Melekler ve Şeytanlar (Robert Langdon Serisi 1)Dan Brown

·
Okunma
·
Beğeni
·
32.463
Gösterim
Adı:
Melekler ve Şeytanlar
Yazar:
Alt başlık:
Robert Langdon Serisi 1
Baskı tarihi:
Nisan 2004
Sayfa sayısı:
576
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752104556
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Angels and Deamons (Robert Langdon, #1)
Çeviri:
Petek Demir
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Altın Kitaplar
Baskılar:
Melekler ve Şeytanlar
Angels & Demons: Special Illustrated Collector
Harvard Üniversitesi Simgebilim Profesörü Robert Langdon efsanevi gizli örgüt Illuminati'nin -Galileo zamanından beri Katolik Kilisesi'nin bağnaz inançlarını lanetleyerek bilimin yararlarını yücelten- hâlâ faaliyette olup cinayetler işlediğini öğrenince şok geçirir. Parlak bir fizikçi olan Leonardo Vetra cinayete kurban gitmiştir. Tek gözü oyulmuş ve göğsü örgütün sembolüyle dağlanmıştır. Bilim adamının son buluşu güçlü ve çok tehlikeli enerji kaynağı karşımadde çalınmış ve yeni Papa seçiminin gerçekleşeceği gün Vatikan Şehri'nin altına saklanmıştır. Langdon, Vetra'nın meslektaşı ve aynı zamanda kızı olan Vittoria ile medeniyeti yok olmaktan kurtarmak amacıyla Roma sokaklarında, kiliselerde ve katakomplarda soluk soluğa koşuşturarak 400 yıllık izi sürerek Illuminati'nin izini bulmaya çalışırlar.

Brown bu romanda tıpkı bir hokkabaz gibi havaya yüzlerce top fırlatıp hiçbirini yere düşürmeden okuyucuyu inanılmaz bir gerilime sürüklüyor.
(Tanıtım Bülteni'nden)
İncelememe başlarken okumama vesile olup, bu incelemeyi yapmama yardımcı olan Damla Köseoğlu arkadaşıma çok teşekkür ediyorum. :)

Dan Brown'dan her sayfası aksiyon dolu bir eser. Melekler ve Şeytanlar. Din ve bilim, kilise, fizik, tarih ve gizli bir örgütün akıl almaz sırları. Melekler ve Şeytanlar olağanüstü bir çalışma, mükemmel bir araştırmanın ürünü. Harvard Üniversitesi'nin dünyaca ünlü Simgebilim Profesörü Robert Langdon sabaha karşı bir telefon alır. Ardından, arayan kişi bir de fax gönderir ve faksta Langdon'dan karmaşık bir yazıyı çözmesi istenir. Bu yazı İsviçre'de öldürülen bir fizikçinin göğsüne dağlanmıştır ve çok uzun zamandan beri Katolik Kilisesi'ne karşı olan gizli bir kardeşlik örgütü Illuminati'nin sembolüdür. CERN'de çalışan ve aynı zamanda öldürülen fizikçinin kızı olan Vittoria Vetra ve Langdon kendilerini amansız bir oyunun içinde bulurlar. Roma Vatikan ve CERN'de geçen olayların temelinde, İlluminati ve Katolik Kilisesi arasında yüzyıllar süren çekişme vardır. Vittoria ve Langdon'ın zamanları da oldukça sınırlıdır. Çünkü birileri Katolik Kilisesi'ni yerle bir edecek bir silahı çoktan devreye sokmuştur.


İncelemenin bu bölümünde çoğunlukla yüzeysel bilgi sahibi olduğunuz İlluminati hakkında detaylı bilgiler yer almaktadır.

