büyük sorun bizim onların önüne koyduğumuz engeller...
Klasik olacak ama asıl engel bizim beynimizde, bakış açımızda, düşüncelerimizde... Ve biz kendimizi düzeltmedikçe aramızdaki bu engel asla kalkmayacak...

Keyifli ve bilinçli okumalar...
Daha önce pek fazla okumuyordum. Kitaplar evimizde pek sık görülmezdi. Ekmeğin daha önemli olduğu düşünülürdü. Karnımızı doyurmak zihnimizi doyurmaktan daha önemli bir işti.
Yalnızdım, kendi dünyama hapsolmuştum, diğerleriyle iletişim kuramıyordum; varlığımı onların varlığından ayıran, beni onların hayatı ve faaliyetleri dışında tutan camdan bir duvar vardı sanki.
Hayatımda yeni bir gün diye bir şey yoktu, her gün bir öncekinin bir tekrarıydı, hiç değişiklik ya da değişiklik umudu söz konusu değildi.
Christy Brown
Sayfa 88 - Nora Kitap 2.Basım
" ...çünkü değiştirmek için ne kadar uğraşırsam uğraşayım hayatımın hep böyle süreceğini biliyordum. Donuk, boş ve renksiz. "
Christy Brown
Sayfa 110 - Nora
Tony, bana dünyadaki her şeyi Tanrı'nın inşa ettiğini söylediğinde, ona pis bir yalancı olduğunu söyledim, çünkü babam, evleri sadece duvar ustalarının yapabileceğini söylemişti ve Tanrı'nın duvar ustası olmadığını biliyordum.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Sol Ayağım
Baskı tarihi:
Ağustos 2017
Sayfa sayısı:
192
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055913229
Kitabın türü:
Orijinal adı:
My Left Foot
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Nemesis Kitap
Baskılar:
Sol Ayağım
Sol Ayağım
Sol Ayağım
Sol Ayağım
Sol Ayağım
Christy Brown, beyin felcinin bir kurbanı olarak dünyaya geldi. Buna rağmen, yardıma muhtaç bu küçük bebek, İrlanda edebiyatının devleri arasında yerini alacak bir yazarın muhteşem hayal gücünü ve duyarlı zekâsını barındırmaktaydı. Bu, Christy Brown'ın kendi hikâyesidir. Yazarın, sol ayak parmaklarıyla yazmayı, resim yapmayı ve daktilo kullanmayı öğrenmek için çocukluğunda gösterdiği mücadeleyi anlatmaktadır. Bu tarzda yazdığı diğer bir kitabı "Down All The Days" en çok satan kitaplar arasına girmiştir. Sol Ayağım; Christy Brown'ı Daniel Day-Lewis'in canlandırdığı, çok başarılı bir filme konu edinilmiştir.

"Sürükleyici, eğlenceli ve ilham verici"
- Irish Times-
"Erdemli ve hiçbir şekilde yozlaştırılmamış bir cesaret öyküsü"
- Sunday Times-
"Modern zamanın edebi başyapıtlarından biri"
- Irish Times-

Kitabı okuyanlar 31.935 okur

  • Yeşim özkan
  • Hatice Karaşoğlu
  • Ka!?.
  • Büşra
  • Asuman DEVECİ
  • Faruk Çiftci
  • Derya Çataltepe
  • Begüm
  • Mine Topcu
  • Hülya Coşgun

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%18.3
14-17 Yaş
%17.5
18-24 Yaş
%26.3
25-34 Yaş
%17.2
35-44 Yaş
%12.8
45-54 Yaş
%4.8
55-64 Yaş
%0.9
65+ Yaş
%2.3

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%79.5
Erkek
%20.5

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%28.6 (2.042)
9
%18.5 (1.320)
8
%19.8 (1.413)
7
%9.9 (704)
6
%3.9 (280)
5
%2.2 (155)
4
%0.7 (52)
3
%0.3 (23)
2
%0.2 (15)
1
%0.2 (16)

Kitabın sıralamaları