Tarih boyunca kendi gerçeklerini arayan din ile bilim arasında hep derin bir uçurum olmuştur. Her iki kesim de kendi yöntemlerini kullanarak bir sonuca varmaya çalışmıştır. Özellikle Orta Çağ'da, Avrupa'da egemen olan Skolastik düşüncenin de etkisiyle kilise dine karşı geldiği ve dini yapıya zarar verebileceğini düşündüğü bazı bilimsel gerçekleri açıkladığı için bilim adamlarını cezalandırdı. Birçok bilim insanının cezası ölüm oldu. Kilisenin gerçeği tekelinde bulundurma isteği ise bazı bilim adamlarında dünya akademik aydınlanmasında ilerleme olmayacağı endişesini doğurdu. Bu sebeple ilk bilimsel beyin takımı kurulmuş oldu: İLLUMİNATİ

Kilisenin tekeline son vermek icin faaliyetlerini büyük bir gizlilikle yürüten bu gizli kardeşlik örgütünün üyeleri bir süre sonra Katolik Kilisesi tarafından zalimce katletildi. Roma'da toplantılarını yürüten bu bilimsel ve akademik beyin takımının tek bir amacı vardı: Kiliseden intikam almak. Ancak onları durduran kişi diğer bir Illuminati üyesi Galileo Galilei oldu. Galileo din ile bilimin düşman olamayacağını, Tanrı'nın cennet ve cehennem, sıcak ve soğuk fikir simetrisi olduğunu anlatmaya çalıştı. Ancak bu birliği istemeyen kilisenin Galileo'ya cevabı günahkâr ilan edilmesi ve öldürülmesi oldu. Ardından bir kısım bilim adamı idam edilirken hayatta kalanlar Roma'dan kaçtılar.Bu olaylardan sonra iyiden iyiye gizli bir örgüt haline gelen ve daha karanlık, daha Katolik karşıtı bir tutum sergileyen Illuminati oldukça güçlendi. Bunun üzerine kilise onları İngilizce'de "Satan" olarak bilinen "Şeytan" kelimesini kullanarak tanımladı...

Bu bilgiler daha uzun uzadıya yazılabilirdi ama bazı bilgileri bu muhteşem kitabı okuyunca öğrenmeniz daha iyi olacaktır. Yazar Dan Brown en sevdiklerim arasına girdi bile. Kesinlikle öneriyorum. Uzun araştırmalar sonunda yazılmış kaynak niteliğinde bir kitap. Keyifli okumalar.
Melekler ve Şeytanlar
Din ve bilim çatışmasını çok güzel anlatan bir kitap.
Dan bu kitabında da Yine sağ gösterip sol vurdu, iyiler kötü, kötüler iyi çıktı. son 100 sayfa kala artık kimin ne olduğunu anlıyor ve şaşırmaya başlıyor insan.
Dan Brown favori yazarlarimdan biri , kitaplarını büyük titizlikle yazıyor. Ve sonunda okuyucuyu mutlaka şaşırtıyor.
Çok sayfalı olmasina ragmen sıkılmadan kendini okutuyor ,kitabin her bölümünde gizem ,heyecan ,aksiyon ve bolca bilgi var.
Yazarını bilmeden okumaya başlasaydim Dan Brown'un yazdığını anlardim , yazım sekilinden ve şimdiye kadar okuduğum tüm kitaplarinda
-Langdon'un yanında ölen kişinin yakını var bu hep kadın oluyor ve Langdon'a yardım ediyor sonunda aralarında duygusal bağ oluşuyor.
-Katil baskasi gosteriliyor ama aslında başından beri onlara yardım eden kişi çıkıyor
- Hristiyanlık dinini çokça anlatıyor .
Vs ... Bu tür şeyler langdon serisinin tüm kitaplarında var.
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (14.588 Oy)18.115 beğeni41.054 okunma2.631 alıntı172.636 gösterim
  • Olasılıksız
    8.5/10 (6.015 Oy)6.704 beğeni19.424 okunma622 alıntı109.684 gösterim
  • Simyacı
    8.5/10 (7.496 Oy)8.444 beğeni24.921 okunma2.251 alıntı107.541 gösterim
  • Uçurtma Avcısı
    9.0/10 (9.381 Oy)11.052 beğeni27.332 okunma1.473 alıntı143.834 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (10.301 Oy)12.854 beğeni32.884 okunma3.093 alıntı138.064 gösterim
  • Şeker Portakalı
    9.0/10 (7.209 Oy)8.640 beğeni24.051 okunma1.260 alıntı118.121 gösterim
  • Suç ve Ceza
    9.1/10 (6.235 Oy)7.564 beğeni20.443 okunma3.646 alıntı122.077 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (8.163 Oy)8.463 beğeni27.136 okunma751 alıntı132.309 gösterim
  • Aşk
    7.8/10 (4.802 Oy)5.490 beğeni17.898 okunma858 alıntı92.341 gösterim
  • Çalıkuşu
    8.7/10 (4.116 Oy)4.937 beğeni18.099 okunma723 alıntı74.267 gösterim
Kitap ciddi anlamda başlarda sıktı. Ama sonrasında hızlı gelişti ve bir anda ters köşe yaptı. Kitabı okurken sürekli sanırım bu tarz kitaplardan hoşlanmıyorum dedim ama sonrasında bir baktım acaba ne olacak diye diye bir baktım gece 3 ve kitap bitmiş. Cuma günü okula gidemedim Dan Brown sağolsun. Ama devamsızlığa değecek bir kitapmış diyebilirim. Her ne kadar daha edebi kitap seviyor olsam da film olmak için yazılmış gibi dursa da olaylar o kadar ilgi çekici ki sevmemek sadece bahane bulmaktır derim.
Merhaba arkadaşlar! Bugün gene güzel bir romanın incelemesi için birlikteyiz. Sevdiğim ve tüm kitaplarını okuduğum Dan Brown’un “Melekler ve Şeytanlar” kitabını enine boyuna ele alarak düşüncelerimizi karalamaya çalışacağız. İncelememin size faydalı olacağı düşüncesindeyim ve bizzat kitabı okuyanlar içinde ayrı bir deneyim olacağı düşünmekteyim. O zaman şimdi yavaş yavaş romanımıza geçelim mi? Geçelim, geçelim!!!

Birçok okurumuzun, Dan Brown’un bundan önceki ya da sonraki kitaplarını okuduğuna eminim. Özellikle, Da Vinci Şifresi’ni okuduktan sonra, Dan Brown'ın Melek ve Şeytanlarını okuyanlarınızın daha bir keyifle okuduğunu görür gibiyim. Bu incelemeyi okuyacak çoğu okura şu soruyu sormak istiyorum: "Melekler ve Şeytanlar’ı, Da Vinci Şifresi ile nasıl kıyaslayabiliriz ki?" Cevap çok basit: Eğer Da Vinci Şifresi’nin tadını çıkarabiliyorsan, o zaman Melekler ve Şeytanları okurken hiç sıkılmayacağına, yabancılık çekmeyeceğine ve tadını çıkaracağına eminim. Bu sebepten kıyaslamak pek mümkün değil gibi. :)

Melekler ve Şeytanlar biz okurlara, Harvard Üniversitesi'nde görevli, simge bilim profesörü Robert Langdon'un karakterini iyi bir şekilde tanıtıyor. Kahramanımız romanımızın başında, İsviçre'nin Cenevre şehrinde bulunan, dünyanın en büyük bilimsel araştırma merkezi olan CERN'in direktörü Maximilian Kohler'den gelen bir telefon görüşmesiyle gecenin ortasında uyandırılıyor. Araştırma merkezinin en iyi fizikçilerden Leonardo Vetra, göğsünde "illuminati" sözcüğü yazılı bir şekilde, hayvan damgalanır gibi dağlanmış ve öldürülmüştür. Ünlü fizikçinin göğsüne dağlanmış bu yazı, uzun yıllar önce kurulmuş olan, fakat yüzyıllardır faaliyette olamadığı düşünülen gizli bir kardeşlik tarikatı “illuminati”ye aittir ve geçmişte bu tarikatın üyelerinin birçoğu da kilise tarafından öldürülmüştür.

Cinayet kurbanı Leonardo Vetra, dünyanın önde gelen fizikçilerinden sadece biri değil, aynı zamanda bir Katolik rahip idi. O ve kızı Victoria, CERN'de karşı madde ile ilgili olan çalışmalarını birlikte yürütmekteydiler. Vetra ve kızı, antimaddeyi yaratmak için dünyanın en büyük parçacık hızlandırıcısını kullanıyorlardı ve madde ile etkileşime girmeyecek şekilde, antimaddeyi güvenilir bir şekilde kutular içine almayı başardılar. Fakat cinayet mahallinde yapılan ufak bir tahkikat ile, antimaddelerden bir tanesinin olduğu kutunun kayıp olduğu anlaşılır. Bu esnada Vatikan’da bulunan güvenlik kameralarına yansıyan bir görüntü, herkesin dikkatini buraya çekmeye fazlasıyla yetecek ve artacaktır bile. O ana kadar, orada bulunan kimsenin bilmediği bir yerde, bir kutu içinde ve temassız olarak bir boşlukta dururcasına havada asılı olan antimadde görünmektedir. Artık herkes antimaddenin Vatikan’da bir yerlerde olduğundan emindir ve Kohler acil bir şekilde Vatikan’a çağrılır. Bir kutu içinde olan antimadelerden herhangi birisi, birbirinden ayrılmak suretiyle manyetik sistemden çıkarılırsa, antimaddeleri güvenli bir şekilde askıda tutması gereken yedek piller 24 saat boyunca bu amaca hizmet etmek için devreye girerler. Bahse konu bu 24 saatlik sürenin olumsuz tamamlanmasıyla, her iki antimadde de çarpışacak ve bugüne değin görülmemiş bir güçte patlama yaşanacaktır.

Lenoardo Vetra, bir Big Bang arayışında olduğu ve onu simüle etmek istediği için antimaddeyi yarattı. Deneyimlemek istediği bu şey, aslında Tanrı'nın var olduğunu, Tanrı'nın evreni yarattığı gibi yeni bir madde ve antimadde oluşturabildiğini kanıtlayacaktır. Yine de Vetra'nın öldürülmesi, kutulardan birinin çalınmasını engelleyememiştir. Kutu içerisindekileri kimin çaldığı ve bununla ne yapmayı planladıkları sorusu yakında cevap bulacaktı.

Antimadde, sadece Vatikan'ı tehdit etmekle kalmıyor, aynı zamanda son ölmüş olan Papa sonrasında devamında yerine geçecek olan yeni papanın seçilmesi hususunda ağırdan alan Katolik Kilisesi'nin kardinalleri ve şehir içinde bir tehlike arz etmektedir. Kutsal Kilisenin yasalarına göre, Kardinal Heyeti’nin, görevi devir alacak olan yeni bir papa seçilinceye kadar, kalmaları gereken Sistine Şapeli'nde kilitlenmeleri gerekmektedir. İçeride, aheste aheste seçim ilerlerken, dışarıda tek tek öleceğinden haberleri olmayan dört kardinal ve belki de yok olacak Vatikan Şehri sokaklarında bu seçimin sonucunu bekleyen binlerce masum insan vardır. Tüm bu yaşananların dışında, arka planda olan hırsızın bir tek dileği vardır; Katolik Kilisenin yüzyıllardır bilim adamlarına ve illuminati'ye karşılık olan tutumunu, davranışını, düşünceleri çürüterek onu yok etmektir…

Langdon ve Victoria Vetra için zamana karşı bir yarış başlamıştır. Sanat tarihi ve dini semboloji de geniş bir arka plan gerektiren ipuçlarını bulmak için arşivleri ve eski gizemleri inceleyip çözmeleri gerekmektedir. Kahramanımız Robert Langdon, tüm bu gizli ve saklı kalmış şeyleri ortaya çıkarabilmek adına, üstün zekâsından, bilgi birikiminden, uzman olduğu her şeyden fayda sağlayabilmek için elinden gelenin en iyisini yapar. Langdon, her bir gizemi ve bulmacayı çözmek için gerekli olan eksik parçaları bulmak adına önüne çıkan her gizemi yeterince anlar bu cevaplar da onu birinden bir diğerine götürür. Victoria güzel, sert, zeki bir kadındır ve artık kendisini babasının cinayetinin intikamını almaya adamıştır. Her ikisi de, illuminati'nin bir adım yakıdır, ama İsviçreli Muhafızlar ile Vatikan Şehri'nde kime güveneceklerini kesin olarak bilmemektedirler. Bu macera ve kovalamaca onları tarihi kiliseler, çeşmeler, mahzenler, unutulmuş pasajlar, gizli geçitler ve katakomlara götürecektir. Ölüm onları her fırsatta teğet geçse de, bir biçimde ya da bir başka şekilde enselerinde takip etmektedir.

O zaman şimdi, Melekler ve Şeytanlar ve Da Vinci Şifresini karşılaştırılmanın zamanı geldi diyebiliriz. Öncelikle bazı yönlerinden dolayı, Melekler ve Şeytanlar, Vatikan Şehri'nin yok edilmesini önlemek için antimadde ve patlayacak olan bomba yarışı/macerasından dolayı daha bir şüpheci hikâyeye sahiptir. Her iki kitap da bir katili, Langdon'un sevdiği yakın birinin ölümüne üzülmesini, sanat tarihini, dini sembolojileri ve gizli topluluklar hakkında kapsamlı bilgi birikimi olan güzel bir kadını konu olarak ele alır. Robert Langdon’un zekâsı, karakteri ve kendisinin romanda kadınlar için olan çekiciliği, kendisini sevilen bir kişilik olarak algılamamızı sağlar. Dan Brown'un yazım tarzı, edebiyatta asla bir dünya klasikleri gibi yer edinmeyecek olsa da, açıkça ifade etmek gerekir ki, yazar bu iki kitabı kaleme alarak daha da olgunlaştı. Bazı mantıklı düzenlemeler onu daha sıkı ve daha odaklanmış bir yazar haline getirmiş olsa da, Melekler ve Şeytanlar hala oldukça keyifli bir okuma türüne sahip kitaplardan birisidir diyebilirim. Konuyla ilgisi olan, bu tür romanları sevenler ve her şeyi birbirine bağlayan tuhaf bilgilerle dolu gerilim ve gizemleri merak edenler için, Melekler ve Şeytanlar kitabını temin ediniz ve kendinize rahat, konforlu bir sandalye bulunuz ve son sayfasına kadar tadını çıkarınız derim.

Şimdiden keyifli okumalar dilerim arkadaşlar.

Bir sonraki kitap yorumu ve değerlendirmesin de görüşmek dileğiyle. Esen kalınız!

~ Adem YEŞİL ~
Başından sonuna kadar sürekli ilgi ve merakla okuyacağınız çok sürükleyici bir kitap. Kurgu ve gerçekler çok güzel harmanlanmış, olaylar zekice örülmüş. Kitabın ilk kısımlarında bahsedilen şeylerin bağlantısı sonlara doğru çıkıyor. Sadece katilin bakış açısına daha fazla yer verilmesini isterdim o kadar.. Kitap sonuna yaklaştıkça heyecan artıyor, tam bitti kalan sayfalarda ne olabilir ki diyorsunuz ama yazar aklınıza yeni pencereler açıyor. Yani özet olarak kalınca bir kitap olmasına rağmen hiç sıkılmadan, soluk soluğa okuyacağınız bir eser...
Küçümsenmeyecek bir alt yapı ve donanımla yazılmış, olay kurgusunun şahane, anlatımının akıcı, heyecanın sürekli zirvede hissedildiği, harika bir roman diyebilirim. Okumamın üzerinden 10 yıldan fazla geçmesine rağmen kitaptaki bazı sahneler canlandırdığım şekliyle halȃ aklımda. Kesinlikle “Da Vinci Şifresi”nden bir adım daha önde. Mutlaka okunmalı!!!
Dan Brown okumaya başladığım kitap beni resmen içine aldı. Hiç bu kadar hızlı bir şekilde okuyacağım düşünmezdim. Aynı kahramanımızı olay sabahı CERN'e götüren uçak hızında gelişti olaylar. Birbiri ardına dinmek bilmeyen aksiyon ve macera örgüsünün içinde öyle güzel yerlere gidiyorsunuz ki hem CERN'i gezip aynı gün Vatikan'daki o güzel eserleri inceleme fırsatımız oluyor hem de gizli bir örgütün varlığına dair kanıtlarla karşı karşıya geliyoruz. Hiç gitmememe ve eserlerin neler olduğunu bilmememe rağmen öyle güzel tasvir edilmiş, öyle yalın bir dille anlatılmış ki sanki 3. Bir kişi olarak ben de olayların içindeydim kitabı okurken. Kahramanımızla birlikte şapelleri gezip kiliselerin gizli geçitlerinin arasında dolaşıp eski kütüphane raflarında bulmam gereken eserleri ararken kitapları karıştırıp oranın tozunu yuttuğumu hissettim resmen. Bu eseri çok beğendim ve oraları gidip görme isteği doğdu içimde. Kitabı okuduktan sonra kitapta geçen yerleri inceledim, gerçekten de gidip görmen gerek diye hissettim. Hala kitabın nasıl bu kadar çabuk bitip beni kadar çok etkilediğini düşünüyorum.
Dan Brown'a bir kez daha hayran kaldım. Kesinlikle muhteşem bir zekaya sahip. Kitap sizi içine o kadar güzel alıyor ki sanki Robert Landon'un yanındasınız ama o sizi görmüyor. Beş kişi tarafından dayak yiyen bir adamı düşünün, dövülen adam kendini korumaktan darbelerin nereden geldiğini anlayamaz. Kitabı okurken sizde olayların akışından,kafa yormaktan sarsıcı, etkileyici darbelerin nereden geldiğini anlamıyorsunuz. Kitap sizi öyle derinden sarsıyor.Hal böyle olunca olan olaya daha çok şaşırıp,etkileniyorsunuz. Yoğun bir hayatım olmasına rağmen kitabı bir gün bile okumadığım olmadı. İçiniz bir yandan bitirip nasıl son bulacağı ile kavrulurken bir taraftan da bitecek olmasının üzüntüsünü yaşıyorsunuz. Birkaç tane farklı kitap okuyup Dijital Kaleye başlamayı planlıyorum. Bu adamın kitapları gerçekten MUHTEŞEM! Okuyun,okutturun arkadaşlar, insanlar böyle harika kitaplardan mahrum kalmasın!
Okuduğum ilk Dan Brown kitabıydı.O kadar beğenmiştim ki sonrasında tüm kitaplarını alıp hepsini 2 ay içinde okumuştum. Mekanları o kadar güzel anlatıyor ki insanda her şeyi bırakıp oralara gitme isteği uyandırıyor. Yurt dışına çıkma fırsatı bulduğumda ise gideceğim ilk yer bu kitap sayesinde kesinlikle 'Roma' ..
Dan Brown 'dan yine muhteşem bir kitap. Sadece bir roman değil, aynı zamanda bir çok konu hakkında fikir sahibi olabileceğiniz bir eder. Bu seri sayesinde sanat tarihine merak saldım. Tarihi eserlere bakarken daha çok inceliyorum artık. Sıkılmadan elinizden bırakamadan okuyacaksınız.
Kitapta neler mi var? Sanat tarihi, bilim, masonluk, hristiyanlık, gizli amaçlar ve belki de hiç düşünmediğimiz Vatikan.
Robert Langdon serisinin ilk kitabı. Nedense bazı kitaplara karşı önyargılı oluyorum, bu kitap da onlardan biriydi. Almadım bile:)) Doğum günümde serinin tüm kitapları hediye olarak gelmişti. Başka bir arkadaşımın teşvikiyle okumaya başladım.
Başından sonuna kadar heyecanlı, sürükleyici bir kitap diyemeyeceğim. Kitabın yarısına kadar sıkılarak, hatta bir an önce bitsin diye kendimi zorlayarak okudum. Sebebi çok fazla din ve bilim arasındaki çatışmanın tarihini anlatması. Dan Brown’u araştırdığımda “din ve bilim gibi paradoksal felsefelerin egemen olduğu bir toplumda yetişmesinin” etkisiyle konulara çok hakim olduğunu gördüm.
Kitabın yarısından sonra herşey yerine oturuyor ve heyecanla sonunda ne olacak demeye başladım.
Kurgu mükemmel tasarlanmış. Sonlara doğru “tamam işte olay çözüldü” derken bir bakıyorum olaylar değişmiş:))
Kitapta çok fazla bilmediğim bir konu olan Illuminati konusunda bir hayli bilgi mevcut. Kitabın konusu da zaten İsviçre’deki bilim labaratuvarıyla Vatikan arasında geçen yeni bir deneyin sebep olduğu olaylar.
Başlarda biraz sıkılsam da keyifle okuduğum bir kitap oldu. Da Vinci Şifresi’ ne başlamak için sabırsızlanıyorum...
Olay akışını geçiyorum zaten orası ayrı bi harikaydı... esas kitabın verdiği bilgiler önemliydi benim için. Hem araştırma yaptım hem de kitabı okudum ... Benim için eğlenceli ve öğretici oldu ... Okumak için geç kalmayın lütfen ... Önermek için de
Her keşif, yeni keşiflere kapı açıyor. İnsanlığın tekerlekten arabaya geçmesi binlerce yıl almıştı. Ama arabadan uzaya geçiş arasında on yıllar var. Artık bilimsel gelişmeleri haftalarla ölçüyoruz. Kontrolden çıkmak üzereyiz.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Melekler ve Şeytanlar
Yazar:
Alt başlık:
Robert Langdon Serisi 1
Baskı tarihi:
Nisan 2004
Sayfa sayısı:
576
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752104556
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Angels and Deamons (Robert Langdon, #1)
Çeviri:
Petek Demir
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Altın Kitaplar
Baskılar:
Melekler ve Şeytanlar
Angels & Demons: Special Illustrated Collector
Harvard Üniversitesi Simgebilim Profesörü Robert Langdon efsanevi gizli örgüt Illuminati'nin -Galileo zamanından beri Katolik Kilisesi'nin bağnaz inançlarını lanetleyerek bilimin yararlarını yücelten- hâlâ faaliyette olup cinayetler işlediğini öğrenince şok geçirir. Parlak bir fizikçi olan Leonardo Vetra cinayete kurban gitmiştir. Tek gözü oyulmuş ve göğsü örgütün sembolüyle dağlanmıştır. Bilim adamının son buluşu güçlü ve çok tehlikeli enerji kaynağı karşımadde çalınmış ve yeni Papa seçiminin gerçekleşeceği gün Vatikan Şehri'nin altına saklanmıştır. Langdon, Vetra'nın meslektaşı ve aynı zamanda kızı olan Vittoria ile medeniyeti yok olmaktan kurtarmak amacıyla Roma sokaklarında, kiliselerde ve katakomplarda soluk soluğa koşuşturarak 400 yıllık izi sürerek Illuminati'nin izini bulmaya çalışırlar.

Brown bu romanda tıpkı bir hokkabaz gibi havaya yüzlerce top fırlatıp hiçbirini yere düşürmeden okuyucuyu inanılmaz bir gerilime sürüklüyor.
(Tanıtım Bülteni'nden)

Kitabı okuyanlar 8.076 okur

  • Bekir
  • Cenk Ucas
  • TUĞBA KENDİR
  • Melis Demirhan
  • Emre Akdemir
  • FİRDEVS
  • Reyhan Gökpınar
  • SEÇİL
  • canmerterbil
  • Bengü Sarıkuş

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%18.2
14-17 Yaş
%7.4
18-24 Yaş
%19.3
25-34 Yaş
%22.4
35-44 Yaş
%23.1
45-54 Yaş
%7
55-64 Yaş
%0.7
65+ Yaş
%1.7

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%63.1
Erkek
%36.8

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%38.3 (791)
9
%24.5 (505)
8
%20.5 (424)
7
%10.3 (212)
6
%3.2 (67)
5
%1.4 (29)
4
%0.9 (19)
3
%0.3 (6)
2
%0.2 (4)
1
%0.1 (2)

Kitabın sıralamaları